SGK’ye denetim çağrısı: Saydamlığı sağlamak şart!

SGK’ye denetim çağrısı:
Saydamlığı sağlamak şart!

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
SGK; geliri 288, gideri 312 milyar TL. Anne karnına düşmüş çocuktan emekliye herkesten sorumlu. Yapılması gereken Kurumu denetim dışına çıkarmak değil, saydamlığını sağlamak. (Cumhuriyet internet, 21 Temmuz 2018)

[Haber görseli]

Önce haber oldu ardından çeşitli köşelere konu. Ülkedeki yeni doğan çocuktan yaşlıya, çalışandan emekliye 79.7 milyon kişinin sosyal güvenliğinden sorumlu kurum, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Sayıştay denetimi dışına çıkarıldı.

Kurumun büyüklüğü ve görevi, ülkede yeterli bir sosyal güvenlik isteyen tüm duyarlı yurttaşlar gibi işi gereği bu alanda bulunanları, bu konuda kafa yormaya itti. Bunlardan ikisi de İzmir Tabip Odası Üyesi Dr. Ergün Demir ile İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Güray Kılıç. Yaptıkları çalışma bir dizi veri içeriyor.

Ancak veriler kadar vahim olan başka konular da var. Sayıştay’ın son denetim raporu ve kurumun 2016 yılı Düzenlilik Denetim Raporu verilerinden yararlanılmış çalışmaya göre, SGK’nin mali rapor ve tabloları güvenilir bilgi içermiyor ve mali saydamlığı yok.

Oysa kurumun geçen yılki toplam geleri 288 milyar 559 milyon lira. Toplam gideri 312 milyar 734 milyon lira. Arada 24 milyar liralık bir açık söz konusu. Görünün o ki, bir dizi iş yapılırken bir dizi suistimal, hata, mükerrer işlem gündeme gelmiş. Kurum zarara sokulmuş. Hasta ve emekli yurttaşların güvencesi olması gereken Kurum, bir yandan aktüeryal denge yetersizliği bir yandan da bu usulsuz işlemlerle ciddi zafiyete uğratılmış. Hâl böyle olunca, 4 numaralı kararnameyi çıkaranlara sormak gerekiyor :

  • .. Şimdi yapılması gereken SGK’yı denetim dışına iterek Kurumu daha da zayıflatmak mı yoksa, SGKyı daha saydam hale getirerek, sağlıklı bir yapıya kavuşturmak mı?

[Haber görseli]

Ölmüş kişilere de hizmet

Sayıştay SGK düzenlilik (mali ve uygunluk) denetim raporlarında belirlenen suiistimal ve usulsüzlük bulgularından kimi örnekler özetle şöyle;

  • Denetim raporunda “ölmüş” kişilere sağlık hizmeti verilmiş gibi faturalandırmaları yapan Şanlıurfa’da 40, Adıyaman, Mardin, Şırnak ve Kırşehir’de 1 adet olmak üzere 44 sağlık kuruluşu söz konusu.
  • Bu sağlık kuruluşlarından 30’unun geçen yıl da ölü kişiler adına fatura düzenlediği ve bu konu SGK’ya iletilmesine karşın Kurum, bu kuruluşlarla sözleşme yapmaya devam ediyor. (Sosyal Güvenlik Kurumu 2015 yılı Sayıştay Denetim Raporu sayfa 129)

Bu reçete çok farklı!

  • 45 sağlık hizmet sunucusu, ölen hekimler adına 24.729 işlem yapıyor, reçete yazıyor.
  • Maharetli hastaneler, kimi hastaları aynı tarihte iki hastanede yatarak tedavi etmeyi başarıyor.
  • Kurum, ölen 4.315 kişiye genel sağlık sigortası primi tahakkuk ettiriyor.

İsteyene indirim

  • Ek istihdam koşulunu sağlamayan işveren, prim teşvikinden yararlanıyor; 3.206 işyerine yersiz prim indirimi uygulanıyor.
  • Genel Sağlık Sigortası prim gelirleri, sağlık hizmetlerini karşılıyor. Hatta, 2016’da 16.4 milyar TL fazla gerçekleşiyor. Genel sağlık sigortası fonunda kalması gereken bu para, yasaya aykırı olarak Sosyal Sigorta Fonu giderleri için kullanılıyor.
    ========================================
    Dostlar,

SGK İÇİN NE YAPMALI, NE YAPMAMALI?

