Etiket arşivi: Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek :

Ekonomik Büyüme Dolara Yenildi!


Ekonomik Büyüme Dolara Yenildi!


Dr. Ahmet SALTIK

www.ahmetsaltik.net 
profsaltik@gmail.com

Türkiye ekonomisi yılın 2. çeyreğinde %3.8 büyüdü. Büyüme tüketim, kamu harcamaları ve yatırımlardaki artıştan sağlandı. Ancak Dolar bazında (AS: temelinde) ulusal gelir %10.7 azaldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dün yayımladığı verilere göre Türkiye ekonomisi 2015’in 2. çeyreğinde %3.8 büyüdü.

ÜLKE EKONOMİSİ DOLAR OLARAK ERİDİ

Türkiye ekonomisi, Türk lirası olarak sabit fiyatlarla %3.8 büyüse de Dünya sıralamasındaki
yerine etki eden Dolar temelli Ulusal gelir 2. çeyrekte %10.7 gibi çok yüksek bir oranda azaldı.
Yani ekonomi Dolar ölçeğinde daraldı. Ulusal gelir Dolar olarak ilk çeyrekte %2.7 daralmıştı.
Buna göre yılın ilk 6 ayında Dolar olarak gerileme %6.9 olarak gerçekleşti. 2015’in ilk 6 ayında ulusal gelir 361.4 milyar Dolarda kaldı!

KİŞİ BAŞINA YILIK GELİR GENE 10 BİN DOLARIN ALTINDA! 

Türk lirası olarak Ulusal gelir son altı ayda 926 milyar Dolara ulaştı. Ocak-Haziran döneminde ekonomi %3.1 büyüdü. TÜİK’in açıkladığı verilere göre GSYH 2014’te 1.7 trilyon TL’ye erişti.
Dolar olarak ulusal gelir de 2013’e göre %2.9 azalarak 799 milyar Dolarda kaldı. Kişi başına gelir 2014’te cari fiyatlarla 22.7 bin TL, ABD Doları olarak 10 390 $ hesaplandı.

2014’te 10 bin Doların üzerinde kalan ulusal gelir, kurdaki hızlı yükselişle bu yıl 10 bin Doların altına düşecek. Son 4 çeyreklik Dolar ölçekli ulusal gelir rakamını ele aldığımızda 772.4 milyar ediyor. Nüfus artışı sabit kalsa bile -ki 1 milyondan çok artacak!- kişi başına düşen gelir 9 940 dolara gerilemiş durumda.

Temmuz 2015’te sanayi üretiminde durgunlukartan enflasyon ve Dolardaki hızlı değerleniş dikkate alındığında 3. çeyrekte büyüme verilerinin umut verici olmayacağı söylenebilir

%6.3 CARİ AÇIK VERDİK

Ekonomi 2. çeyrekte %3.8 büyümeye karşılık ulusal gelirin %6.3’ü oranında cari açık verdi.
İlk 6 ayda 361.4 milyar Dolarlık ulusal gelirle 22.2 milyar Dolarlık cari açık %6.1 gibi
çok yüksek.

2015’te BÜYÜME %4’ün ALTINDA KALACAK

Büyüme verilerine ilişkin açıklama yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, siyasal belirsizlikler ve olumsuz dış konjonktür nedeniyle büyümenin Orta Vadeli Programda (OVP) öngörülen % 4’ün altında kalmasının olası olduğunu belirtti.

Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi (İktisat) Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu;

Büyüme iç tüketime dayalı, istihdam yaratmıyor ve cari açık oluşturuyor! 

“Seçim öncesi dönem olduğu için kamunun harcamalarındaki artış dikkat çekici…
Fakat ihracat iyi değil. Demek ki Türkiye ekonomisi yılın 2. çeyreğinde iç talebe dayalı olarak büyüdü. Zaten bunun sonucunu cari açıkta gördük… Tarımda üretim arttığı halde
bunun gıda enflasyonuna düşüş olarak yansımaması, maliyet katılığı var demektir
.”
(http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/ekonomik-buyume-dolara-yenik-dustu-h76465.html)

*****

Ülke serveti hızla erimekte..

Geçtiğimiz yıl ilk 6 ay sonunda ulusal gelir 385 milyar $ idi. 2015’in ilk 6 ayında ise
361.4 milyar Dolar’da kaldı. Azalma 23,6 milyar $ ve geçen yılın aynı dönemine göre

(385 – 61,4) / 385 = % 6,1 düzeyinde..

6 aylık nüfus artış hızı da yaklaşık % 0,65 olarak dikkate alınırsa, toplam “küçülme” % 6,75’e ulaşıyor. Bu, apaçık %6,75 oranında yoksullaşma demektir (TÜİK %6,9 veriyor). Gelir dağılımının daha da bozulması (Gini katsayısının büyümesi, 0,5’e yaklaşması!), yoksulun daha yoksul, varsılın daha varsıl olması, emek ücretlerinde gerileme, işsizlikte artma, kamu harcamalarında -başta SGK- daralma… sömürünün en yabanıl (vahşi) biçimde sürdürülmesi demektir. Ve bunlar ekonominin denetlenemeyen dışsallıklarından değil; içerideki kötü yönetimden, yükselen kurlar,üretim yetersizliğibüyük yolsuzluklar ve kaynakların
verimli kullanılamayışı.. kökenlidir.

3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidar olan AKP – RTE, 1 Doları 1,58 TL’den devraldı.
Toplam ülke borcu 221 milyar $ idi. 12 Eylül 2015 günü Türkiye’nin borcu 600 milyar $’ı aşarak 13 yıl öncesinin 3 katına erişmiştir. Dolar kuru ise 1,58 TL’den kalkarak 3 TL’yi aşmıştır ve
2 katına koşmaktadır. AKP – RTE, Dolar kurunun 2’ye varan katlanma hızından daha hızlı olmak üzere ülkeyi borçlandırmıştır. Ulusal gelir son birkaç yıldır inişe geçmiş, yeniden
800 milyar Doların altına çekilmiştir. Nüfus ise %1,33 (binde 13,3) dolayında bir hızla
her yıl yaklaşık 1 milyon net olarak büyümektedir. (2 milyonu aşan Suriyeliler dışında!)

İyimser hesapla 2015’in 2. yarısında ekonomi kararlı (stabil) giderse, daha çok bozulma olmazsa
-ki bu olanaksız görünüyor, 1 Temmuzdan bu yana Dolar ve € %10’u aşan değer kazandı ve
bu eğilim sürüyor, ülke seçime gidiyor ve ciddi bir terörle savaş harcaması var- 
2015 sonunda Ulusal gelir, en iyimser hesapla 361,4 x 2 = 722.8 milyar $ olabilecektir. Nüfus ise 1 milyon artışla (2014 içinde 1 milyon 29 bin artış olmuştu) 78,7 milyona erişecektir.

722,8 milyar $ / 78,7 milyon = 9 184 Dolar / kişi / yıl (pc / pa) gelir demektir ki, 2008’de aşılan
10 bin $ eşiğinin yeniden gerisine düşülmüş olacaktır. 2008’de kişi başına 10 438 olan ulusal gelir, 6 yıl sonra 2014’te 10 404 dolara gerilemiştir! Dünya ortalamasının altına düşüyoruz..

