Etiket arşivi: Başbakan RT Erdoğan

Hüseyin Akbulut : Türkiye’nin Kültür ve Sanat Siyaseti


Dostlar,

Bir kitap tanıtımı yapmak istiyoruz.

Yazarı : Hüseyin Akbulut

Kitabın adı : Türkiye’nin Kültür ve Sanat Siyaseti

Türkiye’nin Kültür ve Sanat Siyaseti
  • Yazar: Hüseyin Akbulut
  • ISBN:978-605-63620-7-1
  • Basım Tarihi: Eylül 2013
  • Boyutu: 13.5 x 21 cm.
  • Sayfa Sayısı: 376 sayfa
  • Müzik Eğitimi Yayınları No.46
  • Kültür Kitapları Serisi No.15
  • Fiyatı: 25TL.

Resmî tarih, elli yıllık bir dönemi bazen birkaç cümleyle anlatıp geçiverir.
Üstelik resmî tarih yazıcıları, kesin yargıları da bu birkaç cümleyle topluma kabul ettirmeye çalışır. Oysa, o birkaç cümlenin ardında hangi gerçekler, hangi niyetler,
hangi entrikalar, hangi yaşanmışlıklar vardır! Hele konu Devletin kültür/sanat politikası
ve kurumlarıysa…

Hüseyin Akbulut, içinde yaşadığı, sanatçı, seçilmiş yönetici ve atanmış bürokrat olarak yıllarını verdiği müzik ve sahne sanatları alanında, resmî tarihin ardında yatan
dev gibi gerçeklerin kapılarını aralıyor. Sanat ve siyaset dünyasında işlerin ve ilişkilerin, sanatçısı, siyasetçisi, bakan ve resmî tarih yazıcıları nasıl yürütüldüğünü, perde arkasıyla açıklıyor.

Öğrenci, keman sanatçısı, CSO’nun seçilmiş müdürü, Devlet Opera ve Balesi’nin
uzun süre kesintisiz görev yapmış atanmış genel müdürü ve Kültür Bakanlığı’nın müsteşar yardımcısı olarak yıllarını verdiği bu âlemde yaşananları, belgeleriyle, fotoğraflarla, tanıklığıyla anlatıyor, olaylarla ilgili düşüncelerini açıklıyor. Çuvaldızın ucunu pek çok ilgiliye, bu arada kendisine de batırmaktan kaçınmıyor. Kültür/sanattan yoksun siyaset ile siyasetten yoksun sanat dünyasının berrak bir görünümünü çiziyor.

Tüm bu özellikleriyle bu kitap, alanında bir “ilk”… Yalnızca sanatçıların, sanatseverlerin değil, eski ve günümüz siyasetçilerinin, bürokratlarının “ibretle” okuması, gerekli dersleri çıkarması, kendi özeleştirilerini yapmaları için güç alması gereken, anı ve gerçeklerle özgün görüşlerin içiçe sunulduğu önemli bir kitap bu…

