Müftü nikahı : Yılmaz ÖZDİL

Müftü nikahı

Yılmaz ÖZDİL

İmamlara resmi nikah kıyma yetkisi veriliyormuş, laikliğe aykırıymış filan.
*
Güzel kardeşim…
Nikah memuru belediye başkanının kendisine verdiği yetkiyle nikah kıyıyor, belediye başkanı imam değil mi?
*
Bekir Bozdağ imam nikahını savundu” diye haber yapmışlar mesela…
Bekir Bozdağ zaten imam.
Ekonomi bakanı imam, gümrük bakanı imam, şehircilik bakanı imam, hükümetimizde İngiliz vatandaşı imam bile var.
Kültür ve turizm bakanı imam… Kendisini bugüne kadar bale seyrederken, mayosunu giyip şezlongta güneşlenirken görmedik ama, camide, kıbleyi arkasına alıp mihraptan seçim konuşması yaparken görüyoruz.
İmamlar sızdı diye Kuleli’yi, Heybeliada Deniz Lisesi’ni falan kapattılar, milli savunma bakanı imam.
Beş tane başbakan yardımcısı var, beşi de imam.

  • Cumhurbaşkanı imam.

23 Nisan’da bile kim TBMM başkanı yapıldı? İmam hatipli.
*
Pensilvanya imamı yargıyı ele geçirdi… Pensilvanya imamı’nın imamlarını temizleyecek olan adalet bakanı, imam.
*
Emniyet teşkilatını “imamın ordusu” yaptılar… Düzeltsin diye teşkilatın başına getirilen emniyet genel müdürü, imam.
*
THY yönetim kurulu başkanı imam, TRT genel müdürü imam, TMSF başkanı imam, TCDD genel müdürü imam, Sayıştay başkanı imam, hayvanat bahçesinden TÜBİTAK’a yönetici getirdiler, o da imam.
*
(Bürokrasi değildir bu, ruhban saltanatıdır, imamokrasi’dir. Değerli ağabeyim Özdemir İnce kitabını yazdı. “Mesleklerin dinselleşmesi, afyon, morfin, eroin etkisi yaratır, insanları uzaktan kumandalı robota çevirir, robot toplumu oluşur” diyor o kitabında… “Çöküş dönemlerinde hep böyle olur, Roma yıkılırken de böyleydi, Osmanlı yıkılırken de böyleydi” diyor. “Tevhid-i Tedrisat amacına uygun şekilde reorganize edilmeden Türkiye komadan çıkamaz” diyor.)
*
Vali imam, kaymakam imam, büyükelçi imam, hastane imamını aynı hastaneye müdür yaptılar, başhekim imam, cami imamını öğretmen olarak atadılar, dekan imam, rektör imam.
*
Liyakat kriteri, imam hatip.
İşsizlik rekoru kırılıyor. İşşiz imam yok.
*
Halkbank genel müdürünün evinde dolar istiflenmiş ayakkabı kutusu yakalandı, Halkbank genel müdürü imam’dı. “Bu ne parası böyle?” diye sordular, “imam hatip yapıcaz” dedi!
*
İmamlara resmi nikah kıyma yetkisi televizyonda tartışılıyor. Sunucu imam.
*
Devletin imamlara ayırdığı bütçe, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın üç katı…
“Noel baba dürüst biri olsaydı kapıdan girerdi, neden bacadan giriyor” diyen imam, fizik öğretmeninin iki katı maaş alıyor bu ülkede…

  • Doktordan fazla imam var.

Dün ortaya çıktı, Atatürk’ün kurduğu botanik bahçesini imamlara vermişler.
*
Vaziyet bu haldeyken, neymiş efendim, imamların resmi nikah kıyması medeni kanuna aykırıymış…
İmamlar kökünden Anayasa’yı değiştirdi, sen hangi medeni kanundan bahsediyorsun hâlâ?
İmam partisi‘ni anayasa’ya göre denetleyecek olan Anayasa mahkemesi başkanı bile imam değil mi?
*
Memleket tepeden tırnağa imam cumhuriyeti yapılırken gıkını çıkarmayıp, imamların devleti yönetmesine rıza gösterip, nikah kıymasına itiraz etmek midir laiklik?
*
Hükümet imamken, rejim antilaik’ken… Nikahını elektronik mühendisi kıysa ne olur, manifaturacı kıysa ne olur birader. (SÖZCÜ, 2 Ağustos 2017)
===================================
Evet dostlar,

