Burası Riyad mı?! Burası Tahran mı?!

Burası Riyad mı?! Burası Tahran mı?!

Örsan K. Öymen
Cumhuriyet
, 17.12.18
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli’de yaptığı konuşmada, “Gezi” olaylarını hedef alarak, “Bu yollara tenezzül ettiğiniz zaman bu ülkede bunun bedelini size çok ağır ödetiriz” diyerek halkı tehdit etmiştir!

Erdoğan, vatandaşların hakkını aramak için sokaklara çıkabileceklerini ifade eden bir gazeteciyi de hedef göstererek ve kendisine hakaret ederek,

  • “Edep fukarasının bir tanesi çıkmış, sokağa davet ediyor. Ahlaksıza bak. Zaten bunlara yargı gereken cevabı verecektir. Sen ne yapıyorsun, burası Paris mi? Gezi olaylarında zaten herkes dersini aldı” demiştir! 

Bunları söyleyen bir Cumhurbaşkanı! Daha doğrusu kendisini Padişah sanan bir Cumhurbaşkanı! Bir Cumhurbaşkanı vatandaşların anayasal haklarından habersiz birisi olabilir mi? Olamaz. 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı” başlığı altındaki 34. maddesi aynen şunu yazar:

Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.” 

Erdoğan, “bu yollara tenezzül ettiğiniz zaman” derken hangi yolu kastetmektedir?! Anayasanın gösterdiği yolu mu?! Bugüne kadar anayasadaki laiklik, demokrasi, hukuk devleti, güçler ayrılığı, düşünce, ifade, basın-yayın özgürlüğü konusundaki ilkeleri yok sayarak sivil darbe yapan Erdoğan, şimdi de gösteri ve toplanma hakkıyla ilgili maddeyi yok sayıyor! 

Gezi” eylemleriErdoğan’ın kurduğu baskı ve dikta rejimine karşı halkın sokaklarda ve meydanlarda düzenlediği bir protesto gösterisiydi. Halk bu eylemle anayasanın 34. maddesi tarafından tanınmış olan hakkını kullanmıştır. Bu eylemlerde lastik ve araç yakma, taş atma ve cam kırma eylemlerini gerçekleştiren vatandaşların oranı binde 1 bile değildir. Bu oran, İçişleri Bakanlığı’nın eylemlere katılan vatandaşların sayısına dair resmi açıklaması ve Emniyet’in şiddet eylemlerine dair tutanaklarıyla ortadadır. “Gezi” eylemlerine katılan milyonlarca vatandaşın neredeyse tamamı, anayasada belirtildiği gibi, silahsız ve saldırısız toplanma ve gösteri yapma hakkını kullanmıştır.

Bu eylemlerde devletin güvenlik güçleri ise, 10’u aşkın vatandaşın ölümüne ve yüzlerce vatandaşın sakat (AS: Engelli denmeli) kalmasına neden olmuş, devlet terörü uygulamıştır. 

Erdoğan gibi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de halkı tehdit etmiş, 12 Eylül öncesi şartları hatırlatarak,

  • Sarı yelek giyen çıplak yatmayı göze almalıdır demiştir!

12 Eylül öncesinde ABD emperyalizminin, CIA’nın ve Kontr-Gerilla’nın maşası olan MHP, aradan geçen yaklaşık 40 yıla rağmen akıllanmamıştır ve aynı işlevi sürdürmektedir!

  • MHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yapısını ortadan kaldırmaya, Türkiye’yi çağdaş uygarlık hedefinden kopartmaya çalışan AKP’nin koltuk değneği olarak, emperyalizme hizmet etmeye devam etmektedir! 

Gezi” eylemlerinde bu vatan için mücadele ederken yaşamını yitiren 

Mehmet Ayvalıtaş
Abdullah Cömert
Ethem Sarısülük
Ali İsmail Korkmaz
Ahmet Atakan.. 

gibi gençlerin adına, “Burası Paris’mi” diye soran Erdoğan’a ve O’nun yedek lastiği olan Bahçeli’ye şu soruyu sormak gerekir: 

  • Burası Riyad mı?! Burası Tahran mı?!

ÇARŞAMBA İĞNELERİ (9 TEMMUZ 2014)

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ (9 TEMMUZ 2014)

portresi_kucuk


Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

 

 

KUT-U/LU

RTE kutlu yolculuğu kutulu yolculukla sürdürdü.
Arınç ağladı milleti güldürdü…

HALK

Halk TV, Ekmeleddin Bey’le ilgili olumsuz bilgiler veren Sinan Meydan’ın konuşmasını kesti.
Bu da Y-CHP’nin ileri demokrasisi…

İMAM

RTE, adaylığının ilk konuşmasında adeta cami cemaatine hitap etti.
İmam Hatipliden Harbiyeli veya Mülkiyeli hitabı beklenemezdi…

KUCAK

RTE, adaylığı ilan edilince herkesi kucaklayacağını söyledi.
Kimleri önden, kimleri arkadan ?…

FAKİR

RTE, Cumhurbaşkanlığı için mal beyanı verecek.
Sıfırlananlardan kalanları…

KARA

Kara para aklama ve terör finansmanında riskli on ülke arasına girdik.
Bu başarıyı cumhurbaşkanı adaylığı ile ödüllendirdik…

C(EMAAT)HP

CHP’li Beşiktaş Belediye Bşk. Hazinedar, eskiden olduğu gibi cemaati destekleyeceklerini söyledi.
Balık baştan kokar…

YİYİCİLER

AKP’ye yakınlığı bilinen Prof. Akgündüz, övgü olarak,“Tayyip beyin hükümetleri milletin malının %20’sini yediler.” dedi.
Kutu ve kasaları o kadar alabildi…

SOPA

Ekmeleddin Bey, eli sopalı davranışın PKK’yı isyan ettirdiğini söyledi.
Bahçeli-Kılıçdaroğlu adaylarıyla övünmeli…

KADIN

AKP döneminde kadına şiddet %1400 arttı.
Başlarını örtüp eve kapansınlar, 4’ten çok doğursunlar, erkeğe kul olsunlar
şiddet kalmaz…

KOLLAYICI

Başkale’de bir PKK’lı vuruldu. Gnkur. “Biz vurmadık.” açıklaması yaptı.
TSK‘nın görevi, korumak ve kol0lamaktır…

KATİL

Ethem SARISÜLÜK’ün katil sanığı sonunda tutuklandı.
Sıra emir verenlerde…

SAMSUN

RTE, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda izlediği yolu takip ediyor.
Yazık, yolun değil ilkelerin önemli olduğunu bilmiyor…

 

 

 

 

 

ADD’den Ahmet Atakan Basın Açıklaması

ADD’den Ahmet Atakan Basın Açıklaması
(10 Eylül 2013, Ankara)

ADD_logosu
Hatay’da Gezi Parkı direnişinde alçakça katledilen
Abdullah Cömert’ten sonra

ODTÜ direnişine destek yürüyüşünde yine polisin
orantısız güç kullanımı nedeniyle
bir genç insan daha
yaşamdan kopartıldı.

 

  • Ahmet Atakan; gözü dönmüş iktidarın kolluk kuvveti, polis tarafından öldürüldü.

‘’İleri Demokrasi’’ havarileri öbür öldürülenler gibi Ahmet Atakan’a da
farklı bir ölüm nedeni gösterseler de, gerçek er – geç su yüzüne çıkacaktır.
Bunun örnekleri çok yakın zamanda yaşanmıştır.

Valilerin, gerçek olmadığı kezlerce ortaya çıkmasına karşın ısrarla kendilerine
dikte ettirilen açıklamaları sürdürmeleri, Türk Halkının değil, iktidarın sesi olduklarının
en büyük göstergesidir. Daha 4 ay önce İstanbul Valisi; arkadaşlarıyla
1 Mayıs eylemine katılan Dilan için şu açıklamayı yapmıştı:

“Dilan arkadaşlarının attığı gaz kapsülü ile yaralandı.”

Gerçek daha sonra kamera kayıtlarıyla gözler önüne serildiğinde,
medyadan şu açıklamayı duyuyorduk: ‘

“Dilan, arkadaşların attığı gaz kapsülü ile değil, Polisin attığı gaz kapsülü ile yaralandı.”

Yine aynı şekilde Eskişehir Valisi, Gezi Parkı Direnişinde Ali İsmail Korkmaz için “Arkadaşları dövüp suçu polisin üzerine atmak istemiştir.” açıklamasında bulunmuştu. Daha sonra 5 polis tarafından dövülerek öldürüldüğünü yine medyadan öğrenmiştik. Yine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek,
Ethem Sarısülük için arkadaşlarının attığı taş ile yaralandığını ve ölümüne neden olduğunu açıklamıştı. Ama daha sonra Ahmet Şahbaz isimli polis memuru tarafından öldürüldüğünü medyaya verilen görüntülerden net olarak görmüştük.

Dün (9.9.13) Antakya’da yaşanan bu olay, aynı senaryoları yeniden hatırlatmıştır.
Polisin attığı gaz kapsülü ile öldürülen Ahmet Atakan’ı belki aynı şekilde daha sonra medyadan görerek gerçekleri öğreneceğiz.

Devlet adına görev yapan Valilerin iktidarı koruyan bu tavırları bizleri ileri günler için
aşırı şekilde endişelendirmektedir. İktidara verilen en büyük cevap,
annesinin vermiş olduğu ‘’SUSUYORUM’’ cevabıdır.

  • Bizlerin ve Türk Milletinin şu anki sessizliği iktidar yandaşlarını korkutsun. 

Gençleri birer birer öldürseniz bile, Türk Halkının 10 yıldır elinden alınmış olan özgürlüklerini, yeniden elde etme mücadelesini engelleyemeyeceksiniz.

Ve son olarak, Bakan Egemen Bağış‘ın bu ölümler üzerine sosyal medyada yaptığı açıklamayı üzüntüyle karşılıyor ve Türk annelerine bu acıyı yaşatanları

LANETLİYORUZ !

İktidarınızın 10 yıldır istikrarda olduğu tek konu ise: ‘

’Almış olduğu canlar ve zaman aşımı bahanesiyle unutturmaya çalıştığı canlardır.’’ADD Genel Merkez Gençlik Kolları
(10 Eylül 2013, Ankara)

Cami-Cemevi’ne Tuzluçayır’da büyük müdahale

Dostlar,

Tam bir insanlık dramıdır olanlar…

Ankara Tuzluçayır – Mamak yöresinde yaşayan insanlara, AKP’nin ünlü akillerinden
Prof. Dr. İzzetin Doğan’ın (artık İZZETULLAH diyorlar..) akil aklıyla  CEMİ – CEMEVİ yaptırılması dayatılıyor..

Prof. Dr. İzzetin Doğan, uluslararası hukuk uzmanıdır. Bilmez mi ki, bu tür girişimler topluluklar arasında görüşme ve uzlaşma ile hatta plebisitle yapılır.

Binlerce Alevi 3 gündür sokaklardadır ve söz konusu projeye var güçleriyle karşı koymaktadırlar.

İzzetin hoca bu ne iştir??

Sen AB fonlarından yararlanmayı da meşru ve makul gördün..

AKP’nin akillerine katıldın..

Şimdi de Cumhuriyet dostu olmadığını herkesin bildiği bir cemaat ile finansman desteği sağlama adına cami – cemevi projesini dayatıyorsun.

Artık yetmez mi?

İnsanlar perişan.. Polis acımasız.. Hele karşıdaki kitle bildik Aleviler olunca..

Vicdanın sızlamıyor mu?

Bu büyük kapsamlı ama hiç de senin gibi söde “akil” olmayı gerektirmeyen assimilasyon projesinden derhal geri çekil.. İnsanların burnu kanamasın, bundan sen sorumlu olacaksın.. 3 gündür nerelerdesin ve neyi seyrediyorsun?

PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) haklı, seni “yol düşkünü” kabul ve ilan etmek gerekecek.. Yazıklar olsun..

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 10.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=======================================

Tuzlucayir'da_polis_gazetecileri_darp_etti_8.9.13_Cumhuriyet

Tuzluçayır’da büyük müdahale

Mamak’ta Cem Vakfı ile Fethullah Gülen cemaatinin işbirliğiyle temeli atılan
cami-cemevi projesine yönelik direniş eylemi 3. gününde de sürüyor.
Tuzluçayır Meydanı’nda toplanan yaklaşık 2 bin kişilik gösterici grubu 20.00 itibariyle polisle çatışmaya başladı.

20.15 Yaklaşık 2 bin kadar gösterici Süleyman Ayten ile Okullar Caddesi’nin bulunduğu yere kadar çıktı. Polis, olduğu yerden gaz ve ses bombası atıyor.

20.00 Sülan Ayten caddesinde bulunan iki TOMA, üç Akrep aracı gelen emir üzerine Okullar Caddesi’ndeki cami-cemevi inşaatının önüne kadar çekildiler. Göstericiler ise yukarı doğru yavaş yavaş çıkmaya başladı. İki caddenin kesiştiği noktada meraklı bir grup mahalleli de olayları izliyor.

19.40 Göstericiler Süleyman Ayten caddesinin meydana çıkan tarafına barikat kurdu
ve ateş yaktı. Süleyman Ayten caddesinin başında bulunan üç Akrep Tuzluçayır Meydanı’na doğru inerek göstericilere gaz bombası yağdırdı. Gaz bombalarının
isabet ettiği iki kişi yaralandı. Yaralılar, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Akrep’ten atılan gaz bombası bir evin penceresinden içeri girdi. Havanın karardığı mahallede çatışma tüm şiddetiyle sürüyor.

17.50 Tuzluçayır meydanına 5 bin genç hakim. Polis, cemevi-cami inşaatına kadar çekildi. Uzaktan gaz atmakla yetiniyor.

16.50 Polis, Tuzluçayır kavşağından çekildi. Meydanda tümüyle göstericiler var.

16.03 Çatışmadan dönen akrep, Tuzluçayır meydanına giderken bir işyerinin önünde bekleyen gençlerin üzerine durduk yerde gaz bombası attı.

15.45 Tuzluçayır’da Ethem Sarısülük‘ün kardeşi İkrar gaz bombasıyla,
ağabeyi Mustafa ise plastik mermi ile ayağından vuruldu. İkisinin durumu iyi.

15:14 Tuzluçayır kavşağındaki yurttaşların üzerine yakın mesafeden gaz atılıyor. İnsanlar perişan halde. Gaz bulutundan göz gözü görmüyor.

Saat 15.00 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kemal Bülbül,
Cemaatle ortak proje yapan Cem Vakfı Başkanı İzzetin Doğan‘ı “yol düşkünü” ilan etti.

FOTO GALERİ/ANKARA’DA CAMİ-CEMEVİ ÇATIŞMASI

Saat 14.05 İşkenceyle gözaltına alınan Bektaş Birdal akrepte fenalaşınca
CHP’li Nazlıaka’nın da devreye girmesiyle ambulans çağrıldı.
Birdal, ambulansla hastaneye yatırıldı. Meydanda gerginlik sürüyor.

İşkenceyle gözaltı

Saat 13.50 20 kadar polis, Tuzluçayır Meydanı’nda yakaladığı Bektaş Birdal adlı kişiyi feci şekilde darp ederek gözaltına almaya kalktı. Bunu gören 10 yurttaş, göstericiyi polisin elinden almaya kalktı. Ancak polis göstericiyi yaka paça şekilde akrep aracına götürdü. Akrep aracının çevresinde toplanan yurttaşlara ise biber gazıyla müdahale edildi. Muüdahalede 2 yurttaş yaralandı. CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka akrebin yanına gelerek polisle görüştü. Müdahaleden Nazlıaka da etkilendi.

Saat 13:30  Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) üyelerinin toplandığı Süyelman Ayten Caddesi’ne o sırada bir TOMA geldi. TOMA’nın durmasına tepki gösteren Aleviler aracın önüne geçerek etten duvar ördü. Bunun üzerine TOMA’dan, ‘Yolu işgal ederek emniyet aracını engelleyerek suç işliyorsunuz. Dağılmazsanız zor kullancağız’ anonsu yapıldı.

Yurttaşlar anonsa rağmen geri adım atmayınca TOMA geri çekilmek zorunda kaldı.
Bir polis şefi tartıştığı dernek üyesine ‘Bize taş atıyorlar, n’apalım gül mü atalım?’ karşılığını verdi.

Saat 13.10 Polis, Tuzluçayır Kavşağı’nda temel atmanın yapılacağı yere doğru çekildi. Kavşağa yaklaşık 3 bin gösterici doldu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyesi 30 kişilik bir grup da oturma eylemi yaptı. Bu sırada kavşaktakilerin barikatlara doğru gelmesi üzerine polis, gaz bombası kullanarak grubu dağıttı.

Barikatların önüne oturan Pir Sultan Abdal Derneği üyelerine yakın mesafeden gaz sıkılması üzerine tartışma yaşandı. Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Kemal Bülbül, olay yerine gelerek13.30’da yapılacak basın açıklaması için izin verilmesini istedi.
Polis şefi ise izin verilmeyeceğini belirtti.

Öte yandan cami-cemevi projesinin temelinin atılacağı bölgenin etrafına polis tarafından bariket çekildi. Çevrede çok sayıda TOMA, akrep aracı ve çok sayıda
çevik kuvvet bekliyor.

Saat 12.30 Bugün saat 14.00’da temeli atılacak projeyi protesto etmek isteyen Mamaklılar Tuzluçayır kavşağında toplanarak eylem yaptı. Polis, toplanan kalabalığa TOMA, akrep, gaz bombası ve basınçlı su ile müdahae etti. Çatışma ara sokaklarda sürüyor; çevik kuvvet, ara sokaklarda eylemci kovalıyor.

Esnaf kepenk kapattı

Atılan yoğun gazdan o sırada olay yerinden geçmekte olan yurttaşlar da olumsuz etkilendi. Bölge esnafı da kepenk kapattı.

İstanbul Galatasaray Meydanı’nda ‘Gezi’ sloganlı destek

Tuzluçayır ve ODTÜ’ye destek icin Galatasaray Meydanı’nda toplanan grup,
sivil polisler tarafından uzaklaştırılıyor. Grup polise ‘Her yer Taksim her yer direniş’ sloganı ve alkışlarla tepki gösteriyor. Polis Galatasaray Meydanı’ndaki grubu ,
Tunel Meydanı’na yönlendirdi. Galatasaray Meydanı’nda tekrar toplanmalar oluyor. Ancak sivil polisler bekleyenleri uzaklaştırıyor. (8 Eylül 2013, Cumhuriyet)

Gazeteler… 28 Temmuz 2013


Gazeteler… 28 Temmuz 2013

Duvar çöktü: iki işçi öldü

* NEVŞEHİR (Cumhuriyet) – Nevşehir’in Ürgüp ilçesi Duayeri Mahallesi Fabrika Caddesi’nde işhanı inşaatında yapılan istinat duvarı çöktü. Bu sırada inşaat alanında çalışan işçilerden 3’ü, kum yığını ve enkaz altında kaldı. İşçilerden Mehmet Karasu (30) ve Kenan Toy (32) yaşamlarını yitirirken, yaralanan Halil Doğan (47) ise Ürgüp Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

file:/Volumes/orjinaller/28URGUPHAB

 

Hem düğün hem eylem

İstanbul Haber Servisi – Haydarpaşa Garı dün bir nikâha tanık oldu. “Çapulcu Düğünü” adı altında yapılan nikâhta Doa Güney ve Celal Karabulut çifti, birlikte yaşamaya ilk adımı attı. “Geldik, Direndik, Evlendik” pankartının açıldığı düğünde, katılımcılar, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı attı. Düğünde Haydarpaşa Garı’nın özelleştirilmesinin yanı sıra İstanbul’daki tüm tarihsel, kültürel, toplumsal alanların rant için yağmalanması da protesto edildi. Nikâhın ardından mutlu çift düğüne katılan dostlarıyla Boğaz’da bir tekne turuna çıktı. Protesto, tekne turuyla Boğaz’a taşındı. Damat Celal Karabulut, “Direne direne Haydarpaşa’yı da kurtaracağız” diyerek garın özelleştirilmesine tepki gösterdi. (Cumhuriyet, 28.7.13)

file:/Volumes/orjinaller/28HAYDARPASAGECE

 

Gültan KışanakDersim özür bekliyor

Yurt Haberleri Servisi – BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, çözüm sürecinde karakol yapımlarına tepki gösterdi. Tunceli’de düzenlenen “38’den Sakine’lere Kadın Özgürleşmesi” panelinde konuşan Kışanak, Tunceli’de dört bir tarafın karakollarla dolu olduğunu söyleyerek çekilme sürecindeki karakol yapımlarını eleştirdi. Kışanak,“Akşam benim kaldığım evde gösteriyorlar. Şu tepe kalekol, bu tepe kalekol, şurası kalekol. Ya böyle bir şey olabilir mi? Evinin balkonunda oturuyorsun, üç taraftan üç tane kalekol görüyorsun. İçtiğin çay zıkkım olup boğazına düğümleniyor yani” dedi. Tunceli’de soykırım yaşandığını, Tunceli halkı ve Alevilerin devletten yıllardan bu yana özür beklediğini anlatan Kışanak “Devlet adına resmi olarak Dersim halkında özür dilenmesi gerekiyor” diye konuştu. (Cumhuriyet, 28.7.13)

file:/Volumes/orjinaller/28GEZI1GECE

Tutuklu isyanı       : Gezi Parkı Direnişi sırasında tutuklananların aileleri, 4. kez Galatasaray’da buluşarak oturma eylemi yaptı. Aileler, tutukluların derhal bırakılmasını isted. Tutuklu Çağrı Aydan’ın ağabeyi Cihan Aydan, toplam 138 Gezi direnişçisinin tutuklu olduğunu, gözaltı ve tutuklamaların sürdüğünü belirterek

  • “Çocuklarımız susturulmak isteniyor. Eline satır, bıçak, pala alıp insanlara saldıranlar, üzerine araba sürüp kaza süsü verenler, Ali İsmail Korkmaz’ı katledenler gibi ortamı terörize edenler hakkında herhangi bir adli, idari yaptırım uygulanmazken; özgürlük isteyen, adalet isteyen, bu zulüm dursun diyen çocuklarımız ve yakınlarımız gözaltına alınıp tutuklandı. Katillerin dışarıda, barışçıl gösterilere katıldığı için, haksızlığa karşı çıkan çocuklarımız içeride olduğu bir adalet, adalet değildir.” dedi.

İftar saatine doğru ise polisin kurşunu ile katledilen Ethem Sarısülük’ün
ölümünün 40. günü dolayısıyla lokma dağıtıldı. (Cumhuriyet, 28.7.13)

************************

portresi

 

Av. Celal Ülgen : 

En şiddetli mahkûmiyet kararları çıkacak!

 

 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi adı üstünde Özel yetkili bir ağır ceza mahkemesi.” Olağan günlerin değil, olağandışı dönemlerin, baskıcı ve özgürlük kısıtlayıcı dönemlerin mahkemesi olarak geçecek tarihe. Bu mahkemelerin
ilk uygulaması savunmanın sesini kısmak ve alabildiğince avukatları konuşturmamak oldu. Çağa, baskıya, şiddete, susturmaya tanıklık etmeyi, karşı çıkmayı, dik durmayı, seçenler hakkında suç duyuruları yapıldı, duruşmalardan kovuldu.

  • Hatta avukatlar mahkeme salonunun tam ortasında mahkeme başkanının talimatıyla eli coplu robokopların saldırısına uğradı.

Tarih elbette bu mahkemeleri layık oldukları yerlerine oturtacaktır.
Bu mahkemelerin Türk ceza yargısına verdiği zarar 10 yılda giderilemez boyutlara ulaştı.

Bu mahkemeler kanuna göre değil kendi alışılmış uygulamalarına göre yargılama faaliyeti icra ettiler.

Büyük projeler, üretilmiş deliller, sahte ihbarcılar, polis ile savcının, polis ile yargıcın kol kola olduğu-birlikte iş kotardığı organizasyonlar birbiri ardına
bu mahkemelerin aklanmasından geçti.

Baskıcı uygulamalar 

Bu mahkemeler şimdiye dek yaptıkları baskıcı uygulamaları taçlandırmak isteyecekler.

Bu açıdan tarihin en şiddetli mahkûmiyet kararları bizi bekliyor.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis, 15 yıl, 20 yıl hapis cezaları
havada uçuşacak.

11 yıldır süren bu rejim aslında sivil bir darbenin, sivil bir diktanın rejimi olmuştur.

5 Ağustos (2013), totaliter unsurlar taşıyan bu faşist dönemin dibi olacaktır.
5 Ağustos, üretilmiş ve hukuka aykırı delilleri bir dönem hukukunun temel taşı yapan zihniyetinin yıkılışının başlangıcı olacaktır.

****************************************************