Devlet ve bayrak

Devlet ve bayrak

Örsan K. Öymen
Cumhuriyet
, 04.03.2019
AKP’li Bursa Belediye Başkanı Alinur Aktaş geçen hafta, “Arkadaş hangi caddeye, hangi kültür merkezine bir tane Allah dostu, bir tane padişahın ismini verdin? Nerede bu devlete ve bayrağa savaş açmış, Türkan Saylan, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Nâzım Hikmet gibi, nerede dinle diyanetle problemi olan insan varsa, onların ismini verdin” biçiminde skandal bir açıklama yaptı. AKP’nin yeniden Bursa Belediyesi başkan adayı yaptığı bu şahıs, Nâzım Hikmet’i, Uğur Mumcu’yu, Bahriye Üçok’u ve Türkan Saylan’ı devlete ve bayrağa savaş açan insanlar olarak tanımladı!
Bu açıklama aslında, AKP’nin kendi çarpık, dogmatik ve despotik zihniyetinin sonuçlarından birisidir. 1789 Fransız devriminden önce, monarşinin, feodalizmin ve teokrasinin geçerli olduğu dönemde, Fransa kralı, “ben devletim” ifadesiyle, kendi şahsı ile devleti özdeşleştirmişti. Aynı yaklaşımı Rusya’da Çar, Osmanlı’da Padişah göstermekteydi.
Neo-Osmanlıcı AKP de, devleti ve bayrağı AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile özdeşleştirdiği için, devleti ve bayrağı Erdoğan’a indirgediği için, AKP’nin ve Erdoğan’ın yanında olmayan, AKP’nin ve Erdoğan’ın İslamcı zihniyetini paylaşmayan herkesi, devlet ve bayrak düşmanı olarak ilan etme noktasına gelmiştir.
Bu talancı ve fetihçi zihniyet, devleti babasının çiftliği sanmakta, devleti kendi kişisel tapulu malı gibi görmektedir. Cehalete, dogmatizme ve despotizme devleti yönetme yetkisi verildiğinde olacak olan da budur.
* Devleti yönetmek niteliğinden yoksun kişilerin becerebildiği tek şey, devleti işgal edip talan etmektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’e ve başta laiklik olmak üzere, cumhuriyetin kuruluş ilkelerine meydan okuyanlar, vatandaşlara devlet ve bayrak dersi vermeye kalkıyorlar, bunu yaparken de vicdansızlığı, yalanı ve iftirayı bir bayrak haline getirmekten çekinmiyorlar!
Alinur Aktaş’ın hedef haline getirdiği Nâzım Hikmet, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Türkan Saylan gibi kişiler, Türkiye’nin onuru, namusu ve şerefi olan insanlardır. Onlar yaşamları boyunca halk için, adalet için, özgürlük için, bağımsızlık için, vatan için mücadele vermiş olan kişilerdir.
Alinur Aktaş’ın hayranlık duyduğu insanlar cehalete ve emperyalizme hizmet ederlerken, Nâzım Hikmet, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Türkan Saylan, devletin ve bayrağın bağımsızlığı için, bu devlet ve bayrak altında birleşmiş olan halkın aydınlanması ve kalkınması için mücadele veriyorlardı.
Üstelik bu insanlar, mücadelelerinden dolayı büyük bedeller ödediler. Nâzım Hikmet yıllarca hapis yattıktan sonra sürgünde yaşadı, vatandaşlıktan atıldı ve bir daha ülkesine dönemedi. Uğur Mumcu ve Bahriye Üçok suikasta uğrayıp öldürüldüler. Türkan Saylan gözaltına alındı, hakkında soruşturma başlatıldı. Öğretim üyesi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan hakkında soruşturma başlatan, kendisi kanserle mücadele ederken evini basıp onu gözaltına alanlar kimlerdi?
AKP destekli İslamcı Fethullah Gülen çetesinin üyeleri, FETÖ’nün savcıları, yargıçları ve polisleri!
Öğretim üyesi ve SHP Parti Meclisi üyesi Doç. Dr. Bahriye Üçok’u ve gazeteci-yazar Uğur Mumcu’yu öldürenler kimlerdi? İslamcı terör örgütleri ve onların devlet içindeki uzantıları!
Nâzım Hikmet’i hapise attıran kimlerdi? Tek parti döneminde CHP’nin içindeki bazı köşeleri kapmış olan sosyalizm düşmanları!
Nâzım Hikmet’i vatandaşlıktan çıkartan kimdi? Demokrat Parti lideri ve Başbakan Adnan Menderes!
Kimler bu devlete ve bayrağa savaş açmış, kimler bu devlet ve bayrak için savaşmış, bunu ancak kişilerin eylemleri, olgular ve tarih belirler!

TÜRK MİLLİ GÜÇ UNSURLARI KURULU’NDAN AÇIKLAMA

TÜRK MİLLİ GÜÇ UNSURLARI KURULU’NDAN AÇIKLAMA

Yüce Türk Milleti’ne aşağıdaki açıklamanın yapılması uygun görülmüştürn :

Kurul toplantısında; Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren
bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yönetilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında sunumlar yapılmıştır.

