Barajların doluluk oranı alarm veriyor, kuraklık kapıda!

Son 44 yılın en kötü tablosu         :

Barajların doluluk oranı alarm veriyor, kuraklık kapıda!

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)
Yağış miktarının beklenenin altında olması nedeniyle yurt genelinde barajların doluluk oranlarında düşüş yaşanıyor. İSKİ verilerine göre İstanbul’daki 10 barajın doluluk oranı % 65 düzeyindeyken, bu rakam Ankara’da %20, İzmir’de ise %34 olarak verilere yansıyor. Kuraklık Doğu’yu da vuruyor. Keban Barajı’nda doluluk oranı % 30’a dek indi.

[Haber görseli]

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, kuraklık tehlikesini kapımıza kadar getirdi. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bir ay önce 2017 yılının son 44 yılın en kurak yılı olduğunu söyledi. Türkiye genelinde sulama, enerji ve içme suyu ihtiyacını karşılayan birçok barajın doluluk oranlarında ise hızla düşüş yaşanıyor.

Gazete Habertürk’ten Caner Aktan’ın haberine göre İstanbul’a su sağlayan Ömerli, Terkos, Darlık, Büyükçekmece, Alibey, Istrancalar, Sazlıdere, Kazandere, Elmalı ve Pabuçdere barajlarındaki toplam doluluk oranı % 65’e kadar düştü.

ANKARA’DA 2 BARAJ KENTE SU VEREMİYOR

Ankara’da bulunan 7 barajın doluluk oranında da ciddi oranda düşüş yaşandı. Çamlıdere Barajı %18, Eğrekkaya Barajı % 23, Kurtboğazı Barajı %50, Kavşakkaya Barajı %17, Akyar Barajı %14, Çubuk-2 Barajı %30, Elmadağ Kargalı Barajı %11 düzeylerine dek geriledi. 7 barajın genel doluluk oranı ise %20 oranına değin indi.

Bu oranlarla başkent Ankara da son yılların en kurak mevsimini yaşıyor. Elmadağ Kargalı Barajı’nda su tümden tükenme noktasına geldi. Elmadağ Kargalı ve Akyar barajları su verme düzeylerinin altına düşmesi nedeniyle bu barajlardan Ankara’ya su verilemiyor. ASKİ Barajlar Daire Başkanlığı yetkililerinden yapılan açıklamaya göre ise barajlardaki varolan su Ankara’nın 1 yıllık gereksinimini karşılamaya yetiyor.

DOĞU’DA TARIMSAL KURAKLIK TEHDİDİ

Elazığ, Malatya, Tunceli ve Bingöl’deki barajlarda da yeterli yağışın olmaması nedeniyle düşüş yaşandı. Özellikle Keban Barajı’ndaki düşüş dikkat çekti. Keban Barajı’nın doluluk oranı %54’ten %30 düzeyine dek geriledi. Barajda 4 milyar 100 milyon metreküp su kaldı.

GÜNEY’DE DE DURUM ÖTEKİLERDEN FARKSIZ

Kahramanmaraş’taki Ayvalı Barajı %8, Adatepe Barajı % 33, Kandil Barajı %35, Menzelet Barajı ise %43 düzeyine geriledi. Adıyaman ve Şanlıurfa arasında bulunan Türkiye’nin en büyük barajı olan Atatürk Barajı’ndaki su miktarında da düşüş var. Geçen yıl ocak ayında %90 doluluk oranına erişen Atatürk Barajı, 2018 Ocak ayında %70 oranına gerilemiş durumda. Türkiye’nin ve bölgenin en büyük tarımsal sulama kaynağını oluşturan Atatürk Barajı’ndaki düşüş, tarımsal faaliyetleri de tehdit ediyor.

YUVACIK %28’E İNDİ

Kocaeli’nde bulunan ve aynı zamanda Sakarya’nın da içme suyu gereksinimini karşılayan Yuvacık Barajı’nda ise doluluk oranı %28’e düştü. 51 milyon metreküp kapasiteli Yuvacık Barajı’nın su kapasitesi 14 milyon 270 bin metreküpe geriledi.

TÜRKİYE’NİN KURAKLIK HARİTASI

Yurt genelinde yaşanan kuraklığın şiddeti, Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından Ocak 2018’de bir harita ile paylaşıldı.

‘ŞUBAT VE MART TELAFİ EDEBİLİR’

Meteoroloji uzmanı Orhan Şen, Türkiye’de belirgin bir kuraklık yaşandığını ifade ederek şubat ve mart aylarının bu durumu telafi edebileceğini söyledi. Şen şu öngörüde bulundu: “Şu ana kadar yağması gereken yağışlar olmadı. Dolayısıyla belirgin bir kuraklık söz konusu. Bu hafta perşembe gününe dek herhangi bir yağış görünmüyor. Cuma gününden başlayarak yağışlar ülkemize batıdan girecek. Cuma günü sıcaklıklar 4-5 derece düşecek. Hafta sonu ise sıcaklıklar mevsim normallerinin de altında seyredebilir. Hafta sonu tüm Türkiye’de yağış bekleniyor. Ancak kar beklentimiz yok. Önümüzde şubat ve mart var. Bu aylar kuraklığı telafi edebilir.”

‘2. AŞAMAYI YAŞIYORUZ’

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye’de hem meteorolojik hem de hidrolojik kuraklık (baraj kuraklığı) olduğunu belirterek, “İstanbul’da bu iki aşama daha çok hissedilir durumda. Bir sonraki aşama tarımsal kuraklık, son aşama ise sosyo-ekonomik kuraklık. Biz şu an ilk 2 aşamayı yaşıyoruz. Şayet yağışlar mevsim normallerinin altında devam ederse bahar aylarında tarımsal kuraklık yaşayabiliriz. Yaz aylarında ise sosyo-ekonomik kuraklık kaçınılmaz olur.” dedi.

İklim Uzmanı Prof. Dr. Ümit Erdem kuraklığın önlenebilmesi için yeşilin korunması gerektiğini söyledi. Erdem,

  • “İklim değişikliği tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de doğrudan etkiliyor.
  • Ülkemizde yaşanan seller ve taşkınlar bu değişikliğin en belirgin örneklerindendir.
  • Yeşil varsa su da vardır, yoksa kuraklık gelir.
  • Biz yeşili korumak yerine başka işlerle uğraşıyoruz.
  • Yapmamız gereken en acil iş yeşili artırmaktır.
  • Baraj kurmak yerine ağaçlarımızı korursak daha etkili sonuçlar elde edilir. Her baraj yeni bir ekolojik sistem yaratıyor. Bu durum diğer ekosistemlere zarar veriyor.” dedi.Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Abdullah Kahraman, “Sadece barajlar değil yeraltı su kaynaklarında da sıkıntı yaşanabilir” diye konuştu.

‘ÇİFTÇİ STRESE GİRDİ’

Diyarbakır Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu da yağışların az olmasının çiftçilere stres yaşattığını ifade etti. İskenderoğlu, “Bunun ötesinde barajlarımız da boş durumda. Bazı bölgelere yağmur hiç yağmadığı için tohum olduğu gibi arazide kaldı. Yeşermediği için bitki yok. Önümüzdeki aylarda zararı kestiremeyebiliriz ama bu ciddi bir sorun ortaya çıkaracaktır” değerlendirmesinde bulundu. (Cumhuriyet, 9.1.18)
==================================================

Dostlar,

Haydi bakalım ”çevreci iktidar”!
Erdoğan kendilerini çevreci ilan ediyor.. Hem de herkesten çok.. Asıl çevreci, öz çevreci…
Kentler beton yığınlarına döndürüldü.. Hem de çoooooooooook yüksek binalarla…
Gerekçesi ”kentsel dönüşüm” oldu, öyle sunuldu. Gerçekte yağmalanan kent rantları idi.
Suret-i haktanlık bu olsa geek, Erdoğan ”4 kat geçilmeye!” buyurdu. Olanaksızdı, ilgili Bakan ertesi gün gidip ricacı olunca 4+1’e izin verdi TEK ADAM.. Çooook geç değil mi??

Hemen her şeyi özelleştiren iktidar, ”her ne hikmetse” TOKİ‘yi kamu kurumu olarak elde tutuyor. Sosyal konut ile başlayan TOKİ lüks konutlara geçti.. 1 milyona yakın konut fazlası yarattı. Ama yeterince öğrenci yurdumuz hala yok.. İnşaat sürükleyici sektör olarak kullanıldı, kullanılıyor.. Ama gerçek ve orta – uzu erimli bedeli çok ağır..

  • Şakası bir yana, her- kes su konusunda OLAĞANÜSTÜ SORUMLU – TASARRUFLU davranmak zorunda!
  • Her gün duş, her gün gömlek değiştirme, bahçe sulama, otomobil yıkama.. Hem de arıtılmış kent suyu ile öyle mi?? Yapabilecek misiniz?? Sürdürülebilir mi bu hovardalık??
  • Nüfusu azaltın kardeşim, nüfusu.. HER AİLEYE 1 ÇOCUK.. başka yolu yok!Bir de, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu yakın geçmişte bu su sorunu nedeniyle hiçbir kaygıya yer olmadığını, iktidarlarının A, B, C,…. planları olduğunu açıklamıştı. İstanbul’un 2030’ların ortalarına dek su sorunun çözümlendiğini… açıklamıştı kamuoyuna.. Bunları görmenin zamanı geldi korkarız..

Belki de Erdoğan, açık ara ile en çok yurt dışı gezi yapan ”kurtarıcımız” olarak bundan böyle ‘‘su ithali” ile bu derdimize de deva bulur!?

