Darwin’in Evrim Kuramı Nedir?

Darwin’in Evrim Kuramı Nedir?

Darwin_Evrim

Bilimin hiçbir alanının olmadığı gibi, Evrim Teorisi (Evrimsel Biyoloji) de statik bir çalışma alanı değildir. Sağlam temellere dayanan kuramsal altyapısı 1859′da
Charles Darwin’in tam adı “Doğal Seçilim Yoluyla oluşan Türlerin Kökeni”  olarak bilinen kitabı yayınlamasıyla inşa edildi.

Ancak o yayınla sonlanmadı, hatta o kitap, devasa bir patlamanın ilk kıvılcımından ibaretti. İlk kıvılcım olması bakımından müthiş öneme sahiptir; ancak bu alanın yarattığı asıl önemli bilimsel sonuçlar ve bilimde açılan çığırlar bakımından o denli de
önemli değildir; o zamandan bu yana çok fazla şey keşfettik.

Darwin’in birkaç noktadaki hatasını (özellikle popülasyonların sayısal genişlemesi ve genetik gibi konulardaki hatalarını ve bilgisizliklerini) düzelttik ve genişlettik.
Bunun dışındaysa, Darwin’in açtığı kapı, evrimsel biyolojiye her zaman temel olarak kaldı ve olasılıkla hep de öyle kalacak.

O zamandan bu yana Evrim Teorisi’yle ilgili birçok yeni açıklama getirildi, geçerli bir kuram olduğu matematiksel olarak kanıtlandı, bilgisayar modelleriyle doğrulandı,
elimizi değdiğimiz her türde gözledik, bütün fosiller evrimsel süreci onayladı, karşılaştırmalı anatomi, morfoloji, genetik sahalarındaki çalışmalar bir bütün olarak evrimsel süreçleri tam da kuramın öngördüğü biçimde doğruladı ve daha nicesi…
Bu yolda yepyeni deneceler (hipotezler) ileri sürüldü, kimileri çok güçlü biçimlerde doğrulanarak (veya hala yanlışlanamayarak!) kuramın güçlü bir parçası durumuna geldiler, kimileri çürütüldü ve unutuldu.

Tüm bu baş döndürücü gelişmeler, bulgular, kanıtlar ve araştırmalar göz önüne alındığında, Darwin’in Evrimle ilgili çizdiği çerçeve son derece basit ve yalın kalmaktadır. Evrimin özünü anlamak ve anlatmak bakımından halen çok değerlidir;
ama fakat evrimsel biyolojiyi Darwin’den ve O’nun ileri sürdüğü biçimiyle
Evrim Kuramı’ndan ibaret görmemiz olanaksızdır. Yine de amaç yalın bir anlatımsa,
1982’de büyük evrim biyologu Ernst Mayr‘ın özetlediği biçimiyle, 5 temel nokta üzerinden Darwin’in ilk ileri sürdüğü Evrim Kuramı irdelenebilir:

1- Evrim, tek başına ele alındığında, bir organizmanın soy hattının zaman içinde değişimidir. Bu fikir, Darwin’e ait değildir ve Milattan Önce yaşamış filozoflara dek
gider. Ancak Darwin, bu görüşe yönelik, doğadan bizzat topladığı, değerlendirdiği ve
izah ettiği, karşı konulamayacak miktarda kanıt sunmuştur. Öyle ki, o zamana dek böyle bir şeyi aklına bile getiremeyecek ve tüm türlerin sabit olarak yaratıldığını veya
var oluverdiklerini düşünen binlerce biyolog, kanıtları incelemeleri sonucu yalnızca birkaç yıl içinde Evrim Kuramı’nın doğadaki değişimi net bir biçimde açıkladığını kabul etmişler, fikirlerini değiştirmişlerdir. 1880’lerden bu yana bilim camiası, Evrim Kuramı üzerinde tam bir fikir birliği içindedir (tüm biyologların %99’undan çoğu, tüm bilim  insanlarının %90’ından çoğu Evrim Kuramı’nı kabul etmektedir; Türkiye’de bu oran, ne yazık ki, %50 dir).

2- Darwin’in ileri sürdüğü “ortak ata” fikri, Lamarck’ın ileri sürdüğü
Evrim Kuramı’ndan köklü bir biçimde farklıdır.

Darwin, türlerin ortak atalardan farklılaşarak evrimleştiğini ve tüm türlerin tarihin derinliklerinde mutlaka ortak atalarda buluşmak zorunda olduğunu ileri süren ilk kişidir. Kendisi, bütün yaşamın tek ve dev bir Evrim Ağacı olarak değerlendirilebileceği görüşünü bilime kazandırmıştır. Böylece Lamarck’ın ve diğerlerinin düşündüğünün aksine, birbirinden bağımsız olarak farklılaşan soy hatlarının değil, birbirine sıkıca bağlı olan soy hatlarının evrimleştiği anlaşılmıştır.

