RİFAT SERDAROĞLU : TEK BAYRAK MI?

RİFAT SERDAROĞLU

portresi3

TEK BAYRAK MI ?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘ne, dün AKP Hükümeti- Anayasal Kurumlar ve medya işbirliğiyle çok büyük bir darbe vuruldu.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘ni kuranlar, devleti ve kurumlarını dıştan gelebilecek tehlikelere karşı düzenlemişlerdi. Kurucu İrade T.C. Devleti’ne içerden, bizzat kendi kişi ve kurumları tarafından ihanet edilebileceğini hiç düşünememişti.

Cumhuriyete -temel değerlerine açıkça karşı çıkan- demokrasiyi yıkmayı hedefleyen, kafasında “Federe İslam Devleti” bulunan ve bu amacı için, 54 bin vatan evladının katili ile bile işbirliği yapanların olabileceğini akıllarına bile getirememişlerdi.

Dün (21 Mart 2013) Diyarbakır’da olanları (Nevruz kutlamaları..) ve önümüzdeki günlerde yaşayacaklarımızı, tartışacak çok zamanımız olacak. O zaman herkes niçin mücadele ettiğimizi anlayacak ama dilerim iş işten geçmemiş olsun.

Şimdilik Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve
Cumhuriyet Savcılarına birer adet sorum olacak :

Eğer sorumluluk sahibi insanlarda bulunması gereken vasıfları üzerlerinde taşıyorlarsa, bu sorulara cevap verirler.

T.C. Başbakanı R.T. Erdoğan                                :

Siz devamlı olarak “Tek Bayrak-Tek Millet-Tek Devlet-Tek Dil” dediniz.
Eğer bunları tek ayak üstünde söylemediyseniz, lütfen bana “Tek Bayrak” olarak
hangi bayrağı kabul ettiğinizi söyleyiniz. Sizin “Tek Bayrak” dediğiniz, PKK Bayrağı mıydı, Barzani’nin Bayrağı mıydı, yoksa Türk Devletinin Bayrağı mı idi?

  • Diyarbakır’da Allah rızası için bir tane bile Türk Bayrağı yoktu!?

Orada “İki Bayrak” vardı. O bayraklar, PKK Bayrağı ve Barzani Bayrağı idi.

Sizin “Tek Bayrak” dediğiniz bu ise, Tek Devlet- Tek Millet- Tek Dil dediğiniz nedir?

Büyük Kürdistan Devleti- Federe İslam Devleti ve Kürtçe mi sizin tekleriniz?

Laf kalabalığına hiç gerek yok. Hollanda’dan gazel okumaya da gerek yok.
Öcalan’ın çağrısı ile sizin çağrınızın birbirine uyduğunu söylediniz. Çıkın, Barzani’nin
yani sizin “Onur Konuğunuzun” bayrağını taşıyıp, Türk Bayrağını çiğneyenlerle
nasıl fikir birliği içinde olduğunuzu Türk Milleti önünde mertçe cevap verin.

T.C. Devleti’nin Cumhuriyet Savcıları                     :

Sizler, adının başında “Cumhuriyet” bulunan Savcılar olarak, yasaları ve Anayasa’yı iktidarlara göre yorumlayamazsınız. Yasaları herkese eşit olarak uygulamazsanız, toplumda anarşiye ve isyana sebep olursunuz.

Görev yapamıyorsanız, “istifa” denen bir kurumu çalıştırmanız gerekir.

Bu devletin bir “Bayrak Kanunu” var mıdır?

Türk Ceza Kanunu’na göre, “Suçu ve Suçluyu Övmek” suç değil midir?
Anayasa’nın “Lâiklik” ilkesinin nasıl paspas edildiğini görmüyor musunuz?
Bir Narko-Terör örgütünün hapisteki önderine yataklık eden Milletvekillerini
ve Devlet memurlarını görmediniz mi?

Diyarbakır’daki toplantı Türk Milletine şu gerçeği açık-seçik göstermiştir :

  • PKK-BDP yandaşları “Türk Bayrağı” altında yaşamak istememektedirler. 
  • PKK ve Barzani bayrağını baş tacı yapıyorlar, Türk Bayrağını kabul etmiyorlar.

Bu olayın sevindirici tarafı ise şudur :

Güneydoğu illerimizin toplamında yaklaşık 7,5-8 milyon vatandaşımız yaşamaktadır.
Bunca tantanaya, paraya, tüm Türkiye’den, Kuzey Irak’tan, Avrupa’dan adam taşımalarına,  harcanan milyonlarca liraya, çoluk-çocuğa ve mitinge katılım için baskı-tehdide rağmen, katılan sayısı 400 bin dolayında idi.

