Soma’da Can Kurtaramayan Maskeler Ortaya Çıktı !


Soma’da Can Kurtaramayan Maskeler Ortaya Çıktı !

Manisa’nın Soma İlçesinde 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciası sırasında karbonmonoksit gazından korunmaları için işçilere dağıtılan ancak içindeki gazın
kısa sürede bittiğinden yakınılan o gaz maskeleri ortaya çıktı. Gaz maskelerinin
Çin yapımı olduğu, son kullanım tarihinin geçtiği ve kullanımının çok ilkel olduğu
ortaya çıktı.

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait ocakta geçen hafta Salı günü (AS:13 Mayıs 2014) yaşanan faciada 301 işçi yaşamını yitirdi, 486 işçi ise yaralı olarak kurtarıldı.

Facianın hemen ardından en çok tartışılan konulardan biri işçilerin karbonmonoksit gazından korunmaları için onlara dağıtılan gaz maskeleri oldu.

Şirket yetkililerinin açıklamalarında işçilerin gaz maskelerinin bulunduğu ve o anda yanlarında olduğu bilgisine yer verildi. Aynı açıklamalarda, bu maskelerin 45 dakikalık bir süre için işçilerin yaşamsa kalmalarını sağladığı da ileri sürüldü.

Madencilerin kritik durumlarda yaşamlarını kurtarmada bir numaralı araçlardan biri olan gaz maskeleri aslında büyük bir ihmali de gözler önüne seriyor. Soma faciasından kurtulan madencilerin birçoğu bu maskelerin bazılarının küflü ve eski olduğunu,
maskeyi açtıktan 10 saniye sonra alev alev yanmaya başladığını söyledi. Hatta bu maskeleri gereksiz yere açanlara para cezası kesildiği de söylendi. Peki bu maskeler gerçekten de madencilerimizin yaşamını kurtaracak donanıma sahip mi?

KÜFLÜ OLDUĞU İDDİA EDİLDİ

Kurtulan işçilerden kimileri olay sırasında açtıkları gaz maskelerinin küflü olduğunu, kimisi ise çok kısa sürede tükendiğini öne sürdü. İşte o işçilerin yanında bulunduğu söylenen gaz maskeleri de ortaya çıktı.

45 DEĞİL 10 DAKİKA

Maden şirketlerinde 9 yıldır çalışan Barış Kılıç’ın görüntülerini paylaştığı gaz maskesinin hiç bakımdan geçirilmeden işçilere zimmetlendiği, içindeki havanın
45 dakika yerine yalnızca 10 dakika dayandığı ve kullanımının da ilkel biçimlerde yapıldığı belirlendi.

”GAZ MASKESİNİN KAPAĞI AÇILDIĞI İÇİN 350 TL CEZA VERDİLER”

Gaz maskesini takıp uygulamalı olarak da gösteren Barış Kılıç,

“Ben 9 yıldır bu şirkette çalışıyorum ve bana bu maskeyi verdikten sonra bir daha ne bakımını yaptılar ne de kullanmayı öğrettiler. Yalnızca bir kez kazayla kapağı açıldı. O zaman vardiya amirlerimiz bize nasıl kullanacağımızı gösterdi. Onun dışında
ben ve arkadaşlarım kimse bilmiyordu kullanımını. Hatta kapağı açıldığı için
benden o zamanki maaşımın yarısı olan 350 TL’yi ceza kestiler.”
dedi.

Gaz_maskesi_islevsiz_SOMA_22.5.14

(AS : Fotoğrafı biz ekledik..)

”KULLANIM TARİHİ GEÇMİŞ… İNSAN NEFES BİLE ALAMIYOR”

Gaz maskesinin insan canını kurtarmadığını aksine kendi çalışmalarını da zorlaştırdığını dile getiren Barış Kılıç,

“Bu maskeler ocağa indiğimiz sırada yanımızda bulunuyor. Ama çok eskilerden yapılmış bir maske, kullanımı çok zor. İnsan kafasına göre takamıyor.
Ağzına oturmuyor. Üstelik Çin işi olan bu maskelerin çoğunun da kullanım tarihi geçmiş durumda. İşçinin hiç önemi yok onlar için. Olsa bu zamanda devirde, böyle bir maskeyle işçiler madene gönderilir mi? Zaten taktıktan 10 dakika sonra bitiyor ve aşırı ısınıyor. İnsan kaçmaya çalıştığı sırada nefes bile alamıyor..” dedi.

