95 YIL ÖNCE, 95 YIL SONRA…

95 YIL ÖNCE, 95 YIL SONRA…

 Dr. Noyan UMRUK
 ABC GAZETESİ
; 09.07.2018

Bu gün benim doğum günüm… 70 yaşındayım… Aydınlık,  mutlu, müreffeh, adil, eşitlikçi  bir Türkiye hayal ve umudu ile karınca kaderince mücadele ile geçen 70 yıl… Bir ömür… Evet… Hayallerimiz, umutlarımız vardı bizim kuşağın… Bu 70 yılda her yenilgimizi aşıp, küllerimizden yeniden doğarken, bir şeyler de katabildik güzel ülkemize sanıyorum…

Ama bu kez 70’nci  yaşımda, kanla – irfanla kurup, canımızı dişimize takarak yüceltip, 95 yaşına getirdiğimiz cumhuriyete, talihin garip cilvesi, bir tek adamın anlamını hiçbir zaman idrak edemediği yemini ile yaşlı gözlerle veda ederken  hayatımın en büyük düş kırıklığını yaşıyorum…

Davazlı yeğenimin dediği gibi “Cumuriyet 95 yaşında dalya bilem deyemeden Tayyiban düzenine gurban ediliveedi be daayı… Millet bu ayıbinen nassı yaşeycek bilemeyyon gaari…”

İşte bu nedenle en kısa zamanda O’na yeniden kavuşmak umudu ile sizlerle karşılaştırmalı nostaljik bir geziye çıkmak istiyorum: 95 yıl önce çocuklar gibi şendik… 95 yıl önce yedi düveli yendik…

 *95 yıl önce kederde kıvançta ortak bir ulus oluşturup, mazlum ülkelerin umudu, etrafı dostane paktlarla çevrili saygın bir devlet kurmuştuk. 95 yıl sonra bir yandan tüm bölge ülkeleriyle didişirken, bir yandan da T.C.’den iki-üç devlet çıkarma sevdasına kapılanlarla uğraşıyoruz!

*95 yıl önce uluslaşma sürecinde, ortak dilimizi iyi konuşma ve yazmanın derdindeydik. 95 yıl sonra milleti iki dile nasıl ikna ederiz diye debeleniyorlar…

*95 yıl önce cehaletle savaşıyor, cumhuriyet, özgürlük ve bağımsızlık ilkelerine bağlı çağdaş bir nesil yetiştirmeye çalışıyor, ulusu Aydınlanma ile kucaklaştıran Köy Enstitülerini kuruyorduk. 95 yıl sonra milyonlarca sabiyi sınıflara tıkıştırıp, çocuk gelinler ve zorunlu seçmeli derslerle dindar ve de kindar nesiller yetiştirip, aydınlanmış insanlarımızı hapisanelerde çürütüp cehaletin faziletine inanıyoruz!

