Etiket arşivi: Denis Diderot; DÜŞÜNCELER

Yargıtay; muayene için eltisinin yeşil kartını kullanana beraat verdi.. Mevzuatta sağlık hakkı..

Yargıtay, muayene için eltisinin yeşil kartını kullanana beraat verdi

Dolandırıcılık değil çaresizlik!

Yargıtay, eltisinin yeşil kartıyla devlet hastanesinde muayene olurken fark edilen ve hakkında dolandırıcılık suçlamasıyla dava açılan kadın hakkındaki beraat kararını onadı. Muayene olabilmek için eltisinin yeşil kartıyla hastaneye giden ve ondan sonra sanık kürsüsüne oturan N.E.’nin yaşadığı yargı süreci şöyle gelişti:

Rahatsızlanan sanık N.E., sağlık güvencesinin olmaması nedeniyle eltisi olan diğer sanık E. E.’den yeşil kartını aldı. Bu kartla Menemen Devlet Hastanesi
kadın doğum polikliniğine giderek muayene olmak için kayıt yaptırdı. Ancak muayene sırasında yeşil karttaki fotoğrafla N.E.’nin farklı kişiler olduğunun anlaşılması üzerine hastanede tutanak tutuldu. Ardından da iki elti hakkında “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlamasıyla dava açıldı.

İzmir Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi, eltiler hakkında beraat kararı verdi.
Dosyanın temyizini görüşen Yargıtay 15. Ceza Dairesi de, kadınların eyleminde
hile unsurunun yasada tanımlanan yeterlilikte olmadığı ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçunun bulunmadığına hükmetti.
(Basın, 25.12.12)

===========================================

Dostlar,

Sosyal güvenliğe ilişkin doğrudan Anayasa maddesi aşağıda..

Anayasa md. 60 : “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayarak gerekli önlemleri alır ve örgütleri kurar.”

Bu durumda Devlet ödevini yapmamış oluyor ve de yurttaşını suça itmiş olmuyor mu? Bir tür “suça azmettirme” değil mi bu tablo?

O zaman, salt yurttaşı “çaresizlikten” aklamak (Zor oyunu bozar kuralı..) yeter mi?
Adalet yerini bulmuş mudur? Hükümet hakkında anayasal görevini yerine getirmeme nedeniyle mahkemenin suç duyurusunda da bulunması
en azından karar gerekçesinde böylesine bir irdelemeye yer vermesi beklenmez mi??

Anayasa md. 56 : Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. … Devlet, bu görevi … yerine getirir.. Devlet herkesin yaşamını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak.. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir biçimde yerine getirilmesi için..

Bir de Anayasa 2. md.’de belirtilen, değiştirilmesinin teklifinin bile 3. madde ile engellendiği Devletin nitelikleri arasında “sosyal devlet” var..

  • Sosyal devlet; yurttaşını sağlık-sosyal güvenlik temel hakkından
    herhangi bir gerekçeyle yoksun bırakabilir mi??

Ayrıca Borçlar Yasası’nın ilgili 2 maddesi de aşağıda..

Borçlar yasası md. 63 Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.

Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz.

Borçlar yasası md. 64– Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler. …..

Bunlara ek olarak, Türkiye’nin de taraf olduğu ve kendisini bağladığı İHEB :

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ md. 25 (10.12.1948) :

  • “ HER-KE-SİN, KENDİSİ ve AİLESİNİN SAĞLIK ve GÖNENÇ İÇİNDE BESLENME, GİYİM, KONUT ve TIBBİ BAKIM  HAKKI VARDIR. ”

Başka uluslararası bağlayıcı (Anayasa md. 90/son fıkra) hukuk metni var mı ??

AB Temel Haklar Şartı (Nice, 7 Aralık 2000) :
(http://ek12 utup.dpt.gov.tr/ab/hukuk/temelhak.pdf)

Madde 34 : Sosyal güvenlik ve sosyal yardım

Birlik, Topluluk hukuku ile ulusal hukuk ve uygulamalardan kaynaklanan kurallar uyarınca, işini yitirme durumunda ve analık, hastalık, iş kazaları, geçindirilmeye muhtaçlık veya yaşlılık gibi durumlarda koruma sağlayan sosyal güvenlik yardımlarından
ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkını tanır ve gözetir
.

