KURTULUŞ İÇİN (7) SIKIYÖNETİM, SIKIYÖNETİM! OY, OY, OY!

CEMİL DENK, E. Albay

KURTULUŞ İÇİN (7) SIKIYÖNETİM, SIKIYÖNETİM, SIKIYÖNETİM! OY, OY, OY!

E. Alb. CEMİL DENK
denk.cemil@gmail.com, 7.8.12

Hakkâri’nin Şemdinli İlçesi’nde iki haftadan beri devam eden bir savaş var!
Bu duruma bakıp, Silahlı Kuvvetlerimizin, denk kuvvetteki Yabancı bir Devletin Ordusuyla Savaştığını sanmayın! Askerlerimiz, PKK’lı teröristlerle çarpışıyor!

PKK, sınırlarımız içinde mevzilenmeye, yol kesmeye başladı!..
Şiddetli çatışmalar sürüyor, araçlarımız ateşe veriliyor, köyler boşaltılıyor!

Nerede bu ülkenin askeri, Nerede bu ülkenin hükümeti?
Böyle bir aşağılanma şimdiye kadar hiç yaşanmamıştı.

Başbakan’ımız Esad’la, Suriye ile uğraşacağına, sınırlarımızın içinde yaratılan “Kurtarılmış Bölgeleri kurtarsın!

Bizim hükümetimizin, “AYRANI YOK İÇMEYE” ama bu güne kadar Filistin, Somali, Libyalı aşiretlerle, Suriyeli muhaliflere yapılan silah ve parasal yardımlar birkaç milyar doları buluyor.

Sınırda bayrağımızı indirip, polisimizi tartaklayan Suriyeli sığınmacıların iaşe ve ibatelerinin 320 milyon lirayı geçtiğini hükümet açıklıyor.

Daha önce Kuzey Irak’ta 500 bin Peşmerge’yi koynumuzda beslemiş, sonra başımıza bela etmiştik. Tüm bunlar İKTİDARIMIZA DERS olmuyor.

Bu hükümetin her yaptığını alkışlayan ‘UYUYAN DEV’ de uyanmıyor!

Ben inanıyorum ki; bu Halk, bu UYUYAN DEV önümüzdeki seçimlerde UYANACAK ve kendisine bu acıları çektirenleri tanıyacak ve kendilerine gereken dersi Sandıkta verecektir.

Şemdinli dağlarında iki haftadır devam eden çatışmalar, PKK’nın bölgeyi ele geçirme ve Alan Hâkimiyetini sağlama isteğinin işaretidir.

Bölücü Terör, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden güçlü olduğunu göstermek istiyor, İsyan başlatmak istiyor. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ‘Ülkede 20 milyon Kürt yaşıyor’ diyerek, Türkiye’de Tek Millet olmadığını ima ediyor.

Osman Baydemir de:

“Irak’tan sonra Suriye, İran ve Türkiye’de de Özerk KÜRDİSTAN kurulacak, başkenti Diyarbakır şehri olacak.” diye meydan okuyor.

İŞİN GARİBİ, bu adamlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyor,

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ve Diyarbakır Belediye başkanı Osman Baydemir’in yaptığı açıklamalar açıkça SUÇ olduğu halde bir tepki göstermeyen hükümet, bir parti başkanı olan Doğu Perinçek’i yıllardır hapiste tutuyor, Bodrum Belediye Başkanı Demokrat Partili Mehmet Kocadon’u görevinden alıyor, tutukluyor…

ABD – AKP – Fetullah ittifakıyla orduda Ergenekon adı altında büyük Orta Doğu Projesi ve Amerikan karşıtı generalleri, temizleme operasyonları başlatılıyor ve yıllardır bu kıyımın ardı arkası kesilmiyor. Yıllardır terörle mücadele eden cesur komutanlar hapse atıldı. Gizli tanıkların ifadelerine itibar edilip kahraman subaylar tutuklandı. Peygamber ocağının içine incir diktiler.

Hani ne derler; Taşları Bağlamışlar, İtleri Serbest Bırakmışlar misali…

Ordu ve yargının bu denli çökertilmesi, ‘UYUYAN DEV’in umurunda olmayınca, hükümetimiz de,

“Benim Yaptığım Her Şeyi Milletimiz Doğru Buluyor ki; Her Seçimde Beni İktidar Yapıyor..” diyor ve kendi çıkarlarına uygun yönetimine şuursuzca devam ediyor.

Ben inanıyorum ki; bu Halk, bu UYUYAN DEV önümüzdeki seçimlerde UYANACAK ve
kendisine bu acıları çektirenlere gereken Dersi Sandıkta Verecektir.

Gün geçmiyor ki, Güneydoğu’dan şehit haberleri gelmesin!.
Her zamanki gibi yürekler yine kavruluyor.

İşin EN GARİBİ de, anaların, babaların ‘Bir oğlum daha var o da vatana millete kurban olsun!’ demesi!

Kurtuluş Savaşı’nda on binlerce şehit verdik, orada verdiğimiz şehitlerimiz vatanımızın düşman işgalinden kurtarmak içindi, hepsini şükranla ve rahmetle anıyoruz. Nur içinde yatsınlar.

Peki, şimdi bu şehitlerimizi ne için veriyoruz? Vatan için mi?
Yoksa birilerinin Ülkemizi Bölme Planlarına hizmet etmek için mi?

Ben şehit babası olsam;

“Ben dâhil, bütün çocuklarım vatanımız için kurban oluruz! Ama ben, hiçbir evladımı bunların ÜLKEMİZİ BÖLME planlarına hizmet etmek için kurban etmem” derim!

***
Devletin yetkilileri, yıllardır “Çok güçlüyüz, şehitlerin kanı yerde kalmayacak..” diye konuşup duruyorlar, konuşulan sözler, verilen vaadler hep havada kalıyor!

Güçlü devlet böyle olmaz! ‘Yabancı bir devlete bağımlı kişiliksiz politikanın sonu o devletin uydusu olmaktır!’

Teröristler, ülkenin Doğu’su ve Güneydoğusu’nda ellerini kollarını sallayarak gezmeye, haraç toplamaya, asker ve polis öldürmeye devam ediyor!

Koca Türkiye’yi bu çaresiz duruma düşürenlere yazıklar olsun!

Evlatları şehit olan analar, araçları yakılan yurttaşlar ‘Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez!’ diye daha ne kadar bağıracaklar?

Evet, ağıt yakmak, slogan atmak da gerekli ama bu “Kürt açılımı-saçılımı diye teröristlere göz kırpan, katiller şebekesinin sırtını sıvazlayan bu hükümet ve tüm hükümetler, yalvarmadan, ricadan, protestodan anlamazlar, etkilenmezler..

“Peki, bu melanetlerden kurtulmak için ne yapalım?” derseniz, bize göre çözüm armudun sapıyla, üzümün çöpüyle uğraşmadan;

BOĞAZINDAN ve BEYNİNDEN ESİR edilmiş HALKIMIZ ve “YETMEZ AMA EVET” diyen ÇAKMA AYDINLARIMIZ da dahil olmak üzere, laik demokratik Cumhuriyet’ten yana
tüm halkımız; OYLARINI, önümüzdeki seçimlerde Laik Cumhuriyet’ten yana bir partide birleştirmeli ve iktidar olmalıdırlar.. Çünkü,

İKTİDAR OLMADAN HİÇ KİMSE HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ!

