“BİR DÖNEM BİR TANIK BİR İNSAN” : RIZA ILIMAN’ın Kitap Tanıtımı


Dostlar
,

Çok değerli dostumuz Sn. Mustafa AYDINLI öğretmeni merhum RIZA ILIMAN‘ın
önemli bir kitabını tanıtıyor. Önemli yerlerini özetleyerek.. Dolu dolu 5 A4 sayfası..
Özellikle Çorum’da yaşanan Alevi yurttaşlara dönük 2 kırımın arka yüzünü açıklıyor :

  • “BİR DÖNEM BİR TANIK BİR İNSAN”

Çarpıcı bir paragraf şöyle :

  • “Bu ülke hepimizindir. Susmak, sessiz kalmak bizim suçumuz.
  • Gelecek kuşağımızı çıkarcıya, insan düşmanlarına, canilere alet etmeyeceğiz.
  • Bir ülkede insanlar özgürce düşünemiyor, özgürce inanamıyor ve özgürce muhalefet edemiyorsa o toplumda yalnızca biçim olarak seçim yasası
    ve 
    oy sandığının hiçbir değeri yoktur.
  • Bugüne kadarki dost görünen tüm partiler, politikacılar şimdiye dek;
    Maraş’ta – Çorum’da – Sivas’ta – Malatya’da – Gazi’de akıtılan kanlar
    üzerinde politika olayları dışında başka bir şey yapmamaktadır.
  • Ülkemiz gerici, tarikatçı yöneticilerin elinde, dinci, ırkçı tüm güçler
    Hükümetin kanatları altındadırlar.” 

*****

Çorum’da Alevilere yapılan ayrımcılığı ve dinsel baskıyı; değerli bilim adamı
Ord. Prof. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU’nun görüşleri ile özetlemekte :

  • “Diyanet İşlerince, dolaysıyla devletçe yürütülen mezhepsel bir asimilasyon uygulaması bütün yurt çapında sürüp gidiyor,
    ayıptır bu ikiyüzlülüktür.’’ 

Saygın bir bilim adamının sözleri yeterli bir kanıttır. Kısaca belirttiğim ayrımı ve yaşanan olayların nedenlerini yine Ord Prof. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU özetlemektedir :

  • “Gelecekte bu  olaylarla karşılaşmak istemiyorsa haksız yere
    3-4 bakanlığın bütçesi kadar bütçeden pay alan Diyanet İşleri lağvedilmeli bu tek mezhebin bir ülkede memur statüsünde din görevlisi olamaz. 
    Anayasaya da aykırıdır. Bu konu anayasa mahkemesi kararı ile de kanıtlanmıştır.’’ 

Bu kitabın Sn. Aydınlı’nın kaleminden usta bir tanıtımı ve özeti için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

RIZA_ILIMAN_BIR_DONEM_BIR_TANIK_BIR_INSAN_Kitap_Tanitimi_Ozeti

Sevgi ve saygıyla
8.7.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

ÖRNEK ÖĞRETMEN; UYGAR İNSAN “Rıza ILIMAN”


ÖRNEK ÖĞRETMEN; UYGAR İNSAN
 “Rıza ILIMAN”    

portresi

 

 

 

 

Mustafa AYDINLI    

Değerli Öğretmenim Rıza ILIMAN’ın ölümünü üzülerek öğrendiğimde bir an duraksadım. Haberin yalan olmasını diledim. Haberin doğruluğu benim dileğimi
ne yazık ki olumsuz kılıyordu. Onunla ilgili anılarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Sayın Rıza ILIMAN öğrencileri için, ülkemiz için, Çorum için, önemli bir kişilik, örnek bir öğretmen, toplumcu yanları olan, nitelikli bir kişilikti. Öğrencileri olarak ondan çok şeyler öğrendik. Bu yazıyı yazmasaydım o güzel insana olan vefa borcumu ödememiş sayacaktım kendimi.

Sayın Rıza ILIMAN’ı ilk olarak Eti Ortaokulunun, 1.katında müdür başyardımcısı olarak tanıdım 1969 yılında. Bizleri sabırla dinliyor, örnek bir eğitimcinin göstereceği yolları gösteriyordu. Oysa ortaokul 2. sınıfta Türkçe dersimize girmesi bizim için bir şanstı. Dersi sevdiriyor benimsetiyor, doğrusu ben şahsım adına Rıza Bey’in dersi bitmesin istiyordum. Sesiyle anlatımıyla sınıfı dolduruyor, ilgimizi çekiyor, anlattığı yaşamdan ve günlük olaylardan konularla düşünce ufuklarımızı açıyordu. Doğrusu, derse girişimiz ve çıkışımız arasında bilgi dağarcığımızı doldurmuş olarak çıkıyorduk. Yurt sevgisini, insancıl düşünceyi, olaylara bilimsel ve toplumcu bakışı ondan öğrendik dersem abartı sayılmaz. O, gerek yönetici olarak, gerekse öğretmen olarak, bulunduğu makamı hakkıyla dolduran, oturduğu koltuğun hakkını veren bir eğitimciydi. Kuşkusuz dersteki etkinliklerimizle sayısız anılarımızın yanında, bir de sayın hocamızla olan, arzu etmediğim tatsız bir anıma değinmeden geçemeyeceğim.

