ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 21 Mart 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 21 Mart 2018

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

(AS: Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

SEBEP
Ertuğrul Özkök, şeker fabrikalarının özelleştirmesinden yana olduğunu yazdı.
Özel bir sebebi var mıdır?…

SEN
Memur-Sen Gen. Bşk. Ali Yalçın, kamu görevlilerinin AKP’li vekiller gibi kravat yerine sakallı olmalarını istedi.
Sendikacı mı, tarikatçı mı?…

YÜREK
RTE, İstiklal Marşı’nın bestesinin güfteyi yüreklere nakşetmediğini söyledi.
“Türküm” diye atan yürek olmayınca güfte kar eylemez…

SIĞIR
Çiftlik Bank kurup internetten sığır satan İHL’li vatandaş 500 milyonu hortumlayıp kaçtı. “Paranızı kurtaralım” diyenler ikinci vurgunu yaptı.
Memleketin çok sığır çiftliğine gereksinimi var…

ANAHTAR
Cumhurbaşkanı danışmanı İlnur Çevik, ABD’nin İran kilidini açması için Türkiye ile ilişkileri geliştirmesi gerektiğini yazdı.
ABD’nin maymuncuğu bile var!..

ÖRTÜ
Bartın’da “aylık imamlar toplantısı” na katılan İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Demir,
“Başı açık öğrencileri görünce sinirleniyorum” dedi.
Öğrenim hakkından başörtüsü (türban)’ne özgürlüğe, oradan başörtüsü mecburiyetine doğru

SAPIK
Abdullah Yolcu adlı bir sapık, tek kadınla doyan erkeğin sapık olduğunu iddia etmiş.
Kadın erkek sayısı eşit olduğuna göre; bu sapığın annesi, eşi, kız kardeşi kaç kişinin eşi oluyor?… (AS: Biz ekleyelim; kızı ??)

ÇANAKKALE
“Çanakkale geçilseydi daha iyi olurdu” diyen mi ararsınız,
Atatürksüz Çanakkale uyduran mı dersiniz,
Bunlara vatansız mı, yobaz mı, dinsiz mi dersiniz?…

NEFRETE
AKP’li Mahir Ünal, Kurtuluş savaşı ile Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’nı karşılaştırıyor
ve “Atatürk’e sahip çıkanlar neden T. Erdoğan’dan nefret eder?” diyor.
Sebebi anlaşılıyor…

KONUŞMA
TÜGVA yayın organında “Zaruri bir durum olmadıkça karşı cinsle konuşmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü muhabbetin nereye gideceğini kestirmek zordur.” yazıldı.
Bakma, dokunma, konuşma,
Nedir bu kadından korkma?…

ÖNCELİK
İBŞB Bşk. Uysal, metro yapımında önceliklerinin AKP’ye çok oy veren yerler olacağını söyledi.
Vergi verirken herkes vatandaş, hizmete gelince önce yandaş…

BORSA
AKP’li Şamil Tayyar; “FETÖ’cü borsası var. Milyonları veren kurtuluyor”

Beraber yürümeye / büyümeye devam ediliyor… (AS: Başbakan B. Yıldırım, Tayyar’ı üstü kapalı uyarıyor!)

 BAĞIMSIZ
AİHM hak ihlali deyince AYM yeniden karar aldı, daha önce uymayan mahkeme ve AKP iktidarı kuzu kuzu uyguladı.
Yargı bağımsızdır diyen…

ÇEKİŞ
Hakim ve savcı atama kuraları sarayda çekildi.
Kura çekimi mi, kulak çekimi mi?…

KONUŞ-MA
Çanakkale Belediye Başkanı RTE’nin emriyle 18 Mart törenlerinde konuşturulmadı.
Milli iradeye saygı…

AL-VER
TRT bandrol ve elektrikten iki yılda 2.1 milyar kazandı. Dışardan hizmet alımına 2.1 milyar harcadı.
Vatandaştan al, yandaşa ver…

ANSIZIN
RTE, “Bir gece ansızın Sincar’a da girebiliriz.”
Haber vere vere ansızın!…

SINIR
ABD’li bir albay, Türkiye’nin operasyonlarının sınır ötesine geçmemesi gerektiğini söyledi.
Sanki Suriye’de kendi sınırları içindeler. Utanmazlıkta da sınırsızlar…

KAMPANYA
Fransa eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, 2007’deki seçim kampanyasında Libya lideri Kaddafi’den 50 milyon avro aldığı gerekçesiyle yürütülen soruşturmada gözaltına alındı.

  1. Sarkozy götürmede Fransız kalmış,
  2. Libya’ya saldıranların başında Fransa vardı, borç ödeme şekli de Fransız olmuş,
  3. Bize örnek olmaz, malı götüren yargısını hazırlar…

KAZA (Sayın Orhan TAN’dan)
Trump’ın kızı özel bir helikopterle Washington’dan  New York’a giderken kaza atlattı ve ölümden döndü.
Kızım sana biz mi öğreteceğiz, bin devletin helikopterine, emniyetle git gideceğin yere…
====================================================

Dostlar,

Sayın E. Tümg. Naci Beştepe dostumuzun Çarşamba İğneleri her zamanki gibi gene acı acı düşündürüyor.. Yazı içinde küçük iki ekleme yaptık :
– (AS: Biz ekleyelim; kızı ??)
– (AS: Başbakan B. Yıldırım, Ş. Tayyar’ı üstü kapalı uyarıyor!)

AKP artık ülkemizi yönetemiyor…
Her yerinden dökülüyor ve yama tutmuyor..
Dolar 4 TL’yi buldu.. Yoksullaşma sürüyor ama AKP’li Cumhurbaşkanı, devletin tüm olanaklarını kullanarak partisinin ilçe kongrelerine bile katılıyor ve örgütüne ayar veriyor. Ateş bacayı sarmış, %50 bir serap gibi..

Önlemler de bu panik havasına uygun. Ne Jakobenler, ne Machiavelli, ne de Gobels…Bunlar artık eskiyen örnekler.. Yazık, çok yazık..

Demokrasilerde seçimle gelinir, seçimle gidilir. Nedir bu korkunç iktidar hırsı? Tek başına iktidar 15 yılı geçti. 23/24 Mart 2018 gecesi Halk TV’de (Halk Arenası programında) ”Teğmen Mehmet Ali Çelebi” yarım saati aşan bir süre, Seçim İttifakı yasası ile getirilen akıl dışı sistemde hilelerin nasıl önlenebileceğini açıklıyor.. İnsanlara ciddi ciddi çağrılar yapılıyor..

Ne çok kaygı ve utanç verici, hatta zul değil mi?
Tüm bunları yapan bir iktidarın hala meşruluğunu koruduğu söylenebilir mi?

Sevgi ve saygı ile. 24 Mart 2018, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

 

Rıfat Serdaroğlu: BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

portresi_kravatli

Rıfat Serdaroğlu
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Ne yalan söyleyeyim, Pazar günü yapılan Yeni Türkiye’nin Yeni Kapısındaki mitingde Erdoğan’ı dinleyinceye kadar, kafam biraz karışıktı!
Erdoğan’a güvensem mi, güvenmesem mi bir türlü kesin kararımı verememiştim.
Ne zaman ki Erdoğan, önce Cübbeli Jet Skici Hoca ile Türk Ordusunun altını tutamayan Baş Komutanını bir araya getirdi, aha şimdi bizi bütünleştirecek, dedim!
Bir de kürsüden aşağıdaki muhteşem konuşmayı yapınca kendi kendime dedim ki; “Rifat Aga, yeter artık yahu! Herkes Hülya Koçyiğit ve Rifat Hisarcıklıoğlu gibi de, bir tek sen mi akıllısın yahu! Dünya dönüyor diye kimse dünyaya “Dönek” diyor mu? Sen de dön, gerçekleri gör ve Kurtulan Numan ve çıplak Soylu gibi Karun ol yahu…”
Dinlemeyenler için Erdoğan’ın konuşmasından benim ona güvenmemi sağlayan bazı başlıkları sizinle paylaşmak isterim; (Dinleyin Dünya Lideri Konuşuyor) :
-Kahraman Millet, bu günden sonra her kim ki;
Millet Anayasayı rafa kaldırdı, demokratik parlamenter rejim askıya alınmıştır, diyorsa, iyi bilin ki o artık şerrefsizdir!
Lâik Cumhuriyet, inanç ve ibadet özgürlüğümüzün teminatıdır.
Din istismarcılığı yapanlar, dini kullanıp Deniz Feneri e.V ve FETÖ benzeri dernekler kurup Müslümanları dolandıranlar, namussuzdurlar!
-Cumhuriyetimizin ve Devletimizin kurucusu Atatürk’ün fikirlerine saygı duyuyorum. Kim ki kurucumuza “Ayyaş” veya “Kefere Kemal” der, Allah onları çarpsın, sonra bir daha çarpsın!
(Alkışlamaktan Kılıçdaroğlu’nun elleri pespembe oldu)
-Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına almaya kalkanlar, Türk Milletinin düşmanı olan alçaklardır. (Uykuya dalmış olan Bahçeli’yi dürttüler, Bahçeli ağlayarak alkışlamaya başladı. Az daha tıkanacaktı adamcağız)
-Kuvvetler Ayrılığı demokrasinin olmazsa olmazıdır. Buna “Ayak Bağı” diyenler ihanet içindedirler!
-Kadın-Erkek eşittir. Kadınlarımız, kızlarımız her dalda yer almalıdırlar.
“Kadın-Erkek eşitliği yaradılışa terstir” diyenler varsa iyi bilesiniz ki, bunlar geri zekâlıdırlar.
-Ben ve ailem tüm varlığımızı Türk Hazinesine bağışlayacağız. Karı-Koca maaşımızla geçineceğiz. Bilal ve Burak gemilerini Gölcük Donanma Üssüne verecekler. Bilal’e bir boyacı sandığı alıp ayakkabı boyacılığı yaptıracağız. Bakan Damat ise istifa edip, köfteci dükkânı açacak. Siyaset yapıp zenginleşenler mutlaka ve mutlaka hırsızdırlar! Hele hanlar-hamamlar-gökdelenler alanlar, kelimenin tam anlamıyla “Hırsızlar İmparatorudurlar.” (Bu noktada beyaz elbiseleri içinde Tansu Çiller, beyaz mendilini çıkarıp, gözyaşlarını sildi. Çiller çok istediği halde mallarını şehit ailelerine bağışlamasını Meral Akşener engellemişti! “Ben de bağışlayacağım” diye yanındaki Yıldırım Akbulut’a fısıldadı!)
PKK-IŞİD-El Nusra gibi terör örgütleriyle iş tutanlar, bunlara lojistik destek verenler, düpedüz vatan hainidirler. (Hakan Fidan, havaya bırakılan balonları saymakla meşguldü)
Başbakan Binali’nin oğlu, tövbe edecek ve bir daha kumarhanelere gitmeyecek!
Burhan Kuzu kafayı kırdığı için onu kovdum. Onun yerine Ertuğrul Özkök’ü aldım. Artık ben de ayağımda şıpıdak terlik, bermuda şort, kadın-sex-lezbiyenlik-transseksüellik gibi konularda ondan yardım alacağım.
-Darbeyi zamanında bildirmediği için Melih Gökçek’i Bülent Arınç’ın danışmanlığına gönderdim. Yerine Diyanet İşleri Başkanı Görmez Mehmet’i atadım! Hem Diyanet’i, hem de Ankara Belediyesini yönetecek!
-Egemen denen fırlamaya aldırmayın. Onu buraya ben çağırmadım. Beni “Yengemgiller davet etti” deyip aramıza sızmış! Onu ve boyunsuz Muammer’i en kısa zamanda, hayırsever Reza Zarrab’ın yanına göndereceğim…
Bundan sonraki konuşmasını not alamadım. Güvenebileceğim bir lider bulmanın sevinciyle, heeeyyyt diye bir nara atıp Harmandalı Zeybeği oynamaya başlamışım. Allahtan, çocuklar yarım saat sonra zorla oturtmuşlar da, sevindirik olup, dört kolluya binmekten kurtulmuşuz…
Tekrar ediyorum;
Cübbeli Jet Skici Hoca ile altını tutamayan Genelkurmay başkanı ona tapıyorsa,
Meral Akşener’in tek evladının nikâh şahidi, ablası Çiller ise “Yurt dışı yatırımlar danışmanlığını” yapıyorsa,
İlker Başbuğ 4 metrekarelik hücreye tıkılırken, kendisine özel tek kişilik cezaevi açılan Mehmet Ağar “Onun önünde durmak lazım” diyorsa,
Türkiye’nin tek özgür basın kuruluşu olan “Havuz Medyası” onun arkasında ise,
Eyy tanklara ve uçaklara karşı osurukla savaşıp galip gelen Kahraman Millet;
Ben de O’nun arkasındayım ve O’na çok ama çok güveniyorum…
Peki ya sizler? Gazete bile okumayan oğlak sanatçılar, sizler de güveniyor musunuz?

========================================

Dostlar,

Sayın Rifat Serdaroğlu yazdıkça açılıyor maaşallah ve de maazallah…
Tam bir hiciv ustası oldu!.. Yüreğine ve kalemine sağlık diyoruz..
Ne var ki, Atalar “.. can çıkmadıkça huy çıkmaz..” buyurmuşlar..
Hem daha 15 Temmuz darbe girişiminin içyüzünü henüz tam olarak bilmekten öyle uzağız ki!

3 OHAL Kararnamesi ile TSK bitirilmiştir..
 Neden?? Buna ne buyurulur??

15 Temmuz Darbe girişimi ile başetmenin reçetesi Ordu’yu darmadağın etmek midir???
Bu olay (15 Temmuz) olmasa idi RTE – AKP bunca yıkımı kaç onyılda yapabilirlerdi acaba??
Öte yandan, bunca muazzam ölçekte ve içerikte kitlesel algı yönetimi örneğini insanlık tarihinde göremiyoruz!

Neciiiiip mi necip (soylu) milletimiz mucizelere kolay inanır, 600 yıllık “Padişahın kulluğu” hücrelerine sinmiştir ve tapınacak yeryüzü tanrılarına bağımlılık derecesinde gereksinimlidir.

Büyük ATATÜRK boşuna mı şu sözleri söylemişti :

  • Ulusları özgür, bağımsız, şanlı ve yüce yapan ya da tutsaklığa ve yoksulluğa sürükleyen eğitimdir. En önemli, en temel nokta eğitim sorunudur. Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum durumunda yaşatır; ya da bir ulusu tutsaklık ve düşkün­lüğe bırakır. Ulusal eğitim politikasının temel taşı, bilgisizliğin yok edilmesidir (1922).

Türkiye’nin geleceği; Mustafa Kemal’in asker – sivil çocuklarının yüksek yurtsever tarih bilincine emanettir ve her durumda mutlaka korunup – kollanacak ve sonsuza dek özgür ve başı dik – onurlu.. yaşatılacaktır..

Böyle biline; herkes özünü – sözünü – eylemini… bu kadim gerçeğe göre ayarlaya…

Sevgi ve saygı ile.
09 Ağustos  2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ERDOĞAN SONRASINI KONUŞMALIYIZ…

ERDOĞAN SONRASINI KONUŞMALIYIZ…

Dostlar,

Ertuğrul Özkök‘ün aşağıdaki yazısı özenle okunmalı..

RTE_sonrasini_konusmaliyiz_Ertugrul_OZKOK_21.2.15

Elbet bu dar zamanlar da geride kalacak..

Türkiye esenlikle yoluna devam edecek..

Büyük ATATÜRK’ün gösterdiği AYDINLANMA yolunda Anadolu Rönesansını tamamlayacak ve çağdaş uygarlık düzeyini yakalayacak, aşacak..

Cumhuriyet her yaştan gençlere emanet..

Başta RTE, AKP’liler de bunca ciddi hatadan sonra umarız ders alır ve
Türkiye’yi normalleştirecek bir sürece hızla girerler..

Değilse, artık gangrenleşen “RTE – AKP sorununu” Türkiye’nin birikimi gene süpürür
ama ödenecek bedel biraz daha ağır olur…
Başta Bay Erdoğan olmak üzere tüm sorumlular da yargı önünde mutlaka hesap verirler..

Bundan kaçış yok..

Er ya da geç…

Yükün büyüğü aklı başında AKP’li vekillerle yöneticilerde ve AKP seçmenlerinde..
Sorumlulıuk ağır, zaman da çok değil…

7 Haziran 2015 seçimlerinde “bu ağır sorun” çözülmeli..

Çözülebilecek gibi görünüyor… Erdoğan ve fanatik yandaşlarının büyük paniği bu yüzden..
Anlaşılabilir bir olgu..
Ancak ateşe benzin dökerek de çözüm olmaz ki, olsa olsa siyasal özekıyım (intihar) – harakiri olur..

Erdoğan kendisiyle birlikte yakın suç ortaklarını kaçınılmaz bir yıkıma / felakete sürüklüyor..

Ernst Hemingway‘e yanıt verelim, kulaklaru çınlasın : 

Çanlar Bay RTE ve şürekası için çalıyor.. 

Biz duyuyoruz; çin çin çin ötüyorşlar.. Kuaklarımız uğulduyor..

Dileriz, siyasal körlüğe ek olarak Bay RTE ve şürekası bir de politik sağır olmamış olsunlar..
Tanrı basiretlerini bağlamamış olsun ya da çözsün dileriz..

Sevgi ve saygı ile,
26.02.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Batı, 150 yıllık hedefine ulaşıyor mu?


MEHMET BEDRİ GÜLTEKİN 

portresi2

Batı, 150 yıllık hedefine ulaşıyor mu?

Ertuğrul Özkök, nicedir savunduğu görüşünü, 23 ve 24 Nisan tarihli yazılarında
biraz daha vurgulu olarak yeniden yazdı:

  • “İki baskın etnisiteden oluşan devletler yürümüyor. Ailelerde olduğu gibi toplumlarda da dostça ayrılık bazen iki tarafa da en büyük yararı sağlayan çözüm olabilir.”

Taha Akyol, 24 Nisan günlü köşe yazısında Ertuğrul Özkök’ü destekledi.

Hürriyet’in bir diğer yazarı Ege Cansen ise, 27 Nisan tarihli köşe yazısında, aynı görüşü, arkasındaki neden ile birlikte açık sözlülükle dile getirdi:

“Silivri’nin engelleri temizlediği yolda ilerleyen iktidarın izlediği Kürt siyasetinin amacı; ‘T.C. ulusal sınırları içinde bulunan Kürtlere bir tür bağımsızlık verip, barış içinde yan yana yaşamayı sağlamaktır’ şeklinde özetlenebilir. Bu amaç, 19. yüzyıldan beri devam eden, Batılı büyük devletlerin, Dünya ve özellikle Osmanlı Devleti için öngördükleri siyasi yapılanmaya uygundur.”

Ege Cansen, yazısını, “Bükemediğin bileği öp, bükebildiğini kır.” diyerek bitirmiş.

Kısacası “19. yüzyıldan beri karşı karşıya olduğumuz Batılı devletlerin bileğini bükemedik, o halde parçalanmayı kabul edelim.” diyor.

Gerek Ertuğrul Özkök’ün, gerekse Ege Cansen’in görüşleri, rastgele ifade edilmiş değildir.

Türkiye’nin Batı işbirlikçisi büyük burjuvazisi, Batı’nın Kürt sorunu ile ilgili dayatmalarına teslim olmuştur.

Şimdi kamuoyunu bu teslimiyete hazırlamak için çalışıyorlar.

Teslimiyetin nedenleri

Altmış sekiz yıllık Atlantik macerasının sonunda, Kürt sorununda gelinen yer, “ver kurtul” politikasıdır. (A. Saltık’ın notu : Türkiye 1952’de NATO üyesi oldu, 71. yıldayız!)

Büyük burjuvazinin bu noktaya gelmesini sağlayan başlıca iki etken vardır:

1. Son altı yıldır BOP Eşbaşkanlığı tarafından TSK ve İşçi Partisi başta olmak üzere Türkiye’ye karşı yürütülen operasyonda önemli bir mesafe alındı.

Amerika ve onunla yazgı birliği yapan AKP ve F Tipi gibi Ortaçağ güçleri,
bütün bölgeye yönelik planlarında ilerlemek için Türkiye’yi yeniden şekillendirirlerken
her türlü engelden kurtulmak istediler.

Onun için 2001 yılında hazırlanan Ergenekon şemasının içine büyük burjuvaziden de kimi isimleri serpiştirdiler.

Büyük sermayenin basın yayın dünyasındaki temsilcileri; vergi cezaları ve
başka alanlardaki işlerine taş koyularak vb. operasyonlarla hizaya getirildi.

  • On yıllık süreç sonunda büyük sermayenin kayda değer bir bölümünün el değiştirmesi sağlandı.

Kalanı, AKP’nin “akil adamları”na dâhil olacak şekilde ehlileştirildi.

2. Gümrük Birliği’ne dâhil edilerek ve özelleştirmelerle milli ekonomi tasfiye edildi. Çarkların dönmesi sıcak paraya bağlı hale getirildi. 70 milyar doları bulan enerji faturası ve bir o kadar olan cari açık, ekonominin patronlarının tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor.

İşbirlikçi büyük burjuvazi, bu koşullarda önüne konan “Kuzey Irak petrolü ve doğalgazı havucu”nu kabul etmek dışında bir çıkış yolu görememektedir.

“Kuzey Irak pastasından pay almak” ise, ABD’nin bölge senaryosunda kayıtsız şartsız rol almaya bağlıdır.

Türkiye’ye doğru genişleyecek olan Barzanistan (kukla devlet),
bu senaryonun olmazsa olmazıdır.

Onun için TÜSİAD takımı, Atlantik ötesinde kotarılan “Kürt açılımı”nı hararetle destekliyor.

Büyük yanılgı, yanlış hesap

Ama fena halde yanılıyorlar.

Gözlerine Atlantik mamulü at gözlüğü takılmış, boyunlarına içinde Musul-Kerkük petrolü hayali bulunan Amerikan malı yem torbası asılmış, ne çevrelerinde olan bitenlerden haberleri var, ne de önlerini görüyorlar.

Görmedikleri ve duymadıkları gerçekler şunlardır:

1. Amerika artık bölgedeki gelişmelere yön verecek durumda değil. Irak ve Afganistan’da uğradığı bozgundan sonra İran karşısında çaresizdir. Suriye’de çıkmazdadır.

2. Emperyalist müdahaleye karşı Suriye, Irak, İran, Rusya ve Çin’den oluşan bir Dünya halkları cephesi oluşmuştur. Bu cephe her geçen gün, daha da güçlenmektedir.

3. Ergenekon tertibi ile kendilerini de teslim almış olan BOP Eşbaşkanlığı ve F Tipi Cemaat ortaklığı, işbirlikçi büyük burjuvazinin teslim olmasına bile razı değildir. Şimdi sıra “28 Şubat’ın sivil generallerinde” diyerek bütün varlıklarına el koymaya hazırlanıyor.

4. Çok geniş bir coğrafyada karışık yaşadıkları ve Kürtlerin çoğunluğu Batıda olduğu için Türklerin ve Kürtlerin önünde “dostça ayrılık” gibi bir seçenek yoktur.
Ayrıca Türk-Kürt çatışması, uygulanmakta olan emperyalist planın ayrılmaz bir parçasıdır.

5. Kürt halkı onların zannettiği gibi Türkiye’den kopmak gibi bir programın peşinden gitmeyecektir. Kürt yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu, Türkiye’nin birliğinden yana ve kendini tek bir milletin ayrılmaz parçası olarak görüyor.

6. Ankara’da milli bir iktidarın varlığı ise Kürtleri, ezici çoğunlukla eylemli olarak antiemperyalist saflarda birliğe çekecektir.

7. Milli Hükümet; İran, Irak ve Suriye ile birlik politikasına yönelerek, bölgemize yönelik emperyalist müdahaleyi alt edecek, Kürt sorununu da nihai çözüme ulaştıracaktır.
(AYDINLIK, 6.5.13)