Bu verilerle 2015 – 17 Dönemi OVP (Orta Vadeli Plan) beklentileri suya düşmüştür. Hele 2023’te Dünyanın 10. büyük ekonomisi olma ve 25 bin $ gelir kişi/yıl masalı,
başından beri masal olmakla birlikte, iyice buharlaşmıştır. Bu ekonominin dümeninde
İktisat okuduğu söylenen bir Başbakan vardır. İlgili Ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcısı 13 yıldır görevindedir ve ODTÜ İşletme bitirenidir (mezunudur). Bu ne perişanlıktır??

2002 sonunda AKP – RTE iktidar olduğunda 230 milyar $ olan toplam ulusal gelir (3492 $ kişi başına / yıl), 13 yıllık tek başına AKP-RTE iktidarında 2015 sonunda 723 milyar Dolara ancak erişecektir ?! Bu, yaklaşık olarak 230 / 722,8 = 3,18 kat büyümedir ancak 400 milyar Doları aşkın bir bölümü, toplam ülke borcuna eklenmiştir. Toplam borç yerinde sayarak -ya da azaltılarak!?- gerçekleştirilen net bir ekonomik başarım (performans) değildir.

13 yılda 400 milyar doları aşan bir borçlanmaya karşılık –ki 1923’ten 2003’e dek 80 yıllık
Cumhuriyet döneminin toplam borcu 221 milyar
Dolardır; hatta 1923-38 Atatürk döneminde
ülke borçlandırılmamıştır
IMF’ye olan 23,5 milyar Dolar borcun tasfiyesi insafsızca
seçim propagandasına alet edilmiştir. Yaygın Halk kitleleri bu soyut (ya da artık somut!) rakamlardan habersiz olabilir ama;

– yaşam düzeylerindeki gerilemenin (gönenç-refah yitiği),
– kişisel borçlarının – icra dosyalarının,
– geçim darlığının – kredi kartları felaketinin
– yaşam pahalılığının (enflasyonun)
– açık ve gizli işsizliğin
– düşük ücretlerin, komik asgari ücretin (2015’in 2. yarısında 1000 TL, 12.9.2015’te 333 $!)
– Sağlık, eğitim, kira, gıda ve ulaşım giderlerinin artan yükü
– Azalan turizm ve dışsatşım (ihracat) gelirleri
– AKP – RTE’nin israflarının (Maliye Bakanı’nın lüks makam aracı alımına “çerez parası” demesi; Kaçak Saray’a giden milyarlarca Dolar ve 12. CB RTE’nin Başbakan’a ek dev örtülü ödeneği, CB’lığı ve Başbakanık bütçesinin hızla artan giderleri ve ek ödenek çıkarılması..)

Bu arada Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek‘in bile “çifte açık” uyarısı! yaptı.. Hem cari açık
hem bütçe açığı!
 (AS : Biz ekleyelim; 3. açık dış ticaret açığı!) Enflasyonun 2 basamaklı olabileceğini belirtti.. Orta Vadeli Planı güncelleyeceklerini söyledi.. ve ekledi (http://www.haberturk.com /ekonomi/ekonomi /haber/1126294-simsek-onumuzdeki-en-onemli-risk-uzun-donemli-siyasi-belirsizlik)

– … “2000-2007 arasında gelişmekte olan ülkelerin büyümesi ile bu ülkeler, gelişmiş ülkelerle
36 yılda arayı kapatıyorlardı. Şimdi gelişmekte olan ülkeler için 2014 büyümesini temel alırsak
arayı kapatmak 125 yıl gerekecek! …”

Nerede kaldı 2023’te 10. büyük ekonomi olmak?? Halka utanmadan yalan söylemek,
AKP’nin siyaset ahlakında yeri olan bir davranış mı?
*****
Bunlar, pek çok iktidarı silip – süpürecek ağır makro ekonomik verilerdir.
Türkiye’de “hiçbir şey” olmasa bile, bu ekonomik yıkım halkı sokaklara dökecek ve
AKP – RTE iktidarını silip süpürecektir. Ekonomide onarım ise uzun yıllar alabilecektir.
1 Kasım 2015 seçimi sonrası iktidar olacaklar, kucağında belki PKK’nın kahpe mayınlarını değil ama iç talanın ve neo-liberal politikaların hilkat garibesi devasa bir “ekonomik mayın” bulacaklardır..

Vah halkım vah… 13 yıldır AKP – RTE’ye kaç seçim kazandırdın cömertce??..
Şimdi öde bakalım ağır bedelini.. En azından, 20 Temmuz 2015 Akçakale IŞİD (?) kırımından sonra ödemeye başladığın kanlı faturaya ek bir de aşın – ekmeğin çalınıyor sofrandan ve yoksulluğa / sadakaya mahkum ediliyorsun..

Bunları görmen ve 1 Kasım’da AKP – RTE’yi artık iktidardan indirmen gerek..

Daha çok dayanabilir misin, yastık altında, çıkında, bankada, zulada, eş-dostta….
kaldı mı yedek akçelerin bir yerlerde ??

Sevgi ve saygı ile
13.09.2015, Datça

Metal işçileri tarih yazıyor!

ULUSAL KANAL portalı, 20 Mayıs 2015

Metal işçileri tarih yazıyor! 15 binden fazla işçi direniyor

Otomotiv devlerinde bu kez, “ayaklar baş oldu”. RENAULT, TOFAŞ, MAKO, ÇOŞKUNÖZ derken bugünde OTOTRİM’de işçi şartel indirdi, üretim durdu.

Sabah saatlerinde 4 firmaya yedek parça üreten OTOTRİM Fabrikası’ndaki işçiler de
üretime ara verdi. Talapler aynıydı.

780 işçi eyleme İstiklal Marşı okuyarak başladı.
TOFAŞ işçileri eyleme duyar duymaz araç konvoyuyla desteğe gitti.
1 dakika 20 saniyede 1 otomobil üreten TOFAŞ’ta hareketli saatler yaşandı.
Gece yarısı işçilere firmadan “işinize dönün maddi iyileştirme yapalım” mesajları gönderildi.
Öğle saatlerinde ise TOFAŞ yetkileri fabrikaya gitti.
İşçiler de fabrika önünde oturma eylemi başlattı.
Fabrikada Siparişler birikti. Cuma günden bu yana 3 binden fazla otomobil üretilmedi.
İşçiler, Türk Metal Sendikası’na tepkili.
Sözleşme şartları bir yana, sendikanın işçi ailelerini arayıp baskı yaptığı öğrenildi.

İşçilerin Hükümet’i de hem uyardı hem de yanıtı verdi.

İlk ateşin yakıldığı RENAULT’ta da işçi-işveren dün gece görüşme yaptı.
İşçiler ilk ay 500 lira verelim, üretime başladıktan sonra da iyileştirmeyi sürdürelim
teklifini reddetti.

Direnişi kırmak için öğle saatlerinde Emniyet, işçilere “fabrikayı boşaltın” dedi,
ancak işçiler savcılıktan tahliye kararı alınmadığı sürece fabrikadan ayrılmamaya kararlı.

ÇOŞKUNÖZ ve MAKO’da direniş devam ediyor.
DELPHİ, BEYÇELİK ve VALEO’da her an eylem başlayabilir, her an üretim durabilir.

===============================

Selam olsun emekçinin direnişine!

Bakar mısınız sermayenin kurnaz – ucuz tuzağına;
İşinize dönün, ücret iyileştirmesi yapalım...”

Sizi gidi uyanıklar sizi..

