Saray’a para dayanmıyor! Ve Çocuk tecavüzleri!

Saray’a para dayanmıyor!
Ve 
Çocuk tecavüzleri!

portresi

Rahmi Turan
SÖZCÜ
, 19.09.2016

(AS : Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

İster kaçak olsun, ister olmasın, gerçek şu ki, Beştepe Sarayı artık Türkiye’nin siyaset merkezi haline geldi.
En önemli kararlar orada alınıyor. Bu arada Saray’ın masrafları da rekorlar kırıyor!
Yılbaşında 434 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığı ödeneği, yılın ilk yarısında 278 milyon liralık bir artışla 712 milyon 844 bin liraya yükseltildi.
Abdullah Gül‘ün son yılında 199 milyon 500 bin lira olan ödenek, Tayyip Erdoğan geldikten sonra yüzde yüzlük bir artışla 397 milyon lirayı aştı.
Bu da yetmedi, harcamalar önce 434 milyon, sonra 712 milyon lira oldu ama bu da yetmedi!
* * * * *
CHP İstanbul Milletvekili Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Aykut Erdoğdu:

  • “Bütçe devletin mali disiplininin belgesidir. ‘Şu kadar gelir elde edeceğim, şu kaynaklardan sağlayacağım, şuralara harcayacağım’ demektir. Çadır devletine döndüğümüz için söz verilen giderlerin çok daha üstünde harcama yapılıyor. Eminim ki, bu para da yetmeyecek, ilerideki aylarda ek ödenek alınacaktır. Saray’a para dayanmıyor. Kayıtsız, kuralsız harcamanın, lüks, şatafat ve israfın faturasını ise her zamanki gibi halk ödeyecektir.” diyor.Aykut Erdoğdu, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak böyle eleştiriyor ama yapılan harcamalarda hiçbir değişiklik olmuyor.

    *****

Çocuk tecavüzleri!

Atatürk için, birçok yabancı yazar, yüzlerce kitap yazmıştır. Bunlardan biri de 1901 ile 1983 yılları arasında yaşayan Fransız tarihçi, yazar ve askeri uzman Jacques Benoist Mechin’dir.
Mechin’in ülkemizde en çok bilinen eseri “Kurt ve Pars” adlı kitabıdır.
O kitapta Mechin, Atatürk‘ün şu sözlerini yazar:

  • “Ben çocuk bayramı tesis ettim. Neden? Çocuklara hürmet edilmesini temin ve onların zaafından yararlanarak onlara eziyet ve hayvan gibi muamele edilmesini önlemek için yaptım. Bu tedbirim, milletin geleceğine bir saygı olarak görülmelidir.”

Atatürk, sanki günümüzde yaşanan çirkinlikleri 93 yıl öncesinden, olağanüstü sezgisiyle tahmin ediyor gibiydi…

* * * * *
Gerici bazı yurtlarda küçük erkek çocuklarının başına gelenler ortaya çıktıkça, bunlardan nefret ediyor, tüm sorumluları lânetliyoruz.
On çocuğa tecavüz eden son tecavüzcü, çocuk başına 50 küsur yıldan toplam 508 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, fakat… Yasalara göre bu sapık en fazla 32 yıl hapis yatacak!
Çocuk tecavüzlerinin hepsi ortaya çıkmıyor maalesef… Kim bilir daha başka ne facialar var? Bu konuda çok zayıf kalınıyor. Yazık!

=====================================

Dostlar,

Tam bir oryantal çelişkiler tablosu değil mi??
Bir yandan ülkede bacak kadar masum çocukların ırzına geçiliyor, sıklıkla aile içi “sapık büyükler” tarafından ve bu iğrenç insanlık suçu “insest” olguları halının altına süpürülüyor;
bir yanda ise Tayyip beyin sarayının giderlerine bu yoksul halk yetişemiyor.. Bunca ölçüsüz ve Bütçe yasasına / namusına aykırı harcama yapanlar ise kendilerince “Müslümanlığı” kimseciklere bırakmıyor!?.. Onların secde gören alınları, herhalde bu günahları işlemelerine
vize veriyor!? Ya da secdeye varan alınlar bu tür eylemlerin maskesi – korunağı mı oluyor?

