Yılmaz ÖZDİL : KEHANET

KEHANET…

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ, 14.3.17

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Sayın hükümetimiz, referandum kampanyası için çok enteresan bir reklam filmi çekti. Henüz seyretmediniz.
Muhtemelen bu ayın son haftasında vizyona girecek.
*
Reklam, stadyumda çekildi. Milli maç oynanıyor. Rakip takım çirkef… Habire faul yapıyor.
Tekme atıyor. Elle oynuyor. Kuralları ihlal ediyor. Hakem hiç oralı olmuyor.
Hakem bildiğin şerefsiz. Her ne olursa olsun rakip ülkenin lehine, bizim aleyhimize düdük çalıyor, göz göre göre taraf tutuyor, haksızlık yapıyor. Türkiye’yi resmen katlediyor.
O da ne? Sevimli mi sevimli küçük bir kız çocuğu koşarak sahaya giriyor.
Türk bayrağı gibi, kırmızı beyaz giyinmiş. Şak…
Hakeme kırmızı kart gösteriyor. Haysiyetsiz hakem şoke oluyor.
Rakip takım buz kesiyor. Farklı kulüplerin formalarıyla tribünleri dolduran gurbetçilerimiz coşkuyla ayağa kalkıyor. Milli duygular kabarıyor. Ağlayanlar oluyor.
Küçük kızın tertemiz vicdanı ve cesareti, Türkiye düşmanı hakemi de yeniyor, faullü oynayan rakip ülkeyi de yeniyor. Böylece, Türk milleti kendisine karşı birleşen Avrupalıları dize getirmiş oluyor. Yabancılar kaybediyor. Türkiye kazanıyor. Reklamın özeti bu.
*
Şimdi sıkı durun… Ne zaman çekildi bu reklam?
Tee şubat ayı başında çekildi. Tam tarih vermek gerekirse, asrın liderimiz henüz referandum kararını onaylamadan bir hafta önce çekildi. Soru şudur…
*
Ortada fol yok yumurta yokken, şubat ayı itibariyle Hollanda ve Almanya’yla aramızda
hiçbir sorun yokken, kriz emaresi yokken, hükümetimizin Avrupa’da mağdur edileceğine dair
en ufak bir sinyal yokken, hatta bu konuda beklenti yokken, ihtimal bile yokken…
Tee şubat ayı başında bu “milli mağduriyet” reklamı hangi muhteşem öngörüyle çekildi?
*
Tee bir buçuk ay sonra Avrupa sahalarında mağdur edileceğimiz, tee bir buçuk ay önceden
nasıl tahmin edildi? Milli kriz yokken, milletimize haksızlık yapan Avrupalılara karşı, milli vurgusuyla, milli duygulara hitap edecek şekilde reklam çekilmesi, üstelik, tam isabetle milli krize denk getirilmesi… Tatlı bir tesadüf müdür, geleceği görebilme yeteneğiyle kehanet midir?
*
Ayrıca… Almanya’dan karayoluyla Hollanda’ya geçen ve mağdur edilen kadın bakanımız, karayoluyla döndüğü Almanya’dan Türkiye’ye nasıl geldi? Spor bakanımız için tahsis edilen
özel uçakla Köln’den geldi. Spor bakanımız da Köln’de miydi yani? Köln’deydi. E o halde.. Hadise çıkacağı belliyken, polisin müdahale edeceği belliyken, neden erkek bakanımız
değil de, kadın bakanımız gitti Hollanda’ya?
Veya neden, hem kadın hem erkek bakanımız birlikte gitmediler?
*
Tıpkı reklamdaki gibi… Yürekli kız çocuğunun milli mağduriyete müdahale etmesi gibi…
Kadın bakanımızın milli mağduriyet kahramanı olması ne mucizevi değil mi?
=====================================
Dostlar,

Bunlardan her şey ama her şey beklenir..
İktidara öyle mahkum, öyle mahkumlar ki.. anlatılır ve anlaşılır gibi değil..
Yapıp ettikleriyle kendi tutsaklıklarını yarattı, kozalarını ördüler..
Gereğinden çok uzayan iktidar ve demokrasinin kurumlaşarak güçlenmediği toplumlarda klasik. En güçlü göründükleri anda gerçekte en zayıflar..
Güçlü olsalar ve bunun ayrımında olsalar böylesi kabul edilemez, akıl dışı davranışlara
girerler mi?
Gerçekte tek 1 sözcüklük canları kalmıştır :

