Kazanan Türkiye olacak

Kazanan Türkiye olacak

Cumhuriyet, 05 Mayıs 2018

Haftalardır süren sıkıntılı, gergin bekleyiş; kimileri iç karartıcı tahminler CHP cumhurbaşkanı adayının açıklanmasıyla sona erdi ve rahat bir nefes aldık… Kendi payıma benim korkum, sol kimlikten uzak birinin aday gösterilme olasılığıydı. Bu yönde söylentiler de azımsanamayacak yaygınlıktaydı. Neyse ki korkulan olmadı. Her biri saygın kişilikler olan CHP’li adaylar arasında toplumun belki en çok yakından tanıdığı ve sempati duyduğu sayın Muharrem İnce ipi göğüslemeyi başardı… Kendisine ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum ve öyle de olacağına yürekten inanıyorum.
***
Dün geceden belli olup bu gün (Cuma) açıklanan “mutlu son”a biraz daha öncesinden bakarsak, CHP’li on beş milletvekilinin İYİ Parti’ye katılımıyla bu partinin önündeki seçime girememe tehdidinin ortadan kaldırılmasının, ülkemizin içinde bulunduğu çıkışsız görünen süreçten kurtulmada ilk büyük adım olduğu görülür. Bu bakımdan, o günden bugüne

  • Baş döndürücü hızla gelişen olaylar dizisinin başmimarı kuşku yok ki sayın Kılıçdaroğlu’dur.
  • CHP Genel Başkanı’nın gerek eylemleri, gerekse söylevleri ve demeçleriyle bütün bu süreçte sergilediği büyük performans, gerçekten de baş döndürücü olmuştur.

    Karşı tarafın sersemlemiş ve saçmalamakta oluşunda bu bakımdan şaşılacak bir şey yoktur.
    Sayın Akşener’in ve Saadet Partisi sayın Genel Başkanı’nın kararlı, gözü pek duruşlarını da ayrıca takdirle, saygıyla alkışlamak gerekir.
    ***
    Sadece siyasetçi kimliğiyle değil, bir duygu adamı, fizik eğitimi almış olmasının yanı sıra edebiyat sever, şiir dostu kişiliğiyle de yakından tanıdığım; Adalet Yürüyüşü’nde omuz omuza yürüdüğümüz Muharrem İnce’nin omuzlarında, Cumhurbaşkanlığı adaylığının ilanından bu yana, bu ülkede hiç kimsenin omuzlarında olmayan ağırlıkta bir yük bulunmaktadır. Ağır olduğu kadar onur verici bu müstesna yük, bir ülkenin kaderidir.

    Aday olarak ilk konuşmasında altını çizerek belirttiği gibi, o artık bir partinin değil, bütün ülkenin tarafsız cumhurbaşkanı adayıdır.

  • Taraflılığı;

    – Cumhuriyetimizin,
    – evrensel insan haklarının,
    – aydınlanma değerlerinin,
    – özet olarak insan olmanın gerektirdiği yerde ve bütün bu değerlerin savunucusu olmaktır.

    Şimdi ondan toplumca beklediğimiz, tartışmalarda karşısına çıkacağı kuşkusuz düzeysizlikler karşısında

  • soğukkanlılığını bir an bile yitirmeksizin,
  • günlük siyaset girdabına hiçbir ucundan kapılmaksızın,
  • halkımızın ağırbaşlı değerlerinin, beklentilerinin, saygın, sevgili, birleştirici sözcüsü olmasıdır.

    Muharrem İnce’nin bu hassas dengeyi kurmada, bu ağır yükü ustalıkla taşımada gereken bilgi, kültür, deneyim, sağduyu, inanç ve duygu birikimine sahip olduğunu, bir arkadaşı olarak da biliyor ve görüyorum.
    ***
    Sıra şimdi var gücümüzle 24 Haziran seçimlerine ve mutlaka ulaşılması gereken ikinci tura hazırlanmakta. Bu süreçte şimdi asıl büyük sorumluluk, bazılarımıza belki şaşırtıcı gelebilir ama, her türden sol seçmendedir. Şu anda en zayıf konumunda bulunan dikta yönetimini mutlaka, ama mutlaka alt etmeli, parlamenter demokrasinin önündeki engelleri enkaz çöplüğüne göndermeliyiz. 

