KUCAĞIMIZA DÜŞER…


Dostlar,

Sayın Melih AŞIK’ın yazısında adını vererek andığı kişinin avukatından
yasal bir uyarı aldık. Bu uyarı için yazının yorum bölümüne bakılabilir..

Bu yüzden biz, Sn. Melih AŞIK’tan aktardığımız yazıda söz konusu kişinin adını ve soyadını “_ _ _ _ _   _ _ _ _ “ biçiminde örttük (kamufle ettik..)

Üzüntüyle paylaşırız..

Sevgi ve saygı ile.
02 Nisan 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==========================================

KUCAĞIMIZA DÜŞER...

MELİH AŞIK

portresi
Her akşam yeni bir ses kaydı düşüyor sosyal medyaya…
Son düşen kayıt Reuters Haber Ajansı dahil
yabancı yayın organlarında da yer buldu…

Başbakan ile oğlu arasında geçtiği iddia edilen kayıtta
Bilal Erdoğan babasına “_ _ _ _ _  Beyin 10 (milyon dolar) getirebildiğini” söylüyor… Sonrası şöyle:

Tayyip Erdoğan: Sakın Alma, Sakın Alma

Bilal Erdoğan: Ben almayacağım

Tayyip Erdoğan: Yok, Yok, Hayır Hayır alma, kendisi bize ne söz verdiyse onu getirecekse getirsin getirmeyecekse gerek yok. Başkaları getiriyor da O niye getiremiyor, laf mı? Bunlar ne zannediyor bu işi ya.
Ama şimdi düşüyorlar kucağımıza düşecekler merak etme.

Bu konuşmada adı geçen kişinin, uluslararası düzeyde petrol ticareti yapan Başbakan’ın arkadaşı _ _ _ _ _   _ _ _ _  olduğu yazıldı.
Dün akşam saatlerine dek _ _ _ _ _ _   _ _ _ _’dan bu konuda
herhangi bir açıklama gelmedi.

CHP dün soruyordu:

* Bu konuşmada adı geçen _ _ _ _ _ Bey kimdir?

* _ _ _ _ _  Bey’in verdiği söz nedir? Ne kadar getireceğinin sözünü vermiştir?

* 10 milyon Dolar, _ _ _ _ _ Bey’in getirmeyi söz verdiği tutarın
ne kadarlık bölümüdür?

* Başkaları ne kadar getirmektedir veya getirmişlerdir?

Başbakan Erdoğan dün Burdur’daki konuşmasında para işlerine
hiç değinmedi. Bol bol Cemaat ve CHP’yi suçladı…

Öte yandan ABD’de yapılan incelemeler Başbakan ile oğlu arasındaki konuşma kayıtlarının büyük ölçüde gerçek olduğunu gösteriyor.
Montaj iddiaları kabul görmüyor. Ülke kamuoyunda da
parasal konuşmaların montaj olmadığına ilişkin kanaat güçleniyor…

Obama dinledi mi?

Başbakan’ın oğluyla yaptığı telefon konuşmaları gündemi sarsarken… CHP’li Onur Öymen anımsatıyor:

– Benzer bir olay 2004-5 yıllarında Yunanistan’da yaşanmıştı. O zamanki Başbakan Karamanlis’in, aile bireylerinin ve 100’den çok bakanın veya üst düzeydeki kamu görevlisinin yaklaşık bir yıl boyunca dinlendiği
belirlenmişti. Ericsson firması, kendisini savunurken yasal dinleme aygıtlarının içine birilerinin yasa dışı dinleme sistemlerinin yerleştirdiğini bulmuştu. Bu işi yabancı bir ülkenin yaptığı öne sürülmüştü.

***

Bir süre önce İngiliz The Guardian gazetesi, Amerikan İstihbarat Örgütlerinden NSA’ın dünyadaki 35 ülkenin liderini dinlediği yolunda
bir haber yayınladı. Başbakan Merkel’in telefonlarının NSA tarafından dinlendiği yolundaki bilgiler üzerine Alman Hükümeti ve kamuyoyu
buna büyük tepki gösterdi.

Alman televizyonu ZDF’in Başbakan Erdoğan’ın da NSA tarafından dinlenip dinlenmediği yolundaki bir sorusuna Başkan Obama,
ABD istihbarat faaliyetlerinin sürdürüleceği yanıtını verdi.
Obama, yakın çalıştığı yabancı ülke liderleri ile arasında güvene dayalı ilişkiler olması gerektiğini belirttikten sonra; bununla birlikte dünyadaki hükümetlerin niyetlerini öğrenmeye de ilgi duyduklarını ifade etti.

ABD Tayyip Erdoğan’ı da dinledi mi? Eğer dinlediyse “montaj mı
değil mi?”
 sorusunun en sağlıklı yanıtını onlar biliyordur!

LOBBİ

CHP’li Umut Oran Başbakan’a soruyor:

* Daha önce yaptığınız açıklamalarda şu lobilere değindiğiniz görülmektedir:

“Faiz lobisi, Yahudi lobisi, borsa lobisi, sermaye lobisi, medya lobisi,
karanlığı özleyenler lobisi, kaybedenler lobisi, huzurdan barıştan rahatsız olanlar lobisi, içki lobisi, porno lobisi, patates lobisi, kuru fasulye lobisi,
vaiz lobisi, ananas lobisi, savaş lobisi, terör lobisi, kaos lobisi…

* Türkiye’de kaç adet lobi faaliyet yürütmektedir?

* Bilginiz dahilinde “Yolsuzluk lobisi”, “Hırsızlık lobisi”, “Rüşvet lobisi”,
“Kamu ihalelerine fesat karıştırma lobisi”, “Kamu bankalarından usulsüz
kredi alanlar lobisi” 
de var mıdır?

* Yolsuzluk lobisinin eylemleri arasında “yalan ve iftiralarla yolsuzluğun üstünü kapatmak” da var mıdır? Bu lobinin üyeleri kimlerdir, tarafınızla bir bağlantısı
var mıdır?

Hırsızlıktan yakalanmamanın tek yolu var: Çalmayacaksın…

Kasım Eren

***

Ülkenin Başbakanı yargıda değil de sandıkta aklanmak istiyorsa,
mahallenin hırsızından da bu hak esirgenmemeli.

Demokrasi bunu gerektirir.

Gözde Bedeloğlu

HIRSIZ

Kadıköy’de Taksim’de, Ankara’da, İzmir’de gençler iki günün biri meydanlara çıkıyor:

– Hırsız vaaar, diye slogan atıyor…

Bir genç okurumuz not geçmiş…

– Gece evimize hırsız girecek diye çok korkuyorum…
Camı açıp
Hırsız vaaar – diye bağırsam kimse oralı olmayacak…
Komşular siyasal slogan attığımı düşünüp arkalarını dönerek uyuyacaklar..

*****

HSYK’da bin kişi görevden alındı.

Hayırlı olsun!
Yolsuzlukların üstünü örtmek adına
HSYK (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu)

YHSK (Yandaş Hâkimler ve Savcılar Kurulu) oldu demektir…

MİLLİYET, 28.2.14

RİFAT SERDAROĞLU : HEPSİ İFTİRA BUNLARIN


HEPSİ İFTİRA BUNLARIN

portresi3

 

RİFAT SERDAROĞLU

 

 

Türkiyeli Tayyip iktidara geldiği andan başlayarak “Dış Güçler” , “Faiz Lobisi” , “Cemaat” , “Tarikatlar” , “Ana Muhalefet” , “Yavru Muhalefet” , “Askeri Vesayet” , “Vatanseverler” , “Medya” tarafından iftira yağmuruna tutuldu.

Bereket, güneşe kar dayanamayacağı gibi, AK Delikanlıya da
iftira dayanmadı, hepsi eridi gitti!


Bugün Türkiyeli Delikanlıya atılan bazı “Büyük İftiraları” beraberce hatırlayıp, Sultanımızın kem gözlerden ve Pensilvanya beddualarından korunması için ne yapabileceğimizi tartışacağız.

İFTİRA (1)

Türkiyeli Tayyip’in Avrupa’daki adamları, camilerde sadaka paraları toplamışlar da, paraların bir bölümünü içki âlemlerinde metresleriyle yemişlermiş de, paranın büyük bölümünü Türkiye’de “REİS” dedikleri adama göndermişlermiş de, mış, mış da, mış, mış!…

Toplanan paraların teslim edildiği kişi çok güçlü olduğu için O’na ulaşılamazmış da, hatta O’na “Hırsızlar İmparatoru” derlermiş de,
mış, mış da mış, mış…

-Bir kez Avrupa’da toplanan milyonlarca avro kesinlikle “helal” paralardır. O paralar da helal ve hayırlı işlere harcanmıştır. O paralarla televizyon kurulduğu, siyasal çalışmalara harcandığı, bir kısmının ise zulaya aktarıldığı külliyen iftiradır. Bu böyle biline. Gâvur parası olan milyonlarca avro, ülkeye getirilmeyip de, kilisenin elinde mi kalsaydı ha, bunu mu isterdiniz a münafıklar?

İFTİRA (2)

Sözüm ona Türkiyeli Tayyip aileden çok yoksul bir adammış. Babasından
“Allah’ın kör kuruşu” miras kalmamış. Belediye Başkanı oluncaya dek
kıt-kanaat geçinmiş. Şevket Kazan’ın dediğine göre evinin kirasını bile parti ödermiş. İstanbul’a Belediye Başkanı olduktan sonra çok zengin olmuş!

Rahmi Koç denen bir gariban “Tayyip’in 1,5 Milyar Doları” var demiş.
Yabancı bir ekonomi dergisi, Türkiyeliyi, dünyanın en zengin 8 siyasetçisinden biri olarak duyurmuş. Wikileaks denen dedikoduculara göre Türkiyelinin İsviçre Bankalarında sekiz tane gizli hesabı varmış.
Türkiyelinin çocukları sözüm ona çok zengin olmuşlar da, gemiler-pırlantalar-medya kuruluşları-rafineriler-hastane zincirleri varmış da mış, mış da mış, mış…

-Bunların hepsi zinhar yalandır, iftiradır. İftirayı atanların idrar yolları tıkansın inşallah!

İşin doğrusu şudur: Türkiyelinin rahmetli babası “taka” sahibi bir denizcidir. Denizlerde gezerken korsanların hazinelerini bulması
büyük ihtimaldir. Kimse bunu göz ardı edemez. Hazine bulmadığını söyleyen, iddiasını ispatla yükümlüdür.

Türkiyelinin helal servetinin bir kaynağı da çocuklarının pipilerinden gelmektedir. Sünnet-düğün derken Türkiyeliyi seven akraba-dost-
iş adamlarının verdiği “takılar” yıllar içinde büyümüş ve dev gibi servetler oluşmuştur. Türkiyelinin serveti tümüyle helaldir. İnanmayan bedduacılar, gidip çocukların pipilerine baksınlar ve servetleri kaynağında incelesinler.

İFTİRA (3)

Türkiyelinin Bakanlarının çocukları, devlet görevlilerine babalarından çok emir vererek “nüfuz” kullanmışlar da, 18-20 yaşında çocukların
yatak odalarında milyonlarca avro bulunmuş da, yattıkları yerden
para makinaları ile para saymışlar da, sözüm ona gencecik çocuklar
rüşvet almışlar da, 
mış, mış da, mış, mış…

Türkiyelinin Genel Müdürü, evinde eski parayla 9 Trilyon karşılığı dövizi ayakkabı kutusuna koymuş da, bu nasıl olurmuş da mış, mış da, mış, mış…

-Allah insanı hem kuru, hem yaş, hem de ıslak iftiradan korusun.

Bakan çocukları efendi-okumuş-terbiyeli çocuklardır. Biri hediye olarak milyonlarca dolar verir de, bu çocuklar niçin almasın? 
Ya parayı verenler kırılır-üzülürlerse, ha söyleyin bakayım ya kalpleri kırılırsa?

Hem çocuklar, babacıklarının yüklerini hafifletip, evlerinin giderlerine katkıda bulunuyorlarsa, bunun neresi suç Allah aşkına!
Müslümansanız söyleyin yahu, bunun neresi suç?


Bu çocuklar kısa yoldan zengin olmuşlar da kötü mü yapmışlar?

Serseri olsalardı, bu paraları zorla alsalardı, daha mı iyi olurdu?
Siz Türkiye’siniz, büyük düşünün demedik mi? Söyleyin yahu demedik mi?

Eee o zaman bu iftiralar niçin?

Türkiyelinin de, Bakanların da, Çocuklarının da Allah’ları var.
Bi çarpılırsınız, yan-yan yürürsünüz…

Tüm bu iftiraları def ettikten sonra yapılacak tek şey,
Türkiyeliyi hamamdan uzak tutmaktır!

Bakın Üstat Ümit Yaşar Oğuzcan “Kirli Sadrazam” şiirinde
neler demiş;

Günlerden bir gün
Hamama gideceği tuttu
Sadrazam Hazretlerinin,

Bir yanında birinci veziri
Bir yanında ikinci veziri
Bir yanında üçüncü veziri,

Sonra efendime söyleyeyim
Peşkircibaşısı- Nalıncıbaşısı- Sabuncubaşısı,

Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile
Peştamal takıp girdiler hamama…
Geçtiler kurnaların başına
Üçer beşer
Sadrazam derseniz,
Kuruldu göbektaşına
Yan gelip yattı,
Memleketin en ünlü tellakları
sardılar dört yanını,
Kimi elini kaptı kimi bacağını
Bir keseleme, bir sürtme faslıdır başladı.
Tam on iki saat
On iki tellak
İncitmeden keselediler
Hazretin mübarek vücudunu,
Öylesine bir kir çıktı ki sormayın
Her biri nah parmağım gibi,
Aman efendimiz bu ne kiri
Demeye kalmadı,
Keselerin altında eriyip gitti
Koskoca Sadrazam.
Bütün maiyet erkânı yerinden fırladı
Nittünüz devletliyi?
Tellaklar cevap verdi;
Biz yıkadık, keseledik
Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik.
Suç bizde değil
Neyleyelim
Kir bitti, Sadrazam elden gitti…

Gelelim Türkiyeliye vereceğimiz öğüde :

Eyy Türkiyeli, sen sen ol sakın hamama gitme.
Ya duş al, ya da teyemmüm eyle.

Bir erirsen, deliğe kendiliğinden süpürülürsün.
Demedi deme…