SGK’yı sitemizde, önemi nedeniyle zaman zaman işliyoruz. Son derece önemli bir kurum.
AKP iktidarıyla birlikte çok parçalı sosyal güvenlik sistemi, Batılı kurumların – sermaye çevrelerinin de (AB, OECD, IMF, DB) istemiyle bütünleştirildi ve şemsiye Kurum olarak SGK 5502 sayılı yasa ile kuruldu. (Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun; RG 20/5/2006 s. 26173). 1 ay kadar sonra da 5510 s. yasa çıkarılarak (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu; RG 16/6/2006, s. 26200) Türkiye’de zorunlu Genel Sağlık Sigortası rejimine geçildi.

Artık vergi karşılığı sağlık hizmeti  yok! Sosyalleştirme ve 224 saylı yasa rafa kaldırıldı.
Sağlık dışı sosyal güvenlik zaten çok daha önceleri prim = ek vergi tabanlı idi.

SGK işlevinde kurum – kuruluşlar zorunlu, çünkü Anayasa’nın 60. maddesi “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” içeriğinde buyurucu kural koymuş durumda. Ayrıca 2. maddede devletin temel nitelikleri sayılırken “sosyal, hukuk devleti” nitemleri (sıfatları) de yer alıyor.

  • Dolayısıyla yasa zoru ile SGK’ye PRİM ÖDEMEK ZO-RUN-LU!

Ödemeyenlere hizmet verilmediği gibi, 6183 s. Kamu (Amme) Alacaklarının Tahsili Hk.Yasa gereğince zor işlemi yapılıyor.. Devlet sopalı tahsildargibi! Sık sık prim afları zaten olağan’ Bir de 16 Nisan 2017 Anayasa halkoylaması öncesinde bir popülist rüşvet : Ayda 53 TL’ye sigorta!

Ne var ki, yukarıdaki şemada da görüyoruz, 8 128 410 kişi SGK primini ödeyemiyor yoksulluğu nedeniyle. Buna karar veren de SGK’nın kendisi. Başvuranlar inceleniyor ve bürüt asgari ücretin 1/3’ünden az aylık geliri olanlar “SGK yoksulu” sayılıp onlardan “prim” alınmıyor. Bu sınır 2018 için 680 TL.. Böylelikle damgalanan “SGK yoksullarının” primlerini Maliye SGK’ya aktarıyor.

SGK haliyle çok sorunları olan devasa bir kurum.. Yönettiği fonlar Türkiye merkezi yönetim bütçesinin yarısına yakın.. (2018’de 312 / 762 milyar TL) Bütçeden Hazine ve Maliye’ye ayrılan toplam fonlardan daha büyük (2018 bütçesinde Maliye Bakanlığına 177,4 milyar; Hazine Müsteşarlığı 97,9 milyar TL ayrıldı).

SGK 2017 sonunda 24 milyar TL açık verdi. Bu tutar, 2017 genel bütçe açığı olan 47 milyar TL’nin yarısını aşkın. Dolayısıyla SGK açığı, Devletin borçlanması sonucunu doğuruyor.

İzmir Tabip Odasından Dr. Ergün Demir ile İstanbul Tabip Odasından Dr. Güray Kılıç meslektaşlarımızın çalışması önemlidir. SGK Sağlık primleri havuzunun 16 milyar TL fazlalık verdiği ve öbür sigorta kollarının açığını kapatmaya ayrıldığı belirtilmekte. Ancak bu tablo sağlıklı değildir. SGK, sağlık hizmet sunucularına ve bir ölçüde eczanelere gerçek bedellerinin altında geri ödeme yapmaktadır. Bu durum ilgili sağlık kuruluşlarını akçal (mali) bakımdan zorlamakta ve ne yazık ki kimi (hatta epey!?) etik – ahlak – yasa dışı durumlar yaşanmaktadır. Ayrıca SGK, geriödeme yaptığı ilaç – tıbbi gereç ve sağlık hizmeti kapsamını sürekli daraltmakta, artan cepten ödemelere insanları zorlamaktadır.

