İKİNCİ SARISÜLÜK CİNAYETİ

İKİNCİ SARISÜLÜK CİNAYETİ

portresi

Av. Hüseyin Özbek
19 Eylül 2015

 

Etem Sarısülük Gezi eylemleri sürecinde polis kurşunuyla yaşamını yitirdi. Sanık polisin yargılanması halen sürüyor. Bu süreçte kamuoyu Etem’le ilgili haberlerden Sarısülüklerin aile hikayesini de öğrenmiş oldu:  Devrimci Öğretmen mücadelesinden gelen, düzenin acımasız çarkı toplum dışına savurunca, sisteme sırtını dönüp inzivaya çekilen baba, evlatlarına kol kanat geren tipik Anadolu kadını anne, sırt sırta verip yaşamın zorluklarına direnen kardeşler.

Sarısülük cinayeti, sisteme karşı direnişin ölçüsüz polis şiddeti sonucu ölümle sonlandırılmasının travmatik sembolü olarak uzun yıllar unutulmayacak bir örnek teşkil etmektedir. Bundan sonraki süreçte de bir masumiyet ve mağduriyet simgesi olarak hep hatırlanacaktır.

Etem Sarısülük’ün Orta Anadolu’dan, Çorum’dan Alevi Türkmen kökenli, protest gelenekten solcu kimliği, mağduriyet ve masumiyet katsayısının olağanüstü artmasına yol açmaktadır. Bireysel aile trajedisinin politik ve mezhepsel kişilik üzerinden kolektifleşmesine, süreç içinde derinleşip genişleyecek bir nitelik kazanmasına  neden olmaktadır.

Bu girişten sonra sözü Etem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük’ün Ankara 2. Bölge 1. Sıradan HDP milletvekili adayı gösterilmesine getirmenin zamanıdır. Halkların Demokratik Partisi’nin politikasını belirleyen üst irade, partinin siyasal Kürtçü, etnikçi hüviyetinin sol ve mezhep makyajıyla olabildiğince perdelenmesini istemektedir.

Etem Sarısülük, Alevi inanç ve kültür kodlarının günümüze uyarlanmasında Kerbela kültünün mağdur ve mazlum tarafını, canına kast edenler ise zalim tarafın sembolüne dönüştürülebilecek travmatik  özellikler içermektedir.  Postmodern Kerbela’nın Hüseyin’i olarak algılanabilecek bir mazlumiyet simgesini etnik bölücülüğün malzemesi yapma girişimi sanılandan, görülenden öte bir hesabın ürünüdür.

Etnik ayrılıkçı hareketin nihai amacı Türkiye’den ve komşu ülkelerden koparılacak topraklar üzerinde  emperyalizmin vesayeti altında Bağımsız, Birleşik Kürdistan’dır. 

KCK sözleşmesi ve PKK’nın geçmişten günümüze siyasal pratiği bu amacın asla değişmediğini göstermektedir. Bolca kullanılan sol soslu barış ve demokrasi söylemlerinin ülkenin batısına ve sol tribüne yönelik taktiksel bir kandırmaca, etnik hüviyeti perdelemeye yönelik sis bombası olduğu görülmelidir.

Mustafa Sarısülük’ün, Alevi inanç ve kültüründen gelen yurttaşlarımıza yönelik bir mühre olarak HDP vitrinine konulduğu anlaşılmaktadır. Uçar avcısı, ava çıkarken yanına aldığı kafese canına kıyacak olduklarının hemcinsini alır. Av mahalline geldiğinde kafesteki ayağı bağlı mühreyi dışarı salar.  Mühre ötmeye başlayınca yerde gökteki uçarlar kafese doğru süzülmeye başlar. Avcıya gizlendiği siperden tetiği çekmekten başka bir şey kalmaz. Siyasal Kürtçülük vitrinin mührelerinin yüksek perdeden dillendirdikleri emek ve demokrasi söylemleri bu yalın gerçeği örtmeye yetmemektedir. Çünkü kapatıldığı kafesten ne zaman çıkarılacağına, nerede av yapılacağına, ne zaman öteceğine, ne zaman susacağına kafesin sahibi karar verecektir!

Türkiye’nin 1000 yıllık Alevi inanç ve kültürünü siyasal Kürtçülüğün gayya kuyusunda yok etmek, 100 yıllık sol birikimini etnik bölücülük lokomotifine son kompartıman olarak eklemek hesabının arka planı iyi görülmelidir.

Fıratsız, Diclesiz, GAP’sız Türkiye tasarımının sol kotadan ya da mezhep kotasından mühreliği rolü verilenlerin bir kez daha düşünmesi gerekmektedir.

Dünyada ilk kez emperyalizmin yenilebileceğini, emperyalizme rağmen bağımsız bir devlet kurulabileceğini kanıtlamış, mazlumlara direniş modeli olmuş onurlu bir geçmişe sırt çevirmenin ömür boyu sürecek utancından kurtulmanın tek yolu var.

Mazlum figanıyla zalimin çığırtkanlığından tez elden vazgeçip kapatıldığı mühre kafesini parçalayarak mazlumlardan yana kanat çırpmak…

==================================

Dostlar,

Sayın Av. Hüseyin Özbek, İstanbul Barosu’nun Genel Sekreteridir.
Bu yazısında da görev unvanını kullanmadığını sadelik ve sorumluluk içinde davrandığını izliyoruz.

