Su ve Yaşam Raporu…

Dostlar,

Hazırlanmasında bizim de mütevazi katkılarımızın olduğu

SU ve YAŞAM” konulu kapsamlı rapor, bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası Hak Sağlığı Komisyonu tarafından yayımlandı.

Bu kapsamlı rapor, bir takım çalışmasının ürünü.

http://ato.org.tr/#/haberler/detay/138 adresinden pdf olarak erişilebilmekte.

{ Veya şu erişkeyi (linki) tıklayarak : Su ve Yaşam Raporu, Ekim 2012 }

Emek verenlere, başta ATO (Ankara Tabip Odası) Hak Sağlığı Komisyonu Başkanı çok değerli çalışma arkadaşımız Sayın Prof. Dr. Dilek Arslan‘a teşekkür boçluyuz..

Sevgi ve saygı ile.
24.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

İstanbul Barosu : ANKARA VALİLİĞİNİN CUMHURİYET KUTLAMALARINI YASAKLAMA KARARI HUKUKA AYKIRIDIR, HALKIN CUMHURİYETİ KUTLAMASI YASAKLANAMAZ !


Dostlar,

İstanbul Barosunu gönülden kutluyor, son derece değerli olan bu açıklamasnı çok iyi zamanlanmış ve cesaret verici buluyoruz.

İstanbul Barosu’nun açıklamasına bütünüyle katılıyoruz.

Barolar Birliği, TMMOB, TTB, TOBB gibi öneml, ve büyük ölçekli örgütleri de bu kritik dönemde göreve açğırıyoruz..

Hem de gecikmeden..

Öta yandan, Yönetsel (İdari) yargıya taşınan (Nöbetçi İdare Mahkemesi) Ankara Valiliği’nin talihsiz yasağı hakkında verilecek kararın “ANKARA’da YARGIÇLAR VAR” dedirtecek nitelikte olması umudumuzu da bir yurttaş olarak dillendirmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. (Anayasa’nın 138. maddesine saygı kusuru aklımızdan geçmeden..)

Sevgi ve saygı ile.
24.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================================

Haber » Güncel
Son Güncelleme: 24.10.2012 13:14:44
Etkinlik Tarihi: 23.10.2012

ANKARA VALİLİĞİNİN CUMHURİYET KUTLAMALARINI YASAKLAMA KARARI HUKUKA AYKIRIDIR, HALKIN CUMHURİYETİ KUTLAMASI YASAKLANAMAZ ! 

Basına yansıyan haberlere göre Ankara Valiliği, 29 Ekim yürüyüş ve kutlamasının yasal olmadığı gerekçesiyle engelleneceğini duyurmuştur. Valilikçe yapılan açıklamada kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmek istenildiği,  yapılmak istenen yürüyüş ve kutlamanın 2911 Sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa aykırı olduğu, kanunsuz eylemin güvenlik güçlerince engelleneceği ve eylemi organize edenler ile katılanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılacağı ifade edilmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki 29 Ekim 2012 günü Ankara’da yapılacağı ifade edilen buluşma, 2911 Sayılı Kanun kapsamına giren bir toplantı ve gösteri yürüyüşü değildir. Nitekim anılan Kanunun 2. maddesine göre Toplantı; belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzel kişiler tarafından bu Kanun çerçevesinde düzenlenen açık ve kapalı yer toplantılarını, Gösteri yürüyüşü ise; belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzelkişiler tarafından bu Kanun çerçevesinde düzenlenen yürüyüşleri ifade etmektedir. 

  • Oysa gerçekleştirilecek olan buluşma Kanundan açıkça anlaşılacağı üzere 2911 Sayılı Kanun kapsamında bir toplantı yahut gösteri yürüyüşü olmayıp,
    89 yıllık bir geleneğe dayanan Cumhuriyet kutlaması, töreni, şenliğidir.

Kaldı ki, anılan Kanunun 4. maddesinde, “istisnalar” başlığı altında maddede belirtilen toplantı ve faaliyetlerin 2911 Sayılı kanunun hükümlerine tabi bulunmadığı açıkça belirtilmektedir. Maddenin (b) bendinde Kanunlara uymak, kendi kural ve sınırları içinde kalmak şartıyla kanun veya gelenek ve göreneklere göre yapılacak toplantı, tören, şenlik, karşılama ve uğurlamalar’ın bu Kanun kapsamında olmadığı yoruma ihtiyaç göstermeyecek şekilde belirtilmektedir.Cumhuriyet kutlamalarının 89 yıllık bir gelenek kapsamında yapılan tören ve şenlik olduğu tartışmasızdır.

