Devr-i AKP’de, “AKP tarikatı saltanatında akademik kariyer” nicedür?


Devr-i AKP’de, “AKP tarikatı saltanatında akademik kariyer” nicedür?

Sayın Özdemir İnce, çok yönlü kişiliği olan derin birikimli bir yazardır.
Yanılmıyorsak Fransızca öğretmenliği ile eğitim ordusunda da görev yapmıştır.

“AKP tarikatı saltanatında akademik kariyer” başlıklı makalesini
(AYDINLIK, 24.9.13), sorunun süregelmesi nedeniyle,
biraz gecikmeyle de olsa yanıtlayarak bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz.

Konu; kimi Cemaatçı akademisyenlerin “imece” (!?) yöntemiyle bolca bilimsel yayın üretmeleri ve özel oluşturulmuş jüriler eliyle akademik derece almaları
(Doçent, Profesör), kadrolara atanmaları..

Dahası da var : Bilimsel yayınlara katkı vermeden adını koymak 2 taraf için de
(koyan ve koyduran) etik dışı olmanın ötesinde resmi evrakta sahtecilik suçudur.
Hatta jüriye yönelik nitelikli dolandırıcılıktır.

Kimi adayların, dosyalarında yer alan yayınların bir bölümüne ad koyduracak düzeyde bilimsel katkı vermeleri maddeten olanaksızıdır.. Moda deyimle yaşamın olağan akışına uygun değildir.. Özellikle farklı kentlerde oturanların.. Konu yargıya taşındığında; verilen (?!) bilimsel katkının türü, zamanı, yeri, miktarı, içeriği vb. kanıtlanması son derece zordur ve dolayısıyla gerçek dışıdır (fiktiftir). Haksız ikramdır, ulufedir, lütuftur ve geleceğe dönük bu kişilere ipotek koyma eylemidir.. Sefil bir davranıştır..

Türk Ceza Yasası karşısında ağır yaptırımları olmak gerekir ve vardır (md. 157-158). Üstelik akademik yükselme – atanma amaçlı bilimsel yayın dosyalarında jüri üyesinin “etik sorun” kanısı ile dosyayı YÖK Etik Kurulu‘na taşıması durumunda genellikle
bu durumdaki “adaylar” korunmakta ve ”etik sorun” kanısını / kuşkusunu belirterek açıklığa kavuşturulmasını isteyen öğretim üyesi aleyhine bumerang gibi
geri döndürülmektedir. İftira atma, kasıtlı geciktirme, özlük hakkı gaspı.. gibi..

Bu kez ilgili öğretim üyesi kendisini kurtarabilme savaşımına girmektedir.
Bu uygulama bilinçli bir yıldırmadır. İşte AKP, darbe anayasası dediği rejimin kurumlarından YÖK’ü böylesine tepe tepe kullanmaktadır.

YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya hazretleri, yurt dışından buyurmuşlar (12.10.13) :

– Artık Üniversitelerde türbanlı bölüm başkanları, dekanlar hatta rektörler olacakmış..
– Türbanı yüzünden ayrılanları üniversiteye geri çağırmaktaymış..

Peki Anayasanın 131. maddesinde yer alan düzenleme
YÖK’e böyle bir yetki tanıyor mu?
YÖK’ün yükseköğretim kurumlarına bu yönde emir ve talimat vermesi olanaklı mı? ;

Üniversite özerkliği ne demektir??

ANAYASA madde 131 – Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim – öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların
kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.

YÖK Başkanı, Bakanlar Kurulu’nun yönetmelik değişikliği ile kamuda türbanı serbest bırakma eyleminin tümü ile hukuk dışı bir idari işlem olduğuna
hiç değinmemekte. Bu konuda verilen Anayasa Mahkemesi kararları, Anayasa mad. 153/son uyarınca Yasama – Yürütme – Yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.

  • Anayasa mad. 153/son : Anayasa Mahkemesi kararları (kesindir / ilk fıkra) Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. 
  • Dolayısıyla türbanın kamuda serbest bırakılması,
    Anayasa değişikliği yapılmadan hukuksal olarak olanaksızıdır!

Bu yönde bir Anayasa değişikliğinin yapılıp yapılamayacağı da ayrı bir hukuksal tartışma konusu olmakla birlikte; bir yönetmelikle Anayasa hükmü aşılamayacağına göre, söz konusu yönetmelik değişikliği YOK HÜKMÜNDEDİR..
Mutlak butlan ile sakattır ve bütün sonuçlarıyla (keenlemyekün) geçersizdir.