Sevgi ve saygı ile. 09 Ocak 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Dünya İklim Zirve Konferansı ve Türkiye

Dünya İklim Zirve Konferansı ve Türkiye

Hakkı Keskin

Prof. Hakkı Keskin
hakki@keskin.de

AYDINLIK, 04 Aralık 2015, 10:59

150 devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla, Paris’te 11 gün sürecek olan Birleşmiş Milletler “Küresel Isınma ve Hava Kirliliği Konferansı” yapılıyor. Amaç küresel ısınmayı olası kısa sürede 2 derece ile sınırlandırmak. Küresel ısınma, son yılların temposuyla devam ederse;

– yüzyıl sonunda bunun 5 dereceye çıkabileceği,
– eriyen buzulların bazı kıyı ve ada ülkelerini sualtında bırakacağı,
– Dünya’nın kimi bölgelerinde aşırı kuraklığın orman yangınlarına ve çölleşmeye yol açarken
– kimi bölgelerinde de sel felaketlerine neden olacağı,

bilimsel araştırmalarla ortaya konuyor.

Son yıllarda bu felaketlerin birçok ülkede zaman, zaman yaşanmakta olduğu da görülmektedir.

Küresel ısınmaya ve hava kirliliğine, sera gazı etkisi yaratan fosil yakıt (kömür, petrol, doğalgaz, bor) kullanımının neden olduğu biliniyor. Fosil yakıtların ise, Dünya enerji kullanımının %90’ların üstünde olduğu belirtiliyor. Özellikle ABD, Çin, Hindistan ve Rusya’nın, küresel ısınmada çok büyük paylarının olduğu, her yıl yapılmakta olan Küresel İklim Zirve Toplantılarında, son olarak da Kopenhag’da, bu ülkelerin uzlaşmaz tavırlarının anlaşmayı engellediği söyleniyor.

Kömürün, evlerin ısıtılmasında kullanıldığı yıllarda, şehirlerin bir kara bulutun altında kaldığını, ben 1979’da bulunduğum Ankara’dan biliyorum. Çankaya’dan çektiğim fotoğraflarda, kent görülemez durumdaydı. Benzer durumu şimdi çok daha büyük ölçüde Pekin yaşıyor. O kadar ki, sağlığa büyük tehdit oluşturan kömür ve araba egsoz dumanına (smokuna) karşı insanlar maske takarak dışarıda bulunabiliyor! Hatta bu nedenle bazen okullar tatil ediliyor. Sağlığa zarar veren bu koşulları birçok ülke insanı, özellikle kış aylarında yaşamak zorunda kalıyor.
 

KURTULUŞ YENİLENEBİLİR ENERJİ KULLANIMINDA

Küresel ısınmanın sınırlandırılabilmesi ve hava kirliliğinin azaltılmasının sağlanabilmesi için, çözümün yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasında olduğu kanıtlanmış bulunuyor.
Yenilenebilir enerji kaynaklarını;
 
– güneş,
– rüzgar,
– deniz dalgası,
– jeotermaller (yeraltı suları) ve
– hidrolik enerjiler (nehirler) oluşturuyor.

Özellikle güneş, rüzgar ve dalga enerji kaynakları, tükenme riski olmayan, iklimsel ısınmaya, hava kirliliğine yol açmayan ve dışa bağımlılığı gerektirmeyen, tükenmez ve temiz enerji kaynaklarıdır.

Bu nedenle özellikle birçok Avrupa ülkesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasına büyük önem vermektedir. Japonya-Fukuşima’da yaşanan büyük nükleer felaketten hemen sonra, enerjisinin %15’inden çoğunu nükleer enerjiden sağlayan

Almanya, 2020 yılına değin çalışmakta olan
tüm atom santrallerini (8 adet) kapatacağını

ve enerji açığını yenilenebilir enerjiden sağlayacağına karar verdi.

Şu anda Almanya kullandığı enerjinin üçte birini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamaktadır. Enerji politikasındaki bu yeni yaklaşım, hızla kabul görmekte ve yayılmaktadır.

Türkiye enerji bakımından dışa çok büyük oranda bağımlı bir ülkedir, özellikle de Rusya’ya.

Türkiye hızla, çok zengin olduğu yenilenebilir enerji kaynaklarını, güneşi, rüzgarı ve jeotermal kaynaklarını kullanarak, dışa bağımlılığını çok kısa zamanda en aza indirebilir.
Türkiye 2013 yılında ithal ettiği enerji için 55,9 milyar Dolar ödedi. Türkiye ithalatının %22,2’ sini bu sektör oluşturuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının olası büyük ölçüde devreye girmesiyle, ekonominin en büyük sorunu olan dış ticaret açığı da, neredeyse tümden kapatılmış olacaktır. AKP günümüze değin, alternatif (AS: seçenek) enerji kaynaklarına gereken önemi vermemiştir. Bu yanlış politikadan ivedi olarak dönülmelidir.
 

TÜRKİYE’DE DOĞAYI KORUMA BİLİNCİ YOK DÜZEYDE

Aday ülke olduğumuz AB ülkelerinin çoğunda, doğayı ve çevreyi korumak, 30 yılı aşkın bir süredir, en önemli ve öncelikli politikadır. Bu amaçla kurulmuş, parlamentolara girmiş ve zaman, zaman da hükümet ortağı olmuş siyasal partiler bulunmaktadır (AS: Yeşiller Partisi gibi). Bu partilerin zorlaması sonucu, öbür partilerde çevre ve doğayı koruma konusunda daha duyarlı konuma gelmişlerdir.

