Tayyip Erdoğan bile bu kadarını yapmadı, pes!

Tayyip Erdoğan bile bu kadarını yapmadı, pes!

Sabahattin ÖnkibarSabahattin Önkibar

Aydınlık15.12.2016

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır…)

Başkanlık Tayyip Erdoğan diktatörlüğünün kurulmasıdır.
Beştepe hanedanlığı başkanlığı, 17-25 yolsuzluk dosyalarını kapatıp, yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet çarkını döndürmek için istiyor.
Başkanlık federasyon demektir; Türkiye’yi bölünmeye götürürür.
– Başkanlık tek adam diktatörlüğüdür.
– Başkanlık karanlık Türkiye’dir.
– Başkanlık hırsızlıkla yolsuzluğun ruhsatıdır.
– Bizim partili cumhurbaşkanlığı ve başkanlığı istediğimizi söyleyenler soysuzdur…

Bu ifadelerin sahibi Devlet Bahçeli’dir ki isteyen bu sözlerine internetten erişebilir.
Ve heyhat o Bahçeli dün aynen şunu söyleyebilmiştir:

– Ben şimdiye kadar ne dediysem arkasında durdum!
*****
EMEVİ CAMİ’Nİ ABDESTLİ HAÇLILAR YIKTIRDI!

Ve Emevi Cami’ni yıktırdılar… Yıktılar demiyorum, yıktırdılar diyorum zira Halep işgal edilmese o güzelim cami yüzyıllardır olduğu gibi yine dimdik ayakta olacaktı. Evet sadece Emevi Cami’nin yıkımından değil, oradaki bütün katliam ve cinayetlerden sorumlu olanlardan biri emperyalizmin kuyruğuna takılan abdestli haçlılardır.

Söyleyin lütfen, Yunan Edirne’yi işgal etse ve Türkiye Edirne’yi müdafaa ederken Selimiye Camisi zarar görse bunun sorumlusu Türkiye mi olur?
*****
REFERANDUMDA NE OLUR?

Dün başkanlık teklifinin TBMM’de 330’u bulacağını yazdık zira siyasette artık korku ve çıkarın egemenliği var. Peki referandum da ne mi olur?
Temennim değil, kesin inancım halkın buna olur vermeyeceğidir.
TBMM’de açık oylama yaptırabilirler de (AS: Anayasa md. 175/ 1. fıkra : Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.)
referandumda yaptıramazlar.

Tek endişem CHP’nin HDP-PKK ile özdeşleştirilip referandumun terör eksenine taşınmasıdır ki üzülerek ifade edeyim Kemal Kılıçdaroğlu ile avanesi böyle bir görüntü için adeta çırpınıyor.
CHP milli bir çizgide durur ise referandumun geçme ihtimalı sıfırdır… Geçerse sorumlusu CHP olacaktır…

TERÖRÜN PARTİSİ OLMAZ!

Hem terör partisine izin verip hem terör ile mücadele edemezsiniz. Türkiye bunu yapıyor.
İspanya bunu denedi ve çareyi terör partisini kapatmakta buldu.
PKK, TBMM’de iken onu yıldıramaz ve geri adım attıramazsınız!
Terörü yok etmenin ilk adımı ona psikolojik alan bırakmamaktır.
Çağrımızdır:
HDP’ye hemen yarın kapatma davası açılmalıdır.

CANIMI VERİRİM DOLARIMI ASLA!

Bizim milletin cebi hariç, neresine dokunursan dokun pek oralı olmaz.
Ama parası ve çıkarı söz konusu olunca yüzüne dalar!
Kuşkusuz yaşam koşullarının acımasızlığı ile kapitalist sistemin getirdiği maddeye tapınma olgusu böyle bir soysuzlaşmaya katkı sağlıyor.
Düşünün 15 Temmuz’da tankların önüne yatan necip milletimiz, bankalardaki dolar hesabını çözmüyor. Tersine döviz hesabı Cumhurbaşkanı’nın ısrarlı çağrısına rağmen artıyor.
Paranın dini-imanı gerçekten yokmuş!
=====================================
Dostlar,

Saın Önkibar’ın görüşleri yukarıdaki gibi.. Paylaşılır ya da paylaşılmaz ama keskin söylemler içermekte.. Bir de ufak -ama önemli- bilgi eksiği var.. Metinde ayraç içinde koyduk doğrusunu:

  • Anayasa md. 175/ 1. fıkra : “Anayasanın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri (AS: 184 vekil; 316 AKP’li vekil imza koydu) tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.”

Eğer bu “şekil koşulu“nda hata yapılırsa, Anayasa Mahkemesine götürüldüğünde, bu nedenle iptal edilebilecektir. Anayasa md. 148/1. fıkrada şu hüküm yer alıyor:

  • Anayasa Mahkemesi, “…Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.” Bunun için toplantıya katılan üye sayısının 2/3 nitelikli çoğunluğu aranıyor Anayasada. Genel Kurul toplantısı en az 12 üye ile gerçekleşebileceğinden, Anayasa Mahkemesinin 17 üyesinden 12’sinin katıldığı en az yeter sayılı oturumda en az 8 üyenin “iptal” yönünde oy kullanması gerekecek. Tamsayı (17 üye) ile görüşmede ise en az 12 üyenin kararı gerek Anayasa değişikliğinin “şekil” bakımından iptali için..
  • Anayasa md. 148/2. fıkra : Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından (AS :110 milletvekili) istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

Öte yandan, TBMM Başkanlığına sunulan Anayasa değişikliği teklifinin pek çok bakından Anayasa’ya öz – şekil aykırılığını biliyoruz. Bunları sitemizde, –Mülkiyeli yetkimizle– işleyeceğiz.

Sevgi ve saygı ile.
15 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Gözaltına alınan Hüsnü Mahalli geceyi hastanede geçirecek

Gözaltına alınan Hüsnü Mahalli geceyi ha..

Gözaltına alınan Hüsnü Mahalli
geceyi hastanede geçirecek

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

‘Devlet büyüklerine hakaret’ ve ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamak’ suçlamasıyla gözaltına alınan gazetemiz köşe yazarı Hüsnü Mahalli sağlık sorunları sebebiyle geceyi Çapa Tıp Fakültesi’nde geçirecek

‘Devlet büyüklerine hakaret’ ve ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamak’ suçlamasıyla
gözaltına alınan gazetemiz köşe yazarı Hüsnü Mahalli sağlık problemleri sebebiyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dahiliye Servisi’ne götürüldü. Mahalli, sağlık sorunlarından dolayı geceyi hastanede geçirecek. Mahalli’nin sabah saatlerinde adliyeye götürülüp, savcı tarafından ifadesinin alınması bekleniyor.

24 SAAT GÖZALTI SÜRESİNİN DOLMASINI BEKLEDİLER

MS hastası olduğu, aynı zamanda diyabetik polinöropati hastalığı ve yüksek tansiyonu olduğu belirtilen Hüsnü Mahalli’nin bacağına da her gün uzmanlar gözetiminde elektrik verilmesi gerekiyor. Ayrıca Mahalli’nin hijyenik ortamda tutulması ve ilaçlarını zamanında alması da sağlığı açısından çok önemli. Avukatlar, Mahalli’nin sağlık durumunun gözaltına alındıktan
bu yana gözle görülür şekilde kötüye gittiğini ve bu nedenle bir an önce tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması gerektiğini belirtmişlerdi. Ancak Mahalli hakkında 24 saat gözaltı süresi verilmişti.

24 saat dolduktan sonra ise tekrar sürenin uzatılması istenilmedi. Vatan Emniyet Müdürlüğü’nden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dahiliye Servisi’ne götürülen Mahalli,
geceyi hastanede geçirecek. Sabah da sağlık kuruluna girip rapor alındıktan sonra
Mahalli, ifadesi alınmak üzere savcılığa götürülecek.

‘SAĞLIK DURUMUNDAN ENDİŞELİYİZ’

Basın Konseyi, gözaltına alınan gazeteci Hüsnü Mahalli ile ilgili yazılı basın açıklaması yapmış Açıklamada,

  • “Gece evi basılarak, yazdığı tweet’ler nedeniyle gözaltına alınan gazeteci, televizyon yorumcusu, Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli’nin sağlık durumundan endişeliyiz.” denilmişti.

HÜSNÜ MAHALLİ’NİN SELAMI VAR

Hüsnü Mahalli’yi dün geceden beri yalnız bırakmayan Yurt Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Yurt Gazetesi köşe yazarı Süleyman Kılıç, Çapa Tıp Fakültesi’nde Hüsnü Mahalli ile görüştü. Mahalli bu süreçte kendisine destek verenlere teşekkür ederken; sevenlerine, okurlarına ve
Yurt emekçilerine selamlarını iletti. Hüsnü Mahalli’nin şu an için sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. (YURT, 15.12.2016)
===================================
Dostlar,

YURT Gazetesinin değerli yazarı Sayın Hüsnü Mahalli, ‘Devlet büyüklerine hakaret’ ve ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamak’ gerekçesiyle gözaltında.

Sayın Mahalli’nin YURT gazetesindeki yazılarını dikkatle izliyoruz ve zaman zaman
web sitemizde paylasıyoruz. Ortadoğu konusunda ciddi bir uzman olan Sayın Hüsnü Mahalli,
örn. stratejik derinlik konularında kitaplar yazan çoğu “uzmanı” (!) cebinden çıkaracak
ciddi birikim ve yetkinliğe sahiptir. O’nun Halk TV’deki söyleşilerini, makalelerini
aydınlanarak izliyor ve okuyoruz.

Yandaş basının özellikle Suriye konusunda AKP’nin yarattığı çok ağır sorunları örtbas etme işgüzarlığı akıl – izan sınırlarını zorlarken, Sn. Mahalli son derece yürekli uzmanlık yazılarıyla gerçekçi öngörüler üretti ve ciddi biçimde yol gösterdi. Öngörülerinde doğrultu tutarlığını korudu ve çok isabetli oldu kestirimleri..

