İnönü’yü yeniden tanımak

ÖLÜMÜNÜN 45.YILDÖNÜMÜ


GÜLSÜN BİLGEHAN

İnönü Vakfı Başkan Yardımcısı
Cumhuriyet, 25 Aralık 2018

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

[Haber görseli]

İnönü’nün ülkenin gündeminden düşmemesi ilginçtir. Bunun başlıca nedeni, O’nun, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün en yakın dava ve silah arkadaşı olmasıdır. Atatürk’ü doğrudan hedef alamayanlar, İnönü’ye hücum ederler. Gerek Atatürk döneminde gerekse çok partili dönemde İnönü daima eleştirilerin hedef tahtasındadır.

Cephede İlk Karşılaşma:
“16 Aralık 1916’da, 2. Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa’dan Ordu Komutan Vekilliği görevini alan Mustafa Kemal, Silvan’dan hareketle Diyarbakır’a geldi. Palu ilçesinde konuşlanmış olan Ordu Karargâhı’na ulaştı ve kendisini 2. Ordu Kurmay Başkanı Albay İsmet Bey karşıladı. Böylece, 1907-1908 yıllarında Selanik’teki görüşmelerinden hemen hemen 8 yıl sonra, Mustafa Kemal- İsmet İnönü arasında, ilk kez emir- komuta zinciri altında yakın görev ilişkisi içinde bulunma ve birlikte çalışma olanağı ortaya çıkmıştı.
1 Nisan 1916’da generallik (Paşa) rütbesine yükselen Mustafa Kemal 35 yaşındaydı, kendisinden üç yaş küçük olan İsmet Bey kısa süre önce Mevhibe Hanım’la evlenmiş ve 21 gün sonra Diyarbakır cephesine hareket etmişti. Karakış kapıya dayanmıştı. Olası bir Rus saldırısı karşısında, başta kış şartları nedeniyle ordunun yiyecek, giyecek ve diğer güçlüklere uğramaması için ileri hatlarda hafif birlikler bırakarak, ordu cephesinin geriye alınması kararı verildi. Bu konuda Ordu emirnamesinin yazılması görevini Atatürk, Albay İsmet Bey’e verdi.
“Gitti, gelmez. Yaverim Cevat’ı ‘bak, ne yapıyor’ diye yolladım. Döndü, masanın başında düşündüğünü söyledi. Şehirler ve topraklar bırakacaktık. Orduyu kurtarmak için başka çare yoktu. Ama öyle bir karar vermek de güçtü. Git söyle, yazamıyorsa ben dikte edeyim’ dedim. Bir müddet sonra çekilme emrini yazmış, getirdi. Askerlik edebiyatına örnek diye anılabilecek kadar iyi düşünülmüş ve yazılmıştı.”

En övücü örnek
Atatürk, İnönü’yü keşfetmişti. Kısa bir süre sonra O’na verdiği askeri sicil, askerlik tarihinde, bir üstün, kendi emrinde görev yapan bir subaya verdiği en övücü örnek olarak bilinir.
Bu sicilin verildiği tarih Mayıs 1917’dir. Zaten o tarihten sonra da birbirlerinden ayrılmadılar.

  • Atatürk Milli Mücadele sürecinde Genelkurmay Başkanlığı’nı, Batı Cephesi Komutanlığı’nı, Lozan Delegeler Kurulu Başkanlığı’nı, Başbakanlık görevlerini öncelikle İsmet İnönü’ye verdi.

İsmet İnönü de sonuna kadar Atatürk’e sadık kaldı. Birinci Dünya Savaşı’nda O’nun yanında Kurmay Başkanı, Kolordu Komutanı, Milli Mücadele’de Genelkurmay Başkanı, Cephe Komutanı olarak sadakatle görev yaptı. Sivil yaşamda, Cumhuriyet’in kuruluşu, aydınlanma devrimlerinin gerçekleşmesinde büyük Önder’in yanında kuşkuya kapılmadan, duraksama göstermeden yer aldı.”

Asker İnönü:
Neredeyse yarım asır önce bu dünyadan ayrılan İsmet İnönü’nün ülkenin gündeminden düşmemesi ilginçtir. Bunun başlıca nedeni, onun, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakın dava ve silah arkadaşı olmasıdır. Atatürk’ü doğrudan hedef alamayanlar, İnönü’ye hücum ederler. Gerek Atatürk döneminde gerekse çok partili dönemde İnönü daima eleştirilerin hedef tahtasındadır. Zaten hatıralarında kendisini öyle tanımlamış: 

  • “Beğenildiği zaman çok cömert takdirler görmüş, beğenilmediği zaman çok taşkın ölçüde yerilmiş sade bir insan…” 

İşte, 1958-1961 yılları arasında, kendi deyimiyle, kaderin çok güzel, hatta “harika” bir sonucu olarak, İsmet İnönü’nün yakınında çalışma olanağını yakalayan, yine kendi anlatımıyla “Cumhuriyet döneminde doğmuş, Cumhuriyet’in verdiği olanaklarla okumuş, politik yaşamda bakanlık düzeyinde görevler üstlenmiş, daha sonra üniversitelerde ders vermiş bir sosyal bilimci olarak biz de görevimizi yapmalıydık” diyen Alev Coşkun, bu sade insanı yeniden tanıtıyor. “

“Hiçbir belgesi olmayan dedikoduya dayanan iddialara, kimi saptırmalar ve yalanlara yanıt verilmesi gerekmez mi? İşte bu kitabın yazılış amaçlarından birisi budur. İnönü hakkında ileriye sürülen iddiaları ele almak, doğruları belgelere dayalı olarak ortaya çıkarmak.”