    Bunun için, dikta karşıtı birlikteliği orasından burasından didiklemenin diktanın ekmeğine yağ sürmek olduğunu görerek felaket tellallarının, “evet ama..” diye başlayan iflah olmaz karamsar ve eylem kaçkını ruh hastalarının, her türden fırsatçı ve çıkarcı kişilerin ve çevrelerin uğursuz yorum ve telkinlerine kulak tıkayarak;

    – demokrasiden,
    – iyilikten,
    – bağımsızlıktan,
    – özgürlükten,
    – aydınlıktan,
    – sevgiden,
    – eşitlikten yana bütün bir ulus olarak

    güçlerimizi bütün bu değerlerin düşmanlarına, 21. yüzyılda saray özenticiliği ve savurganlığına, cehaletin ve nefretin meydan okuyuşuna karşı tek bir yumruk, tek bir akıl, tek bir yürek olarak birleştirmeyi başarmalıyız.

  • Başaramazsak bütün bir ulusça yok olacağız ve bu yok oluşu hak etmiş olacağız demektir. 

    Başaracağız ve kazanan Türkiye olacak.
    ==========================================
    Dostlar,

    Sayın Prof. Behramoğlu dostumuzun bu nefis yazısı adeta bizimde klavyemizden aktarmak istediklerimize, klavyemizden döküleceklere aracı oldu.

Teşekkür ederek ve bütünüyle paylaşarak site okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 05 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Dr. Alper AKÇAM : RAKI MASASINDA MEMLEKET KURTARANLAR!…



Dostlar,


Çok değerli meslektaşımız Dr. Alper AKÇAM’ın nefis bir yazısı aşağıda..

Tüm CHP’liler okumalı ve ders almalı..

Sevgi ve saygıyla.
7.9.2014, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

===================================================

RAKI MASASINDA MEMLEKET KURTARANLAR!…



portresi

Dr. Alper AKÇAM

 

CHP Kurultayı’nda konuşan Kılıçdaroğlu’nu dinlerken memleketim Ardahan geldi gözümün önüne. Kendisi, “sol”, “sosyal demokrat”, hatta “sosyalist” sayan, konuştuğunda mangalda kül bırakmayan birçok aydını bulmak için ya taş ve kâğıt oynanan, belden aşağı fıkralardan başka ortam teması bulunmayan Şehir Kulübü’ne gideceksiniz, ya da akşam üzerleri ve hafta sonları yakındaki Gölebert veya Ölçek ormanlarında rakı kokularını izleyeceksiniz.

Birçoğunun “hadi gidelim” dediğinde arkasından gelecek tek bir köylü ya da şehirli yurttaşımızı bulamazsınız. Halkla en küçük bir temasları yoktur… Gece gündüz gördükleri düşlerdeki tek hedefleri, ileride milletvekili olabilmektir. Eleştirmeyi çok severler ama… On bir yıldır Ardahan’da kültür adına, sanat adına yapılan, yerel ve çoğul kültürün yaşatılması, devrimci estetikle çoğaltılması çabası olan Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri’ne birçoğu hiç uğramaz bile. Ama eleştirmeyi çok severler. En çok da “haber verilmiyor” eleştirisi gelir. Oysaki, birçoğuna, örgütlerine tek tek davetiye dağıtılır, Şehir Kulübü’nün camına, sokaklara afişler yapıştırılır…

06 Eylül akşamı da CNN Türk’te Muharrem İnce’yi dinledim. O da örgütünü korumaya çalıştı ve “rakı içme” deyimiyle çağrıştırılan yasakçı anlayışa karşı çıktı.

Bu tartışmayı bir kenara bırakıp, asıl konuşulması gereken yere gelmek gerek. Kılıçdaroğlu’nun ikide bir söylediği “çalışma” kavramının içinde ne var? Neyi ve nasıl çalışacaksınız? Parti merkezi, taşradaki, çevredeki örgütlere, partililere doğru hedefler, devrimci yönelim için yollar gösterebiliyor mu? “Ben devrimci Kemal”im demekle devrimci olunabiliyor mu?

