Etiket arşivi: insan haklarını koruma görevi kanunla kendine verilmiş barolarız

“TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ VE BAROLAR TÜRKİYE’DİR”

BİNLERCE AVUKAT ANKARA’DA BULUŞTU :

Toplantı

“TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ VE BAROLAR TÜRKİYE’DİR!”

Anıtkabir

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır…)

JBiz, Atatürk’ün “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” sözünü kendine rehber edinmiş, gücünü milletten alan bağımsız avukatlarız.

Biz, insan haklarını koruma görevi kanunla kendine verilmiş barolarız ve Türkiye Barolar Birliğiyiz. Ve bu görevimizi her hücremizde hissediyor, onurla, gururla yerine getiriyoruz.
Çünkü biz avukatız.

Değerli meslektaşlarım, değerli konuklar, Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor.
Ve bizler, bin bir kötüleme ve saldırıyla karşılaştığımız, ancak yılmadan yaptığımız her türlü uyarıya rağmen maalesef devletimizin kılcal damarlarına kadar girmiş olan sinsi bir terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Emperyal güçlerin maşası olan, ülkemizi 15 Temmuz’da bir iç savaşın kıyısına kadar getiren FETÖ‘den bahsediyorum. Bu vesileyle hainlerin saldırısına karşı kahramanca göğüs geren ordumuzun hukuka ve cumhuriyete bağlı ezici çoğunluğuna, tanklara vücutlarını siper eden kahraman vatandaşlarımıza, kumpas davalarda zindanlarda eziyet gördüğü halde devletimize küsmeyen ve o gece canı pahasına devletimizi koruyan kahraman subaylarımıza şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.

Ülkemiz, arkasında yine emperyal güçlerin desteği olan, onların maşalığını yapan bölücü terör örgütüyle mücadele ediyor. Ülkemiz, Ortadoğu’yu kana bulayan, kutsal dini değerlerimizi ilkel amaçlarına alet etmeye kalkışan radikal dinci terör örgütleriyle de mücadele ediyor. Şunu çok iyi biliyoruz: Ülkemiz üzerine oynanan senaryoları, kurulan tuzakları bertaraf etmek için milli birliğe ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Türkiye Barolar Birliği ve barolarımız daima bu birlik ve beraberliğin taşıyıcı sütunu olmuştur.

Maalesef, dört bir yanımız ateş çemberi. Yangının vatanımıza sıçramaması için, yanıp kavrulmamak için bir olmalı, iri olmalı, diri olmalıyız. Türkiye olarak kenetlenmeliyiz.
Bunun için 81 milyon vatandaşımızın ortak paydada kucaklaşması gereklidir. Bu ortak payda, köklerini evrensel değerlerde bulan hukuktur. Unutmayalım ki, bu evrensel değerler kadim uygarlıkların beşiği olan Anadolu ve Trakya‘dan çıkmıştır. Bu evrensel değerler, ezilen milletlere kurtuluş yolunu açan Milli Mücadelemizle ve Cumhuriyet Devrimimizle taçlanmıştır. 81 milyon vatandaşımızın hukukun üstünlüğü paydasında kucaklaştırılması, Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası için zorunludur. Bölünmeye değil, kucaklaşmaya ihtiyacımız var. Hal böyleyken binlerce yıllık Ahilik geleneğinden gelen ve millet olmanın gereği olan dayanışmanın en güzel örneklerini veren meslek örgütlerini bölmenin, parçalamanın anlamı yoktur. Bundan sadece terör örgütleri ve onları kullanan güç odakları memnun olur. Bu sadece terör örgütlerine ve onları kullanan, bunun için hiçbir masraftan kaçınmayacak olan güç odaklarına ancak rüyalarında görebilecekleri yeni örgütlenme imkanları sağlar. Bu noktada, bir hususu bilgilerinize sunmakta büyük fayda görüyorum.

