AÜTF Dönem 3 Alan Çalışması Kümesi Yılsonu Raporları

AÜTF Dönem 3 Alan Çalışması Kümesi
Yılsonu Raporları Hazırlama Yönergesi

Sevgili AÜTF Dönem 3,
Alan Çalışması Kümesi Öğrenci Arkadaşlarım,

60 öğrencimiz, 8 ay boyunca Alan Çalışmasına büyük emek verdi.
Kendi çabalarınızla bulduğunuz aileleri benimsediniz ve yoğun tıp eğitiminiz içinde zaman
ve ulaşım gideri harcayarak bu aileleri ayda 2 kez toplamda 14-16 kez izlediniz.
Her ay 2 kez görüştük, saatler ayırarak (kimi kez 4-5 saat; 30 kişilik 1 küme için)..
16:30 gibi başladık, 21:30’a dek uzadığı oldu 30 kişilik 1 kümede 15 sunumu izlemek..
Her izleminizi power point sunuları olarak paylaştık. Ailelerin dertleriyle dertdeş (hemdert, hemhal, duygudaş) olduk, derinlemesine özdeşim – empati kurduk..
Somut sorunlar üzerinden araştırdınız, bilgilerinizi getirip bizimle paylaştınız.
Onlara, sınırlı tıp bilgilerinizle yardımcı olabilmek için çırpındınız.
Umarım ve dilerim ki, emeğinize – emeğimize değdi..
Hepinizi kutluyorum kendinizi geliştirme çabanız için..

İzin verirseniz seçeceğim bir – iki dosyayı web siteme daha sonra koymak isterim..

Hedef kitlelere sizin somut emeğiniz – ürününüz üzerinden etkili ileti de vermiş oluruz sanırım bu yolla ?? Görülüyor ki; asıl sağlık hizmeti  SAĞLAMA verilendir ve doğallıkla evlerinde, okullarında, işyerlerinde, tarlalarında…. yaşam alanlarında. Onları hastalandıklarında hele hele hastalıkları ilerlediğinde hastanelerde beklemek uygar ve insancıl – ussal bir sağlık hizmeti olamaz!

Bu hem ekonomik hem aktörel (ahlaki) hem daha kolay hem de daha ussaldır..

  • Geleceğin halktan yana – sağlıklı tıbbını vahşi kapitalizmin sömürüsünden sizler ve ardıllarınız (halefleriniz) yaratacak; bir başka anlatımla günümüz hastalıklı – piyasacı tıbbını da sağaltacaksınız. O zaman tüm toplum daha mutlu, biz hekimler daha doyumlu ve saygın olacağız. Kolay gelsin..

 

Dilerseniz bu iletime webde yorumlarınızı – geridönütlerinizi yazabilirsiniz.

Yılsonu Raporu Hazırlama kuralları     :

Çift oluşturan 2 arkadaşımız ortak rapor hazırlayacak ve aynı notu alacaklardır.

Rapor word (Microsoft) ile hazırlanacak Her raporun kapak sayfası olacaktır. Bu sayfada

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
HALK SAĞLIĞI ANABİLİM DALI

2016-17 Ders Yılı D3 Alan Çalışması Raporu

Hazırlayan(lar) : Adı – soyadı  + fotoğrafı / Adı – soyadı + fotoğrafı
Öğrenci no …………………………….. ve  ………………………………
Cep telefonu : ……………………….. ve ………………………………
e-ileti : ……………………………… ve  ………………………………

bilgiler yer almalıdır.

Sonraki sayfalarda her 1 ziyarette yapılanlar word dosyası olarak anlatılacaktır.
Sınıfta verilen katkılar belirtilecektir. Yararlanılan kaynaklar kurallarına uygun belirtilecektir. Konabilecek ekler (fotoğraf, rapor, kısa film ya da tercihan bu filmlerin tam erişkeleri [linkleri] eklenecektir. Her ziyaret için KURALLARINA UYGUN hazırlanan pp (power point) sunuları da eklenecektir.

Ekim 2016, Kasım 2016, Aralık 2016 ve Ocak 2017, Şubat 2017, Mart 2017, Nisan 2017,
Mayıs 2017 için toplam 8 ayrı klasör (folder) oluşturulacak ve bunlar da hazırlayan 2 öğrencinin adını taşıyan tek klasörde toplanacaktır. 14-16 ziyaret yapmış olmanız beklenmektedir.

Oluşturulan dosyalar, Küme önderleri Fehmiye ve Cihan‘ın eşgüdümüyle sanal ortamda belirleyeceğiniz bir yerde depolanacak ve bana şifresi iletilerek erişmem sağlanacaktır.
31 Mayıs akşamı Ankara’dan ayrılıp 16 Haziran sabahı döneceğimden, yıllık iznimde dosyalarınızı okuyacağım. En geç 04 Haziran Pazar günü 23.59’a dek bana ulaşması gerekiyor. Birkaç günde okuyup, not vermem ve 8-12 Haziran 2017 haftasında en geç – en geç 12.6 2017 Cuma günü notları Öğrenci İşlerine sunmam gerek.

Hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum.. Kolay gelsin..

Sevgi ve saygı ile. 24 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

OSMANLI’nın MEŞ’UM MİRASI

OSMANLInın MEŞ’UM MİRASI

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

(AS: Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

 

Değerli arkadaşlar,

1300’de Bilecik/Söğütte küçük bir Beylik olarak kurulan,
1453’te Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğunun Başkenti Konstantinopolis’i (İstanbul) ele geçirerek genişlemesini sürdüren,
1500’lerde 4 milyon km2’lik toprakların üzerinde gücünün doruğuna erişen, ancak (Şeriat batağına saplanmış olduğundan) Dünyada değişen Paradigmalara, özellikle Avrupa’daki Aydınlanma sürecine, sosyal reformlara ayak uyduramayan, Keşif ve İcatları ıskalayan, Bilimsel-Teknolojik gelişmelerin gerisinde kalan Osmanlı İmparatorluğu, 1600’den başlayarak duraksama ve düşüş dönemine girmiş; talana – haraca dayalı Osmanlı ekonomisi çökmeye, Silah gücü etkisizleşmeye, Orduları yenilmeye ve 1700’lerden başlayarak (1699 Karlofça antlaşması) topraklarını yitirmeye başlamıştır.

Osmanlı-Rus Savaşlarındaki Yenilgiler (1774) geri dönüşü olmayan bir çöküş sürecini tetiklemiştir. 1. Dünya Savaşı sonrasına dek topraklarının %80’ini yitirmiş olan Osmanlının Başkenti İstanbul, 16 Mart 1920’de İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa…) tarafından işgal edilmiş ve Osmanlı Devleti “fiilen” son nefesini vermiştir. (TBMM’nin 1 Kasım 1922 “Saltanatın ilgası” kararı ile Osmanlı Devleti “resmen” son bulmuştur.)
***
Son dönemlerinde çaresizlik içinde kıvranan ve battıkça batan Haşmetli Osmanlının bir zamanlar hükümran olduğu Avrupa’dan borç dilenmesi çok hazindir. 1854-1874 arası alınan borçlar, şimdiki Osmanlıcıların Büyük Padişahı (Ulu Hakan) 2. Abd-ül-Hamid Han zamanında ödenemeyecek bir düzeye (~240 milyon altın Lira) geldiğinde Devlet artık İFLAS etmiştir… ;
Bu borçların tasfiyesi için 1876’da Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) kurulmuş ve Osmanlının ekonomisi bilfiil yabancıların denetimine geçmiştir.

Lozan Andlaşmasıyla Osmanlı borçlarının %62’sini (85 milyon Lira ~600 ton Altın) üstlenen Türkiye 1954 yılına dek bu borçları taksit taksit ödeyerek kapatmıştır. Bu muazzam borç yükü ve sıfır altyapı nedeniyle sanayileşmek, okullaşmak ve öbür sosyal reformlar çok çok büyük zorluklarla yapıldı… Türkiye Cumhuriyeti ekonomisi sıfırdan değil, sıfırın altından başlamıştı. Buna karşın o “Büyük bunalım” yıllarında bile, 1930-38 arasında, Türkiye ekonomisi yıllık ortalama +%6 gelişimini sürdürebilmiştir.

Mustafa Kemal’e laf edeceklerin önce bu rakamları bilmesi gerekir.

Değerli arkadaşlar,

1930’da 10 milyon $ olan dış borç, 1960’ta 1 milyar dolar sınırını, 2000 yılına gelindiğinde ise 100 milyar dolar sınırını aşmıştır… Son 15 yılda bu miktar 4 katını aşmış ve Dış borcumuz  (faiziyle birlikte) 430 milyar dolar düzeyine gelmiştir. İktidar Partisinin “Zamanımızda Türkiye’yi 4 e katladık” şeklindeki söylemleri aslında dış borcun 4’e katlandığı anlamını taşıyor. Son durumda ulusal gelirimizin %60’ı kadar Dış Borcumuz bulunuyor(Yani cebinizdeki
100 Liranın 60 Lirası borç)
 ve bu borç her gün ~ 100 milyon dolar artıyor! 

Bu gidişle T.C., kuruluşunun 100. yılında “Borcu Gelirine eşit bir Ülke” olacak demektir… Maaşallah !!! æ 13.02.14
===============================
Dostlar,

Atatürk’ün ekonomideki başarısını bu sitede epey yazdık.
Batılılar buna “Mustafa Kemal’in ekonomi mucizesi” adını verdiler.
Prof. Mustafa Aysan, Prof. Bilsay Kuruç, Dr. Serdar Şahinkaya dönemin kitaplarını yazdılar.

17 Şubat 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi‘nde sergilenen kararlılıkla,
yarıda kesilen Lozan görüşmeleri başarıyla tamamlanabildi.. O yokluklar içinde ödenen muazzam Osmanlı borcuna bakar mısınız?

Displaying Lozan_borclari_Ataturk_donemi.jpg
Bir Osmanlı torunu kızcağız çıkmış, utanmadan dedesinin mirasını istiyor..
Be kadın, dedelerin Osmanlı borç ve yıkım bıraktı, bu ne utanmazlıktır?!

Sevgi ve saygı ile. 17 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

686 Sayılı OHAL KHK’si ile 330 Akademisyen Görevden Çıkarıldı

330 akademisyen
KHK ile görevlerinden ihraç edildi

BİRGÜN, 07.02.2017 23:48 GÜNCEL
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında 686 numaralı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayımlandı. KHK ile Yüksek Öğretim Kurumu’nda 330 akademisyen ihraç edildi.

Kararnameler hukuksuz ve keyfi

Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde görev yapan Dr. Egemen Cevahir
ihraçları BirGün‘e değerlendirdi. Cevahir,

  • “Bu KHK’larla toplumsal muhalefetin arındırılması amaçlanıyor.
    KHK’lar da bu nokta araçsallaştırılmak için kullanılıyor.” dedi.

Kararnamelerin hukuksuz ve keyfi olduğunu belirten Cevahir, yayımlanan KHK’yı ve ihraçları da, “Tek kalemde
– Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu‘nu ve
– eski TTB Başkanı Prof. Özdemir Aktan‘ı görevlerinden ihraç edilmiş durumda.

Bizler de bu şekilde ihraç edildik. Bu dönemin normalleri..” şeklinde yorumladı.
Bir önceki KHK ile Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden (İLEF) 4 akademisyen ihraç edilirken son KHK ile İLEF’ten 11 akademisyen daha ihraç edildi. İhraç edilen akademisyenler arasında Nur Betül Çelik, Mine Gencel Bek, Funda Başaran Özdemir, Funda Şenol Cantek,
Ülkü Doğanay da yer alıyor.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden (Mülkiye)

1. Prof. Ahmet Haşim Köse 
2. Prof. Dr. İlhan Uzgel
3. Prof. Ayşe Gökçen Alpkaya
4. Prof. Dr. Ay
kut Namık Çoban
5. Prof. Dr. Zeliha Etöz
6. Doç. Murat Sevinç

7. Doç. Dr. Bülent Duru
8. Doç. Dr. Şennur Özdemir
9. Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü
10. Y. Doç. Pınar Ecevitoğlu
11. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Murat Aytaç
12. Yrdç Doç. Dr. Eliçin Aktoprak Uzgel
13. Yrd. Doç. Dr. Nilgün Erdem
….
……………………
ihraç edildiler.  Güneydoğu’da yaşanan çatışmalara karşı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzalayan Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu da ihraç edildi.

KHK ile ihraç edilen akademisyenlerin listesi…
=============================
Dostlar,

07 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 686 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) yayımlandı. Bu OHAL KHK’si ile Yüksek Öğretim Kurumu’ndan
330 akademisyen ihraç edildi. İlgili RG’nin 105-116. sayfaları arasında okunamayacak ölçüde küçük puntolarla listelenen 330 akademik çalışan görevlerinden uzaklaştırıldı.

Araştırma görevlilerinden de 10 kişi görevden uzaklaştırıldı.
Bizim sevgili okulumuz “Mülkiye” den toplamda 23 akademik çalışan görev dışı bırakıldı.
1859 tarihinde kurulan Mekteb-i Mülkiye 1936’da Atatürk‘ün istemiyle Ankara’ya taşınmıştı.
Ünü ve başarıları uluslararası sınırları aşan, gözbebeğimiz, çok yüksek puanlarla girilebilen….
bu saygın ve seçkin, üzerine titrenmesi gereken Bilim Kurumumuza ciddi bir darbe vuruldu.
130 dolayındaki öğretim üyesi kadrosundan 1/10’u tırpanlandı. Hiçbir dönemde olmadı böylesi.
Yandaş yazarlar bile bu infazı haksız, hukuksuz, AKP-RTE’ye tuzak, içinde bit yeniği var.. biçiminde yorumladılar ve YÖK Başkanını sorunu çözmeye çağırdılar.

70’i 686 sayılı OHAL KHK’si ile olmak üzere önceki uzaklaştırmalarla birlikte Ankara Üniversitesi 80’i aşkın akademik elemanını yitirdi. (6673 Akademik Personel var).
Sayfalarca süren uzuuuun mu uzun ihraç listesine erişim için aşağıdaki adres tıklanabilir..

http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/mukerrer/ mukerrer.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/mukerrer/mukerrer.htm

İçlerinde bizim de çalıştığımız Ankara Üniv. Tıp Fak. den tanıdık adlar var.
İçlerinde, Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fakültesi / Mülkiye‘de öğrenciliğimizde tanıştığımız arkadaşlarımız var..
İçlerinde Hacettepe Üniv. Tıp Fak. den sınıf arkadaşımız eski TTB Başkanı Prof. Özdemir Aktan var; başkaca hekim meslektaşlarımız var..
İçlerinde, masamızın üstünde Anayasa hukuku kitapları olan, web sitemizde yazılarına
yer verdiğimiz Anayasa Hukuku hocası Prof. İbrahim Kaboğlu var…
……….
Saat 01:52 ve hiç keyfimiz yok, uykumuz yok, can ve mal güvenliğimiz gibi
HUKUK GÜVENLĞİMİZ de yok!..

15 yıldır tek başına iktidar olan bir siyasal kadronun ülkemizi sürüklediği ciddi hatta vahim bir karmaşa ortamındayız ve “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” adı altında dünyada ve
bilim dünyasında uygulamalı veya kuramsal örneği olmayan ucube bir sistemle, tek 1 kişiye, tüm ülkenin padişahlıktan da öte yetkiyle devredilmesi halktan isteniyor, halka dayatılıyor
ve koskoca ülke böylesi bir akıl tutulması içinde halkoylamasına sürükleniyor

Bir de AKP’den milletvekillerinden – Bakanlardan FETÖ’ye TV kameraları önünde övgüler dizenler yok listede!.. Neden???

Merhum Prof. Alpaslan IŞIKLI yaşasa ve görevde olsaydı O bile FETÖ bahanesi ile tasfiye edilebilirdi! Oysa 30 Aralık 2013 günü web sitemize koyduğumuz 

SAİD NURSİ, FETHULLAH GÜLEN VE LAİK SEMPATİZANLARI

adlı kitabı AKP-RTE ve AKP’liler okusalardı FG’den uzak durabilirlerdi belki??
Okuyun – okutun.. hala geç kalınmış sayılmaz..
(Bakılmasını dileriz. Bu kitabkaynak oluşturan konuşma metni için..) tıklayınız: SAID_NURSI_FETHULLAH_GULEN_VE_LAIK_SEMPATIZANLARI

fg_ve_akpli_vekiller_ayni_karede

– FETÖ yapılanmasının AKP içindeki üst düzey siyasal köklerine ne zaman inilecek?? AKP evinin önünü hatta içini neden temizle(ye)miyor, temizleyebilir mi??

Erdoğan TV’lerde “Ne istediler de vermedik?
18 Üniversiteyi kendilerine verdik..” demedi mi??

Anayasa değişikliği içinde seçim tarihinin 3 Kasım 2019 olarak belirlenmesi ne anlama geliyor? Dünyanın neresinde Anayasa’da seçim tarihi var?

FETÖ’cü AKP’li vekillere şantaj ve öbürlerine rüşvetten başka anlamı var mı??

Sevgi ve saygı ile. 08 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

TÜİK 2016 Nüfus Verilerini Açıkladı

TÜİK 2016 Nüfus Verilerini Açıkladı

Sayı: 2463831 Ocak 2017

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2016
Bunlar yeterince yapılamayınca insan kalabalığı ekonomiye itki değil yük ve ayakbağı olur.
Bu kasıtlı politikalarla nitelikl, kılınamayıp iş ve meslek sahibi edilemeyen ve yoksul – bağımlı bırakılan milyonlar, siyaset – tarikat – ticaret lanetli üçgeninde tutsak alınır ve seçimlerde fanatik oy yığınları olur. Türkiye’de yapılan budur. AKP yöneticileri açıkça itiraf etmişlerdir ki, eğitim düzeyi arttıkça AKP oyları düşmektedir.
Dünya nüfus artış hızı 2016 için %1,13’tür. Türkiye bu rakamdan 1,35 – 1,13/ 1,13 = %20 daha yüksek bir hızla çoğalmaktadır. Çağımızda aslolan kalabalık ama niteliksiz “insan sürüleri” değil, örneğin TSK için söylendiği gibi yüksek nitelikli eğitimli ve teknolojik donanımlı küçük Ordulardır.
Dünya kaynakları korkunç bir hoyratlıkla harap edilmiştir. 7,6 milyarı bulan nüfusa yetmemektedir. Türkiye kendine yeterli buğdayı bile üretememekte, 20 milyon tonun üzerine çıkarılamayan üretim yeteriz olduğundan, Rusya’dan 3,5 milyon ton dolayında dışalım (ithalat) yapılmaktadır.
Eitim bir felakettir ve 4+4+4 ucube yasasından bu yana PİSA yarışmalarında iyice dibe vurduk.
SGK açıkları ülkeyi iflasa sürükleyecek boyutlardadır. Nüfusunun 1/3’ü 15-65  aralığı dışında kalan, yüksek işsizlikli, ciddi kayıtdışı ekonomisi, dışsatımı %72’ler dolayında dışalıma bağlı, olağanüstü borçlu…… bir ekonomide ve gelecek kuşakların yaşam hakkı adına yapılabilecek en akılı ve sorumlu iş, nüfus artışını kışkırtmayı derhal bırakıp tersini yapmaktır.
İktidar, Anayasa’nın 41. maddesinde emredilen aile planlaması hizmetlerini – eğitimini – örgütlerini – donanımını sağlamak zorundadır.
  • Türkiye’de ve dünyada HER AİLEYE 1 ÇOCUK kaçınılmaz bir zorunluk olmuştur..

Sevgi ve saygı ile.
31 Ocak 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com