Şefik Kahramankaptan

İçindekiler
  • Yaşamıma Yön Veren Kurumlar: Köy Enstitüleri ve Gazi Eğitim
  • Düşlerimizdeki Okul
  • Olağanüstü Bir Müzik Dünyası: Rubin Müzik Akademisi
  • Gazi, Kuruluş İdeallerinden Nasıl Uzaklaştırıldı?
  • Derinlikli Tarihiyle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
  • Kenan Evren ve Müzik
  • Başkente Bir Kültür Kompleksi Kazandırılabilir mi?
  • Turgut Özal ve Müzik
  • Yıl 1926: Riyaset-i Cumhur Orkestrası Avrupa Limanlarında
  • Hipodrom Konserleri
  • Yasa Tanımayan Kültür Bakanı
  • Bir Güldürü Öyküsü: Kaybolan Pasaport
  • Bir Cumhuriyet Kurumu: Opera
  • Opera ve Bale Sanatları İçin Verilen Savaşım
  • Bitmez Tükenmez Aspendos Kavgası
  • Devlet Balesi Kayseri’de
  • Kültür Bakanı’nı Mahkemeye Veren Genel Müdür
  • Operada Namaz
  • Bazı Operacıların Refah Partisi’yle İşbirliği Girişimi
  • Süleyman Demirel ve Müzik
  • Hikmet Şimşek Cumhurbaşkanı Demirel’e Nasıl Emretti?
  • İktidardan Düşüren Senfoni
  • DSP’li Hükümetler Dönemi
  • İstifamı Önleyen Kültür Bakanı
  • Kültür – Sanat Büyük Ödülü
  • Devlet Sanatçısı Unvanının Sonu
  • Büyük Sıçrama: Beş Yeni Opera-Bale Kurumu
  • Antalya’ya Opera – Bale: Ahmet Taner Kışlalı’nın Özlemi
  • Veda Zamanı
  • Yurdumuzun Kültür ve Sanat İşleri
  • Bakanlıktaki Göreve Nasıl Atandım?
  • Devlet Sanat Kurumlarının Yeniden Yapılanma Serüveni
  • “Lirik Tarih” Gösterisi ve Yekta Kara Soruşturması
  • Kültür Bakanlığında Ürettiğimiz Yeni Projeler
  • Fazıl Say ’ın “Nâzım Hikmet Oratoryosu”
  • Ahmet Necdet Sezer ve Müzik
  • Bir Dönemin Sonu: Gemi Alabora Oluyor
  • AKP’nin İktidarı Ele Geçirmesi
  • Kültür Bakanlığı’nın Kapatılarak Turizme Eklenmesi
  • 2014’e Girerken Türkiye’nin Görünümü
  • Kültür ve Sanata Soluk Aldıracak Yaklaşımlar Nasıl Olmalı?
  • İsim Buldurusu
    (www.muzikegitimi.net, 2.11.13)

**********

Değerli Akbulut ile ADD’de Genel Yönetim Kurulu üyesi olarak çalıştık (2006-2007).

Bir sanat – kültür adamı olarak inceliğinden, zarafetinden, duruşundan,
söz söyleyişinden hep öğrendik..Şimdi de ömrünü verdiği Türk sanat – kültür yaşamına tanıklıklarından öğreneceğiz.
Zaten bu kapsamlı kitabına (376 sayfa) verdiği başlığın da üstünde“Yaşananlar, Tanıklıklar, Düşünceler Işığında” notunu üzelliekle düşüyor.Bu notu özellikle önemsiyor sayın Akbulut ve kitabının adeta gerekçesi sayıyor.
Bir boyutuyla da ..bunca yaşanan, tanıklık edilen olaylar ve düşüncelerin yazılması
boyun borcuydu, başka türlü yapılamazdı.. diyor bize göre.
Nitekim 28.10.13 günü Çağdaş Sanatlar Merkezinde ADD panelinde bize bu değerli kitabını imzalarken de söz konusu hususu – gerekçesini bir kez daha dile getirdi.
Türkiye, AKP yönetiminde Kars’taki insanlık anıtının “Allah-u ekber” diyerek kafasını kesen ve yere indirerek kaldıran bir acı – utanç veren dönem yaşamakta.Başbakan RT Erdoğan, yontu sanatçısı Sayın Mehmet Aksoy‘un bu yontuları için, çok yetkisi varmışçasına, sıkı bir sanat eğitimi almışçasına, “Ucube” buyurmuş ve kaldırılmasını Kars belediyesine emretmiş, ne yazık ki yüz kızartıcı buyruk, üstelik
dinsel bir ritüelle, “Allah-u ekber” nidalarıyla yontunun kafaı kesilerek yerine getirilmişti (14.6.11)!Ve Türkiye, Afganistan’ın Talebanları ile aynı lige sokulmuştu (14.6.11);
Resam Bedri Baykam‘ın deyişiyle,

  • ”Dünya, Türkiye’yi ikinci Taliban olgusu olarak yansıtacak…”
Salt Türkiye için değil, insanlık tarihi adına da kahreden bir acı olaydır bu.
Örnekler ne yazık ki tek de değil.. Başkent belediye başkanı da “böyle sanatın içine tüküreyim..” diye kükremişlerdi (!)..

Bu karanlık dönemi de aşacak Türkiye..Dar ve de zor dönemler, sanatçıların – aydınların topluma yol göstermesi – öncülük etmesiyle aşılır.. Sn. Akbulut de bu kitabı ile ükemizin kritik dönemecinde bu sorumluluğunu yerine getirmekte.
Eylül 2013 tarihli önsözünde şu kaydı dikkate değer :
Kitap, Türkiye’nin inişli – çıkışlı kültür tarihine bir bakış niteliği taşıyor..
Betz hücrelerinize sağlık Sayın Akbulut..
Sayın Akbulut’un bu sitede daha önce bir makalesine yer vermiştik :

Devlet Tiyatroları kapanmanın eşiğinde!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 2.11.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

SAĞLIKTA KAMU-ÖZEL ORTAKLIĞI VE ŞEHİR HASTANELERİ

Dostlar,

AÜTF Dönem 6’da son sınıf öğrencilerimize (İnt. Dr.) 1 aylık Halk Sağlığı stajları sonunda sunmak üzere birer seminer konusu veriyoruz.

