CHP NASIL İKTİDAR OLABİLİR?

CHP NASIL İKTİDAR OLABİLİR?

Zeki Sarıhan
zekisarihan.com, 04.08.2020

Muharrem İnce hırsına yenilip yeni bir parti kurar ve CHP’den bir dilimi koparırsa bu partinin iktidar olma hayalleri şimdilik suya düşer. Oysa Parti,  son kongresinin adını “İktidar Kurultayı” koymuştu. İktidara geleceği vaadi ve bunun çabası yeni değilse de bu kurultayın iktidar hedefine bağlanması, Parti yöneticilerinin bu konuda iyice umutlandığını gösteriyor.

CHP’yi umutlandıran gelişmeler de yok değil. AKP’nin 18 yılda uğradığı kendi ifadesiyle “metal yorgunluğu”, CHP’nin Büyük kentlerdeki yerel seçimlerde, hele İstanbul’da gösterdiği başarı bu umutları artıran olgulardır. Üstüne son ekonomik erimeyi, partizanlığın açtığı sosyal yarayı ve Tek Adam kibrinin yarattığı tepkiyi de koyun. Bunlar en büyük muhalefet partisinin iktidar iştahını açmaz da ne yapar?

Bütün bu gelişmelere karşın, CHP tek başına iktidara gelemeyeceğini biliyor. Bu nedenle son seçimlerde kurduğu Millet İttifakı’na güveniyor. Kamuoyu araştırmalarında partilerin oy oranları inip çıkıyor. Dolayısıyla iktidarın bu yolla ele geçirileceğinin de garantisi yok. AKP, seçimlerde çoğunluğu kaybetmemek için sürekli yeni çareler üretme peşinde. Seçimleri yitirse bile iktidarı bırakmayacağı kuşkuları da zihinlerde gitgide daha çok yer buluyor. AKP (Erdoğan), şimdiye kadar Türkiye’nin gördüğü partilerden çok farklı. Bu partinin yöneticileri, kendilerini İslam’ın hamisi olarak görüyorlar. Böyle yüz yılda bir doğan fırsatı seçim, millî irade, demokrasi gibi kavramlara rıza gösterip kaçırmak istemiyorlar. Bunun için sürekli politikalar üretiyorlar.

CHP’NİN TARİHSEL ŞANSSIZLIĞI

CHP günümüz ihtiyaçlarına yanıt veren Politikalar üretmeye çalışıyor.  Bazılarının sandığının aksine Partide liderlik sorunu da bulunmuyor. Genel Başkan Kılıçdaroğlu görevini bir başkasına bıraksa, CHP’nin bu kadar bile oy alabileceğinin garantisi yok.

CHP’nin şanssızlığı bagajıdır. Geniş halk kitlelerinde, yani yoksullarda Tek Parti Döneminden kalan olumsuz izlenimlerdir. Devletin partisi olarak CHP o dönemde Türk ve Kürt eşraf ve ağalarının çıkarlarını korumuş, onların zenginliklerinin artmasına ve topraklarının genişlemesine yardım etmiştir. Demokrasi ve kuvvetler ayrılığı konusunda o döneme ilişkin sicili de parlak değildir. Gerçi ülkemiz aydınlarının bir kısmında o döneme hayranlık duyanlar az değildir. Bunları Tek Parti Dönemi’nde devlet görevlerinde bulunanlar (memurlar), devletle özdeşleşmiş kentli zenginler teşkil eder. Yoksulluk çekmiş hatta kendi dergâhları kapatılmış olmakla birlikte, Sünnî gericiliğe karşı tutum aldığı için CHP ile bütünleşen Aleviler de onun doğal seçmeni durumundalar. Fakat bu kesimlerin sayısı, CHP’yi iktidara taşımaya yetmiyor. Oran, %30’a %70, haydi haydi % 35’e %65 olarak kendini gösteriyor.

SAĞA MI AÇILSIN SOLA MI?

Bu dengeler nasıl değiştirilecektir? Bir merkez veya merkez sol partisi olan CHP, Sağa açılarak mı oylarını artırabilir, yoksa biraz daha sola yaklaşarak mı?

Sağa açılmak bir süreden beri deneniyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı seçimlerinde İttifakın da oyunu alabilmesi için muhafazakâr bir aday gösterilmesi, Meclis grubunu eski sağcı veya liberal şahsiyetlerle takviye etmesi, laiklik tanımında ve uygulamasındaki yumuşama “sağa açılma” politikası olarak kabul ediliyor.

Fakat iktidar olmak için bunların yeterli olmadığı da görüldü. Çünkü sağın sahibi var ve tarihsel geçmiş nedeniyle bu bloklaşmayı bozmayı neredeyse olanaksız duruma getirmiş.

CHP sola daha çok yaklaşsa, örneğin Sol Parti veya TKP’nin programını benimsese iktidar olabilir mi? Bu partilerin programları oy getirseydi, önce kendileri ayağa kalkarlardı. Bir süreden beri zaten bütün dünyada sağcılık ve popülizm revaçtadır. Kitlelerin ayağa kalktığı 1960 ve 1990’larda değiliz.

UMUT Z KUŞAĞINDA MI?

Çaresizlik kokan bu arayışlar arasında, bazı politikacılar ve araştırmacıların “Z Kuşağı” denen gençlere umut bağladığı görülüyor. Aksine, dünya yansa bir kalbur samanı yanmayan apolitik bu kuşağın da kendine hayrı yok.

Askerî ve sivil bürokrasinin, yargının, basının artık iktidarı dengeleyici bir rolü kalmadı. Bunlar aksine, günümüzde Tek Parti Rejimini ayakta tutmanın araçlarıdır.

  • CHP’nin iktidar için elinde tutabileceği en güçlü koz, yoksulların yaşamını ekonomik olarak iyileştirilecek bir programı içtenlikle savunmak ve kitleleri bu konuda ikna etmektir.

Unutulmamalıdır ki, AKP, bu politikalarıyla seçimleri kazandı ve artık yoksullara verecek bir şeyi kalmadıysa da uyguladığı o eski politikanın ekmeğini yemeye devam ediyor. Yoksullar, aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen Tek Parti döneminin yoksulluk ve hürriyetsizliğini nasıl unutmuyorlarsa, AKP’nin uyguladığı sosyal politikaları da unutmuyorlar.

CHP’yi güçlendirecek olan böyle bir programdır ve asıl sola açılma budur. Parlamentarizme geri dönme, özgürlük ve demokrasinin gerçekleşmesi, din ve devletin ayrılması bu politikanın üzerine bina edilebilir. Bunu fark edemeyen bir CHP’nin iktidar şansı yok ve son kurultay nedeniyle parti merkezine yöneltilen eleştiriler, bunu anlayamayanların parti içinde ve dışında varlığını gösteriyor. Eğer bir parti kurup seçime girerse, Muharrem İnce ve ekibinin yaşayacağı da büyük bir hayal kırıklığıdır.

Son olarak    : AKP nasıl Celal Bayar’ın, Adnan Menderes’in partisi değilse; CHP de doğal olarak artık Atatürk ve İnönü’nün partisi değildir. Köprülerin altından çok sular aktı. Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarına saygıda kusur etmeden Tek Parti döneminin uygulamalarını tartışmaya bırakmak, hatta bunların içinde olumsuz olanları bizzat CHP’nin eleştirmesinde yarar var. Bunları gözü kapalı olarak savunmak, CHP’ye oy getirmeyeceği gibi onun şimdiki özgürlükçü karakterini de gölgeler.

 

‘Aileme kadar tehdit edildim’ diyerek istifa eden AKP’li Uğur sansürlendi

Aileme kadar tehdit edildim diyerek
istifa eden AKP’li Uğur sansürlendi

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Pazartesi günü istifa edecek’ dediği Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, ‘aileme kadar tehdit edildim’ dediği açıklamasında hem belediye başkanlığından hem de AKP’den istifa etti. Daha önceki başkanların istifa açıklamalarını canlı olarak yayınlayan, CNN Türk, Habertürk ve NTV gibi kanallarının, Edip Uğur’un açıklamasını canlı vermemesi dikkat çekti.
[Haber görseli]
BALIKESİR Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Edip Uğur, düzenlediği basın toplantısında, görevinden ve partisinden istifa ettiğini açıkladı.

Ahmet Edip Uğur ‘Tehdit edildim’ dedi… Hem başkanlıktan, hem de AKP’den istifa etti

Erdoğan’dan Balıkesir Belediye Başkanı için istifa açıklaması

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istifasını istediği belediye başkanlarından Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur, bugün saat 17.00’de, Avlu Kongre Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda kararını açaklayan Uğur, şunları söyledi:

  • “Yolsuzluğunuz yok, usulsüzlüğünüz yok, başarısızlığınız yok, FETÖ bağlantınız yok ama ailenize ve evinize kadar ulaşan tehditler. Katlanacak bir durum olmanın ötesine geçmiştir.
  • AK Parti’de siyaset yapma imkanımız ortadan kaldırılmıştır.
  • Partimden ve belediye başkanlığı görevimden ayrılıyorum.
  • Tek endişem başladığımız projelerin yarım bırakılarak insanlarımızın beklentilerinin
    boşa bırakılmasıdır.
  • Bundan önce veda ve vefa vurgusu yapmıştım. Şimdi bütün varlığımla külli iradeye
    teslim olarak cüzi irade ile milletime vefa gösteriyorum. Partime ve başkanlık görevime burada veda ediyorum. İnancım ve itikatım gereği, olanda hayır vardır.
  • Üzgünüm, kırgınım ama huzurluyum. Çünkü vicdan rahatlığı ile bu kararı almış bulunuyorum. Bugüne kadar aldığım görevlerde hemşehrilerime hizmet etme
    gayretinde oldum. Bana destek olan herkese ve aileme teşekkür ediyorum.”

Konuşması sırasında gözyaşlarını tutamayan Uğur, “Allah’a emanet diyorum” diyerek,
salondan ayrıldı.

 HABER KANALLARI CANLI VERMEDİ

Belediye başkanlığı görevlerinden istifa etmelerine rağmen AKP’den istifa etmeyen ve Erdoğan’a bağlılıklarını belirten daha önceki başkanların istifa açıklamalarını canlı olarak yayınlayan, CNN Türk, Habertürk ve NTV gibi kanallar, açıkça ailesiyle tehdit edildiğini söyleyen Edip Uğur‘un açıklamasını canlı olarak yayınlamadı. Haber kanallarının bu tavrı, Edip Uğur’un sert ve duygusal bir açıklama ile istifa edeceğinin önceden bilinmesi ve bu tablonun başta AKP seçmeni olmak üzere kamuoyundan saklama çabası olarak yorumlandı.
=========================================
Dostlar,

ERDOĞAN ÖYLESİNE ÇARESİZ Kİ;
TÜM GEMİLERİ YAKIYOR, YAKACAK..

Göze al(a)mayacağı şey yok gibi..
Baskın seçimler, başta ekonomiye indeksli olmak üzere her an olası..
Dış politikada askeri serüvenlerle ateşle oynama da dahil..

16 Nisan 2017’de yapılan tuzak anayasa değişikliği halkoylaması, YSK’nın açık usulsüzlükle desteği ile meşruluğunu yitirerek geçirilmiş ve hepsi de kritik 18 maddenin çok önemsenen 3’ü hemen yürürlüğe konmuştur :

1- HSYK yerine HSK yeniden yapılandırılarak yargının beyni tümüyle ele geçirilmiştir.
2- Anayasa Mahkemesinden 2 üye atılarak hizaya sokulmuş ve uslanarak OHAL KHK’sı sayılması olanaksız dolayısıyla anayasaya açıkça aykırı hükümet düzenlemelerini denetlemekten kendini alıkoyarak ülkeyi faşist yönetime açmıştır. Oysa geçmişte (1991) tersine içtihatları vardı.
3- Erdoğan, partisi AKP’nin de başına geçerek fiilen TEK ADAMLIĞINI yürürlüğe sokmuştur.

AKP = Erdoğan‘ı 2019 seçimlerini yitirme telaşı ve korkusu feci biçimde sarmıştır.
Erdoğan 40 katır – 40 satır ikileminde adeta bir siyaset cehennemindedir; ama yara onmazdır.
O denli ki; bilmediğimiz daha eskisi bir yana, %24 oyla 1994’te İstanbul Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana ağzına almadığı hatta Gezi olayları öncesi “2 ayyaş” deme gözükaralığını dahi gösterdiği Mustafa Kemal Paşa (ve İsmet İnönü) için “Gazi Mustafa Kemal” söylemine 29 Ekim 2017 anmasında Anıtkabir defterinde “Aziz Atatürk” diyerek apaçık takiyye kokan noktaya savruldu. Tek tük “Türk milleti” demeyi de deniyor..