1993’TE ÜRETİLDİ… ÖMRÜ 5 YIL

Son kullanım tarihi geçen maskeler 1993 yılında üretilmiş…
Kullanım ömrü ise 5 yıl…

Yani madenciler 20 yılı aşkın bir süredir bu maskeleri yanlarında taşıyor ve kapaklarını açmasalar bile zaten raf ömrünü tamamladığı için hiçbir işe yaramayacak maskelerle yaşamda kalmaya çalışıyorlar.

OKSİJEN %18’İN ALTINA DÜŞERSE MASKE İŞE YARAMIYOR

Oksijenin %18 oranında bulunduğu ortamlarda çalışan bu maskeler, oksijen bu oranın altına düştüğünde bir işe yaramıyor. Öte yandan maskeler karbonmonoksitin % 1.5 oranının altında olduğu ortamda çalışabiliyor ve 30-45 dakika süresince kullanılabiliyor.

SOMA’DA DÖRT BÜYÜK HATA YAPILDI

ABD’nin eski Maden Güvenliği Şefi Davitt McAteer, Hürriyet yazarlarından Tolga Tanış’a yaptığı açıklamada Soma’daki maden faciasını yorumladı ve yapılan 4 büyük hataya dikkat çekti. McAteer, bunların

1. tutuşma kaynağının denetim altına alınmaması,
2. metanın madenden boşaltılmaması,
3. kömür tozunun temizlenmemesi ve
4. işçi sayısının yüksek tutulması olduğunu belirtti.

McAteer, 1968’de yapılan kapsamlı bir düzenlemeyle o döneme dek ABD’de de yaşanan maden kazalarında büyük bir düşüş sağladıklarını anlattı.

“Türkiye’deki olayda ise benim gördüğüm en büyük hata, tutuşma kaynağı baskılanmamış..” diyen McAteer, metanın madenden çıkarılmadığını,
kömür tozunun temizlenmediğini ve bunların tutuşmanın patlamaya dönüşmesinde etkili ögeler olduğunu kaydetti.

ABD eski Maden Güvenlik Şefi Davitt McAteer: Soma’da 4 büyük hata yapıldı!

GAZ MASKELERİ UYGUN DEĞİL

ABD Maden Güvenliği Komitesi’nin danışmanlarından Randall Harris de, Cihan Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede Somalı madencilerin kullandığı gaz maskelerinin, kömür madenleri için kesinlikle uygun olmadığını söyledi. ABD’de bu tür ürünlerin kullanımına izin vermediklerini söyleyen Harris, “Bu maskeler, kömür madeni dışındaki madenlerde kullanılıyor. Sanılanın aksine 45 dakika değil, yalnızca 15-16 dakika idare edebiliyor. Ayrıca söz konusu aygıtlar, havadaki pis dumanı filtrelediği için oksijen oranının %20’den düşük olduğu ortamlarda hiçbir işe yaramıyor.” dedi. (DHA, 21.5.14)

TMMOB’den Basın Açıklaması ve Düşündürdükleri..


TMMOB’den Basın Açıklaması ve Düşündürdükleri..

Dostlar,

SOMA MADEN KATLİAMI ve KÜRESEL EMPERYALİZMİN MAŞASI İKTİDARLAR

TMMOB Maden Mühendileri Odası‘nın yukarıdaki açıklamasına biz de katılıyoruz.

Yeraltı maden işletmesi dahil, yıllarca işyeri hekimliği yapmış, 37 yıldır işçi sağlığı – güvenliği, meslek hastalıkları ile uğraşan bir hekim – bir uygulamacı ve akademisyen olarak yazılanların doğru olduğunu “içeriden biri” olarak çok iyi biliyoruz..

  • Sorun; ölçüsüz ve hızla kâr hırsının türevidir.

Bu riskli işletmede kömür çıkarımı Devletçe ertelenebilirdi.

Ülkedeki öbür kaynakları (rezervler) tüketildikten sonraya ertelenebilirdi.

Çünkü daha önce burada çalışılmış ve “yanar ocak” (gizli yangınlı) olarak tanımlanmıştı. Yani Ocak’ta sürekli olarak içten içe kömür yangını vardı ve büyük bir özenle
denetim altında tutulması, özel önlemlerle izlenip denetim altında tutulması zorunluydu. Elbette ek bir maliyetle.. Isı ölçümleri, COx (karbon monoksit ve öbür karbon oksitleri), CH4 (metan) ölçümleri.. gibi. Gerektiğinde yerel yangını soğutma,
söndürme girişimleri gibi.. Tahkimatın ahşap değil çelik konstrüksiyon yapılması gibi..
Özellikle havalandırma sisteminin kusursuz ve mükemmel kurgulanması.. gibi.

