Prof. Dr. Süleyman ÇELİK : Eğitimde millilik kaybedildi

Eğitimde millilik kaybedildi

Süleyman Çelik, değişen eğitim müfredatını yazdı.

Prof. Dr. Süleyman ÇELİK
ADD Samsun Şb. Eski Başkanı
14.8.2017, AYDINLIK web sitesi

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Tayyip Erdoğan, ‘İslâm Dünyası Yükseköğretim Alanının Oluşturulması’ toplantısı açılış oturumunda yaptığı konuşmada, “Soran, sorgulayan nesil yetiştirememekten” yakındı. “Soran, sorgulayan” nesil yetiştirebilmek bir eğitim sistemi meselesidir.

İNSAN ÖZGÜR ORTAMDA GELİŞİR

İnsanlar özgür bir ortamda büyür ve eğitilirlerse; yani kuşkuya, özgürce soru sormaya/ sorgulamaya, eleştiriye ve tartışmaya yer veren; kısaca demokrasi kültürüne dayalı, eleştirel akılcı bilimsel eğitim görürlerse akılları gelişir; yaratıcı olur, buluş ve keşifler yaparlar. Kendi akılları ile sorunların üzerinden (AS: üstesinden) gelebilecekleri için kimsenin peşine takılmaz; yalnız akıl ve bilimi rehber edinir, demokratik rejime uygun, özgür birey olurlar. Buna “Aydınlanmacı Eğitim” denir.

Tersine dogma, hurafe, korku masallarına dayalı; olayları / olguları neden – sonuç ilişkisi ile açıklamayıp doğaüstü güçlere bağlayan; tabular dayatılan, biat kültürünü esas alan, ezberci eğitim sistemi ile eğitildiklerinde, insanların akılları gelişmez ve büyüdüklerinde de bebekler gibi içgüdüsel reflekslerle yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar. İçgüdüsel refleksler, yaşamın sorunlarının üzerinden gelmeye yetmeyeceği için, bunlar kullanılmaya elverişlidirler; çoğu kendilerini güdecek bir şarlatanın peşine takılır / mürit olur ve kullanılırlar. “Dogma, tabu, biat, mürit” gibi sözcükler genellikle dini söylemler olmakla birlikte demokratik olmayan ideoloji ile yönetilen ülkelerde de eğitim bu şekilde yapılır.

ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN ÖNEMİ

Önüne engeller konulmuş sular bazen taşar; bentleri, barajları yıkarak felaketler oluşturur. Önüne engeller konularak gelişmesi önlenmiş akıllar da taşabilir; o zaman karşımıza El Kaide, IŞİD, Boko Haram vs. olarak çıkıp felaketlere neden olurlar…

Sayın Erdoğan’ın aynı konuşmasında, “Hoca kılıklı şarlatanın peşine takılan insan müsveddeleri; doçent, profesör olmuşlar ama şarlatan için ‘bize şah damarımızdan daha yakın’ diyorlar,” diye tanımladığı FETÖ’cüler, bu şekilde eğitilmiş insanların tipik örnekleridir. Bunların okumuş olmaları, profesör ya da general olmaları fark etmez.

  • 15 Temmuz’da gördüğümüz gibi, koskoca generaller, hiçbir askerlik bilgileri olmayan sivil imamların aklına uyup darbe yapmaya kalktılar.

Batı, Aydınlanma Devrimi ile aydınlanmacı eğitime geçerek Ortaçağ karanlığından çıktı ve daha önce gerisinde olduğu Doğu’nun önüne geçti, sömürmeye başladı.

Atatürk devrimlerinin nihai (AS: sonal, soncul) amacı Aydınlanma Devrimi idi.

  • Atatürk, “Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller istiyor”diyerek bu amaca aydınlanmacı eğitim ile erişilebileceğini işaret etmişti. Bu nedenle eğitim en önem verilen konu oldu. Öyle ki, öğretmenlere milletvekillerininki kadar aylık verildi.

