“Kanal İstanbul aslında Katar İstanbulmuş”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Kanal İstanbul’un çevresindeki arazilerin Şeyha Moza tarafından alındığı iddialarına ilişkin,
Kanal İstanbul aslında Katar İstanbulmuş” îfadelerini kullandı.

CHP’li Öztrak’tan Kanal İstanbul tepkisi! ‘Kanal İstanbul aslında Katar İstanbulmuş’

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin MYK toplantısı arasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bugün açıklanan işsizlik rakamlarının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Öztrak, “Resmî işsizlerin sayısı son 16 aydır kesintisiz olarak artıyor. Son 10 aydır da işsizlerin sayısı 4 milyonun üzerine çıktı ve orada kaldı. Gerçek işsizlik ise son bir ayda iş arayanların dışındaki daha geniş tanımlı işsizlik rakamı ise resmî rakamı ikiye katlıyor” diye konuştu.

“İŞSİZLİK RAKAMLARI ÜRKÜTÜCÜ”

Öztrak, “Kimler var bu rakamda? İş aramış ama ümidi yitirmiş, iş aramaktan vazgeçmiş ama kendisine sorulduğunda ‘Çalışırım’ diyenler, mevsimlik çalışanlar var, eksik ve yetersiz istihdam edilen yurttaşlarımız var. Tüm bunların hepsini topladığımızda gerçek işsiz sayısı son bir yılda eylül ayı itibariyle 7 milyon 983 bin kişiye ulaşmıştır. Gerçek işsiz sayımız böyle bakıldığında dünyadaki 95 ülkenin nüfusundan daha fazla. Son 14 aydır ülkemizde gerçek işsizlerin sayısı 8 milyon kişinin etrafında dalgalanıp duruyor.  Son üç aydır da gerçek işsizlik oranı %22’nin üzerinde seyrediyor. Bunlar son derece ürkütücü vahim rakamlar. Yine işsizlikte ilan edilen rakamlarla gerçek rakamlar arasındaki makasın çok açık olduğuna dair ciddi emareler var” ifadesini kullandı.

Öztrak, “Fiyat toplama gününde fiyat toplanan müesseselere telefon ederek etiketlere müdahale eden, enflasyon rakamlarını makyajlayan, büyüme rakamlarına taklalar attıran iktidarın işsizlik rakamlarının üzerinde de ciddi karartmalar uygulamalar uyguladığına dair birtakım emareler var” görüşünü savundu.

Öztrak, “Nedir bu? Geçtiğimiz yılın eylül ayında çalışma çağındaki nüfus 792 bin kişi artmış. Bu 792 bin kişinin 592 bini iş aramaya başlamış. Bu eylül ayında son bir yılda çalışma çağındaki kişilerin sayısındaki artış, geçtiğimiz yıl 792 bin olan 887 bin olmuş. Buna karşılık çalışma çağına gelen bu insanların sadece 192 bini iş aramaya başlamış. Yani geçen yıl 592 bin kişi iş ararken bu yıl sadece 192 bin kişi iş aramış. Sanırım Saray’ın damadının kayınpederinin canı sıkılmasın diye insanlar iş aramaktan vazgeçmiş” düşüncelerini dile getirdi.

Öztrak, “Geçen seneki iş gücüne katılım rakamlarına bakıyoruz. Eğer bu rakamları esas alsaydık, işsiz sayımız 286 bin kişi daha yüksek olacaktı.  Bu durumda işsizlik oranı da %14,6’ya çıkacaktı. Daha bu yılın başında Saray ve Saray’ın damadı, yanlarında da iş aleminin başkanları çıktılar dediler ki, ‘2,5 milyon kişiye iş vereceğiz’ dediler” diye konuştu.

“HİÇBİR KRİZDE BÖYLE BİR MANZARA İLE KARŞILAŞMADIK”

“İşsizler ordusuna katılan her 100 vatandaşımızın 76’sı son bir yılda işini kaybedenlerden oluşuyor” diyen Öztrak,  “Dünyanın hangi yerinde 2,5 milyon kişiye istihdam sağlayacağım diye vaat verip 623 kişi işsiz bırakan bir iktidar o koltukta oturamaz. Tarımda son 20 aydır, inşaat sektöründe ise son 18 aydır çalışanlar işini kaybetmiş. Gençlerimize umut ve iş veremiyoruz. Gençlerin işsizlik oranı son 4 aydır hep %20’nin üzerinde. 20-29 yaş arasındaki gençlerimizden ne okulda ne işte olanların sayısı ise son bir yılda 308 bin kişi arttı. Biz bu ülkenin umudu gençlerimiz diyoruz ama onlara iş veremiyoruz. Üniversiteli işsizlerimizin sayısı 1 milyonu aştı. Her 100 işsiz yurttaşımızdan 27’si üniversite mezunu. Son derece derin ve yapışkan bir işsizlik sorunu ile karşı karşıyayız. Daha önce hiçbir krizde böyle bir manzara ile karşı karşıya kalmamıştık. Nitekim bir yıl ve daha uzun süredir işsiz olan yurttaşlarımızın sayısı da 1 milyon 156 bin kişi” ifadesini kullandı.

Öztrak açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“İnsanlarımızın aileleri ile birlikte yaşamlarına kıymalarının ardından da bu gerçekler var. Ekonomik kriz artık büyük şirketlerimizi de sallamaya başladı. Türkiye’nin önemli firmaları üretimi durduruyor.

“ZİRAAT BANKASI KALKMIŞ SİMİTÇİLİĞE SOYUNUYOR”

Çiftçiye 10 bin liralık kredi vermek için bir ev, iki memur kefil teminat isteyen Ziraat Bankası kalkmış simitçiliğe soyunuyor. Hükûmete yakın olduğu söylenen ve sektörün en büyük simitçisi olduğu söylenen firma için milyonlarca dolarlık kurtarma operasyonu yapılıyor. Bu operasyonu yapabilmek için Ziraat Bankası ne aldı? Hükûmetin gündeminde çiftçi, işçi, esnaf yok.

ERDOĞAN’IN İNCİRLİK AÇIKLAMASINA YANIT

Dış politikayı bir süredir iç politikanın malzemesi haline getirildi. Bunlar öyle bağırarak, çağırarak işler değildir. Yapılacaksa karar verilir yapılır. Ama başı sonu, neticesi bunların hepsi bir devlet adamı ciddiyetiyle değerlendirilir bu kararlar öyle alınır.  ‘Şahsım söyle düşünüyor, böyle düşünüyor’ diyerek alınacak kararlar değildir.

“KANAL İSTANBUL ASLINDA KATAR İSTANBULMUŞ”

2011 yılından bu yana Kanal İstanbul diyorlardı. Kanal İstanbul aslında Katar İstanbul imiş. Tank Palet Fabrikası’nı Katar’a peş keş çektiniz ama ne aldınız? Bu ülkenin taşıyla bu ülkenin kuşunu daha ne kadar Katar’a vurduracaksınız? Bu ülkenin gündemi olan işsizlik bu şekilde aşılamaz. Saray artık ülkenin gerçek gündemine odaklanmalıdır.

  • “Biz Mehmetçiğimizin kanının Libya çöllerinde dökülmesine karşıyız”

Libya’ya asker gönderme kararını Katar’a asker gönderme kararını nasıl karşıladıysak öyle karşılarız. Biz Mehmetçiğimizin başka ülkelerde görevlendirilmesine karşıyız. Biz Mehmetçiğimizin kanının Libya çöllerinde dökülmesine karşıyız.”

Kaynak: www.abcgazetesi.com, 16.12.19

Prof. Öztrak: Ekonomimiz ağır hasta

Prof. Öztrak: Ekonomimiz ağır hasta

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak,
– “İşsiz sayısı son 7 aydır her ay 900 binin üzerinde artıyor. İşsizlik milletin canını gerçekten çok yakıyor.” dedi.
[Haber görseli]
Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısına, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan Tarık Akan‘ı ölümünün 3. yılında anarak başladı. Bu sabah haziran ayı işsizlik rakamlarının açıklandığını anımsatan Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü :
“Ekonomi sağlıklı mı, yurttaşlarımız mutlu mu, milletimizin karnı tok, sırtı pek mi bunu en iyi işsizlik rakamlarından anlarız. Eğer bir ülkede milletin işi varsa, gençler üniversiteden mezun olduğunda hemen iş bulabiliyorlarsa o ülkede işler yolundadır, ekonomide çarklar dönüyordur ama bugün açıklanan işsizlik rakamları bir kez daha şunu gösterdi; ekonomimiz ağır hastadır. İşsizlik haziranda % 13’e yükselmiş. Geçen yıldan bu yana artış 3 puan olmuş.
– İşsiz sayısı 938 bin kişi artmış, 4 milyon 253 bine çıkmış.
– Gerçek işsiz sayımız ise son bir yılda 1 milyon 120 bin kişi artarak 7 milyon 724 bine ulaşmış.”
Son bir yılda çalışma çağındaki nüfusun 800 bin kişi artmasına karşın bunlardan salt  137 bininin iş gücüne katıldığına dikkati çeken Öztrak, bugüne dek böyle düşük düzeyde iş gücüne katılım olmadığını söyledi.
Öztrak, TÜİK‘in açıkladığı rakamları eleştirerek, “Anlaşılan TÜİK’in başında oturan damadın arkadaşı yine kalemi eline almış kimi düzeltmeler yapmış. Verilerle oynayarak gerçekleri gizleyemezsiniz. Artık mızrak çuvala sığmıyor.
İnsanlar işsizlikten inim inim inliyor. İşsizlik milletin canını gerçekten çok yakıyor.” ifadesini kullandı.
“GENÇ İŞSİZLİK ARTIYOR”
Bütün düzeltmelere karşın genç işsizliğinin son bir yılda 5,4 puan arttığının altını çizen Öztrak, iş arayan her 4 gençten birinin iş bulamadığına değindi.

Son bir yılda işini yitiren vatandaşların sayısının 802 bin kişi olduğuna dikkat çeken Öztrak, “Çalışanların sayısındaki azalma 8 aydır sürüyor. Bu denli yapışkan bir işsizliği ekonominin %4,7 daraldığı 2009 krizinde bile görmedik.” diye konuştu.

Öztrak, 802 bin kişi işini kaybetmesine karşın, İşsizlik Sigortasından yararlananların sayısının 657 binde kaldığını belirterek, İşsizlik Fonu‘nun başka amaçlar için kullanıldığını ileri sürdü.

“Hatırlayın, bu ülkede bir yazar kasa atıldı diye iktidar düşmüştü ama bugün insanlar Ankara’nın göbeğinde kendini yakıyor.” ifadesini kullanan Faik Öztrak, “borçlarını ödeyemediği gerekçesiyle kendini yakan” emekli Recep Peker’in fotoğrafını gösterdi.

“Bu vatandaşımızın gözlerindeki çaresizliğe sarayın bakmasını istiyorum. Aslında bu fotoğraf 17 yıl sonunda bu iktidarın bu ülkeyi nereye getirdiğini açık seçik gösteriyor.” değerlendirmesini yapan Öztrak, borcun milletin kemiğine dayandığını söyledi.

“ÜLKE YÖNETİLMİYOR”

Protestoya düşen senet tutarının, karşılıksız çeklerin, bankaların tahsil edemediği borçların arttığını, milletin yuvasının yıkıldığını anlatan Öztrak, şöyle konuştu:

“Milletin sesini ne saray sosyetesi ne de havuz medyası işitiyor. Onların işi tıkırında. Kanatlı, kanatsız, tekerlekli, tekerleksiz, yüzen, yüzmeyen her cins sarayları var, oralarda oturup milleti unuttular. Daha yeni Almanya’dan her biri 20 milyon liralık 4 tane lüks araç almışlar. Niye almışlar? ‘Millet bu kadar sıkıntı içinde niye tasarruf yapmıyorsunuz?’ dediğinizde yanıt hazır, ‘Sarayın itibarından tasarruf olmaz.’ Biz, boşuna söylemiyoruz, ülke yönetilmiyor, ülke savruluyor. Bunlar israfın, debdebenin, şatafatın doruklarında gezerken milletten iyice koptular.”

Faik Öztrak, esnafın, çiftçinin perişan olduğunu, ayçiçeği üreticisinin malını nereye satacağını bilemediğini belirterek, elektrikten doğalgaza, sigaradan çaya zam yağmuru altında milletin sırılsıklam olduğunu dile getirdi.

İktidarın, “yandaş borçlarını” yapılandırmaya öncelik verdiğini, çiftçinin, esnafın, memurun, işçinin, sanayicinin derdine çare aramadığın söyleyen Öztrak, “Damat bir yandan gidiyor yabancı haber ajanslarına ‘Türkiye’nin güçlü mali tabloları güven veriyor‘ diye dil döküyor, öbür yandan kendine bağlı Borçlanma Genel Müdürlüğü kuruyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demezler mi adama? Mali dengeler bu denli güçlüyse, Borçlanma Genel Müdürlüğü’ne neden ihtiyaç duydunuz?” dedi.

“HER GÜN 77 MİLYON DOLAR FAİZ ÖDENDİ”

AKP iktidarlarında, Türkiye’nin dış borcunun 3,5 kat artarak 453 milyar dolara yükseldiğini, iç borcunun ise 700 milyar lirayı aştığını savunan Öztrak, “Milletin kesesinden tek kuruş çıkmayacak deyip yaptıkları kamu özel iş birliği projeleri bugün tam bir kara delik olmuş. Milletin yatmadığı hastane, geçmediği köprü ve yollar için dolar ve avro ile milyarlık garantiler vermişler.” değerlendirmesinde bulundu.

Öztrak, 50 milyon $ için Türkiye’nin en stratejik fabrikalarından Tank Palet Fabrikası’nın Katar’a satılmak istendiğini belirterek, “Dün Genel Başkanımız, ‘Tank Palet Fabrikası’nın Katar ordusuna peş keş çekilmesine zemin hazırlayan 1105 sayılı karar neden Resmi Gazete’de yayımlanmadı?’ diye sordu. Saraydan ‘çıt’ yok. Madem saraydan ‘çıt’ yok, milletimizin stratejik savunma sanayini Katar ordusuna peş keş çeken bu kararnameyi açıklamak sarayın ortağı Sayın (Devlet) Bahçeli’ye düşer.” diye konuştu.

Bu yıl ilk 7 ayda bütçeden yapılan faiz ödemesinin yaklaşık 11 milyar dolar olduğuna işaret eden Öztrak,

  • 2003’ün ilk günlerinden 31 Temmuz 2019’a kadar bütçeden faiz için ödenen tutarın 467 milyar dolar olduğunu anlattı.
  • CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztrak, AKP’nin iktidarda olduğu 16,5 yılda her gün faize 77 milyon dolar ödendiğini söyledi.

“AKILLARA DURGUNLUK VEREN LAFLAR”

Harcamalar artarken, bütçenin zamlarla ve 1 kezlik gelirlerle toparlanmaya çalışıldığına değinen Öztrak, bunun sürdürülebilir bir durum olmadığının altını çizdi.

  • “Ekonomi tel tel dökülüyor ama saray aspirinle, milletin kefen parasına el koyarak, TÜİK Başkanına verileri makyajlatarak, bir de gündem değiştirerek durumu idare etmeye çalışıyor.” diyen Öztrak, iktidarın, milletin boşalan tenceresini, cüzdanını biran önce doldurması gerektiğini söyledi.

Öztrak, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ‘Halkımız, bize Erdoğan ile olun diye oy verdi. Erdoğansız Bülent Turan, Çanakkale’de bir hiçtir. Erdoğan ile yürürsek kıymetimiz var.’ dedi. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Öztrak, şu yanıtı verdi:

“Şaşkınlık içindeyim. Bunu söyleyen Meclis Grup Başkanvekili. Kuvvetler ayrılığı, şu, bu bir sürü laflar söylemişlerdi. Bu iş artık Osmanlı dönemindeki biat siyasetini geçti, Hitler dönemi siyasetini de geçti, bugün gördüğümüz Putin’in dönemindeki siyaseti de geçti, bu açıkçası Kuzey Kore siyasetinin aynısı. Kuzey Kore’de yöneticiler, milletvekillerinin Kuzey Kore diktatörüne nasıl yapmadıkları kalmıyorsa, bu laflar Türkiye’de de işin o noktalara doğru gittiğini gösteriyor. Bunların hiçbiri doğru değildir. Bu laflar son derece tehlikeli ve akıllara durgunluk veren laflardır. Siz, millet yoksa hiçsiniz, o veya bu kişi değil. Tek bir sorumluluğunuz var, millete hesap vermek.”

“HER ŞEYDEN BİR ŞEY ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORLAR”

“AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, ‘Biz, FETÖ‘cü olan 15-20 milletvekilini partiden gönderdik.’ diyor. Bu milletvekilleriyle ilgili bir şey yapılmış mı, soruşturma var mı? Değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine Öztrak, şunları söyledi:

“Bir, FETÖ’cü milletvekilleri hakkında ne yaptınız? İki, o FETÖ’cü milletvekillerini, milletvekili olmak için atayanlara ne yaptınız? Yazıktır, günahtır. Bu memlekette cebinde dolarları olan, zengin olan FETÖ’cüler protokollerde geziyor. Eski milletvekiliysen hakkında hiçbir şey yapılmıyor ama mahkemelerde beraat etmiş, suçsuzluğunu kanıtlamış insanlar hala daha devlete geri dönemiyorlar.” (AS : AKP’nin utanç veren, ibretlik FETÖ bağlantılarını kendi ses ve görüntüleri ile izleyin : https://youtu.be/KKxkccTS1DI)

“İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “anahtar partiyiz” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Akşener’in bu çıkışı bir rota değişikliği mi?” sorusuna Öztrak, “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’in oluşturduğu Millet İttifakı geçtiğimiz yerel yönetimler seçimlerinde çok büyük başarı elde etmiş ve Türkiye’nin otoriter bir rejime doğru kayışını durdurmuşlardır. Ciddi bir demokrasi mücadelesi verilmiştir. Bunun dışında ben, Sayın Genel Başkan hakkında yorumda bulunma konusunda kendimi yetkili görmüyorum.” karşılığını verdi.

“Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ‘Biz tatile çıkmadık, çalıştık’ şeklinde ilçesinde afişler astırdı. Bu mesajın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik olduğu iddia edildi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu Öztrak, “Türkiye’de havuz medyasına dönüp baktığınız zaman öküzün altında buzağı arama konusunda son derece mahirler. Dolayısıyla her şeyden bir şey çıkarmaya çalışıyorlar. İki belediye başkanımız da ihlas ile çalışıyorlar, gerekenler yapıyorlar.” biçiminde yanıtladı.

“CHP’den ihraç edilen eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka‘nın Parti Meclisi (PM) toplantısında affedilmesinin” sorulduğu Öztrak, bu konuda herhangi bir tartışmanın yaşanmadığını, PM’nin gizli oylamayla takdirini ortaya koyduğunu sözlerine ekledi.

YSK’ya eleştiriler

YSK’ya eleştiriler

Cumhuriyet, 07.04.19

(AS. Bizim katkımız yazının altındadır..)

İktidarın İstanbul ve Ankara’yı kaybetmesi üzerine bir türlü açıklana­mayan resmi seçim sonuç­ları üzerine daha çok yazı yazılacak. Bugün YSK’ya yapılan bazı eleştirileri aktaracağım.

Yeniden sayım, iktidarın kendi kendini inkâr etmesi ve sandık görevlilerine gü­vensizlik ilanıdır. Seçimlerden önce, YSK, seçmen listelerinde hata ol­madığını, iktidar ise her san­dıkta yaklaşık 9 gözlemcisi bulunduğunu ilan etmişti.Oysa şimdi kimi yerlerde sadece “geçersiz oylar” kimi yerlerde ise bütün oylar yeni­den sayılıyor.

Bu konuda bir mektup aldım:

Sayın Kongar ben Ankara ….. lisesinde bir sandıkta memur üyeydim. Seçim çok sakin güzel geçti. Sandıktan Mansur ve Altınok, AKP’ye de mecliste çoğunluk çıktı. Her 3 partinin görevlisi ve et­raftaki resmi olmayan çetele tutucular dahi itiraz etmedi ve seçimi mutlu mesut bitirdik.Benim danışmak istediğim konu şu:
Ben öğretmenim, se­çim kurulu başkanım da öğretmen. Ve 3 partili ile yaptığımız görevi, bizi aşa­ğılayarak, tekrar sayıyorlar, beğenmiyor bir daha sayım istiyorlar. Ben memur üye olarak kendimi çok çok aşağılanmış, onuru zede­lenmiş hissediyorum.
Ben bununla ilgili nereye başvurabilirim?”
***
YSK yine yasalara aykırı davranıyor:
Anayasa Profesörü Süheyl Batum twitter hesabından bir açıklama yaptı:

  • Yasanın 112. madde­si çok açık; ‘somut delil’ gerekiyor ve ‘somut delili olmayan itirazlar da’ ince­lenmiyor. Üstelik ‘delilleriniz, ara­nızdaki oy farkının tamamını kapsayacak’. Yoksa YSK hep reddediyor. Ama söz konusu iktidar partisi ve İstanbul olunca, tüm bunlar unutuldu.
    Korkunç.”
    ***

CHP’den YSK’ya eleştiri bombardımanı:
CHP Genel Başkan Yar­dımcısı Faik Öztrak, 5 Nisan’da basın toplantısında şunları söyledi:

“YSK’nın İstanbul ve An­kara kararları Yüksek Seçim Kurulu’nun geçmiş içtihatları­na, kararlarına aykırıdır. Diğer taraftan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla ilgili İYİ Parti’nin yaptığı itirazların reddi de İstanbul ve Ankara için vermiş olduğu kararların tam tersidir.”

“Adalet ve Kalkınma Par­tisi Genel Başkanı seçimden önce yapmış olduğu açık­lamalarda, sadece İstanbul sandıklarında 280 binden faz­la kişiyi görevlendirdiklerini de ifade etmiştir. İddia ettikleri gibi bir usulsüzlük varsa, bu kadar insanın gözü önünde bu usulsüzlük nasıl yapılmış­tır? Bu usulsüzlüğe bu kadar adamın gözü önünde sandık kurullarındaki parti temsilcileri neden itiraz etmemiştir?”

“Sandık başında itiraz edilmemiş, şerh düşülme­miş, geçersiz oyların tekrar sayılmasını istemek huku­ken delilsiz itirazdır. Bunu ben değil, YSK’nın 2014 yılında Mansur Yavaş’ın iti­razları karşısında almış ol­duğu 1199 sayılı kararında ifade ediliyor.”

Sayın İmamoğlu İstanbul’un, Sayın Yavaş da Ankara’nın Bü­yükşehir Belediye Başkan­ları olarak seçilmişlerdir.

Kör itirazlarla, ‘Ben sonu­cu beğenmedim, yeniden say’‘Bunu da beğenmedim bir kere daha say’, ‘Olmadı seçimi iptal et’ demek hukuki süreci milli iradeye darbe ara­cı haline sokar.”
***

İnsan hakları uzmanları da oyların boşuna yeniden sayılmasına karşı.

İnsan hakları uzmanı, aka­demisyen Kerem Altıpar­mak twitter hesabından şu iletiyi paylaştı:

  • “ ‘Hukukçusun, oyların yeniden sayılmasına neden karşısın?’ diyorlar. Tam da hu­kukçu olduğum için karşıyım.Çünkü hukuk, oyların koşul­suz ve ilelebet sayılabilmesini değil, belirli koşullarda sayıla­bilmesini söyler. Bu koşulların olmadığı yer­de hukukçunun görevi talebi reddetmektir.”
    ***

    İktidar seçim kazanınca “Milli İrade” oluyor, seçim kaybedince “Darbe” deniyor.

İktidar borazanı medyaya göre “31 Mart’ta Türkiye’ye, seçimler üzerinden, açık bir darbe yapılmış.

Güya “Bu, çokuluslu müdaha­le” imiş.
“Operasyon FETÖ ve kripto PKK’lılar üzerin­den” yürütülmüş.
“Arkasında­ki akıl, 15 Temmuz aklı” imiş.
***

Kaybettikleri seçimlere karşı direnen iktidarlar, daha da çok kaybederler.
***
DİREN DEMOKRASİ: KAZANIYORSUN!
=======================================

Dostlar,

AKP gerçekten dünya siyasal tarihine geçecek komplo kuramları üzerinden İstanbul yenilgisini karartmaya, bulandırmaya ve geçersiz kılmaya çabalıyor.. Çok yazık ve çoook ayıp..

Tenezzül edilen yöntemler gerçekten çok düşündürücü, acı verici ve hatta çoook utandırıcı!

Değer mi bunca sefillik ve zillete?” denirse, 2 yanıt var : Ya “eşik düşük” ya da “evet”!
Her 2 olası yanıtı açık açık irdelemeye girişsek çok büyük olasılıkla dava edilebilir..

Kurtuluş için 2 yalın seçenek görülüyor     :

1. Ülkemizde AKP’nin köktenci şeriatçı – çıkarcı çelik çekirdeği dışında bu akıl dışı saçmalıklara Ulusumuzun ezici bölümünün değer vermemesi ve bunun uygun demokratik yöntemlerle dışavurulması.. AKP yönetiminde beklediğimiz “sağduyu” ve çağrılar ne yazık ki surlardan geri dönüyor..

2. YSK‘nın çooook kıdemli ve çooook yüksek sayın yargıçlarının “bu denlisi de olmaz!” diyerek önce kendilerini sonra Türkiye’yi bu çıkmazdan kurtaracak yalnızca “hukuka uygun” gerçekte kahraman olmayı asla gerektirmeyen kararlar alarak yersiz – usulsüz – kanıtsız – 298 s. Yasaya açıkça aykırı – iyi niyetsiz ve hakkı kötüye kullanan – ulus iradesini ayaklar altına alan ve ülkede ciddi karmaşaya çağrı çıkaran akıl dışı itirazlarını geri çevirmesi..

Tersi durumda YSK üyeleri aynaya nasıl bakacaklarını ve tarihe nasıl geçeceklerini,  çocuklarının nasıl utanabileceğini… bir kez olsun düşünmeli, kendileriyle yüzleşmelidir

Sevgi  ve saygı ile. 09 Nisan  2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

CHP’den hükümete ekonomi önerileri

CHP’den hükümete ekonomi önerileri

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 87. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışında konuştu. (cumhuriyet.com.tr, 07 Eylül 2018)

[Haber görseli]CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışında şunları belirtti:

İzmir Enternasyonal Fuarı’nın tarihimizde çok önemli bir yeri var. İzmir Fuarı, Cumhuriyetimizin yönünü ve düşüncesini gösteren müstesna örneklerden biri. Yeni Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde emperyalizme karşı verdiği onurlu mücadeleyle ve savaş meydanlarında kazanılan bağımsızlık savaşıyla işin bitmediğinin bilincindeydi. Bağımsızlığın muhafazası için ekonomik, bilimsel ve kültürel alanda da zaferler gerekiyordu. Bu yıl 87’ncisi düzenlenen İzmir Enternasyonal Fuarı bu mücadelenin önemli bir parçasıdır. Fuarın temelleri 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nde atılmıştır. Kongre mekanı olarak, Kordon’daki Aram Hamparsumyan Hanı seçilir. Kongre münasebetiyle açılan sergilerle başlayan süreç, önce “mahalli sergi” ye, 1933 yılında ise fuara evrilir ve uluslararası nitelik kazanır.

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK, MİLLİ BAĞIMSIZLIK

İzmir İktisat Kongresi, toplumun ve ekonominin bütün kesimlerini bir araya getiren bir ortak akıl platformudur. Çiftçi, tüccar, sanayici, işçi grupları kendi içlerinde tartışmış, konuşmuş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün açış konuşmasındaki ifadelerle “istiklal-i tam” için hakimiyet-i milliyeyi, hakimiyet-i iktisadiye ile tarsin etmek”, yani sağlamlaştırmak için izlenmesi gereken önerileri belirlemiştir. Atatürk yine bu konuşmasında;

  • “Yabancı sermayeye düşman değiliz. İsteriz ki yabancı sermaye bizim çalışmamıza ve yetersiz kalan servetimize katılsın. Ama eskisi gibi değil. Geçmişte devlet yabancı sermayenin jandarmalığını yaptı ama yeni Türkiye Cumhuriyeti buna uyamaz, burasını esir ülkesi yaptıramaz”

derken dış finansmanın akılcı yönetiminin ve ülkeyi sıcak paracılara teslim etmemenin ekonomik, dolayısıyla, milli bağımsızlığımız bakımından önemini belirtmiştir.

HAKSIZ YAPTIRIMLAR KABUL EDİLEMEZ AMA…

Daha Lozan görüşmeleri sürerken (AS: görüşmeler 4 Şubat’ta kesintiye toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar, o günden bugüne dünya ekonomisinde şartlar çok değişmiş uğradığında 17 Şubat 1923’te toplandı) olsa da, güçlü, yerli ve milli bir ekonomiye sahip olmanın temellerini belirleyen ilkeler olarak bu gün de önemini koruyor. Ekonomimizde son dönemde görülen sıkıntılar izlenen “ekonomiyi sıcak parayla şişirme” stratejisinin bir sonucudur. Bu strateji ekonomiyi dış borca ve dolara bağımlı hale getirmiştir. Bu da ekonominin küresel piyasalarda yarışma gücünü azaltarak yerli üretimi tasfiye etmiş yerine rant gelmiştir.

Trump yönetiminin ülkemize karşı uyguladığı haksız yaptırımlar kabul edilemez. Ama bunun ekonomimizde tetiklediği dalganın boyu, Trump’ın üslubunun bize benzeyen diğer ekonomilerde neden olduğu çalkantılardan çok fazladır. Bu, sıcak para politikası nedeniyle üreten kesimlerin rekabet gücünü yitirmesinin sonucudur. Ekonominin iyi yönetilemediğini ortaya koymaktadır.

EKONOMİMİZ DOĞRU İLAÇLA KISA SÜREDE TOPARLANIR

Ekonomide olan biteni “ekonomik saldırı”, “döviz kurşunu” sözlerinin arkasına gizlemek ve aspirin tedavisi uygulamayı sürdürmek ise krizi derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kurdaki hareketler şirketlerde çok ciddi kur farkı zararlarına neden olmakta şirketleri borçlarını ödemekte zorlamaktadır.

  • Enflasyon artmakta,
  • işsizlik artmakta,
  • ekonomi daralma sürecine girmektedir.

    Evet, bu gün ekonomide sıkıntılarımız var ama bu umutsuz olacağımız anlamına gelmiyor. Türkiye 1990’lı yıllardan beri dünyanın en güçlü 20 ekonomisi ligindedir. Bu ekonomi doğru ilaç verildiği zaman kısa sürede toparlanma potansiyeline sahiptir. Bundan önceki tüm krizlerde bunu göstermiştir. Doğru teşhis, doğru tedavi, doğru ilaçlar… ihtiyacımız olan budur.

    EN BÜYÜK ZENGİNLİK GENÇ NÜFUS

    Hala dünyanın en büyük zenginliğine sahibiz: Üretime katkı sağlayabilecek genç bir nüfusa. Bu nüfusun kadın-erkek ayırmadan eğitimle, işle buluşturulması, çağımızın gerekleri çerçevesinde üretime koşulması gerekiyor. Diğer taraftan Türkiye 1,5 milyarlık nüfusa, 58 ülkeye ve 21,5 trilyon dolarlık bir pazara 4,5 saatlik bir uçuş mesafesinde. Hem sahip olduğumuz demografik fırsat penceresini, hem de coğrafi avantajımızı hızla kullanmalıyız.

    YENİLİKÇİ OLMAK TEK SEÇENEK

    İşte böyle bir konjonktürde Türkiye’nin ilk büyük fuarı olan İzmir Enternasyonal Fuarı’nın bu sene inovasyon çatısı altında, teknoloji ana konusu ile kapılarını açıyor olması ülkemizin gideceği, rekabet gücünü yeniden kazanmak için gitmesi gereken yönü de işaret etmesi açısından çok önemlidir. Çağımızda yaşanan hızlı ve köklü değişimler rekabetçi olmak ve üretmek için ekonomilere yenilikçi olmaktan başka seçenek bırakmamaktadır. Bu durum ülkelerin araştırma-geliştirme faaliyetlerine stratejik boyutta önem vermelerine yol açmaktadır.

  • Sıcak paraya, dış borca bağımlı olmayan, yüksek katma değerli üretim ve Endüstri 4.0 dönüşümünü yapabilecek bir ekonomiye evrilmemizin yolu inovasyon ve teknolojiye yatırımdan geçmektedir.

    ASPİRİN TEDAVİSİ DEĞİL AYAKLARI YERE BASAN BİR PROGRAM LAZIM

    Bu sıkıntıdan çıkmak için bize lazım olan, aspirin tedavisini bırakıp, ekonominin yarışma gücünü artıracak inovasyon ve teknolojik atılımın önünü açacak, yatırımcılara güven verecek, hukuk devletini ve demokrasiyi güçlendirecek, acil ve orta vadeli tedbirleri ve yapısal reformları içeren güçlü çapalara sahip, ayakları yere basan bir programı derhal uygulamaya başlamaktır.

Bütçeden müteahhide 22 milyar TL

Bütçeden müteahhide 22 milyar TL

Çiğdem Toker
Cumhuriyet, 17.10.2017
Sadece iç ve dış politika değil, Maliye politikalarında da çok hareketli bir dönem içindeyiz.

Vergi zamları getiren Torba Kanun, 2018 Bütçe Kanun Tasarısı, eylül ayı bütçe gerçekleşme rakamları ve nihayet ana muhalefet partisinin gensoru önergesi. 
Sıraladığım dört başlığın tamamında sıcak gelişmeler yaşanıyor. 
Bu satırlar yazılırken, kamu ihalelerinde yasal sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamunun zarara uğratılmasına göz yumduğu gerekçesiyle Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan hakkındaki gensoru görüşmeleri sürüyordu.
TBMM Genel Kurulundaki müzakerelerin odağında, bu köşede sıklıkla dile getirdiğimiz “davetli ihale” ve Hazine garantili büyük altyapı projeleri yer alıyor. 
Eylül ayı bütçe rakamları açıklandı. Geçen ay, “müteahhitlik giderleri” başlığı altında yaklaşık 2 milyar TL harcama yapılmış (1 milyar 975 milyon TL). 
Bu tutarla birlikte ocak-eylül dönemini içeren dokuz aylık müteahhitlik harcaması 22 milyar TL’ye yaklaşıyor: 21.9 milyar TL.
Dokuz ayda 22 milyar TL müteahhitlik harcaması, geçen yıla göre çok yüksek bir tutardır. 

2016 yılının ocak-eylül döneminde müteahhitlik gideri kalemi 17 milyar TL.

Bu yılın aynı dönemindeki artış tutarı 4 milyar TL. 

İstisna istismar edilirken 
Reddedileceğini bildiğimiz için icrai bir sonuç getirmeyecek olsa da gensoru görüşmeleri, bu harcama kalemine, bir başka pencereden bakmamızı sağlıyor. 
CHP milletvekili Faik Öztrak, Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, müteahhitlik piyasasında, Kamu İhale Kanunu’nun madde numarası olan “21/b” ile anılan davetli ihale yöntemine ilişkin veriler paylaştı. Öne çıkan yeni birkaçını aktarıyorum:
– Karayolları Genel Müdürlüğü’nın bu yıl verdiği pazarlık usulü yapım ihaleleri 13.6 milyar TL’ye ulaştı. 
– Hükümete yakınlığıyla tanınan bir işadamı Karayolları ve Devlet Demiryolları’ndan sadece bu yıl pazarlık usulüyle 2.8 milyar TL’lik ihale aldı. 
– Karayolları’nın yıl içinde pazarlık usulü ile verdiği 13.6 milyar TL’lik ihalenin yüzde 61’i, yani en az 8.3 milyar TL’lik kısmı, kamuoyunda hükümete yakınlığıyla tanınan firmalara dağıtıldı
– Kamunun pazarlık usulüyle yaptığı ihalelerin tutarı, 2016’da %86 artarak, 21.7 milyar TL’ye ulaştı. Yalnızca bu yılın ilk altı ayında pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelerin tutarı da geçen yılın aynı dönemine göre, %175 artarak 16.8 milyar TL’ye sıçradı. 
Öztrak, geçen yılki eğilimin sürmesi varsayımı altında bu yılın pazarlık yoluyla yapılan ihale bilançosunun 59.6 milyar TL’ye çıkabileceğini belirtti. 
Yazıyı geçen Cuma Plan Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasındaki bir notla bitirelim:

Maliye Bakanı Ağbal“Ekonomi ihtiyaçlarına göre kamu harcamalarında 2018 yılında ciddi anlamda kemer sıkacağız.” demiş bulunuyor.
===============================================
Dostlar,

Yüce ATATÜRK‘ün yapıtlarından çok esinlendiği ünlü yazar ve ozan (şair) Tevfik Fikret, Osmanlı’nın son dönemlerinde yazdığı iyi bilinen HAN-I YAĞMA adlı şiirinde;

  • Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    … gibisinden ciddi bir eleştiride bulunmuş ve şiir üzerinden usta bir mizah ürünü vermişti.

    Olup bitenlerden ders almadığımız ve dahası, eşi bulunmaz bir cehaletle Osmanlı özlemiyle yanıp tutuştuğumuz (‘!) için başımıza gelenler benzer..
    Tarih, aptallar için acımasızca yineleniyor.. Başka çaresi var mı ki yinele(n)meme dışında?
    Benzer koşullar farklı sonuçlar doğurabilir mi??

    Ama bu bağlamda yapılan her yanlış, yapanların saltanatını uzatmak yerine tam da tersine acı sonlarını yaklaştırıyor.. Bu da diyalektik gereği..

  • Toplumsal çelişkiler derinleştikçe çözüm için yeni sentezler üretiliyor.. 
  • Uğursuz iktidarları halk er ya da geç, deneme yanılma şile öğrense de gönderiyor ve büyük ölçüde hesabını da soruyor..

    Haydi hayırlısı…

    Sevgi ve saygı ile. 17 Ekim 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com