Hukuksal olarak doğmamış sayılacaktır.
Hukuk normları dikey katmanlanması (hiyerarşisi), Roma hukukundan beri en temel hukuk bilimi ilkelerindendir; Hukuk mekteplerinde (Fakültelerinde) 1. sınıfta Hukuk Başlangıcı ile Anayasa Hukuku derslerinde öğretilir.. Eskiden Roma Hukuku derslerinde de öğretilirdi, kaldırıldı.. (Bu dizelerin yazarı söz konusu dersleri almış ve sınavlarını başarmıştır..)

  • Bu yüzden de kamuda Türban takmak ve takılmasına göz yummak
    hem Anayasa’nın 153. maddesinde vurgulanan “gerçek ve tüzelkişileri bağlar” ibaresi bağlamında hem de Anayasanın kanunsuz emir maddesi bağlamında (md. 137) suçtur.

AKP hükümetinin fiilen ve hatta cebren, de facto eylemidir.
Açıkça Anayasa suçudur.
En azından Anayasa başlangıcı, ilk 3 madde, 10. ve 24. maddelerle 42. ve
174. maddelere aykırıdır.

  • Cumhuriyet Başsavcılığı uyumakta mıdır?

Apaçık, laikliğe karşı “eylemlerin” odağı olduğu Anayasa Mahkemesi’nin
oybirliği ile aldığı karar ile onaylanmış bir parti, kör kör gözüm parmağına inatlaşmasıyla Cumhuriyet hukukuna meydan okumaktadır. Yüce Divanlık suçtur!

Bu ülkenin Hukuk Fakülteleri dekanları nerededir?

Türban’ın Kuran’da yeri olmadığını söylemesi gereken
İlahiyat Fakülteleri nerededir?

  • Aziz vatanın bütün kalelerine cebren ve hile ile girilmiş midir??
  • Öyle ise apaçık GENÇLİĞE HİTABE koşulları içindeyiz ve
    BURSA SÖYLEVİ’nin gerekleri boynumuzun borcu olmaktadır..

Sayın Özdemir İnce‘nin bize bu dizeleri yazdıran makalesinin
(AYDINLIK, 24.9.13) başlığını kullanarak bir soru ile bağlayalım :

  • Devr-i AKP’de, “AKP tarikatı saltanatında akademik kariyer” Nicedür?

Sevgi ve saygı ile.
21.10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

AKP Bütçe Harcamalarını SAYIŞTAY’dan Kaçırıyor..


AKP Bütçe Harcamalarını SAYIŞTAY’dan Kaçırıyor!

Dostlar,

AKP yönetiminin bir başka dehşet veren hukuk dışı uygulamasına daha tanık oluyoruz ne yazık ki..

2012 mali yılı merkezi yönetim bütçesi için gerekli belgeleri AKP hükümeti Sayıştay’a vermemiş ve büyük bir mali – hukuksal skandal yaşanmıştı. Anayasa’nın açık hükümleri (md. 160 ve 164) ayaklar altına alınmış ve ne acı ki, TBMM de bu eyleme (suça!) katılmıştı.

Bu ciddi sorunu sitemizde aşağıda erişkelerini (linklerini), tarih ve özetlerini verdiğimiz
3 yazımızda işlemiştik.. Sorun bu güne dek (18.10.13) çözülmediği gibi,
pervasızca, adeta yerleştirilerek sürdürülüyor..

2013 BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDE AÇIK ANAYASAL SKANDAL
 (17.12.12)

“… AKP hükümeti 2011 bütçe harcamaları için SAYIŞTAY
genel uygunluk bildirimi raporlarını bile TBMM’ye sun(a)madı!

Böyle bir skandal Türkiye tarihinde ilk kez görülüyor..

  • AKP Hükümetinin derhal istifası zorunlu..
    TBMM’de bütçe görüşmelerinin yapılAMAması gerekiyor..
    (Anayasa md. 160, 164)
  • Basın suskun, seyirci, ayrımında değil ??
  • Bunlar yetmiyormuş gibi, Başbakan R.T. Erdoğan’ın namusuna-sütüne
    emanet edilen örtülü ödenek harcamalarında olağanüstü artış var.
    Bu rakam 2011′de 391 milyon TL oldu. 2012 için neden 4 katı kaynak ayrıldı!?
    1,5 milyar TL’lik bu ödenekten ilk 9 ayda iki milyar TL’yi aşkın harcama yapıldı. Bütçe yasası çiğnenerek ve Sayıştay denetiminden geçirilmeyen (?) (genel uygunluk bildirimi) bu anormal örtülü harcamaların gerekçesi nedir?

Başbakana tanınan bu örtülü ödenek yetkisi mutlak ve sorgulanamaz mıdır?

