27 Mayıs : Büyük Devrim 58 yaşında

Büyük Devrim 58 yaşında

Büyük Devrim 58 yaşında

Hikmet Çiçek
AYDINLIK, 27 Mayıs 2018

(AS Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Devrimci ağabeyimiz emekli Kurmay Albay Suphi Karaman’ın anısına…

Çankaya tepelerinde tanyeri ağarıyor. 27 Mayıs 1960 sabahındayız. Saat 03.45’te Tümgeneral Cemal Madanoğlu komutasındaki dört kişilik ekip arkası açık bir pikapla Kara Harh Okulu’ndan hareket ediyorlar. Devrim, on dakika önce bir baskınla ele geçirilen Sıkıyönetim Karargahı’ndan yönetilecekti. Komuta merkezini teslim alan genç yarbay ise Suphi Karaman‘dır. Meclis’in Dikmen kapısının karşısında, şimdi Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler Komutanlığı (ATESE) (AS: ATASE olacak) olarak kullanılan bina, 52 yıl önce Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’ydı. Devrimin parolası “İnkılap“, işareti “el kaldırma” idi.

Genç subaylar yaydan boşalmış birer ok gibi önceden planlanan hedeflerine koştular. Orduevi, Radyoevi, Büyük Postane, Çankaya Köşkü vb. birer birer ele geçirildi. Aynı saatlerde İstanbul’daki Kemalist subaylar da görevlerini yerine getiriyorlardı.

Bundan 58 yıl önce Türkiye büyük bir devrim yaşadı.

Meşruiyetini yitirmiş Demokrat Parti iktidarı Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yıkıldı. Tarihimizin 150 yıllık kısa zaman diliminde dördüncü büyük devrim (1876, 1908, 1920, 1960) gerçekleşti.

“KOMİTE”

27 Mayıs’ın ilk örgütlenmesi Mayıs 1959’da dört kişi ile başladı. Bunlar hiyerarşik sıra ile Kurmay Albay Osman Köksal, Kurmay Yarbay Sadi Koçaş, Kurmay Yarbay Sezai Okan ve Kurmay Binbaşı Suphi Karaman‘dı.

Ankara’daki ilk gizli toplantı Sadi Koçaş’ın evinde yapıldı. Koçaş’ın kiracısı olduğu evin sahibi, daha sonra komiteye katılacak olan Kurmay Yarbay Sami Küçük‘tü. Bir yıl sonra, 27 Mayıs Devrimi‘ni gerçekleştirecek olan Komite’nin çekirdeğini bu adlar oluşturuyordu.

1959 yılının Eylül ayında ihtilalciler, dört kişiden oluşan çekirdek kadro 8’e çıktı. Komite’ye Kurmay Yarbay Alpaslan Türkeş, Kurmay Yarbay Orhan Kabibay, Kurmay Binbaşı Mustafa Kaplan ve kurmay olmayan fakat gözü kara bir ihtilalci olan Yüzbaşı Rıfat Baykal dahil edildi.

Toplantılar Kurmay Binbaşı Mustafa Kaplan’ın Ankara Maltepe semtindeki evinde yapılıyordu. Bu arada Komite genişlemesini sürdürdü.

Dokuzuncu kişi Kurmay Binbaşı Vehbi Ersü, onuncu subay ise Kurmay Yarbay Rafet Aksoyoğlu oldu. Bu dönemde devrimin yönetici çekirdeğine İstanbul’dan ilk subay dahil edildi: Kurmay Binbaşı Orhan Erkanlı. 1960 yılı ocak ayının ortalarına doğru bir dış ülkeden görevden dönen Kurmay Yarbay Sami Küçük de Komite’ye dahil oldu.

Suya atılan bir taşın yarattığı dalgalar gibi büyüdüler. Kurmay Albay Ekrem Acuner ve Kurmay Albay Fikret Kuytak ve daha sonra sırasıyla Ankara’da Kurmay Albay Muzaffer Yurdakuler, Kurmay Binbaşı Kadri Kaplan ve Tümgeneral Cemal Madanoğlu ve İstanbul’dan Kurmay Albay Mucip Ataklı ve Kurmay Binbaşı Ahmet Yıldız da gizli örgüte katıldılar.