  • Meslek örgütlerinin parçalanmasına yönelik proje, bir FETÖ projesidir.
  • Milli ordumuz hâkim ve savcı kılığına bürünmüş hainler tarafından balyozlandığı,
  • milli eğitimimiz öğretmen kılığındaki hainler tarafından zehirlendiği,
  • kozmik odamızdaki belgeler emperyal güçlerin emrindeki FETÖ ajanları tarafından ele geçirildiği yıllarda devletin raporlarında gündeme getirilmiştir.
    Ancak hainler, bu planlarını hayata geçirme fırsatı bulamamıştır. Devletimizi adım adım ele geçiren bu hain örgütün amacı, devlet kurumlarını çökertmek ve bizi Millet yapan dayanışma duygusunun kalbinde yer alan meslek örgütlerini ele geçirmekti. Hain planın yazarları bugün ya tutukludur ya kaçmıştır. Fakat
    planın kripto takipçileri hala iş başındadır ve devletimizi yönetenleri bu hain planlarına alet etme çabasındadır. Bu planları anlattığımızda bizi dikkatle dinleyen, diyalog imkânı sağlayan başta Sayın Adalet Bakanı Av. Abdülhamit Gül olmak üzere devletimizin üst düzey bürokrat ve yargı mensuplarına teşekkür ederim. Bizim amacımız kavga etmek değildir. Bizim tek amacımız vardır; ülkemize, memleketimize ve mesleğimize en iyi şekilde hizmet etmek. Biz, doğruya doğru yanlışa yanlış demek zorundayız. Çünkü bizim ne kölemiz oldu ne efendimiz. Biz avukatız. Biz, herhangi bir ideolojinin veya siyasi partinin temsilcisi değiliz. Partilerüstü, partiler dışıyız. Hiçbir meseleye siyasi parti gözlüğüyle bakmayız, sadece hukuk gözlüğüyle bakarız. Tek bir idealimiz vardır: Herkes için adalet.
    Tek bir hedefimiz vardır: üçlü ve refah içinde bir Türkiye. 
    Ve…

Biz barolar, hep birlikte Türkiye Barolar Birliği’yiz. Adalet için daima yanında yer aldığımız halkımızla omuz omuzayız. Başka bir ülkenin, başka bir milletin değil, Türkiye’nin ve Milletimizin emrindeyiz. Adımızın başındaki “Türkiye” kelimesi, Türk Milleti’nin yüreğine kazınmıştır. Biz, Silivri zindanının kapılarını kıran birliğizBiz, Soma‘da maden ocağının ağzında şehit cenazelerinin başında ağlayıp, acil serviste anaların, bacıların göz yaşını silen ve onların haklarını mahkemede arayan avukatlarız. Biz, insanların canını bozuk para gibi harcayan vicdansızların karşısındaki demir yumruğuz. Biz, Aladağ’da yanıp kavrulan evlatların yasını tutan toplumun vicdanıyız. Suçluların cezalandırılması için tek vücut mücadele eden hukukçularız. Biz, depremde yardım olup, köy köy koşanız. Biz, kadınları öldüren katillerin, çocukları istismar eden sapıkların karşısındaki büyük gücüz, mağdurların yanındaki büyük güvenceyiz. Biz… TÜRKİYEYİZ.

Değerli meslektaşlarım, değerli konuklar, Evet… Etrafımız ateş çemberiyken, bu yangından sıçrayan alevler ülkemizi tehdit ederken, içeride ve dışarıda dünyanın en tehlikeli terör örgütleri ülkemizi hedef almışken, üzerimize oynanan oyunları boşa çıkarmanın bir tek yolu vardır: Birlik olmak. Birlikleri parçalamak değil. Türkiye’yi ayrıştırmak değil. Tek çıkış yolumuz var: Birlik olmak, Türkiye olmak. Biz birlikte Türkiye’yiz demek. Birlik olmanın yolu, 81 milyon vatandaşımızın her birine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla güven duyar hale getirmektir. Bu güven duygusu, sadece ve sadece adaletle sağlanabilir.

  • Yargının güvenilir olabilmesi için, bağımsız ve tarafsız olması gerekir.

