Soma’da Yaşanan Bir İş Cinayetidir; Failleri Bellidir!


Dostlar
,

Acıyla paylaşırız…

Bu sitede, her konuda olduğu gibi nesnel gerçekleri paylaşmayı sürdüreceğiz..

Zırva tevil götürmüyor..

AKP ve yandaşları tüm hünerlerine (!) karşılık yalın geçeği örtemiyorlar, örtemeyecekler..

Acı gerçekler ortaya er ya da geç çıkarılacak ve sorumlularından mutlaka
hukuksal hesabı sorulacaktır..

İşletmeye ve hükümete göre her şey 4/4’lük ama gene de kaza bu işin fıtratında (doğasında) var..

Yadsınamayan bir gerçek var ki, “yaşam odası” (var mıydı??) kapalıdır!
Veeee yenisi yapılmaktadır.. Şirket yönetimi de bu sabah basın açıklamasında kabul ve itiraf etti.. Mızrak çuvala sığmıyor.. “Yaşam odaları” yaşam kurtarmak için her zaman hazır bulundurulmak zorundadır. Hem de yeter sayıda.. Varlık nedenleri bu..
Kapalı tutulmak için değil… Yenisi yapılıyorsa, eskisi bozulmuş – işlevsiz demektir. Dolayısıyla saatler içinde bu eksik giderilecek, giderilene dek de madene işçi alınmayacaktır! Denetim nerededir?? Denetim raporlarında bu konuda ne yazılı?
Bu işletmede 1 tanecik mi “yaşam odası” vardır? Toplam 10-12 işçi kapasiteli olarak??
Galeriler 10 km uzunluğa erişiyor.. Derinlik 2000 m ve 1 vardiyada 800 dolayında çalışan.. Standartlar böyle mi? 1 tanecik mi? Çok mu pahalı?
Biz söyleyelim; 50 bin € dolayında ve Türkiye’de de üretimi olanaklı..
Orta derecede lüks bir otomobil fiyatına..
Şirket sahibinin arabası ne marka bilmiyoruz ama, birkaç yaşam odasının
parasal ederidir belki de?

O yüzden mi Başbakan Erdoğan, bir emekçiyi tokatlıyor?
Bu olağanüstü haklılık mı ki; Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel nam yiğit (!)
yere düş(ürül)müş ve 2 jandarmanın tuttuğu kişiyi hınçla tekmeleme hakkı veriyor??

Aşağıdan çıkan işçiler geçeği anlatmaya başladı..

“Gaz maskeleri çürümüş, hiçbir işe yaramadı, kullanamadık, çıkarıp attık..”  diyorlar..
(NTV, 13:00 haberleri, 16.5.14)

Zerre kadar vicdanları ve görev namusları, Allah korkuları varsa Hükümet,
hemen kamuoyundan özür dileyerek görevden çekilmeli ve hiç olmazsa nesnel bir incelemenin yapılabilmesinin, gerçeklerin ortaya konmasının önünü açmalıdırlar.

Hükümet gitmeyecekse; hiç gecikmeden tarafsız ulusal ve uluslararası kurum – kuruluşlardan oluşturulacak bir uzmanlar kuruluna olayı inceleme ve bilimsel rapora bağlaması için tam yetki vermelidir.

Daha önce de, katliamın sabahında yazdık (SOMA’da İŞ CİNAYETİ SORUMLULARINI LANETLİYORUZ!; http://ahmetsaltik.net/2014/05/14/somada-is-cinayeti-sorumlularini-lanetliyoruz/DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve ICFTU (Uluslararası Özgür İşçi Sendikaları Konfederasyonu) gibi kurumlar kendiliklerinden bu bağlamda Türkiye’ye başvuruda bulunmalıdır.
AKP iktidarından çağrı beklemenin anlamı ve gereği yoktur.

TTB’den (Türk Tabipleri Birliği) ve TMMOB (Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği), ODTÜ – İTÜ gibi köklü üniversitelerden, işçi sendikaları konfederasyonlarından temsilciler alınmalı ve bu bilimsel – teknik kurul raporunu saydam biçimde kamuoyuna açık olarak hızla hazırlamalıdır.

AKP ve ilgili şirket gerçekten “masum” ise neden böyle bir yolu açmazlar ki??

Yargı elini çoook çabuk tutmalı ve yasal tüm yetkilerini kullanarak olaya derhal
el koymalı; kanıtlar karartılmadan kendisi yetkin ve namuslu bilirkişiler atayarak
çıplak maddi gerçeğin ortaya konması için, hemen ardından da yine gecikmeden, adaletin gerçekleşmesi ve devasa toplumsal örselenmenin (travmanın) sarılabilmesi için elinden geleni yapmalıdır.

HSYK bölgeye hemen yeni görevlendirme yapmamalıdır.
Bu girişim “doğal yargıç” ilkesine aykırıdır.
Yerel yargı birimleri destek isterlerse,
en yakın yerlerden geçici görevlendirmeler yapılmalıdır.

Evet, AKP iktidarı; eliniz temizse, şirketin sözcülüğünü ve savunmanlığını bırakıp
önerdiğimiz inceleme – soruşturma yollarını açın.. Şirket sahibi ve 3 tepe yöneticisi bile kendilerini savunurken Başbakan – Enerji Bakanı – Hükümet sözcüsü kadar agressif değiller??!!

Sevgi ve saygı ile.
16 Mayıs 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

=============================================================

TTB_logo

Manisa’dan
Ortak Basın Açıklaması

 

 

 

Kimden: Tabip Manisa <manisatabip@manisatabip.org.tr>
Tarih: 15 Mayıs 2014 18:43
Konu: Soma-ortak açıklama metni
Kime: Tabip Manisa <manisatabip@manisatabip.org.tr>

Soma’da Yaşanan Bir İş Cinayetidir; Failleri Bellidir!

Bilindiği üzere 13 Mayıs 2014 Salı günü saat 15.00 sularında Manisa ili Soma İlçesi Eynez bölgesinde, Soma Kömürleri Yeraltı Kömür İşletmeleri’ne ait özel bir
kömür madeninde trafo patlaması sonucu olduğu söylenen yangın meydana geldi.

Yaklaşık 700 kişinin madende mahsur kaldığı kazada, olaydan  2  gün sonrasında,
15 Mayıs 2014’te toplam 274 kişinin öldüğünün açıklanmasına karşın,
ne yazık ki ölü sayısının gerçekte çok daha fazla olması beklenmektedir.
Bu haliyle bile bu kaza Türkiye’de yaşanmış en büyük maden kazasıdır.
Ölenlere  rahmet dilerken, Soma’da her ailenin madenle bir ilişkisi olması nedeniyle
tüm ailelerde acılar olduğunu biliyor, sabırlar diliyoruz.

Halen yerin yüzlerce metre altında kendilerine ulaşılmaya çalışılan kardeşlerimizle ilgili umutlarımızı sürdürmek istiyoruz.

Madenci ölümlerine “güzel öldüler”, madenlerdeki iş cinayetlerini “mesleğin fıtratı” diye izah eden bir iktidar döneminde Soma’daki maden kazalarına baktığımızda;
2013 yılında Soma‘da özel sektöre ait madenlerde neredeyse her ay kaza olduğunu
ve ölümler meydana geldiğini görüyoruz.

Biz biliyoruz ki, bu katliam “kaza” ile olmamıştır.
Ve yine çok iyi biliyoruz ki, önceki cinayetlerde olduğu gibi işçi kardeşlerimizin ölümü yazgı (kader) değildir.
Özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarını yaşama geçirenler
Soma’da yaşananların başlıca sorumlularıdır.

Yıllarca kamu eliyle üretimin yapıldığı madenler, özel sektöre devredildikten sonra
iş kazalarında patlama yaşanmıştır. 2002’den 2011 yılına dek kömür madenlerindeki
iş cinayetleri %40 artmıştır. Bunun nedeni özelleştirmedir, taşeronlaştırmadır,
maliyetleri düşürmek için işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin savsaklanmasıdır.