Yapsanıza haklı ücret iyileştirmesini hiçbir koşul dayatmadan..
İyi niyetinizi gösterin, sarı sendika ahlaksızlığınıza son verin..

Vahşi sömürüyü bırakın..

Peygamberiniz (pardon, Liberalizmin babası!) Adam Smith “maksimum kâr” tunç yasasını 1776’da atmıştı.. (The Wealth of Nations adlı klasik kitabı ile).
Köprülerin altından çoooook sular aktı.. Araya Sanayi Devrimi girdi,
2 tane dev paylaşım savaşı girdi..
Bilişim devrimi girdi..
Daha neler neler girdi…
Artık geçmişe takılı olmayı bırakın; yeni birşeyler söyleyin..

Biz önerelim :

“MAKSİMUM KÂR DEĞİL; MAKUL KÂR!”

ILO’nun ünlü 1944 Filadelfiya Bildirgesi‘ni anımsayınız :

“Kalıcı ve evrensel bir barış, ancak sosyal adalet temelinde kurulabilir.”

Ulusal ve uluslararası hukukun temel kurallarına uyun..

AKP iktidarı Maliye Bakanı Mr. Mehmet SIMSEK ve Başbakan Yard. Ali Babacan üzerinden örtülü tehdit yağdıracağına, Anayasal yükümlülüklerini yerine getirsin..

Anayasa md. 49                : 

Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/19 md.)
Devlet, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli önlemleri alır.

****
1989 AT Sosyal Şartı 
İşçilerin Temel Hakları (12. md.)

Çalışma ve adil ücret isteme hakkı,
Çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi,
Sendika özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkı,
Sosyal koruma,
(Avrupa Konseyince 1996’da kabul edilen, Türkiye’nin 6.10.2004’te imzaladığı ve 3.10.2006 günlü, 26308 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5547 sayılı yasa ile onaylanarak,

Anayasa md. 90 son fıkra uyarınca iç hukukta yasa gücünde..)
*****AB Temel Haklar Şartı
(Nice, 7 Kasım 2000) http://ek12 utup.dpt.gov.tr/ab/hukuk/temelhak.pdf 

Md 31   : Adil ve hakça çalışma koşulları
Her işçinin, sağlığını, güvenliğini ve saygınlığını gözeten çalışma koşullarına sahip olma
hakkı vardır. Her işçi, azami çalışma süresinin sınırlandırılması hakkına ve günlük ve haftalık dinlenme izni ile yıllık ücretli izin hakkı sahibidir.
***

Türkiye’nin taraf olduğu ILO Sözleşmelerine de yer verelim mi??

Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına
İlişkin
87 sayılı ILO Sözleşmesi ayaklar altında.. Niçin ??

ILO-C098 – Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, 1949 (23.01.1952)

İşveren ve AKP iktidarını, tarih önünde ulusal ve uluslararası hukuka uygun,
EMEĞE SAYGILI davranmaya çağırıyoruz.

Video erişkesi (linki) : https://youtu.be/ykB8i4eSUMU

Anımsatıyoruz :

  • Emek en yüce değerdir.. ve
    Emeğe saygı, insan olmanın baş koşuludur..

Sevgi ve saygı ile.
21 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Türk iş dünyasını döviz kuru vurdu.. EKONOMİDE SULAR ISINIRKEN

 

Türk iş dünyasını döviz kuru vurdu!

Dolar, TL karşısında geçen yıla göre %8 değerlendi.
2013’teki kur artışı firmaların kârlarını eritmişti.
MÜSİAD’ın anketine göre işadamlarının %62’si
2014’te de kurdan olumsuz etkilendi..

Döviz kurlarında görülen hızlı yükseliş sanayicileri olumsuz etkiledi.
İthalata bağımlı yapısı nedeniyle yüksek döviz borç stokuna sahip Türk özel sektörünün, 2013 yılında Türk lirasında görülen %20-22 oranındaki devalüasyon sonucu
net kârı erimişti. Fortune Türkiye dergisinin 500 büyük şirket için açıkladığı rakamalarda net kârda görülen erime %13.2 olmuştu.

2014’te de kurlar 2013’e kıyasla daha yavaş artsa da Dolar kuru Türk lirası karşısında
geçen yıla göre %8’e yakın değerlendi. Kurdaki bu artış sanayicileri olumsuz etkiledi.

YÜZDE 62’si OLUMSUZ ETKLENDİ
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak’ın, MÜSİAD Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı’nda, üyeleri arasında yapılan bir ankette verdiği rakamlar da bunu gözler önüne serdi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın da katıldığı toplantıda, MÜSİAD Değerlendirme Anketi’nin sonuçlarını da paylaşan Olpak,
şu bilgileri verdi:
“Ankete katılanların %31’i, ihracatlarında artış, %17’si ise azalma olduğu yönünde
yanıt verdi, %52’sinin ise ihracatları değişmedi.Döviz kurunda yaşanan dalgalanmalar üyelerin % 62’sini olumsuz etkiledi,
olumlu etkilenenlerin oranı yalnızca %0.08 oldu.

Üyelerin %39’u, 2014 yılının firmaları açısından ‘daha iyi’, %36’sının ‘aynı koşullarda’,
%25’inin ise ‘daha kötü’ geçtiğini belirtti.
Üyelerin %49’unun yurt içi satışları arttı, %24’ün ise satışları düştü.
Üyelerin %48’i geçen yıl yeni yatırımlar yaptı, %22’sinin yatırımları azadı.’’
BÜYÜMEDE HIZ KAYBI 
Toplantıda ekonomik büyümeye ilişkin de değerlendirmede bulunan Nail Olpak,
geçen yılın 3. çeyreğindeki büyümenin, beklentilerin altında kalmasının önemli nedenlerinden birini şöyle anlattı:
“Son yıllarda adeta kronikleşen cari açığı düşürmek amacıyla iç talebin kısılmasının karşılığı alınırken, bunun büyümeye yansıması, beklenen şekilde, olumsuz olmuştur.”
Olpak, “Büyümedeki bu hız kaybı analiz edildiğinde, dış talebin büyümenin lokomotifi olma özelliğini sürdürmesine rağmen, 3. çeyrekte, bir önceki yılın aynı dönemine göre azalış gösteren kamu ve özel sektör yatırımları dikkat çekmektedir.” diye konuştu.Kamu ve özel sektör yatırımlarındaki bu düşüşün etkenlerinden birinin Merkez Bankası’nın faiz politikası olduğunu ifade eden Olpak, faiz oranlarında indirime gidilmemesinin nedenlerinden olan enflasyon oranlarında da geçen ay dışında düşüş sağlanamadığını söyledi.

======================================

EKONOMİDE SULAR ISINIRKEN…

Dostlar,

Sular giderek daha da ısınmakta.. Artık kanka MÜSİAD bile sesini “temkinli” olarak yükseltmekte.. Sermaye bu; tunç yasası “maksimum kâ” dır ve bu yasa İslami sermaye için de kesin olarak geçerlidir. Hatta dinin, pek çok çıkara – nefse araç edilişinin yanı sıra,
ticarete de araç kılındığının sayısız örnekleri vardır.