Hani senin doksan yıldır CHP’nin ağzını açıp tek söz edemediği toprak ağalığına karşı devrimci tutumun? Hani Anadolu köylüsünün yedi bin yıldır sırtına yapışmış tefeci -bezirgân – aracı soygununa karşı önlemin? Hani üretici örgütlenmesi hedefin? Ardahan’da 1200 çiçekten süzülmüş Omega 3’lü, dünyanın en zengin içerikli, en doğal sütünü köylü 85 kuruştan satıyor, Ardahan’daki memur çocuğu nereden geldiği belli olmayan UHF (AS: UHT olmalı?) sütü 250 kuruşa alıp içiyor. Mersin’de limon 10 kuruş, şehirdeki manavda 100 kuruş, domates tarlada 20 kuruş, pazarda 200 kuruş.
Bir litre mazot alabilmek için beş litre süt satman gerekiyor.
Böyle çılgın üretici – köylü sömürüsünün olduğu başka kaç ülke var?

Bıraktık sosyalizmi, halk iktidarını filan… Gidin gezin kapitalizmin merkezi olan
Batı ülkelerini… Tüm üreticiler örgütlü… Her köyde kooperatif, üretici birliği var…
Hani özelleştirmelere karşı kamulaştırmalarla halkın ve yurdun malını sahibine paylaştırıp iş alanları yaratma hedefin? Özelleştirmelere, yağmalara, kesilen ormanlara, karayolları politikasıyla kurulan petrol saltanatlarına, trafik kazalarında insanların parçalanmasına, derelere kurulan HES’lere, şehirleri betona boğan AVM’lere ne diyorsun?

Ülke zenginliklerinin yerli-yabancı bir avuç parababası tarafından yağmalandığı bir ülkede halkın iktidarının hedefi ne olacak?

Yeryüzünü kana ve savaşa boğan ABD emperyalizminin yöredeki politikaları,
İslam üzerinden oynanan oyunlara karşı devrimci tutumun nedir?

Halka, “AKP tu kaka, onu bırak beni seç”, “ABD ve AB”ye, “Ben Batıcı ve Laikim,
beni tercih et” demek devrimci bir seçenek olabilir mi?

Kendi devrimci geleneklerinden, halk kültürlerinden esin almış, Morales’ten, Chavez’ten, Küba’dan, ABD’nin burnunun dibinde ona kafa tutan devrimci önderlerden
biraz utanmak gerekmez mi?

Emperyalizme karşı dişle tırnakla savaş vermiş bir önderin kurduğu partinin mirasını taşırken, emperyalizmle aynı yatağa girmek çabası içinde olmak doğru mu?

NATO’ya, ikili anlaşmalara, hiç koşulsuz kabul edilmiş Gümrük Birliği’ne karşı bir sözünüz var mı?

Bunlara karşı susulacaksa, seçenek olacak devrimci politikalar üretemeyecekseniz, bırakınız partinin tabanındaki arkadaşlarınız da rakı sofralarında memleket kurtarsınlar!

İnsan olarak o kadar hakları olduğunu sanıyorum.

Ne yazık ki, CHP’de yıldızı parlamaya başlayan Muharrem İnce’den de bu konulara ilişkin en küçük bir değini olmadı…

Hem parti merkezi, muhalefeti, hem partinin taşradaki temsilcileri olarak, “Halk Partisi” olabilmenin ilk gereğini de hemen yerine getirin… Anadolu’nun dört bucağında AKP’nin dağıttığı onca bedava olanağa, kendi yandaşlarına tanıdığı önceliğe karşın, sizin için mücadele eden, muhalif olmayı sürdüren köylülerin, halktan insanların elini öpün.

Eğer isterseniz kendi köyümden, Ölçek’ten böyle adlar verebilirim size…
Devrimci taban için, önce devrimci merkez olmalı.
Yoksa, babamın çok sevdiği o söz gelir hemen akıllara.

“Tezekten terazinin boktan olur dirhemi!”

07 Eylül 2014, Alper AKÇAM

5-6 Eylül 2014 CHP Kurultayı’nın ardından…

5-6 Eylül 2014 CHP Kurultayı’nın ardından…

1003049_553302274707183_385083479_n08 Haziran 2013, İstanbul.. Polise halka vahşet uygulaması emri veren kişi,
bugün Cumhur’un = Halkın başkanı..

Toplam geçerli oyun %38’i ile!

Bu bölünmüşlükten ders almalıyız??
Kurultay da geride kaldı, CHP artık halkı mutlaka birleştirmeli.. (5-6.09.2014)

Büyük ATATÜRK‘ün yaptığı gibi : “6 Ok” çevresinde..