Yıl 1970.. Eti Ortaokulunun ikinci katında, benim de ikinci sınıfta olduğum bir dönemde, bir teneffüs saatinde o yaştaki öğrencilerin olağan yaramazlığı üzerimizdeydi. Birbirimizle koşuşturuyor şakalaşıyor, arada didişiyorduk, yan sınıftan bizim sınıfa üç dört kişilik bir grup daha geldi. Onlar da bizim bu hareketlere katıldılar. Sonra birbirimizle didişirken benim bir yumruğum, yan sınıftan gelen grubun içinde beyaz yüzlü,
hafif tombul ve yanılmıyorsam biraz da çakır gözlü bir gencin yüzüne isabet etti.
Bu gencin kim olduğunu bilmiyorum, ayrıca olay zaten istemsiz oldu. Bu gencin
kim olduğunu bilen arkadaşlar sen ne yaptın diye hayret ettiler ve beni uyardılar.
Senin yumruğun isabet eden genç Rıza ILIMAN’ın oğlu dediler. Doğrusu hangi oğlu, adını da bilmiyorum.  Arkadaşlar hep birden sen yandın dediler. Ben ve arkadaşlar rahmetli Rıza ILIMAN’dan okkalı bir dayak bekliyoruz. O bir yana okuldan atılır mıyım korkusu ile titrerken..

Rıza Bey derse girmek üzere koridorun başından çıktı geliyor. Herkes kopacak fırtınayı bekliyor. Rıza Beyin oğlu da durgun ve üzgün şekilde sınıfın kapısında.
Rıza Bey durumu sordu. O da olayı anlattı, arkadaşlar da durumu doğruladı.
Rıza bey, beni çağırdı ve yanına gittim. Herkes pür dikkat bir kıyametin kopacağını
en azından benim güzel bir dayak yiyeceğimi bekliyordu, ben de.. Öyle olmadı,
o kulağıma eğildi ‘’Dua et bu benim çocuğum olmasaydı, şimdi kulağını çekerdim’’ dedi. O asil ve vakur duruşuyla, oğluna yöneldi, ona da iki kişinin duyacağı
teselli sözleri söyledikten sonra derse gitti.

Sayın Rıza ILIMAN andığımda hep bu tatsız olayda gözümün önünden geçer.
Ancak bu tatsız olayda bile o bir ders vermesini bilmişti. UYGARLIK ve ASİLLİK DERSİ. O bu anlamda yalnızca bir Türkçe öğretmeni değil, aynı zamanda uygarlığın ve medeniyetin de hocasıydı.

Şimdi devletin önemli makamlarında bulunan kişilerin çocuklarının yaptıklarını düşünüyorum. Bunların pek çok yolsuzluk olaylarına karıştıklarını tüm kamuoyu biliyor. Hatta bulundukları makamları kullanarak bize bir şey yapamazsınız.. diye çocuklarını yanına alıp kamuoyunun gözü önünde yaptıkları şovları düşünüyorum.
Bulundukları makamları nasıl kişisel çıkarları uğruna kullandıklarını düşününce, kıyaslamak da haksızlık olur.

O, hiçbir zaman makamını kişisel çıkarları için kullanmadı. İnsanlığı erdemi, uygar ve medeni olmayı ön planda tuttu. O’ndan çok şeyler öğrendik, örnek öğretmen,
uygar insandı. Toprağı bol olsun. Işıklar içinde yatsın.
Yakınlarının ve sevenlerinin başı sağ olsun.

Mustafa AYDINLI
Emekli Teknik Öğretmen
Tekirdağ, 19.5.14

Keşiş Dağı..


Dostlar,

Sayın Mustafa Aydınlı’nın lütfedip bize adadığı “Soruyur SALTIK” adlı içten şirini paylaşmıştık sitemizde. O sunumda Sn. Aydınlı’nın KEŞİŞ DAĞI adlı güzelim bir
şiir kitabından söz etmiştik. Bu lirik manzum dizeleri “Bir Yürek Çağıltısı” olarak nitelemiştik.  Sayın Aydınlı, bu şiir kitabına adını verdiği şiirini yollamış..