*95 yıl önce pozitif bilimleri öğreniyorduk. 95 yıl sonra metafiziğe, hurafeye merak sardık!
*95 yıl önce öğretmenlerimiz başımızın tacı idi. 95 yıl sonra “başımızın belası”(!) 
*95 yıl önce halk yoksul ama onurlu, “köylü yurdun efendisi” idi. 95 yıl sonra “anasını da alıp” erzak kamyonlarının peşinde…
*95 yıl önce yurdun her köşesinde “Atatürk modeli” sosyal cumhuriyet fabrikaları inşa ediyorduk. Sanayide ve tarımda kendine yeterli bir ülke olmayı, doğal zenginlik ve kaynaklarımızı gözümüz gibi sakınmayı, tasarruf ve üretimi erdem saymayı öğreniyorduk. 95 yıl sonra en stratejik varlıklarımızı dahi eşe, dosta, yabancılara yok pahasına babalar gibi satmayı, üretmeden tüketmeyi marifet sayıp, samanı, mısırı, buğdayı, angusu, patatesi ithal eder olduk!
*95 yıl önce Avrupa faşizm bataklığına sürüklenirken, biz devrim, demokrasi ve özgürlük rüzgarlarına yelken açmaya çalışıyorduk. 95 yıl sonra bir tek adamın eline her şeyimizi teslim edip, dünya alemden dayak yiyoruz !
*95 yıl önce dünyaya örnek oluyor, kadınlarımızı seçme ve seçilme hakkına kavuşturuyorduk. 90 yıl sonra kadına şiddet ve kadın-erkek eşitliği sıralamasında dünyaya rezil oluyoruz. 
*95 yıl önce şarkılarımızı, otantik türkülerimizi, folklörümüzü yeniden keşfetmeye çalışıyorduk. 95 yıl sonra çıstak çıstak gürültü dinleyip, biz bize kaldığımızda göbek atıp, kolbastı oynuyoruz!
*95 yıl önce hukuk devletine doğru yelken açmıştık; kadı efendilerin yerini cumhuriyet savcıları ve hakimleri almıştı. 95 yıl sonra hukuku, adaleti mumla arıyoruz.
*95 yıl önce her meslekten esnafı, zenaat erbabını barındıran çarşılarımız vardı. 95 yıl sonra her köşe başında Çin ve Avrupa malları ile dolu AVM’lerimiz…
*95 yıl önce Karaköy-Beşiktaş arasını tramvayla 15 dakikada alıyorduk.  50 yıl sonra “lüküs” otomobillerle iki saatte gidemiyoruz! 
* 95 yıl önce Atatürk’ün nerede, ne zaman karşımıza çıkacağı belli değildi. 95 yıl sonra yollar kesilip, koruma mangaları etrafa dehşet saçtığı için “devlet adamcıklarını” yakinen takip edebiliyoruz!
*95 yıl önce Anadolu’nun en küçük kasabasında dahi, kimin ne yediğine,  ne içtiğine karışmak kimin haddineydi. 95 yıl sonra ne zaman, ne yenip ne içileceği, bazen mahalle baskısına, bazen mahalle dayağına bazen de iyi saatte olsunlara bağlı…
*95 yıl önce cumhuriyetin ilanı yurdun her köşesinde büyük bir kıvanç ve çoşku ile kutlanıyordu. 95 yıl sonra Atatürk anıtlarına çelenk koyulmasından bile rahatsız olunuyordu ; işte artık kutlanacak bir şey de kalmadı zaten…
*95 yıl önce ülkenin nasıl yönetileceğine TBMM’de karar veriliyordu. 95 yıl sonra küresel egemenleri hesaba katmadan karar alamayan bir “kifayetsiz muhteris” in keyif ve iradesiyle yönetilir olmaktayız! 
*95 yıl önce aydınlar ülke çıkarlarını sahiplenmekle, ülkeyi yönetenleri cesurca uyarmakla onurlanırlardı. 95 yıl sonra ortalık, ülkenin, küresel talep ve çıkarlara koşut “yetmez ama evet” operasyonlarının oyuncusu müptezellerle dolu…   
*95 yıl önce büyük önder ülkeyi ve cumhuriyeti gençlere emanet etmişti. 95 yıl sonra gençler emanete ihanet etmemenin bedelini tahtakuruları gibi gazlanarak, dövülerek, öldürülerek ödemekte…
*95 yıl önce eşsiz önder tek bir ağacın kesilmesini önlemek için Yalova’daki küçük evini kızaklar üzerinde taşıtmıştı. 95 yıl sonra ülkenin  asırlık ormanları, dereleri, milyonlarca ağacı
«muhteris» ve dalkavuklarının izin ve talimatları ile katledilmekte.