Başka reçete aramaya gerek yok..

Kılıçdaroğlu ağır tarihsel sorumluluk altında ve bu son kongre başarısı.

1200’ü aşkın delegeden 700+ oy..
400+ oy Muharrem İnce‘nin..
Az da olsa geçersiz ve kullanılmayan oy da var..

CHP aklını başına almazsa 2105 seçiminde baraj altında bile kalabilir..
1999 seçimlerinde CHP %8,71 oy oranı ile baraj altında kalmadı mı??

CHP pusulasını Atlantik ötesinden Anıtkabir’e döndürmeli..

Yineleyelim; aslına sadık, yöntemlerinde – araçlarında güncelleme ile “6 OK Programı“!

Başka kurtuluş yok..

Son uyarılar…

“Hedef 2023” = Federe Anadolu İslam Devleti hem de çok kanlı biçimde artık görünür ufukta..

Sevgi ve saygıyla.
5.9.2014, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Bekir COŞKUN : AYAKKABI KUTUSU DUASI


D U A

portresi_gulen

Bekir COŞKUN 

Yarabbi ayakkabı kutusu vesilesi ile geldik kapına…

Bu duamızı kabul eyle…

Kutu içindeki miktarı, hukuk nazarında makul eyle…

Bu dileklerimizi cümle kullarına e-mail eyle yarabbi…

Yarabbi… Partimizin iktidarını daim eyle…

Muhalefeti mülayim eyle…

Sayın başbakanımızın başımızdan gitmesini vahim eyle…

Oturduğu koltuğa lehim eyle yarabbi…

Yarabbi… Mahdumlarımızı almaya giden polisleri yanlış adrese sevk eyle…

Şu ortalığı karıştıran çapulculara kötek…

Belgrad ormanlarına terk…

Tazyikli suyu zerk…

Çapulcuların çadır kızaklarını gevşek eyle yarabbi…

Bilhassa… Hoca Efendi’nin bedduaları karşısında…
Başbakanımızın mukabil atışlarını süper eyle…

Nagehan Alçı hanımefendiyi bize siper eyle yarabbi…

Yarabbi… Çantacılarımızı hayalet… Müdürünü yakalayan polisimize gayret…
Devlet Bahçeli’ye saadet
Kemal Kılıçdaroğlu’nun çizmelerini sandalet eyle yarabbi

Yarabbi… Oğullarımızın dolarlarını bolca…
Altınlarını tonca…
Jet Fadıl’ı başlarına hoca…
Muharrem İnce’nin konuşmalarını Japonca eyle yarabbi…

Yarabbi… Memleketi gül bahçesi…
Malum savcıyı TOKİ’ye inşaat bekçisi…
O para sayma makinesini patates soyma makinesi eyle…

Yarabbi… Netice olarak geldik kapına…
Devleti bize çul…
Vatandaşın kafasını ampul…
Makarna ve nohudunu bol eyle…

Bilhassa bu dualarımızı kabul eyle yarabbi…

Tayyip’te Bilal paniği!


Tayyip’te Bilal paniği!

 portresi_AYDINLIK

Sabahattin Önkibar
sonkibar@gmail.com  

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ –
Aydınlık, 01 Ocak 2014

Bir Başbakan meydan meydan dolaşıp sıradan bir savcıyı bu şekilde niye hedef alır?

-“Seninle daha işimiz bitmedi.
-İş takipçisi.
-Militanlar gibi bildiri dağtıyor.”

Muharrem İnce bu durumu “Bilal korkusu“, Kemal Kılıçdaroğlu ise
Abdestine güvenmemesi” diye yorumluyor…

Savcının engellenen ikinci dalga operasyonda Bilal Erdoğan’ın yanı sıra
büyük ihaleler alan çok sayıda müteahhidin kurtarıldığı 
dillerdedir.

Söyleyin; değil böyle bir tabloda, zerre bir fısıltıda bile Başbakan’ın “hodri meydan” demesi gerekmez mi?

Reza Zarrab itirafçı olur korkusu

Tayyip Erdoğan’ın bunu yapmayıp operasyon kararını veren savcıyı alanlarda
yargı hükmü olmaksızın “iş takipçisi” diye suçlaması hukuka suikast değil midir?

