Asemptomatik kişilerden COVID-19 PCR tetkiki istenmemesi pandemi ile mücadelede olumsuzluklara neden olacak

ANKARA TAPİP ODASINDAN CİDDİ UYARI

Ankara Tabip Odası

“Asemptomatik kişilerden COVID-19 PCR tetkiki istenmemesi pandemi ile mücadelede olumsuzluklara neden olacak”

DSÖ (DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ) ve benzer kuruluşlar, COVID-19 pandemi döneminde yeniden normalleşmeye adım atarken; gevşeme sırasında tekrar güvenli bölgeden çıkılmaması, salgın denetiminin yitirilmemesi ve normalleşme süreçlerinin kesintiye uğramaması için ülkelerin başlıca üç konu ile ilişkili önlem alması gerektiğini belirtmişlerdir.

Bu tedbirler (AS: önlemler); Test kapasitesinin artırılması, Tedavi kapasitesinin güçlendirilmesi ve Koruyucu ekipman (AS: donanım) sağlama konusunda yeterli kapasitede olmak.

Normalleşme sürecinde ülkedeki test stratejisi ile

  • Tedavisi gereken ciddi olguyu hemen tespit (AS: saptama) ve tedavi edebilmeli
  • Hastalık şiddetinden bağımsız olarak şüpheli (AS: kuşkulu) vakayı tespit edip izole edebilmeli
  • Vakalar ile temas etmiş olanları da karantinaya almalıdır.

Salgının 1. dalgası ile mücadeleyi kazanmış ya da kazanmakta olan ve ölüm oranlarını düşük tutabilen ülkelerdeki başarının temeli çok test yapmaktır.

Özellikle, salgın kontrolünde (AS: denetiminde) uygulanan ve işe yaramış olan kısıtlamaların kaldırılması sırasında, bulaşma riskinin yüksek olduğu potansiyel durumların da yakın ve aktif izlemi önemlidir.

Bu nedenle bir yandan; aktif vakaların 24 saat içinde saptanması ve sonuçlanması, iyileşen olguların da “virüs taşımadıklarının” belirlenmesi sürdürülürken, test kapasiteleri de aşağıda belirtilen taramaları yapacak biçimde genişletilmelidir.

  1. Salgının yayılım riskinin yüksek olduğu, hastaneler ve toplu yaşanan, çalışılan kurumlarda, risk gruplarında (AS: kümelerinde) özellikle temaslılarda RNA testleri ile taramalar düzenli aralıklarla yapılmalı ve sürdürülmelidir
  2. Yeni bilgilere göre “asemptomatik “ olduğu halde –ki bu olgular enfekte olanların %30-40’lık bölümünü oluşturmaktadır- bulaşmada önemli rol oynamaktadır. Ayrıca çalışmalar, bulaşmaların en kalabalık ve kapalı ortamlarda gerçekleştiğini ve bu bulaşmaların %80’inden %10’luk kesimin sorumlu olduğunu göstermektedir. Bulaşmadan sorumlu olabilecek bu kişilerin tespit ve “izole edilme” lerini sağlayacak test stratejileri belirlenmeli ve sürdürülmelidir
  3. Hasta ya da olası kişilerle teması olan ve asemptomatik kişilerin de PCR testi ile taranmaları, bulaşma hızının denetimi için gerekir.
  4. Temaslılar, riskli hastalıkları olan kişiler veya onlarla aynı ev / işyerinde olanlar ile birarada bulunuyorsa hastalık yönünden taranmaları daha da önemlidir.
  5. Hastaların sağlığı ve salgının yayılımının engellenmesi açısından yararlı görülen kişi ve kurumlarda, risk kümelerinde özellikle temaslılarda RNA testleri ile taramalar sürdürülmelidir.

Ancak burada özetlenen bilimsel verilere dayalı önerilerden anlaşılacağı üzere, test kapasitelerinin artırılması büyük önem taşımaktayken, 18 Haziran 2020’de yapılan yeni bir düzenleme ile Halk Sağlığı Yönetim Sistemi üzerinden COVID-19 tanısı için PCR tetkiki istemi için “Asemptomatik kişilerden COVID-19 PCR tetkiki istenmemesi, PCR istemlerin e-imza ile yapılması kuralı” getirilmiştir.

Bu düzenlemenin gerekçesi anlaşılamamıştır.

Çünkü zaten duyurunun gönderildiği hastanelerde, gerekli görülen kişilerden COVID-19 tanısı için PCR tetkiki istemi Halk Sağlığı Yönetim Sistemi üzerinden başarılı bir şekilde yapılıp hasta kayıtları salgın yönetiminde ihtiyaç duyulan verilerin sağlanması için titizlikle ve eksiksiz bir şekilde tutulmaktaydı.

Ayrıca duyuru resmi bir yazı olmadan, bir mesajla duyurulmuş ve hastanelere düzenleme için yeterli vakit tanınmaksızın uygulamaya geçilmiştir.

Her ne kadar sonradan yapılan bir güncelleme ile;

-Ameliyat öncesi tarama “Vaka Takip Hastane” kullanıcılarına açıldı ve genel tarama menusu altından erişilebilir hale getirildi ancak ameliyat öncesi taramaya, yalnızca büyük ameliyat ve immunsupresif tedavi kullanan hastaların COVID-19 taramaları için veri girişi yapılmalıdır şeklinde bir uyarı eklendi.

Bu uygulamanın pandemi sürecine getireceği olumsuzluklar için görüşlerimiz şöyledir :

-Bulaşmada önemli rolü olduğu halde, bu nedenle tespit ve izole edilemeyecek olan asemptomatik olgular nedeniyle yeni kümeleşmeler ve odaklar salgın denetimini sekteye uğratacaktır.

-Havayolu şirketleri ve yabancı ülkeler, yolculardan COVID-PCR testi istemektedir. Ancak asemptomatik kişilerden PCR istenmemesi kuralı hava yolu şirketlerinin kuralıyla çelişmekte ve kişilerin seyahat etme hakkı kısıtlanmaktadır.

-Semptomları olmayan ama şüpheli kişilerden sırf PCR testi gönderebilmek için olmayan semptomların varmış gibi HSYS’ye girilmesi de mediko-legal sorunlara neden olabilecektir.

– Temaslılar ve riskli gruplarda yer alan kişilerin temaslıları (örn. Aile bireyleri) ve sağlık personelinin taranması engellenecektir.

– COVID-19 aynı zamanda bir nozo-komiyal enfeksiyondur. Hem sağlık çalışanı hem öbür hastalar için de bulaşma riski oluşturmaktadır. Opere edilecek ya da bağışıklığı baskılanmış bireylerle aynı servise yatırılacak hastaların COVID-19 açısından taranmaması önemli sonuçlara yol açabilecektir.

– Operasyon öncesi hastalardan, immunsupresif tedavi alacak hastalardan PCR tetkiki istenmesi hem Sağlık Bakanlığı Bilimsel,Danışma Kurulu’nun hem ulusal ve uluslararası uzmanlık derneklerinin rehberlerinde bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar, asemptomatik olanlar dahil PCR (+) olan olguların ameliyat sonrası tromboemboli ve akciğer sorunları gibi komplikasyonlarının ve ölüm oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle PCR (+) hastalarda durum acil değilse 28 gün süre ile işlem yapılmaması gerektiği bildirilmektedir. Bu kaygılar ile girişim yapılacak kişilerden PCR testi gönderebilmek için olmayan semptomların varmış gibi HSYS’ye girilmesi mediko-legal sorunlara neden olabilecektir.