Yakın akrabaların ortak atası tarihte günümüze daha yakın zamanlarda, uzak akrabaların ise daha eski zamanlarda yaşamıştır. Örneğin, kardeşinizle olan ortak atanız olasılıkla hala yaşamaktadır (anneniz ve babanız), birinci derece kuzeninizle olan ortak atanız yaşıyor veya birkaç yıl önce yaşamış olabilir (büyük aileniz), tüm insanların Neandertaller ile ortak atası 500 bin yıl kadar önce yaşamıştır, insan ile şempanzenin ortak atası ~ 6 milyon yıl önce yaşamıştır; ancak insan ile papatyanın ortak atası 2,5 milyar yıl kadar önce yaşamıştır.

3- Kademeli evrim, Darwin’in Evrim Teorisi’nin köşebaşı taşlarındandır. 

Günümüzde “adaptasyon” olarak bilinen bir evrimsel biyoloji ekolü, halen Darwin’in
bu görüşünü savunmaktadır ve halen en güçlü açıklama budur. Bu görüşe göre var olan, var olmuş ve var olacak bütün canlıların, her bir özelliği, basit ve ufak adımlardan geçerek evrimleşmiştir. Bu görüşe göre Evrimde sıçramalar olmaz, bir özellik birdenbire var olamaz. Buna yönelik seçenek kuramlar, Evrimde asıl karakter oluşumunun,
birden sıçramalar ve çok hızlı Evrim dönemlerinden (Kambriyen Patlaması gibi)
geçerek evrimleştiğini ileri sürer. Bu tartışma halen sürse de, Kademeli Evrimin her türün en azından çoğu özelliğini oluşturan süreç olduğu düşünülmektedir. Sıçramalı evrim,
daha özgül özelliklerin oluşumunda işe yarıyor olabilir.

4- Popülasyon içi karakter dağılımının değişimi, Darwin’in Evrim Teorisi’nin temellerini oluşturmaktadır. Bu keşfi, ölümünden yalnızca birkaç on yıl sonra genetiğin keşfi ve bu keşfin de Evrim Teorisi’ni %100 doğrulaması sonrası, “Popülasyon Genetiği” denen bilim dalının doğmasını sağlamıştır.

Darwin, birçok bilim dalında yapılan sayısız devrimin başlangıcında yer almaktadır ve popülasyon genetiği de bunlardan birisidir. Ayrıca Darwin’in teorisini özel ve farklı kılan da budur. Bu keşfe göre, bir türün popülasyonu içindeki özgül (spesifik) karakterlerin
(örn. boy uzunluğu, boyun kalınlığı, vb.) görülme sıklığının kuşaklar içindeki değişimini gözlemek, kaçınılmaz olarak Evrimi gözlediğimiz anlamına gelir. Bir bireyin ömrü içinde yaşanan değişimlerin hiçbiri Evrim değildir, Gelişimdir. Ancak bir popülasyonun kuşaklar boyunca geçirdiği bütün Değişimler, Evrimsel değişimler olmak zorundadır. Dolayısıyla gen ya da karakter frekansları (görülme ve dağılım sıklıkları) değişiyorsa, evrim var demektir.

5- Evrimin ana mekanizması Doğal Seçilim‘dir

Her nesilde doğan yavrular, ebeveynlerinden birazcık farklı özelliklere sahiptirler.Bu özelliklerin bazıları, bazı bireylere dezavantaj sağlarken, bazı diğer özellikler bazı diğer bireylere hayatta kalma konusunda avantaj sağlar. Avantajlı olanlar daha fazla hayatta kalır, daha kolay ürer ve kendilerini avantajlı kılan genleri gelecek nesillere daha çok aktarırlar. Böylece popülasyon ve nesil bazında baktığımızda, avantajlı özellikler sayıca artar, dezavantajlı özellikler giderek azalır. Bu (raslantı – eleniş) mekanizmasına
Doğal Seçilim denir. Bu tür seçilim sonucu evrimleşen bütün özelliklere adaptasyon denir.

Doğal Seçilim ve ona bağlı olarak geliştirdiği tüm bu fikirler, Darwin’in tkuramını güçlü kılmaktadır. Darwin’in bu temelleri ileri sürmesinden beri birçok gelişme yaşanmış,
çok daha teknik ayrıntılar aydınlatılmış, çeşitliliği yaratan 20’ye yakın mekanizma,
seçilime neden olan 5 farklı mekanizma keşfedilmiştir.