Nihayet her durumda,

2911 sayılı Kanunun 3. maddesine göre;

  • “Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Bu Kanuni düzenlemeler dikkate alındığında, yasaklama kararının kanuni bir dayanağı ve makul/meşru bir sebep ve gerekçesinin bulunmadığı, dolayısıyla kararın kanuna, hukuka aykırı olduğu açıkça görülmektedir.

Emperyalizme karşı Türk Ulusunun yazdığı bir destan,

  1. ulusal varlığımızın ve bütünlüğümüzün harcı, olan Cumhuriyetimizin kitlesel bir coşku içinde kutlanmasının bu şekilde yasaklanması geldiğimiz noktayı göstermekte, acı ve üzüntü vermektedir. Tarih ve toplumsal vicdan bu konuda gerekli yargıyı her zaman olduğu gibi verecektir.Ne yazıktır ki, Ulu Önder Atatürk’ün, Cumhuriyetin kurucu ilke ve değerlerinin toplumsal bellekten silinmesi yönündeki çabalar hız kazanmıştır.

  2. Bilinmelidir ki, Cumhuriyet ve Atatürk sevgisi bu toplumun yüreğine, belleğine kanun veya kararlarla konulmadığı gibi bu şekilde de silinemez.

  3. Türk mucizesi Cumhuriyetin kutlanmasını da hiçbir güç engelleyemez!

Bu vesile ile İstanbul Barosu olarak bir kez daha ve güçlü bir şekilde;

* Cumhuriyetin kazanımlarını,
* Atatürk ilke ve devrimlerini,
* üniter devleti,
* ülkenin bölünmez bütünlüğünü

savunma ve koruma kararlılığımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.

İSTANBUL BAROSU
24.10.12,
http://www.istanbulbarosu.org.tr/Detail.asp?CatID=1&SubCatID=1&ID=7423 

ALEVİLİK, İSLAM’IN RÖNESANSI ve REFORMUDUR!..

Dostlar,

Kendisini “Alevi yazar ve düşünür” olarak tanımlayan AÜ İletişim Fak. bitireni
Sn. Rıza Güner‘in bu sitede epey yazısı ve yorumu, şiiri yer aldı..

Uygar bir iletişim içindeyiz; yer yer ciddi görüş ayrılıklarımız olsa da..

Sayın Güner’in kendisini dile getirme olanağını sitemizde kullanmasını arzuluyor ve önemsiyoruz.

Epey de yol aldık ve uzlaştık sanıyorum temel ilkelerde.. Örn. hakaret yok, aşağılama yok.. Zaten Sn. Güner İLETİŞİM okuduğuna göre üniversitede, bu ilkeleri en iyi kendisi bilir.. Bizim “genel anlamda” kaldıramadığımız (tolere edemediğimiz) bir sorun da, megalomani.. (“genel anlamda” diyerek Sn. Güner’i tenzih ettiğimiz ortada..)

Aşağıdaki yazı 6 sayfa ve oldukça yoğun içerikli..

Düşündürücü, eğitici, silkeleyerek sorgulayıcı..

İster istemez derin bir burukluk, kırılma da içermekte tınılarında pek haklı olarak.

Bu uzun ve değerli irdelemeyi, –görüşleri kendisini bağlamak üzere
pdf olarak sunuyoruz.

Kapsamlı irdeleme çarpıcı bir paragrafla şöyle başlamakta :

  • Türkiye’de Laik Cumhuriyet kurulup, sözde Hilafet kaldırıldığında, Engizisyon Alimleri derin bir oh çektiler. Tevhid-i Tedrisat çıktığında, Şeyh-ül İslamlık Diyanet İşleri Başkanlığı adını alıp devlet çatısı altında kendine yer bulduğunda havalara uçtular… Çünkü; Engizisyon için, karın  karşısında  güneş gibi olan Alevilik, gene karanlıkta kalmış, Aleviler, Sünni Yezitçi din adamlarının insafına bırakılmıştı. Yezid Efendilerinin döneminde olduğu gibi, gene bölücü ve bozguncu” denilecek; gene Yasal ve Anayasal güvenceleri olmayacak, gene hiçbir Hak ve Hukuk tanınmayacaktı.

