Bekir Coşkun : Son Mektup…

Cumhuriyet 18.09.2012
ONUNCU KÖY

Bekir Coşkun
bcoskun@cumhuriyet.com.tr

Son Mektup…

Kemal Bey sizi anlamakta gerçekten zorlanıyor insan…

Cumhuriyeti yıkmak amaçları var, ülkeyi felakete sürüklüyorlar” diyorsunuz…
Birlikte anayasa yapıyorsunuz…
*
“Terörü bu hale getiren sizsiniz, siz orada oturdukça terör durmaz, bir defa niyetiniz kötü” diyorsunuz…
Arkasından kapılarına gidip “Sizinle bir araya gelelim” diyerek terörü birlikte çözmeyi öneriyorsunuz…
*
Valla bir âlemsiniz…
*
Hapistekileri kurtarmak için AKP ile kâğıt imzalayıp “Bu işi de güzel bir şekilde hallettik” dediğinizde 62 gazeteci tutukluydu…
Şimdi 102…
*
Tepkileriniz birer küçük balon gibi gözüküp gözüküp sönüyor…
Cumhuriyet tarihimizin en büyük yıkım projesi olan 4+4+4 için siz daha evde konuşma metni hazırlarken dün bir başka haber geldi:
Harp okulları imam hatiplere açılıyor…
*
Kan ağlıyor Türkiye…
Sadece konvoy konvoy şehit tabutları değil… Gençleri, çocukları vuran…
Geleceği karartan… Duyguları ve inançları yaralayan…

Ağaçların ve derelerin dahi kurtulamadığı bir yıkımdır bu…

En saf insanlar dahi ülkenin nasıl bir tuzağa düşürüldüğünü anlamaya başladılar…
Hiçbir iktidar bu kadar büyük günah işlemedi…
Cumhuriyet bitti…
Daha ne olsun…
*
Bu kadar çok kötü niyeti, suçu, kabahati ve günahı olan bir iktidarın orada bir gün dahi oturmamaları lazım…
Ama onları orada tutan tek şey var:
Böyle muhalefet…
Bir bakıma suç ortağısınız…
Tarih size soracak…
*
Neredesiniz?..
*
Topluma şirin gözükmeye çalışıyorsunuz…
Bu gereksiz…
Siz zaten şirin bir insansınız…
Siyasi duruşunuz yanlış; yüzeysel, cılız, tembel, laf ola, tutarsız, ürkek, kolay…
*
Olacaklara bakın:
Yerel seçimlerde kaybedeceksiniz…
(Üç beşi dışında dönüp bir bakın belediyelerinize ya da gelin ben göstereyim size insanların
nasıl yaka silktiğini…)
O zaman…
Belki istifa edip çekip gitmek zorunda kalacaksınız…
Bir karambol daha…
*
Ve bu size son mektup…
Bir dahaki mektup size güvenip oy verenleredir…
*
Canı yandıkça… Kendi dizine vurur insan…

Kılıçdaroğlu: Afyon patlaması %99,5 sabotaj!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Afyonkarahisar’da 25 askerin şehit olduğu patlamada sabotaj var” iddiasının arkasında durdu. (AA, 9,9,12)

Yüzde 99 demiyorum, yüzde 99,5

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Afyonkarahisar’daki patlamanın ardından olayın kaza olduğu yönünde açıklamalar yapıldığını söyledi. Bir süre sonra Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da bir açıklama yaptığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Sanki Türkiye’nin Orman Su İşleri Bakanı değil de Pakistan’ın Çevre Orman Bakanı’ymış gibi. ‘Pakistan’da, Hindistan’da bunlar olabilir, sizin ülkenizde de olabilir’ gibi. Bu kadar ciddiyetsiz, bu kadar sorumsuz bir Hükümet olabilir mi? Sonra ne oldu? O da kaza olduğunu söyledi. ‘Herhalde bir el bombası düşmüştür ve patlama olmuştur’ dedi. Vali açıklama yaptı, Bakan açıklama yaptı, Belediye Başkanı açıklama yaptı, hepsi olayın kaza olduğunu söylediler. Başbakan bir şey söyledi mi? Hayır. Çünkü onun da kafasında bunun kaza olarak topluma enjekte edilmesi vardı. Sonra ne oldu? Sayın Genelkurmay Başkanı gitti, gazeteciler ısrarla sordu, ‘Her şey ortada’ dedi. Her şey ortadaysa 9 Eylül’de Sayın Başbakan’a bir soru sordum, ‘Her şey ortada ise bu ülkenin insanları doğru bilgi edinmek istiyorlar, niçin açıklamıyorsunuz, hangi gerekçeyle açıklama yapmıyorsunuz, bunları yapın.’ Açıklama yapıldı mı? Hayır yapılmadı.”

Açıklamalar üzerine medyanın yayınlarına uzmanları çıkardığını belirten Kılıçdaroğlu, çıkan tüm uzmanların bunun kazadan çok bir sabotaj olabileceğini ifade ettiklerini söyledi. Bir tek aksi görüşte olan uzman çıkmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ne oldu, sayın Başbakan çıktı, ‘Siz ocağına ihanet ediyorsunuz, sabotaj demekle’ diye çok ağır bir dille suçladı. Kaza diyene bir şey demiyor, sabotaj var diyene büyük bir haksızlıkla yüklendi. Vali kimin emrinde Hükümet’in. Belediye başkanı, o da kaza diyor, Veysel Eroğlu zaten hükümetin bir parçası. Onlar toplumu bir kaza varmış, kaza olmuş gibi algılamak ve beslemek istiyorlar. ‘Ne olacak canım, kaza oldu, takdiri ilahi’ Ne oldu 25 şehit verdik, bu 25 şehidimizin hesabını kim verecek.
Kimse vermedi.”

Hükümetin söylediğine güvenmediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu,

Hükümet yalan üreten bir hükümettir, doğruları kendi halkından saklayan bir hükümettir, yalan üzerine ülkeyi neredeyse savaş noktasına getiren bir hükümettir.” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’de bir Türk uçağının düştüğünü anımsatan Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye’de uçağının düştüğünü Suriye açıklama yaptıktan sonra öğrendiğini savundu. 2 pilotun şehit olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, düşen uçakla ilgili bugüne kadar kamuoyuna doyurucu bir açıklama yapılmadığını ileri sürdü.

Uludere’de 34 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili ilk bilgilerin de yabancı haber ajanslarından alındığını iddia eden Kılıçdaroğlu,

“Türkiye’de kimse konuşmadı. Böyle bir hükümete dünyada rastladınız mı?
Afrayla tafrayla gezmesini bilirler, halkın algısını değiştirmesini bilirler,
halkın önüne çıkıp demokrasilerde olması gereken hesap vermesini bilmezler.” dedi.

‘Yalandan iktidar olunmaz, iktidar güç işidir’

Kendilerinin hesap sormak istediğini ancak suçlu pozisyonuna düşürülmeye çalışıldıklarını savunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Senin demokrasi algın, kültürün yetersizse bunun kabahati ne zamandan beri muhalefet partisinde oluyor? O kadar ki, Uludere olayında ısrarla ‘istihbaratı kimden aldın?‘ diye sorduk. Bugüne kadar Hükümet’in bir açıklaması oldu mu? Hayır. Biz yüklendikten sonra bir bakanları çıktı açıklama yaptı. ‘Öldürülenler teröristtir’ diye. Sayın İdris Naim Şahin, bizim şu sorumuz da yanıtsız kaldı :

‘Siz AKP Hükümeti olarak mademki bunlara terörist dediniz, neden Parlamentodan özel bir yasa çıkarıp bunların ailelerine aylık bağladınız?’ Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, terörist ailelere aylık bağlamaya başladı? Bunun da hesabı yeteri kadar sorulmadı, bunun da hesabını soracağız. Halkımın düşünmesini istiyorum, şapkasını önüne koyup düşünmesini istiyorum. Yalandan iktidar olunmaz, iktidar güç işidir. İktidar yönetme işidir. Sorunları önceden görüp önlem alma işidir iktidar.”

Kendisinin anamuhalefet partisi lideri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu,

“Bana her yerden bilgi gelir. Bırakın bilgi gelmeyi en yetkili insanları ararım ve konuşurum ‘nedir bu olay’ diye. Nasıl medyaya çıkan uzmanlar ‘Bu bir sabotajdır’ diye söyledilerse ağırlıklı olarak, bana da bilgi veren tüm uzmanlar ağırlıklı olarak

‘Bu bir sabotajdır’ dediler.

El bombası yere düşecekmiş de patlayacakmış cephanelik… Askerlik yapan herkes
bunu bilir, milleti kandırmasınlar. O açıdan söylüyorum.

Bana gelen bilgiler olayın sabotaj olduğu yönündedir, ağırlıklı olarak.
Hatta birisi aynen şunu söyledi; ‘%99 bile demiyorum, %99.5 dedi. (Cumhuriyet portalı, 11 Eylül 2012)

Muazzez İlmiye Çığ’dan : CHP Genel Başkanı Kemal KIlıçdaroğlu’na Açık Mektup / Open Letter to CHP-RPP Leader Kemal Kilicdaroglu by Muazzez Ilmiye Cıg

Türkiye’nin ilk Sümerologu, 100’e yaklaşan yaşına karşın zihinsel olarak etkin, hatta sokak eylemlerinde yürüyüşlere katılan benzeri zor bulunur bir Aydınlanmacı..
Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı
Ankara

Pek Sayın Başkanımız,

Ankara’ya geldiğimde bana gösterdiğiniz yakın ilgiye son derece memnun olmuştum, müteşekkirim. Siz Başkanlığa çıktıktan beri sizi büyük bir ilgi ile izliyorum.
Gayet huzurlu, tam bir Beyefendi duruşunuz, sorulara verdiğiniz son derece rahat yanıtlar gerçek bir siyasetçi olduğunuzun kanıtı. Ancak ne yazık ki, CHP ilk zamanki ilkelerini yitirerek sizin elinize geldi. Onları eski durumuna getirmek kolay değil. Zaten Atatürk zamanında bile üyelerin bir kısmı 6 Ok’u tam anlamış değillerdi.

Özellikle laikliği.

Anlaşıldığına göre size danışmanlık yapanlar da doğru dürüst bilgili değil,
çünkü size sorulan soruların yanıtlarında bazı uyumsuzluklar gördüm. örneğin:

1-Türkiye’de laiklik tehdit altında değildir, diyorsunuz.

Halbuki gerçek Atatürk yolunu izleyenlerin en büyük korkusu laikliğin kaldırılması.
Gerek Başbakan, gerek Cumhurbaşkanı TV lerde “laiklik dinsizliktir” dediklerini
ben kulağımla duydum. İkisinin eşlerinin giydikleri kıyafetlerle Türkiye Cumhuriyeti kadınlarını temsil etmesi, kendilerinin İslam, ülkelerinin de bir İslam ülkesi olduğunu anlatmak içindir.

Halbuki Anayasamızda devletimiz bir din devleti değildir. Din kıyafeti ile devlet kurumlarında çalışılmaz, okunamaz. kimse kimsenin inancına karışamaz, devlet idaresine din giremez. Şimdi bunların hepsi yapılıyor. Başbakan dindar ve kindar gençlik yetiştireceğiz, diye bağırıyor. kindarlık kime, dindar olmayana. yani abdest alıp namaz kılmayana. Ne yazık ki şimdi kızlar okullara başları bağlı kabul ediliyor.
Buna da ne yazık ki, önce siz yol verdiniz. Halbuki 1989’da Danıştay kararıyla önlenmişti. Bu laikliğin tam karşısı. Yarın öbür gün bütün kadınlar örtünecek,
okumaktan alıkonacak.

