KORONA VİRÜS SALGINININ EKONOMİ-POLİTİĞİ

KORONA VİRÜS SALGINININ
EKONOMİ-POLİTİĞİ


Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı   
profsaltik@gmail.com

Sn. Ufuk Söylemez (eski Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı), 23 Mart 2020 gecesi bizi HALK TV‘deki programına davet etti. Korona salgını Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniv. Tıp Fakültesinden çalışma arkadaşımız Sn. Prof. Dr. Alpay AZAP ile birlikte güncel salgını 3 saate yakın süre kapsamlı irdeledik. Sn. Söylemez Ekonominin son derece zor – ağır – kırılgan koşullarda olduğunu programda zaman zaman söyledi ise de, özveri göstererek sözü daha çok biz 2 hekime bıraktı. Biz de bu konuyu yazmasını rica ettik ve “Zor zamanlar Olağandışı kararlar!” başlıklı makalesini yayınladık (http://ahmetsaltik.net/2020/03/27/zor-zamanlar-olagandisi-kararlar/).

Söz konusu makale zarif eleştiriler içeriyor, yol da gösteriyor. Emisyon = Para basma öneriyor Sn. Söylemez.. Çünkü devlet tahvillerimize uluslararası pazardan %7-8 dolayında Dolar olarak faiz ödemeyi üstlenmemize (taahhüt etmemize) karşın istem yok, borç veren yok ülkemize! Oysa karşılıksız para basmanın faturasını biliyoruz, enflasyon.. Bunun bedelini de gene yoksullar – orta sınıf ödüyor..

Yukarıda değindiğimiz HALK TV programında (23 Mart 2020, saat 21:00 – 24:00, 1. bölüm : https://youtu.be/NeX0QtFuib4 veya https://youtu.be/NeX0QtFuib4?t=34  2. Bölüm : https://youtu.be/4lV1oYGtWS0   3. bölüm : erişemedik.. site okurlarımız erişir ve bize bildirirse seviniriz..) biz ise, Mülkiyeli şapkamızla, üst gelir dilimlerinden ek vergi alınmasını önerdik. Örnek olarak 2010 Nisan’ında ABD Başkanı Obama’nın OBAMACARE olarak adlandırılan sağlık reformu programını verdik.

Hemen hemen hiçbir sağlık güvencesi olmayan 50 milyon (6 kişiden 1’i o dönemde) hiç olmazsa çok altta kalan 30 milyonu için, sınırlı da olsa sağlık güvencesi sağlanması düşünülmüştü. Kişi başına 3 bin $ /yıl kaynak gerekiyordu oldukça sınırlı bir sağlık güvencesi için. O sıralar ABD’de kişi başına ortalama yıllık sağlık gideri 10 bin $ p.c./p.a. (kişi başına / yıllık; per capita / per annum) idi. 10 yıl boyunca gereksinim duyulan kaynak 3 bin $ x 30 m nüfus x 10 yıl süre.. 900 milyar $ ya da 0,9 trilyon $ idi. Üst gelir dilimlerine %1-2 ek vergi kondu. Para babaları, Kongre’de Başkan Obama hükümetinin yıllık bütçesini engelleyerek devleti felç ettiler..
****
Biz, benzer bir öneri ile, bu olağanüstü dönemde Türkiye’nin zenginlerinden bir tür servet vergisi / varlık vergisi alınmasını önerdik bağış kampanyası önerisine karşılık Sn. Söylemez’in.

– Halkın çok yoksullaştırıldığını,
– işsizliğin aşırı yüksek ve
– gelir dağılımının olağanüstü adaletsiz olduğunu ekledik.

Ek olarak, Türkiye’nin Dolar milyarderlerinin bu servetlerini Türkiye’de kazandıklarını, içinde bulunduğumuz çok zor dönemde kendilerinin de ellerini taşın altına sokmalarının gerekli olduğunu belirttik.

  • 1 Dolar milyarderi = 1 milyon yoksul!