AKP 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanıp Kasım ortasında hükümet kurduğunda 1 $ = 1,60 TL idi.. Günümüzde 2,40’a koşmaktadır.  Bu rakam, Dolar’ın 12 yılda % 50 değer kazandığını, Dolar karşısında yıllık basit aritmetik ortalama ile erimenin %4 dolayında olduğunu
ortaya koyar. Üstelik düşük kur – yüksek faiz politikasına karşılık.. Çifte kavrulmuş yani..
Bir yandan enflasyonun üstünde reel faiz, bir yandan da ana paranı değerlenmesi..
FED % 0.25 puan / yıl Dolar faizi verirken siz net % 2 – 2,5 (8 – 10 katı) fahiş tefeci faizi ödeyerek sıcak para gereksiniminizi ekonomiyi kanatarak karşılamayı sürdürdünüz..  
Bu arada TCMB döviz rezervlerine neredeyse 100 milyar Dolar eklediğiniz masalını da yurdum insanına ikide bir vaaz ederek..

TL’nin 12 yıl boyunca kesintisiz, ortalama %4’lük edeğer yitirmesine ortalama %1,3 – 1,4 dolayında nüfus artışını ve de muazzam yolsuzlukları katın.. Son ikisi birlikte, en insaflısı ile 2 puan sayılsa; Dolar karşısındaki % 4’lük erimeyi de katınca %6 bulursunuz. Eh AKP’nin
12 yıllık ekonomik başarımı da (performansı da) yıllık ortalama büyüme rakamı olarak
%6-7 aralığında. “Net büyüme” oranını arıyorsanız geriye %1 ya kalır ya kalmaz..

Pekii, görünür iyileşme nerede?” diye sorulur ise; yaklaşık 60 milyar Dolara varan özelleştirme talanı girdilerinde. Dikkat buyurun “geliri” değil “girdisi” demekteyiz..
Artık onlarında bittiğini geçen yıl Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek itiraf etti.

Ek olarak toplamda 221 milyar Dolar olarak alınan borcun 700 milyar Dolara erişmesinde,

12 yılda toplam 500 milyar, yılda ortalama 40 milyar Dolar borç yüklenmesinde..
Nerdeyse 2014 sonu TUG (toplam ulusal gelir – GSMH) rakamı 800 milyar Dolara erişiyor.
Yani geleceği tüketerek (haydi “çalarak” demeyelim..)

Bir de kaynağı belirsiz serseri sıcak para var. Bu sonkine resmi tablolarda
“net hata noksan kalemi” denilmekte kamufle etmek için.. Namuslu paranın kuması adeta.. Nazlı, kaprisli, şımarık, maliyeti yüksek (düşük kur – yüksek faiz baskısı) hatta tehditçi ve şantajcı..

“Giderim haaa, çıkarım haa..”

Son yıllarda yüz milyar Dolar / yıl dolayında dış ticaret açığı, 50 milyar Dolar’ın altına inmeyen cari açık, % 70 – 80 dışalım (ithal) girdiye mahkum ilkel dışsatım (ihracat)..
Bir de 23.5 milyar Dolarlık IMF borçlarının tasfiye edildiği cakası..

12. CB – Yarıbaşkan Bay RTE ailelerden 5 çocuk isterken, ekonomiden sorumlu Başbakan Yrd. Ali Babacan, işsizliği azaltamayacaklarını çünkü işgücüne katılımın yüksek olduğunu.. buyurdu önceki gün.. Yani, açıkçası hızlı nüfus artışı baskısından yakındı. Üretmeyen, dolayısıyla istihdam da yaratmayan dışa bağlı hastalıklı ekonominin özürünü biraz da
hızlı ve gereksiz nüfus artışına bağlayarak.. Her yıl 1 milyona yakın genç insanın işgücü havuzuna – işsizlik havuzuna dolduğundan, becerebilirse ancak bir bölümünün işgücü piyasasına katılabildiğinden yakındı..

Bu ne yaman çelişkidir?

**********

Çare ÜRETİM EKONOMİSİDİR… 

Devlet öncülüğünde ılımlı devletçilikle planlı, üretken ekonomidir..
Henüz başka reçete keşfedilmedi..
AKP – RTE’nin de başını ekonomik çıkmaz yiyecek..
Olan yine Türkiye’ye, özellikle de emekçilere olacak.
Türkiye artık küresel kapitalizmin post-modern neo-kolonisidir.
Bu lanetli zinciri tez elden kırmak hepimizin boynunun borcudur.
İlk hedef de 2015 Haziran’ında AKP’yi iktidardan indirmektir.

Sevgi ve saygı ile.
08.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Bir yılın değil bir iktidarın özelleştirme muhasebesi


Bir yılın değil bir iktidarın özelleştirme muhasebesi

  • AKP hükümeti iktidarda 12 yılı geride bırakırken Türkiye’nin kamu varlıkları için de
    çok şeyler geride kaldı.

Mehmet Akkaya
AYDINLIK
portalı, 31.12.14
http://www.aydinlikgazete.com/emek/bir-yilin-degil-bir-iktidarin-ozellestirme-muhasebesi-h59808.html

Not : Konuya ilişkin kapsamlı makalemiz yazının sonundadır.. (Dr. Ahmet SALTIK)

Bir yılın değil bir iktidarın özelleştirme muhasebesi

12 yıllık özelleştirme politikaları sonucunda elde avuçta ne varsa satıldı. Türkiye ekonomisi
artık üretimle değil, topladığı vergilerle ve sıcak parayla varlığını sürdürmeye çalışıyor.Özelleştirme yalnızca üretimi değil, istihdamı da olumsuz etkiledi.
Özelleştirmelerle birlikte taşeronlaştırma, güvencesizlik, işsizlik, sendikasızlık,
ölümlü iş kazaları, kayıtdışı çalıştırma giderek yaygınlaştı. En stratejik kamu kurumları yabancı sermayenin eline geçti, kimisi tümden kapatıldı. Satışlarında kamu zararı olan kurumlar hakkında özelleştirilmesinin durdurulması veya iptali yönünde verilen yargı kararlarına karşın bu kararlar uygulanmadı. AKP hükümetinin 12 yıllık iktidarı süresince sattıklarını
tam liste olarak sizlere sunuyoruz.Bir yılın değil, bir iktidarın muhasebesi şöyle:

CAM VE ÇİMENTO SANAYİ

Ünye Çimento A.Ş., Paşabahçe Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Trakya Cam, Anadolu Cam,
Soda Sanayi

TARIMSAL SANAYİ

T.Z.D A.Ş. Sakarya Traktör İşletmesi,
SÜTAŞ Malatya İşletmesi,
HEKTAŞ A.Ş. (Veteriner İlaçları ve Halk Sağlığı İlaçları)

TÜRKİYE GÜBRE SANAYİ A.Ş. (TÜGSAŞ)

TÜGSAŞ A.Ş., Gemlik Gübre Sanayi A.Ş., Samsun Gübre San. A.Ş., İstanbul Gübre Sanayi A.Ş., Kütahya Gübre A.Ş., İstanbul Satın Alma Müdürlüğü Binası,  Şanlıurfa depoları arazisi, Tekirdağ Depoları, Fatsa Depoları


METAL SANAYİ
ERDEMİR, İSDEMİR, ÇELBOR, TAKSAN, Oymapınar Barajı,
Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş.,
ETİ Alüminyum AŞ’ye ait Antalya Limanı,
Eti Alüminyum’a ait 4 Taşınmaz,
GERKONSAN (Gerede Çelik Konstrüksiyon ve Teçhizat Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş.),
DİTAŞ (Doğan Yedek Parça İmalat ve Teknik A.Ş.), TÜMOSAN,
ORTADOĞU TEKNOPARK A.Ş.