‘BENİM DE PEŞİMDEN GELMEYİN’

Bununla birlikte cehalet diz boyu idi ve bu eğitimi uygulayacak yeterli eğitimci yoktu. Padişahın kulu olarak yetiştirilmiş öğretmenlerin çoğunluğu Aydınlanmadan habersizdi.
Öyle ki Samsun’da öğretmenlerle yaptığı bir söyleşide, söz alan herkes, mürşit (kılavuz, rehber) ve benzeri betimlemelerle kendisine övgüler dizerek konuşunca, Atatürk söz almış ve özetle şu konuşmayı yapmıştır:

  • “Kardeşlerim, gönülden söylediğinize inandığım için iltifatlarınıza teşekkür ederim. Ancak geçmişte milletimizin başına ne geldiyse bir insanı mürşit edinip peşinden gitmeleri yüzünden gelmiştir. Artık ben de dahil, hiç kimseyi mürşit edinmeyin. Benim de peşimden gelmeyin. Yalnız bilimi rehber edinin” diyerek kısaca “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” şeklinde özlü söze dönüştürülen konuşmasını yapmıştır.

Köy Enstitüleri ile amaca erişilir gibi olunmuştu ki, halkımızın mürit olarak kalmasını isteyen emperyalistler ve yerli egemenler / işbirlikçilerce kapatıldılar. (AS: 1954, Demokrat Parti, Adnan Menderes hükümeti.. ayrıca Halkevleri ve Halkodalarını da DP-Menderes kapattı!)

EĞİTİMDE MİLLİLİK KAYBEDİLDİ

Bundan sonra gerici ya da aymaz / sapkın iktidarlarca adım adım aydınlanmacı eğitimden uzaklaşılarak dogmatik / ezberci eğitime doğru gidildi. Sonunda ‘Milli Eğitim’ milliliğini kaybetti. Özlemle andığımız Sevgili Ahmet Taner Kışlalı‘nın deyimiyle

  • Milli İhanet Bakanlığı’‘na dönüştü.

Bu Bakanlıkça hazırlanmış olan Yeni Öğretim Programı (müfredat) ile eğitim tümüyle dogmacı / ezberci sisteme dönüşecektir. Bu eğitim programı ile Türkiye Ortaçağ’a gider / Suudi Arabistan düzeyine düşer.
===================================
Dostlar,

DİNCİ – KİNCİ NESİLLER YETİŞTİRECEK EĞİTİMİ HALKIMIZ REDDECEKTİR!

Sayın Prof. Dr. Süleyman Çelik Eczacılık kökenli Farmakoloji hocasıdır. Uzun yıllar Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyeliği yapmış ve emekli olmuştur. Nitelikli bir Cumhuriyet aydınıdır. ADD’de (Atatürkçü Düşünce Derneği) dava arkadaşımızdır. Bu yazısıyla, AKP = RTE‘nin eğitim – öğretim programında geçtiğimiz ay yaptığı kökten gerici – yobaz yetiştirmeye dönük değişikliği özlü biçimde irdelemekte.

Dileriz uyarılar tek yetkiliye = TEK ADAM‘a erişir!? Ancak umutlu olmak için bir neden yok! Çünkü;

  • ”… dindar ve kindar bir nesil yetiştirmede kararlıyız..” diyen de,
  • ”.. okullarda altyapı vb. tamam, sıra müfredatta..” diyen de;
  • ”.. sosyal kültürel alanda beklediğimiz dönüşümü yapamadık..” diyen de aynı kişi;
    AKP’li Cumhurbaşkanı, laiklik karşıtlığını kezlerce itiraf etmiş R.T. Erdoğan!

Dolayısıyla kafalar duvara çarpmadan feci sonuçların öngörülemeyeceğini düşünüyoruz.

Öte yandan;
– bunca gerici, yobaz, ayrımcı, ötekileştirici, toplumu bölücü ve çatışmaya sürükleyici,
– pozitif bilimler yerine din adına hurafe ile doldurulmuş, ezberci – sorgulamayan,
– din için savaşacak cihat militanı yetiştirmeyi….. hedefleyen,
– temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı,
– laiklik düşmanı,
– Anayasa’nın başlangıç hükümleri ile 2, 24, 42 ve 174. maddelerine açıkça aykırı,
– Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası hukuk metinlerine, başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi… olmak üzere açıkça aykırı..
Artık tartışılmayan Bilimsel bir gerçek olan EVRİM’i dışlayan,
– Ülkemizin kurtarıcısı – kurucusu ATATÜRK‘ü ve Devrim tarihimizi görmezden gelen
Dinci – kinci nesiller yetiştirmeye kararlı ….

Dolayısıyla bu gerici sistem üzerinden toplumu oy deposu müritlere dönüştürmeyi ve ölene dek iktidarda kalmayı, sonra da halife sultanlıkla cülusu (babadan oğula geçen iktidar) hedefleyen bir anti-demokratik siyasal iktidar olgusu ile yüz yüzeyiz..

Ne var ki, böylesine bir eğitim – öğretim programı (!) çokkültürlü bir toplumda, 21. yy’ın şafağında değil Türkiye’de, Körfez Emirlikleri – Afrika kabilelerinde bile asla dayatılamaz!

Bu girişim ölü doğmuştur, meşru değildir, hatta suçtur. İktidar açıkça suç işlemektedir. Cumhuriyetin savcıları, Cumhuriyet Başsavcısı görevlerini artık yapmalıdır.

Danıştay ne beklemektedir önüne getirilen bu Yönetmeliği oyalanmadan iptal etmek ve Yürürlüğünü Durdurmak (YD) için? OHAL mi engeldir YD kararına? O halde yargılamayı hızla tamamlamak ve bu belayı ülkenin başından okullar başlamadan defetmek gerekir.. Yargıç cübbesinin olmayan düğmelerini Başbakan iken Erdoğan’ın önünde iliklemeye çalışan (bilinçaltındaki biatçı eğitimin içgüdüsel refleksi!) kimi yetkililer artık hiç olmazsa gölge etmemelidir.

  • Cumhuriyetin öğretmenleri ve veliler böylesine halkı hiçe sayan faşist ve çağdışı, bütünüyle hukuksuz, TBMM’de özgürce tartışılıp onaylanmamış, toplumsal uzlaşma aranmayan ve olmayan… çocuklarımızı geleceğe hazırlamayan bu dayatmayı tanımayacak, uygulamayacak ve fiilen kadük bırakacaklardır. Büyük ATATÜRK‘ün kurduğu ve bizlere kutsal bir emanet olarak bıraktığı
  • AYDINLANMACI Türkiye Cumhuriyeti, hiç kimsenin ve hiçbir kurumun yol geçen hanı olarak göremeyeceği ölçüde saygın ve köklüdür. Herkes attığı adıma dikkat etmeli, ”haddini bilmelidir”! AKP iktidarı da elbette gidicidir, sonu görünmektedir ama Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün koyduğu ilkelerle ilelebet payidar kalacaktır. 

    Sevgi ve saygı ile. 14 Ağustos 2017, Tekirdağ

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Karaman davası yarın başlıyor

Karaman davası yarın başlıyor

 

Ensar Vakfı ve Karaman İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’nin (KAİMDER) Karaman’daki yurtlarında 10 çocuğun cinsel tacize uğramasına ilişkin açılan dava yarın başlayacak.


Ensar Vakfı
ve
Karaman İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’nin (KAİMDER)
Karaman’daki yurtlarında 10 çocuğun cinsel tacize uğramasına ilişkin açılan dava yarın başlayacak. “Tecavüz” ve “cinsel istismar” suçlarından tutuklanan ve 600 yıla yakın hapis cezası istenen 54 yaşındaki öğretmen Muharrem B., Karaman Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez yargıç karşısına çıkacak. Öte yandan dosyadaki eksiklerin giderildiği öğrenildi. Tacize uğrayan çocukların ifadeleri ve ilişkili raporlar dosyaya girdi. Sanığın suçunu kabul etmiş olması nedeniyle delil tartışması yapılmayabileceği, kamuoyunda tepkinin büyümesini engellemek amacıyla yarın karar çıkabileceği yorumu yapılıyor.

AVUKATLIĞINI ÜSTLENEN OLMADI

Edinilen bilgilere göre, sanık Muharrem B. güvenlik gerekçesiyle duruşmaya cezaevinden
tele-konferansla bağlanacak. Duruşmaya bir gün kaldığı halde sanığın avukatı yok,
çünkü savunmayı üstlenecek bir avukat bulunamamış. CMK’ya göre Karaman Barosu’nun
bir avukat görevlendirmesi bekleniyor. Yarınki duruşmada CHP’li milletvekillerinin yanı sıra Karaman Barosu yönetimi ile 30’u aşkın avukat davaya müdahil olacak.
(http://www.aydinlikgazete.com/turkiye/karaman-davasi-yarin-basliyor-h86535.html, 19.4.16)

=================================

Dostlar,

Her şeye karşın adil yargılanma yapılsın..
Karaman Barosunun avukat görevlendirmesi gerçekleşsin..
(Ceza Muhakemeleri Yasası gereği zorunlu; md 74/2, 101/3, 147/c, 156, 234/3 ve 5)
Sanık öğretmen 54 yaşındaki Muharrem B., her şeye karşın savunma hakkını kullansın.
Bir avukatla savunma hakkı kutsal ve vazgeçilemez savunma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.
Uygar – laik insanlığın yüksek hukuk ve adalet ülküsünün yansıması olarak,
bu insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan kişi de hukukun olanaklarından yararlansın ve eylemine uyan ceza ne ise ona çarptırılsın…

ANCAAAKKK….