Bu dönüşüm sayesinde Soma’da katliamın yaşandığı işletmenin patronun övündüğü rakamlar ortaya çıkmış, kömürün tonunun maliyetini 130 dolardan 23 dolara düşmüştür. Bu tasarrufun bedeli de yüzlerce işçinin ölümüyle ödenmiştir.

Özelleştirme ve taşeronlaştırma politikaları sonrası Türkiye ölümlü maden kazalarında Avrupa’da birinci sıraya yükselmiştir.
Dünyada ise bu alanda ilk üç sırada yer alan Türkiye,
maalesef bu yıl birinciliği kimseye kaptırmayacaktır.

AKP’nin iktidarı süresince işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı çıkarılan yasalarla
taşeron şirketlere devredilmiş, ağır ve tehlikeli işlerde işçi başına düşen süre
(AS: gözetim süresi!) azaltılmış, iş güvenliği önemsizleştirilmiştir.

O nedenledir ki bugün madende kaç işçinin olduğu bilinmemektedir, kaç kişinin öldüğü bilgisine net ulaşılamamaktadır. Ocaktaki gaz oranı izlenmemekte, ocaktaki gazların oranları konusunda net bilgi alınamamaktadır. Ancak tüm bunlara karşın madende
her şeyin kuralına ve yasaya uygun olduğu söylenip, tersini söyleyenler ise kötü niyetliler olarak tanımlanmaktadır.

Yakınlarının durumunu öğrenmek isteyen insanlar yetkililerden net bir yanıt alamamakta, ölü ve yaralı sayılarının gerçeği yansıtmadığı düşünülmektedir.

Türk Tabipleri Birliği ülkemizde yaşanan doğal ya da insan eliyle oluşmuş
tüm olağan dışı durumlarda sağlıkla doğrudan ya da dolaylı ilgili tüm yaşananların izlemcisidir ve bu görevini asla bırakmayacak, yaşanan yitikler hakkında kamuoyunu nesnel bir gözle bilgilendirmeye ve yitiklerin hesabını sormayı sürdürecektir.

Soma’nın, Manisa’nın ve Tüm Türkiye’nin başı sağolsun.

  • Bir avuç kömüre bir ömür verenlere selam olsun!

Yüz karası değil kömür karası,
Böyle kazanılır ekmek parası.

Türk Tabipleri Birliği
Türk Dişhekimleri Birliği
Manisa Tabip Odası
Manisa Diş hekimleri Odası

İŞ KAZASI DEĞİL, CİNAYET! HESAP SORUYORUZ, İŞ BIRAKIYORUZ!

 

DİSK, KESK, TMMOB, TTB Soma maden faciası üzerine
ülke çapında eylem programı açıkladı

İŞ KAZASI DEĞİL, CİNAYET!

ÖFKELİYİZ, HESAP SORUYORUZ,

İŞ BIRAKIYORUZ! 

Soma‘daki katliamın sorumlularını biliyoruz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin tümüyle bir maliyet ögesi olarak görüldüğü ve maksimum kârı elde etmek için en acımasız üretim süreçlerinde çalışmak zorunda bırakılan Soma‘daki yüzlerce işçi kardeşimiz başından beri ölüme terk edilmişlerdir.

Özelleştirme, taşeronlaştırma politikalarını sürdürenler, maliyet düşürmek için işçilerin yaşamına kast edenler, onlara cesaret verenler, daha önceki madenci katliamlarını sözleriyle ve icraatlarıyla aklayanlar, iş güvenliği yasasıyla işyerlerindeki denetimleri bile özelleştirenler Soma katliamının failidir ve hesap vermelidir.

DİSK-KESK-TMMOB ve TTB olarak tüm işçi sınıfını, emekçileri ve emek dostlarını, Soma‘daki işçi kardeşlerimiz için ayağa kalkmaya çağırıyoruz.

• 14 Mayıs 2014 Çarşamba günü ülkenin dört bir yanında ve işyerlerinde düzenlenen eylemleri yaygınlaştıracak ve kitleselleştireceğiz.

