Düşman tarafında kalan ŞAİRLERE SON ÇAĞRI!

ŞİİR KÖŞESİ

Hüseyin HAYDAR
AYDINLIK
, 30.09.2017

Düşman tarafında kalan
ŞAİRLERE SON ÇAĞRI!

 

 

Görünür görünmez yüzünüze haykırıyorum:
Büyük fırtına kopmak üzere,
Yırtmak üzere gökyüzünü kızıl ikaz.
Bağırıyorum buradan, son kez:
Ağır bombardıman başlayacak birazdan.
Çıkın ihanet sahasından dışarı,
Çekin ayağınızı düşman tarafından.
***
Biliyorum, dik durmak zordur eğilmişe,
Ayağa kalkınca başı döner bir an,
Yerçekiminden kurtuldu sanır canını.
Rüzgar uçurur varını, tüy misali,
Döner durur havalarda bir süre,
Bırakır kendini bencilliğin çekimine;
Bencillerse yüzer celladın kan denizinde.
***
Kalemini afyon çubuğu gibi kemiren,
“Ben şairim,” diye mısra sömüren,
Semir dur, diktatör sofrasında bir hisse.
Çalış bakalım, nereye varacak
Küresel muska yazarlığı işin, senin?
Demirin içinden gelsin sesim,
Birazdan başlayacak güruhun ruh temizliği.
***
Bağırıyorum yüzünüze, bir daha:
Vazgeçin kâğıt gemiler katlamaktan,
Yaşar gibi yapmayın, adam gibi yaşayın,
Gıcırdasın kadırganızın halatları.
Kalkıp yürüyün dünyanın ilk gerçeğine,
Anımsayın ozan ataların şarkılarını:
Çıkın ihanet sahasından dışarı!
***
“Bizi kimse uyarmadı,” demeyin,
Vakit varken katılın destan birliklerine,
Boşluğa sabuklamakta fayda yok.
Savaş düzenine giriyor isyan kıtaları hey!
Yüz yılın harekâtı başlamak üzere,
Vatan savaşında ileri atılın, yüreğinizle.
Bu son çağrıdır, şafak atmadan önce,
Düşman tarafında kalan şairlere!

Sosyal medya kimin kontrolünde?

Sosyal medya kimin kontrolünde?

Hüseyin HaydarHüseyin Haydar

Sorumuz şudur: 15 Temmuz Amerikancı FETÖ darbe girişiminden sonra Türkiye sosyal medyası kimin kontrolünde ya da kontrolsüzlüğünde? Türk milletinin canına, varlığına, devletine kökten kast eden zalimler zalimi FETÖ ile mücadelenin derinleştirilerek sürdürüldüğü iddia ediliyor. Eğer böyle ise, FETÖ elebaşı Fethullah Gülen‘in vaazları, söylevleri, demeçleri niçin hâlâ sosyal medyada yayımlanmakta. Niçin hâlâ Fethullah Gülen propagandaları, övgüleri insanımızın gözünün içine içine sokuluyor? Yediden yetmişe milyonlarca vatandaşımızın en önemli ve öncelikli bilgi kaynağı haline gelmiş sosyal medya kimin kontrolündedir?

FETÖ PROPAGANDASI SERBEST!

İnternet ağlarına girin bakın, sayısız adreste FETÖ elebaşı en alçakça propagandalarını 15 Temmuz’dan sonra da devam ediyor. Kurban Bayramı, Başörtüsü vb. vaazı vermeyi, Müslüman halkımıza kendi
sapık yolunu göstermeyi,
– İslam dinini, değerlerini tahrif etmeyi,
– Müslümanları avlamayı,
– Allah ile kandırmayı sürdürüyor.

FETÖ’nün herkul.com sitesi kapatılmış, fakat FETÖ propagandası internet ağlarında, arama motorlarında dolu dizgin. İşte, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu yöneticilerine, binlerce linkten sadece birkaç örnek sunuyorum:

https://www.izlesene.com/video/fethullah-gulen-hocaefendi-entelektuel-aydinlar-yetistirmis-okullar-acmis-cok-faydali-faaliyetler-y/8773311

HZ. MUHAMMED ŞİİRİ YASAK!

Kaynak Yayınları arasında çıkan Doğu Tabletleri kitabımızdaki şiirlerin en çok benimsenip sevilenlerinden biri de Kırkıncı Tablet- Hz. Muhammed şiiridir. Geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz değerli Mesut Mertcan tarafından 2006 yılında başarıyla seslendirilen bu şiirin klibi sosyal medyada yüzlerce sitede izlenme rekorları kırmaktaydı. Fakat nasıl olduysa şiir klibimiz bir anda bütün sosyal medyadan kaldırılıvermiş. Şiirde, başta FETÖ elebaşı olmak üzere İslam dinine “kara dincilikleriyle” zarar veren herkes Hz. Muhammed’in ağzından eleştirilip mahkum ediliyordu.