VE BİTMEK BİLMEYEN SAATLER…

Kuvvetler gözden geçirildi, irtibatlar tazelendi, 25 Mayıs’ta harekete geçmeye karar verildi. Harekat tarihi bir kurye ile İstanbul’a bildirildi. Fakat kurye daha İstanbul’dan geri dönmeden harekat iki gün sonraya ertelendi. Karar şifreli bir mesajla İstanbul’daki ihtilalcilere şöyle bildirildi:

“Dündar Seyhan’ın oğlu ikmale kaldı. Emekli sandığından istediği 2 750 lira borç parayı aldık, 20 lirasını posta parası olarak kestik, 2 bin 730 lirayı gönderiyoruz.”

Harekat 27 Mayıs gününe ertelenmişti. Mesajın anlamı buydu.

Suphi Karaman ağabey o günü şöyle anlatıyordu:

“Ankara Radyosu saat 05.30’a doğru anonos yapmaya, ihtilalin olduğunu halka bildirmeye başladı. Ve kıtalarla telefon temasları hemen kuruldu. İzmir’le temas kuruldu, oradaki komutana ‘İhtilal oldu, bu ihtilalin başı Cemal Gürsel‘dir. İzmir’de şu anda, derhal onun evinin etrafını çevirin, güvenlik altına alın ve kendisine duyurun’ denildi. İstanbul’a açıyoruz haberi veriyor, oradaki arkadaşlarla irtibat kuruyoruz. Erzurum’a açıyoruz, Ragıp Gümüşpala Erzurum’da ordu komutanı. O’nu ayarlamaya çalışıyoruz. Derken yarım içinde her tarafta irtibat ayarlandı. Bütün her yerde Silahlı Kuvvetler her yanda duruma egemen oldu.”

6 Ocak 1961 günü Kurucu Meclis açılırken Milli Birlik Komitesi adına 5 kişilik bir heyet Anıtkabir‘e giderek çelenk koydu. Heyetin başında Karaman vardı. Anıtkabir defterini o imzaladı. Yalnızca son cümlesi hatırında kalmış: Atam izindeyiz!”

Doğu Perinçek, 18 Nisan 2004 günlü Aydınlık’ta “Mustafa Kemal’i kıskanmak” başlıklı başyazısında şöyle diyordu:

“Hasan Yalçın’ı yeni kaybetmiştik, demek ki 2002 yılının Eylül başı. Suphi ağabey, ‘Birkaç saatimizi kendimize ayıralım, bir yerde dertleşelim’ dedi. Ben, Hikmet Çiçek, Mustafa Kemal Çamkıran ve Fikret Akfırat, o akşamki coşkusunu hiç unutamıyoruz. Suphi ağabey, sohbetin doruğunda, ‘Harp Okulu’ndayken Mustafa Kemal’i kıskanırdım’ dedi. Genç Türk devrimcisi, kendisini ancak bu kadar güzel anlatabilir. Bir önceki devrim kuşağını kıskanmak, onları aşmayı hayatın amacı olarak kabul etmek: Devrimcinin kanunu, ahlâkı budur.”
===============================================
Dostlar,

27 Mayıs 1960 Devrimi 58 Yaşında!

Bir 27 Mayıs anması ancak bu denli güzel yazılabilirdi..
Bu bakımdan, Sayın Hikmet Çiçek‘e teşekkür doluyuz. (27 Mayıs 2018, AYDINLIK)
Her bakımdan meşruluğunu yitirmiş, baskıcı – ayrımcı – demokrasi düşmanı – hukuk tanımaz… eşikleri çoktan aşmış DP (Demokrat Parti) iktidarı 10. yılını bitirmişti ve ülkede artık kan dökülmeye başlanmıştı..

  • DP iktidarı faşizme kaymış, ulus bölünmüş ve bir iç çatışmaya – kardeş kavgasına sürükleniyordu.

14 Mayıs 1950 seçimlerinde CHP ve Genel Başkanı İsmet İNÖNÜ‘ün lütfu olan çok partili yaşama geçiş bağlamında ülkede gerici – tutucu mütegallibeyi örgütleyen Celal Bayar ve arkadaşları Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuad Köprülü‘nün oluşturduğu 4’lü Takrir imzacıları, DP ile seçimi kazanmış ve kansız – şiddetsiz iktidara geçmişlerdi. Dünyada örneği görülmemiş bir demokratik dönüşüm hatta Devrim idi bu. Cumhuriyetin 2. Cumhurbaşkanı ve Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün en yakın dava ve silah arkadaşı İsmet Paşa Cumhurbaşkanlığı makamını da bırakmış, Celal Bayar 3. Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan olmuşlardı.