Demokrasilerde hiçbir yetki mutlak, sınırsız ve denetimsiz değildir, olamaz…”

AKP’nin TBMM’den Kaçırdığı SAYIŞTAY Raporu..
  (24.1.13)

” Dostlar,

Arada kaynamaması gerek..

  • Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir hükümet, 2012 yılı merkezi yönetim bütçesi harcamalarına ilişkin Sayıştay’ın Kesin Hesap Raporunu 
    TBMM’den kaçırdı!

2013 Bütçe görüşmeleri tümüyle Anayasaya aykırı olarak yürütüldü ve yasalaştırldı.

Bu, çok ağır bir anaysal ve demokrasi suçu..
Anayasa buyrukları (md. 160 ve 164) çiğnenmiştir!

Çağdaş demokrasilerde akla hayale gelmez böyle bir eylem..
ya da dakikalar içinde hükümet düşer, düşürülür..

Bu konuda Aralık 2012 içinde bu sitede çok uyarıcı bir yazı yazdık; 2013 bütçesinin
mutlak butlan ile sakatlanabileceğini (yok hükümünde kalabileceğini!) vurguladık
(http://ahmetsaltik.net/2013-butce-gorusmelerinde-acik-anayasal-skandal/, 17.12.13).
Bu yazımızın dikkatle okunmasını özellikle diliyoruz..

  • 2013 BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDE AÇIK ANAYASAL SKANDAL!

SAKANDAL, 1 ay kadar sonra da sorun sınırlı olarak basında yer aldı..
Cumhuriyet 21.1.13 günü ana haber (manşet) yaptı..”

TBMM’Yİ “BÜTÇE HAKKI” na SAHİP ÇIKMAYA DAVET EDİYORUZ (17.7.13)

“…Bilindiği gibi 2013 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Yasası Tasarısı TBMM’ye hükümetçe sunulurken, önceki yıl Bütçesine ilişkin Sayıştay Raporu’nun da sunulması zorunluydu Anayasa gereği. AKP hükümeti Cumhuriyet tarihinde ilk kez bunu da yapmadı!

Biz de bu siteden, 2013 yılı Bütçe Yasası’nın anayasa ve hukuk dışı – İLLEGAL olduğunu yazdık (Başta Anayasa buyrukları md. 160 ve 164) :
(http://ahmetsaltik.net/akpnin-tbmmden-kacirdigi-sayistay-raporu/, 24 Ocak 2013)

AKP’nin TBMM’den Kaçırdığı SAYIŞTAY Raporu..”

****

Bu yıl da (Ekim 2013) aynı sorun ve davranış (SUÇ!) yineleniyor..

Gerçekten sözün bittiği yere gelmedik mi??
Hem de sayısız örneklerle..
Peki bunca hukuk tanımaz durum nereye varır?

  • AKP eylemsel (fiili) diktatörlüğünü ilan etmek üzere midir,
    ya da etmiş midir?

Cumhuriyet, AKP’nin mali denetimden kaçışını, ölçüsüz ve yasa dışı
muazzam harcamalar yaptığını 3 gün önce de (15.10.13) yazmıştı :

*****

Devlet Ancak Savaşta Yapılabilecek Türden
15 Milyar TL Tutarında
Usulsüz Harcama Yapmış!

Sayıştay, devletin hesabından 15 milyar TL’lik fazladan harcama saptadı.
Denetçilerce hazırlanan taslak raporda, “mevzuata aykırı” olarak yapılan bu harcamalar için “Tamamlayıcı ödenek verilmemesi gerektiği” vurgulandı. Ancak TBMM’ye sunulan
ve kamuoyuna açıklanan nihai raporda, “Tamamlayıcı ödenek verilip verilmemesi
hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin takdirindedir.” denildi.

Cumhuriyet, Sayıştay’ın, 2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ile ilgili genel uygunluk bildirimi raporunun taslak haline ulaştı. Raporda, 2012 merkezi yönetim bütçe yasasıyla 665 milyon 250 bin TL’lik yedek ödenek kalemi oluşturulduğuna değinen Sayıştay,
bu rakamın yıl sonunda 30 milyar 919 milyon 961 bin TL’ye yükseldiğine işaret etti. Sayıştay raporunda, “5018 sayılı kanunun ‘Yedek ödenek’ başlıklı 23’üncü maddesi gereğince mali yıl içinde yedek ödenekten yapılan aktarmaların tür, tutar ve idareler itibarıyla dağılımı Maliye Bakanlığı’nca başlangıç bilgileri değil, yıl sonu gerçekleşmeleri üzerinden ilan edilmelidir” denildi.