Yasama, Yürütme, Yargı organları, kurumlar, kuruluşlar, siyasi partiler, medya, iş dünyası, STK’lar değerlendirilmiştir.

ABD, Rusya, Arabistan, Katar, Dubai ilişkilerine ilişkin raporlar görüşülmüştür.

Suriye, Irak, Sudan, Nijerya, Yemen, Libya ve Mısır başta olmak üzere Kuzey Afrika ve
Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler ele alınmıştır.

Suriyeli, Iraklı, Pakistanlı, Afrikalı mültecilerin ülkeye kabul edilmesi ve gençlerin
üniversitelere sınavsız alınması, seçmen kartı verilmesine ilişkin raporlar görüşülmüştür.

İslamcı terör örgütleri ile legal ve illegal işbirliği içinde olan yapılanmalara ilişkin raporlar değerlendirilmiştir. Irak ve Suriye’de konumlanan terör örgütleriyle mücadelenin
aynı kararlılıkla yürütüleceği vurgulanmıştır.

Birlik ve beraberliği sarsan, bozan bilgi kirliliği, dezenformasyon, kara propaganda konusuna ilişkin raporlar görüşülmüş, iç ve dış güvenliğe yönelik tehditler ile alınan ve alınacak tedbirler değerlendirilmiştir.

Operasyonel ve güvenlikçi politikalar ve uygulamalar, müzakereci ve mücadeleci kesimlerle ilgili raporlar ele alınmıştır.

İrticacı ve bölücü terör örgütünün; siyasi, mali, idari, istihbari yapılanmasına ilişkin raporlar değerlendirilmiştir.

Bölücü, ayrıştırıcı irticai faaliyetlerle illegal ekonomik boyutu da dahil olmak üzere sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği vurgulanmıştır.

İrticai örgütlerin toplumun birlik ve beraberliğini bozan eylemleri ile bölücü terör örgütlerinin, vatandaşların ve güvenlik güçlerinin hayatlarına kasteden terör eylemlerinin,
demokrasi bilincine sahip, insan hak ve özgürlüklerine saygılı kesimlerce tepki gösterilmesi memnuniyetle karşılanmış ve terörle mücadele konusunda uluslararası kamuoyu ile
yakın işbirliği yapılması gerektiği mütalaa edilmiştir.

Huzur ve barış ortamını bozmaya yönelik irticai ve bölücü etnik terörist saldırıların,
Türk Milleti’nin kardeşlik duygularını ve bir arada yaşama iradesini zayıflatma hedefine ulaşamayacağı vurgulanmıştır.

Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan ülkemizde, anayasa ve kanun dışı toplumu bölen, böldüren hiçbir yapılanma ve eyleme müsaade edilmeyeceği; bu tür faaliyetler son buluncaya kadar kararlılıkla mücadeleye devam edileceği ve bu mücadelenin hukuk çerçevesinde yürütüleceği ifade edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her kademesinde ciddiyet, samimiyet diyalog ve koordinasyon içinde görev yapan bütün kamu görevlilerin ve toplumun her kesiminde yer alan unsurların; ülkenin birlik ve beraberliğini sağlamaya, ayrımcı irticai devlet yapılanmasının ve etnik bölücülüğün ortadan kaldırılmasına yönelik topyekün mücadele stratejisine göre
hareket edeceklerine duyulan güven ifade edilmiştir.

Bilinmelidir ki; Türk Milleti bir bütündür!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlüdür.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları; farklılıkların bir zenginlik olduğu bilinciyle,
ortak vatan – ortak tarih – ortak milli ve manevi değerlere sahip,
birlik ve beraberlik içinde, kalkınmış, bölgesinde ve Dünyada saygın,
onurlu çağdaş, demokratik, laik, sosyal bir hukuk bir devletinin eşit vatandaşları olarak
mutlu, huzurlu ve güven içinde olacaklardır….

Seçimlerin kardeşlik ve barış içinde sükunet içinde geçmesi için her kesimin sorumluluk içinde hareket edeceğine ilişkin beklenti teyid edilmiştir.

Şehit olan kahraman askerlerimize, polislerimize ve vatandaşlarımıza rahmet,
yakınlarına ve Yüce Türk Milleti’ne başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileriz.

Cumhuriyetimizin ilanının 92. Yıldönümü kutlu olsun..

Yüce Türk Milleti’nin bilgisine sunulur…

23 Ekim 2015

===========================================

Dostlar,

Yukarıdaki metin, bize Sayın Nurullah Zengin tarafından e-ileti ile ulaştı.
Sn. Zengin’in yurtsever pek çok yazısına bu sitede daha önce yer veilmişti.

Bu metni de paylaşıyor, içeriğine katılıyor ve biz de can-ı gönülden

  • Cumhuriyetimizin ilanının 92. Yıldönümü kutlu olsun!

diyoruz. Ayrıca O’nu sonsuza dek yücelterek yaşatma kararlılığna vargücümüzle katılıyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
24 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com