Ne var ki Cumhuriyetin temel değerlerine düşmanlık etmeye başladılar. Atatürk‘ün 1932’de Türkçe okutmaya başladığı ezanı 1 ay içinde yeniden Arapça yaptılar. Devrim kurumları olan Halkevleri ve Halkodalarını kapatarak mallarına el koydular.
Ülkeyi NATO’ya soktular. ABD ve Batı’dan borçlanmaya başladılar..

6-7 Eylül 1955’te İstanbul Rumlarına dönük kanlı provokasyonu tezgahladılar.

Temmuz 1958’de TÜRKİYE’yi İFLAS ETTİRDİLER. MORATORYUM İLAN ETTİLER!
Borç bulabilmek için CHP – İnönü’den emanet tonlarca altını Londra’ya rehin verdiler..
(Yükünün ne olduğunu bilmeden Hazine’nin altın kolilerini Londra’ya taşıyan TSK pilotu H. Avni Güler’in ses kayıtları bu sitede yayınlanmıştır..)

Üniversitede baskı ve hocaları işten atmalara imza attılar.

İsmet İNÖNÜ‘nün yurt gezilerini engellediler, başından taşla yaraladılar.

TBMM’de vekillerden Tahkikat Komisyonu kurarak, savcı – mahkeme yetkisi vererek CHP’yi kapatmayı ve malvarlığına el koymayı tasarladılar..

………………………..
…………………………………..
Herkesin sabrı taşmıştı ve Mustafa Kemal’in ordusunun bir avuç genç Kemalist subayı tabandan tepeye bu haklı – meşru – hukuka bütünüyle uyarlı biçimde; tümüyle gayrı meşru hale gelmiş DP iktidarına karşı ULUS ADINA DİRENME HAKKINI kullanarak Cumhuriyete kol ve kanat germişlerdi. DP iktidardan indirildi ve Milli Birlik Komitesi kuruldu ülkeyi geçici olarak yönetmek üzere..
…………..
Hızla, dünyada örneği bulunmaz bir özgürlükler hukuku içeren bir Anayasa hazırlattılar İstanbul ve Ankara Üniversitesinin hocalarına.. Bu Anayasayı 1961’de yürürlüğe soktular ve iktidarı sivillere terk ettiler.. “Cemal Aga” yı (Org. Cemal Gürsel‘i) Cumhurbaşkanı olarak bırakarak.

Özetle 27 Mayıs 1960 Devriminin özü budur. Üzgünüz ama 3 idam yapılmıştır. Yassıada Mahkemesi Başbakan Adnan Menderes ile Bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan‘ın idamlarına karar vermiş ve infaz edilmişlerdir. Bildik çevreler hala bu idamları istismar etmekte ve kin – düşmanlık sürdürmektedir. Keşke olmasa idi.. Ama daha büyük bir KEŞKE ile DP de bunca zulmü – hukuksuzluğu – keyfiliği – baskıyı – sansürü – Cumhuriyet düşmanlığını… yapmasa ve ülkede masum insanların kanını dökmese idi!

27 Mayıs bir Darbe midir, Devrim midir??

Çok sorulan bir sorudur. Kuramsal tartışmaları bir yana bırakır ve sonucuna bakarsak, Kemalist Devrim yeniden rotasına oturtulmuş, bu Devrimi koruyup kollayacak kurumlaşmalar sağlanmış (aşağıda) ve 1961 Anayasası gibi benzersiz bir özgürlükler rejimi kuran Anayasa ulusa armağan edilmiştir. Bu eylemlerin öznelerine ve ürünlerine olsa olsa DEVRİM denebilir..

Özgürleşme (Bireysel, basın, haberleşme vb.),
Örgütlenme,
Demokratikleşme,
Üniversitelere özerklik,
TRT özerk kurumu,
Parlamenter sistem (çift meclisli yapı)
Güçler ayrılığı ilkesi,
Yargının bağımsızlığı, Yüksek Yargıçlar Kurulu
DPT (Devlet Planlama Örgütü)
………

27 Mayıs Net Bir Devrimdir!

Mustafa Kemal’in genç subayları, O’nun izinden giderek, Cumhuriyeti koruyup kollamışlar, kendilerine emanet edilen Türkiye Cumhuriyetini, doğal bağlaşıkları (müttefikleri) üniversite gençliği ile birlikte gerici saldırı ve yıkımdan kurtarmışlardır..