Sizinle keyifle paylaşmak isteriz.. Bu arada, Aydınlı öbür şiirlerini de gönderecek..

Teşekkür ediyoruz gönül dolusu..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 23.11.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

K e ş i ş D a ğ ı

Sizde yok ilhamım ey kuru dağlar 
Yüreğim sevgiyle hasretle çağlar 
Beni memlekete dostlarım bağlar 
Sende yok ilhamım ey Keşiş Dağı. 

Ağacın yok, menekşen yok, gülün yok 
Nergisin yok, sümbülün yok, dalın yok 
Şahinin yok, ördeğin yok, kazın yok 
Sende yok ilhamım ey Keşiş Dağı. 

Karlar eksik olmaz, senin başında 
İnsan donar olmuş, kara kışında. 
Keşiş dağı, Erzincan kaç yaşında 
Sende yok ilhamım ey Keşiş Dağı. 

Keşiş dağı, ince, uzun bellerin 
Kırık kırık esse seher yellerin 
Hiç mi açmayacak taze güllerin 
Sende yok ilhamım ey Keşiş Dağı. 

Keşiş dağı, erimez mi hiç karın 
Neden ötmez, çeşit çeşit kuşların 
Akıverse çağıl çağıl suların 
Sende yok ilhamım ey Keşiş Dağı. 

Birleşir doruğun mavi bulutla 
Senden orman olmaz, ne de bir tarla 
Türkü yazdım sana bin ah-u zarla 
Sende yok ilhamım ey Keşiş Dağı. 

Aydınlı, dağlara söyler durursun 
Bu dağlar yeşile dursa ne dersin 
Her türlü canlı sefasın sürsün 
Sende yok ilhamım ey Keşiş Dağı.

Mustafa Aydınlı

SORUYOR SALTIK..

Dostlar,

Saygıdeğer Mustafa Aydınlı, Çorum’lu bir yurtseverdir. Emekli öğretmendir.
Çorlu ADD’ye ve Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezimize epey katkısı olmuştur.

Aydınlı şair yüreklidir. KEŞİŞ DAĞI adlı genelde hece vezni temelli şiir kitapçığı yayımlanalı 10 yıl oldu (2002). Bu içli ve coşkulu şiir kitabı için, o dönemler Edirne’de bulunduğumuzdan, bölgenin en çok okunan gazetelerinden Keşan Önder‘de
Bir Yürek Çağıltısının Öyküsü : KEŞİŞ DAĞI” başlıklı bir yazı yazmıştık
(2. baskı için, 12.7.2002).

Değerli Aydınlı, 30.6.12 günü bize adadığı bir şiirini yolladı : Soruyor Saltık..

Kendisine teşekkür ettik elbette ama Sayın Aydınlı sitemize koymamızı da istedi.
Hoşgörünüzle, bizi şımartan dostumuza teşekkür ederek bu dizeleri paylaşıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
17.11.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net


 

SORUYOR SALTIK..

Küresel sarmala sardılar bizi
Sıvadık paçayı, gördük denizi
Koca dünya duysun, hak sesimizi
Sömürüden hesap soruyor Saltık.

Zor günler bekliyor, güzel ülkemi,
IMF üst üste atıyor yemi
Kaptan IMF’den batacak gemi
Kurtuluş formülü kuruyor Saltık.

Doğudan, batıya, kuzey, güneye
Yetmiyor ayrıca ilçeye, köye

Uyanalım halkım, geç olur diye
Bilge ışığını veriyor Saltık. 

O, bir halk çocuğu, bir bilge kişi
Böyle yurtseverin az olur eşi
Bilim ışık yaymak gardaşın işi
Çağın ötesini görüyor Saltık.

Bankaları madenleri aldılar.
Tatlı geldi gitmediler kaldılar
Bizler ağlariken, onlar güldüler
Bu yanlışa karşı duruyor Saltık.                    

Uygarlığa çarpan, bir koca yürek
Yapıyor işini içten severek
Ülkemize böyle çok bilge gerek
Geleceğe çare arıyor Saltık.

Aydınlı Saltık’la gardaş olalım
Ülkemizde hür, bağımsız kalalım
Geçmişten bugüne dersler alalım
Karanlık dağları yarıyor Saltık.  

Mustafa AYDINLI

Sayın Aydınlı

Şiirinizi aldım.
Çok teşekkür ederim. İnsan ve yurt sevgisiyle çağlayan yüce yüreciğinizin yurdumuza ve ulusumuza erdem kaynağı ve örneği olmasını diliyorum.

Saygı ve dostlukla.
30.06.12, 01.52, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK