CHP’den hükümete ekonomi önerileri

CHP’den hükümete ekonomi önerileri

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 87. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışında konuştu. (cumhuriyet.com.tr, 07 Eylül 2018)

[Haber görseli]CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışında şunları belirtti:

İzmir Enternasyonal Fuarı’nın tarihimizde çok önemli bir yeri var. İzmir Fuarı, Cumhuriyetimizin yönünü ve düşüncesini gösteren müstesna örneklerden biri. Yeni Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde emperyalizme karşı verdiği onurlu mücadeleyle ve savaş meydanlarında kazanılan bağımsızlık savaşıyla işin bitmediğinin bilincindeydi. Bağımsızlığın muhafazası için ekonomik, bilimsel ve kültürel alanda da zaferler gerekiyordu. Bu yıl 87’ncisi düzenlenen İzmir Enternasyonal Fuarı bu mücadelenin önemli bir parçasıdır. Fuarın temelleri 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nde atılmıştır. Kongre mekanı olarak, Kordon’daki Aram Hamparsumyan Hanı seçilir. Kongre münasebetiyle açılan sergilerle başlayan süreç, önce “mahalli sergi” ye, 1933 yılında ise fuara evrilir ve uluslararası nitelik kazanır.

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK, MİLLİ BAĞIMSIZLIK

İzmir İktisat Kongresi, toplumun ve ekonominin bütün kesimlerini bir araya getiren bir ortak akıl platformudur. Çiftçi, tüccar, sanayici, işçi grupları kendi içlerinde tartışmış, konuşmuş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün açış konuşmasındaki ifadelerle “istiklal-i tam” için hakimiyet-i milliyeyi, hakimiyet-i iktisadiye ile tarsin etmek”, yani sağlamlaştırmak için izlenmesi gereken önerileri belirlemiştir. Atatürk yine bu konuşmasında;

  • “Yabancı sermayeye düşman değiliz. İsteriz ki yabancı sermaye bizim çalışmamıza ve yetersiz kalan servetimize katılsın. Ama eskisi gibi değil. Geçmişte devlet yabancı sermayenin jandarmalığını yaptı ama yeni Türkiye Cumhuriyeti buna uyamaz, burasını esir ülkesi yaptıramaz”

derken dış finansmanın akılcı yönetiminin ve ülkeyi sıcak paracılara teslim etmemenin ekonomik, dolayısıyla, milli bağımsızlığımız bakımından önemini belirtmiştir.

HAKSIZ YAPTIRIMLAR KABUL EDİLEMEZ AMA…

Daha Lozan görüşmeleri sürerken (AS: görüşmeler 4 Şubat’ta kesintiye toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar, o günden bugüne dünya ekonomisinde şartlar çok değişmiş uğradığında 17 Şubat 1923’te toplandı) olsa da, güçlü, yerli ve milli bir ekonomiye sahip olmanın temellerini belirleyen ilkeler olarak bu gün de önemini koruyor. Ekonomimizde son dönemde görülen sıkıntılar izlenen “ekonomiyi sıcak parayla şişirme” stratejisinin bir sonucudur. Bu strateji ekonomiyi dış borca ve dolara bağımlı hale getirmiştir. Bu da ekonominin küresel piyasalarda yarışma gücünü azaltarak yerli üretimi tasfiye etmiş yerine rant gelmiştir.

Trump yönetiminin ülkemize karşı uyguladığı haksız yaptırımlar kabul edilemez. Ama bunun ekonomimizde tetiklediği dalganın boyu, Trump’ın üslubunun bize benzeyen diğer ekonomilerde neden olduğu çalkantılardan çok fazladır. Bu, sıcak para politikası nedeniyle üreten kesimlerin rekabet gücünü yitirmesinin sonucudur. Ekonominin iyi yönetilemediğini ortaya koymaktadır.

EKONOMİMİZ DOĞRU İLAÇLA KISA SÜREDE TOPARLANIR

Ekonomide olan biteni “ekonomik saldırı”, “döviz kurşunu” sözlerinin arkasına gizlemek ve aspirin tedavisi uygulamayı sürdürmek ise krizi derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kurdaki hareketler şirketlerde çok ciddi kur farkı zararlarına neden olmakta şirketleri borçlarını ödemekte zorlamaktadır.

  • Enflasyon artmakta,
  • işsizlik artmakta,
  • ekonomi daralma sürecine girmektedir.

    Evet, bu gün ekonomide sıkıntılarımız var ama bu umutsuz olacağımız anlamına gelmiyor. Türkiye 1990’lı yıllardan beri dünyanın en güçlü 20 ekonomisi ligindedir. Bu ekonomi doğru ilaç verildiği zaman kısa sürede toparlanma potansiyeline sahiptir. Bundan önceki tüm krizlerde bunu göstermiştir. Doğru teşhis, doğru tedavi, doğru ilaçlar… ihtiyacımız olan budur.

    EN BÜYÜK ZENGİNLİK GENÇ NÜFUS

    Hala dünyanın en büyük zenginliğine sahibiz: Üretime katkı sağlayabilecek genç bir nüfusa. Bu nüfusun kadın-erkek ayırmadan eğitimle, işle buluşturulması, çağımızın gerekleri çerçevesinde üretime koşulması gerekiyor. Diğer taraftan Türkiye 1,5 milyarlık nüfusa, 58 ülkeye ve 21,5 trilyon dolarlık bir pazara 4,5 saatlik bir uçuş mesafesinde. Hem sahip olduğumuz demografik fırsat penceresini, hem de coğrafi avantajımızı hızla kullanmalıyız.

    YENİLİKÇİ OLMAK TEK SEÇENEK

    İşte böyle bir konjonktürde Türkiye’nin ilk büyük fuarı olan İzmir Enternasyonal Fuarı’nın bu sene inovasyon çatısı altında, teknoloji ana konusu ile kapılarını açıyor olması ülkemizin gideceği, rekabet gücünü yeniden kazanmak için gitmesi gereken yönü de işaret etmesi açısından çok önemlidir. Çağımızda yaşanan hızlı ve köklü değişimler rekabetçi olmak ve üretmek için ekonomilere yenilikçi olmaktan başka seçenek bırakmamaktadır. Bu durum ülkelerin araştırma-geliştirme faaliyetlerine stratejik boyutta önem vermelerine yol açmaktadır.

  • Sıcak paraya, dış borca bağımlı olmayan, yüksek katma değerli üretim ve Endüstri 4.0 dönüşümünü yapabilecek bir ekonomiye evrilmemizin yolu inovasyon ve teknolojiye yatırımdan geçmektedir.

    ASPİRİN TEDAVİSİ DEĞİL AYAKLARI YERE BASAN BİR PROGRAM LAZIM

    Bu sıkıntıdan çıkmak için bize lazım olan, aspirin tedavisini bırakıp, ekonominin yarışma gücünü artıracak inovasyon ve teknolojik atılımın önünü açacak, yatırımcılara güven verecek, hukuk devletini ve demokrasiyi güçlendirecek, acil ve orta vadeli tedbirleri ve yapısal reformları içeren güçlü çapalara sahip, ayakları yere basan bir programı derhal uygulamaya başlamaktır.

Bütçeden müteahhide 22 milyar TL

Bütçeden müteahhide 22 milyar TL

Çiğdem Toker
Cumhuriyet, 17.10.2017
Sadece iç ve dış politika değil, Maliye politikalarında da çok hareketli bir dönem içindeyiz.

Vergi zamları getiren Torba Kanun, 2018 Bütçe Kanun Tasarısı, eylül ayı bütçe gerçekleşme rakamları ve nihayet ana muhalefet partisinin gensoru önergesi. 
Sıraladığım dört başlığın tamamında sıcak gelişmeler yaşanıyor. 
Bu satırlar yazılırken, kamu ihalelerinde yasal sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamunun zarara uğratılmasına göz yumduğu gerekçesiyle Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan hakkındaki gensoru görüşmeleri sürüyordu.
TBMM Genel Kurulundaki müzakerelerin odağında, bu köşede sıklıkla dile getirdiğimiz “davetli ihale” ve Hazine garantili büyük altyapı projeleri yer alıyor. 
Eylül ayı bütçe rakamları açıklandı. Geçen ay, “müteahhitlik giderleri” başlığı altında yaklaşık 2 milyar TL harcama yapılmış (1 milyar 975 milyon TL). 
Bu tutarla birlikte ocak-eylül dönemini içeren dokuz aylık müteahhitlik harcaması 22 milyar TL’ye yaklaşıyor: 21.9 milyar TL.
Dokuz ayda 22 milyar TL müteahhitlik harcaması, geçen yıla göre çok yüksek bir tutardır. 

2016 yılının ocak-eylül döneminde müteahhitlik gideri kalemi 17 milyar TL.

Bu yılın aynı dönemindeki artış tutarı 4 milyar TL. 

İstisna istismar edilirken 
Reddedileceğini bildiğimiz için icrai bir sonuç getirmeyecek olsa da gensoru görüşmeleri, bu harcama kalemine, bir başka pencereden bakmamızı sağlıyor. 
CHP milletvekili Faik Öztrak, Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, müteahhitlik piyasasında, Kamu İhale Kanunu’nun madde numarası olan “21/b” ile anılan davetli ihale yöntemine ilişkin veriler paylaştı. Öne çıkan yeni birkaçını aktarıyorum:
– Karayolları Genel Müdürlüğü’nın bu yıl verdiği pazarlık usulü yapım ihaleleri 13.6 milyar TL’ye ulaştı. 
– Hükümete yakınlığıyla tanınan bir işadamı Karayolları ve Devlet Demiryolları’ndan sadece bu yıl pazarlık usulüyle 2.8 milyar TL’lik ihale aldı. 
– Karayolları’nın yıl içinde pazarlık usulü ile verdiği 13.6 milyar TL’lik ihalenin yüzde 61’i, yani en az 8.3 milyar TL’lik kısmı, kamuoyunda hükümete yakınlığıyla tanınan firmalara dağıtıldı
– Kamunun pazarlık usulüyle yaptığı ihalelerin tutarı, 2016’da %86 artarak, 21.7 milyar TL’ye ulaştı. Yalnızca bu yılın ilk altı ayında pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelerin tutarı da geçen yılın aynı dönemine göre, %175 artarak 16.8 milyar TL’ye sıçradı. 
Öztrak, geçen yılki eğilimin sürmesi varsayımı altında bu yılın pazarlık yoluyla yapılan ihale bilançosunun 59.6 milyar TL’ye çıkabileceğini belirtti. 
Yazıyı geçen Cuma Plan Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasındaki bir notla bitirelim:

Maliye Bakanı Ağbal“Ekonomi ihtiyaçlarına göre kamu harcamalarında 2018 yılında ciddi anlamda kemer sıkacağız.” demiş bulunuyor.
===============================================
Dostlar,

Yüce ATATÜRK‘ün yapıtlarından çok esinlendiği ünlü yazar ve ozan (şair) Tevfik Fikret, Osmanlı’nın son dönemlerinde yazdığı iyi bilinen HAN-I YAĞMA adlı şiirinde;

  • Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    … gibisinden ciddi bir eleştiride bulunmuş ve şiir üzerinden usta bir mizah ürünü vermişti.

    Olup bitenlerden ders almadığımız ve dahası, eşi bulunmaz bir cehaletle Osmanlı özlemiyle yanıp tutuştuğumuz (‘!) için başımıza gelenler benzer..
    Tarih, aptallar için acımasızca yineleniyor.. Başka çaresi var mı ki yinele(n)meme dışında?
    Benzer koşullar farklı sonuçlar doğurabilir mi??

    Ama bu bağlamda yapılan her yanlış, yapanların saltanatını uzatmak yerine tam da tersine acı sonlarını yaklaştırıyor.. Bu da diyalektik gereği..

  • Toplumsal çelişkiler derinleştikçe çözüm için yeni sentezler üretiliyor.. 
  • Uğursuz iktidarları halk er ya da geç, deneme yanılma şile öğrense de gönderiyor ve büyük ölçüde hesabını da soruyor..

    Haydi hayırlısı…

    Sevgi ve saygı ile. 17 Ekim 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

AKP’li yıllarda 30 milyar dolar ‘gizemli para’ girişi oldu

AKP’li yıllarda 30 milyar dolar
‘gizemli para’ girişi oldu

AKP döneminde gelen “gizemli para” miktarının 29.4 milyar dolar olduğu bildirildi.

AKP döneminde gelen “gizemli para” miktarının 29.4 milyar dolar olduğu bildirildi. CHP Milletvekili, eski Hazineci Faik Öztrak, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde cari açığın finansmanında ciddi bir bozulma yaşandığını ifade etti.

Ülkeye normal yollarla gelen dış kaynağın 2014’te 41.6 milyar dolardan 2015’te 10.7 milyar dolara düştüğünü belirten Öztrak, “Buna karşın, kaynağı belirli olmayan para giriş/çıkışının izlendiği net hata noksan hesabından 2015 yılında ülkemize 9.7 milyar dolarlık kaynağı belirsiz para girişi olmuştur. Bu, tüm Cumhuriyet tarihinde tek bir yılda ülkeye en yüksek kaynağı belirsiz para girişidir.” dedi. Öztrak, tüm AKP iktidarlarında ülkeye gelen kaynağı belirsiz para toplamının 29.4 milyar dolara ulaştığını, bunun 20 milyar dolarının ise son beş yılda gerçekleştiğini vurguladı.

REZERVLERDE BÜYÜK ERİME

Döviz rezervlerindeki 11.8 milyar dolarlık erimeye de dikkat çeken Öztrak, 2015’te cari açığın yüzde 37’sinin mevcut rezervler kullanılarak kapatıldığını kaydederek, “Bu, kriz yılı olan 2001’den bu yana, karşı karşıya kalınan en büyük rezerv erimesidir” ifadesini kullandı.
Öztrak, Başbakan Yardımcısı Şimşek’e şu soruları yöneltti: “2015’te Cumhuriyet tarihi rekoru kıran kaynağı belirsiz para girişinin nedenleri nelerdir? 2015’te kaynağı belirsiz para girişinde rekor kırılmasının ardında Gümrük Bakanlığı’nın 15 Nisan 2015 tarihli yurda nakit para girişini kolaylaştıran genelgesinin bir rolü var mıdır? Özellikle son beş yılda ülkeye bu kadar büyük miktarlarda kaynağı belirsiz para girişi olmuşken bunun nedenleri konusunda neden doyurucu bir çalışma yapılmamıştır? Kaynağı belirsiz para girişleri konusunda kamuoyuna açıklanmak üzere ilerleyen günlerde bir çalışma yapmayı planlıyor musunuz?”

AKP’DEN ÖNCE ‘SIFIR’DI

2015 yılına ait cari açık rakamlarını değerlendiren Öztrak, AKP’den önceki 22 yıllık dönemde (1980-2002) toplamda “sıfır” olan kaynağı belirsiz para girişinin, AKP iktidarları döneminde (2003-2015) 30 milyar dolara dayandığına dikkat çekti. Öztrak, özellikle son 5 yılda büyük artış gösteren gizemli para girişlerinin açıklanması gerektiğini vurguladı. (Aydınlık, 13.2.16)

================================

Dostlar,

AKP iktidarı 2003 yılı bütçesinden başlayarak 2016 dahil 14 bütçe yaptı.
Yeni adı ile merkezi yönetim bütçesi..
2016 bütçesi 572 milyar TL dolayında..
Özelleştirme girdileri 60 milyar $ dolayında..
Üstüne üstlük 30 milyar $ da “net hata – noksan” adlı, teknik – mali (akçal) terimle
halktan gerçek anlamı saklanan girdi… İstenirse engellenebilecek olan ama hükümetlerin cari açığın karşılanmasına (finansmanına) katkısı nedeniyle göz yumdukları girdiler..

Bu paralararın, “aman gelsin de kim getirirse getirsin..” mantığıyla getireni sorulmadığı gibi, nerelerde harcandığı da izlen(e)memektedir. MASAK ve GİB (Gelir İdaresi Başkanlığı) devre dışıdır. Ancak, kaynağı belirsiz bu yurtdışı paralarla salt kayıt dışı ya da bir miktarı kayıt içi ekonomik ekonomik etkinlik yapılmakla kalınmaz. Bu “deli – serseri para” ile siyasetin finansmanı da yapılır.. Siyasal partiler desteklenebilir, yandaş medya kurulabilir, terör finanse edilebilir, gladyo – mafya örgütlenmelerinin giderleri karşılanabilir.. 30 Milyar $, hepsi 2015 yılı içinde girmese de, büyüklüğü bakımından günümüz kuru ile yaklaşık 90 milyar TL demektir ve 2015 Türkiye bütçesinin neredeyse 1/6’sıdır. Her türlü yasa ve ahlak dışı işlerin giderlerinin karşılanabileceği bu paralar ile toplum ahlakı bozulduğu gibi siyaset kurumu da yozlaşır. Bu paralar ile ülkelerde darbeler bile yaptırılabilir ya da desteklenebilir.

14. yılına giren AKP iktidarında olan biten acı olaylar,
– siyasetin olabildiğine kirlenmesi,
– doruğa çıkan yolsuzluklar,
– 4 Bakan hakkında rüşvet suçlamaları ve istifa etmek zorunda kalmaları,
– gelir dağılımında yaşanan ağır bozulmalar,
– özellikle iktidara yakın birilerinin hızla ve nedensiz varsıllaşması (hukuksal deyimiyle
sebepsiz iktisap ve zenginleşme) …
– Sayıştay ve ardından TBMM denetiminden kaçırılan Bütçe Kesin Hesapları..

nasıl açıklanabilir??

Günümüzde her şeyde saydamlık ve hesap verilebilirlik asıl iken bu bilerek saklama – gizleme nedendir?? Özelllikle AKP iktidarlarında.. Bu kabul edilemez süreç mutlaka sınırlanmalı, hatta engellenmeli ve tüm mali hareketler kayıt altına alınmalıdır. AKP iktidarı, pek çok suçun yanı sıra, bu “net hata noksan kalemi” (ülkeye giren kaynağı ve getireni belirsiz para) üzerinden doğrudan ve bu parayla finanse edilen hukuk dışı pek çok eylemin – işlemin doğrudan ya da dolaylı ağır mali sorumluluğu altındadır.

Gün ola harman ola…

Eski Hazine Müsteşarı, CHP milletvekili Sayın Prof. Faik Öztrak’ın soru önergesine AKP Hükümetinin ilgili Bakanının vereceği yanıt önemlidir..

Sevgi ve saygı ile.
14 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com