90 Yıl Sonra SEVR Anlaşması / Onur Öymen

Dostlar,

Deneyimli ve birikimli diplomat, Büyükelçi Sayın Dr. Onur Öymen, 2 yıl önce bugünlerde İstanbul Barosu’nun konuğu olarak SEVR Ankaşması’nı 90 yıl sonra değerlendiren kapsamlı bir konuşma yaptı. Sunu metnini internet ortamında paylaştı. Hoşgörüsüyle, minik minik kimi dil arıtması ile sizinle paylaşmak istiyoruz. Konuya ciddi tarihsel bilgi katkısı sağlıyor bu makale. 2 yıl önce sunulmuş olması güncellik sorunu yaratmıyor. Sevr, Lozan ve o zamanın koşulları ile Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve başta İnönü olmak üzere dava ve silah arkadaşlarının ne denli zor koşullarda savaşım verdiklerini anlamak için bu makale okunmalı, paylaşılmalı.

Sevgi ve saygı ile.
10.8.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================================

SEVR_90._Yil_Onur_Oymen

Hakkari’de verdiğimiz 8 şehidin düşündürdükleri

Hakkari’de verdiğimiz 8 şehidin düşündürdükleri

Dr. Onur Öymen

Hakkari’de 8 şehit daha verdik.

İçimiz kan ağlıyor.

Bölgede terörist saldırılar sürüyor.

Açılım politikalarının, Oslo görüşmelerinin sonuç vermediğini, terörü büsbütün azdırdığını kabul etmek için daha kaç şehit vermemiz gerekiyor?

Hükümet, Irak Hükümetinden Kuzey Irak’taki terör örgütünü tasfiye etmediği için niçin
hesap sormuyor?

Her gün çok sayıda şehit vermemize rağmen Amerika niçin hala Türkiye’nin PKK’yı Kandil’den tasfiye etmesine karşı çıkıyor?

Niçin hiçbir gazetecimiz bu soruyu Amerikalı yetkililere soramıyor?

Genelkurmay niçin Amerika’nın izni olmadan Kandil’e operasyon yapamayacağımızı söylüyor?

Irak’ı Amerika’nın egemenliği altındaki bir ülke gibi mi görüyoruz?

Muhalefet, Meclisin verdiği yetkiye rağmen Hükümetin Kuzey Irak’a niçin hala kapsamlı bir kara operasyonu yapamadığını sormak için ne bekliyor?

Hala Meclis’te Komisyon kurarak, akil adamları toplayarak terörü bitirebileceğimizi düşünenler var mı?

Onbinlerce vatandaşımızın canını alan terörün, Kürtçe’nin eğitim dili olmaması, anayasamızda Türk kelimesi bulunması gibi gerekçelerden kaynaklandığuına inanmak
mümkün mü?

Dışişleri Bakanının Barzani’yi Erbil’de ziyaret etmesinden hemen sonra bu son saldırının gerçekleşmesi acaba bir tesadüf mü?

Belli ki, Barzani ya terörü önlemek istemiyor veya buna gücü yetmiyor.

Kuzey Irak’ta terörü önleyemeyen Barzani’den Suriye’nin Kuzeyindeki terörün önlemesini beklemek gerçekçi mi?

Bu olumsuzluklar ve felaketler yaşanırken kendimize her fırsatta öğünme payı çıkartmak
doğru bir yaklaşım mı?

Dışişleri Bakanı’nın bu ortamda, Erbil’den Kerkük’e geçmesi, tarihimizde yaşanmamış bir başarı öyküsü gibi sunulmak isteniyor.

Oysa Rafet Ballı’nın hatırlattığı gibi, 1955’te Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, 1967’de Başbakan Süleyman Demirel, 1967-68’de Cumhurbaşkanı
Cevdet Sunay, 1976’da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 1977’de tekrar Başbakan
Süleyman Demirel Kerkük’ü ziyaret etmişlerdi.

Üstelik Davutoğlu gibi Barzani’nin izniyle değil, meşru Bağdat hükümetinin davetlisi olarak.

Şimdi böbürlenmenin değil sonuç alıcı politikalar üretmenin ve uygulamanın zamanıdır.

