Işık Kansu : Kanmıyoruz!

Kanmıyoruz!

Işık KANSU

Rıza Zelyut : Aleviler HDP’ye oy vermez

Aleviler HDP’ye oy vermez

Aleviler HDPye oy vermez

Rıza Zelyut
rizazelyut@gmail.com

AYDINLK, 01 Nisan 2015

Uluslararası emperyalist güçlerin içimizdeki uzantıları, Türkiye’yi parçalayacak olan
Çözüm Süreci’ne 7 Haziran seçimleri ile bir yasallık kazandırmaya çalışıyor.
Bunun için de HDP’ye baraj atlatarak, “Bakın millet bunların arkasında!” demek istiyorlar. Büyük sermaye medyası bu iş için kolları sıvadı. Bunlar Alevileri HDP’ye yönlendirmek için yalan haberler üretip programlar yapıyor.

Herkes biliyor ki, şu sıralarda devrimci gibi gösterilen HDP, PK0K terör örgütünün siyasetteki elidir.

PKK ise 1970’lerin ortalarından itibaren Türk ve Kürt devrimcilerini bölmek üzere
ortaya çıkartılmış bir proje olmuştur.

HDP devrimci ilkelere göre değil Kürtçülük üzerinden siyaset yapan bir partidir.

Kürtleri Türklere ve Türkiye’ye düşman etmek temelinden yürüyen bu tür partilere Kürt kökenli yurttaşlarımızın çoğu oy vermemiştir.

Tarihleri boyunca barışı ve insan sevgisini temel alan Alevilerin şiddet üzerinden
siyaset üreten bir anlayışa oy vermesi düşünülemez.

OSMANLI’NIN KILICI OLDULAR

Alevilerin HDP zihniyetinden uzak durmasının bir de tarihsel sebebi vardır.
HDP’nin işbirliği yaptığı Kürt egemen kesimi, tarihte Osmanlı Devleti ile birlik olarak Alevilerin katledilmesinde görev yapmıştır. 1514’teki Çaldıran’da ve sonrasında

Kürt egemenleri Yavuz Sultan Selim ile birlikte Kızılbaş diye kötüledikleri Türkmen Alevileri katlettiler.

Bunların zulmünden kaçan Aleviler Tunceli dağlarına sığındılar. Bugünkü Tunceli Alevileri, büyük ölçüde işte Osmanlı-Kürt katliamından kaçan o Türkmenlerin torunlarıdır.
Bu işbirliği Kanuni Sultan Süleyman zamanında ve sonraki padişahlar döneminde de devam etti.
Osmanlı adına Alevilere kılıç çalan Kürt derebeyleri ile ilgili belgeleri kitaplarımda yayımladım.

İSLAM BAYRAĞI İSTEDİLER

Bugün HDP’nin de başı sayılan Abdullah Öcalan, 2013 Nevruz mektubunda AKP’ye,
“İslam bayrağı altında birleşelim!” diye mesaj göndermedi mi?

Aynı şeyleri 1514’te Kürt derebeylerinin temsilcisi Bitlisli Şeyh İdris de bir çırpıda
40 binden fazla Alevi’yi katlettiren Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim’e teklif etmedi mi?

Bugün AKP ile HDP arasında kurulan ittifakın 500 sene önce Alevilere karşı
Osmanlı Padişahı Yavuz ile Kürtler arasında kurulan ittifaktan ne farkı vardır?

Boğaz’a yapılacak 3. Köprü’ye Yavuz Sultan Selim adının verilmesi boşuna mıdır sanıyorsunuz? PKK’nın Kandil’deki elebaşıları “AKP’yi biz iktidar yaptık!” diye
günümüzün Yavuzlarını desteklemekle övünmüyorlar mı?

TARİKATÇILARLA EL ELE

Bugün sahte devrimciler ve siyasette bir köşe kapmak için olmadık taklalar atanlar tarafından HDP, devrimci bir parti gibi gösteriliyor. Herkes bilir ki, Devrimci teoride temel çelişki
emek-sermaye çelişkisidir. Halbuki HDP’nin baş teorisyeni Öcalan bu çelişkiyi aldı Kürt-Türk çelişkisi haline getirdi. Böylece Öcalan bin yıllık Türk-Kürt kardeşliğini yıkmaya uğraştı, uğraşıyor. HDP işte bu sakat teorinin ürünlerinden sadece birisidir.

HDP şimdi Doğu’daki Nakşibendiler ve Nurcularla işbirliği başlattı.

Bunlar Alevilerin kanını içmeyi ibadet sayan gerici ortamlardır.

Aynı HDP’liler, Cumhuriyet’e kafirlik diyen, bu rejime bağlı olanları kâfir ilan edip
onların canını bile helal sayan Şeyh Said’in heykellerini dikmeyi namus borcu belliyorlar.

Şimdi bu gerici ideolojinin üstünü kapatmışlar;
Alevilere HDP ve Selahattin Demirtaş üstünden şirin göstermeye çalışıyorlar.

KESTİĞİNİ YEMEDİLER

Bu anlatacağımı Tunceli halkı iyi bilir            :

HDP’lilerin heykelini diktiği Şeyh Said, Cumhuriyet rejimine isyan etmeden önce üç adamını Tunceli’nin o zamanki en güçlü derebeyi olan Seyit Rıza’ya yolladı.
Bu elçiler; Seyit Rıza’yı da isyana katılmaya davet ettiler. Seyit Rıza, bunlarla konuşup anlaştı ve misafirlerine koyun kestirip sofra çıkardı. Ama Şeyh Said’in adamları gelen yemeklere ellerini sürmediler; izin isteyip gittiler.

O gizli toplantıdaki aşiret reisleri bu duruma içerlediler.
“Bunlar bizim kestiğimizi yemediklerine göre yarın öbür gün başımıza gör ki ne işler açarlar!” deyip Şeyh Sait ayaklanmasına katılmaktan vazgeçtiler.

İşte HDP; “Alevilerin kestiği yenmez!” diyenlerin heykelini dikiyor.

GEZİDE NEREDEYDİLER?

AKP’nin ağır zulmüne ve ülkeyi geriye götürmesine tepki olarak dalga dalga yayılan
Gezi eylemleri sırasında HDP neredeydi?
Şu devrimci Selahattin Demirtaş, gezi eylemlerini darbecilerin işi göstermedi mi?
“Buradan bir darbe çıkarmak isteyenlerle birlikte olmayız biz..” diyerek
tam Tayyip Erdoğan ağzı ile konuşmadı mı? Bu sözü ile, Gezi eylemlerinde ölen
Alevi gençlerini açıkça karalamadı mı? Böyle bir politikacı aldığı Alevi oylarını yarın
Tayyip Erdoğan’ın saltanatı için kullanırsa kim engelleyebilir ki?

Peki bu HDP Tayyip Erdoğan’ın mezhepçi politikasına, Alevileri hedef göstermesine
bir tepki verdi mi?

Alevilerde kaç-göç, yani kadın-erkek ayrımı yoktur.
İyi de bu HDP; kadınların cariyeleştirildiği şu sürece tek eleştiri getiriyor mu?

Okullarda tek mezhepçi eğitime hiç eleştiri getirdi mi HDP?
Devrimlerin temel hedefi olan laik düzene ve laik eğitime sahip çıkıyor mu?

Cumhuriyeti hep kötülerken Alevileri kılıçtan geçiren Osmanlı dönemine neden tek laf etmiyor bu HDP ve devrimci (!) Selahattin?

ABD emrindeki medyanın propagandası boşunadır…

Osmanlı zulmünden kurtularak eşit vatandaş olmasını
Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet rejimine borçlu olduğunu iyi bilen Aleviler

bu iki temel değere kökten düşman olan HDP’ye asla oy vermeyecektir.

==================================

Dostlar,

Sayın Rıza Zelyut‘un yukarıda yazdıklarını bütünüyle paylaşıyoruz..

Barış, kardeşlik, AYDINLANMA, eşitlik, özgürlük, ATATÜRK DEVRİMLERİ IŞIĞINDA insanca bir yaşam bu topraklarda yaşayan herkesin vazgeçilmez temel hakkıdır.

İnsanlar arasında hiçbir ayrımcılık yapılmasın istiyoruz..

Emperyalizmi lanetliyor ve asla ona alet olmamak için çoook ama çok özenli olmaya çağırıyoruz insanlarımızı, yöneticilerimizi..

Sevgi ve saygı ile.
02 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

“ELİMDE KALDI YAZIK!”

Dostlar,

Değerli meslektaşımız Dr. Alper Akçam‘dan (son olarak Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Başkanı) düşündürücü bir yazı daha.. Ulusal takımın Gaziantep’te Fransa’ya 4-1 yenilmesinin çağrışımları..

Diyalektik düşünmeye çağrı, insana değer vermeye özlem dolu..

Teşekkürler sevgili Akçam..

Sevgi ve saygı ile.
8.7.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=================================
“ELİMDE KALDI YAZIK!”

 portresi

Dr. Alper AKÇAM

 

Elimizde kalan “çiçeklerimle mendil” değil…

Yıllardır birlikte yatıp kalktığımız, hayatımızın en orta noktasına koyup  umutlar bağladığımız futbolda ve demokraside yaşanan düş kırıklıkları…

Demokrasiyi de, futbolu da, bir “takım oyunu” olarak göremedik bir türlü.