Hz. Muhammed şiirinin belli çevreleri derinden ve çok rahatsız ettiği anlaşılıyor. Ancak Sosyal medyada yasaklamayı nasıl başardıkları anlaşılmıyor! Hz. Muhammed şiir klibimizi yeniden Youtube’a koyduk, izlemenizi öneririm, link şöyle:
https://www.youtube.com/watch?v=qTfdHXpGe0E

DOĞU TABLETLERİ

Kırkıncı Tablet – Hz. Muhammed

Mecbur doğdum. Kuma serili sert bir döşekte,
Hurmaların yüzüne renk düştüğü ışıkta,
Doğduğum gece boğdum nefsimi, ilahi beşikte.
Allah’ı gördüm. Abdullah’ı görmedim. Amine hayaldedir.
On yaşımda karıştı uykuma Babil ve gök burçları,
Ne haldedir şimdi Yemen’in yetimleri, açları?

On iki yaşımda uzaklardaki Bahira’ya gittim ve din,
Dinlenmedim bir an bile, yoksullara yetişmek için.
Bir gecede geçtim Cebel’i. Endülüs ve Sevilla ve din,
Dinmedi ağrım ne Mekke’de, ne Medine’de…

Yürüdükçe arttı beynime yürüyen kan ve kelâm ve din,
Dingindi çöl, dingindi döl ve dingindi kervan…
Safa tepesine çıkıp haykırdım Mekke’nin boş kafasına:
Ayağa kalk! Ey örtüsüne bürünmüş temiz halk!

Aşkın reddinden başka varlık kalmamış burada ve din,
Dinledim göğün inleyişini, yerin dillenişini,
Ayaklarımın altına seyirtti Hıra. Dudaklarım hararette.
Ikra bismi rabbikûm! Okudum isyanın ateşiyle.

Ağırdır emanetim, çekemezsin! Üç yüz deve yükü kadar.
Ikra bismi rabbiküm! Okudum ölünün nefesiyle.
Dil döndükçe yıkıldı zulüm, doldurdu hendeği külüm.
Ikra bismi rabbiküm! Okudum karıncanın sesiyle.

Okudukça yayıldı kıtaların damarlarına gıda,
Okudukça açıldı gözleri uyutulan çocukların…
Allah nurdandı. İnsan çamurdandı. Kâbe taştandı.
Ama siz altına büründünüz, secde ettiniz uygar putlara,

Tanrı’ya teslim olduk, dediniz de alçaklara eğildiniz,
Salya sülük bezirgâna kandınız, yandınız!
Onun dostu puşttandır, kurusu yaştandır, yüreği haçtandır:
Boynunda hurma lifinden bükülmüş bir kement,

Amerika’ya kadar gider de Erzurum’a gidemez, neden?
Teksaslı çavuşa güvenir de Mehmetçiğe güvenmez?
Birden gürledi Asya’nın en büyük oğlu Muhammet Mehmet:
Zalime uşaklık eden, zalimden dilesin medet!


Dostlar,

Çok değerli ozan (şair) Hüseyin Haydar’ın sosyal medyada engellenen
DOĞU TABLETLERİ / Kırkıncı Tablet, Hz. Muhammed şiirini paylaşma  istedik..
Dikkatle mütedeyyin Müslüman kardeşlerimizce dikkatle okunmasını ve kendilerine bir biçimde (Hüseyi Hadar’ın diliyle!) iletilen uyarıcı mesajı almaları dileğimizdir :

Özellikle şiirin son dizesine dikkat dileriz :

  • Zalime uşaklık eden, zalimden dilesin medet!

Sevgi ve saygı ile. 03 Eylül 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Hüseyin Haydar şiiri : Ruanda Ruanda / Ağır Devir

Şiir köşesi..

Hüseyin Haydar şiiri : Ruanda Ruanda / Ağır Devir

Dostlar,

Ruanda kırımı (katliamı) insanlık tarihinin en kanlı olaylarından biridir.
Hutu ve Tutsi kabileleri emperyalizmin oyunu ile birbirine düşürülerek kırdırılmıştı.
Bu kanlı boğazlaşma (iç savaş!) ortamında her 2 kabileye ABD, Fransa ve Belçika 10’larca milyar dolarlık ateşli silah da satabilmişti!

Rwanda_small_map
Günümüzden 20 yıl önce 6 Nisan 1994 günü başlatılan kanlı operasyonda, 3 ay içinde 8 milyon olan ülke halkının 1/10’u, 800 bin masum yerli insan kırılmıştı. İç savaşın
son dönemelerinde ateşli silahlar toplanarak özellikle
kesici – delici silahlar dağıtılmıştı!

Bu kez de ölümlerin yanı sıra kolu, bacağı olmayan, gözünü yitirmiş, kalıcı iz bırakan yaralanma ve engelliliklerle toplumun gözü önünde sürekli travma kaynağı yaratılmak istenmiştir. Böylelikle, kuşaklar boyunca sürecek bir kin – nefret – kan davası tohumlanmış ve travma sonrası stres bozukluğunun (post traumatic stress disorder) sürgit yaşanması hedeflenmiştir. Süreçte CIA’nın, kimi devlet ve özel üniversitelerinin çok özel danışmanları (sosyal psikolog, hatta psikyatristler!) etkin rol üstlenmiştir.

