16 Nisan sonuçları kabul edilmemeli

16 Nisan sonuçları kabul edilmemeli

Prof. Hurşit Güneş, “Türkiye’de parlamenter demokratik bir rejim için bir anayasa değişikliği gündeme getirilmelidir.” dedi.

CHP’nin eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Kocaeli Milletvekili Prof. Hurşit Güneş, referandumda alınan oy oranının yapılan onca hukuksuzluğa karşı başarı olduğunu söyledi. Parti içindeki muhalif kesimin açıklamalarına değinerek uyarı görevinde bulunan Güneş,

  • “2019 için bugünden hazırlanmamız başkanlık konusunda Recep Tayyip Erdoğan ile aynı düşüncedeyiz ve onun yerine aday arıyormuşuz gibi algılanacak.
  • 16 Nisan sonuçlarını tanıma asla kabul edilmemelidir.Türkiye’de parlamenter demokratik bir rejim için bir anayasa değişikliği gündeme getirilmelidir, Türkiye buna zorlanmalı. Aksi halde demokrasi restore edilemez” dedi.
    Yeni bir parti programının CHP’ye ivme kazandıracağını söyleyen Hurşit Güneş,
    Cumhuriyetin sorularına şu yanıtları verdi:

-Referandum sonuçlarını kısaca değerlendirebilir misiniz? Hayır başarılı oldu mu?

Bence bütün olumsuz koşullara rağmen hayır başarılı oldu. Anayasa değişikliği referandum gibi hazırlanmadı. Herhangi bir referandum %51’le geçebilir ama bazı referandumlar %51 ile toplum onayından geçmez. Bir ülkenin rejimi de %51 ile değiştirilemez. Parlamenter oylama öncesinde geniş mutabakat aranmadı. Aslında referanduma geliş süreci sakatlanmıştı. Referandum kampanyası süresince olağanüstü adaletsizliklerde aleni şekilde yaşandı. RTÜK yayın kuralını değiştirdi, YSK yasa değiştirdi. HDP’nin milletvekilleri içeri atıldı. Burada CHP’nin dokunulmazlık konusunda Anayasa Mahkemesine gitmesi ve Mecliste direnmesinden yanaydım. Bununla ilgili iktidar ‘CHP-HDP kol kola’ diyebilirlerdi. O zamanda biz de Habur ve İmralı’da PKK ile müzakere yapmaktan iyidir diyebilirdik. Sonuçta meşru zeminde bir siyaset yapan partiyi illegal bir yapıya itmemek gerekir. Onlarında hataları var oradan ayrıştıramadılar. Ama HDP demokratik ortama çekilirse Türkiye kazanır. Sonuç olarak “hayır” başarılı olmuştur.

-CHP’ye yapılan sine-i millete dön çağrılarına yönelik düşünceleriniz?

Biz parlamenter demokrasiden yanayız. Parlementoya saygımız var, halka gittik oy istedik.
Bize muhalefet yapacak kadar oy verdi. Bizim muhalefet yapma sorumluluğumuz var. Parlamentodan çekilmek seçmene karşı sorumsuzluktur. Türkiye için de bir kötülüktür.
Çünkü muhalefetsiz bir parlamento anlamına gelir. Bir tarafta tek adam sistemi olmamalı diyeceğiz, diğer taraftan çekileceğiz demek hem mantıklı hem de ahlaki değil.
===================================
Dostlar,

Sayın Prof. Hurşit Güneş’in

  • 16 Nisan sonuçları kabul edilmemeli

değerlendirmesine bütünüyle katılıyoruz.
Deli saçması halkoylamasında gerçekte halka sorulan

  • Demokrasiden vazgeçiyor musun?
  • Egemenliğini TEK ADAM’a devrediyor musun??

idi.. AKP – RTE tüm devlet gücüyle abandı.. YSK sonuçları tersine çevirdi..
Meşru olmayan bir dayatma ile yüzyüzeyiz.
Bu durum kabul edilemez, edilmemelidir. Demokratik – hukuksal yollardan savaşım (mücadele) ve direniş sürdürülmelidir..

  • %49 HAYIR bileşenleri gerçekte çoğunluktadır ve büyütülerek korunmalı, gelecek seçimlere taşınmalıdır.. CHP bu sorumluluğun motoru olmalıdır..

Sevgi ve saygı ile. 17 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Gençlerin %30’u yoksul ve yoksun

Gençlerin %30’u yoksul ve yoksun

* Gençlerin %30’unun aylık geliri 600 TL’den az,
%50’si borçlu, %70’i sahip olamadıkları iş ve gelirin özleminde.
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)Gençlerde eğitim, sağlık ve iş yaşamında memnuniyetsizlik oranı %30’a ulaştı.
“Türkiye’deki Gençlerin İyi Olma Hali Raporu”, gençlerin yaşamlarına ilişkin verileri gözler önüne serdi. Araştırma, gençlerin %70’inin sahip olamadıkları gelir nedeniyle yoksunluk hissi çektiklerini ve toplumsal olaylara neden olabilecek ‘göreli yoksunluk’ kategorisinde yer aldıkları sonucuna ulaştı. Anayasa değişikliği sürecinde 18 yaşında seçilme hakkı ile hedef kitle olan gençlerin siyasal parti etkinliklerine katılım oranı %5’te kaldı. Gençlerin %30’unun aylık gelirlerinin 600 TL’den az olduğu belirtilen raporda, gençlerin yarısının borçlu olduğu ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler Habitat II Zirvesi için bir araya gelen aktivistler tarafından 1997’de kurulan Habitat Derneği, Türkiye’de bugüne dek yapılmış en geniş kapsamlı araştırma olan “Türkiye’deki Gençlerin İyi Olma Hali Raporu”nu ülkenin dört bir yanından gelen gençlerle açıkladı. Yüz yüze anketler aracılığıyla 16 ilde gerçekleştirilen araştırmadan çıkan raporun dikkat çeken sonuçlarından kimileri şöyle:-İş arayan gençler umutsuz: Görüşülen gençlerin %30’u hayatlarından “çok memnun” olduğunu belirtirken, % 42’si “biraz memnun” olduğunu, %28’i ise hayatından memnun olmadığını söyledi. Mutsuzluk oranı iş arayan gençler arasında daha da arttı. Gençlerin geleceklerinden ne kadar umutlu oldukları sorulduğuda ise “çok umutluyum” oranı %27, “biraz umutlu” olanların oranı %39, umutsuzların toplamı ise %34’e ulaştı. Gelecekten umut oranları öğrenciler arasında en üst düzeydeyken, çalışanlar ve iş arayan gençlerde bu oran %50’nin altına dek düştü.

-600 lira ile geçinmek : Gençlerin % 30’unun aylık kişisel geliri 600 TL’nin altında kaldı. % 33’ünün ise 600 – 1500 TL/ay gelirle yaşadıkları sonucuna varıldı. İş arayan gençlerin %80’i, öğrencilerin ise %62’sinin 600 TL ve altında gelire sahip olduklarının altı çizildi.

%50’si borçlu : Araştırmada gençlerin en az %49’unun borcu var. Bu oran öğrenciler arasında %44, iş arayanlarda %40 oranında kalırken, çalışanlarda borçluluk oranı ise %60’a ulaştı. Çalışan gençlerin borçlarının çoğunluğunu kredi kartı ve banka kredileri oluştururken, öğrencilerin en çok borçlandığı Devlet oldu. Öğrencilerin borçlu olduğu kurum, geri ödemeli olarak aldıkları devlet kredisi için Kredi Yurtlar Kurumu oldu.

-İhtiyaç en az 2 bin : Gençlerin rahatça bir yaşam sürebilmek için gereksinim duydukları gelir sorulduğunda ortalama değerler öğrencilerde 2 084 TL, çalışanlarda 3 126 TL, iş arayanlarda ise 2 200 TL olarak belirlendi.

Yoksunluk oranı %70: Gençlerin sahip olamadıkları gelir ve olanaklar nedeniyle içine girdikleri yoksunluk duyusunu tanımlamada kullanılan bir “göreli yoksunluk” oranının %70’e dek yükselmesi dikkat çekti.

Tanıdık yoksa iş zor

Gençlerin %70’i, “Kolaylıkla iş bulabilir misiniz” sorusuna ise “Zor olur” yanıtı verdi.
İş bulmanın önündeki engeller ise yeterli iş olanaklarının olmaması, ücretlerin düşüklüğü,
iş bulacak tanıdıklarının olmaması, çalışma koşullarının zorluğu ve uygun bir iş bulamama olarak sıralandı. (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/742246/Gencler_yoksul_
Yuzde_30_unun_ve_yoksun.html
, 17.05.2017)
=====================================
Dostlar,

Büyük Atatürk‘ün SÖYLEV‘inin (NUTUK) sonunda “Gençliğe hitabe” ile onurlandırdığı ve “BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR” diyerek en büyük yapıtı Cumhuriyet’imizi emanet ettiği Türk Gençlerinin ekonomik durumu yukarıda özetlendi…

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı 2 gün sonra.. İstanbul Valiliği, utanılacak biçimde gençlerin etkinliklerini iptal ile meşgul.. Gerekçe güvenlik sorunu (!?).. OHAL altında bile ulusal bayram 19 Mayıs’ta güvenliği sağlayamama gerekçesi ile milli bayrama engel..
Tarih bunları yazacak ve yapanlar, yaptıranlar, çoluk – çocuğu hiç kuşku yok ayıplanacak.
Dün sitemizde yayımladığımız TÜİK istihdam verileri raporuna göre genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 4,7 puanlık artış ile %23,3 oldu. Oysa genel işsizlik oranı 1,7 puanlık artış ile %12,6 (http://ahmetsaltik.net/2017/05/15/issizlik-rakamlari-aciklandi-gecen-yila-gore-buyuk-artis/)

YÖK verileriyle yükseköğretimde öğrenci sayısı 6 167 586 (https://istatistik.yok.gov.tr/, 17.5.17). Değişik kaynaklardan tarama ile ulaşabildiğimiz verilerle yurtlarda kalabilen yükseköğrenim öğrencilerinin sayısı yarım milyon dolayında. Kamusal yurt  yatak kapasitesi 400 bine yakın. Üniversite öğrencilerinin 1/12’sinden azı için kamu + özel yurt yatağı kapasitesi yaratılabilmiş durumda. Öğrencilerin %90’ından fazlası yurt dışında kalma mekanları sağlamak durumunda. Aileleri ya da çok yakınları ile kalabilen çok sınırlı kesim dışında kalan seçenek, birkaç öğrencinin ortaklaşa ev kiralaması..

Öte yandan, güvenilir bilgilere ulaşamamakla birlikte TOKİ eliyle birkaç yüz bin dolayında konut arzı fazlası yaratıldığı ileri sürülmekte. TOKİ, AKP eliyle doğru – sağlıklı yönlendirilseydi, AKP’li son 15 yıl içinde giderek lüks konuta değişen üretim çizgisi yerine öğrenci yurtları sorununu çözmüş olmaz mıydı Türkiye?

Bu sorunun ayrımında olunmadığı, gözden kaçtığı söylenebilir mi?
Değilse, bu alanda kamusal yurt yatağı sorununun bilerek – isteyerek güdülen politika ile çözülmediği düşünülebilir mi?? Dar gelirli aile öğrencilerini tarikat – cemaat – sözde hayırsever (!?) kişi – kurumların insafına terk etmek ne anlama gelmektedir?? Ardından da kimi cemaatları tu kaka ilen edip yurtlarını kapatmak, TÜRGEV – Bilal Erdoğan eliyle vakıf yurtları açmak??

AKP politikaları artık her yerinden lime lime dökülüyor. 
İnsan aklını sonsuza dek teslim alma olanağı olabilir mi??
En son Trump – Erdoğan görüşmesinin 20 dakika sürmesi (yarısı çeviri, Erdoğan’ın konuşma süresi 5 dakika!) hazin bir fiyasko değil mi? 5 dakikada Erdoğan ne anlatmış olabilir, 5 dakikada Trump’tan ne yanıt almış olabilir?? Bir de Çin’den gidildi, neredeyse 20 bin km uçuş ama 20 dakikacık kabul!

Yazık oluyor Türkiye’ye.. Ulusun yaşadıkları ve gördükleri arasında sağlıklı bağlar kurması ve 2019 ilkbaharındaki yerel seçimlerden başlayarak, 3 Kasım 2019 genel seçimlerinde artık bu lanetli yıllara bir son vermesi gerek..

Sevgi ve saygı ile. 17 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH

ÇAMUR DERYASINDAKİ
“DERİN” TARİH

Zeki Sarıhan

Her sınıfın tarihi farklıdır. Her sınıfın da tutulmuş veya gönüllü tarihçileri vardır. Bir tarihçi geçmiş olayları yorumlarken gelecekte nasıl bir ülke ve dünya özlediğini de anlatır. Bir kısmı çok “derin”lerdeki çamurlarda gezinir…

Son günlerde “ödenekli” tv kanallarına bağdaş kurup sözüm ona tarih bilgilerinden milleti “istifade ettirme”ye çalışan birtakım adamların Atatürk hakkında söyledikleri toplumdan sert ve haklı bir tepki gördü. Bu zatlar, artık bütünüyle tarihe göçmüş olması gereken bir sınıfın tarihini yazarken kendilerine yakışanı yapıyorlar.  Belge aramıyorlar, olguları titiz bir bilimsel elekten geçirmeye ihtiyaçları yoktur. Atatürk’e hınçları, onun laikliği bir devlet düzeni haline getirmiş olmasıdır. Gününü çoktan tamamlamış medresenin küf kokan hücrelerinden başını kaldırıp tv’lerden konuşturulan bu kişiler, kadının iş hayatına atılmasına, tek eşli evliliğe karşıdırlar. Kölelik ve cariyeliği savunmaktadırlar. Onlar için dünyada Müslüman ve gâvur olarak iki çeşit insan vardır. Uygarlık da gâvurluktur.

Bu son olayda da görüldüğü gibi kadınlar üzerinden harekete geçiyorlar.  Bu kadınlardan biri, bütün analar gibi Atatürk’ün eli öpülesi annesi Zübeyde Hanım’dır.  Atatürk’ün gözden düşürülmesi için önce annesinin gözden düşürülmesi gerekir. O’nunla ilgili iddialarını bundan 15-20 yıl önce Milli Eğitim Bakanlığında dağıttıkları bir bildiride dile getirmişlerdi. Sözüm ona bunu bir belgeye de dayandırıyorlardı. Bu “belge”nin tümden acemice uydurulmuş olduğu uzmanlar tarafından açıklanmıştır.

Belge uydurmak, yalan söylemek, iftira atmak, bu dünya görüşüne sahip olanların her zaman başvurdukları bir yöntemdir. Sözü edilen ikinci kadın, tarih öğretmeni ve Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı Afet İnan’dır.  Onun Çankaya’nın nikâhsız kadını olduğunu söylemişler.

SANA NE?

Bundan 20 yıl kadar önce Ankara Milli Eğitim Müdürlüğünde müdür yardımcılığı yapmakta olan bir arkadaş bana dedi ki: “Milli Eğitim müdürü bir kadınla görüşüyor. Bir fotoğrafçı gönderin, daireden çıkarlarken birlikte fotoğrafını çektirin ve dergide basın”

Ona dedim ki: “İşin mi yok arkadaş? Bize ne müdürün bir kadınla görüşüp görüşmediğinden. Biz onun eğitim uygulamalarıyla ilgiliyiz.”

Atatürk’ün veya başka bir devlet ileri geleninin hangi kadınla görüştüğü kimseyi ilgilendirmez. Onlara verilecek en kestirme yanıt: “Sana ne!” olmalıdır?

Bu ülkede siyasi hayata kasetlerle yön vermeye kalkanlar oldu. Tarih dedikoducuları, iddialarında etkili olabilmek için toplumumuzu en zayıf olduğu yerden yakalamışlardır.
Bundan 20 yıl önce aynı iddialar ileri sürüldüğünde neden bu kadar tepki gösterilmemişti de şimdi büyük bir kesim ayağa kalktı. Çünkü 20 yıl önce bunu ileri sürenlerin toplumda küçük bir azınlık bile oluşturmadığı sanılırdı. Zaten bu iddiaları açık adlarıyla da yapamazlardı.
Milli Eğitim Bakanlığında dağıtılan bildiri, herkes binayı boşalttıktan sonra masalara gizlice konulmuştu. Şimdi tv kanallarından yayınlanıyor!

Bakmayın kerhen tutuklama kararı çıkartıldığına ve kerhen verilen “tasvip etmiyoruz” demeçlerine, bu zihniyetin arkasında bir iktidar vardır. Televizyon kanalları vardır. İtibar edilen dergileri, satın alınıp dağıtılan kitapları, konferans vermeleri için salonlarını onlara açan belediyeler vardır.

YALNIZ ONLAR MI?

Ne yazık ki kişilerin soy ve sopları, anababaları üzerinden politika yapmak, yalnız bu takıma özgü değildir. Uzun süredir kimlerin anasının babasının Ermeni, Rum, Gürcü, Selanik dönmesi olduğu konusunda yazan az yayınla karşılaşmadık. Gericilikle modern görünümlü ırkçılık, birbirleriyle çarpışsalar da toplumu böyle zehirliyorlar. Bu anlayıştan ne gerçekçi bir tarih çıkar ne de bununla sağlıklı bir toplum kurulur.

Günümüz iktidarı bu iki anlayışı siyasetinde birleştirmiş bulunuyor. Onun başlıca iki hedefi vardır: Biri
ırkçı bir anlayışla ve Osmanlı özlemleriyle Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklemek,
– diğeri, ülkeyi bir körfez diktatörlüne çevirmek.

Yazık onlarla hâlâ bir “Milli Cephe” kurmaya çalışan aymazlara. (16 Mayıs 2017, 17.45)
=============================

Çoook teşekkürler değerli dostumuz Sn. Zeki Sarıhan… 
Yazdıklarınızı bütünüyle paylaşıyoruz..

Sevgi ve saygı ile. 17 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Atatürk öyle mi? Dinleyin bakalım…

Atatürk öyle mi? Dinleyin bakalım...

Dr. Erdal Atabek

4 ay beklenen Trump – Erdoğan görüşmesi 20 dakika sürdü

4 ay beklenen görüşme 20 dakika sürdü… Erdoğan: Bu ziyaret tarihi dönüm noktası

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüşmek için Beyaz Saray’da.
Trump basın mensuplarına görüşme için “Uzun ve zorlu olacak” dedi.
cumhuriyet.com.tr, 16 Mayıs 2017

Göreve geldiği 20 Ocak 2017’den beri Dışişleri Bakanlığı tarafından randevu alınmaya çalışılan ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesi 20 dakika sürdü. Trump, Erdoğan’ı görüşmenin yapılacağı salonun kapısında karşıladı. Günlerdir havuz medyası görüşmede YPG terör örgütüne yapılan silah yardımı, Fethullah Gülen’in iadesi, ve Rıza Sarraf konularının ele alınacağı bir görüşme olarak duyuruyordu. Masada 4 önemli konunun gündeme geleceği iddia edilmesine karşı görüşme 20 dakika sürmüş ve iki liderden de bu konular hakkında bir açıklama gelmedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki ikili görüşme ardından iki lider, görüşmeye ilişkin basın mensuplarına açıklama yaptı. Konuşmasına Trump’a teşekkür ederek başlayan Erdoğan, “Sayın başkan değerli dostum, değerli basın mensupları sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Trump’a ve ekibine şahsım ve ekibime gösterdikleri ilgiden dolayı şahsım milletim adına Şükranlarımı iletiyorum. Sayın Trump’ı seçimlerde elde ettiği tarihi zafer için kutluyorum.

“İlişkilerimizi güçlü tutmamız, karşılıklı çıkarlarımız yanında küresel barış ve istikrar için de önemli”

Erdoğan, “Az önce ikili bir görüşme gerçekleştirdik. Köklü geçmişe dayanan ve stratejik ortaklık düzeyine erişmiş olan Türkiye ABD ilişkilerinin mevcut durumunu ele aldık. Türkiye ile ABD arasındaki bağlar, demokratik değerler ve müşterek menfaatler temelinde gelişmiştir. Aramızdaki ilişkileri güçlü tutmaz karşılıklı çıkarlarımız yanında küresel barış ve istikrar için de önemlidir” dedi.

“Ziyaretimizin tarihi bir dönüm noktası teşkil edeceğine inanıyorum”

Erdoğan, “Bölgemizin içinden geçtiği bu çalkantılı dönemde özellikle iki ülkenin göstereceği yakın işbirliği her zamankinden çok daha büyük önem kazanmıştır. Amerika ile BM, NATO ve G-20 gibi kilit kuruluşlar içinde zaten yakın işbirliği içindeyiz. Önümüzdeki süreçte bu platformlar başta olmak üzere her alanda diyalog ve dayanışmamızın daha da artırmanın kararındayız. Ziyaretimizin bu kapsamda tarihi bir dönüm noktası teşkil edeceğine inanıyorum.” diye konuştu.

“Tüm terör örgütlerine karşı müşterek bir dayanışma ortaya koymamız önemli”

Erdoğan, “Görüşmelerimizin geleceğimize yönelik çok daha büyük kazanımlar elde edeceğimize fırsat tanıyacağına inanıyorum. Ekonomi, ticaret, enerji ve savunma sanayi alanlarındaki işbirliğini artırma noktasında hemfikiriz. DEAŞ başta olmak üzere, bölgemizdeki tüm terör örgütlerine karşı müşterek bir dayanışma ortaya koymamız büyük önem ifade etmektedir. Ortak geleceğimizi tehdit eden terör örgütlerine karşı ayrım yapmadan mücadele etmekte kararlıyız” diye konuştu.

“Özellikle YPG/PYD terör örgütünün muhatap alınması kesinlikle uygun değildir”

Erdoğan, “Bölgemizin geleceğinde terör örgütlerine yer yoktur. Özellikle YPG/PYD terör örgütünün hangi ülke tarafından olursa olsun muhatap olarak alınması bu konuda küresel düzeyde verilen mutabakata kesinlikle uygun değildir” dedi.

“Bölgenin inanç ve etnik yapısını değiştirmek isteyenlere de izin vermemeliyiz”

Erdoğan, “Terör örgütlerinin faaliyetlerini bahane ederek bölgenin inanç ve etnik yapısını değiştirmek isteyenlere de izin vermemeliyiz. Suriye, Irak, Yemen ve Libya’daki kaosu fırsata çevirmek isteyenler, eninde (AS: önünde) sonunda kaybedeceklerdir. İki müttefikin dayanışma ve yakın işbirliği eli kanlı cinayet şebeklerini bertaraf etmek için kafidir” diye konuştu.

“FETÖ terör örgütü konusundaki beklentilerimizi de açıkça ifade edeceğim”

Erdoğan, “Daha önce de ifade ettiğim gibi, sayın Başkan’a 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETO terör örgütü konusundaki beklentilerimizi de açıkça ifade edeceğim” dedi.

“Yeni ABD yönetiminin bu umutları boşa çıkarmayacağına inanıyoruz”

Erdoğan, “Suriye ve Irak’ta atabileceğimiz ortak adımları değerlendirdik. Sayın Trump’ın seçim zaferi Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yeni beklentilerin doğmasına, umutların filizlenmesine yol açmıştır. Yeni ABD yönetiminin bu umutları boşa çıkarmayacağına inanıyoruz” dedi.

“Geçmişte yaşanan hataları telafi edecek adımların devamının geleceğini ümit ediyoruz”

Erdoğan, “Bilhassa Suriye rejiminin son kimyasal saldırısı (AS: Suriye yapmadı!) sonrası takınılan kararlı tutumu oldukça yerinde buluyoruz. Terör örgütleri ile ilkeli ve kararlı mücadele konusunda geçmişte yaşanan hataları telafi edecek adımların devamının geleceğini ümit ediyoruz” açıklamasında bulundu.

“Bölgesel istikrar ve güvenliğin temininde Türkiye – ABD işbirliği çok önemlidir”

Erdoğan, “Bölgesel istikrar ve güvenliğin temininde Türkiye – ABD işbirliği çok önemlidir.
Sayın Trump ile istişarelerimizi yoğunlaştırma, işbirliğimizi bundan sonra da kararlı bir şekilde devam ettirmenin inanıyorum ki kararlılığı içindeyiz. Bugün temelleri atılan yeni dönemin ülkelerimiz açısından hayırlara vesile olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’dan Trump’a Türkiye daveti

Erdoğan, “Sayın Başkana nazik daveti ve konukseverliği için teşekkür ediyorum. En yakın zamanda kendisini ve ailesini ülkemde ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı ifade etmek istiyorum.” diyerek konuşmasına son verdi.

Açıklamaların ardından Erdoğan ve Trump el sıkışarak objektiflere poz verdi.

Erdoğan’ı Washington’da protokol müdür vekili karşıladı

=================================================
Dostlar,

Konuyu sitemizin manşetinde de işledik..

Trump, Erdoğan ile lütfen görüştü..

Dün başarı dilemiştik Erdoğan’a ama bir işe yarar mı çoook kuşkuluyduk. Kısık sesle ve en alt perdeden fısıltıyı bırakıp içeride (Türkiye’de) nara attığı gibi değil ama gürleyebilir mi?
Bunu yapamazdı, nitekim yapamadı. İncirlik ve öbür ABD üslerinde sınırlama kon(a)madı.
Erdoğan, çoook hatalı Suriye politikası yüzünden başımıza pek ciddi sorunlar açtı.
“Tek adam” pozisyonunda, yarattığı sorunları çözmeye çabalıyor.. Boşuna.. Trump topu topu
20 dk zaman ayırdı havada 20 bin km yol kateden, taaa Çin’den gelen Erdoğan’a. Bu süre diplomatik ölçülerle çok kısa ve yarısı, Erdoğan İngilizce bilmediğinden çeviri ile geçti.
Kalan 10 dakikanın da yarısını Trump, yarısını Erdoğan kullanmış olsa, toplam 5 dakikada Erdoğan hangi derdini etkili bir diplomatik dille ve ustalıklı beden diliyle anlatabilir ki?
Bu konuda bir birikimi ve deneyimi de yok üstelik…