Ateş bacayı sarmıştır..
“ŞAH MAT” hamlesine ramak kalmıştır.
Stratejik plana göre Federe İslam Devleti hedefine erişilecek 2023’te kuşatma bitirilecektir.
AKP MKYK üyesi muhterem Ayhan Oğan dün gece (3.8.17) CNN Türk’te (Sunucu Ahu Özyurt, öbür katılımcı CHP Mersin vekili Prof. Aytuğ Atıcı) şunları söyledi :

  • ‘Yeni bir devlet kuruyoruz, kurucusu Tayyip Erdoğan’

15 Temmuz sonrası yeni bir devletin kurulduğunu belirten Ogan, kurulan bu devletin kurucu liderinin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi. AKP’nin en üst karar organı Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi ve Sivil Alan Platformu Başkanı Ayhan Oğan, CNNTürk’te katıldığı programda CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın OHAL ile ilgili sözlerine karşılık olarak; 

  • Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır ifadesini kullandı.

Oğan’ın bu sözleri stüdyodaki konuklar arasında soğuk rüzgarlar esmesine neden oldu. CHP’li Aytuğ Atıcı ve öbür konuklar bu duruma itiraz ederken Oğan ısrarla AKP’nin 15 Temmuz’dan sonra yeni bir devlet kurduğunu, kurucusunun da Recep Tayyip Erdoğan olduğunu savundu. Stüdyodaki konuklar ise ‘Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetini ne zaman yıktınız da yeni devleti kuruyorsunuz‘ tepkisini gösterdi. Oğan’ın bu sözleri sosyal medyada büyük tepki topladı.

Programın o bölümünü izlemek için lütfen tıklayınız : https://youtu.be/W2LeoZPhV8o
***
Cumhuriyetten Bayan  Nuray Mert‘in, EVRİM’in bilimsel gerçekliğine karşın saçmalamasının ardından bu gün de imam nikahını müftülerin kıldırmasında sakınca olmadığını, hatta yararlar bile olabileceğini döktüren incilerini okuduk.. Kendisi de bir zahmet Yılmaz Özdil’in bu ağır ironili yazısını okumasını dileriz..

AKP = RTE, Babil kuşatması uyguluyor Yüce ATATÜRK’ün kutsal emaneti Türkiye Cumhuriyeti’ne..

Maaaşallah memleketin limanları, tersaneleri, bürokrasisi, polisi, mahkemeleri ve de orduları İmamlarca bilfiil ele geçirilmiştir.

9 aydır hapiste olan gazeteci Ahmet ŞIK‘ın matbada basılmadan toplatılan ve RTE’nin “kimi kitaplar bombadan daha tehlikelidir” diye paniklediği İMAMIN ORDUSU başlıklı kitabında yazdıkları bir bir gerçekleştirilmiştir.

İmamın imam ordularının zaferine 3 nefes kalmıştır..
Cenab-ı Allah’tan niyaz edelim, hayırlara  vesile olur inşallah ve de maaşallah..
****
Bu yazı Yılmaz Özdil’in trajik ironisi ve bizim eklemelerimiz bir işe yarar mı dersiniz?

Efendiler;
Şaka bir yana, kimse ham hayal görmesin..
Büyük ATATÜRK’ün kutsal emaneti ve sağlam kalesi Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır; ilelebet payidar kalacaktır! Hiç kimse şansını zorlamasın.. 21. yy’ın şafağında Anadolu coğrafyasında böylesi bir akıl dışı saçmalık kadar bir başka aykırılık örneği yok-tur! Cumhuriyetçiler de elbette kutsal emaneti savunup yaşatmanın gereğini mutlaka yapacaktır.

Sevgi ve saygı ile. 04 Ağustos 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

DAHA YALNIZ / DAHA TUTSAK / DAHA FAKİR

DAHA YALNIZ / DAHA TUTSAK / DAHA FAKİR


Rifat Serdaroğlu
07 Haziran 2017

Yanlış seçim, yanlış eleman, yanlış araç!
-Seçim; demokrasiden, özgürlükten, çağdaşlıktan yana olmalıydı fakat cemaatten, tarikattan, biat kültüründen yana oldu!
-Eleman; kendisini Türk Milletinin bir ferdi olarak kabul eden, eğitimli, dürüst, demokrat bir elemandan yana olmalıydı ama kendisini Arap kabul eden, sahte diplomalı, sıfırlama ustası bir dikta heveslisinden yana oldu!
-Araç; Türk Milletinin partisi olmayı kabul etmiş demokrasiden, lâik Cumhuriyetten, hukuk devletinden yana olan partiler olmalıydı fakat daha önce kezlerce Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış, Anayasa Mahkemesi tarafından mahkûm edilmiş, Türkiye’yi yalnızlığa, fakirliğe, esarete düşüren bir organize Suç Örgütünden yana oldu…

Herkes kendi tercihlerinin sonucunu yaşar!
Bu yüzden öncelikle ve ivedilikle herkes özeleştiride bulunup kendi tercihini sorgulamalıdır.
Tabii ki sözüm, geçim derdine düşürülmüş, boğazına kadar borca sokulmuş, iş aramaktan iflahı kesilmiş, tefecilerin kucağına atılmış, teröristlerin gelir kapısı olmaya itilmiş Türk Milletine değildir.
Sözüm; Bu ülkede okumuş, Türk Milleti sayesinde çok zengin olmuş, dünyayı ve gerçek demokrasiyi bilen, istihdam yaratan, vergi veren, üreten Türk İş Alemine-Türk Medya Grubu sahiplerine ve ödlek temsilcilerinedir.

Örneğin TÜSİAD ve TOBB Üyeleri;
Bağımsız ve Tarafsız AKP Üyesi ve AKP Genel Başkanı, başında “TÜRK” kelimesi bulunan bu iki kuruluşun Genel Kurullarında, yüzlerine karşı hakaret etti, “Olağanüstü Hal sizin neyinizi engelliyor” dedi, hiçbirinden tık çıkmadığı gibi çılgınlar gibi alkışladılar, hem de ayakta!
1.300.000 üyesi olduğu söylenen diğer kuruluşun Başkanı ise, sırf yağcılık olsun diye “Siz arkamızda durun, biz her şeyi yaparız” deyip, ters L gibi durabildi!

Bunlara ne söylesek yeridir. Türk Milletinin olanaklarıyla süper zengin ol, sonra ülkenin dikta ile yönetilmesini alkışla! Adam olan adamların yapacağı bir iş değildir bu!
Bunlar aşağıda anlatacağım “Sarışın” gibi kendi menfaatleri uğruna yanlış tercih yapanlardır…

“Sarışın bir afet, intihar etmek düşüncesiyle köprüye çıkar!
Tam o sırada köprüden geçmekte olan bir araçtan yakışıklı yurdum insanı iner kızı kolundan tutar ve sorar; “Niçin intihar edeceksiniz?”
Sarışın; “Tüm idealim Amerika’ya gidip artist olmaktı, yapamadım. Yaşamak istemiyorum” der.
Yakışıklı; “Bakın ben yarın gemiyle ABD’ye gidiyorum. Dilerseniz sizi kaçak olarak gemiye bindirip ABD’ye götürebilirim” der, sarışın kabul eder!
Adam gece kızı gemiye bindirip, saklar. Her gece gelip kaçak yolcuya yemek getirir. Sarışın da kendisine yapılan iyiliğin bedelini, geceleri adamla birlikte olarak öder! Aradan 1 ay kadar bir süre geçer.
Bir gün kaptan gemiyi dolaşırken saklandığı yerde kızı görür ve “Sen de kimsin” diye sorar.
Sarışın korkudan başından geçenlerin hepsini anlatır.
Kaptan; Ah be kızım, geceleri güzel vakit geçirdiğinize hiç şüphem yok ama bu gemi Amerika’ya gitmez ki! Sirkeci-Harem feribotu bu…”

Kırk kez söyledik;
Bu seçimle, bu elemanla, bu araçla gideceğiniz tek yar vardır;
Federe İslam Devleti! Dönün bi yol çevrenize bakın, anlayıverin gari…

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Haziran 2017

Rifat SERDAROĞLU : YSK; SUSKUN KALAMAZSINIZ!


YSK; SUSKUN KALAMAZSINIZ! 

portresi3

Rifat SERDAROĞLU

“Devlet Adamı” kalitesindeki siyasetçi, öngörü sahibi olmalıdır.
Sosyal-Siyasal-Ekonomik olaylardaki olası gelişmeleri çeşitli yönleriyle inceleyip,
çeşitli senaryolar üretmek ve toplumu korumak onun görevidir.

Olay gelip kafanızda patladıktan sonra, çare üretmek için çabalayanlar
yalnızca ve yalnızca beceriksiz particilerdir…

Yasal sorumluluk üstlenmiş, Yargı erkinin tepe noktalarında bulunan “Hukuk Adamı” kalitesindeki Yargıçlar da, yasaları eğmeden-bükmeden-kişiye göre yorumlamadan uygulamalıdırlar.

Bu kişiler Türk Tarihinin en güzel makamlarında yer bulurlar.
Öbürleri ise, görev süreleri biter bitmez, kendileri de biter ve unutulurlar…

Türk Milletinin yanıldığı olay, AKP’yi normal bir siyasal parti olarak kabul etmesidir.

Eğer AKP’yi Türkiye’nin hizmetinde olan normal bir siyasal parti olarak varsayarsanız, onun sizi teker-teker yemesine, sonunda ülkeyi bitirmesine engel olamazsınız.

  • AKP ve Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Federe İslam Devletine dönüştürmekle görevli dıştan kurgulu-cemaat ve tarikatlardan destekli
    bir yıkım koalisyonudur.

Adam kullanmak – çalmaya göz yummak – tehdit etmek dahil
her yola başvurmaktan çekinmezler.

Önümüzdeki günlerde AKP ve Erdoğan’ın son oyunu karşısında
Yüksek Seçim Kurulu ve Muhalefet Partileri Liderlerinin nasıl bir sınav vereceğini birlikte göreceğiz. Bakalım hala uyumaya devam ediyorlar mı?

*Yüksek Seçim Kurulu suskun kalamaz, mutlaka bir karar vermelidir.

Cumhurbaşkanı adayı olan Başbakan Erdoğan bir
KAMU GÖREVLİSİ MİDİR / DEĞİL MİDİR?”

Cumhurbaşkanı Seçimi Yasası hazırlarken, herkesi uyutan AKP’nin savunması, “Yasada Başbakan istifa eder, diye yazıyor mu? Yazmıyor, o zaman derdiniz ne?” demektedir.

Başbakan Erdoğan maaşını nereden almaktadır?
Deniz Feneri Derneğinden mi, T.C. Devletinden mi?

T.C. Devletinden maaş alan herkes “Kamu Görevlisidir.”

Örneğin, Başbakan Erdoğan’ın Koruma Müdürü aday olmak isterse,
istifa etmek zorunda ama tüm kamuya emir verebilen, tek sözüyle devletin trilyonlarını yönlendirebilen, örtülü ödeneği ve devletin tüm olanaklarını kullanabilen
Başbakan Erdoğan, aday olunca istifa etmeyecek ha!

Hadi oradan, hadi…

Suskun kalamazsınız YSK. Karar verin ve lütfen Türk Milleti ile paylaşın.
Başbakan Erdoğan “KAMU GÖREVLİSİ MİDİR / DEĞİL MİDİR?”
Yanıt bekliyoruz…

*Muhalefet Partilerinin Sayın Liderleri;

Sizler suskun kalıp “HUKUKSUZLUĞU” kabullenemezsiniz.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimine “BAŞBAKAN” olarak girerse,
bu seçim eşit – dürüst – adil bir seçim olmaz!

  • Başbakan Erdoğan zaten şu an dünyanın en zengin
    sekiz siyasetçisinden biridir. 

Cumhuriyet Tarihi boyunca tüm Başbakanların (Askeri dönemler dahil)
harcadığı örtülü ödenek toplamından çoğunu tek başına harcamıştır.

Bu seçim için devletin maddi manevi her olanağını kullanmaktan çekinmeyecektir.
Yapacağınız iş basittir : 11 Temmuz’a dek YSK’yı karar vermesi için zorlayınız.
Eğer YSK, baskı altında kalıp hukuksuzluğa alet olursa,
SEÇİME KATILMAMA kampanyası başlatınız.

Hiç kimse hayal görmesin. Kimse devlet ile baş edemez.
Hele başında Tayyip gibi biri olan bir devlet ile hiç kimse baş edemez.

Erdoğan Başbakanlıktan istifa etmeyip, yasayı çiğnemeye devam ederse,
O’nu tek başına bırakın.

Sizler de Milletvekilliğinden istifa ediniz ve Türk Milletinin yanında yer alınız!

Bırakın sarhoşu, devrildiği yerde kalsın. Bırakın işkembe b.ku ile kaynasın.
Servetinin hesabını veremeyen, sırtında onlarca yolsuzluk – hırsızlık dosyası bulunan birinin T.C. Devletinin başına geçmesine nasıl izin vereceksiniz?

Sadaka dolandırıcılığı yapanlar, milletin oyunu haydi – haydi çalarlar.
Devlete tek kuruş vergi vermeyen, PKK Narko-Terör çetesini öven,
bir de utanmadan Türkiye’nin petrolünden pay isteyenlerle işbirliği yapacak olan..

İslam Devleti özlemcileri mi Türkiye’yi aydınlığa çıkaracak?

Bunlar mı bizim demokrasimizin standartlarını yükseltecekler?
Böyle Demokrasi de, böyle Cumhuriyet te olmaz.

1923 ruhuyla yenisini baştan, beraberce kurarız.

Sağlık ve başarı dileklerimle.
(04 Temmuz 2014)

Rifat Serdaroglu : MÜJDELER OLSUN


Dostlar,

Üstad Rifat Serdaroğlu yine fena sıkıştırmış birilerini..
Okumalısınız..

Sevgili Oraj POYRAZ da bu makaleyi servis ederken üst bölümüne
şu dizeleri yerleştirmiş :

Akil insanlar,
Sorosçu çocukları,
Taşnak severler,
Süslümanlar.

Bunlar hep aynı kişinin değişik yüzleridir.
Duruma ve zamana göre makyajını yapar, yeni bir rolde karşınıza çıkar.
Profesyonel tiyatrocular bile bunların eline su dökemez.


Sevgi ve saygı ile.
20 Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===========================================

MÜJDELER OLSUN

portresi_gulen

Rifat Serdaroglu

 

 

 

Müjdeler olsun, müjdeler olsun, uzun zamandır sesleri-solukları çıkmayan
“Akil İnsanlar” nihayet ortaya çıktılar.

Türkiye’yi “Türk Milletinin” parasıyla dolaşıp, beş yıldızlı otellerde eğlendikten sonra, gittikleri her yerde halk tarafından rezil edilmişlerdi.
Epeydir ekranlarda görünmüyorlardı.

Ne kadar da özlemişiz fikirleri köhneleşmiş, yüzleri pörsümüş,
ihanetle beslenen Ermenistan ve Soros beslemesi bu kâzip şöhretleri!

Türkiye’de yeterince “Hain” konuşmuyormuş gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her gün içimizden çıkan hainler tarafından bıçaklanmıyormuş gibi, bu sepetler de ortaya çıktılar.

Gerçi Başbakan’dan Beşir Atalay’a, 63 kişiden 12 kişiye düşmüşlerdi ama olsun, aldıkları paraları hak etmek için mutlaka konuşmalıydılar ve sonunda konuştular…

Can Paker’den Zübeyde Teker’e, Doğu Ergil’den Levent Korkut’a kadar tüm
Taşnak Severler” Beşir Atalay ile görüştükten sonra şu açıklamayı yaptılar;

“Hükümet çözüm süreci ile ilgili iradede herhangi bir zayıflama olmadığını söylüyor.
Bunu biz de gördük.
İrade yerinde duruyor.
Fakat bu iradenin içeriği ve şekli belki belirsizlikler taşıyor.
İmralı ile görüşmelerin yoğun bir şekilde devam ettiğini anladık.
Zaten Sayın
Atalay, Öcalan’ı Kürtlerin doğal lideri olarak ilan etmişti.
Bu beyan içimize su serpti”
 dediler.

Değerli Okurlar;

Bu adamları lütfen iyi tanıyın.
Taşnak Sever bu sepetler, yalnızca görmek istediklerini görürler.

Şu an T.C. Devletinin, hedefleri Federe İslam Devleti olan “Uluslararası İllegal Dini Kuruluş” Cemaat ile asla demokrat olmayan AKP tarafından parçalanmak üzere olduklarını görmezler.

Yolsuzluk, Hırsızlık ve Rüşvetin Başbakan’ın oğluna dek gittiğini görmezler.

Yargı kararlarının, Adalet Bakanının emriyle Polis tarafından uygulanmadığını görmezler.
Hukuk Devleti İlkesinin saldırı altında olduğunu görmezler.

Lâiklik İlkesinin paspas edilmesini görmezler.

Ekonominin çökme noktasına geldiğini, ülkenin borca battığını görmezler.

Bu sepetlerin görmediği en önemli şey ise, kendi sonlarıdır.
Tarihimiz, önünü bile göremeyen satılmış hainlerin ibretlik sonlarıyla doludur…

KOKUN KOKMAZ SENİN

Recep kahvede arkadaşlarıyla kâğıt oynuyormuş.
Gaz sıkıştırınca, oturduğu iskemleyi gıcırdatıp, yellenmiş.
Yanındaki Temel burnunu kapatıp sormuş; “Hadi iskemleyi oynatıp sesini sakladın,
ya kokuyu ne yapacaksın?”

Recep yanıt vermiş; ” Binali koku dağıtıyormuş.
O kokudan aldık mı, iş tamamdır”

Temel; “Onun esas kokusu yakında ortaya çıkacak, dikkatli ol!”

Buradan Binali Yıldırım’a bir çağrıda bulunalım.

Bak Binali; Gerek seçim merkezin, gerek otobüsler-araçlar-reklam harcamaları,
gerek kalemler, gerek“Siyah Orkide” ve “Paçuli” adındaki organik yağla yapılan
lüks parfümler, gerekse “Bambu Çubuklu Oda Kokuları” için çok ama çok
ayakkabı kutusu ister. Senin ömür boyu aldığın maaşları hiç harcamamış olsan bile, bunların kırkta birini almaya bu para yetmez.

Soru; Bu değirmenin suyu nereden ve kimlerden geliyor, kim bu paraları veriyor?

Soru; “Yolsuzluk var diye bir yaygara gidiyor. İş yapıyor kardeşim, iş yapan adam
hata yapar..”
 dediniz.
Hem düzgün iş yapıp, hem namuslu kalınmaz mı?
İlla hata yapmak mı lazım?

Soru; O zaman “Hem Hırsız hem Müslüman” olunabilinir mi?

Bak Binali, senin oğlanın da gemi filosu varmış.
Haydi, senin-ailenin-çocuklarının servetini ve nasıl kazandığınızı bir açıklayıver.
Yakında öyle bir koku çıkacak ki, değil senin bedava dağıttığın parfümler,
yolları gül suyuyla yıkasak, yine de o pis kokuları önleyemeyeceğiz.

Senin kokun da kokmaz olacak be Erzincanlı kardeş…

Sağlık ve başarı dileklerimle.
20 Ocak 2014

ÖZEL PAŞA İLE ÇOK ÖZEL..


Dostlar
,

Sayın Rifat Serdaroğlu‘nun “ÖZEL PAŞA İLE ÇOK ÖZEL” başlıklı

“çok özel” yazısını 3,5 ay sonra arşivden çekerek sunmak “işe yarasın” dileyelim..

Artık “inanç” gereği alkol içme yasağı konuyor..
Asıl gerekçe, bakla ağızdan çıkıyor.

Meğer Anayasa’nın 58. maddesi gereği “gençleri alkol düşkünlüğünden korumak..” değilmiş..

Ayranımız yok içmeye ama İstanbul’a on milyarlarca dolarlık hovarda projeler peşindeyiz.. Yurdum insanı da seyreylemekte, ne denli inandığını belli etmeden..

Taksim gezi parkında halka orantısız polis şiddeti kullanılıyor ve
“Ne yaparsanız yapın, biz kafaya koyduk, yapacağız..” diye halka meydan okunuyor..

Oysa Halk; Anayasa’nın 56. maddesindeki çevreyi koruma ödevini yapıyor.
İktidarı da bu maddeyi çiğnemekten alıkoymaya çalışıyor..

  • Devletin tiyatroları, opera ve baleleri kapatılıyor, satılıyor..

23,5 milyar dolarlık IMF borcunun 10 milyar dolarını kendileri aldıkları halde
(19. stand by, 11 Mayıs 2005; http://ahmetsaltik.net/imf-konusunda-atma-recep-din-kardesiyiz/),

Dış borcu 129 milyar dolardan 337 milyar dolara tırmandırdıkları halde
(iç borç artışına değinmiyoruz..)

“IMF borcunu biz kapattık” diye balonlar uçuruluyor ve
Ankara Ticaret Odası da kentte teşekkür ilanları veriyor..
Kimin parasıyla?
Bu politikaların batırdığı küçük ve orta esnafın aidatlarıyla..

Bir toplum aklını, sağduyusunu böylesine peynir -ekmekle yiyebilir mi??

Sular iyice ısınıyor ve karşıdevrim apaçık dişlerini gösteriyor..

Sevgi ve saygı ile.
30.5.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

RİFAT SERDAROĞLU

portresi3

 

ÖZEL PAŞA İLE ÇOK ÖZEL

Özel Paşam, yaşça sizden büyük, askerlik tabiriyle sizden daha kıdemli bir asteğmen ve iki kez askerlik yapmış bir Türk olarak sizinle dertleşmek istedim.

 

Yaşları 70’e merdiven dayamış eski komutanlarınızın ve muvazzaf silah arkadaşlarınızın adeta daldan armut toplar gibi polis tarafından evlerinden toplanmaları ve özgür olarak girdikleri Adliyenin arka kapısından tutuklu olarak çıkmaları benim, “özelime” çok dokunduğu için bunları yazıyorum.

Öncelikle merak ettiğim konu şudur;

Siz, Türk Milletinin “Peygamber Ocağı”dediği Türk Ordusunun mu komutanısınız,
yoksa Savcının iddia ettiği, Mahkemenin de bu iddiayı kabul ederek dava açtığı
Terör Örgütünün” mü komutanısınız?
Lütfen bir karar verin ona göre konuşalım ve birbirimizi boşuna üzmeyelim.
Tamam mı sevecen- tonton Paşam?

Sizin Komutanınız, önünde esas duruşta beklediğiniz Genelkurmay eski Başkanı
Sayın İlker Başbuğ, T.C. Mahkemeleri tarafından “Terör Örgütü kurmak ve lideri olmak” iddiasıyla tutuklu değil mi?

Sizin bu konuda “Olamaz, ne TSK terör örgütüdür, ne de Genelkurmay Başkanı örgüt lideridir. Böyle saçmalık olur mu? Ben de O’nun emrinde çalıştım” diyen bir açıklamanızı maalesef görmedik.

Cumhuriyetimizin değerleri, Atatürk İlke ve Devrimleri her gün teker-teker kopartılırken, çağdaş Türkiye’den adım-adım uzaklaşılırken de sizden ne bir ses, ne de bir nefes duyamadık!

Allah aşkına siz nesiniz, kimsiniz!

Hiç olmazsa şu kadarını yapmak aklınıza gelmedi mi;

“Aziz Türk Milleti, bugün tarihimizin en kara günlerinden birini yaşıyoruz.
Kuruluşu Büyük Hun İmparatoru Mete Han’a dayanan ve 2222 yıllık bir geçmişe sahip şanlıTürk Ordusu, tarihinde ilk kez “Terör Örgütü” olarak suçlandı. Bu iftira ve ihanet sadece TSK’nın değil, Türk Milletinin yüzüne sürülmüş bir lekedir. Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Başbakan’dan bu konuda bir açıklama ve özür bekliyoruz.
Böyle bir densizlik yapan cemaat-tarikat beslemeleri derhal görevlerinden alınmalı ve Bağımsız Türk Yargısına teslim edilmelidirler.

Bu konuda sonuç alınıncaya kadar, acil durumlar haricinde, Türk SilahlıKuvvetlerinin
tüm mensupları kışlalarından çıkmayacaktır.

Allah, Türk Tarihi ve Türk Milleti huzurunda yemin ederim ki, her zaman milletinin emrinde ve demokrasiye bağlı olan TSK, asla ve asla bir terör örgütü değildir.
Ya bu leke temizlenecek, ya da bizler görevlerimizi bırakacağız.”

Böyle bir açıklama yapmak aklınıza mı gelmedi, yoksa yüreğiniz mi yetmedi?
Eğer siz böyle bir açıklama yapabilseydiniz, Türk Ordusu bugün böyle zafiyet içinde olmazdı!

Tombul- Özel Paşam;

-Türk Milletinin size emanet ettiği kınalı kuzularını acımadan şehit eden, tırnağına bin tane Öcalan’ı değişmeyeceğim vatan evlâtlarını sakat bırakan PKK Terör örgütü ile görüştüler, sustunuz!
-Habur’da, Türk Askerini öldüren PKK’lıları davul-zurna ile karşıladılar, sustunuz!
-PKK’lılar sinirlenmesin, asapları bozulmasın diye Türk Askerine, Türk Bayrağını indirttiler, sustunuz!
-İlker Başbuğ’u “Terörist” , İmralı canisini “Barış Güvercini” yaptılar, sustunuz!
Dilinizi mi yuttunuz be Paşam?
15 Şubat’ta Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıl dönümünde,
(1999) PKK’lılar yine yürüdüler, gösteriler yaptılar, kırdılar, yaktılar.

Siz, Atatürk’ün Ankara’ya geliş tarihinde Harbiyelileri yürütemediniz!
Ankara Valisi size izin vermedi, daha ne diyeyim güleç yüzlü Paşam!

Size darbe yapın, yönetime el koyun diyen yok. Elbette ki Demokrasiye her hal ve şartta bağlı kalacaksınız. Ama kimse şah değil, padişah değil.
Anayasa ve Yasalar Başbakan’ı da bağlar, sizi de bağlar. Bu korku niye?
Siz Anayasal bir kurumun başkanısınız. Göreviniz, size Anayasa ve Yasalarla emredilenleri yapmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Milletini ve
Türk Ordusunun korumaktır. Dik duracaksınız. Ters “L” harfi gibi durmayacaksınız. Omzunuzdaki rütbeleri pazardan almadınız, onları size Türk Milleti taktı.
Bir kurumun itibarı, o kurumu temsil eden kişinin namusudur.
Tarihin hiçbir döneminde Türk Ordusunun itibarı ile bu kadar alay edilmemişti!

Sakın bana demokrasiden bahsetmeyin.

Tek adam faşizminin adı, ne zamandan beri demokrasi oldu?
Kuvvetler ayrılığı ilkesini, Parlamentoyu ve Yargıyı kendisine ayak bağı olarak gören bir yönetim demokrat olabilir mi?

  • Kafasında ve gönlünde “Federe İslam Devleti” olan ve “biat” kültürü ile Gülbettin Hikmetyar’ın dizi dibinde yetişen biri, demokrat olabilir mi?

Türk Ordusunun Komuta heyetinin yarısını sahte dijital delillerle içeri attırıp,
sadaka dolandırıcılarını kollayan bir demokrasi olur mu?

21. Yüzyılda hangi demokraside Tarikat ve Cemaatler Devlet kadrolarını ele geçirir ve din adına soygun yaparlar?

Demokrasi ve Sosyal Devletin olduğu yerde insanlar, böbreklerini-organlarını
ücret karşılığında satmak zorunda kalır mı?

Bak Özel Paşam,

Benim sizinle meselemiz böyle yazıp çizmekle bitmeyecek kadar uzundur.

En iyisi, siz beni dava edin. Dava edin ki ben de söyleyeceklerimi Mahkeme huzurunda zapta geçirteyim.

Söyleyeceklerimi ileride, Askeri Liselerde ders olarak okutacak birileri
nasılsa çıkacaktır.

Nasıl başarılı ve demokrat bir Komutan olunur, orada anlatayım.

Oturduğunuz koltuktan kalkıp, Anıttepe’ye bakarsanız “Komutan” kimmiş,
nasıl Komutan olunurmuş anlarsınız.

Sağlık ve başarı dileklerimle.

RİFAT SERDAROĞLU

rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
16 Şubat 2013

0532 211 00 11