Erdoğan Herkesle savaşıyor!

Erdoğan'ın görüştüğü yatırımcılar 'şoke olup kulaklarına inanamamış': Herkesle savaşıyor

Erdoğan’ın görüştüğü yatırımcılar ‘şoke olup kulaklarına inanamamış’:

Herkesle savaşıyor!

16.05.2018 BİR GÜN
https://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-in-gorustugu-yatirimcilar-soke-olup-kulaklarina-inanamamis-herkesle-savasiyor-216172.html

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Erdoğan’la İngiltere ziyaretinde sırasında görüşen uluslararası yatırımcılar, Reuters‘e konuştu. Duydukları karşısında ‘şoke olduklarını, kulaklarına inanamadıklarını‘ söyleyen yatırımcılar, ”Piyasalar dahil herkesle savaşıyor, ama bu kazanılabilir bir savaş değil’‘ değerlendirmesini yaptı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 günlük İngiltere ziyaretinde biraraya geldiği uluslararası yatırımcılarla küresel fon yöneticileri, Reuters haber ajansına şaşkınlıklarını ifade etti. Erdoğan’ın söyledikleri karşısında ‘şoke olduklarını, kulaklarına inanamadıklarını’ dile getiren yatırımcılar, Cumhurbaşkanı’nın bir yandan artan enflasyonu
aşağı çekmeyi, TL’deki değer yitirmenin önüne geçmeyi, öbür yandan faizleri düşürmeyi
nasıl başarmayı planladığı konusunda şaşkınlık içinde kaldıklarını belirtti.

Erdoğan, gelecek ay yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin ardından ekonomi yönetiminde ağırlığını artırmayı planlandığını açıklamıştı. Bazı yatırımcılar, Erdoğan’ın yurtiçindeki hasımlarını etkisizleştirmiş olmasına karşın, uluslararası finans piyasalarına ekonomide alışılagelmiş kurallara ters düşen politikalarla meydan okumada çok zorlanacağını savundu.

Görüşmelerin siyasal duyarlılığı nedeniyle adlarının açıklanmasını istemeyen yatırımcılar, Erdoğan’ın yaklaşımından ve böylesine kırılgan bir dönemde piyasalarla savaşa girmeye
hazır olması karşısında afalladıklarını dile getirdi.

‘DÜŞMAN LİSTESİ ÇOK UZUN’

Büyük ölçekli bir varlık yönetim şirketinde çalışan bir fon yöneticisi,
Erdoğan’ın düşmanlardan oluşan uzun bir liste tuttuğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

  • Herkesle savaşıyor
  • Muhalefetle savaşıyor,
  • (Fethullah) Gülen’le savaşıyor,
  • radikallerle, başarısız darbe girişimiyle savaşıyor;
  • şimdi de piyasalarla savaşıyor ve bu da tehlikeli.”

‘FİNANS PİYASALARIYLA SAVAŞI KAZANAMAZSINIZ’

Erdoğan’ın beraberindeki kurulda bulunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek‘le
basına kapalı toplantıya katılan bir yönetici de “Yurtiçinden istediğiniz kadar düşman bulun.
Ancak finans piyasalarına çatarsanız bu savaşı kazanamazsınız.” dedi.

‘ERDOĞAN ÇOK NET KONUŞTU, AMA KENDİSİNE KATILMIYORUM’

Erdoğan’la toplantıya katılan bir portföy yöneticisi, Cumhurbaşkanı’nın ‘son derece dürüst’ olduğunu, 24 Haziran seçimlerini kazanması durumunda faizlerin izleyeceği gidiş hakkında
çok net konuştuğunu aktararak şöyle devam etti:

”Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilmesi halinde faizlerin yüksek değil düşük olmasını sağlayacağını söyledi… Yüksek faizlerin yüksek enflasyona yol açtığı görüşünde;
ben bu görüşe katılmıyorum.”

‘MADEM ÖYLE, LONDRA’YA GELİP BU MESAJLARI NEDEN VERİYOR?’

Erdoğan’la yapılan görüşmeye katılan üçüncü bir fon yöneticisi şu değerlendirmeyi yaptı:

“Piyasanın bir avuç spekülatörden oluştuğunu düşünüyor ve hedef kitlesi de onlar değil.
Hedef kitlesi, Türkiye’deki sıradan insanlar ve onların da düşük faizlere gereksinimi var.”

Aynı fon yöneticisi, “Peki, o zaman neden Londra’ya gelip de kurumsal yatırımcılara
tam da duymak istemedikleri bu mesajı veriyor?” sorusunu yöneltti.
===========================================
Dostlar,

Bu yazıda saptanan Erdoğan’ın kişiliği, tutum ve davranışlarına ilişkin gerçekler son derece önemlidir.

Temelde, Türkiye’nin içine sürüklendiği çıkmazın da tanısı ve açıklamasıdır.

Bu kişilik – tutum – davranış – inat ve kadronun Türkiye’yi bataktan çıkarması olanaksızdır.