• 15 Mayıs 2014 Perşembe günü saat 09:00‘da tüm Türkiye‘de tüm işyerlerinde
3 dakikalık saygı duruşu yapılarak iş bırakacak ve illerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müdürlükleri önüne yürüyeceğiz.

• 15 Mayıs 2014 Perşembe günü tüm halkımızı siyah giyinmeye, siyah kurdeleler takmaya, evinin, işyerinin balkonuna, aracına siyah bezler asmaya çağırıyoruz.

SOMA’da İŞ CİNAYETİ SORUMLULARINI LANETLİYORUZ!


SOMA’da İŞ CİNAYETİ SORUMLULARINI LANETLİYORUZ!

yanan_mum

 

 

 

 

 

Dostlar,

Bir işe yarar mı ki; biz de basmakalıp (klişe) söylemleri dillendirsek ve
ölen şehit madencilere Allah’tan rahmet ve kederli ailelerine sabır ve başsağlığı,
yaralılara da acil şifalar dilesek??

Bir kez “şehit” in Tanrı katında yeri en yücelerde değil midir ki, biz kalkıp bir de
Tanrı’nın bu kişilere rahmet etmesini diliyoruz? Bu ne yaman ve hazin çelişkidir?

Aslında suçumuzu dillendirip Tanrı’dan örtük bağış diliyoruz korkarız..

Saat 05:40 oldu ve uyumuyoruz, u-yu-ya-mı-yo-ruz..
Gün üstümüze doğdu gene..
Soma’da yeraltı kömür ocağında yangın sürüyor.. 787 dolayında emekçi madende idi, 363’ü çıkarıldı ama yarısından çoğu hala yer altında.. 2000 metreye dek inen kuytularda can pazarında. Çok sayıda, 4’ü ağır 80+ yaralı var, kurban sayısı 201!
Patlamanın 15. saatini sürüyoruz.

SOMA_maden_kazasi_13.5.14

Soma’daki iş kazalarının incelenmesi için 23 Ekim 2013’te TBMM’ye verilen önerge aylarca neden bekletildi ve 29 Nisan 2014’te gündeme alınıp AKP’nin blok oylarıyla reddedildi? Neden??

  • 13.5.2014 günü Soma’da özel sektöre ait kömür işletmesinde «trafo patlaması» nedenli (?!) yangında, 14.5.14 günü saat 05:00’te resmi verilerle 201 emekçiyi yitirdik; gene İŞ CİNAYETİNE KURBAN VERDİK! Yazıklar olsun!
  • Ekte yansılarını sunduğumuz dersi 12.5.14 günü AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Dönem 6 (son sınıf) öğrencileri ile 4 saat işlemiştik. Bir de film izlemiş üzerinde iş kazalarının nedenlerini tartışmıştık. 22 posterle de iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini irdelemiştik.. TBMM’de Soma önergesi reddedilmişti!?
  • Biz bu eğitim işini on yıllardır (1977’den beri) yapıyoruz ama özlenen sonuç
    hala ortada yok. İstanbu Tıp Fakültesi’nden mezun olup (1977) bir yeraltı maden işletmesinin işyeri hekimi olduğumuzdan bu yana iş-işçi sağlığı ve güvenliği
    en çok emek verdiğimiz alan oldu. Yıllardır bu alanda kuramsal ve uygulamalı mezuniyet öncesi ve sonrası dersler vermekteyiz.. Binlerce işyeri hekiminin yetişmesine Türk Tabipleri Birliği kurslarında 10+ yıl akademik emek verdik.
  • Kozlu’da 3 Mart 1992’de 262 emekçiyi kurban verdik, yetmedi..
  • OSTİM’de (3 Şubat 2011) 20 emekçiyi kurban verdik, akıllanmadık.
  • Esenyurt’ta 11 emekçi naylon çadırda cayır cayır yandılar, yetmedi (13.3.2012).
  • Davutpaşa’da 31.1.2008’de 21 emekçi kurban verildi, dava hala bitmedi!?
  • Kozan’da 24.2.12’de 10 emekçi, parçalanan baraj kapağı ile adeta uzaya fırlatıldı, akıllanmadık..
  • Başbakan R.T. Erdoğan, 30 emekçiyi yutan Karadon faciasında (17.5.2010)
    «Bu mesleğin kaderinde ölüm var..» demişti. Oysa uzman raporları işletmede üretim plan ve projesinin olmadığını, havalandırmanın yetersiz olduğunu kanıtladı.
  • Dönemin Çalışma Bakanı Prof. Ömer Dinçer, hiç sıkılmadan Karadon için «Güzel öldüler» (!!?) diyerek hepimizi utanca boğdu ve tarihe de böylece geçti…
  • Bu iş cinayetlerinin sorumlusu, akıl ve bilimdışı bu çağdışı siyasal anlayıştır.
    12 yıldır iktidarda olan bu gerici ve emek düşmanı anlayış, gerekli denetimleri yapmayıp sermayenin isteklerine boyun eğmektedir. Asıl katil olan bu siyasettir.
  • En tehlikeli işyerlerinde bile işi durdurma ve işyeri kapatma yaptırımları uygulanmamakta, idari para cezalarıyla geçiştirilmektedir. Çalışma ve
    Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın İş Teftiş Kurulu Müfettişleri siyasal baskı altındadır. 
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve
    Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Ylldız 
    derhal istifa etmelidir!
    Bu 2 Bakanlık sırasıyla İş Sağlığı ve Güvenliği 
    Genel Müdürlüğü ile
    Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nü iş sağlığı ve güvenliğinden doğrudan sorumlu birimler olarak bünyelerinde bulundurmaktadır. 

