Dershaneler, Başbakan ve asıl amaç!

GÖRÜŞ
HİLMİ TAŞKIN
Eğitimci-yazar
19 Eylül 2012

Dershaneler, Başbakan ve asıl amaç!

Başbakan, bir süredir “dershaneleri kapatacağız” diyor. Pek çok kez bu sözleri kamuoyu ile paylaştı.
Başbakan, “dershaneleri kapatacağız” derken, başka bir söz daha etti. Dedi ki, “özel okul açın,
biz de sizden hizmet satın alalım..”

Şimdi bu sözlerin arka planında yatan amaçlar üzerinde duralım.

“Hizmet satın almak” düşüncesi özelleştirmeye yönelik bir işarettir. Başbakan, eğitim sisteminin giderek daha çok özelleştirilmesinden yana olduğunu itiraf etmektedir.

Bu da gösteriyor ki, önümüzdeki süreçte eğitim alanındaki özelleştirmeler hız kazanacaktır.
Bir yandan yeni özel okulların açılması teşvik edilecek, öte yandan da devlet okullarının
özel sektöre satışı gündeme getirilecektir.

Böylece devlet, eğitimin maliyetinden kurtulmak istemektedir.

“Dershaneleri kapatacağız” açıklaması, ilk bakışta pek çok yurttaş için kulağa hoş gelebilir.
Eğitim sistemini dershanelere gereksinim kalmayacak biçimde yapılandırmadan atılacak böyle bir adım,
pek çok yeni sorun doğuracaktır.

Kayıt dışı bir sektörün yolu açılacaktır.

Ancak Başbakanın açıklamaları dikkatlice irdelendiğinde, ortaya başka hedeflerin varlığı da çıkmaktadır.
Şu an ülkemizde dershane sektöründe en güçlü olan kim?

Kamuoyunda “Cemaat dershaneleri” olarak bilinen dershanelerdir. “Cemaat”, yalnzıca
çok sayıda dershaneye sahip değil. Aynı zamanda bu alanda pek çok yayına da sahip.
Yani dershane sektörünün en çok kazananı “Cemaat”tir.

“Cemaat”, bu yolla çok kolay biçimde halka da ulaşabilmektedir.

O halde, dershanelerin kapatılmasından en çok zarar görecek olan da “Cemaat”tir.
Başbakan, bu zararı neden versin ki?
Bu bindiği dalı kesmek olmaz mı? O zaman bu açıklamaların asıl amacına görebilmek gerekiyor.
Nedir o amaç?

Bu açıklamalarda aslında iki amaç vardır. 1. amaç, 2014’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde

“Cemaati”n desteğini almaktır.

Malum, “Cemaat” şu an için mevcut Cumhurbaşkanına daha yakın durmaktadır.

Başbakan, o desteği kendine çevirebilmek için, “dershaneleri kapatacağız” açıklamasında bulunmuştur.
Desteği alırsa sorun yok.

Alamaz ise kapatmak için adımlar atarak zorlamalar yapabilir. Bir uzlaşma arayabilir.
Bu uzlaşı arayışlarına yönelik de açıklamalarda bulunmuştur. O uzlaşı da desteğe bağlı 2. amaçtır.

Ne dedi Başbakan? “Özel okul açın, sizden hizmet satın alalım.”

Şu an pek çok ilde zaten “Cemaat”in okulları var ve en kolay okullaşabilecek olan da “Cemaat”tir.
Öbür dershanelerin pek çoğunun özel okula dönüşemeyeceği bir gerçektir.

İşin püf noktası da burada yatmaktadır.

O halde Başbakan kimden hizmet satın alacaktır?

Elbette ki “Cemaat”e bağlı özel okullardan…

Hatta Başbakan, öğrenci başına devletin ödeyeceği rakamı bile telaffuz etti.

O halde Başbakanın dershaneler konusundaki sözlerinden şunu anlamak gerekiyor :

‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde desteğinizi bana verin. Ben de sizin okullarınızdan eğitim hizmeti alayım.’
‘Bu yolla size kaynak aktarayım.’

Elbette kaynağı cebinden aktaracak değil ya, devlet bütçesinden aktaracak!

Bu durumu eleştirecek olanlara da yanıt hazır olacak.
‘Siz de okul açın, sizden de hizmet satın alalım.’

Ya aksi olursa ne olacak?
O zaman, söylediği sözün arkasında duracak adımları atmayı planlayacaktır.
Bunu da kamuoyuna, 4+4+4 yasasında olduğu gibi ‘reform’ adı altında sunacaktır.

Şimdi kamuoyu merakla bekliyor. “Cemaat” uzatılan eli tutacak mı? Yoksa elinin tersi ile itecek mi?
Görüntü bir pazarlığın ve uzlaşma arayışının varlığına işaret ediyor.

Bu satranç hamlelerini bizlerde izlemeye devam edeceğiz.

4+4+4 için CHP’ye Çağrı

4+4+4 için CHP’ye Çağrı

HİLMİ TAŞKIN
Em. Öğretmen
http://www.facebook.com/hilmi.taskin.3, 16.9.12

Ülkemizin geleceğini etkileyecek olan 4+4+4 yasası, yarın fiilen uygulanmaya başlanacak.

5. ve 9. sınıflar seçmeli dersler ile “dindar gençlik” yetiştirmenin ilk örneklerini verecekler.

İleride her okulda seçmeli derslerin doğal sonucu olarak türbanlı kızlar ve mescitler olacak.

Kamuoyu daha çok 1. sınıfa başlayacak olan 60-72 ay arasındaki çocukları konuştu.

Laik, çağdaş ve bilimsel eğitim karşıtı adımlardan çok da söz edilmedi.

Öğretim Birliği Yasası’nın delinmesinden de yeterince söz edilmedi.
Anayasamızın 174. maddesinden de…

Bu yasaya destek veren tüm vekiller Anayasa suçu işlemişlerdir.

Bu yasayı savunan AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı konumuna bir kez daha gelmiştir.

12 Eylül referandumu ile yargı denetim altına alındığı için adımlar daha rahat atılmaktadır.

Ders müfredatlarında yapılan değişiklik de bu adımlardan sonuncusudur.

Eğitimdeki tüm bu karşı devrimci adımlara karşı, cumhuriyeti kuran partinin,
yani CHP’nin özel bir sorumluluğu olmalıdır.

CHP, daha önce yaptığı gibi, en yakın zamanda bir grup toplantısını halka açık olarak
Tandoğan’da yapmalı ve eğitim sistemimizde atılan karşı devrimci adımlara karşı tepkisini ortaya koymalıdır.

TBMM’de yapılan basın toplantıları veya genel kurul konuşmaları ile mücadele yeterli olmamaktadır.

Dile getirmiş olduğum bu istem, grup üyeleri tarafından tanıdıkları CHP’li yöneticilere iletilmeli ve CHP mücadeleye davet edilmelidir.

Silkinip uyanmalı, halkımızı da uykudan uyarmalıdır…

Yarın çok geç olacaktır.

======================================================
Dostlar,

ADD Giresun şubesi kurucusu, yıllarca emektarı Cumhuriyet öğretmeni,
emeklisi olur mu bilmem, kağıt üstünde emekli dostumuz Hilmi Taşkın beyefendinin bie e-ileti olarak yolladığı çağrısını sizlerle paylaşmak istedik.

Teşekkür ederiz değerli Taşkın..

Deneyimli eğitimci Taşkın’ın yazılarını

http://www.facebook.com/hilmi.taskin.3 adresinde izlemeli..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 16.9.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net