…………………………..

Yazısını şöyle bağlıyor Sn. Güner :

Ama, gene de; Aleviliğin karşısında, Hz. Muhammed’in yıktığı 370 Put gibi güçsüz ve çaresizdirler. Mehmet Görmez de, Ali Bardakoğlu da, Fethulah Gülen de, Mahmut Efendi de, Cübbeli de, gerçeğin söylenebildiği yerde, güneşin karşısında kar gibi kalırlar… Görünüşteki güçleri, Türkiye’nin yanlış politikalarından, Türkiye bütçesini hortumlama yeteneklerinden gelmektedir. 

  • “Akıl aya, bilim yıldızlara, bunları kullanma becerisi güneşe benzer… Kullanma becerisi edinmediğiniz akıl ve bilim size yıldızlar kadar uzaktır…”

Akıl ve bilimin yıldızlar kadar uzak olması, İslam’dan önceki Putperestliği, Türkiye’de CANLI PUTLARA TAPINMAK biçiminde yeniden yaratmış,
Aleviliği Çağdaş Uygarlıkla birlikte bu İLKÇAĞ KARANLIĞINA gömmüştür!.. Budur işte ol hikaye… 2010-12-04

Okumak için erişkeyi (linki) tıklamak gerekecek..

ALEVILIK_ISLAM’IN_RONESANSI_VE_REFORMUDUR

Sevgi ve saygı ile.
22.10.12, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net


 

BAYRAM NASİHATLERİ

Sayın eski Sağlık Bakanımız Rifat Serdaroğlu yazdıkça açılıyor..
Meğer baya yetenekliymiş.. Kaleminize sağlık Sayın Bakan..
Hekim de değilsiniz ama halka bir tür psikoterapi gibi yazılarınız..
Sevgi ve saygı ile. 23.8.12, Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net

BAYRAM NASİHATLERİ

Gürcü kardeşim Tayyip Bey;

Mahallenin imamı ile gönderdiğiniz “Hamsi Baklavası” ve şekerler için çok teşekkür ederim. Hele eşiniz Emine Hanımın gönderdiği “Okuntulu Lokumlar” Arap mutfağının şaheseriydi. O Lokumlardan bir Katar Emir’inin Sarayında yemiştim, bir de şimdi. İkiniz de gerçekten çok kibarsınız.

Hediyelerinize karşılık olarak bazı nasihatlerde bulunacağım.
Bunlara uyarsanız rahat edersiniz. Ha benim nasihatimi tutmuşsunuz,
ha “etekli hocaya” muska yazdırmışsınız. İkisinin de gücü aynıdır.

Nasihat 1:

İçişleri Bakanınız, belediyeden Naim efendiyi yalnız olarak hiçbir yere göndermeyin.
Yanına iki “Çelik”ten birini mutlaka verin. Ya Hüseyin’i, ya da Ömer’i.

Geçen gün, “Ben İçişleri Bakanıyım, ülkenin güvenliğinden sorumluyum.” deyip, Hakkari’de sokağa fırlayıvermiş. Habur’da bando ve kırmızı halı ile karşılattığınız elemanlardan bir kısım nankörler de oradaymış.

Dağ gibi Bakanı taşa tutmuş densizler iyi mi? Allahtan, oradan geçmekte olan
büyük çoğunluğu Ergenekoncu olan asker-polis, Bakanlarını kurtarmışlar.

Olur da bu Habur’cu PKK’lılar, İçişleri Bakanını kaçırırlarsa sakın ola ki,
“Bakanımı kaçırdılar” diye konuşmayın, çok ayıp olur.

Şöyle bir tez öne sürülebilir :

“İçişleri Bakanımız, son olay nedeniyle PKK’ya kızmış, kafayı bozmuş ve
silahlarını kuşanıp, bunları bitirmek için Kandil’e doğru yola çıkmıştır.

Yol boyunca keçilerini otlatan bazı çobanlar, eşkali Bakanımıza uyan bir
civanmert’in görüldüğünü doğrulamışlardır, olay kontrolümüz altındadır…”

Nasihat 2 :

Tayyip Bey, bildiğiniz gibi en büyük gelirimiz turizmdendir. Son günlerde,
sizin onlara karşı tavrınızı bilmeyen bazı ahlaksız ve edepsiz basın mensupları
bu gelirinizi baltalama gayreti içindedirler.