Karpuz sergisinde bağırır gibi “Seçmece bunlar!” diye ünleyip etrafı
sese boğmakla olmuyor iş…

Milli iradeyi dört beş yılda bir oy kullanıp “seçmece” kişilere hayatımızı emanet etmek diye tarif ettik;

Futbol oyununu, şuradan buradan seçilmiş oyuncuları yan yana getirince oynanır sandık.

Diyalektik düşünemedik! Ağaca bakarken ormanı göremedik.

Yığılı bilginin bilince dönüşmesi, seçilenlerin seçenler ve geride kalanlarla bir takım oluşturabilmesi için, paylaşmanın, dayanışmanın,
insana saygının ve sevginin önde tutulması gerektiğini bilemedik;
at gözlükleri takmıştık çünkü.

Seçmek ve seçilmeyi yeterli görüp cep doldurmaya baktık.

“Prim” havucunu uzatınca futbolcunun başarılı olacağını, millet malını hamutla götürüp bir kısmını da kömür, makarna, yoksulluk yardımı,
iftar sofrası olarak dağıtınca, herkesin arkamıza takılacağını umduk… Onurun çocuklara konan bir ad olmaktan öte, bir insanlık bilinci olduğunu, gerçekten kendini insan olarak duyumsayanların özgürlükleri ve onurları uğruna ölümü bile göze alabileceğini hiç anlayamazdık zaten.

Halkı, kutsal inançlarını kullanıp kandırarak yürüttük gemilerimizi…   

“FUTBOLDA GELECEK KARANLIK” diye başlık koymuş
05 Temmuz 2013 günü bir gazete. Yoksul oyunculardan oluşmuş Özbekistan ve Irak’ın ilerleyip gittiği 20 yaş altı şampiyonada,
milyon dolarlık geleceklere aday yazdığımız oyunculardan oluşmuş takımımız nal topladı. Fransa’dan dört gol birden yedi…

YEŞİL BURUN KIRMIZI SURAT diye manşet atmış aynı gün,
bir başka gazete. Yazı şöyle:

“Birçoğumuzun yerini bilmediği Coparverde (Yeşil Burun Adaları) FIFA sıralamasında 8 basamak üstümüze çıktı. ‘Eşik Atlatma’ hedefiyle göreve gelen Abdullah Avcı başa geçtiğinde 28. Sırada yer alan Türkiye 57. liğe düşerek tarih yazdı.”

Avcı’nın bir araya getirdiği “seçmece”lere baktım bir gün.
Yarısı yurtdışından, farklı farklı takımlardan toplanmış. İki pas arka arkaya yapamıyor… Kimse bir diğeriyle birlikte olmamış takımda;
oyun sürecini zamana yayarak paylaşmamış…

  • Demokrasiyi dünyanın egemenlerinin dümen suyunda gidip halka
    oy alabileceğimiz, içinde bol yalan bulunan nutuklar atarak, hayatını özgürce yaşamak isteyen, ağacına, parkına, ormanına, deresine sahip çıkanlara karşı
    bizi seçenleri kışkırtarak yürütmeyi yeğledik…

Bugün Mısır’da, Suriye’de olduğu gibi kardeşin kardeşe düşman olmasını, dökülen kanları umursamadık, her şeyi emperyalist tekellerin çıkarlarına ve siyasal geleceğimize peş keş çekmeyi hüner saydık.

Cumhuriyetimizin kurucusunun “Zeki, Çevik ve Efendi”sini sevdiği sporculardan para için ve yalnızca onun için “çevik” olanları toplayıp
zeki ve efendi olmak gerektiğini hesaba katamadık. 20 yaş altında takımın bir maçında izledim. Kendi yaptığı ters hareketle yere düşen, “alçak dağları ben yarattım” havasındaki  afilli bir oyuncumuz,
elini uzatarak yardımcı olmaya çalışan karşı takım oyuncusunu
“s..tir git!” diye kovaladı. Utancımdan yerin dibine girdim; izlediğim yerde.
O terbiyesiz beni nasıl temsil edebilirdi?

Formaların üstündeki işaretleri ve adları kapatın; yine de kolayca tanırsınız bizim futbolcuları. En çok şımarıkça hareketler yapanlar, hakemlerle didişenler, her şeye itiraz edenler bizim oyunculardır!

Faşizmin “üstün insan” metoforundaki yanılgısıdır, üstün olanı seçme,
ya da üstünlüğün verdiği ayrıcalıkla seçilme ile başarılı olunabileceğini sanma…

“Seçmece bunlar” ile olmuyor demek.

Kardeşlik,
– dayanışma,
– paylaşma,
– ortak değerler için direniş,
– onurlu olma ve
– insana saygı duyma gerek…

“ELİMDE KALDI YAZIK!”

(6.7,2013, Alper AKÇAM)

karpuz.jpg