Darwin çeşitlilik mekanizmalarının hiçbirinden haberli değildi, çünkü genetik henüz bilinmiyordu. Ancak seçilim mekanizmalarının neredeyse hepsini tam isabetle tanımlamayı başardı. Ondan sonraki 150 yıl boyunca, bu mekanizmaların her birine yüzlerce türden örnekler keşfedildi. Bu örneklerin ayrıksız (istisnasız) hepsinde,
kuşaklar boyunca değişim gözlenebildi. Böylece ufak değişimlerin birikerek büyük değişimlere neden olacağı da gösterilmiş oldu. Uzun dönem laboratuvar deneyleriyle
bu gözlemler denetimli (kontrollü) ortamlarda da yinelenerek bire bir doğrulandı.
Hatta Evrimsel Biyolojinin bu temelleri, biyolojinin sınırlarını aşarak ekonomi, politika, mimarlık ve mühendislikte kullanılmaya başlandı ve aynı derecede başarılı sonuçlar
elde edildi.

Evrim, bir bütün olarak, doğanın her köşesinde gözlendi ve gözlenmeye devam ediyor. Gerçekten de biyolojik olarak var oluşumuzu bu denli net olarak açıklayabilen
bir kurama sahip olduğumuz için insanlık olarak çok şanslıyız. Şimdi önemli olan,
bu kuramı kullanarak Doğayı çok daha iyi anlayabilmek, onu korumak ve onu kullanarak çok daha büyük atılımlara imza atmak.
______________
Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
Kaynak: Evolution, Douglas Futuyma (syf. 7-8)

===============================

Dostlar,

Dünyayı gene BİLİM kurtaracak…
Her yerde, her zaman BİLİM…

Darwin‘e sonsuz selam…

Darwin’in tezleri artık “Evrim Kuramı” olarak bilim dünyasında tam kanıtlanmış durumda,
bütün görkemiyle önümüzde…

Öğrenilmeyi, anlaşılmayı ve gönülleri – akılları aydınlatmayı bekliyor..

Dosyayı bizimle paylaşan Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan‘a çoook teşekkür ediyoruz.

Aşağıdaki görseli de arşivimizden biz ekliyoruz..

Arnold_Toynbee_Darwin_tavuk_toplum

Sevgi ve saygı ile.
26.03.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Sorgulanamayan İnançlar Neye Mal Oluyor?


Dostlar
,

Sayın Prof. Coşkun Özdemir, uluslararası bilimsel üne sahip bir tıp doktorudur ve bizim de İstanbul Tıp Fakültesi’nden hocamızıdır.. Sonraları ise onur duyduğumuz dostu ve savaşım arkadaşı.. Halen Kasder (Kas Hastalıkları Derneği) başkanı ve İstanbul’da emeklilik sonrası 15 yılı aşan bir süredir bu zor hastalığın kurbanlarına karşılıksız hizmet vermekte.. Çoook nitelikli emeği ve 60 yıllık hekimlik birikimiyle.
Yeşilköy’deki alçakgönüllü kiralık binada..

İstanbul Büyükşehir belediyesi her yıl taciz ediyor kira sözleşmesinin yenilenme(me)sinde.. Oysa belediyenin, kamu yararına çalışan bu tür dernek – vakıflara kendiliğinden destek olması gerek yasası gereği (5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, md. 24/n).

Yandaş cemaat dernek – vakıflarına her türlü belediye olanağı cömertce (!?)
peş keş çekilirken, Coşkun Hocanın derneğine gerçek bedelle kiralanan binanın her yıl boşaltılması baskısı yapılıyor.. Hem taciz hem de yandaşlara ikram borcu / iştahı!?

Bu sitede, sık olmasa da, elimize geçen yazılarına sevinçle yer veriyoruz.
(http://ahmetsaltik.net/2013/08/29/akp-milletvekillerine-2/, 29.8.13;
http://ahmetsaltik.net/2013/09/13/kas-hastaliklari-dernegine-destek-olalim/, 13.9.13)

85’e dayanan kronolojik yaşına karşın, O, Cumhuriyet’in Büyük Atatürk‘ün Cumhuriyeti kutsal bir emanet bıraktıklarından -Türk Gençliği’nden- sayıyor pek haklı ve gururlu olarak..