Alev Coşkun’un Asker İnönü kitabı, yoğun incelemeye ve belgelere dayanan, son zamanlarda, Atatürk, İnönü, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleri, Kurtuluş Savaşı hakkında yazılmış en kapsamlı eserlerden birisi. Kitabın iki kahramanı, Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın yanında Milli Mücadele’nin bilinen ve bilinmeyen bütün kahramanları tanıtılıyor.

En önemli soru
“Düzenli ordu kurulurken en önemli soru şuydu: Anadolu’da kurulacak ordunun subay gereksinmesi nasıl karşılanacak? TBMM’nin açılışından 50 gün sonra, 1 Temmuz 1920’de, Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı “Subay Talimgâhı” adı verilen ve uygulamalı eğitim yapan bir subay yetiştirme kursu açıldı. Bu talimgâhın öğrencileri, İstanbul’dan kaçarak gelen Askeri Lise ve Harp Okulu öğrencileriydi. Üçer aylık dönemlerle, bu okulda henüz 17-19 yaşları arasındaki gençler eğitiliyorlardı.

Savaş meydanındaki nezaket
Sakarya Savaşı’nda cephenin en önlerinde çarpışmalara katılan bu subayların %sekseni şehit ya da gazi oldu.
15 ve 16 Temmuz 1921 günleri, Batı Cephesi için çok nazik günlerdi. Çünkü birliklerimiz, bir direnme hareketinden sonra, Kütahya mevzilerinden çekilmek zorunda kalmıştı. Kütahya işgal edilmişti. Durumu yakından görmek isteyen Mustafa Kemal, Batı Cephesi Komutanı’na şifreli bir telgraf gönderdi:

  • Şimdi hareket etmek üzere bulunan bir trenden yararlanarak yüksek şahsınızla gelip görüşmek istiyorum. Sıkıntı verir miyim? Karşılığınızı makine başında bekliyorum.”

Bu telgrafa İsmet Paşa anında şu yanıtı verdi: “Teşrifinize cidden müteşekkir kalırım”.
Mustafa Kemal, 17 Temmuz günü sabaha karşı saat 05.00’te trenle Eskişehir’e vardı ve İsmet Paşa tarafından karşılandı.
Savaş meydanında iki komutanın birbirine gösterdiği bu nezaketin başka örneği yoktur.

İnönü’yü ben de yeniden keşfettim
Asker İnönü, İnönü’nün yaşamının birinci bölümünü, 1884-1922 yıllarını, yani doğumundan Lozan Antlaşması öncesine kadar olan 38 yıllık bir zaman dilimini kapsıyor. Konu ile ilgili yazılmış bütün temel eserleri kaynak olarak kullanan Alev Coşkun, yazarı olduğum Mevhibe kitabından da yararlanmış. Cumhuriyet’in ilk Başbakan’ı, İkinci Cumhurbaşkanı’mız İsmet İnönü, benim “Dedepaşam”dı. Cebinde hep bir pergelle dolaşan, okul arkadaşı Ali Fuat Erden’e sınıf geçişini “geleceğimle aramdaki bir perdeyi çiğneyip geçtim!” diye duyuran, Harp Okulu’nu altın madalya alarak birincilikle bitiren, zeki bakışlı, sevimli, dış dünyadan “namuslu, onurlu ve en yüksek insanlık emelinin hududunu aşan bir vatansever” değerlendirmelerini almış, büyük âşık… İnönü’yü ben de yeniden keşfettim.

Teşekkürler, Alev Coşkun.
=====================================
Dostlar,

Bizden de başta İsmet Paşa’yı keşfeden ve O’ndan gereğince yararlanan Mustafa Kemal Paşa’ya,
ASKER İNÖNÜ kitabını yazan sayın Dr. Alev Coşkun’a
Ve bu makaleyi kaleme alan İsmet Paşa’nın torunu Gülsün Bilgehan’a çoook teşekkür ediyoruz..

Ülkemizdeki herkesi, dünyanın büyük saygı gösterdiği bu 2 ulusal – tarihsel – eşsiz kahramana ve ülkemize yaptıkları benzersiz hizmetlere saygıya, vefaya çağırıyoruz. En azından saygı kusuru işlememeleri ve aziz hatıralarına asla hakaret etmemeleri, aşağılamamaları, iftira atmamaları için asgari insanlık değerlerine uygun davranmaya uyarıyoruz.

Tam 45 yıl önce soğuk bir Ankara öğleni idi. Hacettepe Tıp Fakültesinde 3. sınıf öğrencisi idik. Bir otomobilin açık penceresinden kulağımıza ulaşan öğle haberinin bir tümcesi acı haberi vermekteydi. Donakalmıştık, dizlerimizin bağı çözülmüştü neredeyse, yanaklarımız ıslaktı..
****

Yüce Önder, Kurtarıcı – Kurucu Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da Kurtuluş’u ilmek ilmek ören – örgütleyen 19 Mayıs 1919 – 27 Aralık 1919 arası Kongreler dönemi ardından Ankara’ya gelişlerinin 99. yılında coşku ile karşılayarak,

  • HOŞ GELİŞLER OLAN MUSTAFA KEMAL PAŞA, HOŞ GELİŞLER OLA!

diyoruz gönül dolusu şükran ve coşkuyla..

Sevgi ve saygı ile. 27 Aralık 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com