Halkımızın tek bir “hayır” sözcüğü Türkiye’nin ve giderek bölgenin – dünyanın sorunu olan karabasanı, makûs (aksi giden) talihini bitirmeye yetecektir…
Ulusumuzun kendisine, bölgeye ve dünyaya sorumluluğu çok büyümüş ve ivedilik kazanmıştır..

Sevgi ve saygı ile. 14 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

TÜRK-İŞ Raporu : ŞUBAT 2017 AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI

TÜRK-İŞ Raporu :
ŞUBAT 2017 AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI

Günümüzde dört kişilik bir ailenin sadece açlık sınırı günlük 50 TL’yi aşarken, gıda yanı sıra yapılması gereken diğer zorunlu harcamaları da kapsayan yoksulluk sınırı günlük 163,12 TL oldu.

DEVAM EDEN FİYAT ARTIŞLARI ÜCRETLERİ AŞINDIRMAYA DEVAM EDİYOR…
4 KİŞİLİK AİLENİN AÇLIK SINIRI 1.502 TL, YOKSULLUK SINIRI 4.894 TL
1 KİŞİNİN AYLIK GEÇİM MALİYETİ 1.875 TL
MUTFAK ENFLASYONUNDA SON ALTI AYLIK ARTIŞ %10,34 ORANINDA

2017 yılı için öngörülen enflasyon hedefi, özellikle gıda fiyatlarında görülen artışa da bağlı olarak daha yılın ilk iki ayında tartışılır duruma geldi. Çalışanların geçim koşullarını ortaya koyan temel göstergelerden olan asgari ücret bu yıl için günlük net 46,80 TL olarak tespit edilmişken, 1 işçinin günlük yaşam maliyeti Şubat ayında 62,50 TL olarak hesaplandı.

Gıda fiyatlarında görülen artış mutfak harcamasına da olumsuz yansıdı. Günümüzde 4 kişilik bir ailenin yalnızca açlık sınırı günlük 50 TL’yi aşarken, gıda yanı sıra yapılması gereken öbür zorunlu harcamaları da kapsayan yoksulluk sınırı günlük 163,12 TL oldu.

TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) tarafından 30 yıldan bu yana her ay düzenli olarak yapılan “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırması çalışanların karşı karşıya bulundukları geçim şartlarını ortaya koymaktadır.

TÜRK-İŞ Araştırmasının 2017 Şubat ayı sonucuna göre;

  • 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.502,38 TL,
  • Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı ise
    (yoksulluk sınırı) 4.893,74 TL oldu.
  • Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.874,97 TL olarak gerçekleşti.
Tablo : Dört Kişilik Ailenin Açlık ve Yoksulluk Sınırı (TL/Ay)

 

 

Şubat 2016 Aralık 2016 Ocak 2017 Şubat 2017
Yetişkin Erkek Gıda Harcaması 395,25 399,91 413,76 419,99
Yetişkin Kadın Gıda Harcaması 323,53 328,19 339,19 345,39
15–19 Yaş Grubu Çocuk
Gıda Harcaması
417,83 424,40 439,17 445,02
4–6 Yaş Grubu Çocuk
Gıda Harcaması
270,81 279,67 287,05 291,97
Açlık Sınırı 1.407,42 1.432,17 1.479,18 1.502,38
Yoksulluk Sınırı 4.584,44 4.665,04 4.818,16 4.893,74

* Gıda harcaması tutarı, yuvarlama nedeniyle, toplamda farklı olabilmektedir.

4 kişilik bir ailenin “insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi” sağlaması için yapması gereken toplam harcama tutarı yılın daha ilk iki ayında 229 TL arttı ve bu tutarın 70 TL’si gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklandı.

Konfederasyonun piyasadan bizzat derlediği fiyatlarla oluşturulan TÜRK-İŞ Gıda Endeksi ve TÜİK Gıda Endeksi’ndeki değişim ile TÜİK Tüketici Fiyatları Endeksi’ndeki değişime bakıldığında, gıda endeksi artış oranının tekrar tüketici endeksi artış oranı seviyesine doğru yükselme eğiliminde olduğu görülmektedir.

TÜRK-İŞ’in verileri temel alındığında “mutfak enflasyonu”ndaki değişim Şubat 2017 ayında şöyle gerçekleşti:

  • Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı
    bir önceki aya göre % 1,57 oranında artış göstermiştir.
  • Yılın ilk iki ayında fiyat artışı %4,90 oranındadır.
  • Gıda enflasyonunda son on iki ayında artış oranı %6,75’tir.
  • Yıllık ortalama artış oranı ise %3,05 olarak hesaplanmıştır.

Son altı ay itibariyle gıda fiyatlarındaki artışın yüzde 10,34 oranında gerçekleştiği de dikkate alındığında, özellikle düşük gelirli kesimlerin aile bütçesi içinde ağırlıklı bir bölümü oluşturan mutfak harcamasının “hissedilen enflasyon” olarak daha fazla etkide bulunduğu görülecektir.
============================================
Dostlar,

Ülkenin çıplak gerçekleri böyle..
TÜRK-İŞ 30 yıldır her ay bu raporları düzenli yayımlıyor..
Biz de arada sitemize koyuyoruz..
AKP’nin ekonomide yarattığı (!?) tansık (mucize) bu olsa gerek..
Asgari ücreti 2017’nün tümü için %6 artırılarak 1300 TL’den 1404 TL’ye çıkarıldı..
Görünen o ki 2 ayda enflasyon bu artışı yuttu..
Ülkenin ve insanımızın temel sorunu budur.
Siyaset kurumu bu sorunları çözmek içindir.

  • Hakoylamasında “evet” çıkar ve Erdoğan imparator yetkisine erişirse
    bu yakıcı yoksulluk – işsizlik…. sorununa nasıl çözüm olacak??
    Sevgi ve saygı ile. 13 Mart 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Ordunun bilgisi ABD’de durmasın

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Kansu: Ordunun bilgisi ABD’de durmasın..

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Kansu:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak ben de tüm verilerimiz ABD’de dursun istemem.” 

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, 15 Temmuzdan sonra verinin nerede kimin korumasında durduğunun çok önemli hale geldiğini belirterek, “Bunlar çok kritik konular. Mesela Milli Savunma bilgileri burada olabilir. Tabii ki ben de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak ordunun datası ABD’de dursun istemem. Tüm veriler Almanya’da, ABD’de dursun istemem. Ama böyle yapacağım dersek de geride kalırız. Mesela lojistik, sağlık, belediyelerin dataları bunların bulutta durmasında bir sakınca yok. Tabii ki verinin Türkiye’de tutulması için hibrit sistemler de var” dedi.

Kansu, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada darbe girişiminden sonra Türkiye’de siber güvenlik yatırımlarının arttığını “Şimdi kiminle konuşsak siber güvenlik öncelikli konu oldu diyor.
Şu anda kalifiye eleman eksik. Altyapı eksikliği var. Bu güvenli mi, değil mi, kamu bu konularda bizden destek istiyor. Bu alanlarda kamu ile işbirliği yapıyoruz.” ifadesini kullandı.

Ciddi tehdit var

Ulusal güvenliğin korunması için kamu kurumlarıyla yakın temas içinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Kansu, “Kamuda değişen insan kaynağı sonucu önceden alınan admin yetkilerinin işten ayrılma süreçlerinde düzgün devredilmemesi, şirketlerde kritik belgelerin yedeklenmeyen ortamlarda saklanması ve evlerde güncel yazılımların kullanılmamasına kadar ülke olarak uçtan uca ciddi bir tehditle karşı karşıyayız. Hala eski versiyon işletim sistemleri kullanılıyor. Daha XP kullananlar var. Bunlar da güvenlik açığına neden oluyor..” şeklinde konuştu.

Korsan yaygın

Korsan işletim sistemi ve programla mücadenin bitmeyen çileleri olduğunu dile getiren Kansu, Türkiye’nin virüs taramalarında en fazla virüs taranan ülkelerden olduğunu Türkiye’de
bu oranın %42 iken dünya ortalamasının %17’lerde olduğuna işaret etti.

4 odak noktası

Şirket olarak, nesnelerin interneti, yapay zekâ, bulut ve siber güvenliğe odaklandıklarını
ifade eden Kansu, 2020 yılında her bireyin ortalama 5 adet internete bağlı cihazının olacağını, veri tüketimi ve üretiminin artacağını, veri en değerli sermaye olduğunu bildirdi.

‘Cuma hutbelerini ‘bulut’ta saklıyoruz’

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her cuma günü hutbeler Türkiye geneline Microsoft bulut sistemi üzerinden dağıtılıyor. Murat Kansu, bulut sistem ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı internet sitesinin herhangi bir sorun yaşamadığını belirtti.

Kansu, Türkiye’de kamu tarafındaki en büyük bulut kullanıcılarının Diyanet olduğunu,
Alo Fetva, cuma hutbeleri bizim bulut sistemimizde. Ayrıca Devlet Opera ve Balesi de bizim ikinci büyük müşterimiz. Arka planda, oyuncunun, dekorcunun, senaristin herkesin birbirinden haberdar olması gerekiyor. Seanslar kaçta başlıyor kaçta bitiyor. Bu sistemin hepsi bizim bulut sisteminde. Türkiye’de bulut farkındalığını artırmak istiyoruz” diye konuştu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteğiyle hayata geçirilen Nesnelerin İnterneti (IoT) projesinde stratejik işbirliği yaptıklarını duyudan Kansu; meslek lisesi, meslek yüksekokulu öğrencileri ve öğretmenlerine açık olan Nesnelerin İnterneti yarışmasında Haziranda
jüri değerlendirmesi yapılacağını ve sonuçların ağustosta açıklanacağını söyledi.

Microsoft’tan eğitim seferberliği

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu şirketin Türkiye’deki eğitim çalışmalarıyla ilgili de şu bilgileri verdi:

* Microsoft yapay zekâ temelli teknolojilerin ekonomiyi dönüştürmesi yönünde adımlar atarken özellikle bu alanlarda yetişmiş insan kaynağı sıkıntısını gidermeyi de önceliklendiriyor. Bu bağlamda, 15’incisini hayata geçirdiği, dünyanın öğrencilere yönelik olarak düzenlenen en büyük teknoloji yarışmalarından Imagine Cup 2017 ülkemizde yapay zekâ odaklı kurgulandı. 16 yaşından itibaren (AS: başlayarak) tüm öğrencilere açık olan Imagine Cup ulusal finalleri için başvurular başladı.

* Öğretmenlerin teknoloji kullanımını yaygınlaştırmayı hedefleyen Microsoft Türkiye, geçen yıl başlattığı “Harikalar Yaratan Öğretmenler Yarışması”na bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın işbirliğiyle devam ediyor. Microsoft ve Milli Eğitim Bakanlığı, yarışma kapsamında öğretmenlerin teknoloji ile yarattığı başarı öykülerini paylaşarak teknoloji ile yapılabilecekleri konusunda ilham vermeyi amaçlıyor.

* Microsoft, Açık Akademi ile, ilkokuldan başlayarak her yaşta bireye online olarak kod yazmayı öğretmeyi hedefliyor. Burada toplamda 110 saatin üstünde online video olarak programlama eğitimi bulunuyor ve halen 200 binden fazla kayıtlı kullanıcı var. 2012’de açılan Açık Akademi, 5 yıl içinde 1 milyon insana ulaşmayı hedefliyor.

* Microsoft, KAGİDER’in de desteğiyle Türkiye’nin kadınların teknoloji alanındaki başarılarını ve liderliklerini onurlandırmak amacıyla ‘Teknolojinin Kadın Liderleri’ni ödüllendiriyor. 2017’de de Türkiye’deki kadınların daha iyisini başarmaları için onların gerçek anlamda güçlenmesinin önündeki bariyerleri birlikte kaldırmaya devam etmek isteyenler ödül programına 9 farklı kategoride başvurabilecek. (Cumhuriyet, 13.3.17)

===============================
Dostlar,

Ülkemizin kasvet verici gündeminden zaman zaman sıyrılmak ve dünyada neler olup bitiyor bakmak zorundayız. Bilim-teknoloji başdöndürücü hızla ilerlemekte.. Zaman hızlanmış adeta.
Artık 4. Sanayi Devrimi‘nden söz ediliyor. Şunun şurasında kadim Sanayi Devrimi 1760’larda buhar gücünün sanayide motorlarda, giderek ulaşımda (tren, gemi) kullanılmasıyla başlamıştı.
İçime girdiğimiz yılların yaşamı bütünüyle dönüştürecek 4 kaldıracı görülüyor :
1- nesnelerin interneti,
2. yapay zekâ,
3- bulut ve
4. siber güvenlik

Ülkemizin bu başdöndürücü gelişmeleri ıskalamaması olağanüstü önemli.
Yoksa Osmanlı’nın karşılaştığı sonuçlar “tarihin tekerrürü” yasasıyla bizi de kuşatır.
Ne yazık ki siyasal iktidar ülkemizi son derece kötü yönetiyor.
Son derce hatalı – tehlikeli – sakıncalı – maliyetli… bir akıldışı halkoylamasına sürüklendik. Halktan EGEMENLİĞİNİ tek 1 kişiye devretmesi, kendisin yadsıması hatta kendisini
yok sayması isteniyor.. Olacak şey değil.. İstenmesi de patolojik verilmesi de!
16 Nisan 2017 günü bu anlamsız ve uğursuz dayatmayı tüm halkımız EGEMENLİĞİNE ve ÜLKESİNE – VATANINA – TAPUSUNA – KİMLİĞİNE sahip çıkarak aşacak inanıyoruz. “HAYIR” oyları sağduyu ile çoğunlukta olacak ve bu herkesin, başta AKP ve Erdoğan’ın da hayrına olacak inanınız..

Türkiye yoluna, rejimin kalbi TBMM öncülüğünde sorunlarını – çözümlerini uygarca tartışarak devam etmeli. Kim olursa olsun tek 1 kişiye bağlanma “sürü toplum” lara özgüdür ve Türk Ulusu bu dönemi en az 100 yıl önce kapatmıştır.. Dünyanın gidişi de böyle değil..

Açık toplum, saydam yönetim, siyasete katılma, yöneticilerin hesap vermesi ve giderek
temsili demokrasinin de aşılarak teknolojik olanaklarla temel konuları doğrudan halkoylaması ile kararlaştırma temelli DOĞRUDAN DEMOKRASİ çağımızın genelgeçer doğruları..

Sevgi ve saygı ile. 13 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Eski Mısır’da ölülerin mezarlarına konan papirüslere yazılmış dua

Tibet Ölüler kitabı ile ilgili görsel sonucu

Ölüler kitabı;
Eski Mısır’da ölülerin mezarlarına konan papirüslere yazılmış dua…

Hiç kimseye kötülük etmedim.
Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim.
Gerçek evinde alçaklık etmedim.
Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım.
Benim yüzümden kimse korku duymadı,
yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı.
Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiçbir zaman yapmadım.
Kölelere kötü muamele etmedim ve ettirmedim.
Kimseyi aç bırakmadım.
Kimseye gözyaşı döktürmedim.
Kimseyi öldürmedim ve kimsenin
kahpece öldürülmesini emretmedim.
Kimseye yalan söylemedim.
Hiçbir utandırıcı davranışta bulunmadım.
Zina etmedim.
Yiyecekleri pahalı ve eksik satmadım.
Terazinin dirhemi üzerine hiçbir zaman elimi bastırmadım.
Teraziyle tartarken hibir zaman hile yapmadım.
Süt çocuklarının ağızlarından sütü uzaklaştırmadım.
Hayvanları çalmadım.
Tanrının kuşlarını avlamadım.
Ölmüş balığı tutmadım.
Hiçbir arkın suyunu başka yöne çevirmedim.
Ben temizim, temizim, temizim!
============================

Dostlar,

Yorumsuz sunalım… Yorum yaparsak suç işleyebiliriz!?
Ülkede düşünce özgürlüğü = onu açıklama (ifade) özgürlüğü kaldı mı ki, var mı ki?
Fakat yine de, “yiyor ama çalışıyor..”, “yiyor ama beni de görüyor..” savunması
(akla bürünme, mantıksallaştırma, rasyonalizasyon psikolojik savunma mekanizması!) yaparak suça – ahlaksızlığa ortak olan neciiiiip mi neciiip, necipler necibi milletimizin bilgisine, dinine ve de vicdanına sunmadan edemeyeceğiz..

HAYIR” lara vesile olur inşallah..

Sevgi, saygı ve kaygı ile. 12 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

VATAN PARTİSİ 10. Genel Kurultayı

Türkiye Vatan Kurultayında Birleşiyor

10. Genel Kurultayımız Ankara Arena Spor Salonunda başladı.

10. Genel Kurultayımız Ankara Arena Spor Salonunda başladı. Edirne’den Van’a yurttaşlar Vatan Kurultayında birleşiyor. Genel Sekreterimiz Osman Yılmaz, kurultayın açış konuşmasını gerçekleştirdi. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşımızın ardından yapılan Divan Kurulu seçimlerinde Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanımız Emekli Tümamiral Soner Polat Divan Başkanlığına seçildi. Polat, konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye’nin 81 ilden şehit kanlarıyla bayraklaşan, Vatan Savaşından Milli Hükümete sloganı ile kopup gelen kahraman partliller saygıyla selamlıyorum sizleri. Ülkemizin sırat köprüsünden geçtiği dönemde yapılan tarih şölene hoş geliniz. Vatan Partisi namus, emek ve vatan kavgasının verildiği kutsal olcaktır. Vatan Partisi 57. alaydır. Vatan Partisi Hasan Tahsin’dir. Vatan Partisi Şehit Kubilay’ın temiz kanıdır. Mehmetçiktir. Vatan Partisi bugünü yarına bağlayan altın kemerli köprüdür. Dünü bugünü yarınıdır. Göğsünü gere gere haykırıyorum sadece bir neferi olmak, üyesi olmak TBMM’nin mebusu, vekili olmaktan çok daha değerlidir. Fethullahçı çetenin hedef aldığı tek grup Vatan Partisi’dir. Vatan Partisi’nde hormonlu, GDO’lu tohumlar yeşermez. Vatan Partisi bütün ülkeyi birleştiriyor. Gövdesini siper ediyor, rota çiziyor. Sorumsuz partiler ve politikacılar fetret devrini başlattı. Ama biz Vatan Partililer şunu biliyoruz ki, sevgimiz yoksa hiçbir şeyimiz yok demektir. Ülkenin her karış toprağına sevgi tohumları ekiyoruz. Türkiye’yi Atatürk’te birleştiriyoruz. Komşu ülkelere Türkiye’nin sıcak yüzünü gösteriyoruz. Vatan Partisi’nin rotası ebedi ve ezeli Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal’in çizmiş olduğu çağdaş yoldur. Attila İlhan’ın sözlerinde dediği gibi;

  • “Hiçbir kuvvet bu yoldan bir milim saptıramaz.
    O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan uğrunda asılırız.”
    Vatan Partisi hesap kitap yapar. Bütün değerlerinin farkındadır. Bilimle buluşturur. Kendine güvenir topluma umut aşılar.Oysa ki Vatan Partisi umut taşır. Düşmezse düşmesin yakasından elim bizim de üstümüze güneş doğacak bir gün.

Hayattaki en büyük servetim Türk olarak doğmak ve Vatan Partili olmaktır. Çünkü Vatan Partili, çağdaş, uygar, ahlaklı, kahramandır. Kurultayla birlikte iktidara yürüyoruz. Arkadan çelme taktıklarını bilerek gidiyoruz. Albayrağımız, Atatürk devrimlerini tamamlamak için yürüyoruz. Vatanımız için yürüyoruz. Ülkenin gözyaşlarını dindirmek için yürüyoruz.”