Neymiş efendim, PKK’lı eşkıyalar yol kesip adam kaçırıyorlarmış da,
yol kontrolü sırasında BDP’li Bayan Milletvekilleri bu eşkıyaları
şapur-şupur öpmüşler de, hükümet uyuyor muymuş da, niçin tedbir almıyormuş da,
bir sürü lagara-lugara…
Sakın müdahale etmeyin Tayyip Bey.

Biliyorsunuz para her şeydir.

Hatta PKK’nın yanında El-Kaide-Hizbullah-modası geçmiş DHPK-C militanlarını toplayıp, yurdun her yerine dağıtın. Bunun da bol-bol reklamını yapın.

Macerayı seven yabancı turistler akın-akın gelip dövizleri saçacaklar ve hazinemiz dolup taşacaktır. Hele özel günlerde mesela Nevruz’da, İmralı’dan telekonferansın yapılacağı, El-Kaide’den Gülbettin Hikmetyar’ın, Hamas’tan Halid Meşal’in,
Kuzey Irak’tan Barzani’nin katılacağı geniş katılımlı mitingler düzenlerseniz ve
miting sonunda, başta “Eşbaşkan-Barzani, Meşal, BDP’li Bayan Milletvekilleri ve PKK’nın komutanları, Hizbullahçılar ve Ertuğrul Kürkçü gibi eski tüfeklerin olduğu bir “Sevgi ve Barış Zinciri” kurup, Lorke-Lorke oynasanız, işi tak diye anında bitirirsiniz.

Adınıza binlerce camii yapılır, ahir zaman peygamberi gibi olursunuz alimallah.

Nasihat 3 :

Gaziantep’te dün gece yapılan terör saldırısı için sakın siz konuşmayın.
Bülent Arınç filan konuşsun. “PKK Terör Saldırısı” deyimini kullanmasın.
“Tüp Gaz patlaması” kuşkusu var denilebilir. Tüpçü Yıldırım tedbir olarak gözaltına alınabilir. Damat ve yandaş basında eşiniz Emine Hanım’ın ağlarken çekilmiş bir pozu mutlaka kullanılmalıdır.

“Ana yüreği dayanamadı” gibi başlıklar kullanılabilir. Siz de, Türkiye’nin
her yerinde devlet hakimiyeti vardır, sözünü hiç söylememiş gibi yapın.
Hatırlatan olursa, basın fırçayı. 8 kişi ölmüş, 3’ü ağır 66 kişi yaralanmış,
bunlara kafayı takmayın. Suriye’yi örnek gösterin ve “olur böyle şeyler,
Türkiye’de yaşamak kolay mı?” diyerek, yıkılmadığınızı hala ayakta olduğunuzu
tüm dünyaya gösterin…

Bir tepsi baklavaya, bir kilo şekere, bir kutu lokuma ancak bu kadar.

Gaza gelip, tüm bildiklerimi anlattım. Siz sakın gaza gelmeyin.

Yazıyı “Gaza Gelmek” konulu bir fıkra ile bitirelim,
siz gidin sıcak suya girip dinlenin…

“Abuk sabuk evlenme programlarının etkisi altında kalan küçük çocuk sorar;

-Dede,
-Efendim,
-Sen evlenirken ninemden elektrik aldın mı?
-Yok,bizim zamanımızda elektrik yoktu..
-Nasıl?…
-Gaz lambası vardı, gaza geldim evlendim…
Sağlık ve başarı dileklerimle, 21 Ağustos 2012

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

İYİ BAYRAMLAR TÜRKİYE!

İyi bayramlar Türkiye!
Yüzlerce yurtseverin, askerin-komutanın, Gazetecin, rektörün, bilim adamın tutsak. Yüzlerce-binlerce şehidin gazin gözler önünde..
Ve sen “bir mübarek Şeker Bayramını” daha “idrak etmekte” sin.
Gerçekte “idrak edemediğin” ise ülkenin parçalanması için o öncü yurtseverlerin BOP kapsamında tutsak alındıkları.. Umarız geç kalmazsın necip halkımız.
Sevgi-saygı ve kaygı ile. 19.8.12, Tekirdağ,
Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net