On yıllardır Batı Avrupa ülkelerinde çöpler ayırt edilerek farklı çöp kutularına atılmaktadır. Kağıt, karton, cam. şişe gibi atıklar ayrı ayrı bidonlara atılmaktadır. Türkiye’de bulunduğum sürede biriktirdiğim gazeteleri, alışkanlığım nedeniyle çöp kutusuna atamıyorum. Biriktirdiğim onlarca gazete atığının, kaç ağaçtan oluştuğunu düşünerek, büyük bir vicdan azabı duyuyorum. Gazeteleri iple bağlayıp, çöp kutusunun yanına bırakarak, onların en büyük çevreci olarak gördüğüm toplayıcılar tarafından alınmasını umuyorum.

Türkiye’de kentler ivedi olarak hiç olmazsa karton, kağıt, cam şişelerin ve mutfak çöpünün ayrı ayrı bidonlara konmasını, toplanmasını ve bunların değerlendirileceği geri-dönüşüm (recycling) işlemi görmelerini, artık ivedi olarak gündemlerine almalıdırlar.

Plastik şişede su ve içecek satın alırken, satın alınan içeceğin değerinin yarısı kadarı da şişe için ödenmekte, boşalan şişe, geri-dönüşümlü kullanılabilmesi için, marketlerde bulunan otomatlara atılarak ezilmekte ve otomata attığınız plastik şişe karşılığı olarak parası geri ödenmektedir. Böylece çevre düşmanı bu atıkların, yol kenarlarına ve hatta araba camı açılarak dışarı atılması engellenebilecektir. Marketlerden istendiği kadar bedava alınan poşetlerde yine büyük bir sorun oluşturmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde marketlerde poşetler büyüklüğüne göre parayla satılmaktadır.

Türkiye çevreyi ve doğayı korumak için bu güzel örnekleri artık daha çok gecikmeden uygulamaya koymalıdır. Bu konudaki vurdumduymazlığı anlamak gerçekten olası değildir.

====================================

Evet dostlar,

“Dünya İklim Zirve Konferansı” (COP21) nı önemsiyoruz. Bu bağlamda sitemize birkaç yazı koyduk. Toplantı 11 Aralık 2015’te bitecek, dileriz kapsamlı bir uzlaşma çıksın ve alınan ortak kararları küresel toplum olarak paylaşıp destekleyelim. Dünya artık bunca nüfusu ve yüklenmeyi kaldıramıyor.. Kimi uzmanlara göre, böyle giderse Gezegenimizde ancak yüz yıl dolayında yaşam umudumuz var! Ünlü İngiliz Fizikçi Prof. Stephan Hawking‘e göre ise böyle gider ve uzayada yeni koloniler edinemezsek uygarlığın en çok bin yıl önrü vardır..

160 yıl kadar önce Kızılderili Reis, topraklarını satın almak isteyen Beyaz adama ne güzel ders vermişti:

Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı;
o, çocuklarımıza koruyarak aktarma borcumuz olan bir emanettir..

*****

Anayasa’nın 56. maddesi çok açıktır :VIII. Sağlık, çevre ve konut

A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması

Madde 56 – Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek
Devletin ve vatandaşların ödevidir…

*****
Maddenin ilk paragrafında “çevre” sözcüğü başlıklarla birlikte 6 kez geçmekte ve
çevreyi geliştirme
– çevre sağlığını koruma
çevre kirlenmesini önleme

Devlete ve vatandaşa ORTAK ödev olarak verilmektedir…Devlet de yurttaşlar da anayasal hak ve yetkilerini kullanarak ödevlerini ortaklaşa yerine getirlemelidir. Türkiye’de bu kültür ve disiplini hızla yaşama geçirmek zorundayız. Daha fazlası için, AÜTF (Halk Sağlığı Anabilim Dalı) Dönem 2’de verdiğimiz “Çevre ve İnsan Sağlığı” başlıklı ders yansılarımıza (111 yansı) bakabilirler.

http://ahmetsaltik.net/2014/11/21/cevre-ve-insan-sagligi-environment-and-human-health/

Önceki Orman Bakanlarından Sayın Osman Pepe’nin 11 yıl önce verdiği feryat gibi demeç nasıl unutulabilir?? (yansı 88 ve 89)

  • Ülkenin güzelliklerine işbirliğiyle sahip çıkılmalı.
    Kentsel yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının dağılımını gösteren kent çevre planlamasına gereken önem verilmiyor.
    Herkes istediği yere istediği şeyi yapabileceğini düşünüyorsa, yalnızca düşünmekle kalmıyor bunu da yapıyorsa,
    – yarın kalkınmış 
    büyük Türkiye’nin insanının karnını doyurabilecek tarım arazileri sanayi yayılmasıyla karşı karşıya kalıyorsa,
    – yeraltı suları çekiliyorsa..
    – 
    Trakya’da bundan 15 yıl önce yeraltı suları 150 m’de iken bugün 400-450 m’ye inmiş.
    Bu ne demek biliyor musunuz? Ülke elden çıkıyor demektir, ülke çölleşiyor.
    – Cennet gibi bir ülke yaşanmaz duruma getiriliyor.
    – Bütün bunların önüne geçebilmek için çevre yatırımlarına ağırlık vermek gerekiyor.