Bunlardan birini kamuoyu ile de paylaşmakta yarar var :

SAĞLIKTA KAMU-ÖZEL ORTAKLIĞI VE  ŞEHİR HASTANELERİ 

İlgi ve bilginize sunarız.

Başbakan RT Erdoğan’ın “hayalleri” nin ardalanını / içyüzünü göreceksiniz..

31 yansıdan oluşan özlü sunuyu izlemek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki)
tıklar mısınız?

Kent_Hastaneleri_Ekim_2013

Sevgi ve saygı ile.
1.11.13, Ankara
Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net


Dr. Reşit Galip Bunları Hak Etmiyor


Dostlar
,

Eğitimbilimci Sayın Mutafa Gazalcı, belglere dayanarak Dr. Reşit Galip hakkında gerçekleri aşağıdaki yazısında aktarmış. Kalemine sağlık.

Bizzat Başbakan’ın kin ve intikam kokan bir eda ile kamuoyu önünde tarihsel gerçekleri saptırması ve az okuyan / okumayan / seyreden ve duyduğuna inanma eğiliminde olan kitleleri yanlış yönlendirmesi, ayrımcılığa koşullandırması, Sn. Gazalcı’nın nezaketli söylemi ile “ne kadar acı” olmanın ötesinde ayıptır, utanç vericidir, iftiradır ve sözde uğruna anlamsız bir savaş verdikleri dinleri adına da ağır bühtandır..

Hele kendisini savunamayacak bir faninin ardından..

“Türkçe ezan” ın neresi zulümdür??

Arap ülkesinde insanlar Arapça olarak namaza ağrılmaktadır.
Ezan bir çağrıdır, araçtır, kutsallık yüklemek ya aptallıktır ya da kasıtlıdır.
Türk ulsalcılığını Arap milliyetçiliğine kurban eden ümmetçi teslimiyetçiliğin özgüvensizlği, sığlıpı ve zavallılığıdır.

Kafatası ölçümleri..

Tümüyle bilimsel Fizik Antropmetrik çalışmalardır.

Bu tür ölçümler günümüzde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bu sayede elbise, şapka, ayakkabı, eldiven, bina yükseklikleri, kapılar, merdiven trabzanları, tıp araç – gereçleri, otomotiv…. hemen hemen yaşamın her alanında
bu standartlar istatistik dağılım hesaplarıyla geliştirilmektedir.

Toplumların boy ortalamaları uzadıkça ve bedende organ oranları değiştikçe
standartlar güncellenmektedir. Örn. çene, el ve ayaklar küçülmekte;
gözler ve baş büyümektedir.

Kaldı ki, Arkeolojik buluntularda yapılan Fizik Antropmetrik ölçümler ile
tarihsel zamanlarda farklı ırkların yaşam alanları, göçleri, kaynaşmaları…
inceleme aracıdır.

Tabii bunlar bilimsel bilgilerdir.
Biraz – epey matematik ve muhakeme… ister, zahmetlidir; ezberle olmaz..

Okullarda Arapça, Sier, Fıkıh, Ahlak-Din Kültürü (??!!).. Felsefe – Mantık – Matematik – Yabancı diller – Sanat – Estetik’in önüne geçerse,
böylesi sorgulamayan bağnaz (fanatik) kafalar yetişir.

O kafalar ki; Afganistan’da heykeleri parçalayan anlayıştan daha vahşi
ve ilkel biçimde heykellerin kafaları “Allahu ekber” nidaları eşliğinde kesilir!.

  • Türkiye,
    – insanlık tarihinde ender görülen bir dinci karanlığa ve
    – etnik boğazlaşmaya sürükleniyor..

Başlıca ağır vebal de AKP ve Başbakan RT Erdoğan’ın omuzlarında..

Tarih, Başbakan RT Erdoğan‘ı ne yazık ki bu yönleriyle de kaydedecektir.

