KKTC 29 Yaşında!


Dostlar
,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 29. kuruluş yıldönümü
Lefkoşa’da düzenlenen törenle kutlandı!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC yönetiminin tam kadro katıldığı törende
ülkemiz Türkiye’yi Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay temsil etti. Kıbrıslı Türkler’in
kendi geleceğini belirlemek üzere KKTC’yi kurduğuna işaret eden Atalay,

“Türkiye asla KKTC’yi yalnız bırakmayacaktır.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Atalay, törende yaptığı konuşmada,
Ada’da çözüme ulaşılamamasından Rum tarafını sorumlu tuttu.

Atalay;

“Kıbrıs Türk tarafının önerileri, Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle
süreç tıkanmıştır. Ada’ya Türkiye’den götürülecek su ve elektrik,
çözüm müzakerelerinde Türk tarafının elini güçlendirecek.” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da her duruma karşı hazırlıklı olduklarını vurguladı.

Eroğlu, “KKTC, 29 yaşında. Uzlaşma ümitlerini yüksek tutmak yanlış olur,
her duruma karşı bir yol haritamız mevcut.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından tören, resmi geçitle sona erdi (basından…).

  • Kıbrıslı soydaşlarımızın kuruluş bayramlarını gönülden kutlarız.

İkiyüzlü emperyalist Batı ise, Rum -Yunan soykırım girişiminden Türkiye’nin ancak askeri müdahale ile kurtarabildiği Kıbrıs Türk halkının kendi yazgısını belirleme hakkını tanımıyor.

  • AB Türkiye’ye, “İkiz Sözleşmeler” bağlamında etnisitelerin
    kendi yazgısını belirleme hakkını şantajla, tehditle kabul ettirdi
    .

Ama Kıbrıs Türkleri için şaşı, hatta kör, sağır ve dilsizler..

Mehmet Akif Ersoy‘un
isabetle yazdığı gibi;
“. tek dişi kalmış canavar..”
Geleneksel ikiyüzlülüğünü apaçık utanmadan sürdürebilen soykırımcı Batı.. Yazıklar olsun..

 

Bu arada Kıbrıslı yoldaşların bağımsızlıklarının üstüne, her şeyden çok önem vererek titremeleri gerek. En başta o gerek.. O olmadı mı hiçbir şeyin anlamı ve değeri yok..

Size çok önemli bir belge sunalım. Kıbrıs’ın nasıl Türk yurdu olduğu, oradaki varlığımızın herkeslerden önce, -6000’lere yani 8 bin yıl öncesine dayandığını şaşıraral öğrenelim :

KIBRIS’ta TÜRK VARLIĞI MÖ 6. Binde!

Kıbrıs’a kendilerini Alaş diye adlandıran Türk boyu ya da boylarının ayak basma tarihleri (-) 1400’dür. Halbuki Minoen göçmenlerinin adaya göç etmeleri tarihi (-58).
Ama Kıbrıs’a ilk ayak basanlar, Yunanlı arkeolog Lefkoşa Müzesi eski müdürü Dikaos’a göre, MÖ 6. binde Anadolu’dan gelenlerdir. Jeolojik olarak Kıbrıs’ın Akdeniz’deki yeri, İskenderun Körfezi’nden koptuğunu gösteriyor.

(Kaynak : Tarihin Başladığı  Ön-Türk Uygarlığı Resmi Tarihin Çöküşü, Haluk Tarcan, Ön-Türk Uygarlığı Araştırmaları Merkezi, Töre Yayın Grubu, syf. 277)

Sevgi ve saygı ile.

15.11.12, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

AKP’den Düşük Profilli 20 Temmuz Kutlaması / Low profile celebration for July the 20th by AKP-JDP

20 Temmuz 1974.. 28. yıl.. AKP, MUTLU BARIŞ HARKATI kutlamalarına salt 1 TBMM Katip üyesi gönderdi.. Ulusal davalara sahip çıkma anlayışı bu düzeyde.. Çok yazık..
Orhan Birgit
obirgit@e-kolay.net
20 Temmuz 2012 – Cumhuriyet

Düşük Profilli 20 Temmuz Kutlaması

Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ü, Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcıları Necmettin Erbakan’ı, Orhan Eyüpoğlu’nu, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’i, Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık’ı, Genelkurmay Başkanı Org. Semih Sancar’ı, Kara Kuvvetler Komutanı Nurettin Ersin’i,
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan’ı ve Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Emin Alpkaya’yı kaybedeli yıllar olmuş. Kıbrıs Türklerinin efsane lideri Denktaş’ı da geçen yıl sonsuzluğa uğurladık. Soykırıma uğrayan Türkleri kurtarmak için 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a çıkan
Silahlı Kuvvetlerimizde görev yapan kaç subay, astsubay ve Mehmetçik hayattadır?

Bilen var mı?

68 general ve amirali Silivri yargılaması gerekçesiyle, üstelik ucu açık bir şekilde tutuklanmış olan Ordumuzun Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki ilk denizaşırı görevi için, oybirliği ile karar alan Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisini 20 Temmuz Kurtuluş Bayramı’nda bir tek kâtip üye ile temsil ettiriyor!

Dün KKTC internet sitelerinde AKP Milletvekili Mustafa Hamarat’ı KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun konutunda gösteren fotoğraf karesini izlerken burnumun direğinin sızladığını fark ettim.