Vah Türkiyem vaaah vaaahhh..

Bunca kokuş(turul)an bir toplum, zerrece kuşku yok, bedelini en ağır biçimde diyalektik olarak kaçınılmaz biçimde ö-de-ye-cek-tir..

Ya da “ilahi” bakacaksanız, Allah bile bunca pisliğe tahammül edemeyecek ve merhum Prof. Yaşar Nuri Öztürk‘ün çok yerinde deyimiyle bu “kötülük toplumu” nu en şiddetli biçimde mutlaka cezalandıracaktır.. Gerçekte bunca zillet ve sefalet, aslında söz konusu kokuşmanın kaçınılamaz bedeli olarak ödenmiyor mu? Yoksa rastlantı mı??

Halk otobüsünde tutamak demirlerine asılarak bir yobazın şortlu genç hemşire Ayşegül’e uçan tekme savurması ve gerekçeleri, içine sürüklendiğimiz yangının bir başka alameti değil mi??

AKP  – RTE otoriter – totaliter monarşik iktidarı bu hazin çöküşe çare olabilir mi?
Neden olan ve neden olmaya devam eden çözüm üretebilir mi?
İlkokul çocuklarına “Arapça” dayatması, herhalde en saf iyimserleri bile uyarmalıdır!

AKP – RTE’nin artık kendini toplaması için pek zaman kalmadı korkarız..

Ülke göz göre bir iç çatışmaya sürükleniyor!
Görmeyen ve duymayan aymazdır (gafildir)!
Görüp – duyup düzeltmeyen yetkililer, devlet ehli sapkın (dalalet içinde)ve hatta haindir!

Sevgi ve saygı ile.
20 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

Rifat SERDAROĞLU : HAİN KİME DENİR ??

Rifat SERDAROĞLU

portresi

HAİN KİME DENİR ??

Kimi okurlarım benim çok sert yazdığımı, kimi yazılarımda “farklı fikirde” olanlara hakaret ettiğimi söylüyorlar, yazıyorlar.

Bu okurları 4 kümeye ayırabiliriz :

1. Kürtçü-Bölücü-Şeriatçı-Cemaatçi-Tarikatçı Türkiye Cumhuriyeti düşmanları,

2. AKP’li olup, Cani Öcalan’a teslim olmayı hazmedemeyen,
fakat AKP’ye söz söylenmesine kızanlar.

3. AKP ile ticari işi olan, mücahit-müteahhit ve her şeye müsait takımı,

4. Gerçekleri görmek istemeyen, muhtemelen parasını şimdiden yurtdışına aktarmış, “vatan” kelimesini yiyip-içip-dışkılarını bırakacakları arazi parçası zanneden,
tuzu kuru “oğlaklar.”


Değerli Okurlar;

Siyasi nezaketi de, siyasi terbiyeyi de çok iyi bilirim.
Hak etmedikçe kimseye hakaret etmem, edemem. Bir insanı incitmeyi hiç istemem.
Fakat bildiğim doğruları adamın yüzüne karşı söyler, yazarım.
Ben, rahmetli babamın öldüğü yaştayım. Cennetmekân Büyük Atatürk’ten
tam tamına yedi sene fazla yaşamışım. Bu aziz millet beni T.C. Devletinin en tepe noktalarına kadar taşımış.


64 yaşına gelmiş olan ben, şimdi Türk Milleti boğazlanırken mi susacağım?

Benimle birlikte görev yapmış Cumhurbaşkanları-Başbakanlar-Bakanlar korkudan sinip köşelerine çekilmişken, ben suskun kalamam.

Susarsam ne kendime saygım kalır, ne de eşimin ve çocuklarımın yüzüne bakabilirim.


“Hain” kelimesini de hak edenler için kullanırım.

Konu Türkiye olunca, “Hain” yalnızca tek başına ihanet eden değildir.
İhaneti görüp de, eliyle-diliyle-fikriyle müdahale etmeyen de haindir.
Ülke uçuruma giderken, ülkenin yasaları paspas edilirken susan-görevini yapmayan devlet görevlilerinin aldıkları maaş haram, kendileri ise haindir.

Kurtuluş Savaşımızda, Atatürk’ün önderliğinde Türk Milleti, dişiyle-tırnağıyla-canıyla emperyalist ordulara karşı özgürlük mücadelesi verirken, sinenler-İngilizlerin-Fransızların kucağına oturan “Kürtçü-Bölücü seccade şeytanlarının” tümü haindir.

Bugün aynı işi yapmaya devam eden torunları,

  • Federe İslam Devletini” kurmaya, “Büyük Kürdistan” Devletini
    İsrail ve ABD adına oluşturmaya çalışanlar, haindir.

-Eline silah alıp (gerekçesi ne olursa olsun) Türk Askerini-Türk Polisini-
on binlerce bebesini, dedesini, kadınını, gencini öldürenler haindir.

-Bu hainleri kendi bölgesinde barındıran, üzerimize salan, ülkemizin
ekonomik kaynaklarının çar-çur edilmesine neden olanlar haindir.

-T.C. yasalarına göre suç işlemiş ve elindeki silahı bırakmamış katillerle, TBMM’de “yasal zemin” hazırlamadan, TC Devletini bir “Çadır Devleti” yerine koyarak,
kanunsuz olarak görüşüp, anlaşma imzalayanlar, haindir.

-T.C. adını silmeye kalkanlar, Türk Bayrağını yakanlar, Türk Milletinin ekmeğini yiyip, “Türk Milleti” adını ortadan kaldırmaya çalışanlar, haindir.

-Mevcut Anayasa Türk Milleti huzurunda “Namusu ve Şerefi” üzerine yemin edip,
bu yeminini tutmayanlar katmerli haindir.


Bunlara “Hain” demeyen zaten Türk Milletinin bir bireyi olma şerefini hak etmemiş demektir. Onlar da ellerinden geleni artlarına koymasınlar.

Değerli okurlar;

Kişilere yaptıkları işlerle seslenilir;

Hırsız’a hırsız, sadaka dolandırıcılarına dolandırıcı, haine de hain diyeceğiz.
Bunu yüksek sesle haykırmaktan da geri durmayacağız. İzmir-Bayındır’da
göğsünde “mangal” gibi yürek taşıyan hanımefendi kadar cesaretiniz yoksa gölge edip, ayağımıza dolaşmayın bari.

Yazdıklarımızdan kimin canı yanıyorsa, Adli makamlara başvursun.
Hiç olmazsa gelecek kuşaklara (nesillere) “resmi belge” bırakmış oluruz.

Çok hassas günlerden geçiyoruz.

Türk Milletinin hışmına uğrayıp kahrolmak istemeyen “müzakereciler”
son bir kez daha düşünsünler.

Bizler Mustafa Kemal’in Askerleri, Vatan-Cumhuriyet ve Türkiye sevdalıları
üç-beş bin tane emperyalist beslemesinden, kendi insanını öldüren,
kendi kızlarının ırzına geçen çapulcudan mı korkacağız?

Gençlere bırakmadan benim yaşımdaki gençler olarak, devlet çözmezse
bizler bu işi çözeriz. Hem de adam gibi çözeriz.


Orhan Gencebay-Kadir İnanır gibiler, sizler bize sakın yaklaşmayın…

Asker-Polis-Sivil devlet memurlarına görevlerini bir kez daha hatırlatmak isterim.
Sizler Siyasi iktidarların “tetikçileri” değilsiniz.
Sizler TC Devletinin onurlu görevlilerisiniz. İşinizi yapın, işinizi…