21 Ekim 2013 günlü Cumhuriyet’in 2. sayfasında yer verilen 2 makale de hekimlere ait..
Dostluklarından övünç duyduğumuz Cumhuriyet Devrim’inin ürünü 2 hekim hocaya..
Onlar (Prof. Coşkun Özdemir ve Prof. Çağatay Güler) Büyük Atatürk‘ün

“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz..”

buyurduğu ulusumuzun hekimlerinden..
(Prof. Güler’in sitemizde yer alan 2 yazısı için lütfen tıklayınız :
– http://ahmetsaltik.net/2013/10/22/nefret-etsinler-ama-yeter-ki-korksunlar/, 22.10.13
–  http://ahmetsaltik.net/2013/10/09/yoksul-ve-kor-bir-halk-saglikcisi/, 9.10.13)

Sevgi ve saygı ile.
22.10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==========================================

Sorgulanamayan İnançlar Neye Mal Oluyor?..

portresi
Prof. Coşkun ÖZDEMİR

“Türkiye’de bilgi ve yeteneklerle ilgisi olmayan bir politik yazın ortamı var. Çerçevesini politik kavgalar ve cehalet saptıyor. Gelişmiş ülkelerde entellektüel söylem,
politik söylemi etkileyebilir. Türkiye’de bu olası değil.
İslam potası içinde bir politik kültür çöküntüsü içindeyiz.”

Kurtuluş savaşımızın kahramanlarından Rauf Orbay saltanatın kaldırılmasına karşı çıkmış, “Boğazımdan saltanatın lokmaları geçmiştir. Yok edilmesine razı olamam.” demiştir. Mustafa Kemal’in silah arkadaşları Keçiören’de O’nu sorguladılar:

“Senin Cumhuriyet ilan edeceğin söyleniyor. Bu doğru mu?” diye.

Kaygılıydılar bu inanç sahibi kahramanlar. Mareşal Fevzi Çakmak
Köy Enstitülerine karşı durdu
Nâzım Hikmet’in 30 yıl mahkûmiyetini onayladığı gibi. dini bütün bir muhafazakârdı Atatürk’ün yanı başında yer alan mareşal. DP iktidarının ilk icraatı Arapça ezanı geri getirmek olmuştur. İnançlara saygılıydılar,
sandık demokrasisi başlamıştı. Demirel, sağcı ve solcu çocuklar sokaklarda birbirini vururken “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” diye televizyona çıkıp
her türlü şiddeti kınamayı reddetmiştir.

İnanç sahibiydi o günün başbakanı. Darbeler geldi sol akımlara karşı, yeşil kuşak
(green belt) teorisinin etkinlik kazandığı ortamda. Sömürüye, emperyalizme karşı çıkan solcu gençleri asmayıp beslemek olmazdı. Asıldılar birer birer bu yiğit çocuklar. Nakşibendi kimlikli Özalın ardından Erbakan şeriat özlemi içinde

Olacak ama bakalım kanlı mı kansız mı?” diyordu.

Nihayet en radikal inanç sahipleri geldi iktidara. Liderleri,

  • “Cumhuriyet dönemi sona ermiştir artık, topluma İslami esaslar
    egemen olacaktır, İslama aykırı yasalar kaldırılacaktır,
    halk onaylarsa laiklik elbette kalkacaktır.” 

diyorlardı.90 yıllık cumhuriyet dönemi artık sona ermeliydi.

AKP iktidarı müziğin her türlüsünü günah sayan, örtünmeyen kadınları fahişe olarak damgalayan, İslami bisiklet ve İslami teknoloji yaratmayı amaçlayan muhteşem (!) profesörler yetiştirdi. Bir emekli profesör de rüyasında Nakşibendi şeyhini görüp bakanlığa, ciddiye alınarak işlem gören ve şeyhin ikazlarını içeren yazı yazdı.

Laikleri şişe geçireceğim; anlayacaklar laikliğin faziletini.”
Elin o…su bile kalkıp laikim diye çalım satıyor..
” diyen ajans müdürlerimiz oldu.

Üniversitelerimizde laikliğe, aydınlanmaya (akla da diyebiliriz), Darwin’e karşı
çok sayıda Prof. unvanlı öğretim üyemiz var. Diyanet işleri başkanı faylardan söz eden bilim insanlarını eleştirerek “Fizik söylüyorsunuz, hani söylemlerinizde metafizik nerede, Tanrı depremle kulları için bir sınav yapıyor..” buyuruyor.

Diyanet İşleri başkanı, İzmir’in irfan noksanlığını ele aldığı gibi henüz dünya bilim âleminde kabul görmemiş kök hücre tedavisi konusunda da fetva veriyor ve inanç sahibi hâkimlerimizle (kararı mahkeme veriyor) birlikte Sağlık Bakanlığı ve yerli bilim insanlarını aşarak bu tedavinin uygulanmasını sağlıyor. Güçlü inanç sahipleri
Türkiye’yi bir darül harp bölgesi olarak ilan ediyorlar.

Türbanlı iki genç kızımız Atatürk’ü değil Humeyni’yi sevdiklerini söyleyerek
dinlerini yaşamayı özgürlük ve bağımsızlıktan çok daha üstün tuttuklarını,
sömürgede bu olasılığın daha yüksek olabileceğini bildiriyorlar.

Bir başka genç kızımız “7.4 yetmedi mi siz inançsızlara?” diye soruyor açtığı pankartla.

Ergenekon ve Balyoz davalarında yüzlerce gazeteci, öğrenci, bilim insanının tutukluluk ve mahkûmiyet kararlarında sorgulanamayan güçlü inançların önemli
rol oynadığı sanırım yadsınamaz (eski Genelkurmay başkanına verilen
müebbet hapis cezasını az gören savcı
yı hatırlayınız).

Bir Başbakan’ın “Dindar ve kindar gençler yetiştireceğiz” deyişini de
başka türlü açıklayamayız. Ülkemizin yüzakı iki büyük hümanist eğitimci ve sanatçısı
Türkan Saylan ve Fazıl Say’ayöneltilen küfür ve karalamalarına da başka bir yorum getiremezsiniz.

Ekranlarda boy gösteren ve milyonlara “çalışan kadın ailesini dağıtır, eş yok eşitlik yoktur, hamile kadının sokaklarda görünmesi terbiyesizliktir..” diye öğüt veren muteber (!) konuşmacıya ne diyelim?

Müslüman kardeşler liderlerinden Seyyid Kutuptan (Allah’ın nizamını gaspeden demokrasidir) ilham alan inançlı İslamcılarımız da yakında
kahrolsun demokrasi” diye pankart açtılar.

Saçlarının teli görünürse günah olacağına inanan genç kızlarımız (kim bilir ne güzel saçları vardır) türban özgürlüğü (!) ile büyük sevinç yaşayıp Erdoğan’a teşekkür ettiler. Ama bu kızlar, bu inanç önceliği ve iktidar politikaları yüzünden kamplara bölünmüş, bilimden, sanattan uzaklaştırılmış iç karartıcı memleket manzaralarını göremiyor, fark edemiyorlar. Türban devrimi (!) her şeyi unutturuyor. Onlarla birlikte ülkeyi yöneten ve onun yazgısına egemen olanlar inançlara dayalı politikalarını yürütürken geçmişin akla, felsefeye öncelik veren İslam bilginlerini, akademi kuran
El-Memun’u, İbni Rüşt ve İbni Haldun’u, İbni Sina’yı hatta C. Şengör’ün
ısrarla anlattığı Fatih Mehmet’i okumuyor, anlamıyor ya da umursamıyorlar.

Bugün ülkemizde farklı bir İslam, farklı bir Kuran yorumu yapan ilahiyatçılar var.
Onlar da göz ardı ediliyor.

Soru soran doğruları, iyiyi güzeli arayan insanlar için birbirinden aydınlatıcı yazılar yazan bir bilge insan Doğan Kubanı da okumadıklarına eminim.

Gözlerini, yurtseverler için kahredici gerçeklere kapayıp kayıtsız şartsız
AKP’nin ileri demokrasi masalını övenler,
Nagehan ve Nazlı’lar, Türköne’ler, Metiner’ler vb. ekran gülü ayrıcalıklı konuşmacılar da okumaz O’nu.

Bakınız ne diyor son yazısında Kuban:

Türkiye’de bilgi ve yeteneklerle ilgisi olmayan bir politik yazın ortamı var.
Çerçevesini politik
 kavgalar ve cehalet saptıyorGelişmiş ülkelerde entellektüel söylem politik söylemi etkileyebilir. Türkiye’de bu olası değil.

İslam potası içinde bir politik kültür çöküntüsü içindeyiz.”

Son Söz                   :

Toplumsal bilinç temel insan haklarına, laiklik ve aydınlanmaya göre biçimlenmemişse orada demokrasi gelişemez, hukuk var olamaz ve çalışamaz.

DOLAR MİLYARDERİ SAYISINDA DÜNYADA 6. yız : Vahim Tablonun Anatomisi

Dostlar,

Sayın Prof. Ali Ercan hocamızın nefis bir irdelemesini paylaşmak istiyoruz.

Biz de Ankara Üniv. Tıp Fakültesi’nde Sağlık Ekonomisi, KüreselleşTİRme,
Sağlığın Sosyo-Ekonomik-Ekinsel Belirteçleri, Sosyal Tıp, Nüfus Planlaması … gibi derslerimizde benzer verileri işliyoruz. Sağlık – YOKSULLAŞTIRMA arasındaki neden-sonuç ilişkilerine değiniyoruz.