Bu ortamda siyasetçilerin bu soruları dile getirmekten çekinmeleri,
sorumluluğu paylaştıkları anlamına gelir.

Bu Cumhuriyet dış baskılara korkusuzca direnen insanlar tarafından kuruldu.

Terör şehitlerimiz korkmadan canlarını vererek Cumhuriyeti savunma görevleri yaptılar.

Beyzbol sopasından korkanlar maça çıkmasın.

Saygılar, sevgiler.
5.8.12

AKP Anayasa’nın Laikliği tanımlayan md. 24’ü kaldırmak istiyor ! / AKP-JDP intends to abolish article 24 of Constitution which ensures secularity..

Çok birikimli, Türkiye’nin yüzakı aydınlarından, seçkin diplomatlarından Sn. Dr. Onur Öymen’i izlemek gerek.. Kitaplarını okumak gerek.. Çıkış Yolu / Ulusal Çıkarlar / Türkiye’nin Gücü / Silahsız Savaş / Geleceği Yakalamak.. basılmış 5 kitabı..
Web sitesi de çok dolu dolu, öğretici http://www.onuroymen.com/
16 Temmuz 2012 12:04 tarihinde Onur Oymen yazdı:

Basında yer alan haberlere göre iktidar partisi, yeni anayasa çalışmaları sırasında Anayasanın 24. maddesinde yer alan

“Kimse Devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandıramaz…” ve “ibadet ve dini törenler Cumhuriyetin nitelikleri ve devletin bölünmez bütünlüğüne aykırı olamaz” hükümlerinin kaldırılmasını önermiş.

Devletimizin temel nitelikle…rinden olan laikliğin ortadan kaldırılması hedefi doğrultusunda atılan kaygı verici adımların son halkasını bu oluşturuyor. Acaba hala ‘laiklik tehlikede değildir’ diye düşünenler var mı?

Bütün bu sakıncalı girişimlerin Anayasayı Hazırlama Komisyonundaki oybirlliği kuralıyla bertaraf edilebileceği düşünülebilir mi? İktidar milletvekillerinin bu ve benzeri önerileri Meclis Anayasa Komisyonuna getirmelerini engelleyebilecek bir yasa hükmü var mı?

Anayasanın son şeklinin orada oluşturulup, Genel Kuruldan yeterli imza bulunarak halkoyuna sunulması bence en kuvvetli ihtimaldir. Böyle bir durumda muhalefet Anayasayı Hazırlama Komisyonu çalışmalarına katılmış olmakla neyi sağlamış, hangi amacı gerçekleştirmiş olacak?

İktidar hem laiklik karşıtı hükümleri anayasaya koydurmak istiyor,

Hem Başkanlık sistemini getirerek rejimi değiştirmeyi amaçlıyor,

Hem de Türk kelimesini çıkartarak anayasal vatandaşlık kavramını getirmeye çalışıyor.

Bir yandan da, bazı yabancı çevrelerin beklentisi doğrultusunda,
devlet içinde devlet kurmayı hedefleyenlerin dayatmaya çalıştıkları tarzda yerel özerklik kavramını anayasaya koydurmaya gayret ettiği izlenimi veriyor.

Bu gerçekler ortadayken masadan kalkmamayı adeta bir siyaset ilkesi haline getirenlerin gerçek niyeti ne olabilir? Özünde devrimci bir dünya görüşünü yansıtan Atatürkçülüğü benimseyenleri statükocu olarak tanımlayanların ‘değişim’ adına özledikleri düzen her halde iktidarın bu anayasa değişiklikleriyle gerçekleştirmek istediği düzen olmasa gerek.

Sevgiler, saygılar.

Onur Öymen

==================================

Teşekkürler değerli Dr. Onur Öymen,
Teşekkürler çok deneyimli diplomat ve politikacı..
(Dışişleri Bakanlığı eski müsteşarı..)

Can alıcı 3 hedefi kısaca göz önüne koymuşsunuz..

Size katılıyorum.
Sağolasınız..

Sevgi ve saygı ile..
16.7.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net