SGK’nın Aktüaryal dengesini sağlamak için kullanageldiği önlemler ne yazık ki, başından beri salt “moneter” dir.. parasal daraltma sıkı politikası. Öyle ki, OVP’lerde (Orta Vadeli Program) öngörülen ödenek dondurulmakta, ardından da “finansal istikrar sağlanmıştır” denebilmektedir! Bu politika tam anlamıyla “devekuşu” tutumudur.

SGK için 2 önemli araç var     :

  1. Saydam olacak kamuoyu denetimine açık olacak. Bu kapsamda 4 s. CBK (Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi) ile Kurumun Sayıştay’ın Anayasa kaynaklı (md. 160) denetim alanının dışına çıkarılması Anayasa’nın özüne – muradına uygun olmadığı gibi, sorunu çözmeyip büyütecektir. Nitekim Sayıştay, Şehir Hastaneleri hesaplarının da uygun olmadığını açıklamıştı (sitemizde kapsamlı yazdık). Saydamlık ve etkin denetim yolsuzlukları, israfı.. en aza indirebilir, dev açık sınırlanabilir, yönetilebilir.
  2. Sağık hizmetlerinde salt sağaltıcı (tedavi edici) değil, öncelikle KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNE yönelmek.. Bunu etkin, yaygın, nitelikli, içtenlikli bir politika demeti olarak yasal düzenleme desteğiyle yaşama geçirmek. Böylelikle hem daha sağlıklı bir topluma erişebiliriz hem de TL ve Döviz olarak tasarrufumuz olur, dış ticaret açığı ve cari açık azalabilir.

Alman SGK olan Krankenkasse, 1980 ortalarında finansal bunalıma girmiş ve moneter (parasal) kısıt yerine yasal düzenleme ile kimi önemli Koruyucu Sağlık Hizmetleri zorunlu kılınmıştı.

  • Tüm bebekler
  • Tüm gebeler
  • Ve 45+ yaş herkes…. öngörülen aralıklarla ve kapsamla düzenli, dönemsel (periyodik) sağlık hizmeti alacak..

Krankenkasse böyle “kurtuldu”.. AB – OECD – DB – IMF.. Almanya’ya ” hop hoop” demediler. Nedenin “Serbest piyasa yozluğu” olduğunu biliyorlardı elbette ama Almanya’ya dayatamadılar.

Ya Türkiye’ye?? Erdoğan’ı kim kandırdı gene?

SGK’yı Sayıştay denetimi dışına çekmek neyi çözer? Üstelik ahalinin ahlakı da bozuluyor bu işleyişle.. SGK’yı kazıklayan kazıklayana.. Hani bu ülkenin en az %99’u Müslüman’dı!? SGK’yı kazıklayanlar salt gayr-ı müslimler mi acaba??

Sonuç                   :

Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden 4 sayılı olanı, SGK’yi de ele alırken, Kurumun Sayıştay denetimine bağlı olduğu düzenlemesini maddeleştirmedi. Bu düzenleme, gerekçelerini yukarıda açıkladığımız üzere son derece yanlıştır. Hiçbir sorunu çözmeyeceği gibi, sorunları (açıkları!) daha da büyütecektir. Türkiye’nin ve AKP = Erdoğan‘ın buna tahammülü olamaz şu çooooooook ağır ekonomik bunalım ortamında.

Yandaşların SGK üzerinden de beslenmesinin ne pahasına olursa olsun gözü kara sürdürülebileceği olasılığını = faciasını düşünmek bile istemiyoruz!? Yıllardır yazar ve söyleriz :

  • GSS halkın sağlığının değil, sermayenin kârının sigortasıdır!

Yanılıyor muyuz acaba? Özel hastane sahibi yeni Sağlık Bakanı Dr. F. Koca ne buyurur acaba??

Belki de bu son düzenleme hedeflenerek değil, gözden kaçmış olabilir. Bu takdirde artık görmeye başladığımız ve korkarız alışacağımız bir “pardon kararnamesi” ile düzeltilebilir, düzeltilmelidir.

Sevgi ve saygı ile. 23 Temmuz 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Not : Cumhuriyet’ten Özlem Toker’in “SGK neden Sayıştay’dan kaçırıldı?” başlıklı yazısının da okunmasını öneririz (20.07.2018)

SGK; Hastanelere Yaptığı ‘Haksız Ödemeler’den Hekimleri Sorumlu Tutamaz

SGK; Hastanelere Yaptığı ‘Haksız Ödemeler’den Hekimleri Sorumlu Tutamaz!

