Etiket arşivi: gelir ve servet dağılımı adaletsizliği

SAĞCILIK – SOLCULUK – DİNDARLIK ve DİNCİLİK ÜZERİNE KISA NOTLAR

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Vatandaş ” Hocam solculuk artık öldü diyorlar, siz ne diyorsunuz?” diye soruyor. Kısaca yanıtlamaya çalışayım:

1- Öncelikle sağ ve sol, tıpkı doğu-batı, kuzey-güney gibi yön belirlemeye yarar. Sağ ve sol sözcükleri de birer yön göstergesidir. İnsanlar sağını soluna göre, solunu da sağına göre tanımlar. Bu nedenle de, sol bilinmeden sağ, sağ bilinmeden de sol tanımlanamaz.

2- Sağ ve sol kavramları, tarihsel olarak; 1789 Fransız Devriminden sonra, ekonomik, sosyolojik, ideolojik ve siyasal içeriklerle yeniden örüntülenmiştir. Bu yeni içerik ve örüntülenmelerden de sağcılık ve solculuk terimleri doğmuştur.

a- Sağcılık, kurulu düzenden, sermaye sınıfından, serbest piyasa ekonomisinden, zenginlerden, geleneklerden, tutuculuktan (muhafazakârlıktan) yana bir davranış ve tutum içinde olmayı gerektirir. Durağanlığı, değişmezliği ve mevcut (AS: varolan) düzeni korumayı hedefler.

b- Solucukta ise emekten, beden ve fikir emekçilerinden, fakirden (AS: yoksuldan), mazlumdan, düşük gelirli emekliler ve yoksul köylülerden, yaşlı ve kimsesizlerden, alın teri ile para kazananlardan, işsizlerden, adil gelir ve refah (AS: gönenç) dağılımından… yana olmak demektir. Mazlumun, ezilenin ve güçsüzün yanında olmaktır.

Peki solculuk bitti mi? Hayır!

Sağcılık bitmeden, yani sermeye – emek eşitsizliği, zengin (AS: varsıl) – yoksul farkı, gelir ve servet dağılımı adaletsizliği, ezenin ve ezilenin olmadığı… gerçek ve sürdürülebilir bir siyasal rejim kurulmadan solculuk bitmez. Başka bir söyleyişle,

  • Sağcılık yok olmadan, dünya bir cennete dönüşmeden solculuk da varlığını sürdürecektir.

Dindarlık ve dinciliğe gelince               :

1- DİNDARLIK (gerçek, içtenlikli ve doğru inanç sahipliği) dini güzel ahlak, tapınmayı (ibadeti) da güzel ahlaka ve adalete götüren dosdoğru yol olarak anlamak, adaletten, liyakatten (AS: yaraşırlıktan), vicdandan, merhametten, ayrılmamak; zalimin, karşında olmak, zulme direnmek, her türlü kötülükten kaçınmak, iyilikte yarış dışında, hiçbir konuda ayrımcılık yapmamak, iyiliksever olmak, barıştan, sevgiden, dostluktan ve kardeşlikten yana tutum almaktır.

2- DİNCİLİK ise çıkar, servet, para, makam, şöhret… için dinin kötüye kullanılması, amacından saptırılması, inanç ve ibadetin (AS: tapıncın) özel çıkarlar için yozlaştırılması anlamına gelir.

Tarihsel olarak bakıldığında :

Halkın yöneticilere sorgusuz biat (AS: boyun eğme), koşulsuz itaat (AS: uyma), zulme ve haksızlıklara karşın sonsuz sadakat (AS. bağlılık), yoksulluğa ve açlığa karşın tükenmez kanaat, her türlü yanlış, haksız, adaletsiz ve kötü yönetimlere karşı ebedi (AS: sonsuz) sabır… içinde olmak, başka din ve inanç kümelerine, farklı soylara karşı sürekli ayrımcılık ve düşmanlık yapmak.

  • Böyle çarpık bir din anlayışı olsa olsa SALTANAT, KRALİYET ya da İKTİDAR DİNCİLİĞİ OLUR; İlahi (AS: Tanrısal) din olamaz.

Kıssadan hisse              :

Gerçek dindarlar; inançları, ahlakları ve vicdanları gereği soldan yanadır, solcu olurlar. Ahlakları ve adalet anlayışları soldan yana olmayı gerektirir. Dinciler ya da din bezirgânları ise oportünist (çıkarcı ve fırsatçı) karakterleri gereği sağcı olurlar. Kurulu düzenle ve sermaye sınıfıyla işbirliği yaparlar.

Dindarlar, güzel ahlak ve adil yaşamları gereği, dünyayı cennet yapmaya çalışırlar.

  • Halbuki (AS: oysa) dinciler dini afyon olarak kullanan, halk avcılığı ve inanç sömürüsü yapıp dünyayı hep cehenneme çevirirler.

Son söz         :

  • Dünyada hiçbir din çıkara alet edilsin diye gelmemiştir
  • Ve hiçbir peygamber de saltanat dinciliği önermemiştir.
  • Dindarlık saltanat ve hilafetin korunması görevine hapsedilemez.