ET VE BALIK ÜRETİM A.Ş. (EBÜAŞ)

Manisa Et Ve Tavuk Kombinası, Samsun Soğuk Hava Deposu,
Mersin Soğuk Hava Depoları, Çeşitli illerde 11 Mağaza, 23 büro

TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. (TEDAŞ)  

Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş., ARAS Elektrik Dağıtım A.Ş., Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş., Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş., Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş., Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş., Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş., Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş., Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş., İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş., Meram Elektrik Dağıtım A.Ş., Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş., Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş., Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş., Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş., Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş., Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.,
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.

ETİ HOLDİNG

ETİ Bakır A.Ş., ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş., ETİ Gümüş A.Ş., ETİ Krom A.Ş.,
Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş.

SEKA

Taşucu Tersane Alanı, Afyon İşletmesi, Aksu İşletmesi, Balıkesir İşletmesi,
Kastamonu İşletmesi, Akkuş İşletmesi, Çaycuma İşletmesi, Karacasu İşletmesi,
Ank. Alım Satım Müdürlüğü Binası, Ardanuç İşletmesi Varlıkları, YİBİTAŞ KRAFT
Torba İşletmesi,

ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. (EÜAŞ) 

Akarsu Santralları, Ahlat Akarsu Santralı, Akyazı Akarsu Santralı, Anamur Akarsu Santralı, Bayburt Akarsu Santralı, Berdan Akarsu Santralı, Besni Akarsu Santralı, Bozkır Akarsu Santralı, Bozüyük Akarsu Santralı, Bozyazı Akarsu Santralı, Bünyan Akarsu Santralı, Büyükkızoğlu Akarsu Santralı, Cerrah Akarsu Santralı, Çağ Akarsu Santralı, Çamardı Akarsu Santralı, Çemişgezek Akarsu Santralı, Değirmendere Akarsu Santralı, Dere Akarsu Santralı, Dereköy Akarsu Santralı, Derinçay Akarsu Santralı, Derme Akarsu Santralı, Durucasu
Akarsu Santralı, Engil Akarsu Santralı, Erciş Akarsu Santralı, Erkenek Akarsu Santralı, Ermenek Akarsu Santralı, Esendal Akarsu Santralı, Finike Akarsu Santralı, Girlevik Akarsu Santralları, Göksu Akarsu Santralı, Hamitabat Elektrik Üretim Ve Tic. A.Ş., Hendek Akarsu Santralı, Hoşap Akarsu Santralları, İvriz Akarsu Santralleri, Karaçay Akarsu Santralı, Karaköy Akarsu Santralı, Kayadibi Akarsu Santralı, Kayaköy Akarsu Santralı, Kernek Akarsu Santralı, Kısık Akarsu Santralı, Kiti Akarsu Santralı, Koçköprü Hidroelektrik Santralı, Kovada I Akarsu Santralı, Kovada II Akarsu Santralı, Koyulhisar Akarsu Santralı, Kuzuculu Akarsu Santralı, Malazgirt Akarsu Santralı, Otluca Akarsu Santralı, Pınarbaşı Akarsu Santralı, Sızır Akarsu Santralı, Silifke Akarsu Santralı, Sönmez Akarsu Santralı, Suuçtu Akarsu Santralı, Telek Akarsu Santralı, Uludere Akarsu Santralı, Visera (Işıklar) Akarsu Santralı, Zeyne Akarsu Santralı.

TEKEL

Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş., Adana Sigara Fabrikası, Tokat Sigara Fabrikası,
Bitlis Sigara Fabrikası, İstanbul Sigara Fabrikası, Malatya Sigara Fabrikası, Samsun-Ballıca Sigara Fabrikası, Ambalaj Fabrikası Müdürlüğü, Ankara Başmüdürlük Binası (İkiz Kuleler), Bodrum Tesisleri ve Taşınmazları, Gemlik Suni İplik Müessesesi Taşınmazları, İnegöl Kibrit Fabrikası Taşınmazları, İstanbul Tütün Mamulleri San. ve Tic. A.Ş., Kastamonu Jüt İpliği Fabrikası Makine ve Teçhizatı, Kıbrıs Türk Tütün Endüstrisi Ltd. Şti., TEKA ile Sigara San. İşletmesi A.Ş.’ye ait puro marka ve varlıklar, İzmir Yaprak Tütün İşletmesi Makine-Teçhizatı, Çamaltı Tuz İşletmesi Müdürlüğü, Ayvalık Tuz İşletmesi Müdürlüğü, Çankırı Kaya Tuzlası, Tuzluca Tuzlası, Yavşan Tuzlası, Kağızman Tuzlası, Kaldırım Tuzlası, Kayacık Tuzlası,
Kristal Tuz Rafine Sekili Tuzlası

SÜMER HOLDİNG

Adıyaman İşletmesi, Bakırköy İşletmesi, Diyarbakır İşletmesi, Malatya İşletmesi,
Sarıkamış İşletmesi, TÜMOSAN İşletmesi, Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi, Manisa Pamuklu Mensucat A.Ş., Beykoz Deri ve Kundura İşletmesi, Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi,
Yeşilova Halı Yün İplik ve Battaniye Fabrikası T. A.Ş., Akdeniz İşletmesinin Makine ve teçhizatları, ASELSAN Hisseleri, BUMAS, ERYAĞ, İstanbul İmar Ltd. Şti., Mazıdağı Fosfat Tesisleri, Merinos İşletmesinin Makine ve teçhizatları, Merinos Halı Markası, Ortadoğu Tekonpark A.Ş. (%15.00 hisse), SÜTAŞ hissesi, Tercan İşletmesi Makine ve Teçhizatları.

MADENCİLİK

Mazıdağ Fosfat Tesisleri, Divriği Demir Madeni, Hekimhan Demir Madeni, Alümina Madeni, Güney Ege Linyitleri İşletmesi, Bursa Linyitleri İşletmesi, TKİ’ye ait 79528 ve 73021 no.lu maden ruhsatları

TERMİK SANTRALLAR

Çatalağzı Termik Santralı, Kangal Termik Santralı, Kemerköy Termik Santralı, Kemerköy Liman Sahası, Orhaneli Termik Santralı, Seyitömer Termik Santralı, Soma Termik Santralı, Tunçbilek Termik Santralı, Yatağan Termik Santralı, Yeniköy Termik Santralı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET DEMİRYOLLARI (TCDD)

İskenderun Limanı, Derince Limanı Mersin Limanı, Taşucu Limanı Tersane Alanı,
İskenderun İSDEMİR Limanı, Ereğli ERDEMİR Limanı


SİGORTA SEKTÖRÜ
Ray Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş. Ve Başak Emeklilik A.Ş.

ŞEKER FABRİKALARI

Adapazarı Şeker Fabrikası, Amasya Şeker Fabrikası, Kütahya Şeker Fabrikası
ENERJİ SEKTÖRÜ

PETKİM, TÜPRAŞ, BURSAGAZ, ESGAZ, Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş.