siyah_kurdela_Bayrakli

 

 

 

 

  • AKP hükümeti istifa etmeli, TBMM olaya el koymalıdır..
    Ne yazık ki bu TBMM, (AKP grubu) yukarıda değindiğimiz gibi Soma iş kazalarını inceleme önergesini reddetmiştir! Biz kime güveneceğiz?

    Yılda 72 bin, ayda 6 bin, günde 200, saatte 8 iş kazası kayda giriyor..
    Her gün 3-5 işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor..
    Her yıl 2200 dolayında emekçi  tam engelli oluyor..
    On binlerce meslek hastalığına tanı kon(a)mıyor, yıllık rakamlar komik,
    500’den az!
    Bu ürkünç ve utanç verici (stigmatik) tablo sürdürülebilir  mi?

  • Soma iş cinayetinin inceleme ve araştırmasında bilirkişiler arasında ulusal ve uluslararası kurumlardan bağımsız uzman denetçiler mutlaka bulunmalıdır. Bunların başında TBB (Türk Tabipleri Birliği), TMMOB (Türk Mühendis ve
    Mimar Odaları Birliği), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü – International
    Labor Organisation), ICFTU (International Confederation of Free Trade Unions) Uluslararası Özgür Sendikalar Konfederasyonu ve ulusal İşçi Sendikaları Konfederasyonlarının temsilcileri gelmektedir.

Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği alanında yüz kızartıcı durumdan kurtulmak için
her şeyden önce emeğin özgürce sendikal örgütlenmesinin önünü açmak zorundadır. Halen emekçilerin %90’ı sendikal örgütlenmeden yoksundur ve bunun da nedeni özelleştirme ve taşeronlaştırmadır. Her 2 uygulamanın da şampiyonu
AKP iktidarıdır. Kasım 2002’den bu yana ülkenin taşı toprağı satılmış, Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek geçen yıl “artık satacak kamu malı kalmadı” acı itirafında bulunmuştu. Taşeronlaştırma da 2003 yılında AKP hükümetinin 1. yılında çıkarılan 4857 sayılı İş Yasası ile Türkiye gündemine sokulmuştur. 10 yılda 2,6 milyon emekçi, taşeron işçisi yapılmıştır. Kamu kesimi özel sektörle yarışmaktadır bu süreçte.
Sağlık Bakanlığı en çok taşeron işçisi çalıştıran Bakanlık olup, sayı 120 bini aşmıştır
ve oran olarak da 1/3’ü geçmiştir.