Ayrıca, 1942’de İsmet İnönü Cumhurbaşkanı iken 2. Dünya Paylaşım Savaşı’nın bunaltıcı koşullarında da Türkiye’nin bekası için Varlık Vergisi Yasası’nın çıkarıldığını, uygulamada kimi yanlışlar yapılmış olsa da ilke olarak o politikanın tek seçenek ve doğru olduğunu ekledik.

  • AKP iktidarında son 20 yılda ülkemizden 3 Tr $ kaynak çıktığını ancak 1 Tr $ girdiğini ve 2 Tr $ gibi muazzam bir ulusal servetimizin yurt dışına bu iktidar tarafından rant olarak aktarıldığını (Prof. Dr. Bilsay Kuruç, 19 Mart 2020, Cumhuriyet, M. Balbay ile söyleşi),

bu yaşamsal sorunun mutlaka çözülmesi gerektiğin vurguladık. Sağlık sektörüdeki rant aktarımı da dahil.. her yıl birkaç on milyar $.

Tasarruf, SOSYAL DEVLETkamucu sağlık hizmeti ve KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNE MUTLAK BİR ÖNCELİK gerekliliğinin altını çizdik..

25 Mart 2020 akşamı KRT‘deki programda da Türkiye’nin Dolar milyarderi sayısı bakımınan dünyada çok önlerde geldiğini, son 20 yılda özellikle bu sayının çok büyüdüğünü anımsatarak, 45 dolayında Dolar milyarderinin 100’er milyon $ gönüllü bağış yapmasını önerdik. Yaklaşık 4,5 milyar $ kaynak, günümüz kuru ile 1 $ = 6,4 TL’den hesaplanırsa yaklaşık 29 milyar TL yapar ki, devasa kaynak gereksinimine bir merhem olur..

Benzer finansal önerileri dün (26 Mart 2020) sabahı VERYANSIN TV’de de seslendirdik.
(KORONAVİRÜS YANGINI İÇİN İÇİN SÜRÜYOR | ÇÖZÜM NE?
https://youtu.be/x0HcoRv2KvY)

Ne hazindir ki, dün, 26 Mart 2020 günü, Türkiye ve Dünya küresel salgın ile (Pandemi) boğulurken / boğuşurken, AKP = Erdoğan / TEK ADAM rejimi, “huylu huyundan vazgeçer mi?” dedirtircesine, toplumun sinir uçlarıyla oynayarak, İstanbul Kanalı kapsamında 2 köprünün taşınması ihalesini yaptı!?

Gerçekten ibretliktir, AKP kendi ayağına neden bu denli sıkar, anlaşılmaz..
***
Bağlarsak; bu sitede hep yaptığımız gibi, test sayısını artırarak taşıyıcı – hasta bulmayı hızlandırmayı ve gerekli tıbbi hizmeti de vererek salgını çok uzatmadan sonlandırmayı hedeflemeyi öneriyoruz. Uzayan salgın, zaten olağanüstü hasta / kırılgan ekonomiyi, ayağa kaldırılamayacak derecede çökertebilir!

Ne var ki, ilk olgunun Çin’den bildirildği 31 Aralık 2019’dan günümüze 3 aya yakın bir zaman geçmesine karşın hala şu testi uygulayalım / bu testi uygulayalım aşaması geride bırakılabilmiş değildir.. Birkaç sahra hastanesi de yapılmadı.. Ya da boş tatil köyleri, dev otellerin hastane – karantina yerleri olarak kiralanması, satılamayıp boş bekleyen yüzbinlerce konut fazlası ve TOKİ evleri de..

Hala temel tıbbi lojistik sıkıntısı yaşanıyor daha başında salgının.. Caaaaaanım Türkiye’miz etil alkolü bile dışarıdan satın alıyor! Tıbbi maske kıtlığı üzüntü verici..

Korona salgınını AKP = Erdoğan iktidarı iyi yönetemiyor.. başından beri, 18 yıldır Türkiye’yi çoooooooooooooooooooooooook kötü yönettiği gibi.. Sözde toplantı yapıp görüş alıyor toplumdan ama yasal kurum Türk Tabipleri Birliği’ni akıl almaz biçimde dışlıyor!?

