Etiket arşivi: Meclis yerine kişiye KHK ile yasa çıkarma yetkisi

Meclis’e ve millete pranga takıyorlar!

Meclis'e ve millete pranga takıyorlar!

Meclis’e ve millete pranga takıyorlar!

AYDINLIK, 12.2.2017

(AS: Bizim kapsamlı katkımız azının altındadır..)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mevcut sistemi prangalı sistem olarak tanımlamasına  muhalefetten tepki geldi: Asıl pranga bu sistemle TBMM’ye vuruldu!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Aksaray’da dün de İstanbul’da yaptığı konuşmada partili cumhurbaşkanlığı sistemini savunurken söylediği “Bu sistem var ya bu sistem, bu bizim bileklerimizde prangaydı. 16 Nisan’da bileklerimizdeki bu prangaları
söküp atmaya var mıyız?” sözlerine muhalefet partileri tepki gösterdi.
Aydınlık’a konuşan muhalefet partililerin açıklamaları şöyle:
‘KONTROLSÜZ PRANGALI BİR SİSTEM YARATIYORLAR’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan : Getirdikleri sistem, Türkiye için gerçek ve ciddi bir pranga yaratıyor. On beş yıldan bu yana, tek başına iktidarda istediklerini yapan bir güce sahipler. Ne isteyip de yapamamışlar? Sistem bunlara hiçbir engel çıkarmadığı için FETÖ’yü devletin kalbine götürüp yerleştirdiler. Bir pranga varsa 15 yıldan beri kontrolsüz bir şekilde kurdukları iktidardır. Şimdi bunu daha kontrolsüz hale getirmeye çalışıyorlar. Daha büyük bir pranga yaratmaya çalışıyorlar. Bugün Türkiye terörde bu noktaya gelmişse 15 yıllık pranganın eseredir. Başka bir prangadan bahsediyorlarsa bilemem. Bunların Cumhuriyet ile kuruluş değerleriyle sorunları olduğunu biliyoruz. Bu hesaba dayalı olarak Cumhuriyeti bir pranga olarak görüyorlarsa, Cumhuriyet, yalnızca uluslararası emperyalizmin Türkiye üzerindeki emellerinin karşısında bir prangaydı. Bunlar o prangayı çözmeye çalıştılar buna güçleri yetmedi. Ama Türkiye’yi 15 Temmuz darbe felaketine getirdiler.
‘YASAMA YETKİSİNİN TBMM’YE AİT OLMASI
ERDOĞAN İÇİN BİR PRANGADIR’
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz: Erdoğan, 16 Nisan’da Anayasa değişikliğiyle “100 yıllık prangayı söküp atacağız” diyor. Erdoğan bu söylemiyle anayasa değişikliğinin hedefini ve saflaşmayı doğru tanımlıyor. Dayatılan anayasa değişikliğiyle yüzyıllık Cumhuriyetimiz hedef alınıyor.
  • Saflaşma, Cumhuriyet güçleriyle Cumhuriyet karşıtı güçler arasındadır. Milli egemenliğin temsilcisi olan Meclis, bu tanımlamaya göre prangadır. Meclis’in yürütmeyi denetlemesi, yürütmeye pranga vurulması olarak kabul edilmektedir. Yasama yetkisinin TBMM’ye ait olması Erdoğan için bir prangadır. Cumhurbaşkanının da tek başına yasama yetkisine sahip olması, kanun çıkarabilmesi istenmektedir. Keza, yargısal pranganın sökülüp atılması için de hukuk devletinden vazgeçilmeli, üst yargı organları Cumhurbaşkanınca belirlenmelidir. Özetle, ‘100 yıl’ tanımlamasından da açıkça anlaşıldığı gibi, Cumhuriyet ve Meclis hedef alınmakta, “prangaların sökülüp atılması” ile olağanüstü yetkilerle donatılmış Cumhurbaşkanından ibaret denetimsiz yürütme hedeflenmektedir. Milletimiz bunu
    kabul etmez. Cumhuriyetimizin “pranga” olarak nitelendirilmesine “Hayır” diyecektir.

‘PRANGALI’ SİSTEMDE, EYALET SİSTEMİNİ Mİ GETİREMEMİŞLER?