Anavatan Türkiye, “Mutlu Barış Harekâtı”nın 37. yıldönümü kutlamalarına böyle düşük profilli
bir temsil ile mi katılacaktı?

37 yıl önce, 19 Temmuz’u 20 Temmuz Cuma’ya bağlayan gece yarısında Silahlı Kuvvetlerimizin Girne’den yapacağı çıkarmada rahmetli Rauf Denktaş’ın çektiği heyecanlı bekleyişi, London Daily News’in Ortadoğu muhabiri Harry Scok Gibson “Kıbrıs’ta Soykırım” adlı kitabında nasıl anlattığına bir iki ay içinde yayımlamayı umduğum “Kalbur Saman İçinde” adlı kitabımda şöyle değiniyorum:

… Ama büyükelçimiz ve Denktaş, yerel saate göre hareket etmişler ve 06.30 olarak hesap edilen çıkarmanın başlangıç saatinden bir saat önce alarma geçilmiş. Kulağı Ankara radyosunda olan
Rauf Bey, beklediği haberi alamayınca da haklı olarak telaşlanmış, “anavatan bu kez de caydı” diye düşünmüş.

O sırada da ada üstünde gecenin sessizliğini delen uçaklarımızın sesi duyulmuş Denktaş’ın 19 Temmuz 1974’te yaşadığı o saatleri, Kıbrıs Türk toplum yönetiminin dışilişkilerinden sorumlu Nail Atalay, şöyle anlatır:*

“O gece saat 22.30 sularında ofise gelen Türkiye Büyükelçisi (Asaf İnan) ve eşi, Denktaş’la
kahve içtiler ve sonra ayrıldılar. Daha sonra, evime giderken, Denktaş’ın BM Genel Sekreteri’ne gönderilmek üzere hazırladığı bir mektubu teleksle iletmesi ricasıyla büyükelçinin evine götürdüm. Büyükelçi robdöşambrını giymiş, elinde purosu kapıda belirdi.

‘Bu nedir?’ diye sordu. BM’ye yeni atanan Kıbrıs Rum temsilcisinin Türkleri temsil etmediğini bildiren bir yazı olduğunu söyledim. Sonra hemen yanındaki kapıdan bürosuna geçti.
Kısa bir süre sonra tekrar geldi.

‘Oku bana’ dedi. Okuduğumda titrediğini fark ettim. Mektubu elimden aldı.
Buruşturdu. ‘Şimdi buna gerek yok’ dedi.
Türk Ordusunu kastederek ‘Niçin, geliyorlar mı?’ diye sordum. Cevap vermedi.
Bunun yerine bana bir soru sordu:
‘Denktaş nerede?’
‘Uyuyor.’
‘Ona kendisini görmeye gelebileceğimi söyle’ dedi.
……….
Denktaş’ın ikametgâhına döndüm ve hizmetçiye O’nu uyandırmasını söyledim.
Aşağıya mayo giymiş olarak geldi. Büyükelçinin söylediklerini kendisine aktardım.
Sırrın bana da açıklanacağını umarak ‘Şifreli bir mesaj olabilir’ dedim.
Ama Denktaş, yanımdan ayrıldı ve yandaki kapıdan bürosuna geçti.
Kısa bir süre sonra, büyükelçi telefonla Denktaş Bey’i aradı ve bir görüşme gerçekleşti.

Konuşulanlara kulak misafiri olmak için ölüp bitiyordum, fakat dinleyebilmem imkânsızdı.

Sonra Denktaş, yüzünde büyük bir gülümseme ile parmaklarını şaklatarak ve dans ederek
bürosundan çıktı. Çok neşeliydi.

‘Neler oluyor?’ diye patladım.

‘Lütfen yolumdan çekil. Çok sıkıştım!’ Bu, ondan alabildiğim tek şeydi.
Sonra, bana ‘Türk Büyükelçiliği’ne gidiyorum. Ben dönene kadar burada kal.’ dedi.
15 dakika sonra elinde bir viski şişesi ile döndü. Bekleme odasında, benimle beraber,
yürütme kurulundan üç üye vardı. Bizleri, bürosuna davet etti. Şişeyi, masasına koydu,
o zamanlarda yanında taşıdığı tabancasını çıkardı ve viskinin yanına sürdü.
Saat gece yarısını geçmişti ve tarih 20 Temmuz’du.”
***
Ne yazık ki birçoğumuz için günümüzde bir şey ifade etmeyen; hatta Ertuğrul Kürkçü gibi
kimi BDP milletvekillerinin “Türkiye Kıbrıs’ta ne arıyor?” diye sormasına
yol açan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’ndan küçük bir anı demeti…
Ne yazık ki, bugünkü AKP iktidarı, Kıbrıs Türk’ü ile ilişkisini her bakımdan gevşetmektedir.

2012’de Londra’da yapılacak olimpiyatlarda, KKTC’nin değilse, Kıbrıslı Türk sporcuların olsun katılmalarını sağlamak üzere, Britanya Kıbrıslı Türkler Derneği Başkanı Çetin Ramadan,
Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Jacques Rogg’e bir mektup yazarak

“Bize yardımcı olunuz..” çağrısını yapmış.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı
Prof. Uğur Erdener, gecikerek de olsa üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeliler.