VATAN VE CUMHURİYET İÇİN HALK BULUŞMASINA ÇAĞRI…

29ekim afis

Dostlar,

29 Ekim 2012 günü sabah saat 11:00’de Ulus’ta, Cumhuriyeti kuran 1. TBMM’nin önünde olacağız..

Elimizde bayraklarımızla, karanfillerimizle..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 25 Ekim 2012 günü sabah saatlerinde Silivri tutsakevinde tutuklu (hala hüküm almamış) CHP milletvekilleri Prof. Dr. Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay‘ı ziyaret ettikten sonra basına açıklama yaptı ve özetle;

  • Devletin istihbaratla yönetilemeyeceğini,
  • İstihbarat alındı ise gerekli güvenlik önlemini koymanın devletin görevi olduğunu,
  • Cumhuriyet bayramını halıkın kutlamasının engellenemeyeceğini,
  • Kendisinin de zoru seçerek alanlarda olacağını, Ulus’a geleceğini
  • Herkesin bayrağını kaparak Ulus’a gelmesini istediğini… açıkladı.

Ben bu gün bayram kutlaması için 94 yaşındaki hocam Prof. Dr. Turhan Akbulut’u aradım. Çok mutlu oldu.

  • Kavurma bayramını geçelim, benim bayramım 29 Ekim” dedi!
    Ekledi: “Keşke biraz genç olsaydım da Ulus’a gelebilseydim.. ” dedi.

Ben de elime 2 pankarat (olmazsa 2 bayrak) alacağımı, bunlardan birisini kendisi için taşıyacağımı söyledim. “Pankarta ne yazayım?” diye sordum :

  • “Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın ATATÜRK!” yaz.. dedi.
Peki.. dedim.. Hocama sözümü tutacağım..
“Vatan ve Cumhuriyet birlikteliği” ortak paydasında her-kesi bekliyoruz..

Yurtdışından, ülkenin her yerişnden gelenler var..

Ankaralıların da üzerine düşeni yapacağını umuyor ve diliyoruz..

ADD’nin çağrısı aşağıda..

Sevgi ve saygı ile.
26.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
====================================================

ADD’den                               : CUMA, 19 EKIM 2012 18:44

29 Ekim 2012 “Vatan ve Cumhuriyet Buluşması” Çağrı Metni Yinelendi

Vatan ve Cumhuriyet Birlikteliğini oluşturan kurumların Genel Başkanları Türk Hukuk Kurumu’nda gerçekleştirilen toplantıda bir araya geldiler. 27 Kuruluşun Genel Başkanları’nın ve temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Vatan ve Cumhuriyet buluşmasye sordum.ı çağrı metni yinelenerek, tüm üyelerini ve halkımızı

  • 29 Ekim 2012 saat 11.00 de 1. Meclis önüne buluşmaya davet ettiler.
29ekim2012 2

Toplantıda ilk sözü alan Genel Başkanımız Tansel Çölaşan;

“Milli bayramlar ulusal bilinci arttıran bayramlardır. Geçen sene 29 Ekim Cumhuriyet bayramı, deprem gerekçesiyle iptal edildi. Ama yasağı koyanlar düğünlere gittiler. 19 Mayıs öncesi çıkartılan genelgeyle devletin yapması gereken kutlamalar bir Bakanlığa, sonra il müdürlüğüne bırakıldı. Genelge, Danıştay kararıyla iptal edildi ama yönetmelik değişikliğiyle uygulamaya koydular. 29 Ekim’de bize Ankara’da zaten resmi tören var diyerek törenimize izin vermeyebilirler.

  • Türk milletinin önüne 29 Ekim’i kutlama yasağı konulamaz.

Bu yasağın gerçek olmayacağının en güzel örneğini 19 Mayıs’ta (2012) halk göstermiştir.

  • Devletin görevi halkın bayramları kutlamasını engellemek değil,
    halkın güvenliğini sağlamaktır. 

29 Ekim’de Vatanın ve Cumhuriyetin yıkılmayacağını haykırmak için 1. Meclis önünde olacağız” dedi.

ADD Genel Merkezi

29ekim2012 3

CUMHURİYETİN KURULDUĞU GÜN VE YERDE
VATAN VE CUMHURİYET İÇİN HALK BULUŞMASINA ÇAĞRI

Mustafa Kemal Atatürk, Söylev’ine,

“1919 yılı Mayısının 19. günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş” diye başlar.
“Genel görünüş” içler acısıdır. İşgalci devletler padişaha tüm isteklerini kabul ettirmiş; onlara yaslanan, halkının geleceğini yok sayan saray; ordunun dağılmasına, yurdun her köşesinin işgaline izin vermiştir. Halk, yokluk ve yoksunluk içindedir; ama umutsuz ve umarsız değildir. Yurtseverler örgütlenir; direnir

Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde ulusal kurtuluş savaşını yapar ve işgalci emperyalistleri ülkeden kovar.

Türk Ulusu, böyle destansı bir iradenin, direnmenin, mücadelenin sonunda; köhnemiş Osmanlı düzenini yıkar, tam bağımsız, vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esas alan, ulus iradesine dayalı demokratik, laik ve çağdaş bir cumhuriyet kurulur.

BUGÜN                     :

Ata’mızın bu yüce eseri tahrip edilmektedir.

O’nun en büyük devrimlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölünüp parçalanmaya,
Bölücü anayasa girişimiyle din, mezhep ve etnik köken farkı gözetmeden

Türk milletinin Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkı olduğu inancı” ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

O’nun Cumhuriyetin en temel dayanaklarından biri yaptığı laiklik ortadan kaldırılmaya çalışılmakta,

  • Türkiye otoriter bir din devletine dönüştürülmeye kalkışılmaktadır.
  • Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini karartacak 4 + 4 + 4 eğitim yasası ile Atatürk Devrimlerinin temel yasalarından eğitim ve öğretim birliği yok edilmekte;

Cumhuriyetimizin kazanımı kültür ve sanat kurumlarımız ortadan kaldırılmak istenmektedir.

Silah zoruyla ülkeyi bölmeye çalışan eli kanlı teröristle müzakere masasına oturulmakta, mutabakatlar imzalanmakta, her gün, yurdun her köşesinden şehit cenazeleri kaldırılmaktadır.

Ülkenin aydınları, bilim adamları, gazetecileri, askerleri zindanlara atılarak susturulmaya ve halk sindirilmeye çalışılmaktadır.

Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) taşeronluk yapılarak
ülkemiz Ortadoğu’nun savaş bataklığına sürüklenmek istenmektedir.

Cumhuriyet döneminde kurulan kamuya ait sanayi tesislerimiz satılmış,
ulusal ekonomimiz çökertilmiştir.

Vatandaşımız işsiz bırakılmış, açlık, yoksulluk içinde, yardımla ve banka kredileriyle yaşamını sürdürmeye çalışır duruma düşürülmüştür.

Halkçılık ilkesinden uzaklaşılarak, sağlık ve eğitim paralı hale getirilmiştir.

Ulusal bayramlarımızda, kutlama törenleri kısıtlanmakta veya bahanelerle iptal edilmektedir.

ÇARE                                :

Tüm sorunlarımızın çözümü                           ;

– egemenliğin gerçekten ulusta olduğu,
– her alanda tam bağımsızlık ilkesiyle,
– akıl ve bilimin öncülüğünde,
– emperyalist talepler yerine halkın çıkarlarını ön plana çıkaran
– Ulusal Yönetim anlayışındadır.

Bu anlayışla, tüm halkımızı, demokratik kitle örgütlerini ve siyasal partileri birlikte mücadele etmeye, vatan ve cumhuriyet için birlikteliğe çağırıyoruz!

UNUTMAYALIM                   ;

  • Kurtuluş Savaşının en zorlu koşullarında bir araya gelen Türk Ulusu, bugün de emperyalizmin ve destekçilerinin oyunlarını bozacak ve ulusal bir yönetimin önünü açacak güce sahiptir. 

Bu güce inanıyoruz.

BU İNANÇLA,
ÖNCE VATAN VE CUMHURİYET DİYEN 20’DEN FAZLA DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTÜ OLARAK, HALKIMIZA SESLENİYORUZ, :

  1. CUMHURİYET SEVDALILARI BİRLİK OLALIM
  2. BAYRAMIMIZI KUTLAYALIM
  3. ATATÜRK DEVRİMLERİNİ EGEMEN KILALIM

BU AMAÇLA HERKESİ

  • 29 EKİM SAAT 11.00’DE ULUS 1. MECLİS ÖNÜNDE 
    VATAN VE CUMHURİYET İÇİN HALK BULUŞMASINA ÇAĞIRIYORUZ.

VATAN VE CUMHURİYET BİRLİKTELİĞİ

Atatürkçü Düşünce Derneği
Ankara Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası
Ankara Kız Lisesi mezunları Derneği
Ankara Seymenler Kulübü
Birleşik Büro –İş
Birleşik Kamu İş Konfederasyonu
Cumhuriyet Kadınları Derneği
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı
Dil Derneği
Eğitim –İş Sendikası
Engelliler Konfederasyonu
Genel Sağlık-İş
Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür Derneği
Kız Teknik Öğretmenler Derneği
Kültür Sanat -İş
Müzik Eğitimcileri Derneği
Tarım Orman-İş
Tüketici Hakları Derneği
Türkiye Gençlik Birliği
Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği
Ulaşım-İş
Türkiye Polifonik Korolar Derneği
Ulusal Eğitim Derneği
Veteriner Hekimler Derneği
Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği
Yerel-İş

Bekir Coşkun : Son Mektup…

Cumhuriyet 18.09.2012
ONUNCU KÖY

Bekir Coşkun
bcoskun@cumhuriyet.com.tr

Son Mektup…

Kemal Bey sizi anlamakta gerçekten zorlanıyor insan…

Cumhuriyeti yıkmak amaçları var, ülkeyi felakete sürüklüyorlar” diyorsunuz…
Birlikte anayasa yapıyorsunuz…
*
“Terörü bu hale getiren sizsiniz, siz orada oturdukça terör durmaz, bir defa niyetiniz kötü” diyorsunuz…
Arkasından kapılarına gidip “Sizinle bir araya gelelim” diyerek terörü birlikte çözmeyi öneriyorsunuz…
*
Valla bir âlemsiniz…
*
Hapistekileri kurtarmak için AKP ile kâğıt imzalayıp “Bu işi de güzel bir şekilde hallettik” dediğinizde 62 gazeteci tutukluydu…
Şimdi 102…
*
Tepkileriniz birer küçük balon gibi gözüküp gözüküp sönüyor…
Cumhuriyet tarihimizin en büyük yıkım projesi olan 4+4+4 için siz daha evde konuşma metni hazırlarken dün bir başka haber geldi:
Harp okulları imam hatiplere açılıyor…
*
Kan ağlıyor Türkiye…
Sadece konvoy konvoy şehit tabutları değil… Gençleri, çocukları vuran…
Geleceği karartan… Duyguları ve inançları yaralayan…

Ağaçların ve derelerin dahi kurtulamadığı bir yıkımdır bu…

En saf insanlar dahi ülkenin nasıl bir tuzağa düşürüldüğünü anlamaya başladılar…
Hiçbir iktidar bu kadar büyük günah işlemedi…
Cumhuriyet bitti…
Daha ne olsun…
*
Bu kadar çok kötü niyeti, suçu, kabahati ve günahı olan bir iktidarın orada bir gün dahi oturmamaları lazım…
Ama onları orada tutan tek şey var:
Böyle muhalefet…
Bir bakıma suç ortağısınız…
Tarih size soracak…
*
Neredesiniz?..
*
Topluma şirin gözükmeye çalışıyorsunuz…
Bu gereksiz…
Siz zaten şirin bir insansınız…
Siyasi duruşunuz yanlış; yüzeysel, cılız, tembel, laf ola, tutarsız, ürkek, kolay…
*
Olacaklara bakın:
Yerel seçimlerde kaybedeceksiniz…
(Üç beşi dışında dönüp bir bakın belediyelerinize ya da gelin ben göstereyim size insanların
nasıl yaka silktiğini…)
O zaman…
Belki istifa edip çekip gitmek zorunda kalacaksınız…
Bir karambol daha…
*
Ve bu size son mektup…
Bir dahaki mektup size güvenip oy verenleredir…
*
Canı yandıkça… Kendi dizine vurur insan…

Kılıçdaroğlu: Afyon patlaması %99,5 sabotaj!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Afyonkarahisar’da 25 askerin şehit olduğu patlamada sabotaj var” iddiasının arkasında durdu. (AA, 9,9,12)

Yüzde 99 demiyorum, yüzde 99,5

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Afyonkarahisar’daki patlamanın ardından olayın kaza olduğu yönünde açıklamalar yapıldığını söyledi. Bir süre sonra Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da bir açıklama yaptığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Sanki Türkiye’nin Orman Su İşleri Bakanı değil de Pakistan’ın Çevre Orman Bakanı’ymış gibi. ‘Pakistan’da, Hindistan’da bunlar olabilir, sizin ülkenizde de olabilir’ gibi. Bu kadar ciddiyetsiz, bu kadar sorumsuz bir Hükümet olabilir mi? Sonra ne oldu? O da kaza olduğunu söyledi. ‘Herhalde bir el bombası düşmüştür ve patlama olmuştur’ dedi. Vali açıklama yaptı, Bakan açıklama yaptı, Belediye Başkanı açıklama yaptı, hepsi olayın kaza olduğunu söylediler. Başbakan bir şey söyledi mi? Hayır. Çünkü onun da kafasında bunun kaza olarak topluma enjekte edilmesi vardı. Sonra ne oldu? Sayın Genelkurmay Başkanı gitti, gazeteciler ısrarla sordu, ‘Her şey ortada’ dedi. Her şey ortadaysa 9 Eylül’de Sayın Başbakan’a bir soru sordum, ‘Her şey ortada ise bu ülkenin insanları doğru bilgi edinmek istiyorlar, niçin açıklamıyorsunuz, hangi gerekçeyle açıklama yapmıyorsunuz, bunları yapın.’ Açıklama yapıldı mı? Hayır yapılmadı.”

Açıklamalar üzerine medyanın yayınlarına uzmanları çıkardığını belirten Kılıçdaroğlu, çıkan tüm uzmanların bunun kazadan çok bir sabotaj olabileceğini ifade ettiklerini söyledi. Bir tek aksi görüşte olan uzman çıkmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ne oldu, sayın Başbakan çıktı, ‘Siz ocağına ihanet ediyorsunuz, sabotaj demekle’ diye çok ağır bir dille suçladı. Kaza diyene bir şey demiyor, sabotaj var diyene büyük bir haksızlıkla yüklendi. Vali kimin emrinde Hükümet’in. Belediye başkanı, o da kaza diyor, Veysel Eroğlu zaten hükümetin bir parçası. Onlar toplumu bir kaza varmış, kaza olmuş gibi algılamak ve beslemek istiyorlar. ‘Ne olacak canım, kaza oldu, takdiri ilahi’ Ne oldu 25 şehit verdik, bu 25 şehidimizin hesabını kim verecek.
Kimse vermedi.”

Hükümetin söylediğine güvenmediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu,

Hükümet yalan üreten bir hükümettir, doğruları kendi halkından saklayan bir hükümettir, yalan üzerine ülkeyi neredeyse savaş noktasına getiren bir hükümettir.” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’de bir Türk uçağının düştüğünü anımsatan Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye’de uçağının düştüğünü Suriye açıklama yaptıktan sonra öğrendiğini savundu. 2 pilotun şehit olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, düşen uçakla ilgili bugüne kadar kamuoyuna doyurucu bir açıklama yapılmadığını ileri sürdü.

Uludere’de 34 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili ilk bilgilerin de yabancı haber ajanslarından alındığını iddia eden Kılıçdaroğlu,

“Türkiye’de kimse konuşmadı. Böyle bir hükümete dünyada rastladınız mı?
Afrayla tafrayla gezmesini bilirler, halkın algısını değiştirmesini bilirler,
halkın önüne çıkıp demokrasilerde olması gereken hesap vermesini bilmezler.” dedi.

‘Yalandan iktidar olunmaz, iktidar güç işidir’

Kendilerinin hesap sormak istediğini ancak suçlu pozisyonuna düşürülmeye çalışıldıklarını savunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Senin demokrasi algın, kültürün yetersizse bunun kabahati ne zamandan beri muhalefet partisinde oluyor? O kadar ki, Uludere olayında ısrarla ‘istihbaratı kimden aldın?‘ diye sorduk. Bugüne kadar Hükümet’in bir açıklaması oldu mu? Hayır. Biz yüklendikten sonra bir bakanları çıktı açıklama yaptı. ‘Öldürülenler teröristtir’ diye. Sayın İdris Naim Şahin, bizim şu sorumuz da yanıtsız kaldı :

‘Siz AKP Hükümeti olarak mademki bunlara terörist dediniz, neden Parlamentodan özel bir yasa çıkarıp bunların ailelerine aylık bağladınız?’ Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, terörist ailelere aylık bağlamaya başladı? Bunun da hesabı yeteri kadar sorulmadı, bunun da hesabını soracağız. Halkımın düşünmesini istiyorum, şapkasını önüne koyup düşünmesini istiyorum. Yalandan iktidar olunmaz, iktidar güç işidir. İktidar yönetme işidir. Sorunları önceden görüp önlem alma işidir iktidar.”

Kendisinin anamuhalefet partisi lideri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu,

“Bana her yerden bilgi gelir. Bırakın bilgi gelmeyi en yetkili insanları ararım ve konuşurum ‘nedir bu olay’ diye. Nasıl medyaya çıkan uzmanlar ‘Bu bir sabotajdır’ diye söyledilerse ağırlıklı olarak, bana da bilgi veren tüm uzmanlar ağırlıklı olarak

‘Bu bir sabotajdır’ dediler.

El bombası yere düşecekmiş de patlayacakmış cephanelik… Askerlik yapan herkes
bunu bilir, milleti kandırmasınlar. O açıdan söylüyorum.

Bana gelen bilgiler olayın sabotaj olduğu yönündedir, ağırlıklı olarak.
Hatta birisi aynen şunu söyledi; ‘%99 bile demiyorum, %99.5 dedi. (Cumhuriyet portalı, 11 Eylül 2012)

Muazzez İlmiye Çığ’dan : CHP Genel Başkanı Kemal KIlıçdaroğlu’na Açık Mektup / Open Letter to CHP-RPP Leader Kemal Kilicdaroglu by Muazzez Ilmiye Cıg

Türkiye’nin ilk Sümerologu, 100’e yaklaşan yaşına karşın zihinsel olarak etkin, hatta sokak eylemlerinde yürüyüşlere katılan benzeri zor bulunur bir Aydınlanmacı..
Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı
Ankara

Pek Sayın Başkanımız,

Ankara’ya geldiğimde bana gösterdiğiniz yakın ilgiye son derece memnun olmuştum, müteşekkirim. Siz Başkanlığa çıktıktan beri sizi büyük bir ilgi ile izliyorum.
Gayet huzurlu, tam bir Beyefendi duruşunuz, sorulara verdiğiniz son derece rahat yanıtlar gerçek bir siyasetçi olduğunuzun kanıtı. Ancak ne yazık ki, CHP ilk zamanki ilkelerini yitirerek sizin elinize geldi. Onları eski durumuna getirmek kolay değil. Zaten Atatürk zamanında bile üyelerin bir kısmı 6 Ok’u tam anlamış değillerdi.

Özellikle laikliği.

Anlaşıldığına göre size danışmanlık yapanlar da doğru dürüst bilgili değil,
çünkü size sorulan soruların yanıtlarında bazı uyumsuzluklar gördüm. örneğin:

1-Türkiye’de laiklik tehdit altında değildir, diyorsunuz.

Halbuki gerçek Atatürk yolunu izleyenlerin en büyük korkusu laikliğin kaldırılması.
Gerek Başbakan, gerek Cumhurbaşkanı TV lerde “laiklik dinsizliktir” dediklerini
ben kulağımla duydum. İkisinin eşlerinin giydikleri kıyafetlerle Türkiye Cumhuriyeti kadınlarını temsil etmesi, kendilerinin İslam, ülkelerinin de bir İslam ülkesi olduğunu anlatmak içindir.

