AB Anayasası’na İmza Atan Kimdi?


AB Anayasası’na İmza Atan Kimdi?

portresi

 

ARSLAN BULUT

 

 

Tayyip Erdoğan, “Avrupa Parlamentosu’nun bizimle ilgili kararını ben tanımıyorum.” dedi. Bravo doğrusu, Roma’da Türk düşmanı Papa’nın heykelinin altında,
Abdullah Gül ile birlikte Avrupa Anayasası’nı imzalayan kimdi?
Şimdi “Biz Avrupa Birliği’ne üye değiliz ki, bizim hakkımızda karar alsınlar..” diyorsunuz da

üye olmadığınız halde, neden Avrupa Anayasası’na imza attınız?

Neden Avrupa’nın hemen her dayatmasını yasa haline getirdiniz.

Neden, Türk Milleti’nin değer yargılarına ve İslam’a aykırı olarak
zinayı suç olmaktan çıkardınız?

Plebisit için dayatma mı var?

Tayyip Erdoğan, “plebisit” kavramını bilinçli olarak mı kullanıyor acaba?
Uluslararası hukukta, plebisit, tartışmalı bir coğrafyada yaşayan bir halk topluluğunun hangi devlete bağlanacağına dair yapılan oylamaya denilir!
Mesela Lozan’da Türkiye, Kerkük-Musul’un Türkiye’ye mi İngiliz mandası altındaki
Irak’a mı bağlanacağı konusunda plebisit yapılmasını önermişti.
Bu teklif Lord Curzon tarafından kabul edilmemişti. Curzon’a göre, bölge halkının
oy verme alışkanlığı yoktu. Bu konuda tecrübe sahibi olmadıklarından plebisitin amacını anlayamayacaklarını ileri sürdü. Şimdilerde ise BDP ve PKK sözcüleri Güneydoğu Anadolu bölgesi için de plebisit önermektedir..

Yoksa, Erdoğan’a birileri, açılım süreci içinde böyle bir oylamayı mı dayatıyor da Taksim’deki Gezi Parkı’nın ne olacağına ilişkin plebisit yapılacağını söyleyerek,
halkı bu kavramla düşünmeye alıştırıyor? Plebisit, referandum karşılığı olarak da kullanılıyor ama Taksim Gezi Parkı için tasarlanan, basit bir kamuoyu yoklamasıdır.Silahlı PKK gösterisine niçin müdahale etmediniz?Taksim civarındaki eylemler sırasında provokatörlerin göstericiler arasına karıştığını, bu sebeple kurunun yanında yaşın da yandığını söylüyorsunuz?

Aynı günlerde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, Muş-Diyarbakır illeri arasındaki
bir yaylaya PKK’lılar silahları ile birlikte gelerek şenliklere katıldı. Havaya ateş açtılar
ve sonra da ellerini kollarını sallaya sallaya oradan ayrıldılar.
Bunlara niçin müdahale etmediniz?
PKK ile vardığınız anlaşma gereği, hani yurt dışına çıkacaklardı!

Bursa’dan Esad Altay, “Kimse Taksim’e gelirken omzuna tüfeğini asmamış iken, buradaki PKK’lı teröristler silahları ile gelmiş ve ateş açmışlardır.
Demek ki ’PKK Türkiye’den çekiliyor’ lafları tam bir aldatmacadır.
Türk milletine yalan söylenmektedir” diyor.

6 milyon sanal seçmen meselesi

Berlin’den Mustafa Temel ise önümüzdeki seçimler için bir öneride bulunuyor:
“Almanya’da, seçmen listeleri yalnızca ve yalnızca kimlik cüzdanı üzerinden düzenleniyor. Türkiye’de ise seçimler adrese dayalı kayıt üzerinden yapılıyor…
Bu durumda bir seçmen, iki-üç mahallede oy kullanabiliyor.

Seçimlerde örgütlü bir seçmen turizmi oluşturuluyor.