    Nüfus artış hızını mutlaka frenlemek ve çevreye saygılı tasarruflu yaşama mahkumuz!
    HER AİLEYE 1 ÇOCUK; BAŞKA YOLU YOK!

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK
    Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
    AÜTF Halk Sağlığı AbD

    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ !!


ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ !!

“Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için
lazım gelen şey, 
kendisi için değil, kendisinden sonra
gelecekler için çalışmasıdır.”
Mustafa Kemal ATATÜRK

 Çevreci karga…

İnsanın yapamadığını, İzmir Kültür Park’ta yaşayan karga yaptı! 
(17.6.2015-DHA)

 *****

portresi

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
İstanbul Üniv. Cerrahpaşa Tıp Fak.

Değerli arkadaşlar,

Güzel ülkemizde ve dünyamızda; küresel sermaye ve AB-D emperyalizminin çıkarları yüzünden oluşan çevre kirlilikleri nedeniyle sağlıklı ve mutlu yaşamımız giderek tehlikeye düşmektedir. Bizden sonraki kuşaklara da daha riskli ve kirli bir dünya bırakmamız söz konusu. Pek çok gelişmiş ülkede toplum, yaşanan çevre felaketlerine karşı hem siyasal hem de sivil toplumsal örgütleri ile gereken tepkilerini çok güzel ortaya koymaktadır. Ne yazık ki güzel ülkemizde siyasal yaşam kısırlaştı ve yalnızca dinsel siyasete veya etnik kimliğe dayalı duruma geldi. Çağdaş demokrasilerde olduğu gibi ülkemizde yaşanan çevre kirliliğine ve halk sağlığına karşı duyarlı bir siyaset ve siyasal güç söz konusu değil.

Oysa dünyamızda ve güzel ülkemizde her yıl yinelenen ve yıllardır süren çevre sorunlarımızı dile getirmemiz ve hep birlikte çözümler aramamız gerekir. Örneğin :

