15 Temmuz’un ‘TRAVESTİ’ kahramanı!

15 Temmuz’un ‘TRAVESTİ’ kahramanı!

AYŞEGÜL ÇAKMAK
15 Temmuz 2020
(AS: Bizim kısa katkımız yazının altındadır.)
Abdullah, 17’sine gireli, henüz 17 gün olmuştu. O gece, Abdullah, Şamil ve Emir isimli iki kardeşi ve babasıyla beraber restoranda yemek yiyip, sohbet etti. Restorandan ayrılıp eve uğrayıp, diğer iki kardeşini annesine bırakan Abdullah, altıncı katta oturan annesine el salladı.

Otomobile binip babasıyla beraber Kısıklı’ya doğru yola çıktı.
Çok uzun bir zaman geçmemişti ki; Annenin telefonu çaldı.
Arayan kardeşiydi. Telaşlı bir ses tonuyla:
-Abla, eniştem kalp krizi geçirmiş. Bilgin olsun. Hangi hastanede olduğunu araştırıyorum. Dondu kaldı bir süre.
Sonra elinden düşen telefonu aldı, ısrarla aramaya başladı.
Cevap veren olmadı. Oğlu Abdullah’ı aradı…
Yanıt alamadı. Hem arıyor, hem de bağırıyordu…
-Hala kendini delikanlı sanıyorsun!
Şamil ve Emir ise ne yapacağını bilmeden bekliyordu.
Hazırlandı. Evden çıkmak istedi. Çocuklar ‘biz de geliyoruz’ dedi.
Durdu… Siz kalıyorsunuz dedi. Emir’in telefonu çaldı. Arayan bir kadındı…
-Babanızla, abiniz vurulmuş. Doğru mu?
O an her şey durdu. Atladığı gibi aracına yola koyuldu. Soluğu hastanede aldı.
Bir kan birikintisiyle karşılaştı. Üstünden atladı.
Hastane kan gölüne dönmüştü adeta.
Öyle ki; Doktor ve hemşirelerin, hasta bakıcıların bile ayakları kayıyor, kan pıhtılarının üzerine düşüyorlardı.
Tarih, 15 Temmuz 2016 Cuma idi… Vatan hainleri darbeye kalkıştı.

Eşi Erol OLÇOK ile oğlu Abdullah Tayyip OLÇOK’u 15 Temmuz’da şehit veren Nihal OLÇOK, bilinmeyen bir gerçeği, o hain gecede canını ortaya koyan bir travestinin yaptıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşı, AK Parti’nin kurulmasında büyük etkileri olan, partinin ismini, logosunu, sloganlarını bulan ve partinin kurumsal kimlik çalışmalarını hazırlayan Erol Olçok ile birlikte vatanı savunmak için Boğaz Köprüsü’ne giden oğlu Abdullah Tayyip şehit düştü.

O gece 251 vatandaşımızı kaybettik. 2194 kişi de yaralandı, gazi oldu.
2016’nın Aralık ayında hain saldırıda oğlunu ve eşini kaybeden Nihal Olçok’un telefonu çaldı. Kendisini arayan bir travestiydi…
Tanışmak istediğini, o geceyle ilgili anlatacakları olduğunu söyledi.
Nihal Olçok önce dinledi. Arayacağını söyleyip kapattı telefonu.
Bir kaç gün sonra kendisini arayan numarayı arayıp, buluşmak için randevulaştı.
İlk karşılaştıklarında gözüne çarpan B.’nin olaydan 5 ay geçmesine rağmen izlerini taşıdığı geçmeyen yaraları oldu. Sohbet, çok çok uzun sürdü. Nihal Olçok, dinledi.
Karşısında, dünyada yaşanan bütün kötülüklerin sorumlusu olarak kendisini gören birisi vardı. Acıyı insandan daha çok hisseden bir kişilik ve duygusal bir travesti.

O gece, hain saldırıyı yaşamış, kendine ait motosikletle kalkışmaya direnen dokuz vatandaşımızı defalarca gidip gelerek hastaneye yetiştirmiş bir travesti.
Ve o gün, yüreğe oturacak son sözü söyledi Nihal Olçok’a…

-O gece taşıdıklarımın içinde oğlunuz Abdullah’ın da olmasını isterdim.
Bu sözün üstüne ne söylene bilinir ki?
Nihal Olçok ile travesti B.’nin görüşmeleri devam etti.
Nihal Hanım ona Can, o ise Nihal Hanım’a Canan dedi…
Bilinmeyen, hiç duymadığımız bir tarihi gerçeği anlattı Nihal Hanım…
15 Temmuz hain saldırıya direnen ve hainlere karşı mücadele eden üçüncü bir cinsiyetin olduğu gerçeğini ifade etti. Bilmediğimiz bir anektod paylaştı…
Ve o tarihten bir süre sonra B. yani Can silikonlarını çıkarttırdı.
Erkek oldu. İstanbul’dan ayrıldı, Güney’e yerleşti…
Eşi ve evladını şehit veren, Gelecek Partisi’nin kurucuları arasında yer alan, bir taraftan da Hukuk Fakültesi öğrencisi olan Nihal Olçok, Türkiye’ye kırgın olduğunu ifade etti.

Son söz olarak şunu söyledi: Abdullah öldü ama Can doğdu…
=======================================
Dostlar,

İyi güzel de, bu tablonun gerçek sorumluları kimler?
TBMM 15 Temmuz Araştırma Komisyonu Raporunu kimler, nasıl ne neden yok etti?
Hiçbir yerlerde yedeği yok mudur? Gün olur, gerçekler ortaya çıkar.