En hayırlısı AKP = Erdoğan’ın en azında  bir dönem muhalefete düşmesidir. Bu arada çok yönlü bunalımın yaraları biraz sarılabilir ve AKP = Erdoğan da muhalefeti tadarak demokratik terbiye – sabır vb. bakımlardan biraz daha olgunlaşabilirler. Hatalarını görme, ders çıkarma olanakları olabilir. Sonrasında belki gene iktidara gelirler. Demokrasi böyle bir şeydir, iktidar da muhalefet de olağandır. Bu olgunun herkesin içine sinmesi gerekir.

  • Türkiye’de herkesin, Erdoğan’ın ileri derecede narsisitik kişilik yapısının
    bu sorunların başlıca kaynağı olduğunu artık görmesi gerekiyor.

Bu sitede belki yüz kez yazdık; en büyük görev de 1. derece akrabalara – AKP kurmaylarına düşüyor.. Ne yapıp edip bir yolunu bularak Erdoğan’ı frenlemek ve en azından bir dönem muhalefette kalarak sağlıklı gözlemle toparlanmasını sağlamak.

Türkiye için yaşamsal bir kavşaktayız..

Seçmen kitlelerinin, AKP’ye OY veren – vereceklerin bu yakıcı gerçeği görmesi gerek..

Kısa erimli hesaplarda boğulmadan..

Biz 24 Haziran ve 8 Temmuz 2018 için umutluyuz..
Seçimlere HİLE katılmaması ve
OLAĞANDIŞI BİR SENARYO yazılıp oynanmaması koşullarıyla..

Sevgi ve saygı ile. 17 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Rifat Serdaroglu : ÇILDIRMIŞ BUNLAR!

ÇILDIRMIŞ BUNLAR!

Rifat Serdaroglu

Cumhur’un Başı-Saray’ın Başbakan’ı- Saray’ın Bakanları, ağız birliği yapmışlar,
yeri göğü inletiyorlar :

“Gerekirse Suriye’ye kara harekâtı yaparız,
PYD hedeflerini bombaladık yine bombalarız, Alçak Rus uçakları,
İşe yaramayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi,
Eyy Obama tarafını belli et!”

Demokratik rejim ve serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı ülkelerde, ülkeyi yönetenler çok dikkatli konuşmak zorundadırlar. Ağızlarına gelen her sözü, dokuz kez düşünmeli, tartmalı öyle konuşmalıdırlar. Neden mi? Birlikte bakalım;

Aklı başında, ülkesini seven, vatandaşına saygısı olan eğitimli ve dürüst bir Devlet Adamı
şu gerçekleri iyi bilmelidir;

Dünyanın en korkak ve en hızlı kaçan varlığı PARA dır!
– İç çatışma veya bir savaş halinde, daha tek kurşun atılmadan ekonomi sallanmaya başlar!

Hele, ülke ekonomisi büyük ölçüde dışardan gelecek paraya muhtaç ise,
dışardan borç para gelmediğinde ekonomik çarkınız duracak hale geldiyse,
yöneticiler dokuz değil, doksan dokuz defa düşünmelidir…

Ama sizin yöneticileriniz bu gerçeklerden habersiz ise, ömürlerinde bir bakkal dükkânı bile çalıştırmadan maaş ile geçinmeye alışmışlarsa, senet-çek ödememişlerse,
yanlarında çalıştırdıkları kişilerin sorumluluğunun ne kadar ağır bir yük olduğunu bilmiyorlarsa, işiniz zor demektir…

İşte Türkiye’nin durumu tam da böyledir.
Davutoğlu, ömrü boyunca maaş karşılığı çalışmış biridir. Eleştirmek için söylemiyorum
ama bir tesisin nasıl kurulacağını, nasıl üretime geçeceğini, nasıl işletileceğini,
o çarkın nasıl döndüğünü bir sanayici gibi bilmesi mümkün değildir.
Ya Mehmet Şimşek? İngiltere vatandaşının aklı, daha önce maaşla çalıştığı
yabancı finans kuruluşlarında! Zaman kalırsa konuk olduğu Türkiye’yi de düşünecek!

Sizleri rakamlara boğmadan üç konu hakkında bilgi aktarmak isterim :

Anımsar mısınız, Erdoğan eskiden her ağzını açtığında,
“Kamu Bankalarının Görev Zararlarından” söz eder ve 2002 öncesi yönetimleri
yerden yere vururdu. Geçmişteki Kamu Bankalarının Görev Zararlarının oluşma nedeni, Çiftçiye-Köylüye-Esnafa aktarılan kaynaklar yüzündendi. Bu bankaların hesapları kezlerce incelendi, ne bir yandaş basına, ne bir yandaş müteahhite tek kuruşluk
kredi verilmemişti!