***************

Meslektaşımız, gerçek yurtsever ve devrimci, yurt savunmasında tıbbiyeye ara veren 20’li yaşlarında bir öğrenci kahraman, 1933 Üniversite Reformu‘nun mimarı,
Mustafa Kemal Paşa ile Sofra’sında yüzüne cesaretle ve edeple tartışmasını bilen ve
o Büyük Mustafa Kemal ki, kendisindeki cevher farkedilerek Milli Eğitim Bakanı yapılan bir değer… (çoğu lider bu tür davranışlar göstereni aforoz ederdi değil mi!?) olan
Dr. Reşit Galip‘i derin hürmet, şükran ve minnetle anıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
Yozgat, 17.10.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

Resit_Galip_jpg

 

Dr. Reşit Galip Bunları Hak Etmiyor..

Mustafa_Gazalci

Mustafa GAZALCI

Atatürkçü Düşünce Derneği
Bilim Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu Üyesi

 

 

Başbakan, 8 Ekim 2013 tarihli partisinin grup toplantısında yine esti yağdı.
Gerçekleri çarpıttı. Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip’i, “Türkçe ezan zulmünün mimarlarından”, “insanları kafataslarına göre sınıflandıran anlayışı destekleyen sözüm ona bir bilim insanı” olarak tanıttı.

Salondakiler de Başbakan’ın bu sözleri üzerine Dr. Reşit Galip’i yuhaladılar.

***

Kimdir bu “zulümcü”, “kafatasçı” olarak tanıtılan Dr. Reşit Galip, ne yapmıştır?
O’nun kim olduğunu, neler yaptığını anlamak için “Atatürk’ün ‘Fikir Fedaisi’
Dr. Reşit Galip” adlı yapıta bakalım: (*)

. Dr. Reşit Galip; 1893 yılında Rodos’ta doğdu.

. Liseyi İzmir’de okudu,1911’de İstanbul Tıp Fakültesine girdi, öğrenciyken çıkan Balkan ve 1. Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katıldı, Kafkasya cephesinde savaştı,
daha sonra İstanbul’a dönerek okulunu bitirip doktor oldu.

. Köycülük Derneği’nde çalıştı, gelişmenin köylerden başlamasını savundu.
Bu yüzden adı “Köycü Galip” e çıktı.

. 1923’te Mersin’de serbest doktorluk yanında, aynı zamanda Türk Ocağı Başkanlığı, Ticaret Lisesinde öğretmenlik yaptı, Mersin gazetesinde başyazılar yazdı.

. 1925’ten sonra üç dönem Aydın Milletvekilliği, iki yıl İstiklal Mahkemesi üyeliği yaptı.

. CHP Genel Yönetim Kurulu üyesi olarak, partinin gençlik, eğitim, Halkevleri, Türkçe çalışmalarını yürüttü.

. Dolmabahçe’deki bir yemekte zamanın Milli Eğitim Bakanını sert bir dille eleştirince, Atatürk, “Yoruldunuz, biraz dinlenin..” diyerek sofradan ayrılmasını istedi.

Dr. Reşit Galip, “Burası sizin değil, milletin sofrasıdır,
herkes gibi benim de oturma hakkım var.” diyerek kalkmadı.

.Bu olaydan kısa bir süre sonra 1932 yılında, Atatürk’ün önerisiyle Milli Eğitim Bakanlığına getirildi. Rahatsızlığı nedeniyle bakanlıkta 11 ay kaldı.

. 1933’te İstanbul Üniversitesi reformunu gerçekleştirdi,
okullarda okunan Andı kaleme aldı.

. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu çalışmalarına katıldı.

. 1934 yılında daha 41 yaşındayken öldü, öldüğünde cebinden 5 lira çıktı.

***

Dr. Reşit Galip hakkında söylenenler                              :

Atatürk     :

  • “O hem doktordur, hem hukuk doktorudur, hem siyaset doktorudur,
    hem edebiyat doktorudur ve güzel arkadaştır.”

Hasan Âli Yücel: “Sapına kadar devrimciydi…
Bizzat yüzüne tenkit ettiği Atatürk’ün devrimci ruhuna, hayatın her anında sadık kaldı.”

Saffet Arıkan: Dr. Reşit Galip, Cumhuriyet Türkiye’si tarihinde,
adı daima sevgi ve saygı ile anılacak bir devlet ve fikir adamıdır.”

