KAS HASTALIKLARI DERNEĞİ 38 YAŞINDA.. KUTLU OLSUN..

Kuruluşumuzun 38. yılı dolayısıyla düzenleyeceğimiz kahvaltıya hepinizi bekliyoruz…
25 Ekim 2015 Pazar günü, saat 10:00 ile 13:00 arası, KASDER Merkez Binasında gerçekle
ştireceğimiz kutlamaya;
Tüm Kas hastaları, yakınları, dernek üyeleri ve gönül dostlarımız davetlidir..
Bizimle beraberli
ğiniz onurlandırarak, mutluluk verici olacaktır.

Tarih: 25 Ekim 2015 Pazar Günü,
Saat: 10:00 ile 13:00 arası
Yer: KASDER Merkez Binası
Adres: İstasyon Caddesi No:12 Yeşilköy/İstanbul

==================================================

Dostlar,

KASDER emekçisi dostlarımızdan gecikme için bağış diliyoruz..

Ne yazık ki her gün yüzlerce e-ileti arasında göden kaçanlar oluyor..

Bu derneğin kurucusu ve bugünlere taşıyıcısı saygın bilim ve eylem insanı Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR‘dir.

Coşkun hoca bizim İstanbul Tıp Fakültesinden hocamızdır.
Urfa’dan kalmış gelmiş ve Cumhuriyetimizin yurttaşları arasında hiçbir ayrım yapmayan eğitim ve öbür politikaları, insancıl uygulamaları ile Harvard’da eğitim almaya dek emeği ve zekasıyla tırmanabilmiştir.

O aynı zamanda yurtsever – ödünsüz ATATÜRKÇÜ bir eylem adamıdır.
Asistanlık yıllarımızda (1978-81) bu Derneği (KASDER) daha yeni yola koyulmuşken
ziyaret etme olanağı bulmuş ve çok etkilenmiştik. Nörolojik kökenli hastalıklar yüzünden (başta Myastenia gravis olmak üere) kaslarını giderek kullanamaz duruma düşen ve ağır
yeti yitimi ile bağımlı duruma düşen insanlara yardımcı olmaya çalışıyordu Coşkun hocamız. Başkanı olduğu İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği’ndeki etkin emeklerine ek olarak, hiçbir maddi çıkar beklemede Yeşilköy’deki Derneğe koşuyordu akşamları..

Bu hastalarımız giderek tekerlekli sandalyeye düşüyor ve son dönemlerde solunum kaslarının da tutulması ile soluk alıp veremez duruma geliyorlardı. Çok sınırlı hasta çelik denen mekanik ventilatör olanağı buluyor ve öbürleri yaşamdan erkenden kopuyorlar..

Kimi hastalarımız, üst göz kapağı kaslarının tutulumu ile gözlerini açamıyorlardı (pitozis).
1970’ler sonlarında eldeki sınırlı ilaçla sağaltım (günümüzde görece daha iyiyiz) olanaklarına ek olarak kimi plastik cerrahi girişimler, ortopedik destek, FTR desteği ve psikiyatrik – psikolojik yardım ile sosyal yardım… adımlarına birlikte gereksinim duyuluyordu.
Kamu sağlık örgütlenmesi ve sosyal destek sistemi yetersizdi (halen de öyle!), bu yüzden toplumun başkaca olanaklarını seferber etmek üzere bir Dernek yapılanmasına gidilmişti.

Derneğin web sitesi : http://www.kasder.org.tr

Coşkun hocamız 86 yaşında (1929) ve hala, sağolsun, bereket versin zihinsel ve bedensel açıdan etkin (aktif). Yeri doldurulamaz ama bu Derneğin serpilerek yaşaması gerek..
Bir Vakfa dönüşmesi gerek. Oysa Büyükşehir Belediyesi ve Başkanı Kadir bey utanmadan her yıl, kira sözleşmesi bitiminde kamu yararına çalıştığı kesin olan bu derneği binasından çıkarmak istiyor.. Ne adına? Hangi kabaran ve gemlenemeyen rant iştahı uğruna? Bu ne biçim müslümanlıktır? İslamiyet’te hayır kurumlarına böyle mi davranılır? Geçmişte kurulmuş çok sayıda hayrat, şifahane, İslami vakıflar.. ne anlama geliyor;
AKP’nin islam anlayışı nasıl bir şey, anlayan var mı??

Geçtiğimiz günlerde Bay RTE, sanırız gene bilmem kaç yüzüncü muhtarlar toplantısında
esip gürlüyor ve “…. bir müslüman olarak bu benim kanıma dokunuyor..” diye bas bas bağırıyordu.

Tayyip bey, senin İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş abinin yaptıkları da, senin müslümanlığından daha üstün bir makam olan İNSANLIK bakımından, bir İNSAN olarak benim kanıma dokunuyor.. anlaşıldı mı??

Senin oğlun Bilal’in vakfı TÜRGEV‘e İstanbul’da belediyeler satın aldıkları taşınmaz binaları, bırakalım kirayla kullandırmayı, mülkiyetiyle devrediyorlar.. Yurtdışından çağdışı krallıklardan yüz milyon dolar bağış geliyor! Bu ne hikmettir, bu ne adalettir Tayyip bey??

Saray’dan para dağıtılacakmış basına göre.. İnsanlara sadaka vermekten vazgeçin de balık tutmayı öğretin artık..

Şu KASDER ile de uğraşmayın, ihsanınız sizin olsun, gölge etmeyin yeter!
Kiranızı alın ve ha bire boşaltma için insanları taciz etmeyin..

Dostlar,

Sayın Prof. Dr. Coşkun Özdemir hocamızın blogunu ziyaret edin ve çok değerli yazılarını okuyun deriz… Aşağıdaki erişkeyi tıklyark ulşabilirsiniz..

https://profcoskunozdemir.wordpress.com/

Tıp dışı kitapları aşağıda…

Karşı Duruş / Cumhuriyet Yayınları, 2007
Üniversiteden Toplumsal Sorunlara Bakış / Cumhuriyet Yayınları, 2002
Urfa’dan Harvard’a (yukarıda kapağını verdik..)

Sağlık Üniversite, Politika Eğitim
Konulu 500’ü aşkın gazete makalesi
150’liyi aşkın yerli ve yabancı dergilerde yayınlanmış bilimsel makaleler

*****

Prof. Dr. Coşkun Özdemir gibi yurtsever bilim insanlarını yetiştiren Cumhuriyet’in öncülerine, onların güttüğü akılcı – bilimsel – sorgulayıcı eğitim sistemine ve kurumlarına selam olsun..

Bu değerli / paha biçilmez kutsal emaneti AKP’nin yıkımından mutlaka ve hızla kurtarmalıyız.
İlk fırsat 1 Kasım 2015.. Cumhuriyet’in kazanımlarına, ATATÜRK Devrimlerine sahip çıkan siyasal partilere biz de sahip çıkmak zorundayız..

Sevgi ve saygı ile.
28.10.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Prof. Coşkun Özdemir’in bir öğrencisi
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Bu yazımız, KASDER’in 38. yaşı için mütavazi bir armağanımız olarak kabul görsün dileriz…

AKP Milletvekillerine

Dostlar,

Sayın Prof. Dr. Coşkun Özdemir, 85 yaşına yakın Urfa kökenli bir tıp profesörüdür.
Son yıllarda kendisini Kas Hastalıklarına vermiştir ve Yeşilköy’de mütevazi bir binada gönüllü olarak bu ciddi hastalıkla boğuşanlara nitelikli emeğini sunmaktadır. (Bu bina İstanbul Büyükşehir Belediyesince kezlerce ellerinden alınmak istenmiştir!?)

Sayın Özdemir aydın ve Atatürkçü kişiliği ile bilinir. Bizim de İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarımızda (1973-77) Nöroloji hocamız olmuştu. Daha sonra pek çok toplumsal sorunda yan yana olmak onurunu yaşadık, “dava arkadaşı” olduk.. Örn. Silivri çadırlarını, kurulduğu yıl 8 Ekim’de birlikte ziyaret edenlerdendik.

Coşkun hoca, öbür tüm yetileri (meziyetleri) bir yana, 2 temel özelliği ile geniş bir çevrede saygı görür :

1. İnsanseverliği (Hümanist oluşu)

2. Bilimsel yetkinliği – bilimsel kişiliği..

Batı ülkelerinde saygın bilim insanları günlük politikaya girmek istemezler.
Ama çaresiz kalıp ayağa kalktıklarında, birkaç söz ettiklerinde de ülke gündemini sarsarlar, olay olur ve söyledikleri karşılık bulur.

Ülkemizde ise, özellikle son 10,5 yıldır devr-i AKP’de bilim insanlarının da bir değeri yok! Tek ölçüt “yandaş” olmak!

Bu davranış, bir ülkenin gelenekleri ve geleceği bakımından yıkımdır!
Coşkun hoca, Cumhuriyet gazetesinde sıklıkla kısa kısa görüş ve uyarılarını sunar..

Bu kez AKP Millevekillerine bir açık mektup yazdı..

Biçem (tarz, üslup) olarak bir sorunu yoktu bu açık mektubun ama içeriği bize göre ağırdı.. Sitemize koymak istemedik..

Fakat son 10 günün ürkünç gelişmeleri karşısında bu uyarı bile hafif kaldı.

Biz de çaresizlik içinde soruyoruz :

Kuzum siz AKP’li vekiller; neyden anlarsınız; sizi ne durdurur??

* Ülkede iç savaş mı çıkmalı, ülke bölünmeli mi?
* Sıcak savaşa mı girmeliyiz?
* Ağır bir ekonomik bunalımla ülke ekonomisi çökmeli mi?
* Hangisi? Hangisi ??

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 7.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===============================================

AKP Milletvekillerine

İçinizde Atatürk’ü, O’nun devrimlerini, laikliği, Aydınlanmayı, gerçek demokrasiyi anlayanlar vardır kuşkusuz. Onlar da sessiz kaldılar. Yürekleri insanı, insanlığı, adaleti savunmaya yetmiyor. Dünyanın aydınlık yüzünden gelen protestoları da mı göremiyorsunuz sayın milletvekilleri?..

portresi

 

Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR

 

 

Büyük, çok büyük bir düş kırıklığısınız sayın milletvekilleri. Haksız ve hukuksuz bir şekilde idam edilen Adnan Menderes’e yeni bir haksızlık yaparak O’nu bugünkü başbakanımız ile kıyaslamak istemem, yalnızca benzer yanları ve davranışları olduğunu söylemekle yetineceğim.
Ama Menderes’in yıllar içinde üstünlüğüne, vazgeçilmezliğine inanarak halkın desteğini arkasında gördükçe, ölçüsüz ve antidemokratik politikaları birbirini izledikçe O’nu uyaranlar eksik olmamış ve bunu yararsız bulanlar birer birer DP’yi terk etmişler. Yeterince etkili olabilselerdi 27 Mayıs olmayacaktı. “Kendime sabık başbakan dedirtmem” diyen Menderes’in iki bakanla birlikte idamı gibi vahim bir olayı yaşamayacaktık.

Sizler, Erdoğan, Menderes’le kıyaslanmayacak yerlere vardığı halde sanırım hiçbir zaman, uyarılarda bulunmak sağduyusunu, basiretini gösteremediniz.

“Dindar ve kindar gençler yetiştireceğiz” dedi. Görmezden geldiniz.

“Ne ördünüz, bir şey ördüğünüz filan yok” diye Cumhuriyetin
tüm başarılarını alaya aldı. Aldırmadınız.

Masum dilekler ileri süren vatandaşa “Ananı al git” diye seslendi, umursamadınız.

“Yargıya talimat verdik” dedi, boş verdiniz.

Alkol yasakları uygulayıp “Kafa kıyak dolaşan bir nesil istemiyoruz.
İki ayyaşın çıkardığı yasa mı dinimizin emirleri mi geçerli olacak?” dedi,
tüm bu totaliter tavırlar umurunuzda olmadı.

Yandaş profesörler örtünmeyen kadınları fahişe ilan etti, itiraz etmediniz.

TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) darmadağın edildi, size vız geldi.

3. köprü ve ona verilen isim için, milyonlarca ağaç için, seçim barajı için hiçbir varlık gösteremediniz, yalnızca tabi oldunuz.

Yüzlerce yurtsever yıllardır hapislerde yatıyor, çocukları, eşleri ile birlikte büyük bir dram yaşanıyor. Bu bile vicdanlarınızda bir huzursuzluk yaratmadı. Hayretle, ibretle, esefle anıyorum.

Gücüne ve üstünlüğüne, onsuz yapamayacağınıza öylesine inandınız ki, ne yaparsa yapsın O’nu onaylamak ve alkışlamak zorunda hissettiniz kendinizi.

Herhalde o yiğit yurtsever Türk gençleri için kullandığı çapulcular, marjinaller tanımlamalarını da alkışlayacaksınız.
Erdoğan’ın vicdansızca teşvik ettiği bugünkü polis vahşetini de alkışlamaktan geri durmayacaksınız.

Büyük bir yanılgı içindesiniz. Son günlerin olayları bu yanılgıyı algılamanız için yararlı olabilir mi acaba diye düşündük. Bir tekiniz de çıkıp

“Ne yapıyorsun?
– Bu ülke çağ dışına sürükleniyor, cepheleşiyor, bölünüyor, parçalanıyor, – Halka, gençliğe zulüm yapılıyor. 5 ölü, yüzlerce yaralı, onlarca gözünü kaybeden var,
– Nasıl olur da polisimiz destan yazdı dersin, zafer kazandı dersin” diyemediniz.

İçinizde Atatürk’ü, onun devrimlerini, laikliği, Aydınlanma’yı, gerçek demokrasiyi anlayanlar vardır kuşkusuz. Onlar da sessiz kaldılar. Yürekleri insanı, insanlığı, adaleti savunmaya yetmiyor.

Dünyanın aydınlık yüzünden gelen protestoları da mı göremiyorsunuz sayın milletvekilleri?..

Sadece yazıklar olsun diyorum!..
(
Cumhuriyet 28.08.2013)