Beyaz Saray’ın kapısında nezaketen Erdoğan’ı karşılayan ABD Başkanı, yerinden 1 adım bile ileriye atmadı, Erdoğan’ın kendisine yaklaşmasını bekledi, Ceketini iliklemedi. Kapıda basına poz verdikten sonra içeri geçerken de Erdoğan’a “buyurun” deyip önden geçirmedi, arkasını döndü ve önden kendisi yürüdü… Bunlar uluslararası diplomasi dilinde etkin ve kurgulu iletilerdir. “Asrın lideri”ne körü körüne tapan milyonlarca necip milletimiz bu ayrıntıların ne denli ayrımında acaba? Yandaş – yağcı – yalaka basın, “Erdoğan, Trump ile görüştü..” diye şişirip yazıyor, sunuyor.. Doğrusu; Erdoğan, Trump ile görüşmek için ABD’ye gitti.. ABD Başkanı Trump, kendisi ile görüşmeye gelen AKP’li Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.” olmak zorunda. Nitekim ABD ve yabancı ajanslar İngilizce olarak tümceleri böyle kurdu..

Ortak basın toplantısı olmasaydı, Erdoğan ikili görüşmede kendisine düşen 5 dakikada hangi meramını anlatmış olabilirdi ki? Zarrab’ı mı, kriminalize edilişini mi, Fetullah Gülen’i mi,
15 Temmuz’u mu, Suriye’de YPG’nin ABD tarafından silahlandırılmasını mı??….
Hangisini, hangisini?? Geçin efendim.. Kocaman bir balondur, fiyaskodur ve mizansen,
iç kamuoyunun oyalanmasıdır.

– 4 ayda bütçe 17 milyar TL açık vermiş,
– resmi işsizlik %13’e ve 4 milyona dayanmış,
– hukuk devletinin kırıntısı kalmamış,
– onbinlerce insan hapiste,
– yoksulluk %21’i geçmiş,
– enflasyon gene 2 rakamlı olmuş,
– Devletin yüksek çıkarları için ayrılan örtülü ödenek harcaması 16 Nisan deli saçması halkoylaması için Devlet kesesinden 1 milyar TL’ye yaklaşmış….
– Ülke OHAL altında inletiliyor..
– Anayasa ayaklar altında..
…………….
nasıl iteceksiniz gündem dışına bu ağır ve sürdürülemez sorunları?? Gündem birkaç gün değişsin, balık bellekli toplum unutur, başına gelenlere de tevekkül göstererek bir de şükreder!?

Önerilerimizi yineleyelim                :
– TBMM hemen toplanıp hızla ulusal – onurlu yeni politikalar belirlesin.
– Suriye ile derhal doğrudan görüşmelere başlansın..
– Geçmişin AKP – RTE hatalarının, başına buyruk, sorumsuz, uydu dış politikanın çok ağır – kanlı bedelini ödüyoruz..
– Komşu devletlerin içişlerine asla karışılmasın..
– Bıktık yorulduk artık tek adamın vahim stratejik hatalarından..
– Türkiye’yi anayasayı çiğneyerek “tek adam” değil seçilmiş Hükümet yönetsin..
– TBMM merkezi konumunu koruyup sürdürsün, süs olmasın!
– Sorunlar çoook ağır, Erdoğan’ın kişisel birikimini, deneyimini, kapasitesini çok çok aşıyor..

Erdoğan, ABD ziyaretini eli son derece zayıf olarak yaptı. Bakışları, mimikleri, beden dili ve
ses tonu zayıf ve ürkekti. Yazılı metni okudu basın önünde.

Oturtulduğu koltukların ne denli sade olduğunu fark etti mi acaba?

Mabeyin köşkünde Erdoğan ve Merkel ile ilgili görsel sonucu

Bu boşuna görüşmenin ciddi siyasal faturası olacak Türkiye’ye ve Erdoğan’a..
Hangisi daha ağır olmalı? Hangisi daha ağır olacak? Kritik soru budur.. Göreceğiz..

AKP’li Erdoğan’ın kişisel ağır hatalarının bedelini Türkiye ödemesin istiyoruz!

Erdoğan, Bu ziyaret tarihi dönüm noktası..” buyurmuş.
Belki evet ama “neyin dönüm noktası?”
Erdoğan’ın tasfiyesinin mi??

Sevgi ve saygı ile. 16 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com