Dünya nasıl doyacak?

Dünya nasıl doyacak?

Tayfun Özkaya

ozkayatayfun@gmail.com
YURT Gazetesi, 04.01.2019

Ekolojik tarımın geçersiz olduğuna inanlar, verimlerin düşük olmasını gerekçe gösterirler ve sorarlar; “Bu kadar insan nasıl doyacak?” Aslında endüstriyel tarım sisteminin epeyce yaygın bir şekilde uygulandığı dünyamızda sayısı yıllara göre değişmekle birlikte bir milyar dolayında aç insanın olduğunu biliyoruz. Nerede ise bu kadar insan ise aşırı besleniyor. Bu durumda aslında endüstriyel tarım ve adaletsiz ekonomik sistemin açlığa çare olmadığı açıktır. Açlığın nedenleri teknik olmaktan çok sosyo-ekonomiktir. Açların çoğunun toprağı olmayan kır insanları olduğunu söylemek sanırım yeterlidir. Öbür konulara burada girmeyeceğiz.

Gerçekten ekolojik tarımda verimler düşük müdür? Bu konuda yapılan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşacağım. (Ponisio LC, M’Gonigle LK, Mace KC, Palomino J, de Valpine P, Kremen C. 2015 Diversification practices reduce organic to conventional yield gap. Proc. R. Soc. B 282:20141396. http://dx.doi.org/10.1098/rspb.2014.1396)

Bu araştırma, bu konuyu araştıran 115 ayrı araştırmanın, binden çok gözlemini içeren bir araştırma. Bunlara meta araştırma diyoruz (AS: Metaanaliz). Genel olarak ele alındığında organik veriminin konvansiyonel (yani tarım ilacı, kimyasal gübrelerle yapılan tarım) tarımdan %19 daha az olduğunu gösteriyor. Ancak ürün tipleri, yönetim uygulamaları ele alındığında çok farklı sonuçlar elde ediliyor. Örneğin baklagillerde, çok yıllık ürünlerde ve kalkınmış ülkelerde organik ve konvansiyonel uygulamalarda verimler arasında önemli bir fark bulunmuyor. Ancak baklagil olmayan ürünlerde, tek yıllık bitkilerde ve gelişmekte olan ülkelerde organik ve konvansiyonel arasında verim farkı var. Öte yandan organik sistemde çoklu ürün ve ürün rotasyonları uygulandığında konvansiyonele göre verim açığı sırasıyla %9 ve %8’e düşmektedir. Bu sonuçlar eğer kimi gelişmeler sağlanırsa organik tarımın konvansiyonel tarımdan verim açısından farkının çok azalacağını ortaya koymaktadır. Organik tarım konusunda araştırmalar çok yetersizdir. Ayrıca organik tarıma uygun çeşitler geliştirmek konusunda çok az şey yapılmaktadır. Şirketlerin çeşit geliştirme çalışmaları hep konvansiyonel tarım koşullarında yapılmaktadır. Öbür yandan ABD’de Rodale Enstitüsü’nün yaptığı 30 yılı geçmiş bir verim farkı araştırmasında soya, mısır ve buğdayda organik üretimde verim bir miktar daha fazla bulunmuştur. Çok daha önemlisi mısırda kurak geçen yıllarda organik üretimde verim konvansiyonele göre % 31 daha fazla bulunmuştur. (Rodale Institute, Farming Systems Trial, https://rodaleinstitute.org/wp-content/uploads/fst-30-year-report.pdf) Küresel iklim değişikliğine uyum açısından bu çok önemlidir.

Ayrıca her şey verim değildir. Yerel tohumlarla ekolojik üretim yapıldığında ürün konvansiyonele göre çok daha besleyicidir. Buğdayı ele alırsak yerel buğday unundan ekşi maya ile üretilen ekmeğin çok daha azı yeterli olacaktır.

Hâlâ, “verim önemli” diyenlere dünyada üretilmiş besinlerin miktar olarak üçte biri ve enerji olarak dörtte birinin tümüyle çöp olduğunu da ekleyelim.