Sayın Ercan’ın ülkemizdeki bu olağanüstü bozuk gelir dağılımı ve kokuşma (corruption) tablosunu küresel finans sistemine tam eklemlenmemize bağlamasına ek olarak 5 noktada katkımızı dikkatinize sunmak isteriz :

1. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, 4.3.13 günü (dün) basın açıklamasında ülkemizin 13 bin $ / kişi / yıl ulusal gelir rakamını aşmak üzere olduğunu ve
dünyanın Zenginler Kulübüne katılacağımızı muştuladı (!).. Acı acı gülümsedik..

2. 1950’lerde DP Başbakanı Adnan Menderes, “Her mahallede 1 miyoner yaratacağız!” buyurmuşlardı. Soylu (necip) halkımız umutlanmış ve “O milyoner
ben olur muyum?” ham hayaline kapılmıştı. Ülkeye Utarit’ten, Neptün’den..
karşılıksız kaynak yağmayacağına göre, aslında Menderes, “Mahalle halkını yoksullaştıracak; bir adamımızı milyoner edeceğiz!” demek istemişti.
Öyle de oldu.. Ülkemizde gelir dağılımı giderek adaletsizleşmeye başladı..
Menderes ekonomiyi batırdı ve IMF’den fahiş borçlar aldı çok ağır bedellerle..

3. 80+ milyon nüfuslu ülkemizde en varlıklı 100 (yüz) seçkin (Elit!) 95 milyar $ servete sahip. Geçtiğimz yıl yaklaşık 800 milyar $ toplam ulusal gelir sağlandı (GSMH).
Bu rakamın % 12’sinin, ya da 8’de 1’inin en varsıl (zengin) 100 Türk’ün (Homo eliticus) kasasında olduğu anlaşılıyor.. 100 seçkinin tepedeki 35’i ise Dolar Milyarderi.
Bu 35 “Homo Supraeliticus” ise 55+ milyar $ servete sahip. Ulusal gelirin %7’sini
35 “Türk büyüğü” yönetmekte.

4. BM Kalkınma Programı (UNDP) verilerine göre; 1996’da 358 olan $ milyarderi sayısı 2012’de 1230 oldu! Bunların servetlerinin toplamı, yeryüzü nüfusunun
yoksul yarısının yıllık gelirleri toplamına eşit!

1 dolar milyarderi = 1 Milyon yoksul !

3_elit_48_ulke

  • Küreselleşme = Yeni emperyalizm $ milyarderi üretiyor !?
  • Homo eliticuslar ve de homo insectus’lar…
  • Darwin, böylesi bir Küresel Evrimi (!) öngörememişti..

Son bir ekleme             :

Bunlar “kayıt içi” olanlar.. Ekonominin % 44’ünün kayıt dışı olduğu ülkede..
Bir de “Yeşil sermayemiz“, MÜSİAD’ımız var.. Geçen ay işletmesi 25 yıllığına
ihale ile devredilen otoyollar-Boğaz köprüleri.. konusu.. Başbakan RT Erdoğan‘ın birden bire “vatanseverliği” kabardı.. Rakamı (6,7 milyar $) düşük buldu ve ihaleyi
iptal etti.. İhaleyi alan 3’lü konsorsiyumu beğenmedi sanırız.. Bakalım kimler alacak
yeni ihaleyi.. Sanki geçmişteki “talan” ihaleler (arşivlerde rakamlar ve ihaleler duruyor..) vatana ihanet değildi ?? CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu tek tek açıkladı ve sordu bu soruyu geçen hafta..

Tek bir örnek : Balıkesir SEKA 50 milyon $’a haraç mezat satıldı; mahkemenin atadığı bilirkişi 1,2 milyar $, tam 44 katı gerçek bedel saptadı!

İşte bu servet, Ali hocanın vurguladığı üzere, hırsızlık ya da rüşvet ile yapılıyor
çok büyük ölçüde.. Matematik öyle söylüyor..

Böylelikle Demokrasimiz (Halk yönetimi) Plütokrasiye (Zenginlerin yönetimi) ve

“Helal kazanç” da kleptokrasiye (çalanların-hırsızların yönetimi) evrilmekte..

Tam da bu sıralarda Başbakan RT Erdoğan “Dindar nesil” yetiştireceğiz buyuruyor..

Siz de buyurun bu şifreyi çözün..

Sevgi ve saygı ile.
5.3.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================

DOLAR MİLYARDERİ SAYISINDA DÜNYADA 8. yiz !!