  • ÇEVRE ALARMI SANAYİYİ DURDURDU. Şili’nin başkenti Santiago’da yaşanan olağanüstü hava koşulları gerekçesiyle çevresel acil durum ilan edildi. 900 fabrikada üretim 24 saat süreyle askıya alındı. (23.5.2015-Milliyet).
  • KALİFORNİYA CAYIR CAYIR. ABD’nin Kaliforniya eyaleti cehenneme döndü. Denetim altına alınamayan 21 yangın, toplam 542.280 m2’lik alana yayılmış durumda. Şu ana dek ancak %12’si denetim altına alınabilmiş (5.8.2015-Cumhuriyet). Umarım, en kısa sürede gereken hazırlıklar yapılır ve güzel ülkemizde de bu felaketi yaşamayız.
  • HORTUM-YILDIRIM-SEL. Garip bir yaz mevsimi yaşıyoruz. İzmir’de 2 hortum, Bodrum Kadıfekale plajı açığına düşen yıldırım ve Bartın’da 1 saatte m2 ye düşen 27 kg yağış ile pek çok ev ve işyeri su altında kaldı (20.6.2015-Sözcü).
  • PAKİSTAN’da AŞIRI SICAKLARDAN ÖLENLERİN SAYISI 700’e ÇIKTI. Pakistan’da 45o yi bulan hava sıcaklıkları nedeniyle can yitimi 700’e ulaştı. Ülkede acil durum ilan edilirken, sıcaktan etkilenenler için acil yardım merkezlerinin açılacağı belirtildi (24.6.2015-Milliyet).
  • AŞIRI SICAKLARIN SUÇLUSU DEV GÖKDELENLER. Giderek gökdelen adasına dönen İstanbul’da bunaltıcı sıcakların suçlusu bulundu. Gökdelenlerin rüzgarı engellediğini belirten uzmanlar, dev binaların cam kaplamalarının da Güneş ışıklarını yansıtarak ısıyı daha fazla artırdığına dikkat çekiyor (10.7.2015-Milliyet).
  • KURBAĞALIDERE’de KOKU DAYANILMAZ, 50 MİLYONLUK FOKURTU !
    Yıllardır ıslah edilmeyen Kurbağalıdere’den sıcakların etkisiyle daha keskin bir koku ve renkli kabarcıklar çıkıyor. 3 yıl önce 50 milyona ihale edilen ıslah projesi bekliyor. Bakteri yuvası dere için Kadıköy halkı sokaklara dökülüyor (30.7.2015-Milliyet).
  • ISTRANCA ORMANLARINA HANÇER. Kırklareli, Demirköy İlçesi ve Balaban köyleri arasındaki Istıranca ormanlarında kalan 2.831 hektarlık alanda, 91 adet bakır arama sondajı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığından izin çıktı (2.7.2015-Cumhuriyet).
  • KATLİAMA KARŞI NÖBET. Artvin Cerattepe dünyanın 100 doğal ormanından birine sahip. Burada maden çıkarılmasına Yargıtay izin vermedi. Ama Doğa harikası yaylaya teleferik kurmak için şirkete onay çıkınca, Artvinliler ayağa kalktı, yolu kapatıp iş makinelerini durdurdu (30.06.2015-Sözcü).
  • TOPRAĞIMIZI YİTİRİYORUZ. Türkiye son 10 yılda tarım alanlarından %10’unu yitirdi. Buna göre 650.000 hektara yakın arazi imara, turizme ve sanayileşmeye kurban gitti (5.7.2015-Sözcü).
  • YEŞİL YOL KARADENİZ’i İKİYE BÖLDÜ. Samsun’dan Artvin’e kadar 8 ildeki 40 yaylayı karayoluyla birbirine bağlayacak Yeşil Yol Projesi tartışmaları bitmiyor. Çevreciler projenin ekosistemi yok edecek çevre felaketi olduğunu söylüyor. Projeye destek çıkanlar ise “Turizmi baltalamaya kimsenin hakkı yok.” diyor (15.7.2015-Milliyet).
  • ARAP TURİST GÖZÜNÜ KARADENİZ YAYLALARINA DİKTİ. Ordu’ya 50 milyon $ yatıran Araplar, yaylalara göz dikti. Çambaşı ve Aybastı Perşembe yaylasına tatil köyü yapmak istiyorlar. Geçen yıl kenti 15.000 Arap turistin ziyaret ettiği, 8.000’nin kentte konakladığı belirlendi (1.7.2015-Cumhuriyet).
  • TRAFİKTE BÜYÜK TEHLİKE: DİKKAT! ‘YANICI’ ARAÇLAR YOLLARDA.
    Fırsatçılar, otel ve restoranlardan topladıkları yemek yağlarını “beyaz ruh” ile karıştırıp yakıt üretti. Çok çabuk yangına neden olan yakıtın, Esenler otogarından otobüs ve minibüslere dağıtıldığı ortaya çıktı. (9.7.2015-Milliyet).
  • KÖPEK ETİ FESTİVALİ, İSYANA KARŞIN BAŞLADI. Çin’de 10.000 köpeğin etleri için katledileceği festival, dünyadan gelen tepki seline kulak tıkayarak başladı. Çinli bir kadın, son anda parasını ödediği 100 köpeği kurtarmayı başardı (23.6.2015-Milliyet).
  • GELENEKSEL KATLİAM. Faroe adalarında “geleneksel” olarak düzenlenen avda 250 balina bir gün içinde katledildi (26.7.2015-Milliyet).
  • KATİL DİŞÇİ. Zimbabwe’nin en ünlü simalarından biri haline gelen ve insanlara gösterdiği yakınlıkla tanınan Cecil isimli aslanı, ABD’li dişçi Walter Palme, okla vurarak avlamış (29.7.2015-Milliyet).
  • BİRİ BU KADINI DURDURSUN. Güney Afrika’da avlanan aslan Cecil’in öldürülmesi uluslar arası kamuoyunun tepkisini çekerken, ABD’nin Idaho eyaletinden Sabrina Cogatelli de vurduğu zürafa ile anı fotoğrafı çektirdi (3.8.2015-Cumhuriyet).

*****

Değerli arkadaşlar,

Yukarıda sıralamaya çalıştığım, dünyada ve ülkemizdeki çevre felaketlerine karşı halkımızın, sizlerin, STK’ların, tüm yöneticilerimiz ve danışmanlarının umarım dikkatini çekebilirim ve de gereken önlemleri de zamanında ve hep birlikte alırız. Özellikle çevre kirliliği için alınması gereken önlemler ne denli gecikirse, olası çözümlerin de o denli zorlaştığı sonucunu, bilgilerinize sunmak isterim. Aksi halde dünyamızı ve onun en güzel ülkesinin doğal yaşam olanaklarını göz göre göre yitireceğiz.

Sevgi ve saygılarımla (12.08.2015)

NOT     : Güzel ülkemiz, iç ve dış güvenlik açısından oldukça kötü günler yaşıyor.
Her gün saygıdeğer canlarımızı yitiriyoruz. Bu terör kaosu sürerse ekonomik sıkıntılarımız da artacaktır. Yıllardır uyguladıkları projeler ile bizleri birbirimize düşman edenler ise
zil çalıp oynuyor. Bu tuzaktan en kısa sürede çıkmayı umut ediyorum
.

=================================

Dostlar,

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden meslektaşımız olan Sayın Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
çok canalıcı bir sorunu çarpıcı örneklerle dile getirmiş.. “Çevreci karga” motifi bir parça kurgu gibi dursa da, verilmek istenen iletiye dikkat çekmek açısından akıllıca olmuştur..

Hepimizin çoook ciddi sorumlulukları var bu bağlamda.

1. Önce GEREKSİZ VE AŞIRI NÜFUS ARTIŞINI KESİNKES DURDURMAK!
HER AİLEYE 1 ÇOCUK… BAŞKA YOLU YOK..

2. İkinci olarak, en üst düzeyde tasarruflu yaşamak.. Zerre israf yapmamak.