AKP DÖNEMİ BİTMİŞTİR
Genel Başkanımız Doğu Perinçek, konuşmasında şunları söyledi:

  • Vatan Partisi 10 Genel Kurultayı Türkiye’yi birleştirmeyi üreten birleşen Türkiye’yi kurmaya halkın emekçilerin iktidarını kurmaya hazırız. Türkiyeyi yabancıların talimatlarıyla yönetenlerin devri bitmiştir. AKP devri bitmiştir. Ankara’ya Kürdistan bayrağı asanların devri bitmiştir.Türkiye 1945 sonrasında küçük Amerika denen süreçten çıkmanın sancılarını aynı zaman da coşkusunu ve bilincini yaşamaktadır. Eski Milliyetçi Hareket Partisi Kars il başkanı Vatan Partisi’nde görev başı yapmıştır.

Eski Batman Petrol İş şube temsilcisi iş önderi Selahattin Gönül arkadaşımız iş başı, görev başı yaptı. Yine eski Batman Petrol İş şube temsilcisi işçi lideri Diyarbakır sporu 1. Lige çıkaran Gaffar Okkan’ın yakın arkadaşı Selahattin Gönül de vatan partisinde işbaşı yaptı. Bütün partilerden önderler lider insanlar öncüler Vatan Partisi’nde birleşmektedir.

Vatan Partisi önümüzdeki dönem diğer partilere elini uzatıyor. Milli olan bağımsız başı dik Türkiyeyi kurmak için geleceğin üreten Türkiye’nin kurmak isteyenlere elimizi uzatıyoruz. Onlara gelin bir milli seferlik hükümeti kuralım çağrısını buradan açıklıyoruz. Vatan Partisi Türkiye’yi önce vatan toprağı olarak birleştiriyor. Vatan Partisi Türkiye’yi birleştiriyor bütünleştiriyor önce vatan toprağı olarak birleştiriyor. Ama aynı zamanda işçisi çiftçisi ve milli sanayiciyi birleştiriyor.

Türkiyenin sin iki yüzyılllik Hürriyet tarihinin dünyada mazlum milletlerin makus talihini yenen Kemalist devrimin kararları bu kurultayımızda da geçerlidir.

Türkiye’nin arkasına baktığımız zaman bize hürriyet,  bağımsızlık kazandıran , vatanımızı bütünleştiren, dünyanın ekonomik gelişmelerine önderlik eden, bizi çağdaşlaştıran “geleceğin Türkiye’sini kurma” yolunda ortak mücadele ile yürüttükleri işler işte burada gerçekleştirilmiştir. Tarihsel köklerimizden cesaret alarak bilgi alarak milliyetcilerimizle, sosyalistlerimizle, halkçılarımızla birleştirmiştir.

Yetki istiyoruz ve görev istiyoruz.
Vatan Partisi Öncü Gençlik, gençliğin olduğu her yerde bütün fakültelerde Türk gençliğine önderlik etmektedir. Türkiye’nin aydınlıklara çıkartılmasında milletimizden yetki istiyoruz! Tecrübeyi ve gençliği birleştiren bu kurultay ile milletimizden yetki istiyoruz! Vatan Partisi son 5 yıl içinde feleğin çemberinden geçmiş, emperyalizmin gladyonun hapishanelerinden işkencelerinden geçerek bu kurultaya gelmiştir. Türkiye’nin yakın tarihi sivillerin askerlerin el ele vererek Türkiye’nin güzelliklerini bize veren tarihtir. Bu kurultay Türkiye’nin sivil, asker ve devrimci kuvvetini birleştiren kurultaydır.

AKP iktidarının neden sonuna geldik? Çünkü AKP iktidarı Türkiye’yi birleştiremiyor. Mehmetçik vatan için savaşırken Ankara’da başbakanın arkasına Kürdistan bayrağı asıyorlar. O bayrak Amerikan grafikerinin çizdiği bayraktır Kürt halkının bayrağı değil!
Kürtlerin bayrağı ay yıldızlı bayraktır. 

Bizim topraklarımızın altındaki en büyük zenginlik şehit kemikleridir.
Bizde petrol, doğalgazı maden yok diyenler; onların topraklarında da şehit kemiği yok! Bizim topraklarımızın en büyük zenginliği şehit kanı, şehit kemiğidir!