Ekonomi yangın yeri, ama Anayasal bir Kurum olan Ekonomik ve Sosyal Konsey (AY md. 166) bir türlü toplantıya çağrılmıyor!? Damat Hazine Bakanı Albayrak, 2019 için 2,5 milyon istihdam yaratılacağını buyurmuştu ama, TÜİK geçen yıl 932 bin yeni işsiz oluştuğunu açıkladı!

AKP = Erdoğan rejimi, anamuhalefet CHP’nin 13 maddelik ciddi ve akılcı önerilerine kör ve sağır!

Bu hazin ve ağır tablo da AKP iktidarını BİLİMSEL AKILCILIK zemini ve eksenine çek(e)meyecekse ne çekebilir?

Geriye ağır yaralı ama mutlaka iyileşecek bir Türkiye ve seçim sandığına gömülerek tarihin çöp sepetine atılan bir yığın siyasal parti gibi, AKP mevta kalır..

Sevgi ve saygı ile. 27 Mart 2020, Ankara

DARPHANE / KABRİSTAN

DARPHANE / KABRİSTAN

Rifat Serdaroğlu
20 Mart 2020

AKP Genel Başkanı, önce Çankaya Köşkünde Koronavirüs Salgını nedeniyle bir toplantı yaptı.
Dünyanın bir bütün olarak çalıştığı, devletlerin bile birbirine yardım ettiği salgın için yapılan toplantıya, Tıp Uzmanları, Sağlık konusunda yetkin STK’lar, Muhalefet parti temsilcileri, Sendikalar davet edilmedi.

Erdoğan, dip dibe oturulan altı saatlik toplantı sonunda, basın toplantısı için, şov olsun diye katılımcıları birer koltuk atlatarak oturttu ve alınan tedbirleri, destekleri açıkladı.

Açıklanan tedbir ve sözüm ona desteklere gelince, Türkiye’de bundan böyle fazla mesai yapacak iki kurum kalmış;

  • Darphane ve Kabristan Görevlileri!

Kabristandaki fazla mesainin nedeni Koronavirüs salgınına karşı ciddi mücadele edilmemesi olacak.
Darphanedeki 7/24 çalışmanın nedeni ise, paramızın kalmaması.

Özellikle yaşlı kesimden Kabristana giren, bir defada kurtulacak!
Karşılıksız para basmanın sıkıntısını ise virüsten kurtulan yaşlılar ve nüfusun kalan kesimi yıllarca çekecek!

16 Mart 2020 tarihindeki “Kriz Yönetmek” başlıklı yazıda, Bademlerin bu krizi yönetemeyeceklerini yazmıştım. Öngörüm, maalesef doğru çıktı.

  • Çağımızın vebası, cehalettir.

Ülkeyi yönetenler; Cahilse, bir de her şeyi bildiğini sanıyor ve kibre kapılmışlarsa, yandığınızın resmidir. Bu tip yöneticilerin bastıkları yerde ot bitmez, bereket ve güzellik olmaz.

Gerçekleri yazalım                             :

-Sistemin durmaması, insanlarımızın sıkıntı çekmemesi için 15-20 milyar Dolarlık kaynak gerek. Var mı böyle bir sağlam kaynak? Yok!
-Her türlü olası virüs salgını için, olası biyolojik saldırı için bir planlamamız
var mı? Yok!
-Türkiye’de 100 bin kişiye 281 yatak düşerken, bu oran AB ülkelerinde 504 yatak. Sağlık hizmetleri de yetersiz.
-Bilime, uzmanlığa, yardımlaşmaya inanan bir iktidar var mı? Yok!

Bu kadar “yok”tan, çıksa çıksa “felaket” çıkar.

Öyle bir iktidar tarafından yönetiliyoruz ki;
Bankaların, yandaş müteahhitlerinin, haram medyasının milyarlarca liralık vergi borçlarını sıfırlıyor, yandaş vakıflara milyarları akıtıyor, ama iş vatandaşa gelince tık yok!