Şimdi sizlere soruyorum. Özellikle tüm vatandaşlarımıza soruyorum: Türkiye Barolar Birliği ve barolar parçalanırsa, bir ilde birden çok baro, ülkede birden çok barolar birliği olursa kimin avukat olup kimin avukatlık mesleğine devam edebileceğine kim karar verecek? Vatandaşlarımız kendilerini savunan avukatlarının siyasi iktidardan bağımsız olan barolar yerine doğrudan hükümete bağlanmasına razı olacak mı? Bir avukat hükümete bağlanırsa görevini bağımsız olarak yerine nasıl getirecek? Vatandaşın hakkını kimseden çekinmeden nasıl savunacak?
Mesela devletin tarlasını kamulaştırdığı vatandaş, bağımsızlığını yitirip hükümete bağlanmış bir avukata nasıl güvenecek ve devlete karşı dava verecek? Mesela haksız bir suçlamayla karşı karşıya olan vatandaş savcının karşısında kendini savunacak avukatı nereden bulacak? Şimdi meslektaşlarıma soruyorum. Barolar parçalanır, Birliğimiz dağıtılırsa, öksüz ve yetimlerimize kim bakacak? Ayağımız kırıldığında, Allah göstermesin haftalarca, aylarca yatağa bağlandığımızda veya daha beteri, çalışamayacak hale geldiğimizde bizi kim sahiplenecek?

Bugün bir imza atıp taburcu olduğumuz 158 hastanenin haftalık 1 milyonu geçen faturalarını kim ödeyecek? Hemen hatırlatalım. Biz, dünyaya emsal bu sosyal dayanışmayı devletten, vergi mükelleflerinden bir kuruş katkı almadan yapıyoruz. Bütün bu harcamaları vekalet pulumuzla yapıyoruz. Bugün itibariyle, sosyal yardımdan yararlanan avukat, eş ve çocuğu, stajyer avukat sayısı tam 89.802. Peki, bir soru daha sormak istiyorum: Barolar parçalanıp dernek statüsünde küçük küçük barocuklar oluşturulursa, karakolda, savcılıkta, mahkemede vatandaşın hakkını savunurken engellenen, haksızlığa uğrayan avukatın arkasında kim duracak? Özetle; savunmasız kalan avukat, vatandaşın hakkını nasıl savunacak? Şimdi en önemli soruyu soruyorum:

  • Barolar parçalanırsa, küçük küçük barocuklar kurulursa, yargının avukatın mensup olduğu barocuğa göre farklı karar vermeyeceğinin garantisini kim verecek?

Biz; siyasi parti baroları, tarikat baroları, cemaat baroları, hemşehri baroları, arkasında karanlık güç odaklarının ve terör örgütlerinin olduğu barocukların kurulmasını istemiyoruz. Baroların bölünmesini dillendirenler dileriz bu tehlikeyi görürler. Mesele, kimsenin, ne benim ne baro başkanlarının ne avukatların şahsi meselesidir. Mesele, Türkiye meselesidir.

Değerli meslektaşlarım, değerli konuklar, ,
Avukatın bağımsızlığı, vatandaşın güvencesidirBaroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin varlığı ve bağımsızlığı da avukatın güvencesidir. Avukatın sahip olduğu haklar, vatandaşın hakkını savunmak için vardır. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği’nin varlığı, bu sebeple, sadece avukatlar için değil en az avukatlar kadar vatandaş içindir, halkımız içindir. Bir kez daha söylüyorum. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, Türkiye’dir. Baroların birliği, Türkiye’nin birliğidir. 

  • 81 milyon vatandaşımızı hukukun üstünlüğü paydasında buluşturmak zorundayız.
  • 81 milyon vatandaşımızın her birine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için güven vermek zorundayız.
  • 81 milyon vatandaşımızın her birine bu Milletin asli ferdi olduğunu hissettirmek zorundayız.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla güven duyan kişi bu vatandaşlığın sağladığı güveni en yüksek bir gurur olarak evlatlarına yaşatacaktır. Vatandaşlığı en yüksek makam yapan işte bu güven ve gurur duygusudur. Sadece hukukun üstün olduğu demokratik rejimlerde böyle bir vatandaşlık makamı vardır. Şu halde;