Avrupa’da, sandık başında, aynı zamanda pasaport olarak da kullanılan nüfus hüviyet cüzdanları geçerlidir. Türkiye’de ise ehliyet bile kullanılabiliyor. Son seçimde
parmak boyası uygulamasını da kaldırarak mükerrer oy kullanılmasının önünü açtılar.

Eğer bir ülkede 6 milyon sanal seçmen yani 6 milyon mükerrer oy varsa,
oyların sayımında da hile yapılır.

AKP, bundan sonraki seçimlerde, yalnızca T.C. kimlik numarası üzerinden
seçime zorlansın.

Yoksa, kimin oy verdiği değil, kimin saydığı önemli olur.”

Son seçimlerde kimlik numarası tartışması yapıldı ama tam olarak uygulanamadı.
Kaldı ki 6 milyon sanal seçmen varsa, 6 milyon sanal kimlik numarası da vardır. Dolayısıyla, tedbirler bütün olarak düşünülmelidir.

Yeniçağ, 14.06.2013

3 Yıl Önce Kanal B’de Lozan Programından Günümüze..

17 Temmuz 2009’da Lozan anma programına bizi konuk etmişti. 3 yılda neler oldu,
bu yazımızda Lozan bağlamında irdelemek istiyoruz.. Sayın Gürbüz Evren’e, ülkemize ciddi aydınlanma katkıları için şükran borçluyuz.. Ahmet Saltık, 26.7.12
3 Yıl Önce Kanal B’de Lozan Programından Günümüze..

Dostlar,

17 Temmuz 2009’da, 3 yıl önce, Başkent TV (Kanal B) programcısı
Sayın Gürbüz Evren, Gazi Üniversitesi’nden tarihçi Prof. Dr. Semih Yalçın ile bizi birlikte bir Lozan Programına çağırdı.

Sayın Evren’e “neden biz, üstelik bir tarih hocasıyla??” diye sorduk.

Yanıtı önemliydi : İnternette bulduğum kapsamlı Lozan makalenizde özellikle AB Müzakere Çerçeve Belgesi ile Lozan’ın bir anda “geçersiz kılınabileceği” saptamanızı çok kritik, dehşet verici buldum..

Evet, konu çok kritik idi.. Sn. Prof. Yalçın ile birlikte, Sn. Evren’in özenle düzenlenmiş akıllıca sorularını yanıtlamaya çalıştık. Lozan, görüşmelerde İnönü’nün sağ kolu hukuk danışmanı Prof. Dr. Veli Saltık üzerinden özel ilgi alanlarımızdan biriydi..

Sayın Özdemir ince programı izlemişti ve 1 hafta sonra Hürriyet’teki köşesinde, 24 Temmuz 2009’da şimdi size sunduğumuz yazısını yazdı.

Sanırız aşağıdaki paragrafı da bizim kritik uyarılarımız üzerine yazdı :

“Avrupa Birliği, Lozan Antlaşması ile öteki ikili anlaşmaların AB mevzuatına uymamaları durumunda geçersiz sayılacağını ileri sürüyor. İleri sürmeyi bırakın, bile bile, seçe seçe Lozan’ı çökertebilir. Çökertiyor. Bir başka yönden ele alırsak, Avrupa Birliği sanki Sevr’in bazı maddelerini gündeme getirme çabasında.”