Ve “Bu olay bize Allahın bir lütfu” söyleminin yaman kodları da çözülür.
***

  • Son 4 yıldır 15 Temmuz gecesi baslayan, birkaç gün süren mide bulantısı yaşıyorum!
  • Kendimi Reichstag yangını içinde buluyorum, karabasanlardan kurtulamıyorum..Halbuki taa 27 Şubat 1933’te yaşanmış o senaryo, tarih ve arşivler unutmuyor!!??

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

İflas

İflas

Ali Sirmen

15 Temmuz darbe girişimi sırasında, eşi ve oğlu FETÖ’cüler tarafından öldürülen Nihal Olçok’un isyanını gazetelerde okumuşsunuzdur. 
Nihal Hanım’ın, AKP’nin reklamcısı olarak anılan ve 2016’ya kadar elde edilen seçim başarılarında çok büyük payı olduğu bizzat hareketin önde gelenleri tarafından da kabul edilen kocası Erol Olçok, partinin kuruluş aşamasından itibaren AKP hareketi içinde yer almış bir kişi. Öncü kadro içinde bulunan Erol Bey ile eşi Nihal Hanım’ın en büyük çocuklarına Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’dan esinlenerek, Abdullah Tayyip adını vermeleri kurucu kadro içindeki ilişkilerini anlatmaya yeter. 
Mutekit bir insan olan Nihal Hanım, 15 Temmuz 2016’da eşi ve oğlunu kaybetmesini “Ne mutlu onlara ki şehadet mertebesine eriştiler” diyerek tevekkülle karşılayarak insanların önünde acısını vekarla bastırdığında kamuoyunun takdirini kazanmıştı. 
Aynı Nihal Hanım şimdi ise isyanını haykırmakta.
***
Nihal Olçok, aralarında cumhuriyet savcısı İsmet Bozkurt’un da olduğu bazı savcıların FETÖ dosyalarında para karşılığında karar verdikleri iddiaları üzerine, tavrını ilk kez şöyle ortaya koymuştu:

  • – Kaça sattınız 250 şehidi? Değdi mi aldığınız verdiklerinize?

Tayyip Bey ile olduğu kadar, Fethullah Gülen ile yakın ilişkileri, Zaman ve Bank Asya’daki özel konumu herkesçe bilinen Rixos zincirinin sahibi Fettah Tamince hakkında da takipsizlik kararı çıkması ve yeni yapılacak Atatürk Kültür Merkezi’nin ihalesinin de yine ona verilmesi üzerine, bu kez şu tepkiyi göstermişti Nihal Hanım:

  • – İhale verildi… Bu mudur… Neyle neyi takas ettiniz?

Nihal Hanım, son olarak da ByLock yazılımcısı Mesut Yılmazer’in serbest bırakılması üzerine haykırdı isyanını:

  • – Dünyanın en büyük ortaklığı, günah ortaklığı!

Bütün bu olaylar olurken, 15 Temmuz şehidi ilan edilen, Abdullah Tayyip Olçok’un isim babalarından Abdullah Gül, köşesinde bütün olup biteni sessizce izliyor, Tayyip Erdoğan ise Türkiye’nin bütün erklerinin tek egemeni olarak ülkenin dizginlerini elinde tutuyordu. 
Nihal Hanım’ın açıkça haykırdığı isyanı, iktidarın da, gizlenemez iflasıdır. 
İflas yalnızca, kimilerinin gerçekliğine inanmadığı için kınanamayacakları ve bir süredir iktidarın ana hedefi olduğunu iddia ettiği FETÖ ile mücadele konusuyla da sınırlı değildir.
***
İflas her alanda açıkça sırıtıyor.

FETÖ dışındaki terör ile mücadelede de, PYD/YPG karşısında eli kolu bağlı biçare tavır da iflasın göstergesidir. 
Ürettiğinden çok üreme ve tüketme ilkesine dayalı ekonomi çoktan iflas etmiştir
Yüksek faizle dışardan hazır gelen sıcak paraya, konut balonunun şişirilmesine dayalı sürdürülemez kalkınma modeli iflas etmiştir. 
Komşuda, bize de bulaşması kaçınılmaz istikrarsızlığı tahrik etmek üzere, silah, militan, paralı asker sevkıyatına ön ayak olmaya dayalı, Esad’a düşman ama PYD- YPG’ye karşı laf dışında hiçbir somut tepki göstermeyen Suriye politikası iflas etmiştir. 
Koalisyonları ortadan kaldırma savındayken, koalisyonları, seçim sonrasından seçim öncesi ittifaklara dönüştüren başkanlık etiketli tek adam politikası iflas etmiştir.

Ülkenin simgesi haline gelmiş kişi ağzını açtığında ya bütün dünyada ortak tepkilerin oluştuğu ya da TL’nin serbest düşüşe geçtiği her şeye kadir tek adam rejiminin dış politikası iflas etmiştir.

Muhalif siyasi parti liderlerinin hapiste bulunduğu, serbest olanların da tehditlerle sindirilmeye çalışıldığı, hapisteki gazeteci rekorunun sahibi demokratik sistem iflas etmiştir. 
TL’nin bir türlü durdurulamayan serbest düşüşü karşısında, Damat Bey’in derde deva olduğunu anlatmaya beyhude uğraştığı ekonomik önlemler paketi iflas etmiştir. 
Ve bütün bu iflasların birbiri üzerine bindiği ortamda Türkiye, kendinden başka herkesi hain gören zihniyetin sultasında seçim sandığına gitmekte.

Hepimizin durumu zor, hem de çok zor!