Sayın Av. Hüseyin Özbek  bir bilge düşünürdür. Yazar ve paylaşır, arada Ulusal Kanal, Halk TV, Sokak TV gibi birkaç namuslu kanalda programa alınır. O’nu izlemek ve engin birikiminden yararlanmak gerekir. Son derece güçlü bir sorgulama ve akıl yürütme donanımı çok değerlidir.

Zaten bir insana / insanlara verilecek en anlamlı armağan,
en güçlü donanım da aklını özgürleştirmek ve sorgulayan akıl kazandırmak değil midir?

Uygarlığın motoru işlevini üstlenebilecek başkaca daha hünerli insan yetisi – değeri ne ola ki??

Özgürleştirilen, tabulardan arınmış, prangalarını kırmış, inanç zincirlerinden kurtulmuş; deneysel – gözlemsel bilimle yaşamı anlamaya ve anlamlı kılmaya çalışan bir dizge.
(İnsan aklının zaman ve mekan sınırlarının ve duyularının sınırlılığının ayırdında olarak..)

Rahmetli İlhan SELÇUK Aydınlanma” yı çok yalın ve çarpıcı tanımlardı :

  • AYDINLLANMA, Aklın inançtan, Bilimin de dinden özgürleştirilmesidir.

*****

Sarısülük ailesinin HDP kulvarına çekilebilmiş olması ciddi bir talihsizliktir.

Batı destekli Sosyo-Politik mühendislik doğrusu “iyi” çalışmakta ve toplumun – değerler sisteminin yumuşak karınlarını sistemli biçimde yoklamaktadır.

Alevi – Türkmen toplumu organik – kurumsal örgütlenmelerden önemli ölçüde yoksundur. Bu olayda kurumsal yapılanma, önemli sorunları tartışarak ortak aklı öne çıkarma yolları kullanılamamıştır. “Dedelik” kurumu geliştirilerek günümüze uyarlanabilseydi orada karar verilebilirdi HDP milletvekilliği önerisine. Anlaşılan, Aile meclisi konuyu derinlemesine irdeleyememiştir.

Anadolu’da Alevi – Türkmen assimilasyonu yüzlerce yıldır sürüyor ne yazık ki..
Dün Bizans ve Osmanlı idi, günümüzde ise DİB eliyle Sünni dükalığı..
İktidar ve muazzam parasal fonları ile Suudi – Vahhabi desteği ile

Etem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük’ün HDP adaylığı Ciddi bir yanlış ve üzüntü kaynağıdır; bununla da kalmayabilecektir.

Bu bakımlardan, rahmetli Gezi Şehidi Etem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük’ün Ankara 2. Bölge 1. sıradan HDP milletvekili adaylığından çekilmesi son derece yerinde olacaktır. Bu çağrıyı kamuoyu önünde aileye bir kez de biz yapıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
20 Eylül  2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

BİRLEŞİK BÜYÜK KÜRDİSTAN’a = 2. İSRAİL’e ve POSTMODERN YENİ SEVR’e = BÖLÜNMEYE BEŞ KALA


BİRLEŞİK BÜYÜK KÜRDİSTAN’a =
2. İSRAİL’e ve
POSTMODERN ya da
YENİ SEVR’e = BÖLÜNMEYE BEŞ KALA..


Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net,
profsaltik@gmail.com

Söylenecek – yazılacak pek çok şey var ama çok çok özetleyelim..

ABD, 22-24 ülkeyi kapsayacağı belirtilen Kuzey Afrika’dan Afganistan’a dek kapsamlı sınır ve
nüfus operasyonları ile kurmayı tasarladığı Büyük (İkinci) İsrail‘i bölgede adım adım,
AKP yardım ve desteği ile yıllardır inşa ediyor.

İşin çarpıcı özeti budur!

BOP Eşbaşkanı RTE, kendisine iktidara getirilme ve tutulma karşılığında diyet olarak giydirilen politik kefen içinde çaresizce, tarihsel misyonunu yerine getirmektedir.

BOP’un yalnızca bu bölgedeki ayağı, o da Türkiye’nin müttefikliği – kanlı taşeronluğu ile
başarıya” (!) taşınmaktadır. Plan, öbür bölgelerde başarısız olmuştur.

Irak’ta 20+ yıldır, Suriye’de ise son birkaç yıldır taşeron İslami terör örgütleri ve PKK eliyle sürdürülen etnik temizlik ve sözde güvenli bölge yaratma harekatı, Birleşik Kürdistan için
coğrafya – alan üretmektedir ve stratejik adım olan Akdeniz’e açılmaya ramak kalmıştır.
Bunun ardından Afganistan ayağı kurulacak ve 1200 km uzunlukta Stratejik Kürt Koridoru güvenceye alınacaktır. Resmi BOP haritası, 2006’da ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde
imzalı makale olarak yayımlanmıştır. (Başkan Danışmanı E. Alb. Ralph Peter)

BOP_haritasi

Bölge Kürtleri, artık son yıllarda, her nasılsa geçmişte Yahudi oldukları kendilerine telkin edilen “Judaik Kürtler“dir! Yani kadim kökenleri aslında Yahudi – Musevi olup sonradan Müslüman -Kürtlere assimile olmuşlardır!? Aslına dönmenin vaktidir! Binlerce yıllık tarihlerinde
hiç olmadıkları halde, böylesine asılsız bir algı operasyonu – sosyal psikolojik kuşatmaya alınmışlardır ..

Böylece, bölgede bırakılan bir miktar sünni Arap ve öbür çeşnilik etnisiteler ile birlikte çatılacak yapay ve kukla Kürt devleti, başlangıçta İsrail mandaterliğinde (güdümünde, himayesinde),
zamanı geldikçe ise parça parça ya da tümden İsrail’e katılma (ilhak) ile
BİP (Büyük İsrail Projesi) = BOP gerçekleştirilmiş olacaktır.

Tarihsel Projenin Türkiye’ye bedeli ise; önce Doğu – Güneydoğu’da özerk Kürt bölgesi,
zamanla bu kukla Kürt / gerçekte 2. İsrail olan devlete katılım ile toprak ve nüfus yitimi olacaktır.

Postmodern Sevr ya da Sevr başlangıcı..

AB Parlamentosu’nun, ABD makamlarının kezlerce apaçık seslendirdikleri,
yazılı raporlara bağladıkları biçimde Lozan’a son,

Sevr uygulamasına 95 yıl sonra, kaldığı yerden devam..

Misak-ı Milli (Ulusal Ant) yıkılmış, Lozan parçalanmış ve Sevr’e ilk ve büyük adım atılmış olacaktır. Arkası çorap söküğü gibi getirilecektir.

Başta bu lanetli politikaların taşeronu, onlarca kez BOP eşbaşkanı olduğunu ve bu görevi yaptığını söyleyen RTE olmak üzere O’nun AKP’si, ülke ve ulusun parçalanmasının
kesin sorumlusu olacaktır.

Son 7 Haziran 2015 genel seçimde AKP’ye oy yağdıran 18 milyonu aşkın yurttaş,
bu hazin tablonun ne denli ayırdındadır??

Her kim bu lanetli bölücü politikaya bilerek (İhanet!) ya da bilmeyerek (gaflet ve dalalet)
destek verir ya da engellemeye çaba göstermez ise, tarih önünde bedelini ödeyecektir.

*****

En azından CHP ve MHP birlikte, HE – MEN ortak basın açıklaması ile halka olağanüstü kritik boyuta gelen durumu anlatmalı ve hükümeti acil göreve çağırmalıdır.

Türkiye’nin başına bu kumpaslar rastlantıyla gelmemektedir.
Zamanlama kahpece yapılmıştır.
Ancak Hükümet, vekaleten de olsa işbaşındadır ve siyasal sorumluluğu sürmektedir.

Cumhurbaşkanı makamında oturan zat, BOP Eşbaşkanlığını = Türkiye’yi bölme işini
sürdürecek midir, acilen engellenecek midir?
(Kendi ağzıyla TV’lerde BOP Eşbaşkanlığını üstlenerek : “.. ve biz bu işi yapıyoruz..”

TSK, vahim gelişmelere hiçbir nedenle kayıtsız kalamaz!++
Kamuoyuna gerekli açıklamayı yapmalı ve çıplak gerçekleri açıklamalıdır.
Basın… artık insaf ve vicdan, zerrece namus ve vatan – halk sevgisi kaldı ise gerçekleri yazmalı, TV’lerde programlar yapmalı ve kamuoyunu ayağa kaldırmalıdır..

Cumhuriyetin başsavcılık makamı, hangi derin uykulardadır??

Koskoca ülkenin “olağanüstü durum” koşullarına denk düşen
B, C… planları nerededir??

Yarın evet, somut olarak yarın, 21 Haziran 2015 günü bile çok geç kalmış olabiliriz..

Bu korkunç gelişmeleri yalnızca “Hayra alamet şeyler değil..” diye yorumlayan bir zat,
T.C. Cumhurbaşkanlığı makamında oturmaktadır.

Bundan daha beter şerre alamet durum olabilir mi??

(Yazının pdf biçimi :

BIRLESIK_BUYUK_KURDISTAN_POSTMODERN_ya_da_YENI_SEVR’e_BOLUNMEYE_BES_KALA

Sevgi, saygı ve ÖLÇÜSÜZ KAYGI ile.
20 Haziran 2015, Ankara

Lütfen aşağıdaki yazıyı da okur musunuz??
http://ahmetsaltik.net/2015/06/20/isid-turkiyede-allah-sizi-korusun/

IŞİD Türkiye’de Allah sizi korusun!

IŞİD Türkiye’de Allah sizi korusun!

Tel Abyad’ı terk eden IŞİD’cilerden geriye kalan birkaç çuval kesilmiş sakal,
çoğunun sığınmacı görünümünde Türkiye’ye geçtiğini ortaya koydu

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/302593/ISiD_Turkiye_de_Allah_sizi_korusun.html, 20.06.2015

Hastanenin depoları üzerlerindeki Türkçe yazılardan Türkiye’den geldiği anlaşılan
kolilerce ilaçla dolu.

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) 2014 Ocak ayından bu yana elinde tuttuğu Tel Abyad’ın denetimi, geçen hafta Kürt savunma birliği YPG ile Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı Burkan El Fırat (BEF) güçlerine geçti. IŞİD’in ciddi bir savunma göstermeden terkettiği kentte YPG ve BEF güçleri tamamen hâkimiyeti sağlamış durumda. Bir kaç ay öncesinde yakın tarihin en önemli direnişine ev sahipliği yapan Kobane üzerinden ulaştığımız Tel Abyad’ın tüm giriş çıkışları YPG güçlerince kontrol ediliyor. Tel Abyad’ın girişlerinde ve kent içindeki önemli kimi noktalarda tüm sivillere kimlik kontolü yapılıyor.

Araplar: Biji YPG

AKP hükümeti ve medyasının Türkmenlere yönelik katliam yaptığı iddialarının aksine
Tel Abyad’da herhangi bir çatışma izine dahi rastlamak mümkün değil. Nüfusun büyük çoğunluğunun dönmediği kentte bulunan az sayıdaki Arap ise memnuniyetini “Biji YPG” sloganlarıyla dile getiriyor. YPG ve BEF güçlerinin iki haftadan az bir sürede önce yakın köyleri ardından da Tel Abyad merkezini IŞİD güçlerinden almasıyla örgütün Rakka’daki merkeziyle bağlantıyı sağlayan en önemli hat da düşmüş oldu. Böylece IŞİD’e katılmak için Urfa sınırını kullanan cihatçıların geçiş yolu da kapanmış oldu. Ancak kenti savunmadan terkeden IŞİD militanlarından çoğunun sakallarını keserek sığınmacı görünümünde Urfa Akçakale sınırından Türkiye’ye geçtiği tahmin ediliyor.

Adeta yüksek şiddetli bir deprem yaşamış görütüsü veren Kobane’nin aksine savaşın izine rastlanmayan kentte işyerlerinin neredeyse tamamı kapalı. Kentteki birkaç bakkal dükkânı ise Tel Abyad merkezindeki az sayıdaki insanın ihtiyaçlarını karşılıyor. Zaten ihtiyaç sahibi olanların sayısı da hayli azalmış durumda. IŞİD’in kenti ele geçirmek için 2013’te başlattığı saldırılar sırasında Suriye rejim güçleriyle şiddetli çatışmalara sahne olan kentin sakinleri
büyük bir göç dalgasıyla Akçakale’ye sığınmıştı. Kentin IŞİD’in eline geçmesinden sonra kentteki az sayıdaki Kürt nüfus da göçe zorlanmıştı. Sünni Araplar ise IŞİD’in kurallarıyla yaşamayı kabul ederek kalmışlardı. Kent IŞİD’in elinden kurtarmak için başlatılan operasyonlar ve hava bombardımanları ise geçen hafta boyunca sınırın hemen öte yakasında bulunan Akçakale’ye yeni bir göç başlatınca kent adeta boşalmıştı.

Apar topar kaçmışlar

Neredeyse çatışmaya girmeyen IŞİD militanlarının kenti terkettiği 15 Haziran’dan iki gün sonra ise bu kez Tel Abyad’ı terkeden sakinleri Akçakale’den dönmeye başladı. Ancak kentte birçok yerde mayın döşendiği ve bombalı bubi tuzakları tespit edildiği için YPG güçleri önümüzdeki pazartesiye kadar sınırı kapattığını duyurdu.

Kentin ele geçirilmesinden sonra apar topar kaçan IŞİD’lilerden geriye kalan eşyalar Akçakale sınır kapısının yanındaki barakalarda bırakılmış. Kıyafetler, ilaçlar, uydu antenleri, kırtasiye malzemeleri, mayın patlatmada kullanılan ara kablolara kadar birçok eşya geride bırakılmış.

Kentin tek hastanesinde cezaları infaz edilmiş iki kişinin cesedi bulunuyor. YPG’liler tarafından bulunmuş cesetlerin birisinin kafası, diğerinin iki ayağı kesilmiş durumda hastane morguna bırakılmış. Tamamen boşaltılan hastanenin depoları üzerlerindeki Türkçe yazılardan Türkiye’den geldiği anlaşılan kolilerce ilaçla dolu durumda.

‘IŞİD’ciler sığınmacı kılığında Türkiye’de, Allah sizi korusun

Eşyalarını geride bırakan IŞİD’cilerin yaptığı tek kaçış hazırlığı ise sakal tıraşı olmak olmuş. Gümrük kapısını ele geçirilen YPG’liler binanın tüm odalarında sakal tıraşından geriye
birkaç çuval artık temizlediklerini anlatıp ekliyorlar:

“Bu cihatçılar sığınmacı kılığında artık Türkiye’deler.
Başınıza gelecekler için sizleri Allah korusun.”

Kentin en önemli noktası olan Özgürlük Meydanı, IŞİD’in kenti ele geçirmesinden sonra
Ölüm Meydanı olarak anılmaya başlanmış. Çünkü suç işlediklerine kanaat getirilenlerin kafaları kesilerek cezalarının infazı da bu küçük meydanda halkın gözleri önünde yapılıyormuş.
Tel Abyadlılar artık BEF güçleri ile birlikte kontrol noktaları kuran YPG’nin elinde olan bölgeyi yeniden ilk adıyla, Özgürlük Meydanı diye anıyorlar. Kapalı kepenklerin üzerinde yazan
“Biji YPG” sloganları sokaklardaki az sayıdaki insanın da dilinde. Kendilerini IŞİD belasından kurtaranlara duacı olduklarını anlatıyorlar. En hafif cezanın “Ölüm Meydanı”nın hemen ilerisinde, gelip geçenlerin küfür ve hakaret etmesinin mecbur kılındığı bir kafeste aç susuz
48 saat hapsetmek
olduğu kentte YPG ve BEF güçlerinin en çok karşılaştığı soru da
“Sigara içebilir miyiz?” oluyormuş. Çünkü IŞİD haram kıldığı sigarayı içmeyi de yasaklamış. Halktan ve dükkânlardan toplanan kartonlarca sigara da, yakılarak imha edilmiş.
Başta sakal kesmek üzere nelerin yasak olduğunun duyurulması için kullanılan camilerin hoparlörlerinden en sık duyulan diğer anonsun ise kadınların nasıl giyinmesi gerektiğine yönelik fetvalar olduğunu anlatıyor Tel Abyadlılar.

===========================================

Dostlar,

Söylenecek – yazılacak pek çok şey var ama çok özetleyelim..

ABD, 22-24 ülkeyi kapsayacağı belirtilen Kuzey Afrika’dan Afganistan’a dek kapsamlı sınır ve nüfus operasyonları ile kurmayı tasarladığı Büyük (İkinci) İsrail‘i bölgede adım adım,
AKP yardım ve desteği ile yıllardır inşa ediyor.

İşin çarpıcı özeti budur!

BOP Eşbaşkanı RTE, kendisine iktidara getirilme ve tutulma karşılığında diyet olarak giydirilen politik kefen içinde çaresizce, tarihsel misyonunu yerine getirmektedir.

BOP’un yalnızca bu bölgedeki ayağı, o da Türkiye’nin müttefikliği – kanlı taşeronluğu ile
başarıya” (!) taşınmaktadır.
Öbür bölgelerde Plan başarısız olmuştur.

Irak’ta 20+ yıldır, Suriye’de ise son birkaç yıldır taşeron İslami terör örgütleri ve PKK eliyle sürdürülen etnik temizlik ve sözde güvenli bölge yaratma harekatı, Birleşik Kürdistan için coğrafya – alan üretmektedir ve stratejik adım olan Akdeniz’e açılmaya ramak kalmıştır. Bunun ardından Afganistan ayağı kurulacak ve 1200 km uzunlukta Stratejik Kürt Koridoru güvenceye alınacaktır. Resmi harita, 2006’da ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde yayımlanmıştır.

BOP_haritasi

Bölge Kürtleri, artık son yıllarda, her nasılsa geçmişte Yahudi oldukları kendilerine telkin edilen “Judaik Kürtler“dir! Yani kadim kökenleri aslında Yahudi – Musevi olup sonradan Müslüman -Kürtlere assimile olmuşlardır!? Aslına dönmenin vaktidir! Binlerce yıllık tarihlerinde
hiç olmadıkları halde, böylesine asılsız bir algı operasyonu – sosyal psikolojik kuşatmaya alınmışlardır.. Böylece, bölgede bırakılan bir miktar sünni Arap ve öbür çeşnilik etnisiteler ile birlikte çatılacak yapay ve kukla Kürt devleti, başlangıçta İsrail mandaterliğinde (güdümünde, himayesinde), zamanı geldikçe ise parça parça ya da tümden İsrail’e ilhak ile BİP (Büyük İsrail Projesi)=BOP gerçekleştirilmiş olacaktır.

Tarihsel Projenin Türkiye’ye bedeli ise; önce Doğu – Güneydoğu’da özerk Kürt bölgesi,
zamanla bu kukla Kürt / gerçekte 2. İsrail olan devlete katılım ile toprak ve nüfus yitimi olacaktır… Postmodern Sevr ya da Sevr başlangıcı.. AB Parlamentosu’nun, ABD makamlarının kezlerce apaçık seslendirdikleri, yazılı raporlara bağladıkları biçimde Lozan’a son, 95 yıl sonra, kaldığı yerden Sevr uygulamasına devam..

Misak-ı Milli (Ulusal Ant) yıkılmış, Lozan parçalanmış ve Sevr’e ilk ve büyük adım atılmış olacaktır. Arkası çorap söküğü gibi getirilecektir.

Başta bu lanetli politikaların taşeronu, onlarca kez BOP eşbaşkanı olduğunu ve
bu görevi yaptığını söyleyen RTE olmak üzere O’nun AKP’si,
ülke ve ulusun parçalanmasının kesin sorumlusu olacaktır.

Son 7 Haziran 2015 genel seçimde AKP’ye oy yağdıran 18 milyonu aşkın yurttaş,
bu hazin tablonun ne denli ayırdındadır??

Her kim bu lanetli bölücü politikaya bilerek (İhanet!) ya da bilmeyerek (gaflet ve dalalet)
destek verir ya da engellemeye çaba göstermez ise tarih önünde bedelini ödeyecektir.

*****

En azından CHP ve MHP birlikte, HE- MEN ortak basın açıklaması ile
halka olağanüstü kritik boyuta gelen durumu anlatmalı ve hükümeti acil göreve çağırmalıdır.

Türkiye’nin başına bu kumpaslar rastlantıyla gelmemektedir.
Zamanlama kahpece yapılmıştır.
Ancak Hükümet, vekaleten de olsa işbaşındadır ve siyasal sorumluluğu sürmektedir.

Cumhurbaşkanı makamında oturan zat, BOP eşbaşkanlığını = Türkiye’yi bölme işini
sürdürecek midir, acilen engellenecek midir?
(Kendi ağzıyla TV’lerde BOP Eşbaşkanlığını üstlenerek : “.. ve biz bu işi yapıyoruz..”

TSK, vahim gelişmelere hiçbir nedenle kayıtsız kalamaz.
Kamuoyuna gerekli açıklamayı yapmalı ve çıplak gerçekleri açıklamalıdır.
Basın… artık insaf ve vicdan, zerrece namus ve vatan – halk sevgisi kaldı ise gerçekleri yazmalı, TV’lerde programlar yapmalı ve kamuoyunu ayağa kaldırmalıdır..

Cumhuriyetin başsavcılık makamı, hangi derin uykulardadır??

Koskoca ülkenin “olağanüstü durum” koşullarına denk düşen B, C… planları nerededir??

Yarın evet, somut olarak yarın, 21 Haziran 2015 günü bile çok geç kalmış olabiliriz..

Bu korkunç gelişmeleri yalnızca “Hayra alamet şeyler değil..” diye yorumlayan bir zat,
T.C. Cumhurbaşkanlığı makamında oturmaktadır.

Bundan daha beter şerre alamet durum olabilir mi??

Sevgi, saygı ve öÖLÇÜSÜZ KAYGI ile.
20 Haziran 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Bülent ESİNOĞLU : Siyasetin bittiği yerdeyiz!

Siyasetin bittiği yerdeyiz!

portresi

 

Bülent ESİNOĞLU
bulentesinoglu@gmail.com, 8.10.14

Suriye’de vekâlet savaşı, yani terörle işbirliği, içeride, PKK ve uzantılarıyla işbirliği, böyle bir durumda, Türk Devleti’nin gelebileceği başka bir yer yoktu.

İki terör örgütü ile birlikte yatıp kalkarak, ülkeyi kaosun içine attılar.
Ümmetçilik ve mezhepçiliğin geleceği yer de, bu kaostan başka bir yer olamazdı.

PKK ile “mücadele yerine müzakere”, IŞİD’e sınırları kapatmak yerine
lojistik destek, sorunları çözülmez noktaya taşıdı.

Siyasetin sorunları çözmek yerine, daha karmaşık duruma getirdiği yerde,
stratejiler kökten değişmek zorundadır.


Siyasetin çözemediği, ya da çözmek istemediği sorunlar dayatınca,
yürütülen siyasetin değişmesi zorunluğu ortaya çıkar.

Hep yığınakta yanlış yaparak kazanılmış savaş yoktur.

PKK, ben Türkiye’yi böleceğim, hatta yolunu bulabilirsem, tüm Türkiye’yi
ben yöneteceğim derken, siyasal iktidar, PKK ile uzlaşmakta ısrar edegeldi.

Türk Devletiyle, biraz silahlı mücadele biraz siyasal mücadeleyle,
PKK hem doğuda, hem de büyük kentlerde örgütlendi.

Dünkü PKK kalkışması; PKK’nın uyuyan hücrelerini harekete geçirdiğini göstermektedir.

Dün (AS: 7/8 Ekim gecesi) yaşadığımız terör, yalnızca PKK’nın ülkeyi nasıl bir kaosun içine sokacağının göstergesi olmanın dışında, teröre karşı ne yapılması gerektiğini de (eğer öğrenmişlerse) öğretir durumdadır.

Vekâlet savaşları, yani terör guruplarıyla ulus/milli devletleri istikrarsızlaştırma, Amerika’nın öteden beri yürüttüğü, bizlerin de kezlerce yazdığımız bir gerçektir.

Bu anlamda,

  • Hem IŞİD hem PKK terörü, ulus devleti yıkmak için
    ABD’nin istikrarsızlaştırma araçlarıdır.

Petrol bölgelerine ve ABD’nin kuracağı Birleşik Kürdistan bölgesine saldırdığı için, IŞİD yeniden düzene sokulacaktır.
Bu tür terör örgütleri, yeri ve zamanı gelince Amerika tarafından kullanılan örgütlerdir.
Bu tür örgütler, bazen çok desteklenirler ve büyürler, bazen destekler kesilir küçültülürler.
Ama hiçbir zaman tümüyle yok edilmezler.
Etnik ve mezhepsel parçalama stratejisi, ABD’nin değişmez yol göstericisidir.