3. olarak, çevrenin sonlu olduğunu akıldan çıkarmamak ve gelecek kuşaklara karşı
mirasyedi savurganlığı değil emanetçi sorumluluğu

Dunya_bize_emanet

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; kent rantları için kafa yorduğu ölçüde,
çevre sağlığı güvenliği – geleceği açısından da ciddi emek harcamak zorunda!

Öyle ki, tam bir toplumsal seferberlik düzeyinde üstelik..

Sevgi ve saygı ile.
12 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Türkiye’nin en zengin 100 işadamı ve LANETLİ ÇEMBER Gelir Dağılımı..


Türkiye’nin en zengin 100 işadamı!

Forbes, en zengin 100 Türkü açıkladı.Listeye göre, bu yıl Türkiye’nin en zengin kişisi, geçen yılın üçüncüsü Hüsnü Özyeğin olurken, geçen yılın birincisi Mehmet Emin Karamehmet ikinciliğe geriledi.
En zengin 100 Türk’ün toplam serveti, geçen yıla oranla ortalama % 49,1 oranında azalarak 56 milyar 165 milyon dolar olarak gerçekleşti. Listedeki ilk on beş kişinin toplam serveti ise 20 milyar 150 milyon dolar oldu.Listede 46 kişinin sıralamadaki yeri yükselirken, 41 kişinin sıralamadaki yeri geriledi. Listede 6. sırada yer alan Ferit Şahenk yerini korudu. Listeye yeni girenlerin sayısı ise 12 kişi oldu.Sabancı Holdingden 12 kişi toplam 4 milyar 710 milyon dolar, Koç Holdingden 6 kişi toplam 2 milyar 795 milyon dolar, Doğan Holdingden toplam 6 kişi 1 milyar 680 milyon dolar, Enka İnşaattan toplam 5 kişi 3 milyar 275 milyon dolar, Doğuş Holdingden 3 kişi 2 milyar 700 milyon dolar, Eczacıbaşı Holdingden 2 kişi 1 milyar 600 milyon dolar, Zorlu Holdingden de 3 kişi 2 milyar 350 milyon dolar servet ile listede yer aldı.En zengin 100 Türk listesindeki adları, servetleri ve şirketleri şöyle sıralandı:
Sıra Adı               milyon $    Şirketi 