 
 
Forbes dergisinin geleneksel Türkiye’nin en zenginleri listesinin 2012 güncellemesi açıklandı.

Listedeki 
dolar milyarderi sayısı bu yıl 35 oldu. En varsıl (zengin) 100 Türk’ün
toplam serveti 95 milyar $!
 Türkiye’nin $ milyarderleri listesi şöyle…..
  1. Hüsnü Özyeğin,  Fiba Holding,  3,0 milyar $, Yaşı: 67
  2. Mehmet Emin KaramehmetÇukurovaHolding2,9 milyar $,Yaşı:67 
  3. Murat Ülkeri Yıldız Holding 2,8 milyar $,  Yaşı: 52
  4. Ferit ŞahenkDoğuş Holding, 2,6 milyar $,  Yaşı: 47
  5. Semahat ArselKoç Holding, 2,6 milyar $,  Yaşı: 83
  6. Rahmi KoçKoç Holding, 2,5 milyar $,  Yaşı: 81
  7. Filiz ŞahenkDoğuş Holding, 2,4 milyar $,  Yaşı: 45
  8. Şarık Tara, Enka İnşaat, 2,3 milyar $,  Yaşı: 81
  9. Suna Kıraç, Koç Holding, 2,2 milyar $,  Yaşı: 70
  10. Ali AğaoğluAğaoğlu İnşaat, 2,1 milyar $,  Yaşı: 58
  11. Erman Ilıcak, Rönesans İnşaat, 2,0 milyar $,  Yaşı: 44
  12. Kamil Yazıcı, Yazıcılar Holding, 1,8 milyar $,  Yaşı: 83
  13. Ahmet Nazif ZorluZorlu Holding, 1,4 milyar $,  Yaşı: 67
  14. Mustafa Latif Topbaş, BİM, 1,4 milyar $,  Yaşı: 67
  15. Tuncay ÖzilhanAnadolu Endüstri Holding, 1,4 milyar $,  Yaşı: 64
  16. Ahmet Çalık, Çalık Holding, 1,3 milyar $,  Yaşı: 53
  17. Ahsen Özokur, Yıldız Holding, 1,3 milyar $,  Yaşı: 61
  18. Ali Metin Kazancı, Kazancı Holding, 1,3 milyar $,  Yaşı: 77
  19. Deniz ŞahenkDoğuş Holding, 1,3 milyar $,  Yaşı: 66
  20. Bülent Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Holding, 1,2 milyar $,  Yaşı: 62
  21. Aydın DoğanDoğan Holding, 1,1 milyar $,  Yaşı: 75
  22. Faruk Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Holding, 1,1 milyar $,  Yaşı: 57
  23. Nihat ÖzdemirLimak İnşaat, 1,1 milyar $,  Yaşı: 61
  24. Sezai Bacaksız, Limak İnşaat, 1,1 milyar $,  Yaşı: 62
  25. Sinan Tara, Enka İnşaat, 1,1 milyar $,  Yaşı: 53
  26. Mehmet Nazif Günal, MNG Holding, 1,0 milyar $,  Yaşı: 64
  27. Mehmet HattatHema Endüstri, 1,0 milyar $,  Yaşı: 66
  28. Mehmet Rüştü BaşaranHabaş, 1,0 milyar $,  Yaşı: 65
  29. Murat Vargı, MV Holding, 1,0 milyar $,  Yaşı: 64
  30. Mustafa KoçKoç Holding, 1,0 milyar $,  Yaşı: 51
  31. Mübariz GurbanoğluPalmali Denizcilik, 1,0 milyar $,  Yaşı: 43
  32. Suat GünselYakındoğu Üniversitesi, 1,0 milyar $,  Yaşı: 59
  33. Suzan Sabancı Dinçer, Sabancı Holding, 1,0 milyar $,  Yaşı: 46
  34. Şevket Sabancı, Esas Holding, 1,0 milyar $,  Yaşı: 75
  35. Turgay Ciner, Park Holding, 1,0 milyar $,  Yaşı: 55
       Ülkeler    Milyarder   10 milyonda
                      sayısı                          
  1. USA       425       13,5………1
  2.  Russia    96         6,9………3
  3.  China     95          0,7
  4.  Germany 55          6,6……..4
  5.  India      48          0,4
  6.  UK         37          5,3………5
  7.  Brazil     36          2,0
  8.  Turkey    35          4,2………6
  9.  Canada   25          7,1………2
  10.  Japan      24          4,1
Değerli arkadaşlar,

Dünyada dolar milyarderleri listesinde Türkiye 35 milyarderle ilk 10 ülke arasında.
Buna sevinmek mi gerekir yoksa üzünmek mi gerekir, yanıtı size bırakıyorum.
Bence bu durum Türkiye’nin küresel finans sistemine tam anlamıyla entegre ve
teslim olduğunun bir göstergesidir. Yeterince üretmeden borç alarak ve
yaşam kaynaklarını satarak geçinen bir ülkede, vurguncu piyasa sistemini kontrol eden sermayenin böyle tavan yapmasının başka açıklaması olamaz.  
Tüm Dünyada 1230 dolar milyarderi var. Kabaca dünyadaki her 10 milyon kişiye
1,76 dolar milyarderi 
düşüyor. Türkiye’de bu rakam 4,2 yani dünya ortalamasının
2,4 katı. 
Bu da Türkiye’deki gelir dağılım adaletsizliğinin çok açık bir kanıtıdır..
Örneğin, nüfusu Türkiye nüfusunun 1,5 katı olan Japonya’da kişi başına ulusal gelir Türkiye’nin 5 katı olmasına karşın, dolar milyarder sayısı 24. Daha önceki bir iletimde, gelir dağılımında adaletin bir ölçütü ama aynı zamanda gelişmişlik ölçütlerinden de
biri olan Gini Katsayısı’nı vermiştim. Türkiye’nin Gini Katsayısı 0,46’dır.
Şimdi soralım, nasıl milyarder olunur?

Yani bin kere bin kere bin dolar sahibi olmak kolay mı?
Yukarıdaki listede 35 dolar milyarderinin ortalama yaşı 62,3 yıl.
Ortalama servetleri 1,58 milyar $
(toplam 55,3 milyar $)
Diyelim ki bugünkü bir milyarder 40 yıl önce bir sermaye işe başladı ve her yıl servetini yaşam giderleri, yasal vergileri vs.. dışında net % 20 büyüttü.
(Daha büyük bir büyüme oranı “normal” koşullarda olanaklı olmasa gerek..)
40 yıl boyunca yıllık kazancını her kezinde % 20 artırarak yığsa, 40 yılın sonunda (1,2040=1470) başlangıç varlığının en çok 1470 katına çıkabilir. 1,58 milyar dolara erişmek için ilk sermayesinin, bugünkü para ile ~ 1 milyon $ olması gerekirdi.
Yani milyonerlikten milyarderliğe namuslu (!) bir biçimde ancak 40 yılda terfi etmek olanaklı.
Soru                 :
Bu dolar milyarderlerinin 40 yıl önce birer (1) milyon dolarları var mıydı acaba?  
***
Kamu hizmetinde, Devlet memuriyetinde çalışanlara da kısaca değinelim :
Diyelim ki bir kişi tam 40 yıl boyunca en üst dereceden maaş almış olsun ve her ay
bu maaştan 1000 dolarını ayırarak (?) yıllık net %10 faizle (yani aylık %0,8 net faizle) bankaya yatırmış olsun. 480 ayın sonunda bankada birikecek toplam parası 5,6 milyon dolar olurdu. 1000 dolar yerine aylık 200 dolar tasarruf etseydi 1 milyon doları olacaktı. Hepsi bu kadar. 
 
Sonuç                   :

Devlet hizmetinde çalışarak emekli olan bir kişinin 1 milyon doların üzerinde serveti varsa o kişi ya hırsızdır ya da rüşvetçidir.

Prof. Dr. D. Ali Ercan : EVRENİN EVRİMİ

Dostlar,

Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan,

12 Mayıs 2012 günü, Fizik Mühendisleri Odası’nda oldukça önemli bir konferans verdi.

Konu “Evrenin Evrimi” idi.
Sn. Ercan, kendisi de bir Fizikçi ve Nükleer Fizik alanında uzman olarak bu karmaşık konuyu yüksek bir ehliyetle işledi.. 65 yansıdan oluşan power point sunumuna aşağıdaki erişkeden ulaşılabilir..

Evrenin_Evrimi

Sevgi ve saygı ile.
13 Mayıs 2012, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Sn. Ercan, 17 Mayıs 2016 günü aynı konuyu bu kez ADD Çankaya Şubesinde yineledi.
10 yansı daha eklenerek dosya güncellenmişti. 1,5 saat dinledik, 1 saat da sorular sorduk.
Evrenin Evrimini anlamak, 21. yy’da “maskara olmamak için” büyük önem taşıyor..
Sn. Ercan’a şükran borçluyuz.. Lütfen tıklar mısınız :

http://ahmetsaltik.net/2016/05/19/prof-dr-d-ali-ercan-konferansi-evrenin-evrimi/