Bu destek paketinde çiftçinin, köylünün, çalışanların, emeklilerin desteklendiğini gördünüz mü?
Göremezsiniz. Fakat kendileri, termal kameralarla, özel doktorlarıyla Saraylarda kendilerini korur.

Değerli Okurlar;

  • Hırsızlığı, soygunculuğu tüm dünya tarafından bilinen AKP iktidarı,

susadığı zaman “Tuzlu Su” içen şaşkınlar gibidir.
Susadıkça içen, içtikçe susayan şaşkınlar gibi, çaldıkça zenginleşirler, zenginleştikçe daha çok çalmaya devam ederler.

Türk Milletinin payına ise, sabır ve dua kalır.

Vah Türkiye vah…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 20 Mart 2020

Merkez para basıyor!

Merkez para basıyor!

Ege CANSEN
SÖZCÜ 16.05.2018

Merkez Bankası dört ayda 10 milyar TL para bastı. Ocak ayından 124 milyar olan tedavüldeki para miktarı 134 milyar TL’ye ulaştı. İktisatçı Ege Cansen, “Buna karşılıksız para basma denir.”

Emeklilere iki bayram ikramiyesi ve destek paketleri ile birlikte kamunun ihtiyacı olan para için Merkez Bankası para basıyor. On yılda 100 milyar TL’ye yakın para basan Merkez Bankası tedavüldeki (dolaşımdaki) paranı miktarını hızla artırıyor. Gözlerden kaçan bu detayın sonuçları ise Türkiye ekonomisi için yıkıcı olabilir. Basit bir dille para basmak enflasyonu hızla tırmandırır.
Öte yandan dolardaki hızlı yükseliş ve seçim ekonomisinin Türkiye’de yaratacağı sıkıntıları değerlendiren SÖZCÜ yazarı iktisatçı Ege Cansen; Ocak 2009’da 38 milyar 340 milyon 278 bin 128 TL 30 krş olan tedavüldeki para miktarının geçtiğimiz ay 134 milyar 780 milyon 312 bin 630 TL 50 krş.a ulaşmasını yorumladı. Cansen,

  • Devletlerin para basmasının iki farklı yolu olduğunu ancak
    Türkiye’nin tercih ettiği yöntemin ‘ahlaksız‘ olduğunu belirtti.

ENFLASYONU TETİKLER

Vergi borçlarının yeniden yapılandırılması ve emeklileri verilecek olan bayram ikramiyesi gibi
seçim ekonomisi paketleri olduğunu aktaran Ege Cansen, “Hükümetlerin seçim havasına girdiklerinde açıklanan paketler bunu gösteriyor. Bu tür ortamlarda maliye bütçe açığı verir.” dedi. “Normal olarak ya vergi artışına gidilir ya da borçlanma yöntemi seçilerek kamu borcu artırılır” diye konuşan Cansen para üretmek için iki farklı yöntem olduğunu anlattı. Cansen şöyle devam etti:

Devletin aslında parası yoktur devleti yönetenler para yerler. Para üretimi için iki farklı yöntem vardır bir tanesi işin ahlaksız yoludur. Bu da Merkez Bankası’na para bastırmaktır. Buna bütçe avansı denir. Maliye der ki; ‘vergi topluyorum ama yetmiyor, borçlandım olmuyor’ o zaman ahlaksız olarak nitelendirdiğimiz yöntem olan para basmaya yönelir. Buna karşılıksız para basmak denir. Basılan parayı Hazine ileride vergi toplayarak ödeyeceğini söyleyerek avans alır. En son Merkez Bankası’ndan avans çekmek için bir tavan konuldu kanunla. Çekilen avansın bütçenin %15’ini geçmemesi gerekiyor.” Cansen bu adımların enflasyon yaratacağını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enflasyonun kelime anlamı ‘şişme’dir. Burada şişen para miktarıdır. Açıklanan enflasyon rakamları da işte bu para şişmesidir.”