2-Yargıda cemaat kadrosu var diyemem, diyorsunuz.

Hanefi Avcı’nın kitabını okumadınız herhalde ve daha başka yazarların kitaplarını.
Bunlar belgelerle gösteriyor nerelerin Cemaat adamlarının elinde olduğunu.
Doğruyu yazanlar hapse sokuluyor.

3-Dersim katliamından CHP sorumludur.

Bunu nasıl söyleyebilir siniz? Bunu şöyle karşılayabilirdiniz. Neden Türkiye hudutları içinde PKK’yı bombalıyorsunuz? Oralarda Türkler Türk köyleri de var. Dersim işi de
devlet işi idi. Devlete karşı gelenler suçuna göre cezalandırılır.

4- Sabahattin Ali’yi öldüren bulunmadı ki, neden CHP üstleniyor onu?

5-27 Mayıs, 28 Şubat’ın hesaplaşılması gerekmiş!!

Pes doğrusu! Atatürk devlet idaresinin demokrasiden uzaklaşmamasını, başka bir milletin işlerimize karışmasının ve irticaın hortlamasının önlenmesi görevini askerlere vermişti.
Onlar da gereğini yapmaya çalıştılar. Ama yaranamadılar. Çünkü kurdukları sivil meclisler yine örümcek kafalı, siyasetten anlamayan ve cebini doldurma peşinde koşanlardan oluşuyordu. Atatürk askerlere bu görevi verdiği zaman henüz halkımız demokrasi bilincine varmış değildi. Halk bilinçlenmeye başlayınca tepkilerini göstererek siyasetçilerin devrimimize karşı davranışlarına “dur diyeceklerdi”, ama ne yazık ki, halkımız bu derece bilinçlenemedi. Ülkeyi idare edenler de oy avcılığı için dini araç yaparak halkımızı gerilere götürmeye kalktılar.

6- Siz AKP ile uzlaşarak ülkeye huzur gelsin, düşüncesindesiniz galiba.

Süleyman Demirel de hep uzlaşarak olayları çözmeye kalktı ve bugünü hazırladı.
Aynı Sultan Abdülhamit gibi. O da Osmanlı devletinin sonunu hazırladı.
Yabancı bir ülkenin emriyle yatıp kalkan, memleketi bölme peşinde olan. terör örgütü ile
bir masaya oturan, diğer taraftan terör örgütünü canları pahasına yok etmeye çalışan değerli kumandanlarımızı terör örgütü kurdular yalanıyla yıllarca hapiste çürüten, anayasamızı kendi emellerine göre değiştirmek isteyen bir hükümet ile nasıl anlaşabilirsiniz? Bu gidişle ülkenin sonu iç savaşa dönecek. Suriye’den sonra bizi
bu halde bırakacaklar mı sanıyorsunuz?

Sayın Kılıçdaroğlu,

Siz başa geçince liler büyük bir umuda kapıldı. Gün geçtikçe CHP’nin yolundan ayrılmanız ise herkesi hayal kırıklığına sokmaya başladı. Umudumuz sizdiniz. Bu yüzden üzüntümüz çok. Ülke tepetaklak gidiyor. Terör şehirlerin içinde. Memleketi idare edenlerin yaptıkları korkunç hatalar karşısında yüzleri kızarmadığı, işlerinden atılmadığı gibi sırtları okşanıyor.

Her türlü ahlaksızlık aldı yürüdü.

Bu nasıl DİN, İMAN, bu nasıl VİCDAN? Anlamıyoruz.

Eski CHP’lilerin sözlerine kulak vermeniz dileğiyle, saygılarımı sunarım.

Muazzez İlmiye ÇIĞ
14 Temmuz 2012