  • Yargının bağımsızlığı, yargının ayrılmaz parçası olan avukatların bağımsızlığı, avukatların güvencesi olan baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin varlığı ve bağımsızlığı, bu coğrafyada vatanımızın ve Milletimizin bölünmez bütünlüğünün teminatıdır. 
  • Biz, hukukun üstünlüğünü istiyoruz.  Biz, herkes için adalet istiyoruz.
  • Biz, hangi etnik kökenden, mezhepten, inançtan, cinsiyetten, cinsel yönelimden, dilden, dinden olursa olsun insan hakları herkesindir diyoruz. Bunun için biz, herkes için adil yargılama istiyoruz. Kürsüden siyaset yapan hâkim istemiyoruz. Kürsüdeki hâkimin siyasetten emir almasını da istemiyoruz. Biz, demokrasi diyoruz. İnsan sevgisi diyoruz. 
  • En yüksek makam, vatandaşlık makamıdır diyoruz.

Türkiye’nin birliği, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü için bir kez daha ve hep birlikte diyoruz ki; BAROLAR VE TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ, TÜRKİYE’DİR.

Şimdi izninizle bu tarihi toplantıyı yönetmek üzere; Ankara Barosu önceki Başkanlarından Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı, meslek ustamız, Av. Ünsal Toker’i divan masasına davet ediyorum. Türkiye’nin her bölgesinden, kendi içinde baro başkanlarımız tarafından oy birliğiyle belirlenmiş başkanlarımızı tek tek okuyor ve divan masasına çağırıyorum.

Kayseri Barosu Başkanımız Av. Cavit Dursun, Muğla Barosu Başkanımız Av. Cumhur Uzun
Trabzon Barosu Başkanımız Av. Sibel Suiçmez, Tekirdağ Barosu Başkanımız Av. Erhan Sezer
Bingöl Barosu Başkanımız Av. Abdullah Alakuş, Mardin Barosu Başkanımız Av. Çelebi Araz
Adana Barosu Başkanımız Av. Veli Küçük..

İşte Türkiye tablosu. Türkiye Barolar Birliği Türkiye’dir. Barolarımız Türkiye’dir.
Baroların birliği, Türkiye’nin birliğidir.
(http://www.barobirlik.org.tr/Detay79864.tbb, 24.02.2018)

Bu oldukça uzun konuşmayı tarihsel önemi, öğreticiliği, uyarıcılığı ve iktidarın ülkemizi boğan – bunaltan anlık yanlışları karşısında adeta bir SAVUNMA – ÇIĞLIĞI olarak gördüğümüz için bütünüyle yayınlıyoruz (yer yer paragrafları virleştirdik). TBB başkanı Sn. Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu‘nun kurumsal katılım ve onay ile hazırlandığından emin olduğumuz bu sözlerini onaylıyoruz, destekliyoruz.

TBB Bşk. Yrd. dostumuz Av. Hüseyin Özbek : “Mesleki birlikteliği temelden yok edecek bu niyet, epeydir niyet olmaktan öteye geçmiş, uygulamaya indirilmiş gibidir. Her politik eğilimin ayrı barosu olsun talebi, iktidar himayesinde kurulması tasarlanan baroları perdelemek için kullanılan maske söylemdir. ‘Her politik eğilimin barosu olsun’ talebi, ‘her alt kimliğin,
her tarikat ve cemaatin barosu olsun‘a doğru esnetilecektir. İktidar himayesi altında tarikat ve cemaatlerin gevşek konsorsiyumu da düşünülmüş olabilir.”
ürpertici uyarısında bulunmuştu

İktidarın ve Erdoğan‘ın bu tarihsel toplantıyı ve konuşma metnini dikkatle irdeleyerek vahim yanlıştan kaçınacaklarını ummak istiyor, bir yurttaş olarak bunu istiyoruz. Hele hele ülkemiz
içte – dışta çok ağır sorunlarla karşı karşıya iken ve bu çemberi kırmanın en önemli aracının ULUSAL BİRLİK olduğu güncel koşullarda (konjonktürde)..

AKP – Erdoğan’ı kaçınılmaz sağduyuya çağırıyoruz..
Artık yeter, önüne gelene kanmasınlar..

Sevgi ve saygı ile. 24 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com