Yunus Nadi: “Dr. Reşit Galip, bir çalışma örneği olarak daima gözlerimizin önünde yaşayacaktır.”

***

Cumhuriyete, dilimize, tarihimize, eğitimimize kısacık yaşamında bunca hizmeti olmuş bir değerin yeni kuşaklara zulümcü, kafatasçı olarak tanıtılması ne kadar acı.

Aslında Cumhuriyet’e, Atatürk’e doğrudan söz söyleyemeyenler,
dolaylı olarak O’nun değerlerlerine saldırıyorlar.

***

  • Andın kaldırıldığı, türbanın devlette, okullarda özgür olduğu gün
    Dr. Reşit Galip de “zulmün mimarı, kafatasçı” olarak tanıtıldı.

Kalıcı olan yalanlar değil, gerçeklerdir.

* Yener Oruç, Atatürk’ün Fikir Fedaisi Dr. Reşit Galip,
Günümüz Gözüyle, Gürer Yayınları, 3. Baskı 2008

“Niyete gözaltı”ya Barolar Birliği’nden tepki


Dostlar,

Faşistleşen hükümetler başlıca 2-3 tipik eylem sergiler..

İlki polisin yetkilerini artırarak polis devleti inşa ederler.
AKP de bunu yapmaya çabalıyor.
Gezi eylemlerinde 6 insan öldürüldü …… ama Başbakan RT Erdoğan,
“destan yarattılar” diye halkın vergisinden polise ikramiye verdi
Elektrik şoku vererek insanları bayıltan elektroşok tabancaları
İstanbul polisine dağıtıldı. Bakalım kaç can alacak bu aletlert??

Polise savcı izni olmadan gözaltı yetkisi gündemde..

Barolar Birliği Başkanı Sayın Prof.Dr. Metin Feyzioğlu aşağıdaki haberde bu konuyu işlemekte.

İkinci olarak, seçimlerde hile, seçim sistemi ile oynama ve iktidaardan gitmeme oyunları..

Üçüncü olarak ülkede iç kargaşa hatta savaş çıkarma ya da dış çatışma – savai çıkarma.. Böylelikle seçimleri ertleme, yapmama, sıkıyönetim – OHAL rejimi ile demokrasiyi askıya alma, ekonomik bunalımı maskeleme..

Öbür faşizm belirtilerine girmeyelim..

Yaşadıklarımız tipik olaarak bu tablodur.

AKP giderek daha da koyu faşistleşiyor..
Üstelik Hitler – Mussolini’den beter olarak bir de dinci baskı boyutuyla
İSLAMİ FAŞİZM..dayatarak!

Aklı başında sağduyu sahibi AKP yöneticilerine ve
AKP’ye oy veren yurtsever sağduyulu yurttaşlara önemle duyuruyoruz
bu Bayram arefesinde..

Faşizm insanlık tarihinin çöplüğüne gömüldü.

Hitler ve Mussolini’nin başına gelenler ise… 80 – 90 yıl sonra Türkiye’de yinelenmesin dileriz..

Sevgi ve saygı ile.
15.10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=========================================

“Niyete gözaltı”ya Barolar Birliği’nden tepki

Musa Kart çizimi : Alfabeye eklenen Q – X – W harfleri

Musa Kart çizimi : Alfabeye eklenen Q – X – W harfleri

Musa_Kart_cizimi_5.10.13

 

 

 

 

 

 

 

 

Cumhuriyet, 5.10.13

Eskişehir valisi, “Oğlum İsmail…” diye başlayarak e-ileti ile bir gazeteciyi tehdit eder..

Başbakan RT Erdoğan ise “İyi bir arkadaşımızdır..” diye zırvayı tevile çalışır..

Ata sözü : Zırva tevil götürmez..

Demokrasinin gereği dileğimiz : Vali hakkında soruşturma açılmalı, “soruşturmanın selameti” bakımından Başbakanın iyi arkadaşı bu kamu görevlisi açığa alınmalıdır..

AKP’nin ileri demokrasisi ile yönetildiğimizden, Başbakan RT Erdoğan bu haddini bilmezi ister asmalı ister kesmelidir..

Not : Birkaç yıl önce bir 23 Nisan töreninde Başbakan RT Erdoğan,
koltuğuna oturttuğu ilkokul öğrencisi kız çocuğuna aynen,

  • “Artık Başbakan sensin, ister asar ister kesersin..” buyurmuşlardı.

Sevgi ve saygı ile.
08..10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net