TÜRK HAVA YOLLARI (THY)
Sabiha Gökçen Havaalanı, THY-USAŞ Hisseleri, THY-Lojman, TÜPRAŞ USAŞ Hissesi

EMEKLİ SANDIĞI

Büyük Ankara Oteli, Büyük Efes Oteli, Büyük Tarabya Oteli, Kızılay Emek İşhanı,
Kuşadası Tatil Köyü, İstanbul Hilton Oteli, Bursa Çelik Palas Oteli


AKP DÖNEMİNDE KAPATILAN KURUM VE İŞLETMELER

SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi), Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (Tasfiye Edilerek
İl Özel İdarelerine Devredildi), REYTEK,
Adana, Adıyaman, Besni, Kahta, Malatya, Akçaabat, Akhisar, Aydın, Muğla, Milas, Bafra, Batman, Bekirhan, Beşiri, Kozluk, Kurtalan, Sason, Bitlis, Bursa, İnegöl, Hamdibey, Denizli, Acıpayam, Güney, Tavas, Buldan, Kale, Diyarbakır, Silvan, Bismil, Hatay, İskenderun, Yayladağ, Altınözü, İstanbul, İzmir, Cumaovası, Kemalpaşa, Tuzla, Yazıbaşı, Manisa, Kula, Salihli, Sarıgöl, Selendi, Osmancalı, Saruhanlı, Muş, Samsun, Tokat, Erbaa, Gümüşhacıköy, Taşova Yaprak Tütün İşletme Müdürlükleri ve Diyarbakır Yaprak Tütün İşletme Fabrikası Müdürlüğü Adana, Afyon, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Van ve Zonguldak Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlükleri


TURİZM VE DİNLENME TESİSLERİ

Erciyes Sosyal Tesisi (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı), Erciyes Sosyal Tesisi (DSİ),
Erciyes Sosyal Tesisi (Karayolları Genel Müdürlüğü), Ataköy Otelcilik A.Ş., Ataköy Marina
Ve Yat İşletmesi A.Ş., Kuşadası Tatil Köyü, Yeditepe Beynelmilel Otelcilik Turizm Ve Tic. A.Ş. (% 26 hisse)

KARADENİZ BAKIR İŞLETMESİ (KBİ)

Samsun İşletmesi, Murgul İşletmesi, Giresun’da 2 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir,
Murgul İşletmesi Hidroelektrik Santrali Samsun’da varlıklar, Sinop’da 1 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir

ÇEŞİTLİ KURUMLAR

OYAK İNŞAAT A.Ş. (%25 Hisse),Araç Muayene İstasyonu I. Bölge, Araç Muayene İstasyonu II. Bölge, MEYBUZ A.Ş., ARÇELİK Hisseleri, ASELSAN Elektrik San. ve Tic. A.Ş. Hisseleri, ASPİLSAN Askeri Pil San. ve Tic. A.Ş. Hisseleri, HAVELSAN A.Ş. Hisseleri, İstanbul İmar Ltd. Şti, KOÇ HOLDİNG A.Ş. Hisseleri, KTHY Kıbrıs Türk Hava Yolları Ltd. Şti Hisseleri, TOFAŞ Hisseleri


BANKACILIK
OYAKBANK, T. Sınai Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., İş Bankası Hisseleri,
T. Halk Bankası Hisseleri

İLETİŞİM

TÜRK TELEKOM, AyCell

TÜRKİYE DENİZCİLİK İŞLETMESİ (TDİ) 

Çanakkale’ye ait 9 Gemi, Çeşme Limanı, Deniz Nakliyatı T.A.Ş. 3 Tanker, Dikili Limanı, Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı, Kuşadası Limanı, M/F Ankara Feribotu, M/F Samsun Feribotu, M/S Karadeniz Gemisi, Nakliyat İnşaat Turizm İhracat Pazarlama A.Ş., Salıpazarı Liman Sahası (GALATAPORT), Şehir Hatları Çanakkale Hizmetleri ve 9 Gemi, Trabzon Limanı, Turan Emeksiz Yolcu Gemisi, Yakıt II Gemisi

====================================
Dostlar
,

AYDINLIKın başarılı yazarlarından Sn. Mehmet AKKAYA, önemli bir araştırmacı gazetecilik örneği vererek yukarıdaki derlemeyi yaptı ve yayımladı.
(http://www.aydinlikgazete.com/emek/bir-yilin-degil-bir-iktidarin-ozellestirme-muhasebesi-h59808.html)

AKP iktidarı tek başına 13. yılında ve bu sürede ülkemiz kamu varlıklarını adeta talan ederek haraç – mezat yerli – yabancı sermaye ortaklıklaına – yandaşlarına peş keş çekti.
Yerli sermaye, bizzat Bay RTE‘nin Başbakan iken ağzından dökülen itiraflarla “el değiştirdi”.

Laik sermaye gerilerken “yeşil” sermaye egemenliği siyasal destek – zorlama ile büyütüldü.

On milyarlarca Dolar görünen portföy büyüklüğü ile AKP özelleştirme talanının. 60 milyar Doları aşan özelleştitrme haraç – mezat satışının gerçek değeri ise belki bir o kadar daha..

Ve AKP iktidarında Dolar milyarderleri ülkede sayıca rekorlar kırdı, Türkiye ilk 10’a girdi.
Türk ekonomisi için 2023’te ilk 10’da yer alma ham hayalleri hala topluma pompalanırken..
Elbette gelir dağılımı adaletsizliği tepeye vurdu..
YoksullaşTIRma vahşet düzeyinde sürdürüldü..
Oysa AKP’nin unutulan – unutturulan ACİL EYLEM PLANINDA 3 Y ile savaşım ana ögeydi.
Çok oy getirmişti..

Yolsuzluk – Yasaklar – Yoksulluk.. 

Tersine, Türkiye bu 3’lünün lanetli şeytan üçgeninde kıstırıldı, teslim alındı.Lanetli denklem unutulmasın; 1 Dolar milyarderi = 1 milyon yoksul!

Yoksullaştırılan milyonlar, tarikat – cemaat – siyaset rantları ile gettolarda beslenerek
biat kullarına = oy depolarına = post-modern kent serflerine dönüştürüldü.
12. CB – Yarıbaşkan Bay RTE‘ye 21 milyon oy akıttı bu devşirilmiş kitleler..

Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek geçen yıl itiraf ettti satacak kamu malı kalmadığını ama Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kurtuluş’taki devasa yer üstü 11 katlı şatosunda
ne yapıp edip hala peş keş çekilecek kamusal varlık bulup buluşturuyor..

Önceki Maliye Bakanı Bay Kemal Unakıtan ise “Babalar gibi satarım” diyerek
açık – örtük bir itirafta bulunuyordu.. (şimdilerde tekerlekli sandalyede..)

Ve üretime dayanmayan bu talan ekonomisinin rantları çirkin siyaseti de finanse ederek
kendi tarikatçı mafyasını yarattı. Rahmetli Uğur Mumcu bu gözlemleri yıllar önce yapmış
ve “Tarikat – Ticaret – Siyaset Üçgeni” başlığı altında yazılarını toplamış, yayımlamıştı.

Böylece AKP rejimi kendisini siyaseten – inanç temelli ve içe + dışa rant dağıtımı ile pekiştiriyor (konsolide ediyor..). Kökü dışarıda bu “ahtopot proje” den ülkenin kurtulması hiç de
kolay gözükmüyor.. 2015’te Ulusalcı güçlerin bu bağlamda da çok kafa yormaları gerekecek..