CEMİL DENK, (E. Albay – Ankara ) 07 Ağustos 2012
Atatürk’ün, Din’e, Laiklik’e ve Kadına Bakışı” konusunda Araştırmacı Yazar
0 532 217 88 11 e-mail: denk.cemil@gmail.com

E. Alb. Cemil Denk : KURTULUŞ İÇİN (8)

Sayın araştırmacı yazar E. Alb. Cemil Denk’in “KURTULUŞ İÇİN” başlıklı yazı dizisinin 8. sini sunuyoruz.. Sevgi ve saygı ile. Ahmet Saltık www.ahmetsaltik.net 12.8.12
KURTULUŞ İÇİN (8)
HALKIMIZ, MESLEK KURULUŞLARI, SENDİKALAR, DERNEKLER, VAKIFLAR GİBİ
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNE DÜŞEN GÖREVLER:

Türkiye terörle sarsılıyor, her gün şehit veriyoruz, Şehitlerin anaları babaları, eşleri, evlatları, kardeşleri çekiyor acıyı… Klasik bir deyişle; ateş düştüğü yeri yakıyor!..

Gazi kanını, şehit canını siyasete konu etmek yakışmaz ama yardım edilen yerin
Müslüman ya da Hıristiyan olması değil, insan olması daha önemli değil mi?
Bunlar her şeye dini karıştırmasalar olmuyor; olimpiyatlar için İngiltere’de bulunan Başbakan Erdoğan, olimpiyatlardan sorumlu birisiyle konuşuyor ve spora da ‘DİN’İ katıyor:

“Sayın yetkili, artık Müslüman’ bir ülkenin de olimpiyat yapma zamanı geldi’ diyor,
oysa ‘İstanbul’u olimpiyatlar için çok iyi hazırladık’ dese daha iyi olmaz mıydı?

Sınırlarımızda kıyamet kopuyor, halkımız aç bi-ilaç Tayyip Bey’in eşleri Emine Hanım ile kızları Sümeyye Hanım Türkiye’de hiçbir şey yokmuş, herkes huzur ve refah içinde yaşıyormuş gibi haritada yerini bilmediğimiz Myanmar’da, Müslümanlara yardım dağıtmaya gidiyorlar! Paralar devletten, din ticareti bunlardan!

2002’de neredeyse Sıfır Şehitle İktidara gelen bu hükümete gözü kapalı ‘OY’ verenleri uyandırabilmek için rakamları toptan vermek gerek: 2002- 2012’nin ilk yarısı TERÖRE verdiğimiz ŞEHİT sayısı 1163 !

Durum böyleyken hükümet yetkilileri açıklama yapıyorlar:
Başbakan Erdoğan “TERÖRE KARŞI BAŞARILIYIZ’ diyor,
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da ‘TERÖRLE MÜCADELE ÇOK İYİ GİDİYOR’.
Ağlayan güzel insan Başbakan Yrd. Bülent Arınç Bey de,
Şehitlerin cenaze töreninde; halkımızla alay eder gibi;
‘HER ŞEY KONTROLÜMÜZ ALTINDA’ demişti.

Değerli milletimiz, sizler, aptal yerine konacak kadar, saf değilsiniz!
Lütfen önümüzdeki seçimlerde bunlara anlayacakları dilden yanıtınızı veriniz..

Halkımız ve kurumlarımız, ülkemizin ve milletimizin karanlığa götürülen durumundan
yakınmacılar ve de değişik yer ve zamanlarda tepkilerini gösteriyorlar.
Türkiye’nin birçok yerinde bazen bürolarda bazen salonlarda gerektiğinde Sokaklarda
TÜRKİYE’NİN KARANLIĞA GİDİŞİNE DUR demek için AYRI AYRI tartışıyor, EYLEMLER yapıyorlar.

Ama ne yazık ki, PARÇA-BÖLÜK, SÖNÜK, CILIZ ve ETKİSİZ!
Sonuç ne oluyor? Bir hâsıla alabiliyor muyuz? Hayır!,
Hükümeti Uyarabiliyor muyuz? Hayır,
Hükümeti Değiştirebiliyor muyuz? Hayır..

Demokratik kitle örgütleri, Dünyayı şaşırtan mitingler yaparak, İktidarı uyarmak istemişlerdir. Ancak ne yazık ki; İktidarı ne uyarabilmişler, ne de değiştirebilmişlerdir.
• O halde yöntemde bir yanlışlık vardır.
• Doğru yöntem; İşi Sahibine yaptırmaktır,
Ülke yönetiminde İşin Sahibi SİYASETTİR.