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 25.12.2015 tarihli “Duyuru” ile 1.1.2016’dan başlayarak
özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimlere ek sözleşme imzalatılıp kendisine gönderilmesini istemiştir. Sözleşme ile hekimlerden SGK’nin Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi hükümleri doğrultusunda Sözleşmenin 14.8 numaralı maddesini bildiği ve
bu hükümde belirtilen yükümlülükleri aynen kabul ettiğini bildirmesi istenmiştir. Söz konusu 14.8. numaralı düzenlemede “Sağlık Hizmet Sunucusu, hekimlerin bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesine bağlı olarak yapıldığı tespit edilen yersiz ödemelerin Kuruma geri ödenmesinde, SHS ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu ve Kanunda kendisine yüklenen sorumluluk ve cezai müeyyideleri (AS: yaptırımları) bildiğini belirtir ifadelere yer verilen sözleşmeyi, başvurusu sırasında Kurum ilgili birimine iletmekle yükümlüdür.” ibaresi bulunmaktadır.

Oysa bu sözleşme Sosyal Güvenlik Kurumu ile hekimlerin çalıştığı sağlık kuruluşu arasında düzenlenmekte, hekim tarafı olmadığı bir sözleşme ile neden kaynaklandığını bile bilmediği
bir geri ödemeden/cezadan zincirleme olarak maddi ve idari bakımdan sorumlu tutulmak istenmektedir.

SGK’nin, kapsamını hekimlerden bağımsız olarak belirlediği ve sürekli bir biçimde değiştirdiği geri ödeme kurallarına ve idari düzenlemelere uymadığı gerekçesi hastanelere yapılan ödemelerin geri ödenmesinde hekimden taahhüt istenmesi kabul edilemez.

Elbette hekimler, hekimlik mesleği ile ilgili tıp kurallarına, hekimlik meslek etiği ilkelerine aykırı olarak bir hizmet veriyor iseler sonuçlarından hukuken sorumludur. Buna ilişkin hukuksal normlar zaten yürürlüktedir.

Öte yandan eğer bir hukuka aykırı bir ödeme söz konusu ise bu parayı alan hekim değil, hastanenin, özel sağlık kuruluşunun kendisidir. Doğal olarak ve hakkaniyet gereği hukuka aykırı bir edinim söz konusu ise, geri ödemeyi de hastane yapmalıdır. Bu taahhütle, bir hekim,
söz gelimi yıllar önce kapanmış bir hastane ve tıp merkezine yapılan yersiz ödeme nedeniyle yaptırım ile de karşı karşıya kalabilecektir.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun üstün kamu gücünü kullanarak hekimlere hastanelerin yerine geçerek haksız ödemelerden sorumlu olduklarını kabul etme, bu yönde sözleşme imzalama zorunluluğu getirmesi öncelikle çalışma özgürlüğünün hukuka aykırı olarak ihlalidir.
Ayrıca Medeni Yasa uyarınca bulunması gereken iyiniyet kurallarına ve Borçlar Kanunu’nun sözleşmelere ilişkin ilkelerine aykırıdır.

Hastanelerin sözleşmelerinin iptal edilmemesi, hekimlerin işini yitimemek için bu sözleşmeleri imzalamak zorunda kalacağı düşünüldüğünde karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlığın oluşacağı hekimin zarar gören olarak zor durumda kalacağı açık olup Türk Ceza Kanunun 117. Maddesinde İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali suçunun yanı sıra Borçlar Kanunu’nun aşırı yararlanma yasağının da ihlal edilmesi söz konusudur.

Türk Tabipleri Birliği, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan 14.8 madde içeriğinin düzeltilmesini ve uygulamanın durdurulmasını yazılı olarak talep etmiştir.

Özel Sağlık Kuruluşlarından bu hukuka aykırı işlemi hekimlere yansıtmamalarını, Hekimlerimize söz konusu ek sözleşmeyi imzalamamalarını, sözleşmelerine yalnızca
“hekimlik mesleği ile ilgili tıp kurallarına, hekimlik meslek etiği ilkelerine aykırılık halinde genel hükümler uyarınca sorumlu tutulabilecekleri” yönünde hüküm koymalarını duyururuz.