Şu an Kamu Bankalarının Görev Zararları tavan yapmış durumda!
T.C. Ziraat Bankası görev zararı; 1 milyar 367 milyon TL,
Halk Bankasının görev zararı; 690 milyon TL oldu.

17/25 Yolsuzluk-Hırsızlık-Rüşvet olaylarının tutanaklarını okuyunca,
bu bankaların yandaş medyanın ve sahtekâr işadamlarının kasası gibi kullanıldığı,
Genel Müdürlerin evlerindeki ayakkabı kutularından dolarların-avroların fışkırdığını hatırladım.

Türk Hava Yolları, 2002 yılından bu yana tam bir AKP çiftliği gibi kullanılır.
İstediklerine reklam verirler, istemediklerine vermezler. Hatta işi terbiyesizliğe kadar götürürler. THY sanki babalarının malı imiş gibi, Sözcü, Cumhuriyet gibi gazeteleri havaalanlarına, uçaklara sokmazlar!
THY da tam tamına 410 milyon TL “Görev Zararı” açıkladı.
Bademlerin görev zararları, eşe dosta yapılan kıyaklardan oluşur.
Böyle olur Bademlerin Görev Zararı

-Eskiden Örtülü Ödenek, Başbakanların namusuna emanet edilirdi.
Erdoğan, “Hoop dur bakalım birader! Seni Başbakan yapan kim? Tabii ki ben!
O zaman Örtülü ödeneğin, ödeneği benim, örtüsü senin. Sen neleri örtmedin ki? Tamam mı?” dedi ve oraya da çöktü.
2016 yılının bütçesi henüz yok, ülkemiz üç aylık geçici bütçe ile yönetiliyor.
Bademler bütçeyi-mütçeyi takarlar mı?
Örtülü ödenek, bütçenin geçicisini de, hakikisini de deldi geçti.
Yatırımlar durur, her şey durur ama örtülü ödenek durmaz…

Ülkeyi yönetenlerin, ülke ekonomisi bu halde iken, hiçbir noktasıyla bizim olmayan bir savaşa taraf olmalarını ancak şu şekilde açıklayabiliriz;

Çıldırmış bunlar, gerçekten çıldırmış…

Not; Her geçen gün terör batağına biraz daha batıyoruz.
Ankara’da yine facia yaşadık. Bu felaketin sorumlusu bellidir.
Kim

  • Şehirlerimizi bomba deposu haline getirdiniz diyen haini koruduysa,kim IŞİD için
  • “Eğer Irak’ta Sünni Araplar dışlanmamış olsaydı, böyle bir öfke birikmesi olmazdı.
    Bunlar terörist değil, sinirli çocuklar bunlar”
    dediyse bu ölümlerin sorumlusu O’dur!O’nu devletin tepesine oturtanlar, olsun olsun ekonomik istikrar var.. diyenler,
    şimdi canınız yanıyor mu?

    *****

    Yarın Ankara Cumhuriyet Savcısının dilekçeme verdiği yanıtı yazacağım!
    Sayın Savcı aynı yazıyı, Ankara’da kaybettiğimiz canların yakınlarına da gönderebilir mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle.

=======================================

Dostlar,

Sayın Rifat Serdaroğlu gene zülf-ü yâre dokunan sıkı bir yazı yazmış, sağolsun..

Bunca ağır ve kanlı bir tabloya karşın, hiç kimse ya da kurum çıkıp;

  • “Arkadaş!
    Bu ölümlerden, şehitlerden, kan ve gözyaşından, yıkımdan, ülkenin savaş eşiğine sürüklenmesinden sen ve senin bitmeyen, yeteneklerini çooooooooooook aşan

    politik ihtirasların sorumlu..
    Ülkenin başına bu cehennemi sen sardın..

    Sorumlu ve suçlusun..
    Gel bakalım Yüce Divan’da bunun hesabını ver.. 

    Bırak yakamızı, çekil git başımızdan..
    Bizden uzak Allah müstehakını (belanı!) versin…”

    diyemiyor, diyemiyoruz.. Basiretimiz bağlandı, kilitlenip kaldık..
    Bu bağlamda ağzını açan, birkaç saat içinde kendini ceza mahkemesinde buluyor..
    Kısa bir sözde yargılama ve TCK 299’dan, 4 yıla kadar yallah hapse..
    Olmayan TCK md. 299’dan.. AİHS ve AİHM kararları karşısında zımnen (örtülü olarak)
    ilga edilen (yürürlükkten kaldırılan) bir madde yüzünden..
    Anayasa md. 90/son açıkça çiğnenerek.. Göz göre göre ve de göstere göstere..

    Türkiye’nin önünde 2 seçenek kaldı      :

    1. Ya Bay RTE diktatörlüğü (faşizm + şeriat ile duble dikta!)
    2. Ya da halkımızın duruma el koyarak bu lanetli kuşatmayı püskürtmesi..

    Gün doğmadan neler doğar..

    Sevgi-saygı ve
    Derin kaygı – acı ile.
    18 Ocak 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com