Prof. Dr. Erinç Yeldan, Cumhuriyet’teki köşesinde çok erken bir tanıyı çarpıcı olarak koymuştu : (AKP’nin SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM MASALI, 12.01.2005, Cumhuriyet)

  • Türkiye, uluslararası işbölümünde yüksek borçlu bir ülke olarak gözükmekte ve öncelikle
    borçlarının çevrilmesi görevi yükümlülüğüyle, IMF ile ulusal ve uluslararası finans sermayesi
    tarafından denetim altında tutulmakta
    dır. Öte yandan 2003 ve 2004 Türkiyesi’nde
    çok yüksek tempolu büyüme ve kamu sektöründe ulaşılan faiz dışı fazla bütçe hedeflerine karşın,

    borç yükünün azaltılamadığı gözükmektedir.
  • Kamu harcamalarındaki kesintilerin ve vergi gelirlerinin de sınırına gelinmiş olduğu izlenmektedir. Dolayısıyla, Sağlıkta Dönüşüm Programı özünde, gerek IMF’ye gerekse ulusal ve uluslararası sermaye çevrelerine aktarılacak yeni kaynak arayışı içinde olan
    tarikatlar koalisyonu AKP‘nin kısa dönemde gerçekleştirmeye çabaladığı bir 
    rant transferi ve güven tazeleme operasyonu olarak değerlendirilmelidir.

    Eklemeliyiz; yönetsel yargının özelleştirme işlemlerini iptal etmesi – yürütmesini durdurması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulleri Yasası değişiklikleri ile olabildiğince güçleştirildi.
    Bursa İdare Mahkemesi 50 milyon Dolara peş keş çekilen bir kamu varlığının bedelini bilirkişilerin tam 24 katı, 1.2 Milyar Dolar belirlemesi üzerine satışı “gabin” gerekçesiyle iptal etiğinde, dönemin ABD Büyükelçisi Bay Mark Parris, hiç utanıp sıkılmadan ülkemizin içişlerine bir sömürge valisi edasıyla burnunu sokarak ve Türkçe olarak, “Danistay kalksin..” diyebilmişti. AKP hükümeti sineye çekmiş ve adam persona non grata ilan edilerek ülkesine yollan(a)mamıştı! 
    Osmanlı’dan beri süregelen Şurayı Devlet (Danıştay) kaldırıl(a)madı ama AKP vesayetine alındı, yargılama yetkileri olabildiğine daraltıldı, yeri geldi hiç dinlenmedi (Kaçak AK-SARAY; Danıştay 6. Dairesi), yeri geldi üyeleri cinayete kurban edildi
    (Danıştay 2. Dairesi, öğretmenlere Türban davası, şehit edilen M. Yücel Özbilgin)!
    Sayın Akkaya’ya nitelikli emeği için teşekkür ederiz.

    Kapsamlı ve emekli envanter çalışması özenle okunup okutulmalı ve arşivlenmeli.

    . Ulusal iktidar kurulduğunda tüm bu peş keşler yeniden kamulaştırılarak millileştirilmeli.

    Yazının tümünün padf formatı için lütfen tıklayınız :

    AKP_IKTIDARININ_12_YILLIK_OZELLESTIRME_TALANININ_MUHASEBESI

    Sevgi ve saygı ile.
    01.01.2015, Ankara

    Dr. Ahmet Saltık
    www.ahmetsaltik.net

SOMA’da İŞ CİNAYETİ SORUMLULARINI LANETLİYORUZ!


SOMA’da İŞ CİNAYETİ SORUMLULARINI LANETLİYORUZ!

yanan_mum

 

 

 

 

 

Dostlar,

Bir işe yarar mı ki; biz de basmakalıp (klişe) söylemleri dillendirsek ve
ölen şehit madencilere Allah’tan rahmet ve kederli ailelerine sabır ve başsağlığı,
yaralılara da acil şifalar dilesek??

Bir kez “şehit” in Tanrı katında yeri en yücelerde değil midir ki, biz kalkıp bir de
Tanrı’nın bu kişilere rahmet etmesini diliyoruz? Bu ne yaman ve hazin çelişkidir?

Aslında suçumuzu dillendirip Tanrı’dan örtük bağış diliyoruz korkarız..

Saat 05:40 oldu ve uyumuyoruz, u-yu-ya-mı-yo-ruz..
Gün üstümüze doğdu gene..
Soma’da yeraltı kömür ocağında yangın sürüyor.. 787 dolayında emekçi madende idi, 363’ü çıkarıldı ama yarısından çoğu hala yer altında.. 2000 metreye dek inen kuytularda can pazarında. Çok sayıda, 4’ü ağır 80+ yaralı var, kurban sayısı 201!
Patlamanın 15. saatini sürüyoruz.

SOMA_maden_kazasi_13.5.14

Soma’daki iş kazalarının incelenmesi için 23 Ekim 2013’te TBMM’ye verilen önerge aylarca neden bekletildi ve 29 Nisan 2014’te gündeme alınıp AKP’nin blok oylarıyla reddedildi? Neden??

  • 13.5.2014 günü Soma’da özel sektöre ait kömür işletmesinde «trafo patlaması» nedenli (?!) yangında, 14.5.14 günü saat 05:00’te resmi verilerle 201 emekçiyi yitirdik; gene İŞ CİNAYETİNE KURBAN VERDİK! Yazıklar olsun!
  • Ekte yansılarını sunduğumuz dersi 12.5.14 günü AÜTF (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Dönem 6 (son sınıf) öğrencileri ile 4 saat işlemiştik. Bir de film izlemiş üzerinde iş kazalarının nedenlerini tartışmıştık. 22 posterle de iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini irdelemiştik.. TBMM’de Soma önergesi reddedilmişti!?
  • Biz bu eğitim işini on yıllardır (1977’den beri) yapıyoruz ama özlenen sonuç
    hala ortada yok. İstanbu Tıp Fakültesi’nden mezun olup (1977) bir yeraltı maden işletmesinin işyeri hekimi olduğumuzdan bu yana iş-işçi sağlığı ve güvenliği
    en çok emek verdiğimiz alan oldu. Yıllardır bu alanda kuramsal ve uygulamalı mezuniyet öncesi ve sonrası dersler vermekteyiz.. Binlerce işyeri hekiminin yetişmesine Türk Tabipleri Birliği kurslarında 10+ yıl akademik emek verdik.
  • Kozlu’da 3 Mart 1992’de 262 emekçiyi kurban verdik, yetmedi..
  • OSTİM’de (3 Şubat 2011) 20 emekçiyi kurban verdik, akıllanmadık.
  • Esenyurt’ta 11 emekçi naylon çadırda cayır cayır yandılar, yetmedi (13.3.2012).
  • Davutpaşa’da 31.1.2008’de 21 emekçi kurban verildi, dava hala bitmedi!?
  • Kozan’da 24.2.12’de 10 emekçi, parçalanan baraj kapağı ile adeta uzaya fırlatıldı, akıllanmadık..
  • Başbakan R.T. Erdoğan, 30 emekçiyi yutan Karadon faciasında (17.5.2010)
    «Bu mesleğin kaderinde ölüm var..» demişti. Oysa uzman raporları işletmede üretim plan ve projesinin olmadığını, havalandırmanın yetersiz olduğunu kanıtladı.
  • Dönemin Çalışma Bakanı Prof. Ömer Dinçer, hiç sıkılmadan Karadon için «Güzel öldüler» (!!?) diyerek hepimizi utanca boğdu ve tarihe de böylece geçti…
  • Bu iş cinayetlerinin sorumlusu, akıl ve bilimdışı bu çağdışı siyasal anlayıştır.
    12 yıldır iktidarda olan bu gerici ve emek düşmanı anlayış, gerekli denetimleri yapmayıp sermayenin isteklerine boyun eğmektedir. Asıl katil olan bu siyasettir.
  • En tehlikeli işyerlerinde bile işi durdurma ve işyeri kapatma yaptırımları uygulanmamakta, idari para cezalarıyla geçiştirilmektedir. Çalışma ve
    Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın İş Teftiş Kurulu Müfettişleri siyasal baskı altındadır. 
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve
    Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Ylldız 
    derhal istifa etmelidir!
    Bu 2 Bakanlık sırasıyla İş Sağlığı ve Güvenliği 
    Genel Müdürlüğü ile
    Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nü iş sağlığı ve güvenliğinden doğrudan sorumlu birimler olarak bünyelerinde bulundurmaktadır. 