Bütçede devasa boyuta ulaşan ödenek üstü giderlere de değinen Sayıştay, merkezi yönetim ödenek üstü gider toplamının kamu idareleri için 15 milyar 56 milyon 194 bin TL, özel bütçeli idareler için de 17 milyon 943 bin TL olmak üzere toplamda 15 milyar 74 milyon 821 bin 500 TL olduğunu saptadı. ‘Savaş ve seferberlik dışında kullanılamaz’ Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası’nda yer alan “Kamu idareleri, bütçelerinde yer alan ödeneklerin üzerinde harcama yapamaz”, “Bütçede yeterli ödeneği bulunmayan işler için yüklenmeye girişilemez. Yüklenme süresi mali yılla sınırlıdır.

Harcama yetkilileri, tahsis edilen ödenekler dahilinde yüklenmeye girebilirler” ve “Harcama yetkilileri bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir” hükümlerini anımsatan Sayıştay, “Ödenek üstü harcama” başlıklı 70’inci maddesindeki şu ifadeye de atıfta bulundu: “Kamu zararı oluşturmamakla birlikte bütçelere, ayrıntılı harcama programlarına, serbest bırakma oranlarına aykırı olarak veya ödenek gönderme belgelerindeki ödenek miktarını aşan harcama talimatı veren harcama yetkililerine, her türlü aylık, ödenek, zam ve tazminat dahil yapılan bir aylık
net ödemeler toplamının iki katı tutarına kadar para cezası verilir.”

Bu hükümlere göre belirli hizmetler için bütçeye konulmuş bulunan ödeneklerden fazla harcama yapılmamasının ödenek kullanımında esas olduğunu vurgulayan Sayıştay, aynı yasaya göre bunun tek istisnasının seferberlik, savaş ilanı ve olağanüstü haller olduğuna işaret etti. Tüm bu saptamaların ardından bütçede oluşan 15 milyar TL’lik ödenek üstü harcama konusunda “Genel bütçeli idareler için 15.056.878.194 Türk Lirası, özel bütçeli idareler için 17.943.305 Türk Lirası olmak üzere, merkezi yönetim toplamında 15.074.821.500 Türk Lirası tutarındaki ödenek üstü gider için, 5018 sayılı kanunun 20, 26, 31 ve 70’inci maddeleri ile 2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun 9, 23 ve 24’üncü maddelerinin açık hükümleri karşısında tamamlayıcı ödenek verilmemesi gerekir.” denildi.

Meclis’e sunulunca değişti

Ancak bütçedeki kara delik için açık bir dille “tamamlayıcı ödenek verilmesin” diyen Sayıştay, önce Meclis’e, ardından da kamuoyuna sunduğu raporunda bu ifadelerini “sansürledi”. Raporun ilgili bölümünde “Tamamlayıcı ödenek verilip verilmemesi hususu, TBMM’nin takdirindedir.” ifadeleri kullanıldı. (1510.13, Cumhuriyet)

**********************************

Peki, bir hükümet bunca apaçık anayasal suç işler ve bunu sürdürürse
hiçbir yaptırım görmeyecek midir?

Hiçbir yaptırım görmeyeceğini güvenceye mi almıştır AKP hükümeti??

Eğer böyle ise güvenceyi kimler vermiştir?

Bu durumda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve TBMM suç ortağı değil midir?

Bu 2 kurumdan kimler, nasıl hesap soracaklardır??

  • Farkında mıyız; rejim giderek tıkanıyor..
  • Ağır bir bunalıma sürükleniyoruz..
  • Soluksuz kalıyoruz..
  • Bunun adı AKP faşizmi – diktatörlüğü değilse nedir?
  • AKP’nin İLERİ DEMOKRASİSİ – AÇILIM / SAÇILIM PAKETİ midir??

Biz yine uyaralım AKP’li vekilleri ve seçmenleri     :

Fatura (=suçlar) artık çuvallara sığmaz oldu..
Bu böyle sürdürülemez..
Bedeli mut – la – ka ama mut – la – ka, er ya da geç ödenir..

Ülkeyi apaçık yıkıma götürüyorsunuz..
Vebalinin altından kalkamazsınız..
Bir an önce sağduyuya ve hukuk içine dönmelisiniz..
Bir an önce..
“Bayram” bitti, 21 Ekim 2013 Pazartesi günü hemen, hemen!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 18.10.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=========================================

AKP Harcamalarını SAYIŞTAY’dan Kaçırıyor..

Var mı böyle bir ülke ??

Sayıştay; Emniyet’i, belediye şirketlerini denetleyemedi.
Yüksek yargı bile hesap vermedi!