Bir başkanlık dayatmasıyla savaşan bir Türkiye var.
Bu savaşın ortasında milletimizi evet ve Hayır diyerek bölmeye çalışmışlardır.
Bir başkanlık dayatmasıyla savaşan Türkiye var, Mehmetçik, polisimiz, korucumuz savaşıyor. Türkiye’nin gerçeklerini göz ardı edip bu millete başkanlık dayatması yapmışlardır. Türk Milletini Evetçiler ve Hayırcılar olarak kamplaştırmışlardır.
Bu sistem milletin, halkın sistemin değil! Bu sistem bir atanmışlar rejimidir!
Türkiye’nin 1876’lardan beri oluşturduğu 150 yıllık anayasa geleneğini çiğneyerek, meclisten yetki almayan, cumhurbaşkanının oluşturduğu atanmışlar rejimi kurmak istiyorsunuz. Türkiye buna kesinlikle izin vermeyecektir! Mecliste kökü olmayan, meclisten yetki almayan bir yönetim işçisinden, tüccarına kadar, Hakkari’den Keşan’a kadar bu milleti birleştiremez. Türkiye’yi Kürdistan bayrağını başbakanın arkasına asanlar yönetemez, yönetemeyecektir!

Suriye’ye katil, Almanya’ya faşist diye bağıranlar Türkiye’yi yönetemez!
Türkiye’nin binlerce yıllık ordu geleneği, devlet adabı vardır.
Bu adabı hala öğrenememiş olanlar Türkiye’yi yönetemez! Onlara Hayır diyoruz.
Kadın subaylarımızın, askeri kurumlarda çalışan kadınlarımızın başına türban geçirenler Türkiye’yi yönetemez. Kadın çalışanlarımızın başına türban geçirenler, Orduyu türbanlı ve türbansız diye ayırarak ordunun içine nifak sokanlar Türkiye’yi yönetemez! Savaşan ordunun içine mezhep işaretleri sokanlar orduya bozgunculuk yapar.

Mekteplerde, okullarda kız öğrencilerimizle erkek öğrencilerimi birbirinden ayıranlar, heryere imam hatipler açarak eğitim birliği ilkesini bozanlar bu ülkeyi birleştiremez. Savaşan bir ordunun sağlık kurumunu kapatanlar, Astsubaylar, başçavuşlar yetiştiren mektebini kapatanlar Türkiye’yi yönetemez! Türkiye’yi çağdaş bir geleceğe yöneltemez!

BIRAKIN ATATÜRK DÜŞMANLIĞINI

2. İstiklal Savaşı’nın, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün, Türkiye’nin çağdaşlığının arkasında Abdülhamitler yok. Abdülhamitler hürriyet düşmanlığını, zindanları temsil ediyor!
Bırakın bu Abdülhamit sevdalarını, bırakın Atatürk düşmanlığını,
bırakın Lozan’nın altına fitiller döşemeyi!

Türk milleti önümüzdeki seçimlerde Abdülhamit sevdalısı yönetimleri iktidardan
kesin olarak indirecektir. Türkiye 17 Nisan sabahı aydınlıklara uyanacak, Türkiye
17 Nisan’da yeniden ayağa kalkacak. Türkiye 17 Nisan’da güçlü meclisi, güçlü hükümeti reddeden başkanlık rejimini getirmeye çalışanlar 17 Nisan sabahı karşılarında
Hayır” diyen bir milleti göreceklerdir.
17 Nisan’a hazır mıyız ?
– Hazırız

==============================
Dostlar,
Vatan Partisi’nin 10. Kurultayına içtenlikle başarılar diliyoruz.
Biz, Kurultay günü, 11 Mart 2017 günü sabahtan akşama Ankara Tabip Odası ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin birlikte düzenlediği “ŞEHİR HASTANELERİ KURULTAYI” nda idik. Bu toplantıyı sitemizde sizlere sunduk, altında da Vatan Partisi’nin 10. Kurultay’na değindik.. Gereksiz yineleme yapmamak adına oraya (da) bakılmasını diliyoruz..
ŞEHİR HASTANELERİ SEMPOZYUMU
Sevgi ve saygı ile. 12 Mart 2017, Ankara

 

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com