siyah_kurdela_Bayrakli

 

 

 

 

  • AKP hükümeti istifa etmeli, TBMM olaya el koymalıdır..
    Ne yazık ki bu TBMM, (AKP grubu) yukarıda değindiğimiz gibi Soma iş kazalarını inceleme önergesini reddetmiştir! Biz kime güveneceğiz?

    Yılda 72 bin, ayda 6 bin, günde 200, saatte 8 iş kazası kayda giriyor..
    Her gün 3-5 işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor..
    Her yıl 2200 dolayında emekçi  tam engelli oluyor..
    On binlerce meslek hastalığına tanı kon(a)mıyor, yıllık rakamlar komik,
    500’den az!
    Bu ürkünç ve utanç verici (stigmatik) tablo sürdürülebilir  mi?

  • Soma iş cinayetinin inceleme ve araştırmasında bilirkişiler arasında ulusal ve uluslararası kurumlardan bağımsız uzman denetçiler mutlaka bulunmalıdır. Bunların başında TBB (Türk Tabipleri Birliği), TMMOB (Türk Mühendis ve
    Mimar Odaları Birliği), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü – International
    Labor Organisation), ICFTU (International Confederation of Free Trade Unions) Uluslararası Özgür Sendikalar Konfederasyonu ve ulusal İşçi Sendikaları Konfederasyonlarının temsilcileri gelmektedir.

Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği alanında yüz kızartıcı durumdan kurtulmak için
her şeyden önce emeğin özgürce sendikal örgütlenmesinin önünü açmak zorundadır. Halen emekçilerin %90’ı sendikal örgütlenmeden yoksundur ve bunun da nedeni özelleştirme ve taşeronlaştırmadır. Her 2 uygulamanın da şampiyonu
AKP iktidarıdır. Kasım 2002’den bu yana ülkenin taşı toprağı satılmış, Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek geçen yıl “artık satacak kamu malı kalmadı” acı itirafında bulunmuştu. Taşeronlaştırma da 2003 yılında AKP hükümetinin 1. yılında çıkarılan 4857 sayılı İş Yasası ile Türkiye gündemine sokulmuştur. 10 yılda 2,6 milyon emekçi, taşeron işçisi yapılmıştır. Kamu kesimi özel sektörle yarışmaktadır bu süreçte.
Sağlık Bakanlığı en çok taşeron işçisi çalıştıran Bakanlık olup, sayı 120 bini aşmıştır
ve oran olarak da 1/3’ü geçmiştir.

Toplamda, yaklaşık olarak kayıtlı her 6 işçiden biri iş güvencesiz postmodern köle olarak ana işverene bağlı alt işverenin (taşeronun) emrinde çalıştırlımaktadır.
Toplam 25+ milyon istihdamın en iyimser 1/3’ü de kayıt dışıdır. (TÜİK resmi verileri)

Türkiye ölümlü (fatal) iş kazalarında Rusya ve Hindistan’ın ardından Dünya 3’üncüsü! 

Unutulmasın : SENDİKA yoksa iş sağlığı ve güvenliği de yoktur!

İkinci olarak Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği sorununu aşmak için, çoğu gelişmiş ülkede, ABD (NIOSH), Japonya ve AB’de (OSHA)… olduğu gibi yönetsel ve akçal (finansal) açılardan mutlaka özerk, bilimsel bakımdan özgür bir Türkiye Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Kurumu kurmalıdır. Bu Kurum her türlü siyasal karışmadan arınmalıdır.

Hızla bir Ulusal İş Sağlığı – Güvenliği Bilimsel Kongresi düzenlemeli ve orada belirecek görüşler ulusal politika olarak yaşama geçirilmelidir.

Son 30 yılda özellikle tırmanan iş cinayetleri ve iş sağlığı – güvenliğinin yok edilişinde makro ölçekte sorumlu olan olgu KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizmdir!
Türkiye hızla KüreselleşTİRilmekte = postmodern sömürge kılınmakta ve olağansütü ağır bedeller ödemeyi sürdürmektedir. Aklımızı başımıza almazsak, KüreselleşTİRmecilerin son hedefi Türkiye’yi ulusu ve ülkesiyle parçalamaktır!

Bu gün, 14 Maysı 2014 günü AÜTF Dönem 3 öğrencilerimize verdiğimiz Küreselleşme ve Sağlık dersimizin konuk öğretim üyesi, SBF’den sevgili dostumuz – meslektaşımız Sn. Prof. Dr. A. Gürhan Fişek olacak.. Rastlantıya bakınız ki, konusu da

Küreselleşme ve İş Sağlığı Güvenliği..

Türkiye’nin bu alanda en yetkin akademisyenlerinden olan Prof. Fişek’i,
bu yürek yakan Soma faciasının ilk gününde tam da bu konuyu işleyecek olduğu dersi konuk olarak dinlemeye çağırıyoruz :

14 Mayıs 2014 Çarşamba, saat 16:00 – 17:50, AÜTF Morfoloji Binası 5 no’lu anfi, Sıhhiye, Ankara

Umarız bu facialar şok etkisiyle aklımızı başımıza getirsin ve ödenen çok ağır – acı bedeller gecikmeden bir ulusal uyanıkık sağlasın..

Başka nasıl teselli olabiliriz ki??
Biz bıkıp usanmadan yüksek sesle yinelemeyi sürdüreceğiz :

Emek en yüce değerdir ve Emeğe saygı, insan olmanın baş koşuludur..

259 yansıdan oluşan kapsamlı power point sunumuzu izlemek için lütfen aşağıdaki erişkeyi tıklar mısınız??

  • DÜNYA’da veTÜRKİYE’de İŞÇİ SAĞLIĞI ve İŞ GÜVENLİĞİ
    Sorunu ve Çözümler..

http://ahmetsaltik.net/2014/05/14/turkiye-ve-dunyada-isci-sagligi-ve-guvenligi/ 

Bu emek, şu dakikada, 14 Mayıs 2014 günü saat 05:40’ta kurban olduğu belirlenen 201 kömür emekçisine ve 80+ yaralıya adanmaktadır.

Sevgi ve saygı ile.
14 Mayıs 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Makaleyi pdf olarak indirmek için lütfen tıklayınız..

SOMA’daki _IS_CINAYETI_SORUMLULARINI_LANETLIYORUZ