Bir Başbakanın, yolsuzluk operasyonunun merkezinde olan Reza Zarrab gibi
somut suç ögeleri ile yakalanan bir şüpheliye yargılama sürecinin başında arka çıkması ve O’nu medya önünde peşinen dürüst ilan etmesi adliyeye örtülü talimat
değil midir?

Bu sözler üzerine muhalefet Başbakan’a dönüp, “Reza Zarrab’ın itirafçı olmasından mı korkuyorsun ki, O’na ben arkandayım mesajını veriyorsun” diye bir soru sorsa ne cevap verecek?

Aynı şekilde;

  • Evinde ayakkabı kutularının içinde 4,5 milyon $ ile suçüstü yakalanan
    banka genel müdürüne yine peşin bir hükümle arka çıkmanın bırakın hukuk, hangi kanunda yeri var?

Bir Başbakan’ın görevi, işlenen cinayetin faillerini aramak mıdır,
yoksa üstünü örtmek mi?

Eğer ikincisi ise insanların zihnine “yoksa Başbakanın o cinayetle bir alakası
ya da ilişkisi mi var?
” gibi bir kuşku düşmez mi?

Düşeceğine ve Tayyip Erdoğan’ın bunun farkında olacağına göre, buna karşın böyle davranılıyor ise durum gerçekten vahim ötesidir;
zira böyle bir risk ancak suçüstü hallerinde üstlenilir.

İmamın suç ortakları

Efendim, bütün bu tavırlar yargının içindeki çete’ye dur demek içinmiş!

Tekrarından imtina etmeyip soracağız :
O çeteyi yeni mi keşfettiniz ve kim açtı önünü?
Siz değil misiniz “Ne istedilerse verdik” diyen?

Siz değil misiniz; dün o çete ile birlikte iş tutup bu ülkenin Ordusunu
terör örgütü ilan eden?

Siz değil misiniz; o çetenin tertipleri ile yüzlerce kahramanı hapsettirip
darbe mugalataları yapan?

Siz değil misiniz; bu çeteyi demokrasi mücahitleri diye selamlayıp millete takdim eden?

Siz değil misiniz; Yargıtay imamının dava dosyasını Pensilvanya’ya gönderirken susan ve bunu bugüne dek gizleyen?

Siz değil miydiniz; bizzat oluşturduğunuz HSYK’yı yargının bağımsızlık tanrısı gibi sunan?

Ve o siz; şimdi hiç utanmadan yolsuzluğu araştıran bir savcıya arka çıktı diye o HSYK’yı hain ilan edebiliyorsunuz.

Tamam devletin içinde bir değil birkaç çete var da onların tümü sizin eseriniz!

Yıllar önce yargıda örgüt var dediğimizde bizi dava eden siz değil miydiniz?

*****

Yeni dosyalar

Size ilişince birden “Örgüt var” diye hoplayan siz, aslında onlarla suç ortağısınız;
çünkü yıllar yılı yardım ve yataklık yaptınız ve açılacak olan soruşturmada siz
de bunun hesabını vereceksiniz!

Bir başka şey, hiç utanıp sıkılmadan TSK’ya kumpas kurdular demiyor musunuz?

Peki, o zaman siz uzayda, Jüpiter de mi, nerede idiniz?

Tayyip Erdoğan değil midir kumpas dediğiniz o hadisede savcılığa soyunan?

Kumpas söyleminde samimi iseniz Hakan Fidan olayında olduğu gibi hemen harekete geçsenize!

Yok sizin maksadınız, üzüm yemek yani TSK’ya sahiplenmek değil,
bağcıyı yani Cemaati süpürmek için TSK’yı sevenleri yanınıza çekmeyi istemek midir?

  • Biz bu oyuna gelmeyiz ve adına F tipi denen o çete ile dün olduğu gibi
    bugün de, yarın da boğuşuruz.

Ama biliniz; bizim gözümüzde sizin onlardan zerre farkınız yok.

Özetle telaşın ötesinde paniktesiniz; zira sırada başka dosyaların olduğunu biliyorsunuz.

Bunun için komplo diyerek yeni bir algı peşindesiniz ama, artık mızrak çuvala sığmıyor.

Bittiniz, tükendiniz, suçüstü oldunuz ve hesap vereceksiniz!