Selam olsun onlara.. Selam olsun polisin yerlerde sürüklediği İstanbul Üniversitesi Rektörü ak saçlı hukuk bilgini Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar‘a.. Selam olsun İstanbul Üniversitesi’nde polis kurşunuyla vurulan yiğit öğrenci Ali İhsan Kalmaz‘a… ve de “Cemal Aga” ya..

Şimdi hedef; DP iktidarını mumla aratan 15,5 yıllık mutlak AKP iktidarının despotizminden 24 Haziran 2018 seçiminde kurtulmak ve 1961 Anayasasından geri kalmayacak yeni ve uygar bir Anayasa yaratmak olmalıdır..

  • İlk 4 maddeye asla dokunmadan!

27 Mayıs Devrimcilerinin ruhları ancak böyle şad olabilir..

Sevgi ve saygı ile. 27 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Not : 27 Mayıs bağlamında sitemizde daha önce de epey yazı yazılmıştır. “27 Mayıs” anahtar sözcükleri ile çağrılıp okunması uygun olur.. Özellikle Devrimin kazandırdığı kurumlara dikkat etmek uygun olur.. 3 örnek için erişkeler aşağıdadır..

– 27 Mayıs üzerine Hüseyin Avni Güler ile bir Söyleşi
http://ahmetsaltik.net/2013/05/31/27-mayis-devriminin-nedenleri-sonuclari/
– http://ahmetsaltik.net/2017/09/21/basbakan-adnan-menderesi-benden-dinleyiniz/

Cengiz Özakıncı 27 Mayıs Askeri Müdahalesiyle ilgili somut belge ve bilgilerle ezber bozdu. İzlemediyseniz kaçırmayın.

Tarihin Bilinmeyen Yüzü 26.05.2018 | Cengiz Özakıncı | 27 Mayıs Askeri Müdahalesi

Kanal B 26 Mayıs 2018 tarihli “Tarihin Bilinmeyen Yüzü” programında Levent YILDIZ’ın konuğu Araştırmacı-Yazar Cengiz ÖZAKINCI; Cumhuriyet döneminin ilk askeri müdahalesi olan 27 MAYIS ile ilgili ; “DEVRİM” mi “DARBE” mi; “İLERİCİ” miydi “GERİCİ” miydi; neler getirdi neler götürdü? Sorularına ve söylentiler, uydurmalar hakkında çarpıcı gerçekleri ilk kez göreceğiniz belgelerle açıklıyor :
https://www.youtube.com/watch?v=DyufemK9Cu0&feature=youtu.be

27 Mayıs 1960’ın 56. Yıldönümü..

Merhaba,

Bugün 27 Mayıs.

27 Mayıs 1960’ın 56. Yıldönümü.

2010 yılında Mülkiye Dergisi’nin 267. Özel Sayısı, 27 Mayıs 1960’a ayrılmıştı.

Meraklısı aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilir.

Mülkiye Dergi-2010-s_267

Selam ve sevgiler

Dr. Serdar ŞAHİNKAYA
Mülkiye

http://mulkiye.dergipark.gov.tr/mulkiye/issue/268

Bizim kapsamlı irdelememiz aşağıda…

======================================================

Dostlar,

Dün Tayyip bey Kırşehir’de 27 Mayıs, İnönü, CHP ile ilgili olarak gene vargücüyle yüklendi..
Tarihsel  bilgi vermek değildi elbette..
Ne yazık ki toplumu kutuplaştırıcı idi..
Söylediklerinde önemi yanlış ve eksikler vardı..
İster bilgi açığı, ister bilinçli çarpıtma olsun; bir devlet başkanına kamuoyu önünde
böylesi bir davranış yakışır mı??

Ama afsunlanmuş bindirme kıtalar boş bakışlarla alkışlıyor!?
Faşistleşen rejimlerde tipiktir; gösterişli yollar, limanlar, köprüler… yapılır..
Ancak ülkenin ekonomisi, özellikle sanat – kültür – bilim yaşamı çoraklaşır, kuraklaşır..
En tipik örnekleri.. Kars’ta İnsanlık Heykeli RTE emriyle parçalanmadı mı?
Atatürk yontuları kaldırılıyor, kırılıyor, kirletiliyor..

Taksim’in ortasında ATATÜRK KÜLTÜR – SANAT MERKEZİ 8+ yıldır “bakım” (!) gerekçesiyle, utandıran bir ikiyüzlülük ve yalancılıkla harap olmaya terkedilmiş durumda..

Ankara’daki ATATÜRK KÜLTÜR – SANAT MERKEZİ yılardır panayır yeri gibi kullanılıyor..

AKP – RTE ne yazık ki artık, bu Makyaveli bile utandıran politikalardan beslenebiliyor.
Tabanını bir arada tutması öylesine zorlaştı, olanaksızlaştı ki; az eğitimli, yandaş basınla
beyni yıkanan, partinin ve uzantısı vakıf – dernek – cemaat – belediyelerin – kamu birimlerinin yoksullukları – işsizlikleri ve iğrenç nepotizm (yandaş – akraba kayırmacılığı) uygulamaları ile teslim ve tutsak alınan kitleleri tahkim etme (bir arada tutma) derdinde.

Ama ABD’li Savcı Bhahara’nın Reza Zarrab dosyasında son derece önemli yolsuzluk – rüşvet belgeleri var. CIA destekli veriler, yani ABD hükümeti işin içinde.. Benzetmek yerinde ise, metal halka ümüğe takılmış gibi.. Hangi Bakan’a kaç milyon dolar rüşvet verilmiş, liste elde. Toplamda, Reza’nın anlatımıyla 8,5 milyar Dolar rüşvet Türkiye’de iktidar yetkililerine dağıtılmış! Aşırı hırçınlık, “kan edebiyatı”.. bu çaresizlik ve kuşatılmışlık kökenli korkarız..

İç politika kokuyor.. İşsizlik, yoksulluk, sınav yolsuzlukları, din dersi öğretmenlerinin sapıklığı..
Dış politka bataklıkta… Sadrazam Binali bey “düşmanları azaltacağız..” buyuruyor çaresizlikle..

Almanya Türkiye’yi utanmadan soykırımla suçluyor;
çırpınan salt Vatan Partisi – Perinçek ve yurtseverler..

Yoğuuuuuuuuuuuuuun mu yoğun din – iman sömürüsünün de artık sonuna gelindi..
Milyonlarca Alevi yurttaşın temel hakları, AİHM’nin kesinleşmiş 3. temyiz kararına karşın verilmiyor.. Her gün 5 dolayında şehit geliyor.. 24 Temmuz’dan bu yana 530’u geçti şehitler!

24 yurttaş (8 asker şehit + 16 sivil köylü şehit) can vermişken, 6 bin çağrılı ile nikah yapıyor RTE ailesi!

Dışarıdan sıcak para girmiyor yeterince; Suudi Kralının havaalanında uçağının merdivenlerine dek gitseniz bile .. Bıdık Katar’ın fonları da yetmiyor ve Katar Şeyhası (kadın Şeyh) Mozah güzel bir kraliçe, akıllı bir kadın. Batı’da bile az rastlanacak tipte bir entelektüel.
(http://ahmetsaltik.net/2016/05/26/prof-ilber-ortayli-ataturk-cumhuriyetinin-sonu-gelmez/)

Katar’ın ve Türkiye’nin devlet aklı bir yana, nitelikli entellektüel Şeyha Mozah’ın birikimi ve zekası bizimkinden geri kalır mı acaba, ya da tam tersi mi??

*****

27 Mayıs Devrimi ile ilgili gerçekleri öğrenmek için, Dr. Serdar Şahinkaya dostumuzun yolladığı erişkeyi (linki) tıklayarak Mülkiye Dergisinin bu özel sayısını indirip okuyunuz, gerçeklerle yüzleşeceksiniz.. Tayyip beyin ise bunların tersini söylediğini göreceksiniz..

2010 yılında Mülkiye Dergisi’nin 267. Özel Sayısı, 27 Mayıs 1960’a ayrılmıştı.

http://mulkiye.dergipark.gov.tr/mulkiye/issue/268

Sitemizde bizim bu konuda yayımladığımız eski dosyalara da bakılması dileğiyle..

Örn. Temmuz 1958’de ülkemizi resmen iflasa (moratoryuma!) sürükleyen Başbakan Menderes yönetimindeki DP iktidarının, ABD’den, memur maaşlarını ödeyebilmek için aldığı borç karşılığında belki de Dünya İktisat tarihinin en yüksek oranlı devalüasyonunu yaptığını..

– 1 Dolar 2,80 TL iken, % 300’ü aşan değersizleştirme (de-valüasyon) ile 9 TL’nin üzerine çıkarılışını..
– CHP – İnönü’den teslim alınan ikiyüz ton Hazine altının TSK uçağıyla Londra’da rehin verilerek dış borçlanmayı, (götüren pilotun ses kaydını sitemize yüklemiştik..)
– Menderes’in Meclis’te “Siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz..” deyişini..
– 14 Mayıs 1950’de iktidar oluşunu izleyen ay, Türkçe okunan ezanın yeniden
Arapçaya döndürülüşünü,
Odunu aday göstersem seçtirirm.. deyişini Menderes’in..
İsmet İNÖNÜ’nün kafasına Topkapı’da taş atılmasını, yurt gezilerinin Uşak ve Kayseri’de engellenmesini ve linç girişimini!
– DP’nin Köy Enstitülerini kapatmasını.. (1954)
– DP’nin Halkevleri ve Halk Odalarını kapatması
– Atatürk’ün kapatarak malvarlıklarını Halkevleri ve Halk Odalarına aktardığı
Mason localarının yeniden açılışını
– Kore’ye göderilen Türk Tugayı ile yediyüzü aşan Mehmetçiğin kanının – canının
NATO’ya kabul edilmek için rüşvet verilişini!
NATO‘ya girilerek (1952) kontrgerillanın ülkeye sokulmasını ve izleyen darbeleri,
yüzlerce faili meçhul cinayetleri,
– Radyodan her gün Vatan – Millet Cephesi diye milletin bölünüp – kutuplaştırılmasını
Toprak Reformu yasasının engellenmesini..
– Aleyhte gösterilere ateş açılması ve öğrenci Turan Emeksiz‘in İstanbul Üniversitesi’nde
atlı polis kurşunuyla öldürülmesini,
– Tayyip beyin dün (27 Mayıs 2016) Kırşehir’de söylediği gibi öğrencilerini kışkırtan değil,
polis şiddetini – zulmünü önlemeye çalışan İstanbul Üniversitesi’nin ak saçlı rektörü,
saygın hukuk bilimcisi Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar‘ın pois tarafından yerlerde sürüklenmesini..
– Ankara Hukuk Fakültesi’nde Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu’nun.. görevden uzaklaştırılmasını..
– Meclis’te Soruşturma (Tahkikat) Komisyonu kurup savcı – mahkeme yetkisi vererek
30 milletvekilliğine düşmüş CHP’yi kapatma ve malvarlığına el koyma girişimini!
– En acı ve utanç verici DP eylemlerinden biri de 6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da
Rum kökenli yurttaşlara dönük kanlı linç eylemi
..
…….. …………..

Hangi birini sayalım? DP ve Başbakan Menderes ile ağırlıklı suç ortakları Maliye Bakanı Hasan Polatkan ile Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu‘nun suç dosyası ve sabıkaları
çok çoook şişkin! Gene de asılmayıp hapis cezası verilseydi belki daha iyi olabilirdi??

Buna karşın 27 Mayıs Devrimcilerinin getirdiği 1961 Anayasası ve kurumları..
Türkiye’ye gerçek bir armağan!
Bu meşru eylem, Türkiye’de uzun zaman “27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak kutlandı.. Hangi demokratik ülkede bu hukuk ve insanlık dışı eylemleri yapan siyasal iktidar
hoş görülebilir demokrasi adına?? Halkın örgütsüzlüğü – dağınıklığı – siyasal bilinç eksikliği nedeniyle bu apaçık gayrımeşrulaşan DP iktidarı biçimsel olarak demokratik bir halk hereketiyle indirilememiş, Ordu halkın ve ülkenin geleceğini koruma adına Anayasal görevle
iktidara el koymuştur..

27 Mayıs Devrimi’ne “Biçim” olarak “darbe” dense bile, ürünü olan 1961 Anayasası rejimi,
1. sınıf örnek bir demokrasi getirmiştir ülkemize.. Böylesine pragmatik neden bakılmaz??

Bir soru daha : DP’nin yukarıda saydığımız yaptıkları sivil darbe değil de nedir??

Darbe nasıl önlenir?

*****
29 Mayıs 2016 Pazar günü sabah (saat ??) Halk TV’de Gürkan Hacır ve konukları 27 Mayıs’ı
ele alacaklar. İzlenmesini öneririz..

Sevgi ve saygı ile.
28 Mayıs 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Yazımızın pdf biçimi..
27_MAYIS_DEVRIMI’nin_56._YILI_HURRIYET_ve_ANAYASA_BAYRAMINA_OZLEM