NEYİN ÜZERİ ÖRTÜLÜYOR? 

Sayıştay’ın TBMM’ye sunduğu 2012 yılı raporlarında, Başbakanlık başta olmak üzere çok sayıda bakanlık ile kamu kurum ve kuruluşlarının denetlenemediği ortaya çıkmıştı.

En dikkat çeken ise yüksek yargı oldu. Danıştay ve Yargıtay’ın da hesaplarını inceleyemeyen Sayıştay’ın raporunda yalnızca yargı organlarının görev tanımı yapıldı.

BÜTÇEDEN FAZLA HARCAMA 

Emniyet’in geçen yılki bütçesinin tamamını harcayarak 1 milyar liralık yedek ödenek kullandığına değinen Sayıştay, denetim yapılamadığını belirtti.

Sayıştay Başkanı Akyel, belediye şirketlerinin de pilot uygulamalar yapılamadığından denetim programına alınamadıklarını bildirdi

AB: DENETİM VE ŞEFFAFLIK YOK

  • Kamudaki denetimsizlik AB İlerleme Raporu’na da yansıdı

Raporda,

Sayıştay’ın zayıflatıldığına,
performans denetimi yapılmadığına

dikkat çekildi.

  • Sıra dışı ve karmaşık bir para politikası izleyen
    Merkez Bankası’nda şeffaflık olmadığı
    belirtildi.

Türkiye’nin ihracat hacminin İran’a altın ihracı ile büyüdüğü,
AB ile ticaretin gerilediği vurgulandı.

Sayıştay’ın gerekli belge ve bilgileri vermediği için denetleyemediği çok sayıda kurum arasında iki kurum dikkat çekti.

Hükümetin çıkardığı yönetmelik, genelge ve tüzükleri denetleyen Danıştay ile
adalet konusunda son sözü söyleyen Yargıtay’ın 2012 yılı hesapları, gerekli mali rapor ve tablolar ile bilgi ve belgelerin verilmemesi ve Maliye Bakanlığı’nın kayıt sistemini kurmaması nedeniyle denetlenemedi.

  • Sayıştay’ın TBMM’ye sunduğu 2012 yılı raporlarında, Başbakanlık başta olmak üzere çok sayıda bakanlık ile kamu kurum ve kuruluşlarının denetlenemediği ortaya çıkmıştı.

İlgili yasa uyarınca zamanında Sayıştay’a gerekli mali rapor, tablo, bilgi ve belgeler verilmediği için denetlenemeyen kurumlar arasında Yargıtay ve Danıştay da yer aldı.

Sayıştay’ın iki kurumla ilgili raporlarında şu değerlendirmelere yer verildi:

Danıştay  : Denetlenen kamu idaresinin yönetimi, tabi olduğu muhasebe standart ve ilkelerine uygun olarak hazırlanmış olan mali rapor ve tabloların doğru ve güvenilir
bilgi içerecek şekilde zamanında Sayıştay’a sunulmasından sorumludur.

Denetim görüşü oluşturabilmek için gerekli mali rapor ve tablolar ile bilgi ve belgeler, kamu idaresi yönetimi tarafından sağlanamadığı için Danıştay Başkanlığı’nın
2012 yılına ilişkin mali rapor ve tabloları hakkında görüş bildirilememektedir.

Yargıtay      : Yargıtay Başkanlığı, bütçesine ilişkin mali rapor ve tablolarını
ilgili yönetmeliğe göre hazırlamakla sorumludur. Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 114’üncü maddesinde, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali tablolarının Maliye Bakanlığı tarafından üretileceği belirtilmiştir.
Maliye Bakanlığı’nca kurulan muhasebe sistemi (Say2000İ, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için kurumsal bazda Bilanço ve Faaliyet Sonuçları Tablosu’nu doğru bir şekilde üretmemektedir. Maliye Bakanlığı, tabloların oluşturulmasına olanak verecek yevmiye kayıtlarının, kurumsal bazda, 2013 yılı itibarıyla kaydedilmesine başlanacağını beyan etmiştir. Denetim görüşü oluşturabilmek için gerekli mali rapor ve tablolar ile bilgi ve belgeler, kamu idaresi yönetimi tarafından sağlanamadığı için, Yargıtay Başkanlığı’nın 2012 yılına ilişkin mali rapor ve tabloları hakkında görüş bildirilememektedir. (Cumhuriyet portalı, 18.10.13)

Yazının tümünü pdf olarak okumak için lütfen tıklayınız..

AKP_Butce_Harcamalarini_SAYISTAY’dan_Kaciriyor