*95 yıl önce geleceğe yönelik muhteşem umutlarımız ve düşlerimiz  vardı; 

  • 95 yıl sonra yarının ne getireceğini bilemez hale gelip, her yaştan gençlerle her şeye
    yeniden başlayıp, mümkün olan en kısa zamanda cumhuriyeti yeniden kurmaktan
    başka çare kalmadı…
     

Sağlık 2020: Yönetimler ve toplum arasında sağlık ve esenliğe yönelik eylemleri destekleyen Avrupa politika çerçevesi

Dostlar,

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ- WHO) Avrupa Bölgesi (Türkiye 6 Bölgeden bu bölgeye üyedir) aşağıdaki adla kapsamlı bir hedefler ve ilkeler raporu yayımladı :

Sağlık 2020      : Yönetimler ve toplum arasında sağlık ve
esenliğe yönelik eylemleri destekleyen Avrupa politika çerçevesi

(http://www.euro.who.int/__data/assets/pdf_file/0009/169803/RC62wd09-Eng.pdf)

Bu rapora göre;

“Sağlık 2020”, sağlık ve esenlik için Avrupa politika çerçevesinin bu son taslağı DSÖ Avrupa Bölgesi Komitesi’nin 62. oturumunda değerlendirilmek için hazırlanmıştır. Belgede Üye Devletler ve DSÖ Avrupa Bölge Ofisi için
stratejik yönelimler ve öncelikli politik eylemler ortaya konulmaktadır.

12 sayfalık bu metin, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde 5 + milyon insana
en temel “kusursuz sorumluluk” bağlamında Belediye sağlıklı – güvenli
şebeke (içme – kullanma) su sağlayamazken bir parça “eklektik” kalabilir..??

(Bkz. ANKARA ŞEBEKE SUYUNDA YÜKSEK ALÜMİNYUM!
başlıklı yazımız, 29.7.13, http://ahmetsaltik.net/ankara-sebeke-suyunda-yuksek-aluminyum/)

Kararı okuyucular versin dileriz..

Rapor şöyle başlıyor :

  • Sağlık 2020 politika çerçevesi, Üye Devletlerle ve Avrupa Bölgesindeki
    çok çeşitli taraflarla birlikte tam bir katılımcı süreç kullanılarak hazırlanmıştır. İlk taslaklar, Yüksek Düzeydeki Devlet Memurlarına yönelik Avrupa Sağlık Politikaları Forumunun çeşitli toplantılarında ve DSÖ Avrupa Bölge Komitesi’nin Sürekli Komisyonunda (SCRC) değerlendirilmiş ve üzerinde tartışılmıştır. Bu son taslağa Cenevre, İsviçre’de 19-20 Mayıs 2012’de
    19. SCRC toplantısının 4. oturumunda üzerinde görüşülen revizyonlar dahil edilmiştir. Taslak hakkında bilgiler eksiksiz bir yazılı bilgilendirme belgesi ve ayrıca çok sayıda resmi olmayan yorum ve gözlemlerle sunulmuştur.”

Ana başlıklar şöyle :

  1. Sağlık temel bir sosyal kaynak ve servettir.
  2. Güçlü bir değer: sağlıkta ulaşılabilir en yüksek standarda erişmek.
  3. Sağlığın geliştirilmesi için güçlü sosyal ve ekonomik bir olgu (vaka)
  4. Sağlık 2020’nin stratejik hedefleri:
    Daha çok eşitlik ve sağlıkta daha iyi yönetişim (governance)
  5. Herkesin sağlığının iyileştirilmesi ve sağlık alanında eşitsizliklerin azaltılması
  6. Liderliğin ve sağlık için katılımcı yönetişimin iyileştirilmesi
  7. Sağlık alanındaki ortak politik öncelikler konusunda çalışmak..

Belirlenen öncelik alanları ise :

Öncelik alanı 1               :
Yaşam boyu yaklaşımıyla sağlığa yatırım ve insanların daha güçlü kılınması

Öncelik alanı 2               :
Avrupa’nın en önemli sağlık sorunlarına müdahale: bulaşıcı olmayan ve bulaşıcı olan hastalıklar

Öncelik alanı 3               :
İnsan merkezli sağlık sistemlerini, halk sağlığı kapasitesini, acil durumlara hazırlığı, gözetim ve cevap verme kapasitesini güçlendirmek

Öncelik alanı 4                :
Güçlü / Dirençli topluluklar ve destekleyici çevreler oluşturmak