  • Ülkemiz olağandışı bir kaos dönemine girmiştir.

Siyasal iktidar çok büyük suçlar işlemiş, ülkeyi uçurumun kenarına getirmiştir.
Dış politika olarak; Suriye’de Sünni temelde bir devlet kurdurma amacı,
başlı başına bir felakettir.


Savaşları göze almış, bu denli çok suça bulaşmış bir iktidarın,
demokratik seçimlerle alaşağı edilmesini düşünmek, saflıktan başka bir şey değildir. 
Siyasal iktidarın Amerika’dan istediği tek bir şey var;
Suriye’de Sünni temelde bir devlet kurmak.


Bunu daha önce Amerika Irak’ta yapmıştı. Sünni Saddam iktidarını ve devletini yıkıp, yerine Şii bir devlet kurmuştu. Bir buçuk milyon insan ölmüştü.

Bir yerdeki kurulu devleti dağıtarak, oraya istikrar getirilemeyeceği,
Irak’tan çıkarılacak en önemli derstir.

Siyasal iktidarın izlediği Suriye politikasıyla Suriye’ye istikrar gelmez.
Bölgeye de istikrar gelmez. Mezhep çatışmaları daha da büyür.

Bölge insanları ABD’nin bölgeye yaydığı vekâlet savaşlarından mustaripken, yenilerini çıkartarak istikrar sağlamak olanaksızdır.

Bölgedeki istikrarsızlığın tek nedeni; AKP, ABD, PKK işbirliğidir.

Bu siyaset bölgeyi kana bulamıştır.
PKK’yı ezmeden, sınırları denetim altına almadan, Türkiye’nin alabileceği bir yol yoktur.

Siyasetin bittiği yerde savaş başlar.

Bülent ESİNOĞLU : “Yol haritaları ve kriz sarmalı!” ve çağrışımlarımız..



Dostlar
,

Sn. Bülent Esinoğlu aşağıdaki yazısında gerçekten “kritik” değerlendirmeler yapmakta.

AKP iktidarda kalarak –ABD ve AB’nin tüm istemlerine uyarak- örtük dinci – faşist gündemini yaşama geçirmenin, iktidar olanaklarından sonsuza dek her türlü yolsuzluk dahil yararlanmanın peşinde. ABD’nin Davutoğlu ile çalışmak için sabırsızlandıklarını açıklaması ne anlama gelmektedir?

HDP dışı muhalefet de ABD-AB’nin gözünden düşmemek,
iktidar sırasının gelmesi için tam bir teslim oluş içinde..
Yıllarca kanlı savaşım verilen Batı maşası PKK’yı yasallaştırmak ne demektir?

2015 seçimleri için -öne alınmazsa- şimdiden ABD-AB diyeti tahsil etmiş;
iktidar – muhalefet de peşinen ödemiştir.

Acı faturayı da ülke ve halk ödüyor..
Artık son dönemece ya da son hamleye sıra gelmiştir.

Batı emperyalizmi, SEVR’den 92 yıl sonra Türkiye’ye “Şah” demektedir!

“ŞAH”, Misak-ı Milli kutsalına dokunulması ve özyurt Anadolu toprağından güneydoğuyu kopartarak Sevr’in eylemli olarak uygulamaya geçilmesidir.

Muahalefet – yurt savunması “doğrudan” halkın sırtındadır.
PKK’yı terör örgütü olmaktan çıkaran altı maddelik yasa‘nın (6551sayılı) RG’de yayımından sonraki 60 gün içinde AYM’ne götürülmesi için 110 milletvekilinin bulunması zorunludur. Yurtsever milletvekili Sn. Prof. Dr. Süheyl BATUM,
bu bağlamda da ilk imzayı vermiştir.. Sn. Emine Ülker Tarhan’ın adaylığında olduğu gibi..

  • AKP, CHP, MHP hatta HDP’den VATAN BÖLÜNMESİNE RAZI OLMAYAN, 
  • “TEK VATAN” içinde çözüm arayan 110 imza Türkiye için “kritik” ve
    ivedi duruma gelmiştir.

Söz konusu yasa 16.7.2014 günü, 29062 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlük almıştır.
Bu sitede o günlerde de uyarı yazılarına yer verilmiştir

Bölücü yasanın adı da tam bir tuzaktır : (6 maddelik yasa metni en alttadır..)

“TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR KANUN”..

Bu gün 34. gündür.. 26 gün kalmıştır 110 milletvekilinin imzası ile AYM’ne
(Anayasa Mahkemesi) iptal başvurusu için.

Herkesi ivedi yurt göreve çağırıyoruz..

Sevgi ve saygıyla.
26.8.2014 (07.25), Maçka – Trabzon

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

===========================================

Yol haritaları ve kriz sarmalı!

portresi

Bülent ESİNOĞLU
bulentesinoglu@gmail.com, 28.8.204

PKK’yı terör örgütü olmaktan çıkaran altı maddelik yasa (6551sayılı)
Meclis’ten geçince, siyasal iktidar, CHP’yi kendi suçuna ortak etmiş olmanın mutluluğunu yaşadı.

Bu sevinçle, bu yasaya dayanan yeni yol haritaları ve yeni kurul ve kurumlar oluşturma çabasına girdi. İzleme Komitesinin belirleneceğini açıkladı.

Bu yasa nedeniyle, gerek CHP’nin tabanında, gerekse MHP’nin tabanında öncülerde, çok yoğun bir huzursuzluk başladı.

  • PKK’yı terör örgütü olmaktan çıkaran yasayı,
    CHP Anayasa Mahkemesine götürmeyeceğini bildirince
    ,
    tüm umutlar Meclis dışı muhalefete kalmış oldu.

PKK’nın güneydoğuda devlet gibi davranıyor olmasını Anayasal zemine oturtmanın adı; “yol haritası” olarak isimlendirildi.

Bu yolun sonunda, Birleşik Kürdistan’a varacağını uman PKK,
gidişattan çok memnun.

Aslında yol haritasını PKK önceden çizmişti. Şimdi AKP ve CHP o yol üzerinden yürümeye devam ediyor. PKK’nın yol haritası ise; biraz müzakere biraz silah olduğundan, güvenceye alınmış bir yoldur.

Yazımın başlığına “Kriz sarmalı” adını vermiştim.
3 krizi bir arada yaşayacağımızı söylemek gerekir.

Birinci kriz vatan krizidir. Çünkü ülkemiz, toprak yitirmekle karşı karşıyadır.

İkinci kriz; Siyasal iktidarın IŞİD’a verdiği desteğin ülkemize yayılıyor olmasıdır.
Bu krizin, sosyal krizi de, bünyesine alacağı kesindir.

Üçüncü kriz ise; içinde bulunduğumuz bu karmaşa nedeniyle, çok yüksek faiz bile versek, Batıdan sermaye akışının duracağı veya azalacağıdır.
Avrupa’nın yaşamakta olduğu krizi de, buna eklersek, sıcak para akışının
daha da sıkıntılı olacağı anlaşılır.

Vadesi gelmiş borçların, yeni borç alınmaksızın ödenmesi olanaksızdır.
Zaten ekonomik kriz de buradan başlar. 60 milyar $ cari açık, 230 milyar $
2014 yılında ödenmesi gereken borç var.

Cari açık döviz açığıdır. Yani yabancı paradır.
Dışa bağımlı sanayinin sürmesi, yarı mamul alınması içim döviz gerekir.

Ülke bu krizlerin içine, şu 3 saldırı sonucunda geldi :

1. Cumhuriyete saldırı
2. Laikliğe saldırı,
3. Güneydoğuyu Türkiye’den koparma saldırısı yani
“Açılım ve Ordu’ya Ergenekon saldırısı”

Amerika, Avrupa ve iktidarın birlikte hazırladıkları yol haritası,
bu 3 saldırı ile yaşama geçirildi.

Muhalefetin iktidara, hem program hem de uygulamalar açısında çok benziyor olması, umutsuzluğun artmasına neden olmaktadır.

Umutsuzluğun asıl nedeni; bu siyasal iktidarın yarattığı sorunları çözebilecek bir seçeneğin olmamasıdır.

Varolan partilerin programlarıyla Türkiye bu çıkmaza girmiştir.
Aynı programla çıkmazlardan çıkılamaz.

Borç almadan borç ödeyebilecek düzeni oluşturmaya mecburuz.
Aksi takdirde, toprak kaybına uğrayacağız. Zaten Bulamaç ve Eşek adaları başta
olmak üzere, 16 adamıza Yunan bayrağı ve Yunan askeri yerleşmiş durumdadır.

Öyle bir muhalefet ile karşı karşıyayız ki, bu adaların iktidarın göz yumması sonucunda işgal edildiğini dahi gündeme getirmemektedirler.
Çünkü onlar da olaya aynı göz ile bakmaktadırlar.

AKP iktidarından önceki yıllarda böyle bir durum olsa,
Genelkurmay açıklama yapardı.

AKP böyle durumlara Ordu’nun vesayeti dediğinden,
Genelkurmay da, hükümetten izin almadan açıklama yapamıyor.

Anlayacağımız, toprak ayağımızın altından çekilecek, ama haberimiz olmayacak.
Bu kadar AKP propagandasının arasından gerçeği görmek ve onu açıklamak
artık büyük bir mücadeleyi gerektiriyor.

***********************************

16 Temmuz 2014  ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29062
KANUN

TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR KANUN

Kanun No. 6551                                            Kabul Tarihi: 10/7/2014

Amaç ve kapsam

MADDE 1  (1) Bu Kanunun amacı, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Uygulama, izleme ve koordinasyon

MADDE 2  (1) Hükümet, çözüm süreci kapsamında aşağıdaki hususlarda gerekli çalışmaları yürütür.

a) Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirler.

b) Gerekli görülmesi hâlinde, yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verir ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirir.

c) Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alır.

ç) Bu Kanun kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlar.

d) Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izler ve ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlar.

e) Gerekli mevzuat çalışmalarını yapar.

Yetki ve sekretarya

MADDE 3  (1) Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkilidir.

(2) Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülür.

Kararlar ve yerine getirilmesi

MADDE 4  (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.

(2) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.

Yürürlük

MADDE 5  (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6  (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

15/7/2014