Türk Milliyetçileri Hayır Diyor Platformu’ üyesi MHP Kayseri Milletvekili Prof. Yusuf Halaçoğlu: Getirdikleri anayasa değişikliğini savunabilmek için gülünç şeyler söylüyorlar. Prangaymış. 15 senedir istedikleri kanunu çıkartıp ama hep aldanan insanların böyle bir ifade kullanmaları gülünç oluyor. Pranga olarak ne engellemiş kendilerini? Eyalet sistemini mi getirememişler? Onu mu demek istiyor? Demokrasiyi getirmek istemişler de engel mi olmuş? Kanunlar mı çıkaramamışlar? Yargıyı bağımsız hale getirmek istemişler de getirememişler mi?  Ne engel olmuş hangi ve neyin prangasıymış? Ekonomiyi, dış politikayı berbat etmişler
s
onra da prangadan bahsediyorlar.
Getirdikleri sistem söylediklerinin tam tersine özgürlükçü bir sistem değildir. Yargıyı kontrol altına alan tek insanın hakimiyetine bırakan, Meclis yerine kişiye KHK ile yasa çıkarma yetkisi veren bir sistem getiriyorlar. Şimdi yasama ve yürütmenin tek kişinin emrinde olan bir sisteme özgür bir sistem denmez ki. Tam tersine despot bir sistem denir. Hukuk dışı bir sistem getiriyorlar. Prangadan bahsediyor. Getirdikleri sistem tek parti sistemi dahi olmayacak. Çünkü tek parti döneminde bile yargı ve yasama tek kişinin elinde değildi. Tek partinin elinde ama tek kişinin elinde değildi. Bunların getirdiği sistemde yargı ve yasama tek kişinin elinde olacak.
‘PRANGALARI MİLLETİN AYAKLARINA GEÇİRECEKLER’

Anayasa Profesörü Süheyl Batum                   :
Bir referanduma gidiyoruz. Referandumda bir metni oylayacağız. Metin belli. İçine yetkiler koymuş. Buna göre her şeyi, yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı cumhurbaşkanına vermiş.
Şimdi biz neyi oylayacağız? Metni. Metni oylarken, metnin dışında her şey söyleniyor. “Prangaydı”, “Hayır veren PKK ile ve FETÖ ile beraber olmuş demektir.” Söylenenler tümüyle bunlar. Aynı konuşmanın içinde “yol yaptık, köprü yaptık” diyor. Nasıl? Pranga varken bunları yaptık. Böylece nereye dönüyoruz. Her şeyi cumhurbaşkanına veriyoruz. Peki bunlar demiyorlar mıydı “Tek adam milli şef döneminde hiçbir şey yapılmadı, baskı getirdi” diye.
Biz o köprüleri yolları yaparken baskıya dönmek için mi tekrardan tek adam rejimini getiriyoruz? Sadece cumhurbaşkanı değil, herkesten “100 yıllık pranga bitti”, “200 yıllık baskı bitti”, “Vesayet bitecek” lafları duyuyorum. 2010’da biz bunları izliyorduk. Malını anlatmak yerine dönüyor, “bana güvenin, prangayı kıracağız” diyor.  Malına güvenen içeriğini anlatmaz mı? Sen bu paketin içeriğini anlatan bir ‘evetçi’ duydun mu? Nereden kaynaklanıyor bu? Demek ki, referanduma sundukları metine kimse güvenmiyor ve inanmıyor. Ne yaptıysalar prangalı vesayet rejimi dedikleri rejimde yapmışlar. Şimdi nereye gitmek istiyorlar? Tek adam rejimine. Hani tek adam rejiminde hiçbir şey yapılmamıştı. Oraya mı dönmek istiyorlar?
Ben söylüyorum bu anayasa değişikliği tek adam rejimi getirecek, her şeyi bir kişiye verecek. Benim için kimin olacağı önemli değil. Bana göre, tek adam rejimi demek tek adam için
engel olan prangaları çözüp, o prangaları milletin ayağına vurmak demektir.
==================================
Dostlar,

Olanak ölçüsünde her yerde insanlarla konuşuyoruz..
Ağırlıklı biçimde HAYIR kararı görüyoruz. ama gevşemek yok..
Ortada olanlarda ise bilgi açığı hemen öne çıkıyor..
Dayatılan anayasa değişikliğinin içeriğinden birkaç örnek genellikle yeterli oluyor.