Bu eşkıya ve bölücü takımı, AKP’nin 11 yıldır tüm bölgeyi terör örgütünün emrine verdiği halde, Kürt kökenli vatandaşlarımızın gönlünü kazanamamışlardır.

  • Kürt kökenli vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu Türk Milleti ile beraberdir.

Dün medyanın tamamına yakınından iğrenç davranışlar izledik.

Aydın Doğan – Ferit Şahenk – Turgay Ciner – Mehmet Emin Karamehmet,
benim tanıdığım Türk Milleti ve Türk Tarihi sizleri ve tetikçilerinizi asla affetmeyecektir.

Sizleri, Kandil’de ikamet ile ödüllendirmezse, Büyük Türk Milletine de yazıklar olsun…

Sağlık ve başarı dileklerimle.
22 Mart 2013

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

Osman Pamukoğlu : YAZIK OLACAK, ÇOK YAZIK!

Osman Pamukoğlu

HAKPAR

YAZIK OLACAK, ÇOK YAZIK!

1923’den beri Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak için uğraşan yıkıcılarla bölücüler
bu gün nışadır sürmüşçesine koşturuyorlar. Ortaçağ’dan kalma kafalar ile Kürt şovenler
et ve tırnak oldular..

Televizyon kanalları ve gazetelerin sermayedar patronları, hükümetin birer köle ve kulu olmaktan, ne utanma ne de arlanma bile duymuyorlar. Bu zevatın yüzüne tükürseniz,
bin kere şükretmeye hazırlar.

Ekranlar ve gazete köşeleri şarlatan ve işbirlikçilerden geçilmiyor.
Bu herifler, Müslüman mahallesinde salyangoz satmakla görevlendirilmiş,
paralı işbirlikçilerdir.

Diyarbakır’daki nevruz kutlamalarına bakar mısınız?
Bir tek Türk bayrağı var mı?
Komitacı başının çağrısına bağlanmış koskoca devlet ve Türk milleti, öyle mi?.

“Eylemler duracak ve Türkiye’yi terk edeceklermiş!”
Aman ne büyük iş!.
Nerede toplanacaklar? Güney Kürdistan’da.

Sonra ne olacak?

Tüm silahlı gücü bu bölgeye yığarak siyasi taleplerini daha ısrarlı ve cüretkarca yapacaklar. Yapıldı yapıldı, yapılmadı daha hırslı ve azimkar bir şekilde yeniden saldırıya geçecekler. PKK kollarının bizim topraklara yeniden girerek saldırılara başlaması en fazla bir ayı alır. İşte, bu kadar basit..

Nevruz kutlamalarındaki komitacı başının posterleri ve dalgalandırdıkları bayraklar ile
“Kürtlere statü – Öcalan’a özgürlük” lafları ise, yıllardır devam eden yalan, dolan ve sahtekarca söylemlerle Türk Milletini ahmak yerine koyma üzerine bir kez daha sünger çekiyor.

Barış gelecekmiş!
Demek biz otuz yıldır savaşıyormuşuz.

Neden bunu son dört ayda dilinize pelesenk ettiniz, Türk Milletinin düşmanları?
Aptalca politikalarla eşkıyayı galip ve muzaffer hale getirip,
devleti onların siyasi hedeflerini gerçekleştirecek seviyeye getirdiniz..

Madem ki savaş!
O zaman soruyorum: Her savaştan sonra barış yapılır ve yenilen,
onuru başta olmak üzere her şeyini kaybeder.
Fakat, yenilenler kimse, sonunda savaş suçlusu olarak yargılanır.

O zaman soru açık: “Yenilmemize kimler sebep olacak suçları işledi?”

Madem ki savaş! Divan-ı harp savaş suçluları için kurulur..

Savaş ve barış diye yırtınanlar, aymaz bir şekilde, başınızı kerpetenin açık ağzına sokuyorsunuz. Hem de aymazca söylem ve eylemlerle..

  • Hedefleri Lozan antlaşması ve Anayasanın temel üç maddesidir.

“Süreçmiş!” süreç sizin burnunuzun sürtülmesiyle bitecek.
Bütün dünyada bunu görecek.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını kimse yıkamaz,
tarih boyunca bir halt olamamışlar da bölemez..

Siyasete aciz, tefessüh etmiş istihbarat ve beceriksizce mücadele örgütlenmesinin sonucu, işte böyle boyun bükmeye sebep olur..

Mevcut düzen partilerine sarılarak işin kökü saçağı ile sökülüp atılacağını sanan yurttaşlara ise söylenecek tek söz var:

  • “ Uyanın babaya geldik; başlarınızı kan uykusundan kaldırın.”

Geç kalmak kötüye işarettir.

Aksi halde, yazık, çok yazık olacak..

Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı
(21 Mart 2013)