Toplamda, yaklaşık olarak kayıtlı her 6 işçiden biri iş güvencesiz postmodern köle olarak ana işverene bağlı alt işverenin (taşeronun) emrinde çalıştırlımaktadır.
Toplam 25+ milyon istihdamın en iyimser 1/3’ü de kayıt dışıdır. (TÜİK resmi verileri)

Türkiye ölümlü (fatal) iş kazalarında Rusya ve Hindistan’ın ardından Dünya 3’üncüsü! 

Unutulmasın : SENDİKA yoksa iş sağlığı ve güvenliği de yoktur!

İkinci olarak Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği sorununu aşmak için, çoğu gelişmiş ülkede, ABD (NIOSH), Japonya ve AB’de (OSHA)… olduğu gibi yönetsel ve akçal (finansal) açılardan mutlaka özerk, bilimsel bakımdan özgür bir Türkiye Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Kurumu kurmalıdır. Bu Kurum her türlü siyasal karışmadan arınmalıdır.

Hızla bir Ulusal İş Sağlığı – Güvenliği Bilimsel Kongresi düzenlemeli ve orada belirecek görüşler ulusal politika olarak yaşama geçirilmelidir.

Son 30 yılda özellikle tırmanan iş cinayetleri ve iş sağlığı – güvenliğinin yok edilişinde makro ölçekte sorumlu olan olgu KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizmdir!
Türkiye hızla KüreselleşTİRilmekte = postmodern sömürge kılınmakta ve olağansütü ağır bedeller ödemeyi sürdürmektedir. Aklımızı başımıza almazsak, KüreselleşTİRmecilerin son hedefi Türkiye’yi ulusu ve ülkesiyle parçalamaktır!

Bu gün, 14 Maysı 2014 günü AÜTF Dönem 3 öğrencilerimize verdiğimiz Küreselleşme ve Sağlık dersimizin konuk öğretim üyesi, SBF’den sevgili dostumuz – meslektaşımız Sn. Prof. Dr. A. Gürhan Fişek olacak.. Rastlantıya bakınız ki, konusu da

Küreselleşme ve İş Sağlığı Güvenliği..

Türkiye’nin bu alanda en yetkin akademisyenlerinden olan Prof. Fişek’i,
bu yürek yakan Soma faciasının ilk gününde tam da bu konuyu işleyecek olduğu dersi konuk olarak dinlemeye çağırıyoruz :

14 Mayıs 2014 Çarşamba, saat 16:00 – 17:50, AÜTF Morfoloji Binası 5 no’lu anfi, Sıhhiye, Ankara

Umarız bu facialar şok etkisiyle aklımızı başımıza getirsin ve ödenen çok ağır – acı bedeller gecikmeden bir ulusal uyanıkık sağlasın..

Başka nasıl teselli olabiliriz ki??
Biz bıkıp usanmadan yüksek sesle yinelemeyi sürdüreceğiz :

Emek en yüce değerdir ve Emeğe saygı, insan olmanın baş koşuludur..

259 yansıdan oluşan kapsamlı power point sunumuzu izlemek için lütfen aşağıdaki erişkeyi tıklar mısınız??

  • DÜNYA’da veTÜRKİYE’de İŞÇİ SAĞLIĞI ve İŞ GÜVENLİĞİ
    Sorunu ve Çözümler..

http://ahmetsaltik.net/2014/05/14/turkiye-ve-dunyada-isci-sagligi-ve-guvenligi/ 

Bu emek, şu dakikada, 14 Mayıs 2014 günü saat 05:40’ta kurban olduğu belirlenen 201 kömür emekçisine ve 80+ yaralıya adanmaktadır.

Sevgi ve saygı ile.
14 Mayıs 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Makaleyi pdf olarak indirmek için lütfen tıklayınız..

SOMA’daki _IS_CINAYETI_SORUMLULARINI_LANETLIYORUZ