Haklıdır.. Aradan geçen 3 yılda yaşananlar Sn. İnce’yi doğrulamıştır
ne yazık ki? Bu kapsamlı makalemizi / raporumuzu sitemize koyduk :

“89. Yılında Lozan Anlaşması ve Türkiye’nin Geleceği..”
(ADD webinde de var.. http://www.add.org.tr/)

Bu kapsamlı Lozan raporumuzda, şu kritik dizelere yer veriyoruz :

“… BOP kapsamında Irak’ın kuzeyinde de facto yaratılan siyasal oluşum, gelecekte Türkiye’ye yönelik sınır istemleri bildirebilir. Bu durumda AB MÇB
(Müzakere Çerçeve Belgesi) 6. paragrafa göre “anlaşmazlık” Uluslararası Adalet Divanı’na taşınacak ve ABD ve AB’nin tavrı belirleyici olacaktır. Gelişmeler ülke bütünlüğümüzü tehdit eden nitelik kazansa bile, bu paragrafa göre Türkiye, “güç kullanma” hakkını işletemeyecektir. TSK, “güç kullanMAma” olarak düzenlenen 2 sözcükle devre dışı bırakılmıştır. Ülke bütünlüğünü korumak için tersi yapılırsa, bu kez AB, MÇB’nin çiğnendiğini ileri sürerek Türkiye ile görüşmeleri askıya alabileceği gibi, yaptırım da uygulayabilecektir.”

“Bu paragrafın derin tuzakları, akla bir başka sorun daha getirmektedir :

BM’nin İkiz Sözleşmeleri TBMM’de onandığına göre, 6. paragraftaki düzenlemeler, bu Sözleşmelerin olanak sağlayabileceği siyasal haklar,
Türkiye sınırlarını yeniden çizmeye dayalı güvence olarak kullanılabilir!”

“MÇB’nin 11. paragrafı ise, AB mevzuatına uymadığı gerekçesiyle Türkiye’nin daha önce taraf olduğu ikili antlaşmalarla uluslararası antlaşmaların
sona erdirileceğini kurala bağlıyor.”

“Bu paragrafa göre Türkiye’nin hangi ikili veya uluslararası antlaşmalarının geçersiz kılınacağı açıkça belirtilmiyor fakat; KKTC’nin kuruluşu, 1959-1960 Londra ve Zürih Antlaşmaları, bu maddeye dayanılarak Türkiye açısından geçersiz sayılabilir. Açılımın Lozan’a veya Montrö’ye dayanmayacağını kimse güvenceleyemez.”

“Türkiye, ne yazkı ki, AB serüveni yolunda son derece tehlikeli adımlar atmayı sürdürmektedir.”

“Bütün Türkiye’yi uyarmak isteriz..

Lozan’da İsmet Paşa’ya kan kusturan, emperyalizmin dönem sözcüsü Lord Curzon,

aşağıdaki dehşet verici sözlerin de sahibidir :

• Ülkeler, dünya egemenliğine yönelik büyük bir oyunun oynandığı satranç tahtasının üzerindeki piyonlardır.”

Evet dostlar..

“Böyle giderse, Gürbüz Evren gelecek yıl Lozan programı yapamayabilir!”
de demişti Sn. İnce..

Öyle de oldu..Gürbüz Evren bizi başkaca programlarına almadı, alamadı..

Dostlar; Müzakere Çerçeve Belgesi üzerinden tuzaklanmaya çalışılan ülkemiz.. Bu tür uluslararası metinlerde kullanılan “kasıtlı muğlaklık” oyunu.. (intentional ambiguity)

Sonuç olarak Türkiye’nin çevresindeki çember giderek daralıyor.

Kulağım TV’de.. Başbakan RT Erdoğan, “Suriye’ye müdahale..” sözü etmekte. Taşeron politikalarla Türkiye’yi ateş hattına sürmek üzereler..

TSK’nın silkinip kendine gelmesi ve duruma “vaziyet etmesi” için
vakit geçmekte. TBMM’deki muhalefetin de.. CHP ve MHP haydi!
Alın halkımızı arkanıza, iktidarı kanlı serüvenden alıkoyun..

Tutsaklarımız salınsın, ülkemizi bu bataktan çıkarsınlar..
Yoksa tam da tersini yapabilmek için mi tutsak olarak tutuluyorlar ?

Sevgi-saygı ve kaygı ile.
26.7.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net