Bazılarımız neler yaptık neler yapıyoruz?
• Birbirlerimizle uğraştık,
• Seçtiğimiz insanları karaladık, kötüledik,
• Bazılarımız “oy verecek parti yok” dedi
• Bazılarımız yeni partiler kurdular,
• Bin parçaya bölündük
Bu yaptıklarımızla, devrim karşıtlarını sevindirdik, kendimize güldürdük!

• Liderimizi ve yöneticilerimizi yıpratmaktan vazgeçelim!
• “DİN” konusunda hiç kimseyle tartışmaya girmemeliyiz.
• Din konusunu gündeme getirenlere; “DİN Allah ile Kul arasında bir olaydır.” diyelim.
• Bize, birilerinin Dini Mezhebi değil, onun devlete, millete yapacağı Hizmet Önemlidir.” diyelim!

Her arkadaşımız yalnızca bir arkadaşını partimize getirse, % ellilere kadar oy alarak İktidar oluruz.

60 yıldır hep YAKINIYORUZ !!!
* Ne zaman, iki YURTSEVER ESNAF, EMEKLİ AYDIN İŞÇİ, ÇİFTÇİ MEMUR yan yana gelse, halllerinden MEMNUN OLMADIKLARINI SÖYLÜYORLAR,.
* Referandumda, “YETMEZ AMA EVET” diyenler AKP ZİHNİYETİNE DESTEK verdiler..
Ama çözüme, kurtuluşa yönelik bir çift laf etmediler.
Böyle yaparak, bir yere gidemeyiz, biz bu olumsuzluklardan;
* Şikâyet ederek, * Ayrı ayrı hareket ederek, * Toplantılar yapıp, * Konferanslar verip, kınama mesajları yayımlayarak, Hatta Mitingler yaparak kurtulamayız

Anayasa Mahkemesi kararı ile onaylı “LAİKLİK KARŞITI EYLEMLERİN ODAĞI OLMUŞ” bir partinin yaptıkları, yapacakları ortadayken sizler hala neyi bekliyorsunuz?
Tabancanın şakağınıza dayanmasını mı? Uyanın artık bu gaflet uykusundan!

EY DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ ÖNDERLERİ !

Sizler, bunca olumsuzluğa karşın hala, “Biz Partiler üstüyüz, Biz Mitingler Yaparız,
Biz Kınama Mesajları Çekeriz, Basın Bildirisi Yayımlarız” ‘slogan atarız’ mı diyeceksiniz?

Sizin bu durumda asıl göreviniz;

Partilerin Birlikte Hareket etmeleri için BASKI ÖGESİ olmak ve Üyelerinizi, Laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nden yana, iktidara en yakın bir PARTİYE üye yapmaktır.
Laik demokratik Cumhuriyetten yana, bir partiye Projeler üretmek, eylemlerimizde
onlarla diyalog içinde olmak, yeri geldiğinde de – Medyada Değil – birebir eleştirmektir.

(Biz inanıyor ve temenni ediyoruz ki; bütün bu olumsuzlukları fark eden, BOĞAZINDAN ve BEYNİNDEN ESİR edilmiş HALKIMIZ ve “YETMEZ AMA EVET” diyen YARI AYDINLARIMIZ
‘GÜÇ BİRLİĞİ’ yapacaklar ve seçimlerde OYLARINI bunlara vermeyeceklerdir!)

“GÜÇ BİRLİĞİ” konusunda kurtarıcımız ve kurucumuz Yüce Atatürk ne diyor :
“Başarımız, şüphesiz birlikte olacaktır. Eğer millet ortak amaca hep beraber
faaliyet sarf ederek yürürse, mutlaka başaracaktır.” (1923)

E. Albay CEMİL DENK
Atatürk’ün, Din’e, Laiklik’e ve Kadına Bakışı” konusunda Araştırmacı Yazar
0 532 217 88 11 denk.cemil@gmail.com, 10 Ağustos 2012

KURTULUŞ İÇİN (6) : GENELKURMAY BAŞKANI OLSAYDIM

E. Albay Cemil DENK
(6) KURTULUŞ İÇİN
GENELKURMAY BAŞKANI OLSAYDIM

CEMİL DENK, E. Albay
denk.cemil@gmail.com , 5 Ağustos 2012

Neredeyse her gün gencecik fidanları teröre kurban veriyoruz. Sayısız güvenlik görevlisinin, gazetecinin, bilim adamının, askerin anası da, babası da, çocukları da ağladı! Ağlıyor…

Bu durum karşısında, Başbakan Vekili Bülent Arınç’ın yaptığı açıklamalar traji-komik!:

“HER İŞ KONTROL ALTINDA.” diyor!

8 şehit vermişiz, 18 Mehmetçik yaralı, iş denetim altındaymış… Denetim altında olmasaydı acaba ne olurdu?..

Şimdi de yeni bir projeden söz ediliyor:

“- Güneydoğu’da PKK’ye karşı savaşan askerler, savaş suçlusu olarak yargılanacakmış!”

Peki, Türk Ordusu nerede? Kışlasında veya sınır karakollarında! Ya da hapishanelerde!

Değerli dostlarım, bu masalcı iktidar işbaşında olduğu sürece bu acılar bitmez!…

GENELKURMAY BAŞKANI’NI OLSAYDIM TÜRK HALKINA ŞÖYLE BİR AÇIKLAMA YAPARDIM :

Aziz Türk milleti;

* Her gün ana ocaklarına gelen şehitler, anaların, babaların, eşlerin, kardeşlerin, çocukların yüreklerini dağlamaktadır.

* Bu acıyı, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, bizler de sizler gibi, yüreklerimiz burkularak yaşıyoruz, çünkü onlar gelip bize teslim olduklarından itibaren bizim çocuklarımız olmaktadırlar. Bizler, bu acı durumlarda gözyaşlarımızı yüreğimize akıtıyoruz.

* Ancak bizler, Laik Türkiye Cumhuriyetimizin, kurtarıcımız ve kurucumuz Atatürk’ün Askerleri olarak, kendi başımıza her şeye karar veremeyiz. Bizim de Anayasa ve yasalarla bağlı olduğumuz bir yer var, orası da, Başbakan yani Hükümettir.

* Yaşadığımız bu Olumsuzlukların Nedeni; seçip başımıza getirdiğimiz bu Hükümettir.

* Bu Hükümet, “Terörle Mücadele Yasası’nı yeniden düzenleyip, Teröristlerle Mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri’ne gereken Yetki ve Görevleri vermemektedir.

* Bu Hükümet, Sınır Ötesi Harekât, emrini verme yetkisi, Meclis tarafından, kendilerine verildiği halde, bize bu görevi vermemektedir.

* Bu Hükümet, sürdürdükleri iç ve dış siyasetle, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kıpırdayamaz hale getirmiştir.

* Bu Hükümet, eylem ve söylemleri ile Irksal ve İnançsal bölücüleri cesaretlendirmektedir.

* Bütün dünya ordularında, atama ve terfiler, kendi kuralları içinde yapıldığı halde, Subayın, atama ve terfileri teğmenliğinden, orgeneralliğe kadar – takip edilerek, Sicil verilerek, yapıldığı halde, bu Hükümet, Yüksek Askeri Şura kararlarında, bizim değerlendirmelerimizi hiç dikkate almıyor.

* “EMASYA” (Emniyet, Asayiş Yardımlaşma Planı) ülkenin ve milletin içerden gelecek tehditlerle nasıl başa çıkılacağını içeren bir plandır.

Bölgede, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın temsilcilerinin yan yana gelerek, hazırladıkları ve askere ve kendilerine düşen Görevleri belirledikleri bir Plandır.

Asker de, çıkabilecek, tehditlere göre; kendisine verilecek görevleri, gerektiğinde, yapabilmesi için, bu görevleri, muhtemel durumlara göre, ince ince planlamak zorundadır.

Planlamazsa, Görevini YAPMAMAKTAN Suçlu Duruma Düşer!

Durum böyle iken, bu Hükümet, “EMASYA” planlarını yapan Ordu mensuplarını,
“darbe planları yaptınız..” diye, tutuklatmaktadır.

TSK mensuplarını, “Balyoz”, “Kafes” vb. planları yaptınız diyerek tutuklamak, aşağılamak; hem o kişilerin moral güçlerini kırmak, hem de TSK kurumunu acz içine itmek, pasifize etmek için yapılmaktadır.

Sonuç olarak :

Bu Hükümet, yine MAĞDURU Oynamak için bizleri DARBE yapmaya zorlamaktadır.
Ama bu kez Ordumuz, bu tuzağa düşmeyecek..
Zaten bitmiş olan bu Hükümete Mağduru Oynama şansını tanımayacaktır.
Peki, bunca olumsuzluklardan kurtulmanın yolu nedir?
Çare, ne istifa etmektedir, ne de darbe yapmaktadır.

Aziz Türk milleti;

ÇÖZÜM SİZSİNİZ, çünkü Mühür sizin elinizdedir!
Sözü uzatmadan söylemek gerekirse;
Yapılacak iş; ilk seçimlerde, iktidar olma ihtimali olan muhalefet partilerinden birine oylarınızı verin ve bu olayı kökünden çözün..
İşte bizim Aziz Türk milletimize yapacağımız MANTIKLI açıklama budur.

İlgililerin bilgilerine arz olunur.”

… Genelkurmay Başkanı …..

*******
AKP döneminde Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’a girdiğini duymadık!
Ama duyduğumuz, gördüğümüz bir şey var:
Bunlar, Teröriste Kurtuluş Savaşçısı, teröriste göğsünü siper eden,
APO’yu paketleyip getiren Ordu mensuplarına “TERÖRİST” muamelesi yapıp, Damlara attılar.
‘Askerleri, PKK alnından, bunlar sırtından vurdu!..’

İŞTE YAPILABİLECEK GÖREVLER:

Ey halkım, senin aklın ne zaman başına gelecek?
Ateş senin ocağına düşmeden uyanmayacak mısın?
Senin tek silahın olan altın değerindeki “OY’unu”, bunlara vermeye devam mı edeceksin?
Şayet oyunu bunlara vermeyeceğini söylemezsen, daha çok olumsuzluklara katlanmak zorunda kalacaksın.
Nereden mi biliyorum; bu durum, 30 yıldır sürüyor, bunu görmek için dahi olmaya gerek yok!
Slogan atarak, şikayet ederek, ağlayıp sızlayarak bir yere gelinmediğini artık anlamak zorundayız.
“Sorumluların Allah cezasını versin..” demeyeceksin onların cezalarını sen vereceksin.
“Vatan sağ olsun” demek güzel de, evlatlarımız sağ olsa, daha iyi olmaz mı?
HALKIMIZ, yaşadığımız bütün olumsuzlukları artık görsünler ve körü körüne, ‘OY’ vermesinler.
SANDIĞA GİTMEYEN ya da AKP’ye oy veren değerli insanlar, lütfen gerçekleri bilin!
Ve altın değerindeki oylarınızı verdiğiniz insanların yaptıklarını sorgulayın ve ona göre oylarınızı kullanın.
Ey boğazından ve beyninden ESİR edilmiş halkımız ve “yetmez ama evet” diyen
yarı aydınlar, bunca olumsuzluklara karşın, önümüzdeki seçimlerde OYLARINIZI yine mi bunlara vereceksiniz?

CEMİL DENK, (E. Albay – Ankara ) 5 Ağustos 2012
Atatürk’ün, Din’e, Laiklik’e ve Kadına Bakışı” konusunda Araştırmacı Yazar
0 532 217 88 11 E-Mail: denk.cemil@gmail.com