1 Hüsnü Özyeğin 2.900 Fiba Şirketler Grubu
2 Mehmet Emin Karamehmet 2.800 Çukurova Holding
3 Şarık Tara 1.600 Enka İnşaat
4 Ali İbrahim Ağaoğlu 1.500 Ağaoğlu Şirketler Grubu
5 Ahmet Zorlu 1.300 Zorlu Holding
6 Ferit Şahenk 1.100 Doğuş Holding
7 Mubariz Gurbanoğlu 1.100 Palmali Grubu
8 Murat Ülker 1.100 Yıldız Holding
9 Murat Vargı 1.100 MV Holding
10 Ahmet Çalık 1.000 Çalık Holding (Başbakan RT Erdoğan’ın damadı..)
11 Filiz Şahenk 1.000 Doğuş Holding
12 Kamil Yazıcı 1.000 Yazıcılar Holding
13 Tuncay Özilhan 1.000 Anadolu Grubu
14 Turgay Ciner 850 Ciner Grubu
15 Bülent Eczacıbaşı 800 Eczacıbaşı Holding
16 Erman Ilıcak 800 Rönesans İnşaat
17 Faruk Eczacıbaşı 800 Eczacıbaşı Holding
18 Olgun Zorlu 800 Zorlu Holding
19 Yalçın Sabancı 800 Ya-Sa Holding
20 Aydın Doğan 750 Doğan Grubu
21 Semahat Arsel 750 Koç Topluluğu
22 Sinan Tara 750 Enka İnşaat
23 Mehmet Rüştü Başaran 700 Habaş
24 Rahmi Koç 700 Koç Topluluğu
25 Recep Sami Yazıcı 700 Diler Holding
26 Suat Günsel 700 Yakındoğu Üniversitesi
27 Ethem Sancak 690 Hedef Alliance Holding
28 Ahsen Özokur 650 Yıldız Holding
29 Deniz Şahenk 600 Doğuş Holding
30 Ömer Dinçkök 600 Akkök Grubu
31 Suna Kıraç 600 Koç Topluluğu
32 Şevket Sabancı 600 Sabancı Holding
33 Serra Sabancı 550 Sabancı Holding
34 Suzan Sabancı Dinçer 540 Sabancı Holding
35 Ahmet Keleşoğlu 530 Selçuk Ecza Holding
36 Çiğdem Sabancı Bilen 510 Sabancı Holding
37 İbrahim Bodur 510 Kale Grubu
38 Hamdi Akın 500 Akfen Holding
39 Kağan Gürsel 500 Kiska Holding
40 Mehmet Hattat 500 Hema Holding
41 Mehmet Torun 500 Torunlar Şirketler Grubu
42 Mustafa Latif Topbaş 500 Bim Birleşik Mağazalar
43 Ünal Aysal 500 Unit Group
44 Ali Dinçkök 450 Akkök Grubu
45 Erdal Aksoy 450 Turcas Petrol
46 Erkut Soyak 450 Soyak Holding
47 Mehmet Cengiz 450 Cengiz Holding
48 Dilek Sabancı 430 Sabancı Holding
49 Sevil Sabancı 430 Sabancı Holding
50 Ali Nuri Çolakoğlu Varisleri 425 Çolakoğlu Metalurji
51 Hasan Çolakoğlu 425 Çolakoğlu Metalurji
52 İbrahim Çeçen 400 IC Holding
53 Mehmet Nazif Günal 400 MNG Holding
54 Nihat Özdemir 400 Limak Şirketler Grubu
55 Nilüfer Çiftçi 400 Akkök Grubu
56 Sezai Bacaksız 400 Limak Şirketler Grubu
57 Vildan Gülçelik 375 Enka İnşaat
58 Erol Üçer 370 Gama İnşaat
59 Uğurhan Tunçata 370 Gama İnşaat
60 Yüksel Erimtan 370 Gama İnşaat
61 Bayram Yusuf Aslan 350 İçdaş
62 Bülent Doğanay Samuray 350 Palmet Enerji
63 Erdoğan Demirören 350 Demirören Grubu
64 İshak Alaton 350 Alarko Holding
65 Lucien Arkas 350 Arkas Holding
66 Arzuhan Doğan Yalçındağ 340 Doğan Grubu
67 Begümhan D. Faralyalı 340 Doğan Grubu
68 Hanzade Doğan Boyner 340 Doğan Grubu
69 Vuslat Doğan Sabancı 340 Doğan Grubu
70 Sema Işıl Doğan 320 Doğan Grubu
71 Sevda Gülçelik 315 Enka İnşaat
72 Ali Nihat Gökyiğit 300 Tekfen Holding
73 Demir Sabancı 300 Sabancı Holding
74 Erol Sabancı 300 Sabancı Holding
75 Feyyaz Berker 300 Tekfen Holding
76 Necati Akçağlılar 300 Tekfen Holding
77 Nuri Özaltın 300 Özaltın İnşaat
78 Ömer Sabancı 300 Sabancı Holding
79 Nurettin Çarmıklı 285 Nurol Holding
80 Ali Rıza Yıldırım 275 Yıldırım Holding
81 Erol Çarmıklı 275 Nurol Holding
82 İnan Kıraç 275 Kıraça Şirketler Top.
83 Mehmet Oğuz Çarmıklı 275 Nurol Holding
84 Yüksel Yıldırım 275 Yıldırım Holding
85 Mustafa Koç 260 Koç Topluluğu
86 Ali İsmail Sabancı 250 Sabancı Holding
87 Ali Koç 250 Koç Topluluğu
88 Demet Çetindoğan Sabancı 250 Sabancı Holding
89 Emine Sabancı Kamışlı 250 Sabancı Holding
90 Emrullah Turanlı 250 Taşyapı İnşaat
91 Nafi Güral 250 Güral Porselen
92 Zafer Kurşun 250 Orjin Grup
93 Zafer Yıldırım 250 Orjin Grup
94 Zeki Zorlu 250 Zorlu Holding
95 Ali Gülçelik 235 Enka İnşaat
96 Ömer Koç 235 Koç Topluluğu
97 Saffet Ulusoy 230 Ulusoy Holding
98 Yılmaz Ulusoy 230 Ulusoy Holding
99 Nezih Barut 225 Abdi İbrahim
100 Feyman Yaşar 220 Yaşar Holding
(AA, 16.11.12)

=================================================

Dostlar,

Türkiye, bizim LANETLİ ÇEMBER adını verdiğimiz kabul edilemez bir gelir dağılımı / dağılmazlığı.. yaşıyor.  Toplumsal barş ve hızlı kalkınma için bu “lanetli çember” in kırılması gerek. İslam dini de bunu buyuruyor. Ama 10 yıllık “müslüman AKP iktidarı” döneminde tablo daha da beter oldu. Bu konuda Gini katsayısı ve
Lorenz eğrisi temelli değerlendirmeler daha önce sitemizde yer aldı.

Türkiye, atacağı her adımda, bu lanetli çemberi iyileştirici olma,
en azından kötüleştirmeme koşulunu ısrarla ve stratejik düzlemde kollamalı.

Adımların başında;

  • piyasa ekonomisi değil, kamu öncülüğünde ılımlı devletçilik geliyor.
  • Bir de bölgesel dengeli, planlı kalkınma ve de can alıcı derecede önemli olanı
  • NÜFUS PANLAMASI..

HER AİLEYE 1 ÇOCUK.. Başka yolu yok..

Bir de Başbakan Erdoğan’ın şu sözleri var :

Sermaye ciddi manada el değiştiriyor“!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,” İstanbul sermayesinin kendileriyle siyaseten anlaşamadığını..” söyledi.
(http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/15752853.asp, 11 Eylül 2010)


(The Forbes , TÜİK ve İstanbul Ticaret-Sanayi Odası verileri)

Sevgi ve saygı ile.
17.11.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net