SEÇİMLER VE KIZGIN DEMİR

SEÇİMLER VE KIZGIN DEMİR

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Haraketli bir seçim süreci geçirdik ama tartışmalar bitmedi. Her zaman muhalefet seçim sonuçlarına itiraz ederdi, bu kez ağırlıklı olarak iktidar itiraz etti. Muhalefetin itirazları çalınan ve mühürsüz oylar, çalınan sandıklar, çöpten toplanan oylar, işin oldu bittiye getirilmesi, ‘Atı alanın Üsküdar’a geçmesi’, trafolara kedilerin girmesi, oy sayma vakti elektriklerin kesilmesi gibi gerekçelerle olurdu.

İktidarın itirazı ise bunların dışında. Gerçekte iktidarın özellikle İstanbul için ısrarcı itirazları ve gerekçeleri, ellerindeki somut kanıtlar toplum tarafından tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Yine de “acaba bir oldu bittiyle seçimi iptal ettirebilir miyim??”, “Sel önünden bir kütük kapabilir miyim??” denemeleri, atakları ve YSK’na dönük psikolojik baskı kesintisiz sürmekte.

AKP Gn. Bşk. Yrd. (Seçim İşlerinden sorumlu) Sn. Ali İhsan Yavuz‘un Hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şey oldu sözleri iktidar güçlerinin şaşkınlık içinde olduklarının kesin kanıtıdır. Daha doğrusu CHP İstanbul İl Örgütünün seçim öncesi listelere, usulsüz seçmen kaydırmalara itirazları, diri gözüken 150 yaşındaki mezardakileri vb. saptamalarının ardılı olarak, ıslak imzalı tutanakları eksiksiz ve zamanında ellerine almaları, bütün hile planlarını suya düşürmüştür. Atı alan Üsküdar’a geçememiş, kediler trafoya girememiş, elektrikler de kesilmemiştir. Kısacası CHP yenile yenile yenmeyi de öğrenmiştir.

İmamoğlu, AKP dahil her kesimden oy almıştır. Millet İttifakı‘nın dışında HDP’nin oylarını azımsamamak gerek. Tüm bu bileşenler İstanbul’daki başarılı sonucu getirmiştir.

  • Kitleler AKP’den hızla uzaklaşmaktadır. Çok geçmez ANAP’ın durumuna dönüşecektir.

Sağdaki yeni oluşumlar boşuna değildir ve bu gerçeği görmektedirler. Beklenen bu boşluğu doldurmaya adaydırlar, çünkü siyaset boşluk kaldırmaz.

İktidar, “en gözde adayı ile” İstanbul’a vargücüyle yüklenmesine karşın çare bulamamıştır. Sonuçta, yitirdikleri seçimi “murdar ve güvensiz” ilan edebilmişlerdir! Oysa kazansalar dünyanın en adil ve güvenli seçimi olacaktı. Bütün iktidar olanaklarına karşın, devlet gücünün olabildiğine kullanılmasına, Devletin Anadolu Ajansı ve TRT’si, onlarca TV – gazete, BBP ve MHP ile koalisyon (ittifak dense de!) … AKP’nin seçim kazanma derdine çare olamadı! Kitlelerin gözünde güven bir kez yitirilince, eğik düzlemde durdurulamayan kayma başlıyor…

Sonuçlara göre seçmen ne diyor?

-Bana parmak sallama,
– Öfke ve savaş dilini, ayrıştırmayı bir yana bırak.
– Kendinden olmayanları terörist ilan etme.
– Ey iktidar ben sana 17 yıl kredi açtım ama sen Cumhuriyet’in bütün birikimlerini sattıktan sonra, beni soğana, hayvanları mı da samana muhtaç ettin.
– Yol yaptım, köprü yaptım diyeceksin, doğru ama hepsi borçla.
– Yurt içinde ve dışında barış dilini unuttunuz.
– Şimdi de “kızgın demiri soğutalım” diyorsunuz. Kederde, kıvançta, tasada bir olan ülkenin bireyleri nasıl olur da birbirine kızgın demir örneği kızarlar? Bu kızgınlığı kimler körükledi?

“Kızgın demiri soğutalım” derken de içten olunmadığı açıktır. Öyle olsaydı, AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan, İstanbul Ticaret Odası eski başkanlarından Atalay Şahinoğlu’nun cenaze töreninde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun elini, ayrım yapmadan sıkardı!?

Kızgın demiri soğutmak için öncelikle “demiri kızdıranların” ateşi körüklemeyi kesmesi gerek. Yoksa bu sözler de boş hamaset söylevinden öteye geçmez ve bu Halk artık kül yutmaz, zamanı geldiğinde sorumlulara faturasını hak ettikleri pahada keser, AKP de partiler çöplüğüne atılır..

Sözün özü                       :

  • İktidar partisi kendisini, -gerektiğinde ve başarabilirlerse Erdoğan’a karşın- hızla toparlamazsa, çöküşü ve dağılması o ölçüde hızlanacaktır; baki olan elbette caaaanım Türkiyemiz’dir!