Örnek olayımza tam da uyuyor değil mi??
Peki Türkiye hem AB üyeliği için yüzlerce (500+) yasasını 10 “AB Uyum Paketi” (!?) ile değiştirdi ve yukarıya alınan hükümleri iç hukukuna aktardı da neden uymaz??

Madde 35    : Sağlık hakkı 

Herkes, ulusal hukuk ve uygulamalar uyarınca koruyucu sağlık hizmeti alma
ve tıbbi tedaviden yararlanma hakkına sahiptir. Birliğin tüm politikaları ve eylemlerinin tanım ve uygulamasında, daha üst düzeyde bir insan sağlığı koruması hedeflenir.

Md. 35 de yeterince net değil mi?? “ulusal hukuk ve uygulamalar uyarınca” dendiğine  göre, yukarıya aktardığımız üstün hukuk normu Anayasa md. 60 ne anlama gelmektedir, nasıl yorumlanacaktır?

Bitmedi                              :

İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi

Md. 3-Sağlık Hizmetlerine Erişimde Adalet
Taraflar, sağlık gereksinimleri ve var olan kaynakları dikkate alarak, kendi yasal yetkileri kapsamında, uygun nitelikteki sağlık hizmetlerinden adil bir biçimde yararlanılmasını sağlayacak uygun önlemleri alacaklardır. (5013 sayılı yasa, 9.12.03 tarih ve 25311 sayılı RG)
  • “Boşunadır yasalar; herkesi eşit olarak bağlamıyorsa. Boşunadır yasalar;
    toplumda 1 tek kişi bile ceza almadan onları çiğneyebiliyorsa.. ”
    Denis DİDEROT / [ Düşünceler, 1774 ]

Diderot üstadın 238 yıl önce yazdıklarını bir yana koyalım;
TBMM’den geçen uluslararası metinlerin anayasal üstünlüklerini görelim :

Anayasa md. 90 / son fıkra :

  • “.. TBMM tarafından yöntemine uygun olarak kabul edilmiş uluslararası anlaşma ve sözleşmeler yasa gücündedir.. Bu uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin anayasaya aykırılığı ileri sürülemez..  Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Tüm bunların ışığında Türkiye, “hukuk devleti” olmanın / olmamanın neresinde ??

Hele hele son 10 yılda bir yandan bu metinleri TBMM’den geçiren ama öte yandan da apaçık, pervasızca çiğneyen bir siyasal anlayış ve kadro için ne söylenebilir ??

Sağlık hakkı için de örgütlenerek hukuksal savaşım vermek gerekir..
Yargıda iç hukuk / iç hukuka mal olmuş kaynaklar ile birlikte bağlayıcı uluslararası metinleri de ısrarla dayanak olarak ileri sürmek gerekiyor..

Daha kapsamlı bir çalışmayla ek mevzuat kuralları da bulunabilir..
Eldekiler yetersiz mi??

Bir de SAĞLIK KOOPERATİFLERİ‘ni tartışsak keşke…

Sevgi ve saygı ile.
26.12.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

ATATÜRK’e Göre Yasa Koymak…


Dostlar,

Mustafa Kemal Paşa salt bir asker ve pragmatik bir uygulama adamı değil.

Yer yer derinlemesine bir düşünür de..

Yaşamın hemen her alanına ilişkin son derece yerinde değerlendirmeleri var..

Yasama işlemi ve bu önemli sürecin yüklenicilerie ilişkin, bu kişilerin sahip olması gereken niteliklere ilişkin irdelemesi bir hukuk felsefesi kitabında rahatlıkla yer alabilecek klasik bilgi niteliğinde.

Aslında bu sözleri yazıp altına da örn. bir yabancının adını koysak, hemen peşin kabulle onaylamaya ne denli yatkınızdır değil mi?

Atatürk söylediğinde neden birileri dudak büker, anlamak zordu.

Koşullanmalar ve her türlü bağnazlık (fanatizm) özgür aklın bağlarıdır.

Şimdi, koşullanmadan bakalım Mustafa Kemal Paşa bu bağlamda ne söylemiş ??

ATATÜRK’e Göre Yasa Koymak…

Günümüz Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın

    “Bundan böyle hastalar müşteri olarak kabul edilecek ..”

veciz sözünün (!) (26.07.03, Milliyet) Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce ATATÜRK ile ne denli ters düştüğünü not etmek gerekir.

IMF-DB güdümünde ulusalcı olmayan sağlık politikalarını ulusa dayatmak için TBMM’de yürütülen yasama işlemi ne denli soylu, etik acaba ??

Büyük Atatürk‘ün Cumhuriyetimiz daha 2 yaşını doldurmadan, 1925’te Ankara’da bir “Hukuk Mektebi” (günümüz Hukuk Fakültesi) açısşı da düşünceden eyleme somut adım değil mi?

Üstelik Mustafa Kemal Paşa, bu Mektebin açılışında yaptığı konuşmada, o ana dek hiçbir etkinlikte o denli heyecen ve mutluluk duymadığını vurgulamıştı :

    * “Cumhuriyetin yaptırımı olacak bu büyük kurumun açılışında duyduğum mutluluğu hiçbir girişimde duymadım ve bunu açığa vurmakla ve belirtmekle hoşnutum.”

Son olarak, Büyük Fransız Devriminin düşünsel emekçilerinden Diderot‘dan 2 alıntı yapmak istiyoruz.. Dikkat buyurulsun, tarih 1774’tür.. Fransız Devrimi’nden 15 yıl, günümüzden ise tam 238 yıl öncedir!

Eski Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın,

    “Anayasayı 1 kez delmekle birşey olmaz.”

sözü dehşet vericidir!

Benzer biçimde Başbakan R.T. Erdoğan’ın “TÜBİTAK Başkanını ‘1 kezlik’ kendisinin atamak isteyişi” de aynı biçimde çok ağır hukuk çiğnemidir (ihlal).

Diderot’nun 238 yıl önce bile günümüz tepe yöneticilerinden öte bir hukuk anlayışına, saygısına sahip olduğu görülüyor..

Şanlı 1789 Fransız Devrimi’ni bu 1. sınıf kadro hazırlamadı mı?

Sonuç :

Hukuk sistemi yaz boz tahtası olmadığı gibi, birilerinin oyuncağı ve kişisel hesaplarının basit aracı hiç değildir!

Anayasa’nın 67. maddesinde yapılmak istenen değişiklikle yerel seçimleri yalnızca 5 ay öne çekebilme amaçlı “istisna” hükmü koyma girişimi hukuk düzenine karşı büyük bir saygı kusurudur. Hukukun kalıcı, istikrar sağlayıcı normatif dokusuna güveni sarsacak son derece ciddiyetsiz bir girişimdir.

    Anayasa md. 67/son : (Ek: 3/10/2001-4709/24 md.) Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.

Denis Diderot’nun 238 yıl önce yazıp DÜŞÜNCELER adlı yapıtında yazdıklarının bile çok çok gerisindedir.

En açık terimiyle çağdışıdır..

Hadi AKP’yi anladık, tek adamın güdümünde sosyal psikolojik bağlamda “sürü psikolojisi” egemendir..

Ya MHP??

Geleneksel işlevi mi acaba??

Yazınımızdaki (Edebiyatımızdaki) ünlü deyimi ile “mutada inkiyad” ile mi gene ??

Yazık, çok yazık ülkeye..

Son sözü Atatürk’ün yakın dostu, ünlü ÇANKAYA kitabı yazarı Falih Rıfkı Atay’a bırakalım.. Tam da durumumuzu betimliyor..

Sevgi ve saygı ile.
15.10.12

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net