Öncelik alanı 5                :
Birlikte çalışmak: Ortaklıklar yoluyla değer katmak

**************
Evet…
Sağlık 2020ortak bir amaç ve paylaşılan bir sorumluluk

55 maddeden oluşan bu teknik metin şöyle bağlanıyor :

  • “55. Her bir ülkenin ve Bölgenin bir bütün olarak gelecekteki gönenci (refahı), şimdiki ve gelecekteki kuşakların sağlığını iyileştirmek için yeni fırsatları kullanma isteği ve becerisine bağlı olacaktır.
  • Sağlık 2020, daha sağlıklı bir Avrupa Bölgesi için sağlık bakanlarının
    anahtar öneme sahip paydaşları ortak bir girişimle bir araya getirmesi konusunda desteklemekte ve teşvik etmektedir.”

Bu Raporu okumak için lütfen tıklar mısınız??

Saglik_2020_Yonetimler_ve_toplum_arasında_saglik_ve_esenlige_yonelik_eylemleri_destekleyen_Avrupa_politika_cerçevesi

***************

Tabii, Küresel egemenler, son 2-3 onyılda yoğun biçimde denetimi altına aldıkları DSÖ’ye bu Raporun içeriğine uygun içtenlikli adımlar atma izni verirlerse..

Ne yazık ki dostlar alışverişte görsün.. ne şiş yansın ne de kebap..

Metinde sıklıkla geçen “Yönetişim” (Governance) kavramı ise başlıbaşına ciddi bir retorik tuzak (bir tür takiyye). Yönetimbilimci Peter Drucker’in yazına (literatüre) armağanı (!) olan bu genç kavram (yaklaşık 30 yaşlarında), bütünüyle özelleştirilemeyen kamusal alanlarda hizmetlerin yönetimine kamu yetkesi otoritesi) ile ortak olmayı hedefliyor..

Gel birlikte yönetelim!

En somut örneklerinden biri de Kamu – Özel Ortaklığı..
Türkiye’de de “Sağlıkta Dönüşüm” – Health Transformation – başdöndüren hızla ilerlemekte. Dünya Bankası (DB) ve IMF uzmanlarının Sağlık Bakanlığı – SGK yönetime  katılmasıyla, YÖNETİŞİM ile yani..

(Sağlık Bakanlığı’nca Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” Resmi Gazete’de yayımlandı, 9 Mart 2013; CHP 9 Mayıs 2013’te Anayasa Mahkemesi’ne götürdü..)

Sermaye adına kaldırım taşları döşenecek ve Devlet tümüyle geri çekilecek..
Nitekim Kamu – Özel Ortaklığı bu aşamaya karşılık..

Daha sonra ise, kamu – özel ortaklığı [ Zor(aki) Nikah; Moilere’den Ahmet Vefik paşa çevirisi] bozulacak ve “iç güveyi kamu” tümden dışlanacak, boşanmış olacak..

1. Yurttaş, sağlık hizmetini hak eden özne olmaktan çıkıp MÜŞTERİLEŞECEK

2. Devlet, sağlık hizmeti yükümlü özne olmaktan çıkıp tüccarlaşacak

3. Devlet, sağlık hizmeti için vergi topladığı halde bunu yapmayıp ayrıca
“prim = ek vergi” toplayacak, bu kaynakları sermayeye aktarmak için sopalı tahsildar olacak..(Ayrıca birçok aşamada katkı payları, özel sağlık sigortasına zorlama..)

4. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM denen bu masalsı öykü, Peter Drucker’in düşlerini aşan biçimde bırakın kamu ile birlikte sağlık söktörünü yönetmeyi, tümüyle sermayenin yönetimine, güdümüne terkedilecek, kamu adına Sağlık Bakanlığı sözde denetleme – düzenleme işlevi ile boşanıp dul bırakılacak!  İç güveysinin hallicesi yani..

Başbakanı geçelim, Sağlık Bakanı Dr. M. Müderrisoğlu ve de danışmanları
bu hesapları kavrayabiliyor mu??..

Sevgi ve saygı ile.
29.7.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net