54 yaşındaki din öğretmeni Muharrem B, bataklıktan sızan berbat bir kokudur, o denli..
Asıl olan bu bataklığın köküne inebilmektir..
Ülkenin içine sürüklendiği sefalet, dinci – kinci AKP iktidarı ile koyulaşmıştır.

Çaresi uygar EĞİTİM ile başlıyor..
Laik – bilimsel – karma – uygulamalı – sorgulayan bir AYDINLANMACI eğitim!
İnsanı sosyalleştiren, dürtü denetimini öğreten, kendini değerli duyumsamasını sağlayan..
Özgüven – özsaygı ve geçerli bir meslek edindiren..
Hoşşgörü ve paylaşmayı öğreten, haklarına razı olan ve başkalarının hakkına saygı duyan..
BARIŞSEVER, güzel sanatlar – kültür – edebiyat – müzik… ile barışık..
Özyeterlik kazandıran, geçerli yabancı diller öğreten, yoksulluk ve yoksunluktan kurtaracak..
Başı dik ve onurlu, demokrasi aşığı, tarihini bilen, ulusuna – vatanına bağlı..
Kürselleşen dünyada ayakta kalıp rekabet edebilecek yetileri kazanmış..
Sürekli öğrenmeye odaklı, bilişim çağı yeterliklerine sahip..
Özetle insanı insan yapan, insanlaştıran bir örgün ve yaygın eğitim..
……….
İstediğimiz ve gereksinim duyulan, çağın gereği olan eğitim tam da budur..
AKP ise maalesef bunların tam tersini yapıyor..
Dinci – kinci, ayrımcı, kadını aşağılayan, haremlik – selamlık.. eğitim ve yaşam!?
Sosyalleşemeyen ve dürtü denetimini öğrenemeyen, kadını aşağılayan ve nesne gören..
Sorgulamayan ama inanan, hurafelerle tutsak alınmış, ruhsuz ve robot insanımsılar..

4+4+4 ile okuldan koparılan çocuk gelinler.. (Sayıları 180 bini aşkın!)
TRT’de yapılan ihanet programları : 6 yaşında kız çocuğuyla evlenme caizdir safsatası!
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hurafe kervanına katılması, susması, hatta çanak tutması..
Milli Eğitim’in görevini yapmayışı..
TOKİ‘nin öğrencilere yeterince yurt yapmak yerine lüks konut, KAÇAK SARAY .. yapması.

  • Büyük ATATÜRK‘ün pislik yuvaları diyerek kapattığı tarikat – tekke – türbe – zaviyelere
    göz yumulması, her türlü desteğin verilmesi!
    ……………
    ………….

*****
Bu ağır ve çağdışı – akıl dışı, dinci – ilkel kuşatma kabul edilemez, bu tablo sürdürülemez…
AKP döneminde son 13,5 yılda bu tür ahlak dışı cinsel istismar, insest, Medeni Yasa’yı
hiçe sayan imam nikahı evlilikler, kadına yönelik şiddet ve öldürme, özekıyım (intihar).. kezlerce katlanarak büyüdü.. Artık mızrak çuvala sığmıyor..
AKP artık kendine gelmeli ve bu tür vahşetlere yol veren nedenler sistemli olarak – hızla
toplumsal yapıdan, hukuk dünyasından, medyadan, kurumlardan, kültürden.. ayıklanmalıdır.

Peygamberden önceki ilkel Vahhabi kabilelere döndürüldük neredeyse..
Kendimizden utanıyor ve isyan ediyoruz.. Dünyaya rezil oluyoruz..

Hiç utanıp sıkılmadan üstüne üstlük AKP bir de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını engelliyor.. Oysa bu törenler yapılmalı ve Karaman’da din öğretmenlerince
birkaç yıldır ırzına geçilen çocuklarımızdan bir anlamda özür dilenmelidir..

Sevgi ve saygı ile.
19 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com