Bu sahayı işletmeye alan Park Grubu, söz konusu riski ve maliyeti göze alamayarak çekilmiş, TKİ bu kez ihalesiz olarak sahayı şimdiki Soma Holding’e vermişti.
Bu Holding gözünü karartarak, TKİ’ye tonu 30 Dolardan ham kömür vermeyi üstlenmişti. 15 milyon ton kömür kaynağı (rezervi) kestirilmekteydi ve şirket “bir an önce” TKİ’ye yüklenimini gerçekleştirmek için saldırgan (agressif) üretime geçti.

Teknik önlemler yetersiz, teknik donanım ve işçiler aşırı zorlanarak, uzun çalıştırılarak, eğitim ve uzmanlaşma ile denetim göstermelik kılınarak, sendikasız, iş güvencesiz….
öngörülen 1,5 milyon ton / yıl üretim yerine neredeyse 2’ye katlanan üretim rakamları..

Şirketin, TKİ’nin kârı ve arada dönen “komisyonların” bedeli, şimdilik 301 “can” dır!
Bir de sadaka kültürü ile yıllardır “bedava” kömür dağıtılan milyonların suskunluğu – küntlüğü!

 

Devletin de göz yumaması..

Bunca neden yetmez mi??

Gerekli önlemleri yerinde ve zamanında almayarak bu toplu cinayete
neden olanları lanetliyoruz bir kez daha!

Onlar ki; küresel emperyalizmin eli kanlı taşeronlarıdır.

Halkımız ve her-kes çok iyi kavramalıdır ki, bu yürek yakan tablonun
temel nedeni küreselleşen emperyalizm = KüreselleşTİRmedir!..

Ara ve son nedenler türevdir.
Tanıyı doğru koymak zorunludur.

  • Ve Türkiye’de Küresel emperyalizmin iktidara getirdiği
    bir siyasal kadro işbaşındadır. 

Başbakan R.T. Erdoğan, “Bu işin fıtratında var..” diyerek
apaçık din sömürgenliği yapmakta ve kesin siyasal sorumluluğunu ve suçunu saklamak istemektedir. Bir yığın yandaş da bu yolda “hizmete” koyulmuştur!
Bu durum mide bulandırıcı ve utanç vericidir.

Küresel sermaye, eline geçirdiği hükümetler eliyle artık halkından,
bunca adaletsiz – eşitsiz – ağır ve hizmete dönüşmeyen vergiye ek olarak yepyeni 2 vergi türü daha dayatmaktadır :

1. KAN VERGİSİ!
2. CAN VERGİSİ !

Çare, sermayeden yana siyasal kadroları hızla tasfiye etmek ve halkın iktidarını kurmaktır!

Haydi Türkiye, sen de iş başına!

Sevgi ve saygıyla
18.5.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

===========================================

TMMOB’den Basın Açıklaması


TMMOB Maden Mühendisleri Odası, 13 Mayıs 2014’te Soma’da yaşanan facia ile ilgili olarak yaptıkları incelemeler sonrası değerlendirmelerini
15 Mayıs 2014’te düzenlenen bir basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaştı.

TMMOB‘de düzenlenen basın toplantısına TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı
Mehmet Soğancı, Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel,
Maden MO II. Başkanı Can Doğan, Yazman Üye Necmi Ergin, YK Üyesi
Emra Ergüzeloğlu Karataş ve Maden Mühendisleri Odası Eski Başkanı
Mehmet Torun katıldı.

YAŞADIKLARIMIZ KÖMÜR KARASI KADAR KARA GÜNLERDİR

Kamuoyuna;

Ruhsat hukuku Türkiye Kömür İşletmelerine (TKİ) ait olan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından hizmet alım yolu ile işletilen Manisa İli Soma İlçesi Eynez bölgesinde bulunan yeraltı kömür ocağında, 13 Mayıs 2014 Salı günü saat 15:10 dolayında meydana gelen olay sonucunda aralarında 5 maden mühendisi meslektaşımızın da bulunduğu yüzlerce maden emekçisinin yaşamını yitirdiği bir facia yaşanmıştır.

Ülke olarak acımız çok büyüktür. Bu kazada yaşamlarını yitirenleri saygıyla anıyor, ailelerine, yakınlarına ve ülkemize başsağlığı, yaralı olarak kurtulan canlarımıza
acil şifalar diliyoruz.

Odamız uzmanları tarafından faciayla ilgili olarak yapılan saptamalar
aşağıda maddeler halinde belirtilmektedir.

-Kazanın meydana geldiği yer altı kömür ocağında 3 vardiya halinde çalışma yapılmaktadır.
-Vardiyalarda yaklaşık 800 işçi ve toplamda da yaklaşık 3.000 işçi çalışmaktadır.
-Kazanın olduğu 13.05.2014 günü 08:00/16:00 vardiyasında yaklaşık
787 işçi çalışmakta olup, bu işçilerin yaklaşık 440‘ı yeraltında tertip edilmişlerdir.
-Ocakta göçertmeli ve dönümlü uzun ayak yöntemi ile üretim yapılmaktadır.
Faciayı tetikleyen yangın ocak hava girişinde meydana gelmiştir.
-Kurulumuzca yangını tetikleyen neden olarak kamuoyuna duyurulan
trafo patlamasının doğru olmadığı belirlenmiştir.

  • Ölümlerin büyük bölümü, kömürün oksidasyonu (AS: yanması) nedeniyle çıkan karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu oluşmuştur.

Ocak havalandırması mekanik havalandırma ile sağlanmaktadır.
-Facia sonrası kurtarma operasyonunda ciddi bir organizasyon bozukluğu yaşanmış ve bununla ilgili olarak Odamız müdahalede bulunmuş,
gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
-İşveren şirket, ruhsat sahibi ve ilgili Devlet kurumları tarafından etkin denetimler sağlanamamış ve gerekli sonuçlar elde edilememiştir.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘nun, işçi ölümlerinin,
meslek hastalıklarının önlenmesinde tek başına yeterli olmadığı bu facia ile
bir kez açığa çıkmış ve bu facia, fiili olarak yasanın iflasının kanıtı olmuştur.
Facianın gerçekleştiği işyerinde çalışan meslektaşlarımızın olay öncesinde,
yoğun çabalarıyla tüm zorunluluklar yerine getirilmiş ve yasal uygunluk sağlanmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Müfettişlerinin kısa bir süre önce yaptıkları denetim bunu göstermektedir.
– Madenciliği, mühendisliğin bilim ve tekniğinden uzaklaştıran ve mühendisi işverenin insafına bırakan yanlış madencilik politikalarıdır. Odamızın 2010 yılında hazırlamış olduğu ‘Madencilikte Yaşanan İş Kazaları Raporu‘‘nda Soma Havzasına ilişkin belirlemeler yapılmış ve burada bir facia yaşanabileceği belirtilmiştir.

  • Ancak işçi ölümlerinin asıl nedeni, mevzuatın yetersizliği değil,
    neoliberal devlet politikalarıdır.

80‘li yılların başından başlayarak uygulamaya konulan
– özelleştirme,
– taşeronlaşma,
– rodövans vb.
– neoliberal politikalar ve uygulamaları;

kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu
elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmıştır.

Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin, teknik
ve altyapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması; buna ek olarak kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması, iş cinayetlerinin ve ölümlerin katlanarak artmasına
neden olmuştur.

Kamu yararı gözetmeksizin daha çok kâr hırsı ile yapılan üretim zorlamaları,
uzun çalışma süreleri, sağlıksız çalışma ve barınma koşulları,
çalışanların sosyoekonomik durumları bu faciaların oluşmasına katkı koymuştur.

Yaşadığımız son olay bunu bize bir kez daha göstermiştir.
Karadon, Kozlu, Elbistan ve son olarak Soma maden faciaları,
emekçilerin yaşamının piyasanın insafına bırakılamayacağının kanıtıdır.

– Hükümet yetkililerinin, ocakta henüz süren yangın söndürülmeden ve arama-kurtarma çalışmaları sürerken, “bu işin fıtratında vardır” söylemleri,
bilimin ve tekniğin karşısında aldıkları konumu özetlemekte olup,

  • Hükümet sorumluluk ilkeleri gereği derhal istifa etmelidir.

Bu faciada yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini ve meslektaşlarımızı
saygıyla anıyor, yakınlarına ve tüm maden emekçilerine başsağlığı diliyoruz.

TMMOB
Maden Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

=============================================

TMMOB Maden Mühendileri Odası’nın yukarıdaki açıklamasına biz de katılıyoruz.

Yeraltı maden işletmesi dahil, yıllarca işyeri hekimliği yapmış, 37 yıldır işçi sağlığı – güvenliği, meslek hastalıkları ile uğraşan bir hekim – bir uygulamacı ve akademiyen olarak yazılanların doğru olduğunu “içeriden biri” olarak çok iyi biliyoruz..