Rwanda_massacre1_1994

Kırım çok kanlı boyutlara ulaşınca, dönemin Demokrat ABD Başkanı Bill Clinton‘a danışmanları bilgi verdiğinde, Mr. Clinton’ın yanıtı iibretlik olmuştur :

Well, CNN henüz haber yapmadı ??

Yüreği insan sevgisi ile dolu yetkin ozan (şair) sevgili Hüseyin Haydar,
derin bir duygudaşlık (hemhal olma, “birbirini yaşama” empati, diğerkâmlık, diğergamlık) duygusu içinde aşağıdaki dizeleri kağıda dökerek gönüllerimize yollamıştır.

Emperyalizmin kanlı uşaklarını ve oyunlarını bütün nefretimizle kınıyoruz.
Mazlum Ruanda halkının ölçüsüz acısını paylaşıyor ve dayanışmamızı sunuyoruz.

Benzer iğrenç oyunların ülkemizde ve dünyanun herhangi bir yerinde yinelenmemesi için çooook uyanık olmaçağrısı yapıyoruz…

  • Hele hele ülkemizde etnik ya da dinsel inanç ayrımı temelinde yeni Sivas, Çorum, Maraş, Gazi…. Kerbela’larının yaşanmasına asla izin vermemeliyiz.
    Bizzat siyasal iktidarların kışkırtmalarından çook sakınmalıyız..

Yüreğine sağlık sevgili Hüseyin Haydar.. İnsan duyarlığını hürmetle selamlarız!

Sevgi ve saygı ile.
8 Nisan 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==============================================

Hüseyin Haydar şiiri..

portresi2

divider_cizgi

Ruanda Ruanda / Ağır Devir

Nyimbo tarladan yorgun döndüğünde,
Şarkı söyleyen çiçekli kız Nyimbo,
Erkeğini rüyasında görüp saçlarını çözmüş,
Zülfüne el değmemiş bin tepenin gülü. 

Nyimbo danstan baygın düştüğünde
Irmak yatağında şırıldayan Nyimbo,
Nisan güneşi altıncı günü gösteriyordu tam.
Tanrı dinlenmek için Ruanda’ya gelmişti,
Nyimbo, ulu damadı karşılamaya gitti. 

Kutsal ruh Nyimbo’ya çeyiz getirmişti,
Nyimbo tarladan yorgun döndüğü günde,
Zülfüne el değmemiş bin tepenin gülü;
Uzun boynu öpülmek istiyordu, çikolata kokulu. 

Hediye sandığından çelik palalar çıktı,
Rabbin armağanı baltalar, oraklar, satırlar,
Düşünün, bu aletler mısır kırmak için mi?
Nyimbo tütsü yaktı, Ave Maria’yı okudu son.
Yüz gün yüz gece sürecekti düğün. 

Ruanda’nın göğsünde fildişi haç koptu,
Koruyamadı Nyimbo’nun boynunu…
Yer bahar güneşinin ateşiyle yarı sarhoştu.
Sekiz yüz bin kurban kesildi, kızlı erkekli,
Tam sekiz yüz bin kurban analı babalı…
Kan yürüdü taş oluktan mesih borsalarına. 

Nyimbo’nun adıdır; Madelaine, Ayşa, Maria,
St Germain’de oturan kızkardeşler say ki,
İsa adına acı çekenler, ona nasıl kıydınız?
Ey Paris, caniyi başüstünde tutuyorsun hâlâ. 

Palanın sapından Papa Paulus tutmuştu,
Kanlı palanın sapından Kofi Annan tutmuştu,
Palanın sapından Mitterrant tutmuştu…
Pala bir Hutu erkeğinin eline 
tutuşturulmuştu. 

Gördük Griouette’un insan sakadatlarını,
Organların nasıl sergilendiğini ulusal müzede.
Sallanır durur Nyimbo’nun boncuklu kolları,
Tepesinde Rüzgargülü’nün döndüğü
Eyfel’in çengelinde sallanır durur bugün de. 

Paris’in esrik başı önüne düştüğünde,
Duyulur kesik kesik, Nyimbo’nun incecik sesi,
İncecik yağar Paris’in nisan yağmuru da:
Ruanda Ruanda… Ruanda Ruanda… 

divider_yesil_fiyonk

Not  : 6 Nisan 1994 günü Ruanda’da Batı’nın tezgahladığı büyük soykırım başladı. Fransa ve ABD’nin ülkedeki etnik kışkırtmasıyla 100 günde 800.000’i aşkın insan katledildi. Dünyanın bu en acımasız katliamına Birleşmiş Milletler (BM)
sessiz kaldı.
Griouette: Fransız Gladyosu, (Rüzgargülü).