Saygılarımızla. 12 Ocak 2016

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

SGK’den yapılan duyuru için tıklayınız…
TTB’nin SGK’ye başvurusu için tıklayınız…

=============================

Dostlar,

SGK ne yapacağını şaşırmış durumda..
Akçal (mali, aktüaryal) dengesini bir türlü tutturamıyor.
Ne yaparsa yapsın, on milyarlarca TL “açık” sürüyor.
Merkezi Yönetim Bütçesi (eski adıyla Genel Bütçe) üzernde ciddi ve sürdürülemez yük.
Yıllardır yazageliyoruz; SGK ve bağlı olduğu ÇSGB (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı), hep ama hep “moneter” (parasal) önlemlerle açık yönetimi için deyim yerinde ise didiniyor.

Oysa sorunun kaynağı, çoooook acı ama SGK – Piyasascı Sağlık sistemi (Sağlıkta Dönüşüm diyorlar maskelemek için!) üzerinden yerli – yabancı sermayeye AKP iktidarı eliyle rant aktarımıdır. Çooook “gürbüzleşen” (!) sağlık piyasamız artık ancak “çooook” ciddi rantlarla yetinebilmektedir. Devasa sağlık tekellerine arpa” yetiştirme olanağı elbette yoktur. SGK, gerçekte teknik bir kurum olmakla birlikte, çok sıkı biçimde siyasetin güdümündedir. Son olarak, Kurum Başkanı Uadigar hanımilahlara kurban verilerek taaa Washingtonlara yollanmıştır.

Bedeli ise elbette halkımız ödemektedir ve uyanana dek de (ya da ölene dek) ödemeye
devam edecektir. Bu kıskaçta hiç olmazsa KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNE
bir parça olsun önem verilirse, açıklar (haraç, rant!) sürdürülebilir – katlanılabilir düzeyde götürülebilir. Bu arada “fukara halkımız“, azıcık da olsa insan yerine konarak bir parça koruyucu sağlık hizmeti almış olur. Sınırlandırılamayan sağlık giderleri gene yapılmış olur ama hiç yoktan halkın sağlığı bir parça yarar görebilir..

Acı – kara mizah bir yana, Almanya, dev ekonomisi ile 3 onyıl kadar önce Krankenkasse‘sini (Alman SGK’sı) akçal açıdan döndüremiyordu.. Bismarck‘ın yüz yıllık harikası bunalımdaydı.
Sağaltıcı (tedavi edici) hizmetler ağırlıklıydı sistem. Sorunun kaynağı bulundu ve yasal değişiklikle 45+ yaş herkes yılda 1 kez, gebeler ve bebekler ise gerekli sıklıkta hekime başvurarak koruyucu sağlık hizmeti almaya YASA İLE zorunlu tutuldu..

Tabii bir “merkez kapitalist” ülke olarak Almanya, bir “çevre kapitalist” ülke Türkiye ile
eş işleme tabi tutulamazdı küreselleşen finans kapital tarafından..

Aaaah Türkiyem aaahhh.. Bu yaşamsal gerçekleri dile getiren “ulusal sol“u hep budadın
hep budadın.. Bak, Yer geldi “anarşitler”i teslim ettin, yeri geldi sayın muhbir vatandaş oldun..
Şimdi dinciler seni göz göre göre “din maskesi” ardında acımasızca soyuyor.

Ne olacak şimdi??

SGK, bu kez, çaresizlikten kıvranırken, hekimleri ateşe sürüyor..
Hekimler de çoook zorda halkına yardım edebilmek için..
Nasıl çıkacağız bu bataktan?..

Temel hekimlik kuralıdır : Önce doğru tanı koyarak!

Bu arada SAĞLIK KOOPERATİFLERİNİ anımsayarak..

Sağlığımızı korumanın yollarını iyice belleyerek ve özel çaba ile uygulayarak..

Ayakta kalıp, İNSANCA – HAKÇA, SAĞLIĞIN  DOĞUŞTAN KAZANILMIŞ BİR
İNSANLIK HAKKI
olarak tanımlandığı, MÜŞTERİ değil YURTTAŞ olduğumuz….
bir toplumsal düzen için örgütlü politik uğraş vererek..

Sevgi ve saygı ile.
12 Ocak 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com