Başından beri, Suriye’de iç savaş çıkartılan 2011 ilkbaharından bu yana Türkiye’nin bu bataklığa bulaşmaması gerektiğini yazdı. Suriye’de iç savaş ve bölünmeyi kışkırtan ve
her türlü araçla destekleyen Türkiye’nin gerçekte kendi ayağına kurşun sıktığını yazdı..

Irak ve Suriye’den sonra bölünme sırasının Türkiye’ye geleceği kritik uyarısında bulundu.

Dolayısıyla Irak ve Suriye’nin toprak – halk bütünlüğü = Türkiye’nin bütünlüğü denklemini kurdu. Sabırla ama içi parçalanırken yazdı bu yazıları, kimseye hakaret etmedi, ülkemizi
asla aşağılamadı. Hep gerçekleri yazdı ve ülkemize son derece akılcı çıkış yolları önerdi.
Kendi ağzından, “Bölgeyi ve Türkiye’yi sevmemin bedeli”.. olarak tanımladı gözaltına alınmasını.

Biz, sayın Mahalli’nin üstüne atılı suçu işlediği kanısını asla paylaşmıyoruz!
AKP iktidarı – RTE asla muhalif seslere tahammül edemiyor.
Yandaş basın ise her tür yalakalık sınırlarını fersah fersah aştı, mide bulandırıyor.
Dolayısıyla AKP – RTE kendi kozasını örerek içine kendi kendini hapsetti!
Oysa demokrasilerde karşıtlarınızı da dikkatle izler ve yararlanırsınız azıcık akıllı iseniz.

Sayın Mahalli’nin hemen salıverilmesini, gerekiyorsa tutuksuz yargılanmasını istiyoruz.

O’na dayanışma duygu ve düşüncelerimizi – suç ve suçluyu övme anlamına gelMEmek üzere– sunuyoruz. Bir an önce uzmanı olduğu Ortadoğu konusundaki makalelerini okumak ve
Halk TV’deki yorumlarını dinleyerek yararlanmak istiyoruz.

Bu arada, Suriye’nin 2. büyük ve Gaziantep – Kilis’e çok yakın kenti Halep’in, Rusya’nun da desteği ile ABD güdümündeki isyancı – bölücü – şeriatçı çapulculardan kurtarılmasını büyük sevinçle karşılıyoruz. Bu rejim karşıtı güçler içinde ne yazık ki, Türkiye’nin kapsamlı biçimde desteklediği sözde “Özgür Suriye Ordusu – ÖSO” da var..

AKP ve yandaş basın içine düştükleri açmazı tevil etmek için kıvranıyorlar..
Ne var ki, zırva tevil götürmüyor.
Türkiye’nin olağanüstü yanlış Suriye politikası, ABD güdümünde Suriye’yi bölme maşalığı utandırıcı bir politikadır. Artık gelinen bu net yenilgi aşamasında olsun yanlıştan dönülmelidir. Türkiye yeni göçmenleri kabul etmemeli, sınırlarımız dışında Suriye topraklarında
BM sorumluluğunda kurulacak güvenli bölgelerde bu insanlara destek verilmelidir.
Halep’te Şii – Sünni – Hıristiyan vb. ayrım yapmadan tüm gereksinimli insanlara elbette
insani yardım ulaştırılmalıdır. AKP – RTE’nin Suriye’yi bölme, Emevi camisinde namaz kılma vb. emelleri apaçık emperyalist bir hedeftir ve Türkiye’ye asla yakışmamaktadır. Bu politikanın açık ve net biçimde iflas etmesi sevindiricidir ve ülkemizin yararınadır. Bu sonucun alınmasında Rusya ve Putin‘in, Lavrov’un diplomatik ustalığının çok belirgin rolü olmuştur. AKP – RTE, bu bağlamda, asla yarışamayacakları Putin’e derin şükran borçlanmışlardır. Türkiye bu bağlamda asla yeni hatalar yapmamalı, sonucu kabullenmelidir.

Bu amatörce dizelerimizi Sn. Mahalli’ye, uzmanı olduğu konuda mütevazi bir armağan olarak sunmak istiyoruz. O’ndan öğrendiklerimiz, yazdıklarımızda epey pay sahibi.

Sevgi ve saygı ile.
15 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Not : Aşağıdaki yazımıza da bakılmasını dileriz..

Bir kutu kaçak çay bir tutam suni çiçek bir hakiki mutluluk…
Ve bir Türkiye öyküsü.. Hüsnü Mahalli bu!

Taşan lağım sebebiyle salgın

Taşan lağım sebebiyle salgın

Süleyman KARAN
YURT, 14.12.16

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Kriminal vakalar, bir toplumun gidişatının da göstergesidir. Söz gelimi ABD’nin Ortabatısı, mümbit bir manyaklar tarlasıdır. Seri katil, çocuk tecavüzcüsü, o bu bolca çıkar. ABD’nin güney eyaletlerinden çıkan seri katiller ise katliamlarına tüy diker, ırkçılık, cinsiyetçilik ve dinsel fanatizm gibi temayı da sokar işin içine… Mesela neden California, Vermont, New York’tan değil de buradan daha çok çıkar bu ruh hastaları?.. Büyük olasılıkla yalıtılmış, sıkıntı yüklü,
her günün bir önceki günden hiç farkı olmayan bir zaman sarmalında geçmesinin getirdiği bir cinnet getirme olsa gerek. Bunun yanında belki akraba evliliği, genetik bozukluklar,
ırsi ruh hastalıkları da vardır. Kasabaya benzer ortamlar, insanların böyle şeylere meyletmesinde önemli bir etken gibime geliyor açıkçası…

Bir şerefsiz olarak suçlunun portresi
Ülkemize gelince… Bu ülkede her zaman cinnet, tecavüz, cinayet, her türlü aşağılık suç işlendi. Şimdilerde ise daha çok işleniyor. Özellikle çocuklara, kadınlara ve farklı yönelimlerden insanlara yönelik istismar, taciz ve şiddet kullanımında yoğun bir artış var. Bunu ‘toplumsal
cinnet’, ‘toplumsal ve ekonomik koşular sebebiyle kriminal olaylarda artış’ ve bunun benzeri soğukkanlı yorumlamak mümkün olabilirdi. Ancak mesele burada işlenen suçlar kadar,
bu suçları işleyen şerefsizlerin, kendierini nasıl savundukları… İşte sadece cuma günkü
Yurt gazetesinde yer alan birkaç haberden örnek:

Songül Elçil’in cesedi altı parçaya ayrılmış olarak üç ayrı çöp konteynerinde bulunuyor,
katil zanlısı yakalanıyor. Moğol tipli bir herif zanlı, oldukça sakin görünüyor.
Suçunu kabul etmekle kalmıyor, bir de hava basıyor soysuz:

  • “Bunda bir şey yok, kadını öldürdükten sonra uyudum”. Sonra o yetersiz beyniyle milliyetçi damara oynamaya kalkıyor, Songül Elçil’in PKK’lı olduğunu iddia ediyor ve ekliyor:
    “Bana ‘Ben örgütçüyüm, dağda dört yıl kaldım. Aslında size yapılanlar az bile,
    hepinizi öldürmek gerek’ dedi.”
    İşte bu yüzden kadının kafasanı kesmiş bu Fatih K. denen insan müsveddesi…
    Kadın uyuşturucu müptelası, büyük olasılıkla bu adi herif de “Açım” diyen kadına üç kuruşluk börek alacak, sonra artık ya fırsattan yararlanıp birlikte olacak ya da tecavüz edecek.
    Belki bir gün gerçeği anlatır bu soytarı katil, ama işte böyle alçaklaşıp, iktidara yaranmak, belki birkaç yıl cezayı düşürmek için ırkçı ayaklarına yatıyor. Bu soyu bozuklardan sadece
    bir örnek, devam edelim.

Kendini ‘besici’ sanan meczup
Manisa’da insanlıktan nasibini almamış, büyük olasılıkla manyak bir herif, parkta spor yapan
bir kadına saldırıyor. Ebru Tireli dört aylık hamile… Hemen hatırlatalım, bunları gaza getiren sözde din alimlerinden bazılarının ‘hamileyken sokağa çıkan kadın kötü kadındır’ fetvalarını
biliyoruz. Bu pislik herif de artık kadına göz mü koymuş, yoksa sadece kıskançlık mıdır artık
ne haltsa, görevden vazife çıkartıp üzerine çökmüş, başlamış dövmeye… Hâlâ yakalanamayan bu saldırgan kadını döverken, “Bir daha burada yürüyüp, spor yapmayacaksın” diye de uluyormuş! İş bununla da bitmiyor, bu mikrop yuvasına dönen ülkede öyle bir akıldışılık
hakim ki, saldırıya uğrayan kadıncağız, sanki suçluymuş gibi kendini savunmak zorunda
kalıyor;

“Üzerimde mont vardı, her yerim kapalıydı” diyor. Yani neredeyse mağdur kendini savunuyor,
o saldırgan şerefsiz ise henüz yakalanabilmiş değil. Emin olun bu adi herif yakalandığında,
tek başına bir kadının parkta spor yapmasına dayanamadığını, kadınların evde oturması
gerektiğini söyleyecek, böylece gerici ve ahlaksız bu furyada kendini kurtarmaya çalışacaktır. Bu kendini İran’ın ahlak polisi ‘besici’ gibi gören aşağılık mahluklar sürekli artıyor bu ülkede…

Taciz ve tecavüz vaka-i adiye
Çocuk tacizi ve tecavüzü rekor üstüne rekor kırıyor.
Ve bunu yapanlar manyak ya da ruh hastası değil, bu olayların büyük bir bölümü anababaların çocuklarını teslim ettikleri tarikat yurtlarında gerçekleşiyor. Tarikat pirleri ya olayın üstünü örtüyor ya da iğrenç bir yüzsüzlükle kadınların ergenlik yaşını tartışmaya açıyor. Hâlâ kendini
ana medya olarak tanımlamaya çalışan beş para etmez TV kanalları bu rezilleri ekrana çıkartıyor. Yine kendine utanmadan moderatör diyenler, bu ahlaksızları insan yerine koyup dinliyor, lağım gibi ağızlarından pislik boşalmasına seyirci kalıyor. Tepkiler gelince de
bir tweet ile işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Ne diyor bu kadın, “Ben konuğumun fikirlerine katılmıyorum”. Oldu, çocuk tacizinin saatlerce reklamını yaptır, sonra bir cümleyle kurtul…
Hepiniz aynı suç mahallinin zanlılarısınız!

Bir başka yurtta, çocuklar birbirine sarılmış yanmış, kömürleşmiş halde enkazdan çıkarılıyor. Ahlaksız yurt yöneticileri, yangın merdiveninin kapısını kilitledikleri için ölüyorlar.
Müdür utanmazca çıkıp, “Ben üzerine düşen her şeyi yaptım. Vicdanım rahat” diyebiliyor.
Bu arada hemen hatırlatalım, ölenlerden biri öz be öz kızı! İşin daha da acısı, cayır cayır yanarak ölen bu çocukların aileleri, yurt yönetimine karşı açtıkları davayı geri çekiyor. Kan parası mı aldılar, yoksa tehdit mi edildiler onu bilmiyoruz. Ama insan çocuğunun katillerini nasıl affeder, onlardan nasıl hesap sormaz, işte bu kendine insanım diyen için anlaşılacak bir durum değil.

Gri falan yok, ya siyahtır ya beyaz
Türkiye özellikle son beş yıldır, tam anlamıyla bir ahlak çöküntüsü içinde…
Kriminal vakalar bile siyasi uzantılar taşıyor.

  • Ahlaksızlığın temelinde, bu iktidarın pompaladığı, lümpen, akıldışı, onursuz, insanlık birikimini hiçe sayan bir toplumsal ruh hali yatıyor.
  • Artık öyle bir hal aldı ki bu durum, sanki bu topraklar ortadan ikiye yarıldı. Ortak hiçbir değer kalmadı. Sanki yanıbaşımızda bir yamyam kabilesi var ve her gün bir saldırı düzenliyor.
    Bu tartışılarak, uzlaşılarak çözülebilecek bir mesele değil. Bu bal gibi, birinin diğerine
    galebe çalmasıyla sonuçlanacak. Öyle ya da böyle herkes tarafını seçecek.
    Bu iyilerle kötülerin mücadelesi, bunun grisi falan yok, bir taraf beyaz öteki taraf siyah!..
    ==============================
    Dostlar,

Sayın Karan’ın söylem biraz sert, öfkeli ancak bir isyan ve iç boşaltma nedeniyle haklı görülebilir.. Ülkemizin dinci bir siyasal iktidar yönetiminde 14 yılda nasıl “tanımaz” ölçüde yozlaştırıldığına not düşen bir yazı. Dileyelim siyasal sorumluların vicdanları sızlasın ve sağduyu öne çıkarak hiç olmazsa kendi kendilerine özeleştiri verip olağanüstü kötü yönetime son versinler..

Deyim yerinde ise tüm kıyamet alametleri en üst şiddette alarm sirenleri çalıyor..
Duymamak için salt kulaktan sağır olmak yetmez.. Gönüllerin mühürlenmiş olması gerek. Anlaşıldı mı eyyy AKP iktidarı ve gönüllü köle, mürit, kula tapan milyonlar??

Göz göre göre bir halk intihara ve bir devlet beka sorununa sürüklendi..
AKP iktidarı ve yöneticilerinin ACİLEN bu olağanüstü vahim tabloyu görmesi ve
durumun gerektirdiği adımları atması gerek..

  • İlk olarak TBMM’yi etkin olarak, muhalefetle işbirliği içinde çalıştırmak gerekir..
  • İkincisi ülkenin gerçek gündemine dönülmesi için Başkanlık saçmalığından vazgeçmektir.
  • OHAL dönemine 20 Ocak 2017’de son verilmelidir.
  • Üretim ekonomisine öncelik verilmelidir.
  • Halkı ayrıştırıcı her tür söylem ve eylem terk edilmelidir.
  • Dış politikada derhal komşu ülkelerle doğrudan görüşerek içişlerine asla karışılmamalı,
    toprak ve halk bütünlüğüne kesin olarak saygı duyulmalıdır.
  • AB başta, tüm dış ilişkilerde denge politikası ve karşılıklı çıkarlara saygı esas alınmalıdır.
  • Türkiye hızla, insan haklarına saygılı HUKUK DEVLETİNE dönmek zorundadır..
    Bu husus Anayasanın 2. maddesi gereği açık bir yükümlülüktür.
  • Seçim ve siyasal partiler yasasında demokratikleştirme yapılmalı, bu bağlamda %10 seçim barajı %5’in altına çekilmeli, milletvekilleri adayları önseçim ile belirlenmeli ve hızla erken genel seçime gidilmelidir. Ülke bir ulusal koalisyon eliyle normalleştirimelidir.AKP – RTE ile
    14 yılda içine sürüklendiğimiz bataklık tablosunun sürdürülebilir zerrece yanı kalmamıştır.
  • Erdoğan, kendisini, AKP’sini ve ülkemizi öylesine ağır bir çıkmaza itmiştir ki; adeta çaresizlik içinde kıvranmakta ve “seferberlik” sözleri etmektedir. Bundan sonraki adın sıkıyönetim mi olacaktır??
  • AKP, yukarıda da belirttiğimiz gibi ülkemizi yönetememektedir.
    Erken seçimle iktidardan çekilmeli ve ülkemiz, kendisi dışındaki siyasal partilerin
    ulusal koalisyonuna teslim edilmelidir.

Sevgi ve saygı ile. 15 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsalik.net
profsaltik@gmailcom

Türkiye’de kan akıyorsa bunun sorumlusu AKP’dir

CHP’li Ağbaba:

Türkiye’de kan akıyorsa bunun sorumlusu AKP’dir; hesap vereceksiniz!

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, TBMM’de Bütçe Görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, hükümetin terörle mücadele politikasını sert sözlerle eleştirdi. Ağbaba “MİT’e ‘duyma,” valiye ‘görme,” askere ‘vurma’ dediniz, bütün Türkiye’de oluk oluk kan akmaya başladı. Bugün, Türkiye’de IŞİD varsa, PKK varsa, Türkiye’nin her yanında canlı bombayla insanlar katlediliyorsa bunun sorumlusu AKP’dir, bunun sorumlusu hükümettir” ifadelerini kullandı. Ağbaba, “Bu kanın hesabını vereceksiniz, IŞİD’in hesabını vereceksiniz, PKK’nın hesabını vereceksiniz” diye konuştu.

Ağbaba, hükümetin katliamlardan sorumlu olduğunu, teröre yardım ve yataklık yaptığını iddia etti.Sözlerine 10 Aralık katliamında şehit düşen polis ve sivil vatandaşları anarak başlayan Ağbaba, saldırıyı planlayanları, hoş görenleri ve arkasındaki güçleri nefretle kınadığını belirtti.

“Davutoğlu’nu bir gecede paketlediniz”

 Ağbaba şöyle konuştu:

1 Kasım seçimlerinden bu yana iki darbe gerçekleşti: Bir zamanlar hoca vardı, “Bir beyin oğlu, zor beyin oğlu.” diyordunuz, yere göğe sığdıramıyordunuz, “Davutoğlu Hoca” diyordunuz, emir geldi, tam % 49,5 oy almış hocayı, bir gecede paketlediniz, kenara attınız. Başbakan olan bir insanın görevden el çektirilmesi, dünyanın her yerinde açık bir darbedir. Demokrasi nutku atan, “millî irade” diye çaka satan AKP’nin gerçek yüzü aslında bu darbeyle bir kez daha ortaya çıktı. 29 Nisan gecesi açık bir darbe yaşandı. Davutoğlu “Yolsuzluk yapan kardeşim olsa kolunu koparırım.” diyerek geldi, 4 bakanı Mecliste Yüce Divana göndermeyi içinden geçirdiği için, bir gece sarayda onun kafası koparılarak bir kenara bırakıldı. Dün “Yaşa, var ol!” diye alkışladığınız, önünde sıraya girdiğiniz seçilmiş Başbakan, bir kişinin darbesiyle yere serildi. 12 Eylül askerî darbesi tanklarla, toplarla, silahlarla yapıldı; 29 Nisanda Ahmet Davutoğlu’nun görevden alınması bir adamın, bir parmağıyla yapıldı, “İn.” dedi, indirildi.”

“Bir başka hocanız vardı…”

Bir başka hocanız daha vardı; ona da yıllarca “Hoca Efendi” dediniz, eteğini öpmek için sıraya girdiniz; gazetelerini okur, televizyonlarını izler, okullarına giderdiniz; olimpiyatlarda birlikte hasretlik nutukları atar, birlikte ağlar, birlikte gülerdiniz; yıllarca kol kola girdiniz, aynı hedefe, aynı menzile farklı yollarla yürüdünüz.” Şeklinde konuşan CHP’li Ağbaba; “Hoca Efendinin müritleri darbeye kalkıştı, uçaklarıyla, bu bina dâhil birçok mekânı bombaladı, 248 insanımız alçakça şehit edildi ama maalesef o darbelerin sonucunda hâlâ akıllanmadığınızı, hâlâ bundan ders almadığınızı görüyoruz. Fetullah gidiyor, başka cemaatler geliyor. Sağlık Bakanlığında filan cemaat, İçişleri Bakanlığında filan cemaat ele geçirmiş. Aklınızı başınıza alın. Eğer laiklik ilkesini yok ederseniz darbelere bir kez daha hazırlıklı olun. Darbelerin panzehri baskı değildir, darbelerin panzehri insanları tutuklamak, cezaevine atmak değildir; darbelerin panzehri demokrasidir, özgürlüktür, eşitliktir.”

“Fethullah’ın eline teslim ettiğiniz…”

“Çoğunluk güçtür, biz çoğunluğumuzla her şeyi yaparız.” dediniz ama tarihte bunun yanlış olduğunun yüzlerce örneği var. Her çoğunluğun dediği doğru olsaydı “Sokrates’in Savunması”nı bilmezdik, Sokrates baldıran zehri içirtilerek öldürülmezdi. Her çoğunluğun dediği doğru olsaydı Hallac-ı Mansur ipe çekilmez, “Dünya yuvarlak.” dediği için Galilei öldürülmezdi. Çoğunluğun her dediği doğru olsaydı yüzde 92 oyla kabul edilen 12 Eylül anayasasını bugün bir tek insan savunabilirdi; HSYK’yı, yargıyı tamamen Fetullah’ın eline teslim ettiğiniz 12 Eylül 2010 referandumu yüzde 58’le kabul edilmezdi.”

“1 yılda 450 insan katliamlara kurban gitti” 

“Son bir yılımız tam anlamıyla bir katliamlar tarihi. Bugün bu kürsüye çıkardığım  fotoğraf AKP’nin bütçesinin kısa bir özeti .Bugün Türkiye’nin hiçbir kenti güvenli değil. 10 Ekim’de Gar Meydanı’ndaki barış mitinginde, Merasim Sokak’ta, İstanbul’un kalbi İstiklal Caddesi’nden Ankara’nın kalbi Kızılay’a, oradan Gaziantep’teki düğüne, birçok yerde katliam yapıldı. Mardin’de, Elâzığ’da, Diyarbakır’da, Atatürk Havalimanı’nda yüzlerce insanımız hayatını kaybetti, çocuklar babasız, analar evlatsız kaldı. En son iki gün önce İnönü Stadı’nın önünde 44 polisimizin ve sivilimizin olduğu insanlarımız katledildi. Son bir yılda 450 insan canlı bombadan dolayı hayatını kaybetti. Bütün bunlar olurken MİT, güvenlik güçleri bu bombacıları, teröristleri değil, Hükûmetle ilgili sosyal medyada eleştirisel paylaşım yapan insanları takip etti. MİT teröristleri takip edeceğine Türkiye’deki muhalif insanları takip etti.”

“Ömrümüz isimlerini anmakla geçiyor”

“Yıllar sonra insanlar sizi yaptığınız köprülerden, çılgın projelerden hatırlamayacak, diyecekler ki: “Ölen çocuklar birbirlerinin fotoğraflarını taşırdı.” Deniz Gezmiş’in fotoğrafını Ali İsmail Korkmaz taşıdı, Ali İsmail’in fotoğrafını dün katledilen Berkay Akbaş taşıdı ve Berkay Akbaş’ın fotoğrafını da bir başka çocuk taşıyacak. Katledilen çocukların isimlerini anmakla geçiyor ömrümüz. Bu ölüm döngüsünün sebebi sizsiniz. Ölen çocukların, anaların, babaların, eşlerin ahını aldınız. Bu topraklara kin ektiniz, öfke ektiniz, düşmanlık ektiniz. Türkiye’ye aydınlığa çıkaracak tek çözüm , toplumsal barışı inşa etmek, hoşgörüyü inşa etmektir.”

“Hesap vereceksiniz!”

“2002’de şehit sayısı kaçtı, şimdi şehit sayısı kaç? Elinizi vicdanınıza koyun söyleyin.
Dün, PKK dağda bayırda insanları öldürüyordu.Bugün, sokaklarda insanları katlediyor.
Sizin Cumhurbaşkanınız ne dedi, MİT’e “Duyma” dedi, valiye “Görme.” dedi, askere “Vurma.” dedi.

Bugün şehit kanı varsa şehitlerin kanında senin elin var.
Bugün IŞİD varsa sizin sayenizde var.
IŞİD İstanbul’un göbeğinde bayram namazı kılıyorsa ben iktidar değilim.
IŞİD Suriye’ye gidip geliyorsa sınır kapısından iktidar ben değilim.
Eğer İstanbul’un göbeğinde yirmi bir günlük polis şehit oluyorsa iktidar ben değilim.
Bunun sorumlusu sizsiniz, bu sorumluluktan kaçamazsınız.

  • Türkiye’de kan akıyorsa, terör varsa, bunun sorumlusu Hükûmettir.
    Bu kanın hesabını vereceksiniz, IŞİD’in hesabını vereceksiniz, PKK’nın hesabını vereceksiniz.”
    ============================
    Dostlar,

    Sayın Veli Ağbaba’nın konuşmasında yanlış olan bir tek şey var mı??
    Biz göremiyoruz..
    Gerçekleri haykırmak gerekiyor..
    Bunca vahim kan dökülmesinin siyasal sorumlusu elbete ve kesin olarak siyasal iktidardır.
    O da AKP’den başkası değildir…

Sevgi ve saygı ile.
14 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

7 Haziran 2015’ten bu yana ağır tablo : 384 ölü; yüzlerce yaralı

7 Haziran 2015’ten bu yana ağır tablo :
384 ölü; yüzlerce yaralı

Cumhuriyet, 12 Aralık 2016, Pazartesi
http://www.cumhuriyet.com.tr/foto/turkiye/644257/17/7_Haziran_2015_ten_bu_yana_agir_tablo…_384_olu__yuzlerce_yarali.html

Haber görseli
1
Türkiye’de 7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana ülkenin farklı yerlerinde gerçekleştirilen 17 terör saldırısında sivil yurttaşlar ile polislerin bulunduğu 384 kişi yaşamını yitirdi, 1871 yurttaş ise yaralandı. 1 yılda gerçekleşen saldırıların kronolojik sırası şöyle…
Haber görseli
2
* 7 Haziran 2015 seçimlerinden iki gün önce: Diyarbakır’da HDP mitingi sırasında IŞİD’in düzenlediği saldırı sonucu meydana gelen patlamada 5 yurttaş yaşamını yitirdi, 400 kişi yaralandı.

Haber görseli
3
* 20 Temmuz 2015: Kobani’ye destek için ülkenin farklı illerinden Suruç’a giden Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gençler Amara Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptıkları sırada IŞİD’in düzenlediği canlı bomba saldırısı sonucunda 33 kişi yaşamını yitirdi. 104 kişi ise yaralandı.

Haber görseli
4
* 10 Ekim 2015: “Barış ve Demokrasi Mitingi” için Ankara’ya gidenlerin toplandığı Ankara Tren Garı kavşağında iki ayrı patlama meydana geldi. 109 kişi hayatını kaybetti. 500’ü aşkın yurttaş yaralandı. IŞİD’in gerçekleştirdiği saldırı tarihe, “Türkiye’nin en kanlı terör eylemi” olarak geçti.
Haber görseli
5
* 12 Ocak: Sultanahmet Meydanı’ndaki Dikilitaş yakınında turistlerin hedef alındığı canlı bomba saldırısı düzenlendi. 11 kişi hayatını kaybetti. 15 kişinin de ise yaralandığı saldırıyı IŞİD üstlendi.
Haber görseli
6
* 17 Şubat: Ankara’nın Çankaya ilçesinde devlet binalarına yakın bir noktada askeri servis araçlarının geçişi esnasında bomba yüklü bir araçla saldırı düzenlendi. 29 kişinin hayatını kaybettiği, 61 kişinin ise yaralandığı saldırıyı TAK adlı grup üstlendi.
Haber görseli
7
13 Mart: Ankara Kızılay Meydanı’na yakın bir noktada gerçekleşen bombalı saldırıda 37 kişi hayatını kaybetti, 125 kişi yaralandı. Saldırıyı TAK üstlendi.
Haber görseli
8
19 Mart: İstiklal Caddesi’nde IŞİD’in düzenlediği canlı bomba saldırısında bir turist grubu hedef alındı. 4 kişinin hayatını kaybettiği, 36 kişininse yaralandığı saldırıyı IŞİD üstlendi.
Haber görseli
9
27 Nisan: Bursa Ulu Camii yakınında canlı bomba kendisini patlattı. Can kaybının yaşanmadığı ancak 13 kişinin yaralandığı saldırıyı TAK üstlendi.
Haber görseli
10
1 Mayıs: Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü binasının bulunduğu bölgede intihar saldırısı gerçekleştirildi. 3 polisin yaşamını yitirdiği, 22 kişinin yaralandığı saldırıyı IŞİD üstlendi.
Haber görseli
11
2 Nisan: Mardin’in Kızıltepe ilçesinde PKK’liler askerlik şubesine bomba yüklü araçla saldırdı. Patlamada bir kişi hayatını kaybetti; 3’ü çocuk, 2’si asker 11 kişi de yaralandı.
Haber görseli
12
12 Mayıs: Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü köyünde patlayıcı yüklü kamyonun infilak etti. Patlamada dört kişi hayatını kaybederken, 23 kişi de yaralandı. PKK, kamyonların kendilerine ait olduğunu duyurdu.
Haber görseli
13
12 Mayıs: İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan servis aracının geçişi sırasında, park halindeki bir ara patlatılarak gerçekleştirilen saldırıda can kaybı yaşanmazken, 8 kişi yaralandı. Saldırıyı PKK üstlendi.
Haber görseli
14
7 Haziran: Vezneciler’de zırhlı polis araçlarına yönelik saldırıda 7’si polis olmak üzere 11 kişi hayatını kaybetti, 36 kişi yaralandı.
Haber görseli
15
8 Haziran: Mardin’in Midyat ilçesinde Emniyet müdürlüğüne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Başbakan Binali Yıldırım, 1 polis ve 3 vatandaşın hayatını kaybettiğini, en az 30 kişinin yaralandığını söyledi.
Haber görseli
16
28 Haziran: Atatürk Havalimanı dış hatlar terminalinde üç bombalı intihar saldırısı düzenlendi, bekleyen yolcuların üzerine ateş açıldı. Patlamalarda 44 kişi yaşamını yitirirken, 237 kişi
de yaralandı.
Haber görseli
17
21 Ağustos’ta Gaziantep’te sokakta yapılan kına gecesine bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 51 kişi hayatını kaybetti, 91 kişi de yaralandı.
====================================
Dostlar,

Yaşasın AKP’nin kanlı yönetimi!

Sultanlığa giden cehennem yolunun kaldırım taşları öldürülen masum insanlar..

Türkiye bu alçaltıcı durumdan mutlaka ve hızla kurtulmak, kurtarılmak zorunda!

Sevgi, saygı ve acı ile.
13 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com