Süslenip püslenip vitrine konan, “kimi parti kadrolarında metal yorgunluğu” dur; yerseniz.
Şimdilik, seçimle gelmiş AKP’li 6 belediye başkanı baskılar – tehditlerle istifa ettirilmiştir. Bu insanların kimi yolsuzluk dosyaları bu yolla kapatılıyorsa açıkça suça ortak olunmaktadır. Asıl metal yorgunu Erdoğan’ın ta kendisidir. Yabancı devlet başkanları ile uluslararası toplantılarda kameralar karşısında uyuklayan kendisidir. Seçilmiş belediye başkanlarının istifaya zorlandığı 6 ilin nüfusu 25 milyona yakındır. Erdoğan giderek net, açık – seçik, ayan – beyan TEK ADAM olmaktadır. Kendince pek haklı olarak “yaşamsal” hatta ölüm – kalım sorunu  olarak nitelediği 2019’daki 3 seçimi de alırsa, artık hiçbir biçimde durdurulması olanağı kalmayacaktır. Bunun tersi de doğrudur; 2019’un ilk seçimi olan Mart’taki yerel seçimleri yitirmesi durumunda, izleyen 2 seçimde tutunması ve orada durması da olanaksızlaşacak, yargıda hesap verme dönemi başlayacaktır. Gözükara hazırlıkların hedefi bellidir.

  • 2019 seçimleri için EN YAŞAMSAL ÖNLEM, SEÇİM – SANDIK GÜVENLİĞİDİR!

16 Nisan 2017 anayasa halkoylamasında son anda YSK devreye sokularak mühürsüz oy ve zarflar ilgili yasa açıkça çiğnenerek geçerli sayılmış ve kıl payı farkla “evet” oyları öne geçirilmiştir. Bu örnek çok tipiktir ve AKP’yi net olarak meşruluk dışına itmiştir; illegal bir zeminde sürüklenmekteyiz. Basın – yargı – yerel yönetimler – bürokrasi – üniversiteler bastırılıp susturulmuştur. Dış politikada ciddi açmaz ve çatışmalara düştük. Bu son dinamik AKP = Erdoğan’a nefes aldırdığı gibi, şahin görünümlü politikalarla seçmen tabanını toparlama olanağı dahi sunabilmektedir! Toplumu – yaşamı – devleti giderek yemyeşil İslami sosa bulama da bonustur AKP tabanının elde tutulabilmesi için!

Ne var ki Ekonomi, tüm çabalara, “Varlık Fonu kumarı”na karşın bir türlü dikiş tutmamaktadır. Ancak küresel sermaye, AKP = Erdoğan’ı devirme yerine bıçak sırtı sırat köprüsünde tutarak, hala Bizans siyasetiyle borç sağlayarak tüm rantını devşirmektedir.

  • Her 1 Dolar borç sıcak para, ülkemizin bağımsızlığının ve barışının, geleceğinin emperyalizme rehin edilmesidir ve mali tablo Osmanlı’nın 1881’de içine düşürüldüğü iflastan farklı değildir.O dönemde Osmanlı ne denli borç aldığının hesabını – defterini bile tutmamıştı! 6 milyon altın dolayında borç alınarak Boğaz doldurulmuş ve Dolmabahçe sarayı borçla yapılmıştı. Şimdi ise tek adam, Ankara’da devasa ve 1000’den çok odalı ultra lüks sarayla yetin(e)memekte, Marmaris’te birkaç yüz odalı yazlık saray yaptırmakta, İstanbul’daki sarayları tepe tepe kullanmakta ve tuhaf biçimde “İtibardan tasarruf edilmez..” buyurmaktadır! Bu söz, nasıl bir bilinçaltının dışavurumudur acaba?
  • Cumhurbaşkanlığı; uçakları, helikopterleri, 300’e yaklaşan lüks makam araçları, sayısı ile ücretleri bilinmeyen ve açıklanmayan  danışmanları ve çalışanları, Başbakanlıktan alınan MİT‘i, yüzlerce koruması, kartopu gibi büyüyen ve milyarlarla ölçülen örtülü ödeneği ile… Türkiye için başlıca sorun odağı olmuştur.

Umarız AKP’ye milyonlarca oy veren neciiiip mi necip milletimiz, sandıkta seçtiği belediye başkanlarının nasıl hoyratça hatta Balıkesir örneğinde olduğu gibi aileye dek varan tehditlerle görevden alındığını ve millet iradesinin hiçe sayıldığını…. görür.. Kul mudur, sultanın tebası mıdır, Cumhuriyetin başı dik onurlu yurttaşı mıdır, bağımsız seçmen midir.. kendine sorar.. Dince kutsal değerleri dahil hatta başta olmak üzere nasıl acımasız ve ölçüsüz sömürüldüğünü kavrar ve ülkemizin önünü açar…

  • Muhalefet partilerinin – aydınların – basının – üniversitelerin elde kalan tüm olanakları ile kamuoyuna öncülük etmesi, halkı örgütlemesi, bir OLAĞANÜSTÜ DEMOKRATİK İTTİFAK zemininde program ve kadro oluşturarak halka iktidar seçeneği sunması gerekmektedir.

Sevgi ve saygı ile. 30 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com