Halbuki Anayasamızda devletimiz bir din devleti değildir. Din kıyafeti ile devlet kurumlarında çalışılmaz, okunamaz. kimse kimsenin inancına karışamaz, devlet idaresine din giremez. Şimdi bunların hepsi yapılıyor. Başbakan dindar ve kindar gençlik yetiştireceğiz, diye bağırıyor. kindarlık kime, dindar olmayana. yani abdest alıp namaz kılmayana. Ne yazık ki şimdi kızlar okullara başları bağlı kabul ediliyor.
Buna da ne yazık ki, önce siz yol verdiniz. Halbuki 1989’da Danıştay kararıyla önlenmişti. Bu laikliğin tam karşısı. Yarın öbür gün bütün kadınlar örtünecek,
okumaktan alıkonacak.

2-Yargıda cemaat kadrosu var diyemem, diyorsunuz.

Hanefi Avcı’nın kitabını okumadınız herhalde ve daha başka yazarların kitaplarını.
Bunlar belgelerle gösteriyor nerelerin Cemaat adamlarının elinde olduğunu.
Doğruyu yazanlar hapse sokuluyor.

3-Dersim katliamından CHP sorumludur.

Bunu nasıl söyleyebilir siniz? Bunu şöyle karşılayabilirdiniz. Neden Türkiye hudutları içinde PKK’yı bombalıyorsunuz? Oralarda Türkler Türk köyleri de var. Dersim işi de
devlet işi idi. Devlete karşı gelenler suçuna göre cezalandırılır.

4- Sabahattin Ali’yi öldüren bulunmadı ki, neden CHP üstleniyor onu?

5-27 Mayıs, 28 Şubat’ın hesaplaşılması gerekmiş!!

Pes doğrusu! Atatürk devlet idaresinin demokrasiden uzaklaşmamasını, başka bir milletin işlerimize karışmasının ve irticaın hortlamasının önlenmesi görevini askerlere vermişti.
Onlar da gereğini yapmaya çalıştılar. Ama yaranamadılar. Çünkü kurdukları sivil meclisler yine örümcek kafalı, siyasetten anlamayan ve cebini doldurma peşinde koşanlardan oluşuyordu. Atatürk askerlere bu görevi verdiği zaman henüz halkımız demokrasi bilincine varmış değildi. Halk bilinçlenmeye başlayınca tepkilerini göstererek siyasetçilerin devrimimize karşı davranışlarına “dur diyeceklerdi”, ama ne yazık ki, halkımız bu derece bilinçlenemedi. Ülkeyi idare edenler de oy avcılığı için dini araç yaparak halkımızı gerilere götürmeye kalktılar.

6- Siz AKP ile uzlaşarak ülkeye huzur gelsin, düşüncesindesiniz galiba.

Süleyman Demirel de hep uzlaşarak olayları çözmeye kalktı ve bugünü hazırladı.
Aynı Sultan Abdülhamit gibi. O da Osmanlı devletinin sonunu hazırladı.
Yabancı bir ülkenin emriyle yatıp kalkan, memleketi bölme peşinde olan. terör örgütü ile
bir masaya oturan, diğer taraftan terör örgütünü canları pahasına yok etmeye çalışan değerli kumandanlarımızı terör örgütü kurdular yalanıyla yıllarca hapiste çürüten, anayasamızı kendi emellerine göre değiştirmek isteyen bir hükümet ile nasıl anlaşabilirsiniz? Bu gidişle ülkenin sonu iç savaşa dönecek. Suriye’den sonra bizi
bu halde bırakacaklar mı sanıyorsunuz?

Sayın Kılıçdaroğlu,

Siz başa geçince liler büyük bir umuda kapıldı. Gün geçtikçe CHP’nin yolundan ayrılmanız ise herkesi hayal kırıklığına sokmaya başladı. Umudumuz sizdiniz. Bu yüzden üzüntümüz çok. Ülke tepetaklak gidiyor. Terör şehirlerin içinde. Memleketi idare edenlerin yaptıkları korkunç hatalar karşısında yüzleri kızarmadığı, işlerinden atılmadığı gibi sırtları okşanıyor.

Her türlü ahlaksızlık aldı yürüdü.

Bu nasıl DİN, İMAN, bu nasıl VİCDAN? Anlamıyoruz.

Eski CHP’lilerin sözlerine kulak vermeniz dileğiyle, saygılarımı sunarım.

Muazzez İlmiye ÇIĞ
14 Temmuz 2012