Etiket arşivi: Kılıç parolayı 2 yıl önce söyledi

Müyesser YILDIZ : Haşim Kılıç parolayı 2 yıl önce söyledi


Haşim Kılıç parolayı 2 yıl önce söyledi

Müyesser Yıldız
Odatv.com
13.4.14

AKP iktidarı her seçim öncesinde bir “iç düşman” yarattı. Askerler… Darbeciler… Ergenekoncular… Yargı ve bürokratik oligarşi… Paralel devlet… Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinin “iç düşmanı”nın da Anayasa Mahkemesi olacağı anlaşılıyor.

İktidarın demokrasi anlayışı şu; Bırakınız yapalım, bırakınız geçelim…

Ülkenin güvenliği tehlikede, asker mi konuşuyor; “Üniformanı çıkar gel”

Yargı komada, AYM Başkanı mı konuşuyor; “Cübbeni çıkar gel”

Kim konuşacak? Sadece Erdoğan ve bakanları… Ne güzel demokrasi!..

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Cumhurbaşkanlığına aday olacakmış da ondan iktidara muhalefete başlamış. Bilemem ve aklım ermez. Lâkin şunları sormak gerek:

Diyelim Kılıç’ın böyle bir niyeti var; Kararlar sadece onun imzasıyla mı çıkıyor? Geri kalan 15 üye kime veya neye hizmet ediyor?

AYM’de de “tek adamlık” mı var ki, herkes Kılıç’ın ağzına bakıyor?

Kılıç’ın kararları “siyasi” ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün AKP’yle arayı bozmamak için gönderilen her kanunu onaylaması “siyasi” değil mi?

Zannımca; Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi’ne kızması Twitter kararından daha öte ve önce.

-Cumhurbaşkanı Gül’ün bir kez daha aday olmasına vize vermesi,

-Tutuklu milletvekillerinin tahliyesini sağlaması,

-İktidar Ergenekon davasında çok az tahliye beklerken, Silivri kapılarını ardına kadar açması gibi.

İster misiniz; AYM, Balyoz davasında da sürprizlere imza atsın…

Ya da 17 Aralık operasyonunda soruşturmasız, gerekçesiz görevden alınan savcı, hakimlerin bireysel başvurularında “hak ihlâli” kararı versin…

HERKES SINIRINI BİLSİN

İktidarın boy hedefi yaptığı Haşim Kılıç nereye koşuyor? 2 yıl önce, 2 Nisan 2012’de Uluslararası Yargı Sempozyumu’nun açılışında yaptığı konuşmadaki şu mesajları çok şeyi açıklıyor:

“Dün yargının siyaseti kuşatma gayretlerine karşı çıktığımız gibi, bugün de siyasetin yargıyı kuşatmasına izin vermeyeceğiz.”

“Hâkimlerin, yasaların ve kuralların dili vardır. Bu dili nasıl kullanırsanız, hukuk devleti ona göre oluşur ve gelişir. Hâkimin iç dünyasındaki endişe, kaygı, korku, ideolojik baskı, dostluk ve düşmanlık duygularından arındırılması, tarafsızlığının olmazsa olmaz koşuludur. Vicdanlar üzerinde oluşan bu işgaller kalkmadıkça, bağımsız ve tarafsız bir yargının oluşumunu sağlamak mümkün değildir.”

“Hukuk, siyasal, kültürel ve sosyal hayatı dönüştüren çok güçlü bir araçtır. Bu aracın dönüştürücü gücünü, toplumu hizaya sokan vesayetçi bir anlayış için değil, insan onurunu huzura erdiren, hak ve özgürlüklerin adil dağıtımında tüketmeliyiz.”

“Yapılacak reformların, geçmişten intikam alma aracı olarak kullanılması gibi bir yanlışlığa da düşülmemelidir. Aktörleri değişmiş yeni vesayet odaklarının oluşmasına imkân vermeyen samimi değişimlere inanmak istiyoruz. Toplumun ve dünya barışının buna ihtiyacı vardır.”

“’Hukuk sistemini geliştirirken, yeni mazlum ve mağdur yaratmayalım. Farklılıklarla bir arada yaşamanın yolu, başkalarının hak ve özgürlüklerini savunma erdemini göstermemize bağlıdır. Bilinmelidir ki, bir mazlumun seher vaktinde döktüğü bir damla gözyaşının tanıdık silahların gücünden daha etkili olduğunu, geçmişte yaşadıklarımız bize göstermiştir. Bunları yeniden yaşamak istemediğimizi belirtiyorum.”

Haşim Kılıç çok ses getirin ve tartışılan bu konuşmayı niye yaptığını ertesi gün Milliyet’ten Fikret Bila’ya anlatırken de şunları söyledi:

“Ben genel yaklaşımımızı ortaya koydum. Önemli olan erkler ayrılığı prensibinin lâyıkıyla uygulanmasıdır. Ancak zaman zaman yasama, yürütme ve yargı erklerinin sınırları içinde kalmadığına, sınırlarını zorladığına ve bunun da önemli problemler yarattığına tanık olduk. Her erk kendi sınırlarına çekilmelidir. Benim vermek isteğim temel mesaj, yasamanın da yargının da yürütmenin de yürütme içindeki kuruluşların da kendi sınırlarında kalmaya özen göstermeleridir, sınırlarını bilmeleridir.”

Kılıç’ın bu çıkışı üzerine o vakitler Başbakan Yardımcısı olan Bekir Bozdağ,“Kimsenin kimseyi kuşattığı yok. Herkes kendini işini yaparsa sorun çıkmaz” sözleriyle tepki gösterirken, Başbakan Erdoğan da, “Ülkemiz malûm kuvvetler ayrılığı üzerine kurulu bir sisteme dayalıdır. Bunun yasama, yürütme, yargı organı vardır. Bu erklerin hiçbirisinin bir diğerini kuşatma yetkisi söz konusu değildir. Biz bildiğiniz gibi bir erkin, özellikle kendisini kuşattığı dönemi yaşamış bir partiyiz. Bunu gördük, bunu tecrübe etmiş, görmüş siyasi parti olarak da ülkemizde hiçbir erkin bir diğerini kuşatmasına biz de asla müsaade etmeyiz”dedi.

Demek böyle olmadı ki, Anayasa Mahkemesi iktidara “sınırlarını”hatırlatmaya başladı.

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler