Etiket arşivi: Duran Aydoğmuş

YAZ OKULLARI VE KAÇAK KURAN KURSLARI…

Dostlar,

Değerli okurumuz, dostumuz, deneyimli diplomat Sayın Duran Aydoğmuş‘tan bize ulaşan
çok önemli bir sunuyu paylaşmak istiyoruz..

  • YAZ OKULLARI VE KAÇAK KURAN KURSLARI…

İzlemek için lütfen tıklayınız.. ve
Türkiye’nin AKP – RTRE eliyle hangi felaketlere sürüklendiğini bir kez daha görünüz..

YAZ_OKULLARI_VE_KACAK_KURAN_KURSLARI_19.12.16   (1,1 MB, 33 yansı)

Bu gidişin mutlaka durdurulması gerek..

Sevgi ve saygı ile.
20 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

BÜTÇE AÇIĞININ NEDENİ EMEKLİLER DEĞİL; BÜTÇEYİ YAPANLARDIR !

22.05.2008 Ankara

Duran AYDOĞMUŞ

Değerli Dostlar,

Aşağıdaki gerçekler, Nükleer Fizik uzmanı Sayın Prof. Dr. D. Ali ERCAN hocamıza ait.

Ali Hocamız bilim adamı olduğu ve böyle konuları da çok iyi bildikleri için, çok gerçekçidirler. Bu gerçekleri okuyunca benim aklıma da Avrupa ülkelerinde asgari ücretler geldi. Bir kısa araştırmanın sonucu için aşağıdaki bağlantıyı tıklayın. Liste İngilizce olduğu için önemlileri Türkçesi ile şöyle verelim :

* Montly minimum wage (EUR) : Aylık asgari ücret (Avro)
* GNI : Gross National Income : Brüt milli gelir
* GNI Per Capita : Fert başına brüt milli gelir
NOT : * Listede Türkiye’de asgari ücret : 518 Avro/ay olarak verilmiş
* Listede Türkiye’de asgari ücret : 1.647 TL/ay olarak verilmiş(?)
* Listede UK (İngiltere)’de asgari ücret : 1.300 Avro/ay, (1.170 £)

Bu listedeki ücretler Ocak 2016’dan beri olan ücretler miş(?) (Vikipedia)
https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_sovereign_states_in_Europe_by_minimum_wage

Asgari ücreti düşük olan ülkelerde piyasa fiyatları da bu ücretlere uygun olduğu için, onlar bizim asgari ücretliler gibi sıkıntıda değillerdir. Bu ülkelerin memur, işçi ve emeklileri her yıl ailece tatillerini istedikleri bir başka ülkede geçirebildiklerini sizler de bilirsiniz. Tatil mevsiminde bunları kolayca görebilirsiniz. Ya bizimkiler?! Ailece denize gidebiliyorlar mı her yıl? Sokaktaki insanlara sorduğumuzda bunun yanıtını almak olası…

Saygılarımla. 20.10.2016
—————
20 Ekim 2016, Prof. D. Ali Ercan <daliercan@gmail.com> şöyle yazdı:

BÜTÇE AÇIĞININ NEDENİ EMEKLİLER DEĞİL; BÜTÇEYİ YAPANLARDIR !

portresi, Gülümseyen


Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,

Maliye Bakanlarının dillerinden düşürmedikleri bir konu Türkiye’deki emekli maaşlarıdır. Ellerinden gelse emekli maaşlarını tümden kesecekler. Zaten son 10 yıldan beri enflasyon dengeleyici zam oranlarını kısa kısa maaşları kuşa çevirdiler.

Türkiye genelinde nüfusun yarısına yakını Yoksulluk sınırı altında yaşıyor (adam başı günlük 10 $ gelir). Emekliler kesiminde ise bu oran daha yüksektir.

Displaying

Türkiye’de 65 yaş üstü insan sayısı (%8) 6,4 milyondur ki, bunların ancak üçte ikisi emekli maaşı alabiliyor, geri kalan üçte bir eşinin emekli maaşına bağımlı durumdadır; yani 65 yaş üstü maaş alan “gerçek emekli” sayısı 4 milyon dolayındadır. Oysa Türkiye’de SSK dahil, emekli maaşı alanların toplam sayısı yaklaşık 11 milyondur; demek ki, Türkiye’de 7 milyon kadar 65 yaş altı insan “erken” emekli konumundadır…

Devlet bu insanlara iş veremiyor, emekli ediyor, sonra da emekli aylıklarının çokluğundan, bütçeye olan yükünden yakınıyor Maliye Bakanları… Efendiler; bu 7 milyon insana verdiğiniz aylık “Emekli aylığı” değil, “İşsizlik yardımı”dır… Bütçe açığını kapatmak istiyorsanız, bu 7 milyonu yük olmaktan çıkarın, üretim ekonomisinde istihdam edin, sorun kalmaz…

Emeklilik sahnesinde bir başka garabet, emekli Milletvekilleridir. Milletvekilliği bir “meslek” olmadığı halde Türkiye’de en muteber (AS: saygın) meslek durumuna getirilmiş ve tabii bizzat kendilerinin çıkardıkları yasa ile kendilerine ömür boyu en üst dereceden “hakk-ı huzur” tanınmıştır.

Türkiye’de 2 bin kadar emekli (!) Milletvekiline 1 yılda ödenen maaş 70 milyon dolardır. Devlete 40 yıl hizmet ederek, 65 yaşında en üst dereceden emekli olmuş bir bürokratın emekli maaşı, 2 yıl TBMM’de oturarak emekli olmuş 40 yaşındaki bir Milletvekilinin emekli maaşının ancak dörtte üçü kadardır.

Mecliste “görev” yapan, henüz emekliye ayrılmamış Milletvekillerinin maaşları ise zaten apayrı bir çirkinlik, bir adaletsizlik örneğidir. Türkiye’de Milletvekili Maaşı (yılda yaklaşık 80 bin dolar), Ülke ortalama gelirinin 8-9 katıdır. Oysa bu oran gelişmiş Ülkelerde 1-3 arasındadır… Bu maaşı gönül rahatlığı ile hazmeden Milletvekillerinin doldurduğu bir Meclisten Ülke için adalet, esenlik getirici yasaların çıkmasını beklemek salaklıktır.

PARLAMENTONUN GEÇİM KAPISI OLARAK GÖRÜLDÜĞÜ BİR ÜLKEDE DEMOKRASİ’DEN SÖZ EDİLEMEZ…

Sevgilerimle. æ
20.10.2016
=======================================
Dostlar,

Dostlarımız Sayın Duran Aydoğmuş’un ve Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan’ın yazdıkları ve hesapladıkları nesnel gerçekliklerdir. Türkiye’nin, geri kalmış / geri bıraktırılmış bir ülke olarak hazin çelişkilerindendir. Ya da tersinden söylemek gerekirse, bunca hazin ve derin çelişkisi olan bir ülke kalkınmış bir ülke olabilir mi??

TÜRK-İŞ Araştırmasının Eylül 2016 ayı sonucuna göre;
(file:///C:/Users/user/Downloads/r0qk50Ghxe5x%20(3).pdf)

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.386,22 TL,
Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 4.515,37 TL olmuştur.
Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.711,50 TL olarak gerçekleşmiştir.

Öte yandan :

  • 2016 yılında 30 milyarder Türk
  • Toplam servetleri 45,4 milyar $Gelir dağılımını iyileştirmeden (adilleştirmeden) ve başlıca bu yolla yaygın (yatay) ve derin (dikey) yoksulluğu olabildiğine sınırlamadan Türkiye’nin çağdaşlaşması, uygarlaşması olanak dışı!

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

Cenaze taşıyıcısının öyküsü….

Cenaze taşıyıcısının öyküsü….

Sevgili Dostlar,

Bu yaşanmış öyküde insanın aklına şu geliyor insanca ve ilerici düşünenler için :
Bu Ayşe kız, Avukat dedikleri için nişanlandığı genç adamın cenaze taşıdığını gördüğünde keşke medenice düşünse de, o gençle bu konuyu konuşsa ve ona göre bir karara varsaydı belki daha hayırlı olabilirdi. İnsan daha kötüsünü düşünüyor; şöyle ki, Ayşe kız iyi ki aşiret kültürü ile düşünüp
Benim gururumla oynadın, bana yalan söyledin, …al sana… deyip kurşunlasaydı ne olacaktı ya?
Yine de ehven-i şer sayıp böyle yapmamış, yeniden nişanlanıp evlenmiş.
Vatansever genç avukatın gerçek vatanseverliği anlaşılıyor ki, işgal altında vatan için
ne yapmak gerekiyorsa, 
baban da olsa şüphe edecek ve işi sağlama bağlayarak ilerleyeceksin. Avukatın son sözlerinden de bu anlaşılıyor değil mi?
Bu kutsal vatan için hayatını vermiş ve vereceklere selam olsun kucak kucak…
Saygılarımla. 06.07.2015

Duran Aydoğmuş
(Kurtuluş Savaşı Gazisi’nin oğlu)
—————
6 Temmuz 2015 5:45 Pazartesi tarihinde Mehmet Ayhan <mehmetayhan@……….> şöyle yazdı:n üstün duygudur, VATAN SEVGİSİ !

Cenaze taşıyıcısının öyküsü….

Bir hanımefendi anlatıyor                :

1919 yılı idi. İstanbul baştan aşağı İngilizlerin işgali altındaydı.
Liseyi yeni bitirmiştim. Güzel bir kızdım. Dünür gelmeye başladılar.
Biri avukatmış, gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı,
beğendim. Nişanlandık. Nişanlımı seviyordum. Mutlu bir yuva kurmak hevesi
ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler
hazırlıyordum. Ama çok geçmedi ki, mahallede bir dedikodu yayıldı.
(Ayşe’nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden
tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş..) dediler.
Alt üst oldum. Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu
…Yıkıldım. Nişanı atıp, ayrıldık.
 Aradan 5 yıl geçti. Evlenmiştim, Bir de çocuğum olmuştu. 1924 yılıydı.
Artık ülkemiz özgürdü. Bir gün Beyoğlu’nda rastladım O’na. Oğlum
yanımdaydı. Beni görünce titredi, çeketini düğmeledi.
Saygı göstererek durdu önümde.
Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim, dedi.
– Olur, dedim. Bir büroya girdik. Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda
adı yazıyordu. İçeride yardımcıları çalışıyordu.
– Siz gerçekten avukat mısınız? dedim.
Evet, dedi.
– Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz? diye sordum.
Durdu, başı öne eğildi.
Beni affedin, dedi. İstanbul işgal altındaydı, Her taraf İngiliz askeri
kaynıyordu. Her şeyi didik didik arıyorlardı. Biz de Anadolu’ya,
Milli kuvvetlere ancak, 
cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk.
Bu ülke için yaşamsal bir işti. Bunu size bile söyleyemezdim!… 
*****

BU VATANI, CANLARINI ve AŞKLARINI FEDA EDEBİLENLERE BORÇLUYUZ. BİR DE ŞİMDİNİN İNSANLARINI DÜŞÜNÜN…

====================================

Dostlar,

Ne yapmalı??

Eğitim öncelikle ULUSAL olmalı!

Bu tür vazgeçilmez – yaşamsal önemde değerleri tüm yurttaşlara kazandırmalı..

Yetmez, ULUSAL EĞİTİM;

– Akılcı,
– Bilimsel,
– Sorgulayıcı – eleştirel,
– Laik,
– Karma,
– Uygulamalı
ve
Devletin kaliteli okullarında ÜCRETSİZ olmalı…

Bu okulları bitirenler kendilerini ülkeye – vatana hizmet için “aşk” içinde bulmalı..

O zaman zorunlu hizmete gerek kalır mı??

En önemli kamusal hizmetlerin başında,
SAĞLIKLI TOPLUMDAN sona eğitimli – kültürlü toplum geliyor..

Böylesi bir toplum geri kalanını da kendi inşa eder..

Adaletli bir düzen de kurar, iç ve dış güvenliği de sağlar..
Politik ve ekonomik demokrasiyi de yaşama geçirir..

Sevgi ve saygı ile. (Bir EĞİTİM-İŞ Üyesi olarak)
06 Temmuz 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Cemil DENK : AÇILIM SÜRECİ


Dostlar,

Bugün (10/03 SA.) TESUD Gnl. Mrk’de seçkin bir aydın kitlesiyle birlikte izlediğim sunumu, izlemeyenler için paylaşıyorum. “Bunları zaten biliyoruz” diyenler hemen silebilirler.
Zaman ve emek harcanıp derlenmiş bir belgesel olur elimizin altında.
Bu EK sunum, 138 yansı’dan oluşmuştur ve EKin adı (aşağıdaki görünümü):
“Sonn Ey Dostlar Dostumuzu D….üşmanımızı Tanıyalımdır.
Ufak tefek imla hataları var, bol renk kullanılmış; ne ki, sonunda çözümü de anlatmış Araştırmacı Yazarımız E. Alb. Sayın Cemil DENK. Anlatmalıyız biz de.
Saygılarımla.
Duran Aydoğmuş
10.03.2015
—–
=========================Dostlar,

Biz de oradaydık…
Sayın Duran AYDOĞMUŞ dostumuzun yukarıdaki iletisini görünce,
böyle yayımlayalım istedik..

Sayın Denk’e de, Duran beye de teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile.
11 Mart 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Gnk. Bşk. Org. Necdet ÖZEL’in başına gelenler.. ve dostça öneriler..


Gnk. Bşk. Org. Necdet ÖZEL’in başına gelenler.. ve dostça öneriler..


Dostlar
,

Gnk. Bşk. Org. Necdet ÖZEL paşanın başına gelmedik kalmadı..
Önceki ay ağır bir zona enfeksiyonu geçirdi ve günlerce hastanelik oldu, birkaç hafta çalışamadı. O günlerde kendisine bir açık mektup yayımlayarak, kimi yüksek rütbeli kendisini eleştiren yurtsever ve tertip davalarla ağır biçimde mağdur edilmiş subay ve eşlerinin Orduevlerine girişini yasaklamak, başkaca haklarını sınırlamak, yeni yasaklar getirmek.. gibi yersiz işlerle uğraşacağına ülke sorunlarına odaklanması çağrısı yapmıştık (16.7.14). Bu mektubumuz binlerce kez tıklanmış ve çok okunmuştu..
(Genelkurmay Başkanı Sn. Org. Necdet ÖZEL Paşa’ya Açık Mektup
http://ahmetsaltik.net/2014/07/16/genelkurmay-baskani-sn-org-necdet-ozel-pasaya-acik-mektup/). Şimdilerde, elverişli konjonktür gereği olsa gerek, Yargıtay C. Başsavcılığı Paşa hakkında dava açmak istiyor. Paşa’nın “Rahatsız edici” (!?) sözlerinden  2 yıl geçtikten sonra.. Kimi “akiller” in suç duyurusu demek ki zaman aşımına uğramadı.. Koca C. Başsavcısından daha iyi bilecek değiliz ya..
Sn. Hasan Erbil 21.5.2011’de bu göreve atanmıştı Görev süresi 4 yıl.. 8 ayı kaldı..

Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen 5 adaydan biri olursa, 12. CB – Yarıbaşkan RTE tarafından gene atanabilir bu yüksek ve saygın göreve.. (Anayasa md. 104 ve 154)

Her neyse..

Necdet paşa 2 yıl önce doğruları / yap(ıl)ması gerekenleri söylemişti.
Keşke daha çok yapabilseydi ya da çoğunu yapabilseydi de bugün bu açmazda olmasaydık..

Gene de Paşa’yı bu sözlerinde içtenlikli ise, bize O’nu bu konjoktürde desteklemek düşer.

T.C.’nin 28. Genelkurmay Başkanı değil ama Türkiye’yi bölünme eşiğine getirenler, soyup soğana çevirenler yargılanmalıdır. Başsavcı o zaman halkın C. Başsavcısı olur…

T.C.’nin Genelkurmay Başkanı sıradan bir devlet memuru değildir

ve kamuoyu O’nun -dolayısıyla TSK’nın- görüşlerini merak etmekte,
bilmek istemektedir. Bu durum demokrasinin bir gereğidir. Sıradan bir
devlet memurunun konuşmasını yasaklamak da demokrasi dışıdır üstelik.
Bu AKP rejiminin karşı olduğu 3 Y’den biri “Yasaklar” değil miydi??

“3 Y karşıtlığı” ile iktidar olmadılar mı 3 Kasım 2002 seçimleriyle?

  • Yasaklar – Yoksulluk – Yolsuzluk… 

3’ünde de yerin dibine batmadılar mı??
Akiller” in buna hiç aklı ermez mi??

Bakın dostumuz Duran Aydoğmuş neler yazmış??

*******

Sevgili Dostlar, !!!

Şimdilerde böyle paşalarımız var mı? Ben yine de umudumu kesmiyorum.
Haklı olarak diyeceksiniz ki;

“TR’nin getirildiği şu yürekler acısı durumunda da meydana çıkmayan paşa
daha ne zaman çıkar meydana?

Bade-i harab-ül Basra (Basra harap olduktan sonra mı?!”)

 
Geldiğimiz şu duruma bakın hele! Şimdiki paşamız her nasılsa birkaç yıl önce“PKK’yi bitireceğiz, ülkeyi böldürmeyeceğiz”

demiş…Demez olay-mış; paşayı yargılayacaklar-mış böyle dediği için!
Keşke seslendirmeseydi de, fiiliyata geçseydi şimdilerde bu durumları ne kendi
ne de ülke insanı yaşardı. İşte fiiliyatla neticeyi alacak yerde, lafı ile uğraşırsan,
günün birinde bunun hesabını sorarlar birileri!

Sana ne yani, 600 bin kişilik silahlı gücünle ülkeyi kurtarmak!
Senin görevin mi yani memleketi kurtarmak!
Senin görevin, amirlerine iyi itaat etmek, susmak oturmaktır!

Eğer bu sözlerinden dolayı yargılanırsan, senden sonraki meslektaşlarından
birisi de senin gibi konuşursa, onun başına da aynı senin başına gelen gelecektir. İşte konunun özeti ve püf noktası da budur aslında.
Degül mi?
 
Saygılarımla.
Duran Aydoğmuş
13.09.2014

**************************************

Bir emekli deniz tabip albay meslektaşımız Dr. Aytekin Ertuğrul daha da öfkeli :

  • Artık sözün bittiği yerdeyiz. Genelkurmay başkanımızın görevi PKK’yı bitirmektir.
    TBMM görevi denk bütçe yaparak enflasyonu bitirmektir. TBMM Denk Bütçe yaparak enflasyonu bitirmezse PKK silahla bitirilemez. 14 Mayıs 1950’den bu yana Ankara’ya Anayasaya ve Atatürk ilkelerine uygun bir hükümet ve
    TBMM gelmemiştir. 
    Balık baştan kokar. Genelkurmay başkanımız bunları söyledi diye O’nu yargılayacak babayiğıtin aklından kuşku duyulur. Artık  Ankara’da Anayasaya uygun yemin ettiğiniz Atatürk ilkelerine uygun hükümetler ve TBMM’ni Türk Milleti dört gözle bekliyor. 

    Kömürle odunla fasulye ile, hayali vaatlerle kandırılarak kazanılan oylar esas değildir.

    Esas, bu yurdun her yanını kanları iler sulayan “Ya istiklal ya ölüm” diyen şehitlerimizin amaçlarıdır. Bu amaçlara uygun hareket etmeyenlerin
    tek adı vardır… 

*******************

Evet Sayın Özel,

T.C.’ne sıtkı sadakatle ve 4 elle sarılmanın zamanı geldi de geçiyor da..

Ne yapacaksanız tez elden yapmalısınız..
Görünen o ki yarın ağzınızı bile açamayabilirsiniz!..

Sevgi ve saygıyla.
13.9.2014, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net