Yukarıda aktarılanlara yalnızca 1 örnek de biz verecek olursak, Üniversite rektörleri konusu. Yürürlükteki Anayasa ve 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası rektör seçimlerini ve atanmasını açık açık düzenliyor : Üniversiteler 6 aday belirliyor, YÖK bunları kendine göre ya da Saray’ın emirlerine göre 3’e indiriyor ve Tayyip bey de bu 3 kişiden 1’ini atıyor. Anayasa ve ilgili Yasa kuralı koymuş. Ancak Tayyip bey bir OHAL KHK’si çıkararak Anayasayı çiğneyen, ilgili yasayı da yok sayan tümüyle hukuk dışı ve keyfi bir düzenleme yaparak tek başına kendisinin bu atamaları yapması yetkisi aldı.. Boğaziçi gibi seçkin ve uluslararası saygın bir üniversitemizde bile 400 dolayında öğretim üyesinin yaklaşık %80’inin oyunu alan kadın bir profesörü doğallıkla atamak yerine, aday bile olmayan 1 erkek profesörü atadı! Tam demokrasi değil mi??!

Erdoğan ve yandaşları hala prangadan söz etmekteler kocaman bir demagoji ile. 12 Eylül rejiminin kalıntısı YÖK düzenini demokratikleştirmek yerine, kaç kez anayasa değişikliği yapmalarına karşın bu özerklik ve demokrasi karşıtı düzeni demokratikleştirmek yerine tepe tepe kullandılar, Erdoğan’ın ağzıyla itiraf ettiği üzere 18 üniversiteyi FETÖ’ye verdiler
Bu antidemokratik anayasa maddesi ve YÖK yasası bile yetmemiş olmalı ki, Erdoğan anayasa  – yasa tanımadan, OHAL bahanesiyle  açık – tam hukuksuzlukla bu yetkiyi kendi tekeline aldı! Her fırsatta “cumhur ne derse öyle olur..” demagojisi yapanlar, Üniversite hocalarını “Cumhurdan” saymıyor! Üniversite hocalarına rektörlerini seçmelerini çok görüp adam yerine koymayanların halka ve iradesine gerçekten saygı duyduklarına kimi inandırabilirler??
Bir de 18 yaşını bitiren çocuklara milletvekili seçilme hakkı tanıyarak oy avcılığı peşindeler.

Gerçekleri öğrenmelerini basına ağır sansür ve yandaş basın – TRT ile engelledikleri, “HAYIR” propagandasının yasaklandığı, “evet” diyecek cumhurun FETÖ’cü, bölücü, 15 Temmuz darbesinden yana…. ilan edilerek göz dağı verilmesi, işsizlik – yoksulluğa ve AKP sadakasına mahkum ettikleri halkı oy deposu olarak kullanma hesapları… insanlık ayıbı, halka karşı ikiyüzlülük, utanmaz bir halk yardakçılığı… değil de nedir??

Tam hukuksuzluk – tam keyfilik sürdürülüyor ama bunca yetki de yetmiyor??

AKP-RTE neden çağımızda hiçbir uygar ülkede olmayan bir ucube TEK ADAM yetkisi istiyor?

Kritik soru ve sorun budur. Şimdiye dek yaptığı anayasayı ayaklar altına alan tam hukuksuzluk – tam keyfilik ibret ve dehşet vericidir.. Bir de dayatılan Anayasa değişikliği onaylanırsa,
Erdoğan daha neler neler yapacak, kestirmek hiç de zor olmasa gerek.. Çarşambanın gelişi.. Bu Anayasa değişikliği 17-25 Aralık yolsuzluğu dahil AF getiriyor ayrıca!

  • Ülkemiz bir dinci despotizm – faşizm ve eyaletlet – özerklik – bölünme tehdidi ile
    yüz yüze.
  • Anayasa değişikliği ile Erdoğan net ve sınırsız eyalelet – özerklik yetkisi de alıyor…

Bunca yetki padişahta bile yoktu.. ABD başkanında da yok..

  • TBMM bunca sınırsız yetkiyi Kurtuluş Savaşında Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya bile vermemişti!
  • Habire kandırılan ve bunu kendisi itiraf eden bir insana 80 milyon insanın geleceğini ve
    her şeyimiz Türkiye’mizi neden emanet edelim? Bu çok tehlikeli bir kumardır.
    Bu anayasa değişikliği dayatması TBMM’yi göstermelik yapıyor, hiçe indiriyor
    TBMM yaşamalı, yaşatılmalı ve halkımızın temsilcisi olarak tam yetkiyle
    demokratik Cumhuriyet rejimimizin Kâbesi – Kalbi olarak varlığını sürdürmelidir

Sonuç olarak bu dayatmanın mutlaka halkımızca reddedilmesi gerekir : HAYIR – HAYIR!
Öyle de olacaktır… Türkiye Cumhuriyeti’ne yıkıcı kumpas kuranlar altında kalacaktır.

Sevgi ve saygı ile. 12 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com